T.C.
İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/250 Esas
KARAR NO : 2024/89
DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 06/05/2016
KARAR TARİHİ : 30/01/2024
Mahkememizin 2016/507 Esas, 2017/591 Karar sayılı kararı davacı vekilinin istinaf talebinin BAM 16. Hukuk Dairesinin 2017/4444 Esas, 2020/755 Karar sayılı, 20/03/2020 tarihli kararı ile kabulüne ile Mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verilerek yukarıda esas numarasını alan itirazın iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ve davalı borçlu arasında 29.01.2013 tarihinde Taşıt Tanıma Sistemi Sözleşmesi yapıldığını, davalı tarafın imzalanan sözleşme hükümlerine uymaması nedeni ile yine sözleşme gereğince fesih gerçekleştiğini ve davalı tarafa diğer servis bedeli fesih bedeli faturası düzenlenerek gönderildiğini, davalı tarafın fatura tutarını ödememesi üzerine alacağının tahsili amacıyla...müdürlüğünün... E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, yapılan takibe karşı borçlu tarafından borca faiz ve ferilere itirazda bulunduğunu, davalı tarafın itirazları haksız olup reddi gerektiğini, yapılan sözleşmenin 2.2 maddesinin 8. bendinde yer alan nedenlerden dolayı sözleşmenin fesih olduğunu ve takibe konu fatura düzenlendiğini, söz konusu fatura sözleşmenin 6.maddesi uyarınca 22 tane aktif araç için araç başına 200USD+KDV olmak üzere toplam 4400USD+KDV= 9.501,36 TL olarak düzenlendiğini ve davalı tarafın itirazlarının haksız olduğunu, davacı tarafından kesilen faturanın sözleşmeye ve yasaya uygun olduğunu, davalı tarafından faiz ve ferilere ilişkin yapılan itirazlarının da haksız olduğunu, sözleşmenin 2.1 maddesinde geç ödemelerin aylık %4 gecikme faizi işletileceği kararlaştırıldığını, takip talebinde de fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak asıl alacak için reeskont avans faizi oranında faiz talebinde bulunduğunu, bu sebeple davalı tarafın iddialarının reddinin gerektiğini belirterek davalı borçlunun İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...E. sayılı icra dosyasının vaki itirazlarının iptaline takip tarihi itibariyle 14.539.89 TL alacağının takip talebindeki şartlarla tahsili için takibin devamına, davalının asıl alacağının %20sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı, davacının talebini taraflar arasında yapılmış olan 01.08.2010 tarihli taşıt tanıma sözleşmesinin 2.2. maddesinin 8. Bendinin davalı tarafından haksız yere ihlal edilmesine ve bu İhlal nedeni ile sözleşmenin 6.maddesinde düzenlenen fesih başlığındaki araç başına 200 USD +KDV şartına dayalı "davalı tarafından Bakırköy ... Noterliğinin 03.01,2012 tarih ve...yevmiye nolu İhtar, İle çalışmaya devam edilmeyeceği ve Bakırköy...Noterliğinin 27.0,2012 tarih ve ...yevmiye sayılı ihtar, ile itiraza uğrayan" 13.01.2012 tarihli ve 9.542,90 TL'lik faturaya dayandırıldığını, davacının bu sebep ve dayanağının hem mezkur sözleşme şartlarına hem de ticaret ve borçlar hukuku genel kurallarına aykırı olduğunu, davacı ile davalının 01.08.2010 tarihinde yürürlüğe giren ve 2 yıl süreli taşıt tanıma sözleşmesi imzaladığını, işbu sözleşmede davalıya davacı tarafından %3,5 benzin ve motorin iskontosu uygulanacağı belirtildiğini bu sözleşme gereği davalı sözleşme şartlarını 31.12.2011 yılına kadar eksiksiz ve tam olarak yerine getirdiğini, davalının 31.12.2011 yılına kadar sözleşmeyi sürdürdüğünü, davacı tarafın bu tarihten yaklaşık iki ay önce sözleşmeyi davalıya gönderdiğini, 03.11.2011 tarihli ve ...müşteri nolu yazıda "enerji piyasası düzenleme kurumunun (epdk); akaryakıt piyasasında satılmakta olan ürünler ile çağrı marjları üzerinde yapmış olduğu 19 12011 tarihli ve B.6Z. TDB.0.16-300.03- 1110 sayılı bildirimi