T.C.
İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/727
KARAR NO :2024/143
DAVA:Tazminat
DAVA TARİHİ:14/02/2012
KARAR TARİHİ:21/02/2024
....Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası adı geçen mahkemenin kapatılması nedeniyle mahkememize tevzi edilmiş ve mahkememiz ... esas sayısına kayıt edilmiş olmakla Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... ile davacı arasında geçmişte iş akdi bulunduğunu, akdin sonlanmasıyla davalının husumet içerisine girdiğini, ... Gazetesi’nde sigorta sektörüne ilişkin yazılar yazdığını, davacının faaliyet gösterdiği sigorta sektörüne yönelik aylık yayın yapan ve diğer davalının imtiyaz sahibi olduğu “...” isimli derginin genel yayın yönetmenliği ve sorumlu yazı işleri müdürlüğü görevini ifa ettiği, aynı zamanda davalı şirketin müdürü olduğunu, davacının gazetelere verdiği tanıtım ilanlarında “...” kavramını ön plana çıkardığını, davalının ... tarihli ... gazetesinde yayınlanan yazıda "....8-10 kişilik çağrı merkezleri müşteri memnuniyetsizlikleri ile sigorta şirketlerine zarar veriyor..." ifadeleri ile hedef aldığını, ...’nin Kasım 2011 sayısında "..." başlıklı, Aralık 2011 sayısında "..." başlıklı, Şubat 2012 sayısında "..." başlıklı yazı ile yine davacıyı hedef alan ve haksız rekabet teşkil eden ifadeler kullanıldığını, bu yazılarda davacı şirketin ismi doğrudan kullanılmasa da, davacının anlaşılmasına sebebiyet veren ifadeler kullanıldığını, davalıların eyleminin haksız rekabet ve haksız fiil teşkil ettiğini ileri sürerek, fiilin haksız rekabet ve haksız fiil teşkil ettiğinin tespiti ile 1.000.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu yazılarda herhangi bir şekilde davacıyı hedef alan ibare kullanılmadığını, haksız rekabet teşkil eden bir eylemlerinin de bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava basın yoluyla yapılan yayınların haksız rekabet teşkil ettiğinden bahisle tespit ve manevi tazminat talebidir.
... tarihli ... Gazetesinde "..." başlıklı, ... dergisinin Kasım 2011 sayısı içindeki "..." başlıklı, ... dergisinin Aralık 2011 sayısı içindeki "..." başlıklı, ... Şubat 2012 sayısı içindeki "..." başlıklı yazıları ve içerikleri konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunmamaktadır. Yine davalı şirketin bu gazete ve derginin sahibi olan tüzel kişilik, diğer davalının da yazıların yazarı olduğu da tarafların kabulündedir.
İhtilaf ise, işbu yazıların içeriklerinin haksız rekabet mahiyetinde olup olmadığı, davacı aleyhine matufiyet unsurunun bulunup bulunmadığı yani davacının hedef alınıp alınmadığı noktalarında temerküz etmektedir.
Esasen daha evvelden Mahkememizin 2014/... esas, 2015/... karar sayılı, 02/12/2015 tarihli kararı ile dava hakkında, dava konusu yazıların hiçbirinde davalıların isminin açıkça belirtilmediği, bizzat davacı hedef alınarak kaleme alınmadığı, aksine yazıların tümü birlikte değerlendirildiğinde, davacının kişilik haklarına saldırı teşkil eder nitelikte, sırf ona yönelik bir yayın olmadığı, sektörel bazı sorunların yansız olarak yazıldığı, basının haber verme, yorum ve eleştiri hakkı şeklindeki hukuka uygunluk nedeni kapsamında yer aldığı, yansıma yoluyla manevi tazminat talep edilemeyeceği, dava konusu köşe yazılarında kullanılan ifadelerin hukuka uygun olduğu, haksız rekabet oluşturmasının mümkün bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş ise de kararı davacı vekili temyiz etmiş, Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2016/... esas, 2018/... karar sayılı 18/01/2018 tarihli ilamı ile matufiyet ve haksız rekabet bulunduğundan bahisle bozma kararı verilmiş, işbu özel daire bozma kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda Mahkememiz 2019/... esas, 2020/... karar sayılı 23/12/2020 tarihli karar ile direnme kararı verilerek yeniden davanın reddine karar verilmiştir.. Mahkememizce verilen bu ikinci kararın da temyizi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/11-... esas 2023/... karar sayılı, 22/03/2022 tarihli ilamı ile mahkememiz direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir. İşbu son bozma ilamının üzerine dosya yeniden esasa kaydedilerek taraflar duruşmaya çağrılmıştır.
