WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 28 Haziran 2026

İSTANBUL 10. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2020/96 Esas
KARAR NO :2024/68

DAVA TARİHİ:18/04/2014
KARAR TARİHİ:25/01/2024

Mahkememizin ... Esas, ... Karar, 21/06/2018 tarihli kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2019/... Esas, 2019/... Karar, 26/11/2019 tarihli kararı ile BOZULARAK yukarıda yazılı esas sırasına kaydı yapılan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile müvekkili arasında akdedilen 01/11/2012 tarihli iş sözleşmesinin 8.maddesine göre çalışanın, işverenle aynı alanda bulunan firmalarda İstanbul ili dahilinde, iş sözleşmesinin çalışanın kendi isteğiyle veya işverenin haklı veya geçerli sebeple feshi ile sona ermesini müteakip iki yıl süre ile kısmen dahi olsa çalışamayacağının hüküm altına alındığını, davalının hiçbir gerekçe bulunmamasına rağmen, 01/11/2012 tarihinde başlayan ve rekabet yasağıyla alakalı iş sözleşmesini 29/07/2013 tarihinde kendi iradesi ile sona erdirdiğini ve İstanbul sınırları içerisinde aynı sektörde ve rakip bir şirkette çalışmaya başladığının öğrenildiğini, bunun üzerine kendisine ihtarname çekilerek bu hususun bildirildiğini ve sözleşmeye aykırılık nedeni ile 12.589,07TL cezai şartı ödemek durumunda olduğunu, ayrıca bir zararın vukuu halinde müvekkili şirketin tazminat etme hakkının saklı olduğunu ve rakip şirketteki yeni çalışma ilişkisini sonlandırmasının aksi halde yasal ve sözleşmesel hakların kullanılacağının kendisine ihtar edildiğini, benzer bir ihtarnamenin de rakip şirkete gönderilerek bu ihlale son verilmesini, aksi halde yasal ve sözleşmesel hakların kullanılacağının ihtar edildiğini, davalının rekabet yasağını ihlal ettiğini, müvekkili şirketin mağdur olduğunu beyanla huzurdaki davayı ikame etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;somut olayda dava konusu rekabet yasağının dayanağı işçinin iş sözleşmesinden doğan sadakat borcundan kaynaklandığını, imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesinden kaynaklandığından bu davaya bakmakla görevli mahkemenin iş mahkemeleri olup mahkememizin bu hususta görevsizliğini, iş sözleşmesinin 8. Maddesinin geçersiz olduğunu, iş sözleşmesinin haklı nedenlerle taraflarınca feshedildiğini, iş sözleşmesindeki rekabet yasağı ve ceza-i şart hükmünün hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı şirket zarara uğramış ise Borçlar Kanununun 444/2. Maddesinde belirtildiği gibi bu bilgilerin kullanılması iş verenin önemli bir zararına sebep olucak nitelikte olduğunu kanıtlaması gerektiğini, iş sözleşmesinin Borçlar Kanununun md. 445 hükmüne aykırı olduğunu, davanın görev ve esas yönünden reddini, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilmiş olup, hizmet dökümü, işyeri unvan listesi, işe giriş - işten çıkış bildirgeleri dosya içerisine alınmıştır.
Dosya bir sektör uzmanı ve haksız rekabet uzmanı bilirkişiye tevdi edilmiş, düzenlenen 27/01/2023 tarihli raporda; davacı vekili tarafından ibraz edilen 2012 ve 2013 yıllarına ait ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK'nun ilgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu kanaatine varıldığı, taraflar arasında ücret borcu/alacağı yönünden herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığı, TTK.m.55/1-a,2 hükmü uyarınca haksız rekabetin oluşmadığı, TTK.m.55/1-c ve TTK.m.55/1-d maddeleri uyarınca dosya kapsamında haksız rekabetin oluşumuna yönelik bir tespit yapılamadığı, neticeten davacının haksız rekabet iddialarının somut deliller ile kanıtlanamadığı ve davacının haksız rekabet'in varlığına ilişkin ikna edici kanıtlar sunmadığı, haksız rekabetin oluşmaması sebebiyle cezai tazminat iddialarının dayanaktan yoksun kaldığı belirtilmiştir.
