T.C.
İSTANBUL
11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2021/337 Esas
KARAR NO :2024/165
DAVA:Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:12/05/2021
KARAR TARİHİ:07/03/2024
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonrasında;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin ...'nun Türkiye pazarındaki faaliyetlerini yürütmek üzere ... tarafından kurulmuş bir iştiraki olduğunu, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 31/10/2008 tarihli Zirai Bayilik Sözleşmesi imzalandığını, müvekkili şirketin, davalı tarafından veya davalı için üretilmiş, davalı tarafından satışa sunulan tarım makineleri, ekipmanları ve yedek parçaların satışı hususunda sorumluluk alanı dahilinde tek satıcı olarak faaliyette bulunduğunu, davalı şirket tarafından 15/05/2020 tarihli ihtarname ile davalı şirketin tüm ticari faaliyetlerinin sona erdirilmesine karar verildiğinden bahisle sözleşmenin feshedildiğinin ihbar edildiğini ve sözleşme ilişkisinin 28/08/2020 tarihinde sona erdiğini, müvekkil şirkete ürün tedarikinin tamamen kesildiğini, sözleşmenin davalı tarafça haksız feshi nedeniyle müvekkili şirketin hakkaniyete uygun bir denkleştirme tazminatı ve haksız fesih sebebiyle uğranılan diğer zararların tazminini talep hakkı doğduğunu ileri sürerek dilekçesinde ayrıntılı olarak bildirdiği diğer nedenlerle 10.922.447,44 TL denkleştirme tazminatı, şimdilik 10.000 TL kar mahrumiyeti, 10.000 TL stok maliyeti zararı, 1.000 TL karşılanmayan yatırım giderlerinden doğan zararın davalıdan tazmine ve stoktaki ürünlerin davalı tarafından iade alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı tarafa usulüne uygun tebligat yapılmış, davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, davacının iddialarının aksine, ...'dan tamamen bağımsız, kendi nam ve hesabına ticari faaliyette bulunan, ayrı bir tüzel kişiliği olan, halihazırdaki tek hissedarı ise Lüksemburg'ta kurulu ....olduğunu, ..., Türkiye'deki ticari faaliyetini, 2020 yılı Eylül ayına dek münhasır satış hakkı vermeden, tek satıcılık ilişkisi kurmadan Bayilik Sözleşmeleri'ne istinaden bayileri aracılığı ile sürdürdüğünü, ..., bayilerinin faaliyette bulunduğu yerlerde yeni bayilikler kurma, acenteler, komisyoncular atama, ortaklıklar kurma, gerek kendisi gerekse üçüncü kişiler adına mağazalar açma hakkını saklı tuttuğunu, Bayilik Sözleşmeleri'nde bayiye münhasır satış yetkisi verilmediği de açıkça hükme bağlandığını, bu kapsamda, müvekkili Şirket ile davacı şirket arasında 31/10/2008 tarihinde ... markalı tarım makinaları, ekipmanları ve yedek parçalarının satışına yönelik Zirai Bayilik Sözleşmesi imzalandığını, davacıya hiçbir münhasırlık, tek satıcılık hakkı verilmediğini, bu husus taraflarca Bayilik Sözleşmesi ile açıkça hükme de bağlandığını; müvekkili şirketin, 05/05/2020 tarihinde aldığı karar ile Türkiye'deki satış ve pazarlama faaliyetlerine son verdiğini, tasfiye sürecine girmesi nedeniyle taraflar arasındaki Bayilik Sözleşmesi'nin de ... 7. Noterliği'nin 15/05/2020 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşme hükümlerine uygun olarak feshedildiğini, bayilik sözleşmelerinin feshi ile müvekkilimiz Şirket'in Türkiye'deki tüm satış ve dağıtım faaliyetleri sona erdirildiğini, fesih ihbar sürelerinin sona ermesine bağlı olarak, 2020 yılının Eylül ayı itibariyle müvekkili Şirket'in artık Türkiye'de tek bir bayisi dahi bulunmadığını, davacının Bayilik Sözleşmesi uyarınca tek satıcı olmadığını, denkleştirme tazminatının tek satıcı olmayan davacı tarafça TTK uyarınca