T.C.
İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2021/392 Esas
KARAR NO :2024/217
DAVA:Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:07/06/2021
KARAR TARİHİ:21/03/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı ... A.Ş arasında 20.12.2016 tarihli Acentelik Sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme gereği Acentelik Hizmetleri İfa etmesi için ....Noterliğinin ... yevmiye numaralı Vekaletname ile davacı şirkete Temsil yetkisi verildiğini, davacının Acentelik Sözleşmesinde belirlenen yükümlülüklere uygun olarak yüksek ve karlı sigorta ürünlerinin satışını yaparak başarılı bir acentelik işletme yükümlülüğünü yerine getirdiğini ancak davalı sigorta şirketi tarafından taraflar arasında tanzim edilen Acentelik sözleşmesini haksız ve kanuna aykırı bir şekilde tek taraflı olarak davalı şirket tarafından feshedilerek ayrıca davacı şirketin tüzel kişiliğinin bütünlüğüne maddi ve manevi zarar vermek suretiyle saldırıda bulunduğunu, davalı sigorta şirketi tarafından ... 7.Noterliğinin 27.01.2017 tarih ... yevmiye nolu vekaletnameye istinaden verilen tüm yetkilerin fesih edildiğinin tek taraflı ve kötü niyetli fesih olduğu hususunun ikrar edildiği fesih ilanından sonraki zaman diliminde 1,5 yılı aşkın süre sonrasında davalı sigorta şirketinin yöneticileri tarafından şifaen korkutmak ve tehdit etmek suretiyle (Piyasada iş yapamazsın, yüz kızartıcı suç atfederiz hiçbir firma ile çalışamazsınız, gel sen bu senedi imzala borcu kabul et. Kötü referans veririz. Hiçbir yerden acentelik alamazsınız denilmek suretiyle) 22.10.2018 tarihinde 3 sayfa ve 10 ana maddeden ibaret fesih ve ibra protokolü imzalanarak ve ekindeki 55.000 TL tutarlı borç senedini haksız ve hukuka aykırı bir şekilde davacı şirket yetkilisini korkutmak suretiyle 2.kez fesih ve ibra cihetine gidildiğini, Fesih ve İbra Protokolü ile taraflar arasında akdedilen 03.06.2016 tarihli Acentelik Sözleşmesi gereği acentelik hizmetlerini ifa etmesi için ... 7.Noterliğinin ... yevmiyeli vekaletnamesi ile davalı şirket temsil yetkisi bahsi geçen vekaletnamede fesih edilmekte ve verilen tüm yetkiler kaldırılarak vekillikten azledildiğini, davacının tek taraflı haksız ve hukuka aykırı bir şekilde fesih nedeniyle sigorta acenteliğini devam ettirmesinin mümkün olamadığını, davacının, haksız fesih nedeniyle hak kazandığı denkleştirme tazminatı ve komisyon alacağının tahsili için 21.12.2020 tarihinde Arabuluculuğa başvurulduğunu ancak anlaşmanın sağlanamadığını, sözleşme tarihi olan 20.12.2016 ile haksız fesih tarihi olan 27.01.2017 tarihi arasındaki dönemde 612.622.40 TL tutarında net komisyon kazancı elde edildiğini, rakamların sektör açısından bakıldığında oldukça tatmin edici olduğunu, yaratılan katma değer performansının bir göstergesi olduğunu, Acentelik sözleşmesinin fesih edildiği 27.01.2017 tarihinden sonra davacının temin ettiği ve bu nedenle davalı sigorta şirketince de poliçe düzenlenmiş olan sigortalıların davalı sigorta şirketi ile ilişkilerinin devam ettiği davalı yanın da bu müşterilerin sigorta sözleşmelerini yaparak menfaat ettiği aynı zamanda sigorta şirketinin davacı şirkete gönderdiği 2018 yılına ait Komisyon gider belgelerinde görüleceği üzere, davacı tarafından üretimi yapılan poliçelerin 2017 yılından sonra da ( Fesih tarihinden çok sonrasında) halen yaşadığı ve kullanımında olduğunu belge muhteviyatlarında açıkça ikrar ettiğinin tespit edildiği, bilirkişi marifetiyle davalı sigorta şirketi nezdindeki kayıtlar üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi ile de tespit edilebileceğini belirterek üretimi ve tahsilatı yapılmış olan Poliçeden kaynaklı ve halen davacıya ödemesi