Dava, davacı tarafından davalı aleyhine rekabet etmeme sözleşmesine aykırılık nedeni ile cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; taraflar arasında akdedildiği iddia olunan rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olup olmadığı, davalının rekabet yasağı sözleşmesine aykırı davranıp davranmadığı, cezai şart koşullarının oluşup oluşmadığının noktalarında toplanmaktadır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 446.maddesi;
''Rekabet yasağına aykırı davranan işçi, bunun sonucu olarak işverenin uğradığı bütün zararları gidermekle yükümlüdür.
Yasağa aykırı davranış bir ceza koşuluna bağlanmışsa ve sözleşmede aksine bir hüküm de yoksa, işçi öngörülen miktarı ödeyerek rekabet yasağına ilişkin borcundan kurtulabilir; ancak, işçi bu miktarı aşan zararı gidermek zorundadır.
İşveren, ceza koşulu ve doğabilecek ek zararlarının ödenmesi dışında, sözleşmede yazılı olarak açıkça saklı tutması koşuluyla, kendisinin ihlal veya tehdit edilen menfaatlerinin önemi ile işçinin davranışı haklı gösteriyorsa, yasağa aykırı davranışa son verilmesini de isteyebilir.'' şeklinde düzenlenmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14.Hukuk Dairesinin 2019/... esas, 2021/... karar sayılı ilamında;
''TBK'nin 444. maddesi uyarınca, fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir. Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir. Yine, aynı Kanun'un 445. maddesi uyarınca, rekabet yasağı anlaşmasının yer, süre ve işin türü açısından yasal sınırlara uyularak yapılması gerekir. Aşırı düzenlemeler hakimin müdahalesiyle sınırlandırılır. 446. maddenin 2. fıkrasına göre, yasağa aykırı davranış bir ceza koşuluna bağlanmışsa ve sözleşmede aksine bir hüküm de yoksa, işçi öngörülen miktarı ödeyerek rekabet yasağına ilişkin borcundan kurtulabilir; ancak, işçi bu miktarı aşan zararı gidermek zorundadır. Aynı maddenin 3. fıkrasına göre, işveren, ceza koşulu ve doğabilecek ek zararlarının ödenmesi dışında, sözleşmede yazılı olarak açıkça saklı tutması koşuluyla, kendisinin ihlal veya tehdit edilen menfaatlerinin önemi ile işçinin davranışı haklı gösteriyorsa, yasağa aykırı davranışa son verilmesini de isteyebilir.
Yukarıdaki yasal koşulları taşıyan rekabet yasağı anlaşmaları, geçerli anlaşmalardır. TBK'nın 446. maddesi uyarınca, rekabet yasağına aykırı davranan işçi, bunun sonucu olarak işverinin uğradığı bütün zararları gidermekle yükümlüdür. Kanun koyucu, geçerli bir rekabet yasağı anlaşmasının sınırlarını kesin olarak çizmiş, gerekirse hakimin müdahalesini de öngörmüş, bu şekilde yapılan rekabet yasağı anlaşmasını ihlal eden işçiyi de işverenin zararlarını tazmin yükümlülüğü altına almıştır. Böyle bir durumda işveren, işçinin rekabet yasağını ihlal ettiği olgusunun yanında, bu nedenle bir zararının da oluştuğunu kanıtlayarak tazminat talep edebilecektir.
Görüldüğü üzere, işçi ve işverenin, TBK'nın 445. maddesindeki sınırlar içinde kalmak kaydıyla, rekabet yasağı anlaşması yapmalarına yasal bir engel yoktur. Zaten cezai şartın amacı da zararın tazminidir. Ancak borçlu, cezai şart ödemeyi taahhüt etmişse, artık alacaklı herhangi bir zarara uğradığını iddia etmek veya zararının kapsamını ispat etmek zorunda kalmadan, tazminat elde etmek imkanı bulacaktır. Çünkü, ceza koşulu, borcun ihlali halinde verilmesi gereken, önceden kararlaştırılmış kesin miktarlı (maktu) bir tazminattır (Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 21. Basım, Ankara 2017, s. 1210 ). Ancak, ceza koşulunun işçi aleyhine tek taraflı olarak kararlaştırıldığı durumlarda, ceza koşulu geçerli olmayacağından, işveren, bu kolaylıktan artık yararlanamayacak, zararını ve illiyet bağını ispat etmek zorunda kalacaktır. Yani, işveren, rekabet yasağı sözleşmesine aykırı davranan işçiden tek taraflı ceza koşulunu isteyemeyecekse de tazminat talep edebilecektir. Bu durum, borçların ifa edilmemesinin sonuçlarını düzenleyen TBK'nın 112. maddesinin doğal bir sonucudur (Turgut Akıntürk/ Derya Ateş Karaman, Borçlar Hukuku- Genel Hükümler Özel Borç İlişkileri, 21. Basım, İstanbul 2013, s. 85-86).
