WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Temmuz 2026

İSTANBUL 10. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2023/42 Esas
KARAR NO :2024/280

DAVA:Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:17/01/2023
KARAR TARİHİ:18/04/2024

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasından 24/06/2022 tarihinde yapılan sözleşme hükümleri gereği, davalının % 10 hissesi ve bu hissenin devrine kadar salonun işletilmesi, idaresi karşılığında tarafların 270.000,00-TL toplam bedelle anlaştıklarını, davalının bu sözleşme haricinde marka devri, diğer ortağın hisse devri ve işletme masrafları adı altında davacıdan yaklaşık 900.000,00-TL ödeme aldığını, davacının ilk peşin ödeme olan 3.000 USD ( o dönem karşılığı 52.000-TL ) sözleşmenin imza edilmesiyle davalıya ödendiğini, bu sözleşmenin imza edilmesiyle davalının da salonun işletilmesine yardım etmeyi kabul ettiğini, yani davalının 24/06/2022 tarihli sözleşme gereği güzellik salonu olarak işletilen işletmenin iyi ve düzgün idare edilmesini kabul ettiğini, yine bu sözleşme hükümleri gereği davalının sosyal medyaya ilişkin tam erişim ve bilgi detayları da davacıya vereceğini ve idare edeceğini, davalı müşteri temin edilmesi imkanı yaratan yüksek takipçili instagram giriş şifrelerini, google arama, google business, e-mail giriş, sosyal medya hesaplarından giriş bilgilerini davacı ile paylaşacak ve davacıya vereceğini, devir edilen güzellik merkezinin müşteri temin imkanı açısından yüksek takipçili instagram hesabı, diğer whatsapp hesaplarının düzgün işletilmesi ve devamla teslimi sözleşmenin temel şarttı olduğunu, davalının sözleşme gereği işletmenin idaresi için gerekli itinayı ve gayreti göstermediğini, sözleşmede taahhüt etmiş olduğu desteği ve yardımı davacıya sunmadığını, davacıdan sürekli masraf ödemesi sebebiyle ödeme talep ettiğini, davacının ise hiç kar edemediğini ve aylarca ödeme yapmadığını, davalının işini düzgün yapmaması sebebiyle davacının ikaz ettiğini, davalının sözleşme gereği davacı lehine kullanacağı ve davacı tarafından da kullanılan sosyal medya hesaplarından, whatsapp grubundan davacıyı bloklamış ve sözleşmenin en temel unsuru olan müşteri temin imkanını ortadan kaldırdığını, sözleşmedeki iki edimini de yerine getirmediğini, davacının bunun üzerine sözleşmede karar kılınan 100.000,00-TL ödemeyi yapmadığını ve davalının davacı aleyhinde .... İcra Müdürlüğü ...Esas sayılı dosyası ile alacak takibi yaptığını, bu takibe taraflarınca itiraz edildiğini ve huzurda sözleşmenin geçersizliğinin tespiti istemli dava açmaları gerektiğini, zira davalının hem sözleşme gereği yüklendiği edimleri ifa etmediğini, hem de davacıdan ifa etmişçesine ödeme talep ettiğini belirterek taraflar arasında 24/06/2022 tarihinde imza edilmiş olan sözleşmenin geçersizliğinin tespiti ile sözleşmede peşin olarak ödenmiş olan 52.000-TL'nin yasal faizi ile iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının işbu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, taraflarınca .... İcra Müdürlüğü’ nün ...E. sayılı dosyasında ilamsız takip yapılmış olup davacı borçlunun borca itiraz etmesi ile takibin durduğunu, daha sonra davacının işbu menfi tespit davasını açtığını, davacının durmuş olan bir takip yönünden menfi tespit davası açarak hukuken yararının olmadığı bir eylemde bulunduğunu, kaldı ki davacının taraflarına açılacak olan itirazın iptali davasında da itirazlarını ve delillerini sunarak borçlu olup olmadığını ispatlayabileceğini, bu sebeple açılmış olan bu davanın reddi gerektiğini, görevli Mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, davacının eksik ve yanlış beyanlarının tarafların borç ilişkisi ile alakasının olmadığını, öncelikle taraflarınca .... İcra Müdürlüğünün ...E. sayılı dosyası üzerinden davacı borçluya yöneltilen takibin tarafların 24.06.2023 tarihli sözleşmesinde davacı tarafından ödeneceği taahhüt edilen Aralık 2022 Tarihinde 100.000,00 