yapılmayan fark komisyon kazancının daha sonradan artırılmak üzere fazlaya dair hakların saklı kalması kaydıyla şimdilik 1.000 TL hakediş tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, Acentenin oluşturduğu müşteri çevresinden yeniden sözleşmeler yapmak suretiyle yaralanmaya devam ettiği ve davacının uğradığı hak mahrumiyetine sebep olunduğunun tespitine, Acentenin oluşturduğu ve devamlılığını sağladığı müşteri portföyünden yaralanan davalı aleyhine sigorta mevzuatı gereğince denkleştirme talep hakkının üst sınırı tespiti ile fazlaya ilişkin hakların saklı kalması ile şimdilik 4.000 TL denkleştirme tazminatının işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı taraf iddiasının kabulü anlamına gelmemekle birlikte irade sakatlıklarında TBK.m.39 göre; Zamanaşımı süresinin bir yıl olduğundan davanın zamanaşımı süresi nedeniyle reddi gerektiğini, alacağın varlığını kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı tarafın Portföy Tazminatı talebininin sözleşmenin 22.10.2018 tarihinde sona erdiğini, tarihten itibaren TTK m.122 göre bir yıl içerisinde “ Denkleştirme istem hakkının Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürmesi gerekir…” hükmü gereğince ileri sürmediğinden davacının portföy tazminat talebinin de reddi gerektiğini, davalı ile davacı acente arasındaki acentelik sözleşmesinin taraflar arasında fesih ve ibra Protokolü İmzalanmak suretiyle sonlandırıldığını, davalının bireysel Emeklilik ve Hayat Sigortaları sektöründe faaliyet gösterdiği Hazine ve Maliye Bakanlığı başta olmak üzere diğer kurum ve kuruluşların gözetim ve denetimi altında olduğunu, taraflar arasında 20.12.2016 tarihinde Acentelik Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye istinaden davacıya ... 7. Noterliğinin 27.01.2017 tarih ... yevmiyeli vekaletnamesi ile Acentelik yetkisi verildiğini, davacının kendisine verilen yetki kapsamında 27.01.2017 tarihinden 22.10.2018 tarihine kadar davalının acentesi olarak çalıştığını, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin 22.10.2018 tarihinde “Fesih ve İbra Protokolü” imzalanarak acentelik ilişkisi, Acentelik Sözleşmesini ve bağlı tüm eklerini karşılıklı İrade beyanı ile sona erdirdikleri, bu kapsamda davalı ... 48. Noterliğinin 19.11.2018 tarih 126790 yevmiyeli azilnamesi ile davacı Acenteyi vekaletname ile verilen Acentelik yetkisinden de azlettiğini, davacının iddia ettiği şekilde 27.01.2017 tarihinde Acentelik Sözleşmesinin feshedişlmesi ve fesihten yaklaşık 1,5 yıl sonra fesih ve İbra Protokolü İmzalanması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, davacının, taraflar arasındaki ilişkiyi hatalı açıkladığını, 27.01.2017 tarihi davacıya acentelik yetkisinin verildiği vekaletname tarihi olduğunu, söz konusu yetki 22.10.2018 tarihinde Fesih ve İbra Protokolü imzalanmak suretiyle sonlandırıldığını, 19.11.2018 tarihinde de davacı acente acentelik yetkisinden azledildiğini, davacının, dava dilekçesinde davalı şirketin yöneticilerinin şifahen korkutmak ve tehdit etmek suretiyle “Fesih ve İbra Protokolü “ ile 55.000 TL’lık borç senedi imzalattığını iddia ettiğini, davacının gerçek dışı yakışıksız ve ispata muhtaç iddialarına kesinlikle itibar edilmemesi gerektiğini, davacının Acentenin (davalıya haklı nedenle fesih hakkı tanıyan) mevzuata aykırı eylemleri tespit edilmiş ve davalı şirket açısından Acentelik Sözleşmesinin sonlandırılmasına bu durumun etki ettiğini, davalı şirketin davacı acente nezdinde tespit edilen (Acentelik Sözleşmesinin haklı nedenle feshine imkan tanıyan ) usulsüzlükler nedeniyle davacı acente ile daha fazla çalışmak istememiş ve davacı acenteye Noter kanalıyla Acentelik Sözleşmesinin feshedilmesine