WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 09 Temmuz 2026

İSTANBUL 10. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2022/779
KARAR NO :2024/323

DAVA:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:16/11/2022
KARAR TARİHİ:29/04/2024

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında ....İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile 06/11/2020 açılış tarihli bonoya dayalı Kambiyo senetlerine mahsus genel haciz yolu ile icar takibi başlatılmış olup davalı tarafından 24/12/2020 tarihinde davacının borçlu olmadığından bahisle dosyanın vazgeçme/feragat nedeniyle kapatılmasının talep edildiğini, takibin feragat ile ilgili tüm resmi harçlarını da davacının ödemek zorunda kaldığını, davacının eşi ...'ın davalıya dükkanda bulundukları sırada elden 10.000 TL ödeme yaptığını, işbu bedelin de istirdatını talep ettiklerini, davalı tarafından mükerrer şekilde tarafları ve konusu aynı 11/06/2021 açılış tarihli....İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile bonoya dayalı kambiyo senetlerine mahsus genel haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, davalının farklı tarihlerde iki ayrı icra takibine konu ettiği borcun konusu ve takibin dayanağını oluşturan bononun bedelsiz olup davacı tarafından bonoda yazılı olan bedel karşılığında davalı ile aralarındaki sözleşme uyarınca yapma ediminin tam ve eksiksiz olarak yerine getirildiğini, bononun borcu konusuz kalmış olup davacı tarafından iki taşınmazın mimarlık ve restorasyon işlerinin gereği gibi yapıldığını, davalının ediminin ise işbu sözleşmenin bedeli olan 280.000 TL 'yi ödemek olduğunu, davalının, davacı tarafından ifa edilen edimin karşılığı olarak ilk aşamada 160.000 TL ödeme yaptığını, davacının da ödenmiş olan 160.000 TL sözleşme bedeline karşılık sözleşme konusu edimi tamamen ifa edeceğine dair güven vermek maksadıyla 200.000 TL bedelli bir senet verdiğini, davacı tarafından takibe konu senet bedeli sözleşme konusu edim yerine getirilmek suretiyle ödendiği halde davalı tarafından senedin iade edilmediğini ve mükekerrer şekilde iki defa takibe konulduğunu, davacının davalının iki ayrı taşınmasının mimar ve restorasyon işlerini taahhüt ettiği tarihten önce ifa ettiğini, davalı tarafından davacı borçlu gösterilmek maksadıyla senet üzerinde tahrifat yapılmış olup TTK 776 maddesi uyarınca bonoda mutlaka bulunması gereken unsurlar olan vade ve keşide/düzenleme tarihinin üzeri kalemle karalanarak tarihlerin değiştirildiğini, ... C.Başsavcılığına resmi belgede sahtecilik suçundan şikayette bulunduklarını ve soruşturmanın devam ettiğini, kambiyo senedi üzerindeki asli unsurlar tahrif edildiğinden işbu senedin kambiyo vasfının da sona erdiğini, bu nedenlerle öncelikle davacı ekonomik olarak kötü durumda olduğundan adli yardım taleplerinin kabulüne, teminatsız olarak takibin ihtiyati tedbiren yargılama kesinleşinceye kadar durdurulmasına, durdurma kararı verilmez ise İİK 72/3 uyarınca teminat yatırılması halinde yargılama kesinleşinceye kadar paranın alacaklıya ödenmemesine dair ihtiyati tedbir kararı verilmesini, icra takibine konu kambiyo senedinin geçersiz olduğuna ve borçlu olmadıklarının tespitine, takibin iptaline, asıl alacağın %20'sinden az olmamak kaydı ile icra inkar/kötü niyet tazminatına, kambiyo senetleri ve icra takipleri nedeniyle haksız olarak tahsil edilen bedellerin istirdatına, ilgili kambiyo senedinin iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkememizin 18/11/2022 tarihli ara kararı ile davacının mali durumuna ilişkin herhangi bir belge sunulmadığından ve ödeme gücünden yoksun olduğuna ilişkin kanaat oluşmadığından adli yardım talebinin reddine karar verilmiştir.