gereği, EPDK'nın petrol piyasası kanunu 10. maddesine dayanan taban ve tavan fiyat yetkisi olduğu ve satış çağrı marjlarının kurumun belirttiği oranla indirilmesinin belirtildiği, bu ihtarın davacı taraf olarak kendilerini bağladığını; bu sebeple bu düzenlemenin şirketlerinin iradesi ve kontrolü dışında meydana geldiği, bu kamusal tasarruf neticesinde şirketimiz, tavsiye ettiği pompa fiyatlarını ürün bazında düşürmek zorunda kaldığı, EPDK'nın yeni kar marjlarını belirleyen mücbir sebep mahiyetindeki bu uygulama dolayısıyla; şirketinize sunmakta olduğumuz bahsi geçen ürürlerin satışında anlaşmamızdaki ticari şartlar uygulanamaz hale gelmiştir. Söz konusu durum şirketimizin nezdinde oluşan: hukuki olarak öngörülemeyen bir zorunluluk hali teşkil etmekte olup ;hepinize uygulanan iskonto oranda pompa fiyatlarındaki düşüşe göre revize edilecek ve söz konusu uygulama bir sonraki fatura dönemi itibariyle geçerli olacaktır. " diyerek tek taraflı, sözleşmenin 8. maddesinde düzenlenen değişiklikler ve 5. maddesindeki mücbir sebepleri başlığına aykırı olarak feshettiğini, davacı tarafın personellerinden Nermin Hanım ile davalı şirket malî ve idari işler müdürü ...'ın 01,12.2011 tarihinde başlayan 29.12,2012 tarihinde biten mail görüşmeleri yapıldığın» ve mail yazışmalarında 07.12.2011 tarihindeki davacı taraf mailinde iskonto oram %2 olarak kesin bir dille revize edildiğini ve bu revize bedelinin davalı tarafından kabul görmediğini, bu teklif ve değişikliğin, 8. maddesindeki " taraflar arasında yapılacak her türlü değişiklik eski yazılı sözleşme olmadan uygulamaya konulamaz" kuralı gereği bir neticeye varılmadığını, bunun üzerine davalı firmanın sözleşmeyi yazılı kurallara uygun olmayacak şekilde değiştiren davacının teklifinin imkansızlığını belirterek 12/12/2011 tarihinden itibaren sözleşmenin kendisine bağlanmadığını belirtmek zorunda kaldığını, davalının 31.12.2011 tarihinde ... Kadıköy ticari şubesine çekilen otomatik ödemenin kaldırılması ihtarı ile ve 1.230,17 TL'lik yakıt borcunun ödenmesi talimatı ile son bulduğunu, taşıt tanımla sözleşmesini aykırı davranıldığı sözleşmeyi haksız ve tek taraflı olarak feshedenin davacı davacı taraf olduğunu, davacının alacağını sözleşme unsurlarının davalı tarafça ihlaline dayandırıldığını, 03.11.2011 tarihli yazısında mücbir sebebe dayanarak sözleşmeyi ortadan kaldırdığını açıkça beyan ettiğini, davacının 03.11.2011 tarihli yazısında dayandığı olayın mücbir sebep olmadığını, sözleşme gereği kendi sorumlu olmayan davacının mücbir sebep var diyerek sözleşmenin şartlarını tek taraflı değiştirip ve iskonto oranlarına yaklaşık %50 zam yaptıktan sonra davalıya bu sözleşme ile bağlı olduğunu kabul etmenin mümkün olmadığını, taraflar mücbir sebebi istisna tutmadan her türlü değişiklik, ekleme ve çıkarmanın ek yazılı sözleşme ile mümkün olduğunu emredici olarak düzenlemiş olduğunu, taraflar sözleşmenin 8. maddesinin değişiklikler başlığında " işbu sözleşmede yapılacak her türlü değişikliğin, eklemenin ve çıkartmaların tarafların mutabakatı sonucunda hazırlanacak olan yazıiı ve tarafların yetkilll temsilcileri tarafından imzalı ek anlaşma ile gerçekleştircektir, taraflardan birinin tek taraflı olarak sözleşmede herhangi bir değişiklik yapması veya sözleşmenin uygulamasını değiştirmesi mümkün değildir." düzenlemesi ile istisna koymadan mücbir sebep halinde dahi emredici olarak birbirlerini bağladıklarını beyan ederek, davacının talep etmiş olduğu esas alacak, işlemiş ve işleyecek faiz, faiz oranı ve icra inkar tazminatının reddi ile birlikte davacının %20 kötü niyet tazminatına ve yargılama gideri ve vekalet ücretine mahkum edilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilmiştir.
