T.C.
İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/580
KARAR NO :2023/670
DAVA:Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ:30/10/2019
KARAR TARİHİ:23/10/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı gazetede 04/10/2019 tarihinde "...'dan damadına özel kararname: Fabrikası 'özel endüstri bölgesi' ilan edildi" başlıklı yazı yayınlandığını, oluşturulmak istenen algının gerçeğe aykırı şekilde davacı şirkete devletin taşınmaz mallarının, parasının ve kaynaklarının hukuksuz olarak aktarıldığı, bunu yaparken kimseye yapılmayan ayrıcalıkların tanındığı, devletin taşınmazların hukuksuz olarak devredildiği algısı yaratılarak toplumda davacıya karşı infial uyandırıldığını, davacı şirket ile ilgili olarak alınan Cumhurbaşkanlığının 1607 Sayılı Kararının yayınlandığı 04/10/2019 tarihli Resmi Gazetede endüstri bölgesi ilanının sadece davacı şirket açısından değil ülke kalkınmasına katkı sağlayacak işler yapan diğer şirketler içinde aynı şekilde işlem yapıldığını, davacı ...'ın söz konusu Proje Bazlı Teşvik Sistemi kapsamındaki proje için nakit bile almaksızın tamamen kendi öz sermayesi ile 600 Milyon liralık yatırım yapacağını, yatırım kapsamında şimdiye kadar terörle mücadelede başarısı kanıtlanmış ... ve ... Tesisi kurulacağını, yapılan haber ile davacılar ..., ... ... ve ... Makina San.ve Tic.A.Ş.'nin kişilik haklarının çiğnendiğini, toplumdaki saygınlığına zarar verildiğini, davalının BK.58.maddesine aykırı bir şekilde davacıların kişilik haklarına zarar verdiğini, haber yapma ve basın özgürlüğü sınırlarını aşar şekilde gerçeğe aykırı haber ile insansız hava araçlarını halkın gözünden düşürme kastı taşıyarak siyasi saiklerle davacıların kişilik haklarını haleldar ettiğini, basın özgürlüğü sınırsız olmayıp yayınlarında anayasanın temel hak ve özgürlükler bölümüyle TMK.nun 24 ve 25.maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmamasının da yasal ve hukuki bir zorunluluk olduğunu, bunun için temel ölçütün kamu yararı olduğunu, bu nedenlerle davacılardan ... için 40.000,00 TL, ... için 30.000,00 TL ... ... için 30.000,00 TL olmak üzere 100.000,00 TL manevi tazminatın yayın tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili yargılama giderleri ile vekalet ücretin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
....Asliye Ticaret Mahkemesinin ... sayılı 12/11/2020 tarihli kararı ile, davanın ... yönünden reddine, ... Makine Sanayi ve Tic. A.Ş.ve ... ... yönünden kısmen kabulü ile 10.000'er TL manevi tazminatın tahsiline karar verildiği, davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmakla İstanbul BAM 4.Hukuk Dairesinin 2021/1010 esas 2021/1168 karar sayılı, 03/06/2021 tarihli ilamı ile, taraflardan ... Makine San.ve Tic.A.Ş tacir olup, davaya konu eylem her iki tarafın ticari işletmeleriyle ilgili olduğundan tarafları tacir olan uyuşmazlığın ticari dava olarak Asliye Ticaret Mahkemesinde görülüp çözülmesi gerektiğinden ihtiyari dava arkadaşı olan gerçek kişi davacılar yönünden davaya devam edilip karar verilmesi, diğer davacı ... Makine San.ve Tic.A.Ş yönünden ise davanın görev yönünden tefrik edilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde davanın sonuçlandırılmasının doğru olmadığı belirtilerek kararın kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
....Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas sayısı ile yargılamaya devam olunmuş, dosyanın ... Makine San.ve Tic.A.Ş.yönünden tefriki ile ayrı bir esas kaydına karar verilmiş, davacı şirket yönünden tefrik edilen dava mahkemenin ...esas sırasına kayıt edilmiştir. ....Asliye Hukuk Mahkemesinin ... sayılı, 14/02/2023 tarihli görevsizlik kararı üzerine dosya mahkememize gönderilerek yukarıda yazılı esas sırasında kayıt edilmiştir.