Mahkememizin 18/11/2022 tarihli ara kararı ile, İİK 72/3 maddesi uyarınca menfi tespit davası ile icra takibinin durdurulmasına karar verilemeyeceğinden davacının takibin tedbiren durdurulması talebinin reddine, icra dosya borcunun tamamı üzerinden %20 oranında teminat mukabilinde icra dosyasına yatırılacak paranın tedbiren alacaklıya verilmemesine karar verilmiş, davacı tarafça teminat şartı yerine getirilmediğinden tedbir kararı uygulanmamıştır.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; menfi tespit ve istirdat davasının birlikte açılması mümkün olmayıp davanın reddine, aksi halde davaların tefrik edilmesine karar verilmesini, dava dilekçesinin şeklen kabul edilemez nitelikte olduğunu, HMK 200 uyarınca senetle ispat zorunluğundan davacının tanık dinletme talebinin reddi gerektiğini, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını, eldeki davanın kısmi dava ya da belirsiz alacak davası olarak açılmasının mümkün olmadığını, davacının, davalıya olan borcuna karşılık olarak 200.000 TL bedelli 10/10/2020 düzenleme tarihli ve 15/10/2020 vade tarihli bono düzenleyerek verdiğini, davacının defaten uyarılmasına karşın bono bedelini ödemediğini, bunun üzerine ....ATM ... sayılı dosyasından ihtiyati haciz kararı alındığını, akabinde de ....İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, söz konusu takip dosyasından 12/11/2020 tarihinde davacının işyerinde fiili haciz tatbik edildiğini, ancak ne fiili hacizden ne de banka hacizleri ve diğer hacizlerden sonuç elde edilemediğini, akabinde davacının borcu ödemek istediğini anacak banka hacizleri nedeniyle kredi çekemediğini, hacizlerin kaldırılması ve dosyanın kapatılması halinde kredi çekip borcunu ödeyeceğini ifade etmesi üzerine icra dosyasına takip talebinde belirtilen alacağın esasına ve ileride yeniden takibine ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik vazgeçtiklerine ilişkin beyan sunduklarını, verilen sözlere rağmen borcun ödenmemesi üzerine....İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile takip başlattıklarını, davacı tarafından davalı aleyhine ....İcra Müdürlüğünün ... esas saylı dosyası ile faturaya dayalı icra takibi başlatıldığını, ilgili faturanın davalıya hiçbir zaman gönderilmediğini, faturanın varlığına ilk defa ödeme emri ile muttali olunduğunu ve yasal süreler içerisinde takibe yaptıkları itiraz üzerine takibin durdurulduğunu, sözü edilen ödeme emri ekinde dahi faturanın gönderilmediğini, davacı tarafından itirazın kaldırılması yahut itirazın iptali davası ikame edilmediği gibi herhangi bir alacak davası da açılmadığını, davacının, davalıdan sürekli olarak borç para aldığını, bunların bir kısmının adi yazılı belgeye, bir kısmının bonoya dayandığını, bir kısmının ise belgesiz olduğunu, bedelsizlik davacının öne sürdüğü bir vakıa olduğundan bunu ispat yükünün de davacıya ait olduğunu, bononun herhangi bir sözleşme ya da iş karşılığı olmayıp elden alınan borç karşılığında verildiğini, senedin güvence yahut teminat senedi de olmadığını, sözü edilen sözleşmenin davaya konu bonoyla herhangi bir ilgisinin olmadığını, davalı tarafından davacının banka hesabına gönderilen paraların da yine davacıya davalı tarafından verilen borçlar olduğunu, bononun da davalıdan borç almak maksadıyla verildiğini, davacının eşinin elden yaptığını iddia ettikleri 10.000 TL ödemenin istirdatı talep edilmekle birlikte öncelikle davalının hiçbir şekilde davacıdan yahut onun namına bir başkasından ödeme almadığını, istirdat talebiyle ilgili harçlandırma yapılmadığını, ayrıca ödemenin ....İcra Müdürlüğü dosyasının kapatılmasından sonra yapıldığının iddia edildiğini, ortada derdest bir icra takibi yokken yapıldığı iddia edilen ödemenin istirdatının talep edilmesinin mümkün olmadığını, bu nedenlerle davanın usulden aksi halde esastan reddine, davacının müddeabihin %20'sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilmiş olup, ....İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasının UYAP sureti, takibe konu senet aslı, ticaret sicil kayıtları, tarafların 2020 yılı BA/BS formları, ....İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasının UYAP sureti, davalı adına kayıtla taşınmazların tapu kaydı, davacının ıslak imzalı belge asılları, ... C.Başsavcılığının ... soruşturma sayılı dosyasında verilen yetkisizlik kararı sonrası ... C.Başsavcılığının ... soruşturma sayılı dosyasının UYAP sureti, davacının ... Bankası nezdindeki hesabına ait hesap ekstresi, ...'ün ...nezdindeki hesap hareketleri, davacı asilin yazı ve imza örnekleri dosya içerisine alınmıştır.
....İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; alacaklı ... tarafından borçlu ... aleyhine 10/10/2020 düzenleme tarihli 15/10/2020 vade tarihli 200.000 TL bedelli bono ile 06/11/2020 tarihli 755 TL tutarlı bir adet asıl alacak dayanak gösterilerek 200.000 TL bono, 1.084,93 TL işlemiş faiz, 400 TL bono komisyonu, 755 TL asıl alacak olmak üzere toplam 202.239,93 TL üzerinden takip başlatıldığı, alacaklı vekilinin vazgeçme/feragat dilekçesi üzerine dosyanın kapatılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
....İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; alacaklı ... tarafından borçlu ... aleyhine 10/10/2020 tanzim, 15/10/2020 vade tarihli 200.000 TL bedelli senet dayanak gösterilerek 200.000 TL bono, 600 TL komisyon bedeli, 19.439,73 TL faiz olmak üzere toplam 220.039,73 TL üzerinden takip başlatıldığı anlaşılmıştır.
Davacı vekilinin dava dilekçesinde 10.000,00 TL 'nin davalıdan istirdatını talep ettiği anlaşılmakla eksik harcın yatırılması hususunda kesin süre verilmiş, davacı vekili tarafından verilen süre içinde eksik harç ikmal edilmiştir.
Mahkememizce davacı ve davalı asilin isticvabı ile beyanları alınmış, dinlenen davalı ..., " Ben 2018 yılında Avusturya'dan Türkiye'ye kesin dönüş yapıp İstanbul'a yerleştim. ...'da bir arsa aldık, inşaat işleriyle uğraşıyorum. Davacı ... ile tanıştık, kendisi iç mimarmış. Ben ...'da kendime ait sağlı sollu iki adet villa yaptırdım. Bu villaların mutfak dolaplarını ve kapılarını ...'a yaptırttım. Bunun dışında davacıya herhangi bir başkaca iş yaptırtmadım. Banyo dolaplarını başkası yaptı, parkeleri ben kendim yaptım. Ben mutfak dolaplarının parasını anlaşmış olduğumuz 22.000,00 TL'yi işin başlangıcında kendisine elden verdim. Sonrasında kendisiyle tanıştık ben de kendisine güven oluşturdu, benden acil bir şekilde 200.000,00 TL borç istedi. Ben de kendisine 200.000,00 TL'yi nakit olarak elden verdim. Bu 200.000,00 Tl'ye karşılık dava konusu senedi aldım. Kendisi 5 gün içinde 200.000,00 TL'yi bana geri ödeyecekti. Senette tarih eksikliği vardı, buna ilişkin olarak tarih kısmındaki eksikliği kendisi bizzat düzeltti. Yine başka alış verişimizden dolayı da banka kanalıyla para göndermişliğim olmuştur. Sonra senedi ödemeyince biz de icraya koyduk, hacze gittik, ilerleyen zamanlarda bana haczi kaldır kredi çekip borcu ödeyeceğim dedi, ben de avukatıma bunu söyledim, haczi kaldır borcu ödeyecek dedim. Sonra yine alacağımızı alamadık ve yeniden icra takibi başlattık, ayrıca ben davacının eşinden para almadım" ; davacı asil ..., "Bana göstermiş olduğunuz senet aslında keşideci kısmındaki iki imza bana aittir, yine düzenleyen kısmındaki yazılar bana aittir, senet içeriğindeki yazılar bana aittir. Senedin düzenleme tarihi kısmındaki tarih yazısı ve altındaki paraf imzası bana ait değildir, senedin vade tarihini 15/12/2020 olarak ben yazmıştım, düzenleme tarihi ise dokuzuncu ayın ya da onuncu ayın sekizi ile onu arasında