dair İhtarname gönderdiğini, ancak davacı Acente Acenteliğinin bu şekilde kapatılmasını istemediğini bildirmiş ve mutabakat yapılmasını talep ettiğini, (Davacının talebiyle ilgili e.mail deliller arasında mevcut olduğu) bunun üzerine taraflar Fesih ve İbra Protokolü imzalayarak Acentelik İlişkisini ve tüm eklerini sonlandırdığını, davacı acentenin 30.09.2018 tarihi itibariyle davalı şirkete 55.050.00 TL borcu bulunmakta olup, söz konusu borç Fesih ve İbra Protokolü ekindeki ödeme planı ile taksitlendirildiği, 55.050.00‘lık senedin bu borca istinaden imzalandığını, davacının ödeme planına göre 55.050.00 TL’lık borcunu ödemediğini, söz konusu borcun tahsili için tüm hakların baki olduğunu, 30.09.2018 tarihi itibariyle 55.050.00 TL tutarındaki borcun 31.05.2019 tarihi itibariyle 64.859.11 TL ‘na ulaştığını, bunun üzerine davalının 84.859.11 TL – 55.055.00 TL = 29.809.11 TL’lık alacağı için davacı acente aleyhine .... İcra Md. ... E Sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlattığını, davacı acentenin dosya borcunu ödemediğini ve dosyanın infaz edildiğini, davacının aracılık yaptığı sözleşmeler arasında 4 yıllık süreden önce sona erenler olduğundan davacı acentenin 30.09.2018 tarihi itibariyle davalıya borcunun 55.055.00 TL olduğunu, bu borcun 31.05.2019 tarihi itibariyle 84.859.11 TL'ye ulaştığını, güncel borcun daha da arttığını, Cari hesap kayıtları ile bunun ispatlanabileceğini, davacının denkleştirme tazminatına hak kazanmamakla birlikte koşullarının gerçekleştiğini de ispatlayamadığını, dava konusu olayda Acentelik Sözleşmesi’nin sonlandırılmasına davacı acentenin davalı şirkete haklı nedenle feshi imkanı tanıyan usulsüz eylemleri sebep olduğundan davacının tüm taleplerinin öncelikle bu kapsamda değerlendirilmesiyle davanın reddine karar verilmesinin talep edildiğini, Yargıtay’ın emsal kararlarında, denkleştirme talep edilebilmesi için Acentenin, davalıya kazandırılan portföy sayesinde davalının sözleşmesinin feshinden sonra da önemli menfaatler sağlayacak olması, Hakkaniyetin Denkleştirmeyi gerektirmesi hususlarının ispatlanması gerektiğini, Sigortacılık Kanununda Önemli Menfaatler ve Hakkaniyet sayılmış olduğunu, TTK ‘dan farklı olarak Ücret Kaybı sayılmadığını belirterek davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, haksız ve mesnetsiz davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Taraflara usulüne uygun davetiyeler tebliğ edilmiştir.
Dosya Sigorta Uzmanı, Mali Müşavir ve Nitelikli Hesaplama Uzmanı bilirkişiden oluşan heyete tevdi edilmiş, düzenlenen 14/12/2022 tarihli raporda; taraf ticari defter kayıt ve belgeleri ve dosya kapsamı gözetilerek yapılan değerlendirmede 190.628.55 TL denkleştirme tazminatı tavanı hesaplandığı, %10 indirimle hesaplama yapıldığında 171.565.69 TL hesaplama yapılmakta olduğu, taraflar arası feshi protokolü ve buna göre işletilen süreç gözetildiğinde, ticari defter kayıt ve belgeleri üzerinden de davacının hak edişe dayalı alacağı tespit edilmediği, Zamanaşımı, denkleştirmeye ilişkin sözleşme hükmü gibi hususlarda takdirin Mahkememize ait olduğu bildirilmiştir.
Dosya yeniden tarafların itirazlarının irdelenmesi suretiyle aynı bilirkişilere tevdi edilmiş, düzenlenen 31/07/2023 tarihli ek raporda; TTK.m.122/2 maddesi gereğince davacının denkleştirme (Portföy) tazminat talebi ile ilgili olarak: kök rapordaki tespit ve hesaplandığı üzere; 171.565.69 TL'nin talep edilebileceği, Protokole itibar edilecek olursa, davacının her hangi bir hak ediş iddiası ileri süremeyeceği hususunda nihai değerlendirme ve takdirin yüce mahkemeye ait olduğu, tarafların diğer taleplerinin Mahkememizin takdirinde olduğu belirtilmiştir.
Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; Dava; taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin feshi nedeniyle komisyon alacağı, denkleştirme talebine ilişkindir. Genel olarak denkleştirme tazminatı, acentelik sözleşmesi sona erdikten sonra, bu ilişki devamı boyunca acentenin kişisel gayretiyle yarattığı müşteri çevresinden akidinin halen yararlanması, acentenin ise yararlanmaması nedeniyle uğradığı kaybın karşılığıdır. Somut olayda uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nın 122. maddesinde açıkça "denkleştirme istemi" olarak tanımlanan, doktrinde de "müşteri tazminatı", "portföy tazminatı", "portföy akçesi" olarak da ifade edilen bu tür tazminat, 5684 sayılı Sigorta Kanunu'nun 23/16. maddesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde ediyor ve hakkaniyet gerektiriyorsa, sigorta acentesi, sigorta şirketinden tazminat talep edebileceği şeklinde düzenlenmiştir.
Acentenin portföy tazminatı talep edebilmesi için dört koşulun gerçekleşmesi gerekir:
1-Acentelik sözleşmesinin denkleştirme talep edecek şekilde sona ermiş olması, 2-Acentelik sözleşmesi sona erdikten sonra müvekkilin, acentenin çabasıyla oluşturulan yeni müşteri çevresinden önemli menfaatler elde etmeye devam etmesi, 3-Sözleşmenin sona ermiş olması nedeniyle acentenin, müvekkiline devrettiği yeni müşteri çevresinden gelir elde etme imkanını kaybetmiş olması, 4-Acenteye denkleştirme ödenmesinin hakkaniyete uygun (hakkaniyetin bir gereği) olması ( Özge Ayan, Acentenin Denkleştirme Talep Hakkı, Seçkin Yayınları, Ankara 2008, s. 146 vd; Arslan Kaya, Ticaret Kanunu Şerhi- Birinci Kitap Ticari İşletme- Yedinci Kısım-Acentelik, 2. Basım, İstanbul 2016, s.247 vd).
Bu açıklamaya göre, mahkemece öncelikle bu dört koşulun gerçekleşip gerçekleşmediği tespit edilmelidir. Bundan sonra, koşulları varsa, alacağın hesaplanmasına geçilmelidir.
Denkleştirme alacağının hesaplanma şekli konusunda mevzuatta bir formül verilmemiştir. Bu durumda karşılaştırmalı hukuktan ve 6102 sayılı TTK'nın 122. maddesindeki düzenlemeden ve Yargıtay uygulamasından hareketle bir hesaplama yöntemi uygulanmalıdır.
Denkleştirme talebinin temelinde, acentenin kendi çabasıyla oluşturduğu yeni müşteri çevresinin, sözleşme ilişkisi sona erdiğinde müvekkile devredilmiş olması ve bu yeni müşteri çevresinin ekonomik bir değerinin olması yatmaktadır. Bu nedenle, öncelikle oluşturulan yeni müşteri çevresinin tespiti yapılmalıdır. Acentenin göreve başladığı tarihte mevcut olan müşteri çevresi hariç, yeni oluşturulan müşteri çevresi belirlenmelidir.
Bundan sonra hesaplama üç aşamada yapılır:
Birinci aşamada, acentenin kendi çabasıyla kazandırdığı yeni müşteri çevresinden müvekkilin elde ettiği/ elde etmesi muhtemel menfaatler/gelirler hesaplanır. Daha sonra, acentenin yeni müşteri çevresiyle işlem yapamayacak olması nedeniyle uğradığı gelir kaybı hesaplanır. Bu kayıp, acentelik sözleşmesi devam etseydi, acentenin temel edimleri karşılığında elde edeceği ücret (provizyon) gelirleridir. Burada temel bir kural vardır: Müvekkilin menfaati, acentenin ücret kaybı kadardır. Bu nedenle, müvekkilin elde edeceği menfaatin, acentenin gelir kaybı kadar olduğu ilkesinden hareketle, öncelikle acentenin gelir kaybının hesaplanması uygun olacaktır. Bu hesaplama yapılırken, acentenin temel ediminin karşılığı olan ücretler esas alınmalı ve maliyetler düşüldükten sonraki net gelir esas alınmalıdır. Acenteye arızi olarak ödenen ücretler bu hesaplamada dikkate alınmamalıdır. Acentenin bir yıllık gelir kaybı bulunmalıdır.
Gerek müvekkilin elde edeceği menfaat miktarının gerekse acentenin yoksun kaldığı toplam gelir miktarının hesaplanabilmesi için, yeni müşteri çevresinin müvekkille ne kadar süreyle ticari ilişkide bulunacağının, somut olayın özelliklerine göre tahmin edilmesi gerekir.
Daha sonra, işin niteliğine ve acentelik ilişkisinin devam ettiği süredeki veriler dikkate alınarak, yıllık müşteri kayıp oranı belirlenir. Yeni müşterilerle müvekkilin tahmini ilişki süresi esas alınarak her yıl için belirlenen miktarlardan, müşteri kayıp oranında indirim yapılır. Her yıl için bulunan zararlar toplanır.