CEVAP: Dava dilekçesi, davalı tarafa usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş ancak süresi içinde cevap dilekçesi sunulmamıştır.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırı iddiasına dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir.
Basın özgürlüğü, Anayasa'nın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır.
Bunun içindir ki bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir.
Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp yayınlarında Anayasa'nın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da zorunluluktur.
Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır.özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır.
Somut olayda; davaya konu haberin 04.10.2019 tarihinde "https://..." adlı internet sitesinde "...’dan damadına ‘özel’ kararname: Fabrikası ‘özel endüstri bölgesi’ ilan edildi" başlığıyla yayımlandığı, ilgili internet sitesinin "https://.../icerik/...-....html" başlıklı linkinden imtiyaz sahibinin davalı şirket olduğu anlaşılmaktadır.
5651 sayılı "İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Ve Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun"un 2/f bendinde İçerik sağlayıcı; "İnternet ortamı üzerinden kullanıcılara sunulan her türlü bilgi veya veriyi üreten, değiştiren ve sağlayan gerçek veya tüzel kişiler" olarak tanımlanmış; aynı yasanın 4.maddesinde İçerik sağlayıcının internet ortamında kullanıma sunduğu her türlü içerikten sorumlu olduğu kabul edilmiştir. Yukarıda verilen bilgiler doğrultusunda haberin yayımlandığı sitenin imtiyaz sahibinin davalı şirket olduğu sabit olduğundan, yasal düzenlemeler gereği bu sitede yayımlanan tüm içerikten sorumlu olduğu tartışmadan uzaktır.
6098 sayılı TBK'nın 58.maddesi uyarınca kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir.
Somut olayda haber metninin "...’li ... ..., ... ... ...’ın yöneticisi olduğu ... Makina’nın bulunduğu bölgeyi Özel Endüstri Bölgesi olarak kabul etti" şeklinde olduğu, haberin devamında özel endüstri bölgelerinin avantajlarının sayıldığı, haberin doğrudan muhataplarının ... ... ve ... Makina şirketi olduğu anlaşılmıştır.
4737 Sayılı Endüstri Bölgeleri Kanunu'nun amacının yabancı sermayenin ülkeye girişimini sağlamak, bu bölgeler yoluyla ülke ekonomisine katkı sağlayarak ekonomik krizlerin önlenmesine katkı sunmak ve yerli girişimcinin de teşvik edilmesi olduğu herkes tarafından bilinmektedir. Bu amaçla 04/10/2019 tarihli Resmi Gazete ile, ... ... ilçesinde, ... ... ilçesinde, ... ilçesinde, ... Merkezde, ... ilinde ve ... ilçelerinde 6 ayrı endüstri bölgesi kurulduğu yayınlanmıştır. Gerçek bu olmasına rağmen bu yönde haber yapılmamış, haber çarpıtılarak devletin taşınmaz mallarının, parasının ve kaynaklarının hukuksuz olarak davacı şirkete aktarıldığı, davacı şirket ve yöneticisi ... ...'a ayrıcalıkların tanındığı, devletin taşınmazlarının hukuksuz olarak devredildiği algısını oluşturacak şekilde haberleştirildiği yine aynı gün Resmi Gazetede ilan edilen diğer endüstri bölgeleri üzerinde durulmadan sadece davacı şirket ve ... ...'ın şahsına yönelik özel düzenleme yapıldığı izlemini verilerek haber yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu yönüyle gazetede yayınlanan haberin, yayında olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirme amacıyla yapılmadığı görülmektedir.
Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği böyle bir durumda bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiğinde daha az üstün olan yararın, daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısındaki temel ölçüt kamu yararıdır. Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda davaya konu haberde kamu yararının gözetildiği de söylenemez. Bunun yanında gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olması, haberin çarpıtılmadan ve bir kısım körlemeler yapılmadan verilmesi haberde kişilik haklarına saldırının amaçlanmayıp kamu yararının amaçlanması, haberi verirken özle biçim arasındaki dengenin bozulmaması, objektif sınırlar içinde kalınması esastır. Haberde bu ilkelere riayet edilmemiş, ... şirketinin ülkenin güvenliği için milli savunma alanında ileri teknoloji silah üreten bir şirket olduğunun bilinmesine ve böyle bir şirket için özel endüstri bölgesi ilan edilmesinin en doğal durum olmasına rağmen, haberde yapılan işlemin sadece davacı şirkete özel yapıldığı ve şirket yöneticisinin ...'nın ... olması nedeniyle bu şekilde bir imtiyazın tanındığı şeklinde kamuoyunda yayın yapılması, aynı kararnameyle ilan edilen diğer 5 endüstri bölgesi üzerinde durulmaması, kişiye özel bir düzenleme yapıldığı algısı oluşturulması, haberin doğrudan ... ... ile ortağı olduğu ... şirketinin hedef alınarak yapıldığının delilidir. Bu haliyle, haberin basının haber verme, toplumunda haber alma, amacıyla yapılmadığı açıktır. Bu durumda haberin objektif sınırlar içinde yapılmadığı gibi davacıya yönelik husumet ve kuşku yaratıcı, güven zedeleyici bir üslup kullanılarak davacının kamuoyundaki itibarının sarsılmasının amaçlandığı, bu suretle haberde özle biçim arasındaki dengenin bozulduğu, doğrudan davacının kişilik haklarına saldırının hedeflendiği anlaşılmaktadır.
Manevi tazminatın miktarı ile ilgili olarak; 6098 Sayılı TBK'nun 58.maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlarda açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Açıklanan nedenlerle olay tarihi, olayın ağırlığı, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tarafların kusur durumları dikkate alınarak davanın kısmen kabulü ile davacı şirket lehine 25.000 TL manevi tazminata karar verilmiştir.
Öte yandan, davalı vekili UYAP sistemi üzerinden sunmuş olduğu 20.10.2023 tarihli dilekçesi ile zamanaşımı def'i ileri sürmüştür. Bilindiği üzere, zamanaşımı def'inin cevap süresi içerisinde verilen cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Davalı hiç cevap dilekçesi vermemişse, sonradan o def'iyi ileri sürmesi savunmayı genişletme yasağına tabidir; yani davalı, sonradan ancak davacının açık muvafakati ile veya ıslah yolu ile o def'ide bulunabilir. Somut olayda, davalı tarafça süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmadığı, 23.10.2023 tarihinde yapılan duruşmada da davacı tarafça savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında davalı tarafın sunmuş olduğu beyan dilekçesinin kabul edilmediği belirtilmiştir. Kaldı ki, olay tarihi olan 04.10.2019 tarihi dikkate alındığında dava açılış tarihi itibariyle (30.10.2019) davanın zamanaşımına uğramadığı anlaşılmakla bu yönden davalı itirazlarının reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; davacı ... Makine San.ve Tic.A.Ş. Lehine 25.000,00-TL manevi tazminatın yayın tarihi olan 04.10.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar tarifesi gereği alınması gereken 1.707,75 TL nispi karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan tebligat, posta masrafı olmak üzere 157,25 TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre yapılan hesaplama neticesinde 98,28 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından hüküm kurulmasına yer olmadığına,
5-Davacı taraf kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
6-Davalı taraf kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 15.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
7-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine,
8-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.360,00-TL arabuluculuk ücretinin 850 TL'sinin davalıdan, 510 TL'sinin davacıdan tahsili ile Hazine adına gelir kaydına,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı. 23/10/2023
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!