talep edilemeyeceğini, davacının herhangi bir belge ve delile dayanmayan, Bayilik Sözleşmesi'nin açık hükümleri ile doğrudan çelişen tek satıcı olduğuna dair iddialarının gerçek dışı ve dayanaksız olduğunu, TTK hükümlerinde denkleştirme tazminatı talep edilebilecek hallerin belirlendiğini; müvekkili şirketin davacı şirketten yatırım yapmasını talep etmediğini ve buna zorlanmadığını, öte yandan bayilik sözleşmesinin devam edeceğine dair taahhütte de bulunmadığını, davacı şirketin, iş ilişkisinin gereği olarak sözleşmenin ifasına yönelik kendi ticari faaliyetlerine ilişkin gerçekleştirdiği eylemlerin zorlama ile yapıldığını ifade ederek haksız kazanç elde etmeye çalıştığını; basiretli bir tacir olarak hareket etmesi gereken davacının kendi ticari kararı ile yapmış olduğu yatırımlar var ise, bu yatırımların karşılığını bugüne kadar almış olduğunu, Bayilik Sözleşmesi'nin Feshin/Sona Ermenin Etkileri” başlıklı X.4 maddesinde "..., fesih veya sona erme üzerine BAYİ'nin elinde kalan Mallar'ı geri almak opsiyonuna sahiptir. ..., bu hakkını, sözleşmenin sona erdiği tarihi takip eden veya fesih halinde feshin yürürlüğe gireceği tarihten sonraki 30 gün içerisinde göndereceği yazılı bir ihbar ile kullanabilir.” hükmünü gereğince, müvekkili şirketin Bayilik Sözleşmesi'nin feshi üzerine bayinin elinde kalan malları satın alma yükümlülüğü bulunmadığını, davacı bayinin stok zararı iddiası da diğer tazminat iddiaları gibi herhangi bir belge ve delille desteklenmediğini, ortada ne bir stok listesi ne de doğduğu ileri sürülen zarara ilişkin belge ve delil bulunmadığını ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle davanın reddini savunmuştur.
Dava; taraflar arasındaki 31/10/2008 tarihli Zirai Bayilik Sözleşmesinin davalı tarafça feshi nedeniyle talep edilen denkleştirme tazminatı ile uğranıldığı ileri sürülen zararların faizleri ile birlikte davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Davanın dayanağını oluşturan ve taraflar arasında yapılmış Zirai Bayilik Sözleşmesi her iki tarafın kabulünde olup; davacı taraf, sözleşmenin davalı tarafından haksız feshi nedeniyle zarara uğradıklarını ileri sürmüş; davalı taraf ise, Türkiye'deki faaliyetlerin sona ermesi nedeniyle tasfiye sürecine girilmesine ilişkin alınan karar doğrultusunda taraflar arasındaki sözleşmenin, sözleşmede öngörülen fesih hükümleri gereği feshedildiğini, sözleşmede öngörülen fesih hakkının kullanıldığını savunmuştur.
Davacının talebi denkleştirme istemine dayanmakta olup; denkleştirme istemi yönünden olaya uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nın 122.maddesi; "(1) Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra;
a) Müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa,
b) Acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve
c) Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa, acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir.
(2) Tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz. Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır.
(3) Müvekkilin, feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan, acente sözleşmeyi feshetmişse veya acentenin kusuru sebebiyle sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeplerle feshedilmişse, acente denkleştirme isteminde bulunamaz.
(4) Denkleştirme isteminden önceden vazgeçilemez. Denkleştirme istem hakkının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerekir.
(5) Bu hüküm, hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi hâlinde de uygulanır." hükmünü içermektedir.
