WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 30 Haziran 2026

İSTANBUL 10. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2023/113 Esas
KARAR NO:2024/222

DAVA:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ:08/11/2022
KARAR TARİHİ:21/03/2024

Mahkememizin 2022/... Esas, 2022/... Karar sayılı, 28/11/2022 tarihli kararı ile .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile birleştirilmek üzere gönderilmiş, .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 02/02/2023 tarih ve ... Esas sayılı yazısı ile dosya mahkememize iade edilmiş olmakla, Mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı / borçlunun kullanımında bulunan sayaçta 21/06/2020 tarihinde davacı kurum tarafından yapılan kontrolde kaçak elektrik kullanıldığının tespit edilmesi üzerine bu hususta tutanak tanzim edilerek 47.315,28-TL değerinde kaçak elektrik tüketim tahakkuku yapıldığını, davalı borçlu aleyhine tutulan kaçak elektrik bedeline gecikmiş gün faizi ve faizi KDV'si ilave edilerek 48.007,59-TL'nin tahsili amacıyla .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasıyla ödeme emri gönderildiğini ancak davalı borçlu tarafından borca itiraz edilmesi üzerine takibin durdurulduğunu, davalı borçlunun kaçak elektrik faturalarının son ödeme tarihi geçmiş olmasına rağmen borcunu ödememesi nedeniyle alacak muaccel hale gelmiş olup davalının taşınır / taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine İİK. 257. Maddesi gereği dava ve takip kesinleşinceye kadar ihtiyati haciz konulmasını, davalı tarafından davaya konu kaçak elektrik bedelinden sorumlu olunmadığının tespiti maksadıyla menfi tespit davası ikame edilmiş olup dava konularının aynı olması ve irtibat bulunması nedeniyle huzurdaki Mahkeme dosyasının .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasıyla HMK 166 mad. gereği birleştirilmesine karar verilmesini, davalının icra takibine vaki haksız itirazlarının iptalini, takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı, avans faizi, yargılama harç ve masrafları eklenerek birlikte devamını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin Mahkememizin 27/02/2023 tarihli ara kararı ile İİK 257.maddesinde öngörülen ihtiyati haciz şartları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının taleplerinin ve ihtiyati haciz talebinin haksız olduğunu, evvela aradaki ilişkinin iki tacir arasındaki bir ilişki olmadığı için görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, kesilen cezanın hukuka aykırı bir ceza olduğunu, bu cezaya davalının ... nezdinde itiraz etse de ...'ın ne yapılan itarazı kabul etmiş ne de itirazın haklı olup olmadığı yönünde adreste keşif yapmadığını, ... şirketinin işlemlerinde haksızlık yaptığını ve mağduriyetlerine sebebiyet verdiğini, kaçak taahhuk borcundan ötürü borçlu olmadıkları bir paranın taraflarınca ödenmesinin istendiğini, bu konuda .... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile menfi tespit davası açtıklarını, davalının küçük bir bakkal işletmesinin sabiti olduğunu, işyerinin elektrik aboneliğinin ... hizmet noktası ile davalı adına davacı şirket nezdinde kayıtlı bulunduğunu, ... tarafından davalının işyerine denetime gelindiğini ve kaçak elektrik tespiti yapıldığını, kaçak elektrik tespit tutanağından taraflarına bir örnek verilmediğini, ancak kaçak elektrik kullanımını kabul etmenin mümkün olmadığını, zira işyerine denetime gelindiğinde davalı firmanın yetkilileri yetkili elemanlara sayacın yerini gösterdiğini ve herşeyin rutin ilerlediğini, davalı firmanın yetkililerinin sayaçta varsa bile hukuk dışı durumdan bihaber olduğunu, sonrasında yetkililerin davalı ile tartışmaya başladığını ve "sana öyle bir ceza keseceğiz ki göreceksin gününü" dediklerini, kasten hukuka aykırı bir cezanın kesildiğini, kaçak elektrik kullanımını sebebiyle davalının ekonomik mahvına yol açacak raddede yükse bir ceza kesildiğini, öyle ki; 23.06.2022 tarihli 40.646,58 TL' lik ve 6.668,70 TL' lik iki fatura (toplam ceza miktarı 47.315,28 TL' dir) tanzim edilerek kısa sürede ödenmesinin istendiğini, ancak ekonomik koşullar itibariyle bu meblağı ödemelerinin mümkün olmadığını, davalı bakkal işletmesinin 20 m2' lik bir yerden ibaret olup küçük bir dondurucusu olduğunu, aylık elektrik tüketiminin de 250 TL ortalama ile geldiğini, işyerine ait son 1,5 yıl içerisindeki fatura miktarları ekte olup bunun iddialarını teyit ettiğini, kesilen elektrik cezasının da fahiş olup hukuka aykırı olduğunu, kesilen bu cezaya davalının ... nezdinde itiraz etse de davacı yapılan itirazları kabul etmediğini, elektirik hususunda uzmanlara t araflarınca danışılmış ve kesilen cezanın oldukça fahiş olduğu, kıstas alınan sürenin 90 gün olması gerekmesine rağmen daha fazla süre baz alındığı ve yine çarpanın fahiş hesaplandığı, bu cezanın çıkmasının hiçbir surette mümkün olmadığının belirtildiğini, ancak itirazları dikkate alınmamış ve ödeme yapamadıkları için de bugün (13.07.2022 tarihi itibariyle) işyerine gelinerek işyerinin elektriğinin kesildiğini, davalının oldukça mağdur kaldığınıve işyerini kapatmak zorunda kaldığını, davacı şirketin işlemlerinde haksızlık yaptığını ve mağduriyetlerine sebebiyet verdiğini, kaçak tahakkuk borcundan ötürü borçlu olmadıklarının oldukça yüksek b ir paranın taraflarından ödenmesinin istendiğini, davacı tarafın ihtiyati haciz talebinin de haksızlığının ortada olduğunu, kesilen fahiş cezadan sorumlu olmadıklarının ortaya çıkması gerektiğini belirterek evvela Asliye Hukuk Mahkemesi görevli olmasından ötürü Görevsilik kararı verilmesine, taraflarına açılan .... Asliye Hukuk MAhkemesindeki ... Esas sayılı menfi tespit davasının kesinleşmesinin beklenilmesine, neticede haksız davanın tüm talepler yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava; kaçak elektrik kullanımına ilişkin düzenlenen faturaların tahsili amacıyla yapılan icra takibine davalının itirazının iptali talebine ilişkindir.
.... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosya UYAP sureti, .... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosya UYAP sureti, davalının ticaret sicil kayıtları, vergi kayıtları, ...'tan Zabıt sureti ve eklerdi, Tüketim Ekstresi, İtiraz dilekçesi ve dilekçe cevap yazısı celp edilmiştir.
.... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı tarafından davalı aleyhine toplam 48.007,59 TL üzerinden takip başlatıldığı, davalı tarafın itirazı üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır.
Dava İİK 67.maddesine dayalı kaçak elektrik kullanımından kaynaklı itirazın iptali davasıdır.
Usul kanunumuz gereğince açılan davalarda öncelikli işlem mahkemenin yargılamada görevli olmasıdır. Gerçek kişiler tarafından açılan ya da gerçek kişilere karşı açılan davalarda; takibin ya da davanın açıldığı tarihte ilgili yıllarda bağlı olduğu vergi dairesinden, hangi esasa göre defter tuttuğu, ikinci sınıf tacir (esnaf) olup olmadığı, eğer ikinci sınıf tacir (esnaf) ise ve işletme defteri tutuyor ise; VUK'un 177/2 fıkrasında düzenlenen hadlere göre, faaliyetinin esnaf faaliyeti sınırını aşıp aşmadığına yönelik bir araştırma yapılması gerektiği bilinmektedir (İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesinin 06/04/2023 Tarih, 2023/... Esas ve 2023/... Karar sayılı kararı).
Davalının bağlı olduğu vergi dairesine müzekkere yazılarak; hangi esasa göre defter tuttuğu, ikinci sınıf tacir olup olmadığı, eğer ikinci sınıf tacir ise ve işletme defteri tutuyor ise VUK'un 177/2 fıkrasında düzenlenen hadlere göre faaliyetlerinin esnaf faaliyeti sınırını aşıp aşmadığının sorulmuştur. ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün cevabi yazısında; " dairemiz ... vergi kimlik numaralı mükellefi ... hakkında kayıtlarımızın tetkikinde; 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu 178. Madde kapsamında
ikinci sınıf tacir olduğu ve işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu anlaşılmış olup, sicil kaydı ve beyanı
yazımız ekinde gönderilmiştir.
" diye belirtilmiştir.
5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun 6. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi gereğince, genel görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Asliye ticaret mahkemeleri ise özel mahkeme niteliğindedir.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grupta toplamaktadır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez (... BAM 4.Hukuk Dairesinin 25/01/2023 Tarih, ... sayılı kararı).
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde Ticaret Mahkemesi varsa Asliye Hukuk Mahkemesi'nin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.
Türk Ticaret Kanununun 3. maddesinde, "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." düzenlemesi getirilmiştir.
TTK'nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır.
5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.
19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre;
1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar,
2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar.
Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlar ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekir.
Taraflar arasındaki ilişkinin mutlak ticari davalardan olmamasına,davalının takip ve dava tarihi itibariyle tacir olmadığından ve taraflar arasında uyuşmazlığın nispi ticari davalardan da olmamasına göre davaya bakma görevi Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğundan (İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesinin 06/04/2023 Tarih, 2023/608 Esas ve 2023/578 Karar sayılı kararı, ... BAM 4.Hukuk Dairesinin 25/01/2023 Tarih, ... sayılı kararı ile ... BAM 2.Hukuk Dairesinin 13/07/2023 Tarih, ... sayılı kararı) davanın görev nedeni ile reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
(1)Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, Görev hususunun 6100 Sayılı HMK 114/1-c hükmü kapsamında "dava şartı" niteliğinde olması nedeniyle HMK 115/2 fıkrası uyarınca DAVANIN USULDEN REDDİNE,
(2)6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 20. Maddesi uyarınca bu görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde taraflardan birinin kararı veren mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edildiğinde dava dosyasının görevli İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE,
(3)Dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,
(4)HMK m. 331/2 hükmü gözetilerek; dosyanın görevli İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesi halinde, yargılama harç ve giderleri hususunda görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesince karar verilmesine; aksi durumda talep üzerine dosyanın ele alınarak yargılama giderleri hususunda bir karar verilmesine,
(5)Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine,
Dair, taraf vekillerinin yokluğunda, 5235 sayılı Kanun'un 33-(1), 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341-(1) ve devamı maddeleri uyarınca, gerekçeli kararın usulen taraflardan her birine tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre dahilinde, Mahkememize dilekçe ile başvurmak suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere dosya üzerinden karar verildi. 21/03/2024

Katip ...
e-imzalıdır

Hakim ...
e-imzalıdır