Dosya kaldırma ilamı öncesi tevdi edilen bilirkişiye yeniden tevdi edilmiş, düzenlenen 12/03/2022 tarihli ek rapor alınmıştır.
Ek rapora karşı beyan ve itirazları ile EPDK yazı cevabının değerlendirilmesi için dosya mali müşavir, akaryakıt uzmanı ve nitelikli ticari hesaplamalar uzmanı bilirkişiden oluşan heyete tevdi edilmiş, düzenlenen 15/12/2023 tarihli raporda özetle;
Sektörel Değerlendirme
Taraflar arasında 01.08.2010 tarihli ve 2(iki) yıl süreli Taşıt Tanıma Sistemi Sözleşmesi'nin akdedildiği, Sözleşmeye göre davalıya yapılması gereken %3,5 luk iskontonun, davacı tarafından EPDK’nın 19/10/2011*61616 tarihli ve B.62.TDB,0.16-300.03-1110 sayılı yazısı neden gösterilerek kamu kurumunun uygulamasından kaynaklı olarak %2 oranına düşürdüğünün ifade edildiği,
Davacının, davalının iskonto oranlarını düşürmesi üzerine davalının akaryakıt alımını durdurduğu,
Davalı tarafından davacıya keşide edilen Bakırköy ...Noterliği 03.01.2012 tarih ve ... nolu ihtarname ile özetle; 03.11.2011 tarihli iskonto ücretinin tek taraflı olarak sona erdirildiğine ilişkin yazının taraflarına tebellüğ edildiğini, taraflar arasında sözlü ve yazılı olarak görüşmelerde bu uygulamanın sözleşmeye aykırılık teşkil ettiğinin bildirilmesine rağmen, bunun mümkün olmadığının kendilerine bildirildiğini, yazının gerekçesi olarak EPDK’nın almış olduğu önlemlerin gösterilmesinin basiretli tacirden beklenecek davranış olmadığını, mücbir sebep olarak da telakki edilemeyeceğini, sözleşme şartlarına uymamaktaki ısrar nedeniyle tek taraflı ve haklı gerekçeler ile sözleşmeyi sona erdirdiklerinin ihtar edildiği,
BAM kararı doğrultusunda Mali bilirkişinin, yukarıda davacının 2011 yılı gelir tablosundan yapmış olduğu net satış geliri ve brüt satış karlılığına yönelik değerlendirmeleri; davacı ...’in akaryakıt satışı haricinde, karlılık oranları birbirinden çok farklı akaryakıt harici ürün ve hizmet satış kalemlerinin olması, akaryakıt sektörünün mevsimsel satış dinamiğine dayalı olarak, satışların kış aylarında düşük, yaz aylarında yüksek seyreden ve bir çan eğrisi şeklinde bir grafiği olması gibi nedenlerden dolayı, BAM kararında belirtilen, "kamusal uygulamalar nedeniyle ...'ın karlılık oranlarının düşüp düşmediği” konusuna yönelik tespitin, kümülatif olarak 2011 yılına ait gelir tablosundan elde edilmesinin mümkün olamayacağı, sektörel olarak değerlendirilmektedir.