Görüldüğü üzere belirtilen yasal düzenleme gereğince, denkleştirme isteminde bulunabilmek için öncelikle, taraflar arasında tekel hakkı veren bir tek satıcılık veya acentelik ilişkisi bulunması yasal zorunluluktur. Taraflar arasında bu tür bir ilişki bulunmuyor ise, denkleştirme isteminde bulunulamaz. Koşulların varlığı halinde sözleşmenin feshine bağlı olarak genel hükümlere göre talepte bulunulabileceği kuşkusuzdur.
Taraflar arasındaki 31/10/2008 tarihli Zirai Bayilik Sözleşmesi'nin Yorumlama başlıklı 4.maddesi;"Bu sözleşme bir Bayilik sözleşmesidir ve sözleşmenin herhangi bir kısmı veya tümü veya burada yer alan bir madde BAYİ'ye acentelik, komisyonculuk, brokerlik, münhasır satıcılık, franchise temsilciliği veya ortaklık hakkı vermediği gibi işbu sözleşme acentelik, komisyonculuk, brokerlik, franchise, ortaklık, münhasır satıcılık, servis veya temsilcilik gibi bir sözleşme olarak kabul edilemez.
..., ... Grubu'nun veya ...'nin fikri ve sınai hakları konusunda herhangi bir lisans veya benzer bir hakkı BAYİ'ye vermek amacı ile bu sözleşmeyi akdetmemiş ve herhangi bir hak vermemiştir.
Taraflar, herhangi bir ortaklık, joint venture, Merkez-acente, master-servant, işveren-işçi veya benzeri bir iş ilişkisi yaratmak amacı ile hareket etmemiş ve yaratmamışlardır.
Taraflar, ... ve BAYİ dışındaki üçüncü kişiler için herhangi bir hak veya yarar yaratmak amacı ile hareket etmemiş ve yaratmamışlardır." hükmünü;
Aynı sözleşmenin ... Hakları ve Borçları başlıklı 7.maddesi; "1-..., kendi takdir. ve inisiyatifinde olarak, yeni bayilikler kurmaya, acenteler, komisyoncular atamaya, ortaklıklar kurmaya veya gerek kendi gerekse üçüncü kişiler adına mağazalar açmaya yetkilidir. ... işbu sözleşmeye konu haklarının ve borçlarının tamamını veya bir kısmını ... grubu içinde yer alan bir şirkete veya herhangi bir diğer şirkete devredebilir ve üçüncü kişilerle bu sözleşmenin ifası için ortaklık kurabilir veya işbirliği yapabilir." hükmünü;
Aynı sözleşmenin Sözleşmenin Süresi başlıklı 10.maddesinin 4.alt maddesi; "İşbu sözleşmenin feshi veya herhangi bir nedenle sona ermesi üzerine;
a-..., feshin yürürlüğe girdiği tarihte elinde kalan yerine getirilmemiş siparişleri yerine getirebilir ama buna zorunlu değildir. ... aynı zamanda fesih bildirimin tebliği tarihinden sonra ve fakat feshin yürürlüğe gireceği tarihten evvel BAYİ tarafından verilecek siparişleri yerine getirip getirmemekte serbesttir. Bu tür siparişlerin ...'nin takdirinde olarak yerine getirilmesi ise, Fesih Bildirimin geçerliliğine ve yürürlüğe gireceği tarihe etkili değildir.
b-BAYİ'nin ... veya iş ilişkisi içerisinde bulunduğu kişiler veya ... iştiraklerine, ... hissedarlarına veya ana şirketine olan tüm borçları muaccel hale gelecektir.
c-BAYİ, ...'nin ünvanı veya ... logo ve markalarını taşıyan tüm tabela ve işaretleri derhal kaldıracak ve bu isim ve markaların kullanımı ile bunları kullanarak yaptığı işe son verecektir. BAYİ, çalışanlarına, birlikte çalıştığı kişiler ve personeli, satış noktalarına aynı sınırlamaları ve ...'nin bunların kaldırılması hususundaki taleplerini uygulamayı taahhüt eder. BAYİ, masrafları kendisine ait olmak üzere marka, logo ve mağaza düzenlemelerini sökecek, ... marka, logo, tabela ve ticari ismi ile karışıklığa ve yanılmaya sebebiyet verecek şekilde kendi işleri için kısmen veya tamamen bu düzenlemeleri kullanmayacaktır. BAYİ'nin bu madde hükmüne riayet etmemesi halinde, BAYİ her bir ihlal için 1000.-ABD Doları cezai şart ödemeyi ve ...'nin bu ihlalden kaynaklanan her türlü zararını tazmin etmeyi kabul ve taahhüt eder.
