T.C.
İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/693 Esas
KARAR NO : 2024/278
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 31/10/2023
KARAR TARİHİ : 18/04/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı tarafından “...” malına ilişkin olarak davalı yanın ... numaralı ve 17.07.2023 tarihli fatura ile faturalandırıldığını, davalı tarafça tebliğ edilen faturaya ilişkin yasal süresi içerisinde herhangi bir itiraz edilmediğini, bu fatura sebebi ile davalının davacıya 5.822,90 TL tutarında kısmı ödeme yaptığını, yapılan ödemenin mahsubu ile birlikte bakiye alacak miktarının 50.241,84-TL olduğu hususunun da davalı yana gerek sözlü olarak gerek mail yolu ile 21.08.2023 tarihinde ihtar edilmiş ise de davalı yanın .... Noterliği’nin 31.08.2023 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile faturaları kabul etmediğini, kayıtlarına işlemeyeceğini ve borcu bulunmadığını belirtiğini, ancak davalı tarafça usulüne uygun iade işlemi yapılmadığından faturanın kesinleştiğini, davalı tarafın işbu ihtar cevabının iyi niyetten ari, borçtan kurtulmaya yönelik beyanlardan ibaret olsa dahi işbu iddialarına .... Noterliği ... yevmiye numaralı ve 12.09.2023 tarihli ihtarname ile cevap verdiklerini ancak işbu ihtara rağmen davalı yanın, bahse konu faturaya ilişkin borcunu davacıya ödemekten imtina ettiğini, taraflarınca 29.08.2023 tarihinde, .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile davalı yan aleyhine icra takibi başlatıldığını, takibe konu edilen alacak, kesinleşmiş faturaya istinaden toplam 50.241,84-TL tutarındaki alacağının takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek faiz ile tahsili talep edildiğini, asıl alacağa işleyecek faiz, YILLIK %16,75 (TİCARİ) olduğunu, dolayısıyla işbu davanın konusunun 50.241,84-TL bedelli borcun ve asıl alacağa işleyecek yıllık ticari faizi oluşturduğunu, taraflarınca davalı nezdinde toplam 50.241,84-TL tutarındaki alacağının takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek faiz ile birlikte tahsil edilmesi talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmışsa da; takibe konu borcunu ödemediğini ve ödeme emrinin 09.09.2023 tarihinde tebliğini takiben 11.09.2023 tarihinde haksız ve kötü niyetli olarak borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet vererek davacının alacağına kavuşmasını sürüncemeye soktuğunu, Arubuluculuğa başvurulduğunu ancak anlaşmanın sağlanamadığını, davalı tarafın mal kaçırma tehlikesine karşı telafisi güç ve imkansız zararların doğmaması adına ihtiyati haciz taleplerinin mevcut olduğunu belirterek .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasından kaynaklı 29.08.2023 tarihinde düzenlenen takip çıkışı olan 50.241,84-TL (faiz ve masraflar hariç) için alacaklarının tahsilini teminen öncelikle teminatsız, Mahkememiz aksi kanaatte ise belirlenecek uygun bir teminat karşılığında borçluya ait menkul, gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarına ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini, haklı davanın kabulüne, davalı yanın, .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasına sunmuş olduğu itirazın iptali ile takibin devamına, davalı yanın haksız ve kötü niyetli itirazı sebebiyle %40’tan aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatı ödemeye mahkûm edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olup reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının Ürün-Hizmeti sağlayan kişi; davalı yönetim ise ürün satın alan ve üründen yararlanan kişi olması nedeniyle tüketici olduğunu, bu nedenle uyuşmazlığın 4077 sayılı Kanunun 23/1. maddesi uyarınca tüketici mahkemesince çözümlenmesi gerektiğini, mal veya hizmet alan davalı yönetimin ticari ve mesleki amaçla hareket etmeyen bir kişi olması karşısında taraflar arasındaki işlemin tüketici işlemi niteliğinde olduğunun kabulü gerektiğini, görev hususu kamu düzenine dair olup, mahkemece yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması gerektiğini, bu sebeple mahkemece görevsizlik sebebiyle davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, bu doğrultuda işbu dava açılmadan önce 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 73/A maddesi uyarınca tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklar kapsamında davacı tarafından usulüne uygun Arabuluculuk sürecine başvurulmadığından davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davalı yönetimin, davacı firmaya 42 Maslak