5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunun 10. maddesinde; rafinerici ve dağıtıcı lisansı kapsamında yapılan piyasa faaliyetlerine ilişkin fiyatların, en yakın erişilebilir dünya serbest piyasa oluşumu dikkate alınarak, lisans sahipleri (dağıtım şirketleri) tarafından hazırlanıp tavan fiyatlar olarak EPDK’ye bildirileceği ifade edilmektedir. İlgili maddenin devamında ise şu ifadeler yer almaktadır: “Petrol piyasasında faaliyetleri veya rekabeti engelleme, bozma veya kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran veya doğurabilecek nitelikte anlaşma veya eylemlerin piyasa düzenini bozucu etkiler oluşturması halinde, gerekli işlemlerin başlatılmasıyla birlikte, her seferinde iki ayı aşmamak üzere, faaliyetlerin her aşamasında, bölgesel veya ulusal düzeyde uygulanmak için taban ve/veya tavan fiyat tespitine ve gerekli tedbirlerin alınmasına Kurum yetkilidir. ” Bununla birlikte PPK’nin 10. maddesi ile uyumlu olarak Fiyatlandırma Yönetmeliği’nin “Piyasaya müdahale” başlıklı 15. maddesinde şu hüküm yer almaktadır:“Piyasada faaliyetleri veya rekabeti engelleme, bozma veya kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran veya doğurabilecek nitelikte anlaşma veya eylemlerin piyasa düzenini bozucu etkiler oluşturması halinde, gerekli işlemlerin başlatılmasıyla birlikte, Kurul Kararıyla her seferinde iki ayı aşmamak üzere, faaliyetlerin her aşamasında, bölgesel veya ulusal düzeyde uygulanmak için taban ve/veya tavan fiyat tespit edilebilir.”
Dava konusu taraflar arasında akdedilen sözleşme tarihi öncesinde ve sonrasında olmak üzere; söz konusu hükme dayanarak, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun ilk defa 25.06.2009 tarihli ve 2145/1 sayılı kararı ile, ikinci defa 20.03.2014 tarihli ve 4927 sayılı kararları ile piyasaya müdahalesinin gerçekleştiği bilinmektedir.
İlk olarak, 2005-2008 yılları arasında akaryakıt fiyatlarına ilişkin yapılan inceleme sonucu dağıtıcı ve bayi marjlarının PPK’nin 10. maddesi kapsamında öngörülen "en yakın erişilebilir dünya serbest piyasa oluşumu dikkate alınarak" kriterini sağlamadığının tespiti ve EPDK tarafından yapılan çalışmalarda fiyat uygulamalarının rekabetin bozulduğu, kısıtlandığı bir piyasada görülebilecek sonuçlarla benzerlik gösterdiğinin görülmesi gerekçesiyle iki ay süresince uygulanacak akaryakıt fiyatlarının tespitine ilişkin 25.06.2009 tarihli ve 2145/1 sayılı Kurul Kararının alınarak, akaryakıt dağıtıcı ve bayi kar paylarına sınırlama getirmiştir.
Bu kapsamda, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’nun almış olduğu 25 Haziran 2009 tarihli Kurul Kararı ile 1 Ocak 2005 tarihinde yürürlüğe girmiş olan serbest fiyat uygulamasına 2 ay süreyle ara vermiş ve belirlediği fiyatlama formülüyle benzin ve motorinin pompa fiyatlarına müdahale ederek üst sınır kar marjını, benzin için 25 Kr/Lt, motorin için 30 Kr/Lt ve kırsal motorin için ise 27,5 Kr/Lt olarak belirlenmiştir.
İkinci olarak da 21.03.2014 tarihli ve 28948 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 20.03.2014 tarihli ve 4927 sayılı Kurul Kararı ile EPDK tekrar piyasaya müdahale ederek 22.03.2014 tarihinden itibaren tavan fiyat uygulamasını yürürlüğe sokmuştur.
Bu doğrultuda, satışa sunulan benzin ve motorin fiyatları 2 ay süreyle Kurul tarafından belirlenmiştir. EPDK Kurulunun kararına göre, dağıtıcı ve bayi paylarının toplamı benzin ve motorinde litrede 37 kuruşu geçmeyecek şekilde bir tavan fiyat belirlenmiş ve uygulanmıştır.
Görüldüğü üzere Piyasaya EPDK tarafınan yapılan müdahalelerin, dağıtım şirketlerinin 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanun ve yönetmeliklerine aykırı uygulamalarından kaynaklı olduğu ve bu müdahale sürelerinin de iki ay olduğu sektörel olarak bilinmektedir.