d-BAYİ, masrafları kendisine ait olmak üzere tüm katalog, el kitapları, fiyat listeleri, formlar, bayi olduğunu gösterir tüm işaretler, tanıtım ve reklam malzemelerini 10 gün içerisinde ...'ye iade edecektir.
e-BAYİ, satın almış olduğu Malların ve kontrolü altına teşhir amaçlı olan varsa bunlarda dahil olmak üzere nezdinde bulunan Mallar'ın bir listesini feshi veya sona ermeyi takip eden (ihbar söz konusu İse, ihbarın tebliğ alındığı tarihten itibaren) 10 gün içerisinde ...'ye iade edecektir.
f-BAYİ'nin, eğer var ise, ... veya ... veya bunların iştiraklerine olan tüm borçları derhal muaccel ve ödenebilir hale gelir. BAYİ'ye teslim edilmiş Mallar” ilişkin faturalar derhal, henüz faturası kesilmemiş olmakla birlikte, feshin yürürlüğe girmesinden evvel BAYİ'ye teslim edilmiş Mallar'a ilişkin tüm borçlar faturanın kesilmesini takiben derhal muaccel hale gelecektir.
g-..., fesih veya sona erme üzerine BAYİ'nin elinde kalan Malları geri almak Dpsiyonuna sahiptir. ..., bu hakkını, sözleşmenin sona erdiği tarihi takip eden veya fesih halinde feshin yürürlüğe gireceği tarihten sonraki 30 gün içerisinde göndereceği yazılı bir ihbar ile kullanabilir.
h-... bu hakkını kullandığında, Mallar'ın yeni ve satılabilir iyi durumda olması şartı ile, BAYİ'den tüm Mallar'ı ve eklentilerini net satış fiyatı üzerinden her yıl için yapılacak %15 indirim ile belirlenecek orjinal teslim/boşaltma ücreti ile geri alacaktır.
i-Servis parçaları, geridönüşümlü parçalar listesinde olduğu takdirde ve kullanılmamış ve Satılabilir iyi durumda olmaları koşulu ile azami stok siparişleri indirimi ile ve %25 yeniden stoklama ücreti indirilerek güncel net fiyat üzerinden alınabilir.
j-İşbu sözleşmenin sona ermesi veya feshi üzerine, BAYİ, tamir ve servis parçalarının teslimi için elverişli ve kabul edilebilir değildir. ..., daha önce BAYİ tarafından verilmiş olan siparişleri diğer bayilere dağıtabilir, teslim edebilir.
k-BAYİ, sona erme ve fesih halinde bayilik haklarının kaybı, kâr kaybı, bir müşteri portföyü yaratılması veya başka bir sebeple ...'den her ne isim altında olursa olsun bir tazminat, ikramiye, cezai şart alacağı ve/veya başka herhangi bir talepte bulunmamayı kabul eder." hükmünü içermektedir.
Yanlar arasındaki uyuşmazlığın niteliği itibari ile çözümü uzmanlık gerektirdiğinden; taraflar arasındaki sözleşmenin niteliğinin tespiti ve feshinin haklı nedenlere dayanıp dayanmadığı, dayanıyor ise davacının ileri sürdüğü nitelikte ve miktarda alacağının bulunup bulunmadığının, varsa miktarının tespiti için bilirkişi kurulu raporu alınmasına karar verilmiş; bu yönden ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Tal.sayılı doysasından aldırılan 31/08/2022 tarihli bilirkişi kurulu raporu ile mahkememizce bilirkişiler Mali Müşavir Prof. Dr. ... ve Ticaret Hukukunda nitelikli hesaplamalar konusunda uzman Prof. Dr. ...'den alınan 03/01/2024 tarihli raporun dosya arasında olduğu görülmüştür.