düzenlemiş olmamız lazım. Bizim mimarlık ahşap mobilya, resterasyon işi üzerine çalışmalarımız vardır. Davalı ... ile iki villanın mutfak dolapları, mutfak tezgahları, kapıları, banyo dolapları, banyo taşı, duşa kabinleri, parkeleri, bina giriş kapıları, formentoları ve ufak tefek tadilatlarını yapmak üzere 280.000,00 TL olarak anlaştık. Almış olduğumuz resterasyon işini tamamladık. Bu iş karşılığında 60.000,00 TL işin başında, 100.000,00 TL iş devam ederken banka kanalıyla bana ödedi. Kendisi vergi mükellefi olmadığını söylediğinden TC kimlik numarasını alarak adına fatura kestik. İlk 60.000,00 TL'yi davalı bana ödediği zaman kendisi bana 200.000,00 TL ödeyeceğini taahhüt etti, benden de aldığımız 160.000,00 TLye karşılık iş bitene kadar teminat olması için 200.000,00 TL'lik senedi düzenleterek aldı. Ben davalıdan herhangi bir borç almadım. Ben davalı hakkında 120.000,00 TL alacağım için icra takibi başlattım. Çünkü 280.000,00 TL'lik fatura kesmiştim. Bakiye alacağım için kendisi aleyhine icra takibi başlattım. Sonra kendisiyle anlaştık, bana senedi getirecekti, haczi kaldırdılar, kendisiyle iletişim kuramadık iki hafta sonra yeniden icra takibi başlattılar, biz de bunun üzerine dava açmak zorunda kaldık. Bizim yaptığımız icra takibinde tahsilat yapılamadı, bildiğim kadarıyla bu takibe itiraz edildiği için avukat tarafımdan dava açılacaktı, ayrıca dosyaya bildirdiğimiz olduğumuz şehir dışındadır. Dinlenmelerini istiyorum ayrıca davalı benden 10.000,00 TL borç istemişti, ben de eşimden davalıya 10.000,00 TL vermesini söyledim, bu parayı 1 saat sonra geri aldık." şeklinde beyanda bulunmuşlardır.
Dosya Adli Tıp ve Belge İnceleme Uzmanı bilirkişiye tevdi olunmuş, düzenlenen 27/07/2023 tarihli raporda; inceleme konusu senet aslı ön yüzündeki düzenleme tarihi alt kısmındaki adet keşide imzasının dar alana sıkışık konumda atılması nedeniyle bazı grafolojik özelliklerin izlenemeyebileceği dikkate alınarak davacıya ait mevcut imza örnekleri ile yapılan karşılaştırmada uygunluk ve benzerlikler bulunmadığı, senet aslı ön yüzündeki vade tarihinin aylar bölünün birer basamağında evvelce yerinde bulunan 2 rakamının mürekkep renk tonu, kalem ucu kalibresi ve fulaj izi bakımından yakın esvafta bir kalem ile tamamlama yöntemi kullanılarak 0 rakamına yapılarak 15/12/2020 tarihinin 15/10/2020 haline getirilmiş olduğu çevresinde düzeltme imzası bulunmadığı, senet aslı ön yüzündeki düzenleme tarihinin aylar bölümünün mürekkep renk tonu, kalem ucu kalibresi ve fulaj izi bakımından yakın esafta bir kalem kullanılarak onlar basamağında evvelce yerinde bulunan 0 rakamının taamlama ve birkaç kez üzerinden gitme yöntemi ile 1 rakamı, birler basamağında evvelce yerinde bulunan 1 rakamının ise tamamlama yöntemi ile 0 rakamı yapılarak 10/01/2020 tarihinin 10/10/2020 haline getirilmiş olduğu sonuç ve kanaati belirtilmiştir. Dosya mali müşavir bilirkişiye tevdi olunmuş, 20/01/2024 tarihli raporda; davacı tarafından incelenmek üzere ticari defter kayıt ve belge ibraz edilmediği, davalı vekili tarafından elektronik ortamda gönderilen mailde, “Müvekkil ...'