Kompleksi otopark girişi için güvenlik personelinin araç plaka tanımlamada kullanacağı (PTS) el terminali ihtiyacına yönelik talepte bulunmuş ve davacı firmanın istenen özelliklerdeki sistem bileşenlerinden oluşan “...” ürününe ilişkin teklifini 31.05.2022 tarihinde onaylandığını, 31.05.2022 tarihinde davacının teklifine onay verilmiş olmasına rağmen uzunca bir süre ürün teslim edilmemiş, 26.07.2022 tarihinde davacı firma tarafından gönderilen mailde ürünün hazır durumda olduğu ancak ... ayarı konusunda bir güncelleme beklenmekte olduğu, ... stickerların sisteme uygun hale gelmesi adına ufak bir çalışmanın kaldığı belirtilerek ürün tesliminin geciktirildiğini, ürünün uzun bir süre sonra teslim edilmiş olmasına rağmen başarılı bir şekilde kurulumun yapılamadığını, davacı firma ile yapılan yazışmalarda birçok kez el terminali HGS okumasının başarılı olmaması nedeniyle henüz kullanımda olmadığı kendilerinden yazılım düzenlemesi beklendiği, ürünün çalışır hale getirilmesi talebi birçok kez bildirilmiş ve davacı tarafından yazılım kaynaklı hata olduğu ifade edilerek sorun bir türlü çözülemediğini, sonuç olarak alınan sistemin satın alındığı tarihten itibaren arıza çıkardığını, bir bütün olarak sorun yarattığını ve kendisinden beklenen işlevleri bugüne dek yerine getirmediğini, kusurlu hizmet/ürün nedeniyle iade talebinde bulunulduğunu ve iade talebi yazılım güncellemesi yapılacağı gerekçesi ile bir yılı aşkın süre cevapsız bırakılarak davalı yönetimin talebinin sürüncemede bırakıldığını ve ürünün iade alınmadığını, tüm bu hususlara rağmen iade taleplerinin cevapsız bırakılarak davacı firmanın davalıya 17.07.2023 tarihli 56.064,74 TL tutarında e-fatura iletmiş, akabinde yönetim tarafından kesilen faturanın kabul edilmediği ve kayıtlara alınmayacağı bildirilerek iptalinin istendiğini, davacının haksız şekilde düzenlemiş olduğu faturayı iptal etmemesi ve ürünü iade almamada direnmesi sebebiyle son olarak .... Noterliğinin 31.08.2023 tarihli ... y. Numaralı ihtarnamesi ile davalı yönetimin mağduriyetinin giderilmesini teminen ürünün iade alınması taleplerinin kabulü ile iade işlemlerinin yapılması, davalı tarafından yapılan ödemelerin iade edilmesi talep edilmiş ise de neticeye varılamadığını, ürünün kullanılabilir duruma bir türlü getirilememesi sebebiyle davalı yönetimin başka bir sisteme geçmek zorunda kaldığını, iade talebinde bulunulan ve iade almaktan kaçınan davacı firmaya davalının herhangi bir borcunun bulunmadığını, açıklanan nedenlerle davacının ayıplı olarak teslim ettiği ürünün kullanılamaz nitelikte olduğu açık olduğundan ve bu durum birçok kez davacıya bildirilerek ürünün iadesi talep edilerek satın alınan ayıplı ürünü geri vermeye hazır oldukları bildirildiğinden haksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, kabul anlamına gelmemekle birlikte; davacı firma tarafından söz konusu ürüne ilişkin 30.05.2022 tarihli Fiyat Teklifi ile 2.395,00 Eur. teklifte bulunmuş ve davalı yönetim tarafından bu teklifin onaylandığını, davalı yönetim tarafından 02.06.2022 tarihinde 21.103,90 TL ve 30.11.2022 tarihinde 5.822,90 TL ödemenin yapıldığını, yapılan ödemeler ve onaylanan fiyat teklifi dikkate alındığında davacının düzenlemiş olduğu faturanın hiçbir dayanağının olmadığı ve haksız bir şekilde fatura düzenlemiş olduğunun açık olduğunu, davacının ürün alındıktan ve iade talebinde bulunduktan 1 yıldan fazla süre sonra satın alınan bedelin çok daha üstünde fatura düzenlemesinin kabul edilemez olduğunu, davalı yönetim tarafından yapılan ödemelerin ve ürünün çalışır durumda olmadığı dikkate alındığında davalının davacıya herhangi bir borcu bulunmamakta tam tersi yapılan ödemelerin iadesi ile davalının ayıplı üründen dolayı uğradığı zararın karşılanması gerektiğini, bu hususta dava açma haklarını saklı tuttuklarını, kabul anlamına gelmemekle birlikte davalı yönetimin tüketici niteliğine haiz olduğundan takip talebi ile ticari faiz talebinde bulunulmasının hukuka aykırı olduğunu, yine takibe konu faturanın yargılamayı gerektirir nitelikte olduğunu, icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini belirterek davanın görev yönünden reddine, davanın Arabuluculuk şartı yerine getirilmediğinden dava şartı yokluğundan reddine, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Taraflara usulüne uygun davetiyeler tebliğ edilmiş olup, .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasının UYAP sureti dosyamız içerisine alınmıştır.
.... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı tarafından davalı aleyhine toplam 50.357,12 TL üzerinden takip başlatıldığı, takibin davalının itirazı üzerine durduğu anlaşılmıştır.
Dava; site yönetimi tarafından davacı şirketten otopark girişi için güvenlik personelinin araç plaka tanımlamada kullanacağı el terminali alımından kaynaklandığı belirtilen alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkindir.
Tüm dosya kapsamı ve delillerin değerlendirilmesi sonucunda:
Dava, 6502 sayılı Yasa yürürlüğe girdikten sonra açılmıştır. Görev hususu davanın açıldığı tarih itibarı ile yürürlükte bulunan kanun hükümlerine göre belirlenir. 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 2. maddesi gereğince "her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamalar" bu kanun kapsamındadır. Kanunun 73/1. maddesi uyarınca, bu kanun kapsamından doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir.
6502 sayılı Kanunun 3/1-(h) maddesinde mal, alışverişe konu olan, taşınır eşya, konut veya tatil amaçlı taşınmaz mallar ile elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri her türlü gayri maddi malları,1-(k) maddesinde tüketici, "ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden" gerçek veya tüzel kişiyi; 3/1-(i) maddesinde satıcı, kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye mal sunan veya mal sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, tüketici işlemi ise, "mal veya hizmet piyasalarında ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına hareket eden kişilerle tüketiciler arasında kurulan her türlü sözleşme ve hukuki işlem" olarak ve aynı Yasa'nın 3/1-(l) maddesinde Tüketici işlemi, "Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi" şeklinde tarif edilmiştir.
Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi 6502 sayılı Kanunun 3/K maddesi uyarınca tüketicidir. Kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari ve mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan ya da mal sunan adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişileri de 6502 sayılı Yasa 3/1 maddesi uyarınca satıcı sayılır. Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya bunun adına veya hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem 6502 sayılı yasa 3/1 maddesine göre tüketici işlemi niteliğindedir. Davacı hizmet veren güvenlik şirketi sağlayıcısı, davalı ise tüketici konumunda olup, Yargıtay 13. HD'nin 26/11/2014 gün ve 2014/43001 E.-2014/37435 K.; 12/09/2012 gün ve 2012/12346 E.-2012/19596 K.; 17/02/2011 gün ve 2010/9645 E.-2011/2319 K. sayılı kararlarında da belirtildiği üzere, davaya bakmakla görevli mahkeme Tüketici Mahkemesi olduğu kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur
HÜKÜM : Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, dosyanın talep halinde ve karar kesinleştiğinde, yetkili ve görevli İstanbul Tüketici Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE,
2-HMK 20/1 maddesi gereğince, mahkememiz kararının kesinleşme tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi durumunda DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA,
3-Harç, vekâlet ücreti, yargılama giderleri konusunda görevli mahkemece karar verilmesine,
4-Davacı tarafından, HMK 20/1 maddesi gereğince işlem yapılmaz ve davanın açılmamış sayılmasına karar verilirse; davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, alınması gerekli harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
5-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde, davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın davacıya iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, 5235 sayılı Kanun'un 33-(1), 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341-(1) ve devamı maddeleri uyarınca, gerekçeli kararın usulen taraflardan her birine tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre dahilinde, Mahkememize dilekçe ile başvurmak suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 18/04/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!