Mahkememizce alınan bilirkişi kurulu raporunda özetle; taraflar arasındaki 31/10/2008 tarihli Zirai Bayilik Sözleşmesi'nde, davalı tarafa tanınmış bir tekel hakkının bulunmadığı, davalının, davacıya ait malları satın alarak yeniden satmayı üstlenmiş olduğu ve kendisine tanımlanmış olan bölge içerisinde münhasır bayi, tek satıcı yahut acentelik ilişkisinin bulunmadığı, bu itibarla taraflar arasındaki sözleşmenin bayilik sözleşmesi niteliğinde olduğu,
31/10/2008 tarihli sözleşmenin 28/08/2020 tarihine kadar yürürlükte kaldığı, davalı tarafın 15/05/2020 tarihli fesih ihtarnamesi ile 28/08/2020 tarihi itibariyle sonlandırılmış olduğu ve davalı tarafından sözleşmenin X. Maddesinde belirlenmiş 3 aylık fesih bildirimine uyulmuş olduğunun anlaşıldığı ve sözleşmenin yaklaşık 22 yıl aktif olarak yürürlükte kalması karşısında davalı tarafın sözleşmeye uygun fesih öneli vererek sözleşmeyi feshetmesinin haksız fesih olarak addedilemeyeceği;
Bayilik Sözleşmesi'nin X.4.g hükmünde; “..., fesih veya sona erme üzerine BAYI'nin elinde kalan Mallar; geri almak opsiyonuna sahiptir. ..., bu hakkını, sözleşmenin sona erdiği tarihi takip eden veya fesih halinde feshin yürürlüğe gireceği tarihten sonraki 30 gün içerisinde göndereceği yazılı bir ihbar ile kullanabilir.” düzenlemesine yer verilmiş olduğu ve davacı tarafın sözleşmesel olarak stokları geri alma yükümlülüğünün bulunmadığı ancak, aksi durumda hesaplamalara raporda yer verildiği;
Denkleştirme istemi acentelik sözleşmesine ilişkin olarak TTK m. 122 hükmünde yer almakta olup, 122. maddenin 5.fıkrasında; “Bu hüküm, hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi hâlinde de uygulanır.” düzenlemesine yer verilmiş olduğu, yukarıdaki değerlendireler neticesinde, taraflar arasındaki sözleşmenin Bayilik Sözleşmesi niteliğinde olduğu ve davacı tarafa tekel hakkı vermediği, bu itibarla davacı tarafın TTK m.122 kapsamında denkleştirme isteminde bulunamayacağı yönünde görüş bildirilmiştir.
Talimatla alınan 31/08/2022 tarihli bilirkişi kurulu raporunda taraflar arasındaki ilişki "tek satıcılık" ilişkisi olarak değerlendirilip tazminat hesabı yapılmış ise de; taraflar arasındaki 31/08/2008 tarihli Zirai Bayilik Sözleşmesi'nin yorumlama başlıklı ve diğer hükümleri birlikte değerlendirildiğinde davacıya tekel hakkı verilmemesi ve acentelik ilişkisi bulunmaması nedeniyle, ilişkinin "Bayilik İlişkisi" olduğu yönünde mahkememizde kanaat oluşmuş ve mahkememizin bu konudaki kanaatiyle örtüşen ve mahkememizce alınan 03/01/2024 tarihli bilirkişi raporuna üstünlük tanınmış, bu rapordaki değerlendirme ve görüşler benimsenmiş ve hükme esas alınmıştır.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları ile mahkememizce alınan ve benimsenen bilirkişi kurulu raporu ve toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında 31/10/2008 tarihli Zirai Bayilik Sözleşmesi'nin imzalandığı, taraflar arasındaki sözleşmede, davalı tarafa tekel hakkı veren tek satıcı veya acentelik ilişkisinin bulunmadığı, dolayısıyla taraflar arasındaki sözleşmenin Bayilik Sözleşmesi niteliğinde olduğu anlaşılmakta olup;
Davacı taraf, taraflar arasındaki sözleşmenin feshi nedeniyle denkleştirme tazminatı talep etmiş ise de, yukarıda açıklandığı üzere taraflar arasındaki sözleşmenin tek satıcı sözleşmesi niteliğinde olmadığı, dekleştirme istemi yönünden olaya uygulanması gereken TTK'nın 122.maddesinin tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi halinde uygulanabileceği, taraflar arasında acentelikten doğan veya tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sözleşme ilişkisinin bulunmadığından denkleştirme tazminatının talebinin mümkün olmadığı kanaatine varıldığından davacı tarafın bu yöndeki isteminin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.