ün vergi mükellefi olmadığını, ticari defterlerinin bulunmadığını bilgilerinize rica ederim. “ dendiği, davacı tarafın dosya içerisine, davacı tarafından davalı tarafa düzenlenen, 01.11.2020 tarihli, ... sıra numaralı, KDV Dahil toplam 283.164,00 TL. bedelli fatura sunduğu, Gelir İdaresi Başkanlığı ... Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından dosya içerisine sunulan davacı tarafa ait 2020 yılı BS Formunda davalı tarafa herhangi bir mal veya hizmet satışı yapıldığına dair bir bildirimde bulunulmadığı, davalı tarafa ait 2020 yılı BA Formunda davacı taraftan herhangi bir mal veya hizmet alışı yapıldığına dair bir bildirimde bulunulmadığı, ... Bankası A.Ş tarafından sunulan davacı ...’a ait hesap hareketlerinin incelenmesinde, davacı tarafın davalı taraftan, 07.10.2020 tarihinde 100.000,00 TL. ve 09.10.2020 tarihinde 60.000,00 TL. olmak üzere toplam 160.000,00 TL. tahsilat yaptığı,
T.C. ...A.Ş tarafından sunulan davalı ...’e ait hesap hareketlerinin incelenmesinde, davalı tarafın davacı tarafa, 07.10.2020 tarihinde 100.000,00 TL. ve 09.10.2020 tarihinde 60.000,00 TL. olmak üzere toplam 160.000,00 TL. ödeme yaptığı belirtilmiştir. Dava;.... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı ve.... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takiplerinin dayanakları olan kambiyo senetlerinin geçersiz olduğunu ve borçlu olmadıklarının tespiti ile davacının eşinın davalıya elden ödediği 10.000,00 TL 'nin davalıdan istirdatına ilişkin menfi tespit ve istirdat davasıdır.Tarafların iddia ve savunmaları, alınan bilirkişi raporları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Davacı tarafından .... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı ve.... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takiplerine dayanak 10/10/2020 tanzim, 15/10/2020 vade tarihli 200.000 TL bedelli senetin bedelsiz olduğu, davalı ile aralarındaki sözleşme uyarınca iki taşınmazın mimarlık ve restorasyon işini aldığı ve edimlerini yerine getirdiği ancak davalı tarafından söz konusu sözleşme bedeli olan 280.000TL bedelin 160.000 TL'sinin ödendiği, teminat olarak verdikleri senedin sözleşme konusu işi ifa etmelerine rağmen davalı tarafından iade edilmediği, senetlerin vade ve düzenleme tarihlerinde tahrifat yapıldığı ve icra takiplerine konu edildiğinden bahisle borçlu olmadıklarının tespiti ile davacının eşinin davalıya elden ödediği 10.000,00 TL 'nin davalıdan istirdatı talep edilmiş, davalı tarafından ise davaya ve takibe konu alacağın davacının davalıdan nakit olarak aldığı 200.000 TL'ye ilişkin olduğu, senedin sözleşme ya da iş karşılığı değil elden alınan borç karşılığında verildiği, güvence yahut teminat senedi olmadığı, yine davacıdan ya da eşinden ödeme alınmadığı iddiası ile davanın reddi talep edilmiştir.