Nihai olarak EPDK’nın taraflar arasında akdedilen 01.08.2010 tarihli TTS sözleşmesinden, ikinci müdahalesi olan 20.03.2014 tarihine kadar olan sürede, akaryakıt piyasasına herhangi bir direk müdahalesi bulunmamaktadır.
Davacının, iskontonun %3,5 den %2’ye indirilmesinin nedeni olarak ileri sürdüğü ve EPDK tarafından müzekkere ile dosyaya gelen 19/10/2011*61616 tarihli ve B.62.TDB,0.16-300.03-1110 sayılı yazı, akaryakıt kar marjlarını olması gerekenden fazla yükselten davacı ...’e EPDK tarafından gönderildiği görülmektedir.
EPDK’nın 19/10/2011*61616 tarihli ve B.62.TDB,0.16-300.03-1110 sayılı yazı mahiyetinden, davacı ...’in, akaryakıt fiyat uygulamalarının ilgili mevzuata uygun olarak belirlemediğinin EPDK tarafından fark edildiği, bölgedeki gelişmeler göz önünde bulundurulduğu vakit davacı tarafından uygulanan fiyat farklarına dair yapılan açıklamaların da yeterli olmadığı ve olması gerekenle mevcuttaki fiyat farkına dair uygulamanın gerekçelerinin haklılığı açıklamaktan uzak olduğu gerekçeleri ile tavan fiyatlarının mevzuat kapsamında belirlenen kriterlere uygun belirlenmesi yönünde bildirimde bulunarak; 2011 Eylül ayında ilan edilen son 1 aylık verilere göre, bahse konu AB üyesi ülkelerdeki fiyatlarının ortalamasından elde edilen brüt marj toplamı Kurşunsuz Benzin 95 Oktan için 38 kuruş/Lt ve Motorin için 38 kuruş/Lt olduğu, ilgili yasal mevzuat kapsamında; ürün ayrıştırılmasına bakılmaksın, yurt içinde piyasaya arz edilen tüm akaryakıt türlerinin tavan fiyatları açısından uygulanması gerektiğinden bahisle; davacı şirketin, 22.10.2010 tarihli 2957 sayılı EPDK Kurul kararına uygun olarak Motorin ve Kurşunsuz Benzin 95 Oktan resmi isimleriyle piyasaya arz edilen akaryakıtların fiyat oluşumunun yeniden gözden geçirilerek 26.10.2011 tarihine kadar olması gereken metodoloji doğrultusunda uygun hale getirilmesi konusunda uyarıldığı görülmektedir.
Nihai olarak, EPDK’nın bu yazısı, benzin ve motorin toplam kar marjlarına yönelik davacı dağıtım şirketinin hatalı uygulamalarına son verilmesi gerektiği yönde bir uyarı mahiyetinde olup, EPDK’ nın “mücbir sebep” kapsamında piyasaya müdalesi olarak gösterilemeyeceği sektörel sonucuna ulaşılmaktadır.
Davacı vekilinin 04.07.2016 tarihli dilekçesinde ;“Söz konusu değişiklik bir kamu kurumunun yetkisini kullanması nedeni ile meydana gelmiş olup, tamamen müvekkilin kendi iradesi dışında gelişmiş bir durumdur. Kamu kurumunun uygulaması neticesinde müvekkilin iskonto oranında revize yapmasında bir kusuru olmadığı gibi, zaten sözleşmede de böylesi bir durumda ...'in revize yapmaya yetkili olacağı kararlaştırılmıştır. Açık sözleşme hükmüne rağmen davalı şirketin müvekkili suçlaması ve iskonto oranında indirim yapılmasını kabul etmemesi haksızdır.” şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür
Oysa ki, EPDK’nın 19/10/2011*61616 tarihli ve B.62.TDB,0.16-300.03-1110 sayılı yazısı piyasaya müdahale olarak kabul edilemeyeceği gibi, mevzuata aykırı düzenlenmiş olan Benzin ve Motorin fiyatlarının olması gereken rakamlara getirilmesi için GENEL UYARI mahiyetinde olduğu, bu uyarı gereksinimin ise davacı ...’in, mevzuata rağmen hatalı kar marjı uygulamasından kaynaklandığı, bunun sektörel olarak mucbir sebep olarak değerlendirilemeyeceği, taraflar arasında akdedilen 01.08.2010 tarihli TTS sözleşmesinin, davalı tarafca sektörel kabul edilir nedenle feshedildiği sonucuna ulaşılmaktadır.