Taraflar arasındaki Bayilik Sözleşmesi'nin davalı tarafça gönderilen fesih ihtarnameleri ile sözleşmenin X/4.maddesi gereğince öngörülen fesih süresi sonunda feshedildiği, davalı şirketin fesih iradesini kullanırken sebep olarak, Türkiye'deki faaliyetlerinin sona erdirilmesi nedeniyle şirketin tasfiye sonrası kapatılacağından dolayı yapıldığının davacı tarafa bildirildiği, davacı tarafça bu durumun aksi usulüne uygun delillerle ispatlanamadığı, taraflar arasındaki Bayilik Sözleşmesi hükümlerine göre fesih sürelerine uyulduğu, bu durumda davalının fesih hakkını kötüye kullandığından söz edilemeyeceği, dolayısıyla sözleşmenin kar kaybına yönelik talebin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.
Taraflar arasındaki Bayilik Sözleşmesi'nin X.4.maddesi gereğince davacı tarafın stokları geri alma yükümlülüğünün bulunmadığı, dolayısıyla davacı tarafın bu yöndeki isteminin de yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.
Davacı taraf, sözleşmenin feshi nedeniyle karşılanmayan yatırım giderlerinin davalıdan tahsilini istemiş ise de; taraflar arasındaki sözleşmenin feshinin haksız olduğunun tespit edilmemesi karşısında davacı tarafın yapmış olduğu yatırımlara yönelik davalıdan talep hakkının bulunmadığı, kaldı ki davacının, söz konusu yatırımları ticari hayatının devamı niteliğinde yapması gerektiği, ayrıca sözleşme ilişkisinin aktif olarak ayakta kaldığı süre de dikkate alınarak davacının önceki yıl karları ile söz konusu yatırımların karşılığını aldığı kanaatine varıldığından davacı tarafın bu yöndeki istemi de yerinde görülmemiş ve açıklanan nedenlerle davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı taraf ihtiyati haciz talebinde bulunmuş ise de; yukarıda açıklandığı üzere davacı tarafça açılan davanın reddine karar verildiği dolayısıyla, alacağın varlığı ile muacceliyetinin ispatlanamadığı, buna bağlı olarak İİK'nın 257. ve devamı maddelerinde öngörülen koşulların bulunmadığı anlaşıldığından ihtiyati haciz talebinin de reddine ilişkin aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Davacının ihtiyati haciz talebinin reddine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gerekli olan 427,60 TL maktu karar ve ilam harcının, başlangıçta yatırılan 186.886,73 TL peşin harçdan mahsubu ile bakiye 186.459,13 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
4-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.360,00 TL arabulucu ücretinin davacıdan alınıp maliyeye gelir kaydına,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap ve takdir olunan 413.434,47 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
6-Davalı tarafından yapılan 11,50 TL vekalet harcı ve 56 TL Tebligat gideri olmak üzere toplam 67,50 TL yargılama giderinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
7-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzünde, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkca okunup, usulen anlatıldı.
07/03/2024
Başkan ...
e-imzalı
Üye ...
e-imzalı
Üye ...
e-imzalı
Katip ...
e-imzalı
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!