6102 TTK'nun 54. Maddesi uyarınca iktisadi rekabetin her türlü kötüyü kullanımı haksız rekabettir. 6102 sayılı TTK'nun 54 ve devamı Maddeleri ile " haksız rekabet düzenlenmiş, buna göre haksız rekabete ilişkin bu kısım hükümlerin amacı bütün katılanların menfaatine dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasının amaçlandığı, rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır," hükmüne yer verilmiştir. Aynı yasanın 55. Maddesi uyarınca da dürüstlük kuralına aykırı davranışlar ve ticari uygulamalar belirtilmiştir. TTKnun 56.maddesine göre iktisadi rekabetin objektif iyi niyet kurallarına aykırı her türlü suistimali haksız rekabettir. TTK 57/1 inci maddesi gereğince; “Başkalarını veya onların emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yahut ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla kötülemek” haksız rekabet olarak düzenlenmiştir.
Somut olayda, davalının ... Gazetesi’nde sigorta sektörüne ilişkin yazılar yazdığı, davacının faaliyet gösterdiği sigorta sektörüne yönelik aylık yayın yapan ve diğer davalının imtiyaz sahibi olduğu “...” isimli derginin genel yayın yönetmenliği ve sorumlu yazı işleri müdürlüğü görevini ifa ettiği, aynı zamanda davalı şirketin müdürü olduğu, davacının gazetelere verdiği tanıtım ilanlarında “...” kavramını ön plana çıkardığı, davalının 08.06.2011 tarihli yazıda ''...'' başlığı altında ''...8-10 kişilik çağrı merkezleri müşteri memnuniyetsizlikleri ile sigorta şirketlerine zarar veriyor...'' şeklinde, “...” dergisinin Kasım 2011 sayısındaki ''...'' başlıklı yazıda ''...Uzmanlık alanı asistanlık olmayan bazı küçük asistans şirketleri de pazarda kalmak için her yolu deniyor. 10-15 kişilik çağrı merkezleri ile ''merdivenaltı'' asistans şirketleri olarak tanımlanan bazı şirketlerin de sürekli müşteri kaybettiği duyumlarımız arasında...'' şeklinde, aynı derginin Aralık 2011 sayısında yer alan ''...'' başlıklı yazıda, ''...10-12 kişilik çağrı merkezleriyle hizmet vermeye çalışan, bu arada müşteri memnuniyetine gönderme yaparken diğer taraftan hizmet kalitesi ile '' ...'' yaratan bu küçük asistans şirketleri '' asistans işini bize verirseniz, yaptığımız diğer işlerdeki hizmetlerimizi size ücretsiz veririz'' demeye başlamışlar...'' şeklinde ve yine aynı derginin Şubat 2012 sayısındaki ''...'' başlıklı yazıdaki ''... asistans pazarında bir türlü dikiş tutturamayan küçük asistans şirketleri strateji değiştiriyormuş. Şirketlerinden ayrılan yöneticilerinin sırayla görev aldığı bu küçük şirketlerde çıta son atamalarla yükselse de bunların sonuca nasıl yansıyacağının kestirilemediği (kestirilemediği) konuşuluyor. ...Boşa vakit geçirileceğine birçok sigorta şirketinin acenteler toplantısına katılan ... genel müdür ve acenteleri eğlendiren ... gibi sanatçılar bu şirketlere ortak edilsin, yöneticilik görevi verilsin, en azından 4-5 şirket garanti esprileri yapılmaya başlanmış. Bence de iyi fikir... Hiç olmazsa acenteler de şikayet etmez bu şirketlerden!'' şeklinde ifadelerinin yer aldığı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ilamında her ne kadar davacının unvanı açıkça zikredilmemiş ise de; anılan yazıların davacının ''...'' başlıklı reklam ilanlarından sonra ve bu ilanlara gönderme yapılarak kaleme alınmış olmaları, bunun yanında davacının sigortacılık sektöründe asistans hizmeti veren sınırlı sayıdaki şirketten biri olması, ayrıca davacı şirketin yönetim kurulu başkanlığındaki değişiklik sonrasında bu değişime yapılan atfın da dolaylı yoldan dava konusu yazılarda yer almasından hareketle ve bu yazıların sigortacılık sektöründeki gelişmeler ve ilişkilerden haberdar olan bilinçli bir okuyucu kitlesine hitap etmesi karşısında dava konusu yazılardaki ifadelerden davacının kastedildiğinin muhataplar nezdinde anlaşılabileceği, bu suretle matufiyet unsurunun somut olayda mevcut olduğunun kabulü gerekmiştir.