TL ve Şubat 2023 Tarihinde 118.000,00 TL'nin davalıya ödenmediğini, ilk olarak taraflarına sözleşmenin fesih bildiriminin yapılmadığını, ikinci olarak ise davacının borcun ödendiğine yahut borçtan sorumlu olmadığına dair iddiasını ispatlayacak hiçbir delil sunmadığını, davacının taraflar arasında adi ortaklık ilişkisi olduğunu kabul ve beyan ettiğini, buna ilişkin davacının adi ortaklıktaki pay devrine yönelik davacı ile karşılıklı ve yazılı bir sözleşme akdettiğine de davacı yanın herhangi bir itirazının olmadığını, işbu sözleşme ile davacıya ortaklıktaki %10 hissesini devredeceğini taahhüt etmiş, ve karşılığında da davacı asil; belirtilen kesin vade tarihlerinde toplamda 2 vade ile 228.000,00 TL'yi davalıya ödeyeceğini kabul beyan ve taahhüt ettiğini, işbu sebeple borç ilişkisinin oldukça açık ve davacı yan tarafından sözleşmenin yapıldığı ikrar edildiğini, davacının her ne kadar taraflarınca sözleşmeye aykırı davranıldığını iddia etse de bu iddianın kabulünün mümkün olmadığını, davalının pay değerini gerçekleştirmiş markasına devretmiş ve tüm sosyal medya hesaplarının sözleşme tarihinde davacı asile devrettiğini, davacının sosyal medya hesaplarını aktif şekilde kullandığına dair delillerin mevcut olduğunu, davacının instagram hesabına giriş yapamadığında davalının kendisine yardımcı olduğunu ve davalının sözleşme gereği işletmenin faaliyetlerini yürütmesine de katkıda bulunduğunu, taraflarınca herhangi bir şekilde sözleşmenin feshinin belirtilmediğini, davacının ileri sürdüğü beyanları ve delillerin davanın esası ile alakasının olmadığını, davacının davalıya borcunun taraflar arasında yapılmış olan sözleşmeye ilişkin olduğunu ve davacının sözleşmeden doğan borcunu ifa etmediğini, her ne kadar davacı yanın sözleşmeye aykırılık sebebiyle borcunu ödemediğini iddia etse de davacı tarafından sözleşmenin feshine ilişkin hiçbir bildirimin yapılmadığını ve borçtan kurtulmaya yönelik ispatlayıcı bir belge sunulmadığını belirterek davacının haksız davasının öncelikle usulden aksi takdirde esastan reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Taraflara usulüne uygun davetiyeler tebliğ edilmiş olup, .... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı takip dosya UYAP sureti, .... Asliye Hukuk Mahkemesinin... Esas sayılı dosya UYAP sureti dosyamız içerisine alınmıştır.
Dava; taraflar arasındaki sözleşmenin geçersizliğinin tespitiyle sözleşmeye dayalı ödenmiş olan 52.000,00 TL'nin iadesi talebine dayalı davadır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nın 3. maddesi hükmüne göre, bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa ticari iş sayılmazlar (ERİŞ Gönen, Gerekçeli- Açıklamalı- İçtihatlı 6335 Sayılı Kanunla Güncellenmiş Yeni TTK Hükümlerine Göre Ticari İşletme ve Şirketler Ticaret Sicili Yönetmeliği ve İlgili Tebliğler, Seçkin Yayınevi, 1. Baskı, Mart 2013, 1. Cilt, Sh, 323).
Ticari davalar ise aynı Kanunun 4/1 maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447,  yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu İle Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2. maddesi ile değişik TTK’nın 5/1. maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, asliye ticaret mahkemesinin tüm ticarî davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu belirtilmiştir. Buna göre, asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki hukuki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunundan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. Bu nedenle, asliye ticaret mahkemesinin bakması gereken davalarda, asliye hukuk mahkemesi görevli sayılamaz. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanununun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olup mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtayca re'sen dikkate alınır. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanunun 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı TTK'nın 5/4. maddesinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre, yargı çevresinde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde, asliye hukuk mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmez. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.09.2015 gün ve 2014/15-1026 E. 2015/1765 K. sayılı kararında da aynı ilkeler benimsenmiştir.
