T.C.
İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2021/822 Esas
KARAR NO:2024/285
DAVA:Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:21/12/2021
KARAR TARİHİ:18/04/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında ticari alım satım ilişkisinin bulunduğunu, cari hesap ekstrelerinden de anlaşılacağı üzere davalıya farklı tarihlerde ürün satışının yapıldığını, söz konusu alacağın zamanında ödenmediğinden davalı aleyhine .... İcra Müdürlüğü’nün ...Esas dosyası ile icra takibine başlandığını, davalının kötü niyetli olarak takibe itiraz ettiğini, takibin durduğunu, borçlunun uzun süreden beri borcunu ödemediği ve alacağını sürüncemede bırakmak çabası içinde olduğunu, bir hakkın suistimalini kanunun himaye etmeyeceğini, dava şartı olması sebebiyle arabuluculuk görüşmesi yapıldığını, anlaşma sağlanamadığını, davalının borcunun defter kayıtları ile sabit olduğunu, düzenlenen faturaların hiçbir itiraza uğramaksızın kesinleştiğini, faturaların dava dilekçesi ekinde sunulduğunu, borcun ödendiğinin borçluya düşen bir külfet olduğunu, ödemeye ilişkin herhangi bir belgenin borçlu tarafından dosyaya sunulmadığını, borçlu aleyhine .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, dosyada alacağın tespiti için bilirkişi incelemesi yapıldığını, talepleri doğrultusunda alacağın bulunduğu yönünde rapor tanzim edildiğini, ancak sehven duruşmanın takip edilmediğini, bu nedenle davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, bunun üzerine açıklanan bu sebeplerle alacağın tespiti ve tahsiline karar verilmesi için huzurdaki davanın ikame edildiği belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla alacaklarının tespiti ve tahsile karar verilmesini talep ve dava etmiştir. karşı tarafa yüklenmesi talep edilmektedir.
CEVAP; Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın .... İcra Müdürlüğü’nün ...Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, davalının 18.05.2018 tarihinde itiraz ettikten sonra dilekçesinin alacaklı tarafa 16.08.2018 tarihinde tebliğinin talep edildiğini, itiraz dilekçesinin 27.08.208 tarihinde davacının daimî çalışanına tebliğ edildiğini, akabinde davacı tarafça 26.06.2020 tarihinde .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... Esas ... Karar sayılı dosyası ile itirazın iptali davasının açıldığını, esas itibarı ile İİK 67 gereğince 1 yıllık hak düşürücü süre içinde itirazın iptali davası açmamış olduğunu fark eden davacı tarafın dosyayı takipten vaz geçtiğini, dosya çerçevesinde 22.06.2021 tarihinde HMK 150. Maddesi gereğince davanın açılmamış olmasına karar verildiğini, itirazın iptali davası açma hakkı ortadan kalkan davacı tarafın genel hükümler çerçevesinde huzurdaki davayı alacak davası olarak ikame ettiğini, davalının icra takibine itirazda belirttiği üzere herhangi bir borcunun bulunmadığını, davaya konu faturaların altındaki imzaların kendilerine ait olmadığını, faturalara atılı imzaların incelendiğinde birçok farklı elden çıktığı ve her defasında farklı imzaları ihtiva ettiğinin anlaşılacağını, davaya konu faturaların davalıya ulaştırılmadığı gibi, belirtilen malların da teslim edilmediği, bu hususun davalı defterleri incelendiğinde anlaşılacağını, öte yandan faturalarda belirtilen malların davalı üzerinden başka firmalara verildiği, davacı ile davalı firma yetkilileri ile yapılan mutabakatlarda ortaya konulduğunu, o dönemde çalışan satış müdürü ve plasiyerlerin bunun gibi birçok firmaya farklı şekillerde fatura kesip, farklı firmalara teslimat yaptıklarının anlaşıldığını ve davacının ilgili elemanların iş sözleşmelerini feshederek haklarında dava açtığını, davacı tarafın iddia ettiği ve davalıya verdiğini savunduğu malların kaydının davalı şirketin 320 kodlu ticari borçlar ile ticari defterlerinde ve BA formlarında belirtilmesi gerektiğini, bilirkişi incelemesinde ticari defterlerde böyle bir kaydın bulunmadığını, dolayısı ile iddia edilen malların davalıya teslim edilmediğinin anlaşılacağını belirterek haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Taraflara usulüne uygun davetiyeler tebliğ edilmiş olup; .... Asliye Ticaret Mahkemesisnin ... Esas sayılı dosya UYAP sureti, .... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı takip dosya UYAP sureti, Gelir İdaresi Başkanlığından BA - BS formları, ... Kaymakamlığı İlçe Nüfus Müdürlüğünden, ... Bankasından davacının ıslak imzası bulunan belge asılları, .... Asliye Ticaret Mahkemesinden irsaliye asılları dosyamız içerisine alınmıştır.