Bulunan bu ham alacak üzerinden, acentenin denkleştirme alacağını peşin olarak alacağı düşünülerek, faiz indirimi yapılır ve birinci aşamadaki ham alacak bulunur.
İkinci aşamada hakkaniyet denetimi yapılır. Bu aşamada üst sınır dikkate alınmaz. Somut olayın özelliklerine göre, hakkaniyet ilkesi gereğince alacak tutarında indirim veya artırım yapılabilir. Örneğin, müvekkilin markasının tanınmışlığı yeni müşteri çevresinin oluşumunda etkili olmuşsa, alacak miktarından uygun bir oranda indirim yapılmalıdır. Acente olağanüstü çaba göstermiş, önemli reklam ve tanıtım çalışmaları yapmışsa alacak miktarı hakkaniyet gereği artırılabilir. Hakkaniyet ölçüsü de uygulanarak, acentenin denkleştirme alacağı hesaplanmış olur.
Üçüncü aşamada, hesaplanan denkleştirme alacağının, yasal üst sınırı aşıp aşmadığı denetlenir. Eğer üst sınırın altındaysa hesaplanan alacağa aynen hükmedilir; üst sınırı aşıyorsa, alacak tutarı üst sınıra indirilerek hüküm altına alınır. Denkleştirme talebinin üst sınırı, 6102 sayılı TTK’nın 122/2. maddesinde şöyle tanımlanmıştır: “Tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz. Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır”. Üst sınırın hesaplanmasında, ilk basamaktaki hesaplamadan farklı olarak, acentenin her türlü geliri hesaplamaya dahil edilmeli ve bürüt gelir esas alınmalıdır. Üst sınır acentenin alacak talebini sınırlayan bir düzenleme olduğundan, hesaplamanın bu şekilde yapılması hakkaniyete uygun olacaktır. Yukarıda açıklandığı üzere, hesaplama aşamalarla yapılmalı ve üst sınır denetimi en son yapılmalıdır
Diğer yandan, TTK'nın 122/4. maddesi uyarınca denkleştirme isteminin sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içerisinde ileri sürülmesi gerekir. Bu sürenin niteliği hususunda öğretide görüşbirliği olmadığı, hak düşürücü süre mi yoksa zamanaşımı süresi olup olmadığının yasal düzenlemede açıklanmadığı; maddenin gerekçesinde de sürenin niteliğinin uygulama tarafından belirlenmesi gerektiği yazılıdır.
Acentenin denkleştirme istemini ileri sürmesi bir irade beyanıyla gerçekleşecek olup, bu beyanda bulunulmaması halinde acente TTK'nın 122. maddesinden doğan hakkını kaybetmektedir. Dolayısıyla denkleştirme miktarı kadar alacak hakkı kazanmanın ön koşulu, irade beyanının yöneltilmesidir. Bu kurgu göstermektedir ki denkleştirme talep hakkı tipik bir bağımlı ve kurucu yenilik doğuran haktır. Yenilik doğuran haklar için öngörülen süreler hak düşürücü süre niteliğindedir (Burak Sak-Denkleştirme İstemi Sorunları, Yüksek Lisans tezi s.181) 6102 sayılı TTK' nın 122. maddenin 4. fıkrasında öngörülen sürenin niteliği hususunda öğretide görüş birliği olmadığı, hak düşürücü süre mi yoksa zamanaşımı süresi mi olduğunun yasal düzenlemede açıklanmadığı; maddenin gerekçesinde de sürenin niteliğinin uygulama tarafından belirlenmesi gerektiği, sebebinin de hukuk geliştirme olanaklarının önünün kapatılmaması olarak gösterilerek bu hususun uygulamaya bırakıldığı anlaşılmaktadır. Sözleşmenin 31/05/2018 tarihinde davacı tarafça feshedildiği, tarafların 22/10/2018 tarihinde fesih sonrası süreç için anlaştıkları, davacının iş bu davayı ise 07/06/2021 tarihinde açtığı dolayısıyla TTK 122/4.maddesinde belirtilen bir yıllık süre dolduktan sonra açıldığı anlaşılmakla davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Açılan davanın ZAMANAŞIMI NEDENİYLE REDDİNE,
2-Harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 85,39 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 342,21 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan 1.500,00 TL bilirkişi ücreti, 33,00 TL diğer masraflar olmak üzere toplam 1.533,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 5.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13)- (14) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazine adına gelir kaydına,
7-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı. 21/03/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!