TTK'nın 5/1.maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesinin tüm ticari davalar ile çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olacağı düzenlenmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 2.maddesinde ise Asliye Hukuk Mahkemesinin görev alanı düzenlenmiş olup madde metnine göre, dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkemenin, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesi olacağı hüküm altına alınmıştır.
Görevle ilgili değerlendirmenin 6102 Sayılı TTK'nun 4 ve 5.maddesindeki düzenlemeler gözetilerek yapılması gerekir. 6102 Sayılı Kanun'un 19.maddesi ''ticari iş karinesi'' başlığını taşımakta olup, bu maddenin 2.fıkrasında yer alan ''Taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır.'' hükmünün, görevli mahkemenin belirlenmesinde dikkate alınması mümkün değildir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2015/15-440 esas 2015/1769 karar sayılı ilamı).
Yapılan açıklamalar ışığında somut olayda, taraflar arasındaki uyuşmazlığın aralarında yapılan adi ortaklı sözleşmesinin geçersizliğinin tespiti ile sözleşmeye dayalı olarak ödenmiş olan meblağın iadesi talebine ilişkin olduğu, dosyamız içerisinde yer alan.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... sayılı ilamından da anlaşılacağı üzere davalı tarafın işletme hesabına göre defter tuttuğu, faaliyetlerinin VUK'nun 177. maddesindeki esnaf faaliyeti sınırını aşmadığının anlaşıldığı, adi ortaklık müessesinin TBK da düzenlendiği hususları göz önüne alındığında eldeki davanın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili nispi ticari dava olarak nitelendirilmesinin de mümkün olmadığı, Mahkememizin mutlak ve nispi ticari dava niteliği taşımayan işbu davaya bakmakla görevli olmadığı, bu durumda uyuşmazlığın genel hükümler uyarınca asliye hukuk mahkemesinde çözümlenmesi gerektiği anlaşıldığından (benzer yönde İstanbul BAM 3. HD'nin 23/05/2023 tarihli, 2023/1412 Esas ve 2023/1620 Karar sayılı ilamı) görevle ilgili düzenlemelerin kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle taraflarca ileri sürülmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerektiği nazara alınarak dava dilekçesinin 6100 sayılı HMK 114/1-c ve 115/2 maddesi uyarınca görev yönünden usulden reddine ve mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, dosyanın talep halinde ve karar kesinleştiğinde, yetkili ve görevli İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NE GÖNDERİLMESİNE,
2-HMK 20/1 maddesi gereğince, mahkememiz kararının kesinleşme tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi durumunda DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA,
3-Harç, vekâlet ücreti, yargılama giderleri konusunda görevli mahkemece karar verilmesine,
4-Davacı tarafından, HMK 20/1 maddesi gereğince işlem yapılmaz ve davanın açılmamış sayılmasına karar verilirse; davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, alınması gerekli harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
5-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde, davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın davacıya iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, 5235 sayılı Kanun'un 33-(1), 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341-(1) ve devamı maddeleri uyarınca, gerekçeli kararın usulen taraflardan her birine tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre dahilinde, Mahkememize dilekçe ile başvurmak suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 18/04/2024

Katip ...
¸e-imzalıdır

Hakim ...
¸e-imzalıdır