Öte yandan dava konusu yazılarda yer alan ifadeler, yazıların muhataplarını bilgilendirerek sektördeki gelişmeler aktarma ve tartışma amacına hizmet etmeyen, eleştiri sınırının ötesinde, davacının faaliyetlerini gereksiz yere incitici ifadelerdir. Bu sebeple anılan yazılarda davacı hakkında kullanılan ifadelerin de TTK’nın 57/1 inci maddesi anlamında haksız rekabet oluşturduğunun kabulü gerekmiştir. Buna göre davalıların yukarıda yer verilen yazıları ile davacıya karşı haksız rekabette bulunduğunun tespitine karar verilmesi gerekmiştir.
Türk Borçlar Kanunu’ nun 58. maddesi hükmüne göre hakimin özel durumları göz önünde tutarak hükmedeceği manevi tazminat miktarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. (Yargıtay 11. HD. 2012/8581 E., 2014/726 K.)
Davalının fiilinin kötüleme suretiyle haksız rekabet ve kişilik haklarına saldırı eylemi teşkil ettiği, eylemlerin içeriklerinde kullanılan cümlelerin mahiyeti, saldırı gücü ve menfi tesirinin ağırlığı, yayınların aleni davacı ismi kullanılmadan, örtülü bir biçimde yapılması, manevi tazminat müessesesinin zenginleşme aracı olarak kullanılamayacağı ilkesi, paranın eylem tarihindeki alım gücü, buna karşılık farklı ama yakın zamanlarda gündem sıcaklığını korur mahiyette ve aynı gruba ait yayın mecralarında temadi eder gibi birden fazla irtikap edilmesi nazara alınarak, miktar itibari ile 80.000,00 TL manevi tazminatın hadiseye uygun düştüğü hukuki ve vicdani kanaatiyle davanın kısmen kabulüne karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının davasının KISMEN KABUL / KISMEN REDDİ ile,
Davalıların ... tarihli ... Gazetesinde "..." başlıklı, ... dergisinin Kasım 2011 sayısı içindeki "..." başlıklı, ... dergisinin Aralık 2011 sayısı içindeki "..." başlıklı, Sigorta dergisinin Şubat 2012 sayısı içindeki "..." başlıklı yazıları ile davacıya karşı haksız rekabette bulunduğunun tespitine,
2-80.000,00 TL manevi tazminatın 14/02/2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
3-Harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 5.464,80 TL karar ve ilam harcının peşin olarak alınan 14.850.000 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 9.385,20 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
4-Davacı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden kabul edilen (haksız rekabet) dava değeri itibariyle AAÜT uyarınca hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine,
5-Davacı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden kabul edilen (manevi tazminat yönünden) dava değeri itibariyle AAÜT uyarınca hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine,
6-Davalı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden reddedilen (manevi tazminat yönünden) AAÜT uyarınca hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsil edilerek davalılara verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan; bilirkişi ücreti, müzekkere, posta, tebligat masraflarından oluşan toplam 4.971 TL yargılama masrafının kabul ve red oranına göre yapılan hesaplama neticesinde 397,68 TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, ayrıca bu dava nedeniyle davacı tarafından yatırılan 5.464,80 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,
8-Davalı tarafından yapılan posta, müzekkere, tebligat masraflarından oluşan 2.330 TL yargılama masrafının kabul ve red oranına göre yapılan hesaplama neticesinde 1.910,60 TL'sinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine, bakiyesinin davalılar üzerinde bırakılmasına,
9-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa ödenmesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde Yargıtaya YASA YOLU açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 21/02/2024
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!