Mahkememizce aldırılan grafolog bilirkişi raporu ile her ne kadar senetteki imzaların davacıya ait olmadığı belirtilmiş ise de davacı gerek mahkememizde alınan beyanında gerekse savcılık dosyasında ki ifadesinde keşideci kısmındaki iki imza ve senet içeriğindeki yazıların kedisine ait olduğunu ikrar etmiştir. Kural olarak kambiyo senedinde bedelsizlik iddiasının yazılı belge ile kanıtlanması gerekir. (T.C. YARGITAY 19. Hukuk Dairesi T:06/02/2017 E: 2016/4912 K: 2017/836) Kambiyo senedinde ciro yoluyla hamil olan davalıya karşı, bedelsizlik iddiası ancak davalının, yani hamilin kötüniyetli olduğunun kanıtlanması halinde söz konusu olur.Senede karşı ileri sürülen bedelsizlik iddiası yine aynı kuvvette deliller ile davacı tarafından ispat edilmelidir. Bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedi olup, bağımsız borç ikrarını içerir .Yerleşik Yargıtay kararlarında ve öğretide de kabul edildiği gibi, bonolara özgü seçimlik unsurlardan biri de, temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik "bedel kaydı"dır. Yinelemek gerekirse "bedel kaydı" kambiyo senedinin ihtiyari kayıtlarındandır. Bu kayıt keşidecinin (borçlunun), senedin lehdarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar. Aslında kambiyo senetleri hukuku yönünden bu kayıtların bir anlamı ve önemi yoktur. Çünkü, kambiyo senedinin düzenlenmesiyle, soyut bir borç ilişkisi yaratılmaktadır. Bu nedenle de karşı edimin elde edilip, edilmediğinin önemi de bulunmamaktadır. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğu senedin bono niteliğini etkilemez. Bedel kayıtları daha çok keşideci ile lehdar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem taşır. Kişisel def'i nedenlerinin varlığının kanıtlanmasını kolaylaştırır. Sözü edilen kayıtlar özellikle ispat hukuku açısından ilgilileri bağlayıcı niteliktedir. Bedel kaydı içeren bononun lehdarı, artık senedin “kayıtsız ve koşulsuz bir borç ikrarı olduğu” yolundaki soyutluk kuralına dayanamayacaktır. Borç ikrarını içeren bir belge aleyhine kanıt sunulabilir. Ancak; ikrar borcun nedenini içeriyorsa, sadece bu nedenin gerçekleşmediğinin kanıtlanması gerekir (YİBK'nun 12.4.1933 gün ve 1933/30-6 sayılı ilamı). Bonoda kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir. Ancak, bir defa bir mal alışverişine dayandığı "malen" kaydıyla ya da bir alacak borç ilişkisine dayandığı "nakten" kaydı ile senede yazılmışsa, artık buna uyulmak gerekir. Bu kayıtların aksinin savunulması senedin ta'lili (nedene, illete bağlanması) anlamına gelir ki, böyle bir durumda ispat yükü yer değiştirir. Senedi ta'lil eden, savını kanıtlamak yükümlülüğü altına girer. Senette borcun nedeni "mal" ya da "nakit" olarak belirtilmişse, tarafların yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır. Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, lehine olan senet karinesi çürümüş sayılacak, bunun sonucu olarak da, iddiası paralelinde ispat yükünü de üstlenecektir. Buna senedin ta'lili denmektedir. Bu anlamda ta'lil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72.maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi).
İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.
Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira, davacı borçlu senedin bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir (Hukuk Genel Kurulu’nun 17.12.2003 gün ve E:2003/19-781, K:2003/768; 12.10.2011 gün ve E:2011/19-473, K:2011/607; 04.12.2013 gün ve E:2013/19-89, K:2013/1645; 14.05.2014 gün ve E:2013/19-1155, K:2014/660; 17.04.2015 gün ve E:2013/19-1622, K:2015/1238 sayılı ilamları).
Usul hukukumuzda senede karşı senetle ispat zorunluluğu ilkesi kabul edilmiştir. Senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı def'i (savunma) olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler, m.290'daki meblağdan az bir miktara ilişkin olsa bile tanıkla ispat olunamaz; ancak senet (kesin delil) ile ispat edilebilir. Hemen belirtmek gerekir ki, senede karşı senetle ispat zorunluluğuna ilişkin kuralın istisnaları da m.293’de belirtilmiştir.