Bu açıklamalara göre, işçi ve işveren, rekabet yasağı anlaşmasına bir ceza koşulu koyabilir. Ancak, bu ceza koşulunun geçerliliği TBK'nın 420/1. maddesine bağlıdır. Yani, burada getirilecek bir ceza koşulunun sadece işçi aleyhine bir ceza koşulu olmaması, bunun karşılığında işverenin de bir edim üstlenmiş olması gerekir. Yani, mademki işçi, temel bir hak olan çalışma hakkının sınırlandırılmasını üstlenmekte ve buna uymazsa ceza koşulu ödemeyi üstlenmektedir; işveren de bunun karşılığında bir edim üstlenmelidir. Kanun'da bu yorumun aksinin kabulünü gerektirecek hiç bir hüküm yoktur. TBK'nın 393 ilâ 447. maddelerinin tamamı hizmet sözleşmelerini düzenleyen maddelerdir. Sözleşmedeki bir hükmün, sözleşme sona erdikten sonra hüküm ifade edecek olması, o hükmün sözleşmenin bir maddesi olmadığı, başka bir sözleşme olduğu anlamına gelmez.
Taraflar arasındaki rekabet yasağı içeren sözleşme 446. maddedeki yasal sınırlar içinde geçerli bir anlaşma olmakla birlikte, buna bağlanan tek taraflı ceza koşulu hükümsüz olur. Buradaki hükümsüzlük, TBK'nın 27/2. maddesi anlamında kısmi hükümsüzlüktür. Yani, hizmet sözleşmesi ve rekabet yasağı anlaşması geçerli olup, sadece tek taraflı ceza koşulu içeren maddeler hükümsüz olacaktır. Bu durumda, işveren, rekabet yasağını ihlal eden işçiden ceza koşulunu isteyemeyecektir. Ancak, zararını kanıtlayarak tazminat isteyebilir.
Nitekim, sözleşmenin süresinden önce feshine bağlanan ceza koşulunun geçerli olup olmadığının tartışıldığı Yargıtay İBHGK'nun 2017/10 E- 2019/1 K sayılı, 08.03.29019 tarihli kararında, esasa girişilmeden önce yapılan ön sorun oylamasında, meselenin hem işçi, hem de işveren yönünden getirilen ceza koşulu için değerlendirilmesi gerektiği, zira işçi aleyhine tek taraflı olarak getirilen ceza koşulunun geçersiz olduğu kabul edilmiştir.'' şeklindeki tespitlere yer verilmiştir.
Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporları, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı ile davalı arasında 01/10/2012 tarihli Belirsiz Süreli İş Sözleşmesinin imzalandığı, taraflar arasında imzalanan 01/10/2012 tarihli iş sözleşmesinin 8.maddesinde "Çalışan, işverenin ve müşterilerinin gizli bilgilerine erişmeyi haiz kilit görevde yer alması sebebiyle, gerek iş sözleşmesinin devamı süresince gerekse iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra, işyerinde çalışması vasıtasıyla elde ettiği, firmaya ait ticari, sınai ve teknolojik sırları (bunlarla sınırlı olmaksızın iş ve hizmet mahsulleri, yöntemleri vb) kullanarak kendi namına işverenle rekabet edecek bir iş yapmamayı, işveren ile aynı sektörde faaliyette bulunan bir rakip müessesede çalışmamayı ve yine rakip bir müessesede ortak veya diğer bir sıfatla bulunmamayı, elde ettiği bilgileri rakip bir müesseseye satmamayı, aktarmamayı, kabul ve taahhüt eder. Çalışan, işverenle aynı veya benzer alanlarda iştigal eden firmalarda, İstanbul il sınırları dahilinde, iş sözleşmesinin çalışanın kendi isteğiyle veya işverenin haklı ya da geçerli sebeple feshi ile sona ermesini müteakip iki yıl süre ile kısmen dahi olsa çalışamaz. İşveren, çalışanın mesleki ve kişisel gelişimine katkıda bulunmak amacıyla bir aydan uzun süren eğitim programı olanağı sağlaması durumunda, altı aydan az olmamak kaydıyla eğitim süresinin iki katı tutarında mecburi hizmet talep edebilir. Söz konusu talebe uymayan çalışan, işverene eğitim masraflarını ve “#6 (altı)#” aylık brüt ücreti tutarına cezai şart ödemeyi kabul ve taahhüt eder. Cezai şartın ödenmesi için işverenin, uğramış olduğu zararı ispat etme yükümlülüğü yoktur. Sözleşme çerçevesinde belirlenen şartlara aykırı davranarak rekabet yasağını ihlal eden çalışan, işverene “#6 (altı)#” aylık brüt ücreti tutarında cezai şart ödemeyi kabul ve taahhüt eder. Cezai şartın ödenmesi için işverenin, uğramış olduğu zararı ispat etme yükümlülüğü yoktur. Çalışanın rekabet yasağını ihlal etmesi yeterlidir. İşverenin, cezai şart miktarından daha fazla zarara uğradığını ispatlaması halinde, cezai şartın aşan zararı da çalışan işverene ödemek mecburiyetindedir." düzenlemesine yer verildiği görülmüştür. Sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nın 393 ve devamı maddelerinde hizmet sözleşmesi düzenlenmekle birlikte rekabet yasağı 444 ve devamı maddelerinde yer bulmuştur. TBK'nın 444. maddesinde rekabet yasağının koşulları belirlenmiş, 445.maddesinde de "Rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz. Hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir." düzenlemesine yer verilmiştir. Yasa maddeleri dikkate alındığında işçi ile yapılacak olan rekabet yasağına ilişkin sözleşme bakımından yer, zaman ve konu bakımından sınırlandırılması gerekmektedir. Her ne kadar eldeki dava bakımından sınırlama mevcut ise de davalının davacıya ait şirkette 1.11.2012-18.08.2013 tarihleri arasında "Muhasebe Meslek Elemanı" olarak çalıştığı, muhasebe vaziyet ve kuruluşu hakkında ihtisas sahibi olan ve bu konuda inceleme yapıp rapor veren kimseye "muhasebe uzmanı" denildiği, davalının pozisyon itibariyle muhasebe uzmanı olmayıp, muhasebe meslek elemanı yani yardımcı asistan personel konumunda olduğu dolayısıyla davalının davacı şirkette kilit personel olarak bulunmadığı, bu hususun Prof. Dr.... ve ...'dan oluşan heyetten alınan 27/01/2023 tarihli bilirkişi raporu ile büyük oranda uyumlu olduğu, yapılan tespitlerin yasa maddeleri ile uyumlu bir şekilde, denetime ve hüküm kurmaya elverişli tespitler içerdiği anlaşıldığından, anılan rapora itibar edilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Davalının davacı şirketten istifa ettikten sonra aynı dalda faaliyet gösteren başka bir şirkette çalışmaya başlamasının ticari sır kavramı ışığında haksız rekabet teşkil edip etmediği hususu irdelendiğinde; davalının bu çalışması nedeniyle edindiği bilgilerin, tecrübelerin ticari sır kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, bu süre zarfında davacı şirketin müşteri çevresini tanımasının da hayatın normal akışı içerisinde değerlendirilmesi gerektiği, kaldı ki ispat yükü üzerinde olan davacının, davalının hangi veriyi ve sırrı kullandığını kanıtlayamadığı da gözetildiğinde davalının haksız rekabet oluşturduğu iddiası ispat edilemediği anlaşılmakla haksız davanın reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 212,60-TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 12.589,07-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda kararın tebliği tarihinden itibaren 15 gün içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile YARGITAY nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı. 25/01/2024

Katip ...
e-imzalıdır

Hakim ...
e-imzalıdır