Davacının yazı ve imza örnekleri Mahkememiz kaleminde hazır edilerek alınmıştır.
Dosya Mali Müşavir bilirkişiye tevdi edilmiş, düzenlenen 08/11/2022 tarihli raporda; davacı kayıtlarında bu rapordan önceki bilirkişi tarafından yapılan tespite göre davalıdan fatura bedeli alacağının 19.970,44 TL olduğunun tespit edildiği, anlaşmazlık konusu faturaların davacı kayıtlarında bulunduğu da tespit edilen hususlardan olduğu, bu faturalara süresinde itiraz edilmemiş olup, taraflar arasındaki ticari ilişki takip öncesi bir tarih olan Nisan 2018 dönemince devam ettiği, faturalara itiraz edilmemesine karşılık alacak konusu edilen 54 adet faturadan sadece 1 tanesinin malının teslim edildiği ve faturanın teslim edildiği üzerinde davalı kaşe, adı ve TC Kimlik numarası olması nedeni ile ispat edildiğinin görüldüğü, bu fatura tutarının 138,36 TL olduğu, diğer irsaliyeli faturalar üzerinde kaşe bulunmasına karşılık teslim alan ismi bulunmamakta ve imzanın çıplak gözle davalı imzasından farklı olduğu görüldüğü, Mal ve irsaliyeli faturanın teslim edildiğinin ispata muhtaç olduğu, bu çerçevede davacı tarafından düzenlenen ve davaya konu edilen 54 adet irsaliyeli fatura ile satışa konu malların bir fatura hariç davalıya teslim edildiğinin ispata muhtaç olduğu, teslime yönelik ispat yükümlülüğünün 138,36 TL fatura hariç yerine getirilmediği, tarafından yapılan inceleme ve değerlendirmenin verilen yetki çerçevesinde münhasıran dosya içeriği davacı firma kayıt ve belgeleri üzerinden yapıldığı, delillerin değerlendirilmesi ve nihai takdiri ile hukuki tavsif 6100 sayılı HMK’nın 266/c.2 hükmü gereği tamamen Sayın Mahkemeye ait olduğu, tarafların icra inkâr ve diğer taleplerinin Mahkememiz taktirinde olduğu belirtilmiştir.
Dosya yeniden bilirkişiye tevdi edilmiş, düzenlenen 22/10/2023 tarihli ek raporda; kök raporda da belirtildiği üzere davacı tarafından düzenlenen ve davaya konu edilen 54 adet irsaliyeli fatura ile satışa konu malların bir fatura hariç davalıya teslim edildiğinin ispata muhtaç olduğu, teslime yönelik ispat yükümlülüğünün 138,36 TL fatura hariç yerine getirilmediği, BA/BS formlarının incelenmesi sonucu da tarafların Vergi Dairelerine yaptıkları bildirenlerde önemli fark bulunduğu, davacı tarafından 2017 yılında davalı tarafına düzenlendiği belirtilen ve Vergi Dairesine bildirimi yapılan 152 adet satış faturasının davalı tarafından 77 tanesinin alış faturası olarak bildirildiği, davacının 75 adet fatura için bildirim yapmadığı, ancak; davalı tarafından ticari defter ve belgeler sunulmamış olmakla Mahkememiz takdirinin davacı kayıtlarının esas alınması yönünde olması halinde davacı Şen Piliç kayıtlarında davalıdan alacak tutarının 07.05.2018 takip tarihi itibarı ile toplam 19.975,77 TL anapara alacağının 19.970,44 TL olduğu, anapara alacağı olan 19.970,44 TL ya takip tarihinden tahsil tarihine kadar TCMB tarafından açıklanan değişken oranlarda avans faizi uygulanabileceği, delillerin değerlendirilmesi ve nihai takdiri ile hukuki tavsif 6100 sayılı HMK’nın 266/c.2 hükmü gereği tamamen Mahkememize ait olduğu, tarafların icra inkâr ve diğer taleplerinin Mahkememiz taktirinde olduğu belirtilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; taraflar arasında yer alan cari hesap ilişkisi gereği davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, taraflar arasındaki düzenlenen faturalara konu borcun bulunup bulunmadığı, borcun bulunması halinde miktarın tespitine ilişkin hususlarındadır
Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Tek başına fatura düzenlenmesi alacağın ispatı için yeterli değildir. Fatura içeriği malın teslim edildiğinin/hizmetin verildiğinin, faturaya konu alacağın dayanağının ve iade faturası düzenlenmesi halinde iade faturası dayanağının düzenleyen tarafça ispat edilmesi gerekir. Davacının tek taraflı düzenlediği ve kendi defterine kaydettiği faturalar davasını ispatlaması için yeterli değildir. Fatura sözleşmenin ifası aşamasına ilişkin olmakla fatura düzenlenmesine dayanak mal veya hizmet teslimi faturayı düzenleyen tarafından geçerli ve yazılı deliller ile ispat edilmesi gerekmektedir.
Somut uyuşmazlıkta; taraflar arasında davacı tarafından davalıya faturalara konu ürünlerin satışına ilişkin cari hesap ilişkisi olduğuna dair ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki ihtilaf; dava konusu faturalara konu ürünlerin davacı tarafından davalıya teslim edilip edilmediği, edilmiş ise davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarı hususlarındadır.
Mahkememizce tarafların defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi raporunda; davacının defter ve kayıtlarının usulüne uygun olarak tutulduğu ve sahibi lehine delil niteliğinde olduğu, davacının defter ve kayıtlarına göre davacının davalıdan 19.970,44 TL alacaklı olduğu tespit edilmişse de dava konusu 54 adet faturadan yalnızca 1 tanesine ilişkin malların teslim edildiği, bu fatura tutarının ise 138,36-TL olduğu diğer faturalara konu ürünlerin davacı tarafından davalıya teslimine ilişkin herhangi bir veriye rastlanılmadığı belirtilmiştir. Davalı tarafından defter ve kayıtları bilirkişi incelemesine sunulmamıştır. Gerçekten de taraflar arasında ihtilaflı olan 54 adet faturaya konu ürünlerin davacı tarafından davalıya teslimine ilişkin sevk irsaliyesi veya başkaca yazılı belge dosyaya sunulmamıştır. Yukarıda da açıklandığı üzere tek başına fatura düzenlenmesi alacağın ispatı için yeterli değildir. Fatura içeriği malın teslim edildiğinin/hizmetin verildiğinin, faturaya konu alacağın dayanağının faturayı düzenleyen, somut uyuşmazlıkta davacı tarafından ispat edilmesi gerekmektedir. Davacı tarafından ihtilaflı faturaya konu ürünlerin davalıya teslimi ispatlanamadığından ve davacı vekilinin iddiasının aksine davalı tarafından ürünlerin teslim alındığı ikrar edilmediğinden davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile,
138,36-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
2-Harçlar kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 427,60-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 341,05-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 86,55-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (Madde-13) göre hesaplanan 138,36-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan; 341,05-TL Peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan; 1.500,00-TL Bilirkişi ücreti, 100,50-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 1.600,50-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 11,09-TL lik kısmanın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı tarafından sarf edilen ve dosyaya yansıyan yargılama gideri bulunmadığından hüküm kurulmasına yer olmadığına,
8-1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul reddi oranında yapılan hesaplama neticesinde 9,14-TL'sinin davalıdan, 1.310,86 TL'sinin davacıdan tahsili ile Hazine adına gelir kaydına,
9-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK yönetmeliğinin 47/1 maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, 5235 sayılı Kanun'un 33-(1), 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341-(1) ve devamı maddeleri uyarınca, gerekçeli kararın usulen taraflardan her birine tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre dahilinde, Mahkememize dilekçe ile başvurmak suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.18/04/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!