....İcra Müdürlüğü ve....İcra Müdürlüğünde başlatılan her iki takibin kambiyo senetlerine mahsus takip yolu olduğu anlaşılmaktadır. Davacı tarafça menfi tesbit isteminde bulunulan senedin kambiyo senedi niteliği taşıdığı ve kambiyo senedi olduğu senet metninden anlaşılmaktadır. Kural olarak menfi tespit davalarında ispat yükü davalı alacaklıda ise de, kambiyo senetlerine mahsus takiplerde ispat külfeti davacı borçludadır. Söz konusu senetin üzerindeki ihdas sebebi nakden olarak belirtilmiştir. Her ne kadar davacı taraf söz konusu senetin teminat senedi olarak verildiğini ileri sürmüş ise de, senet üzerinde bu senetin teminat senedi olduğuna yönelik herhangi bir ibarenin bulunmaması göz önüne alındığında ve ayrıca taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmadığından belirtilen senetin tanzim tarihi, vade tarihi, senet miktarı vs.gibi hususlar açıkça yer almadığından, davaya konu bu senetin teminat senedi olduğunu davacı taraf yazılı belge ile ispatlayamamıştır. Keza grafoloji uzman raporunda senet aslı ön yüzündeki düzenleme tarihinin aylar bölümünün 10/01/2020 tarihinin 10/10/2020 haline getirilmiş olduğu tespit edilmesine rağmen davacı asilin Mahkememiz huzurunda alınan beyanında "...senedin vade tarihini 15.12.2020 olarak ben yazmıştım, düzenleme tarihi ise dokuzuncu ayın ya da onuncu ayın sekizi ile onu arasında düzenlemiş olmamız lazım..." şeklinde çelişkili beyanlarda bulunduğu anlaşılmıştır. Tüm bu hususlar dikkate alındığında, menfi tespit davası yönünden kambiyo senetleri sebebiyle borçlu olmadığını ileri süren davacının bu senet sebebiyle borçlu olmadığı yönündeki iddialarını ancak yazılı belge ile ispatlayabileceği, davacının ticari defterlerinde bu senetin de kayıtlı olmadığı göz önüne alındığında, yine davacı tarafça senet bedelinin ödendiği yada bu senetin teminat senedi olduğuna ilişkin yazılı bir belge sunulmaması sebebiyle, öte yandan davacı tarafından ticari defter ve kayıtların ibraz edilmediği, davalının da vergi mükellefi olmadığından ticari defterlerinin olmadığı, davacıya ait ... Bankası A.Ş.tarafından gönderilen hesap hareketleri incelendiğinde, 07/10/2020 tarihinde 100.000 TL ve 09/10/2020 tarihinde 60.000 TL olmak üzere toplam 160.000 TL tahsilat yaptığı, yine davalıya ait ...A.Ş.hesap hareketleri incelendiğinde davacıya 07/10/2020 tarihinde 100.000 TL, 09/10/2020 tarihinde 60.000 TL olmak üzere toplam 160.000 TL ödeme yapıldığı, tarafların BA/BS formlarında herhangi bir mal veya hizmet satışı/alışı yapıldığına ilişkin bir bildirimde bulunulmadığı anlaşılmakla ispat edilemeyen davanın reddine, İİK 72/4 maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararının uygulanmamış olması nedeniyle davalı lehine kötü niyet tazminatı verilmesine yer olmadığına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-İİK 72/4 mad uyarınca İhtiyati Tedbir kararının uygulanmamış olması nedeniyle davalı lehine kötüniyet tazminatı verilmesine yer olmadığına,
3-Harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 3.595,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 3.167,80 TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacı tarafa iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından sarf edilen 100 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
6-Davalı duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden, reddedilen dava değeri itibariyle avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca yapılan hesaplama neticesinde 33.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
7-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesin
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı. 29/04/2024

Katip ...
e-imzalıdır

Hakim ...
e-imzalıdır