Mali ve Hukuki Tespitler
EPDK’nın bildirim tarihi olan 19.10.2011 tarihinden sonraki
dönemde hem satış gelirlerinin hem de brüt karlılığının bir önceki döneme göre
düştüğü, taraflar arasındaki sözleşmenin 2.7 hükmü uyarınca revize talebinin davalı tarafından kabul edilmeyerek sözleşmenin haksız olarak feshedildiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 6. Maddesi gereğince sözleşmeyi davalı taraf haklı nedenle feshetmediğinden davacının cezai şart tazminatı talep etme hakkının bulunduğu kanaatindeyiz.
Dosya kapsamında alınan 15.03.2017 tarihli mali müşavir bilirkişi raporunda; davacı tarafın 01.08.2010 tarihli sözleşme ile 19.10.2011 tarihli ve B.62. TDB.0.16-300.03- 1110 sayılı yazısına binaen davalı tarafa verdiği iskonto oranında zorunlu olarak indirim yaptığını bildirmişse de, gerekçe gösterdiği EPDK yazısının ve bu yazı nedeniyle kâr marjının düştüğüne ilişkin belgeleri ibraz etmediğini, bu nedenle iskonto oranında indirime gitmesinin zorunlu sebebe dayandığı kanaatine ulaşılamadığını, davalının sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğini beyan etmiştir.
Davacı vekilinin 11.04.2017 tarihli rapora itiraz dilekçesinde; ilgili bildirim ve faturaların temini için EPDK ve ... & ...Petrol AŞ ye müzekkere yazılmasını talep ettiği, 25.04.2017 tarihli duruşmada da bu evrakların celbinden sonra ek rapor alınmasını istediği görülmüştür.
Dava dilekçesinde deliller kısmında; davacı vekilinin davacı ticari defter ve kayıtlarının bilirkişiye inceleme yetkisi verilerek mahalinde incelenmesini, davalı ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmasını talep etmiştir.
Davacı tarafça 03.11.2011 tarihli ve ... müşteri nolu yazısı ile davalıya; "EPDK'nın 19.10.2011 tarihli ve B.62. TDB.0.16-300.03- 1110 sayılı bildirimde , EPDK'nın petrol piyasası kanunu 10. maddesine dayanan taban ve tavan fiyat yetkisi olduğu ve piyasada motorin ve kurşunsuz akaryakıta eklenen katkılarla farklılaştırılmış olan ürünler ile birlikte tüm ürünlerin gözden geçirilerek, satış kar marjlarının kurumun belirttiği oranla indirilmesinin belirtildiğini, bu ihtarın kendilerini bağladığını; bu sebeple bu düzenlemenin şirketlerinin iradesi ve kontrolü dışında meydana geldiğini , bu kamusal tasarruf neticesinde şirketin, tavsiye ettiği pompa fiyatlarını ürün bazında düşürmek zorunda kaldığını, EPDK'nın yeni kar marjlarını belirleyen mücbir sebep mahiyetindeki bu uygulama dolayısıyla; davalı şirkete sunmakta oldukları bahsi geçen ürünlerin satışında anlaşmadaki ticari şartların uygulanamaz hale geldiğini, söz konusu durumun şirketimizin nezdinde oluşan hukuki olarak öngörülemeyen bir zorunluluk hali teşkil ettiğini, uygulanan iskonto oranında pompa fiyatlarındaki düşüşe göre revize edileceğini ve söz konusu uygulama bir sonraki fatura dönemi itibariyle geçerli olacağını " bildirmiştir.
Taraflar arasında imzalanan taşıt tanıma sistemi sözleşmesi başlıklı 01.08.2010 tarihli sözleşmenin, tarafların hak ve yükümlülükleri başlıklı 2.7 maddesinde, "... müşteriye fatura edilecek akaryakıt bedelinin KDV hariç toplamının %3,5 tutarında fatura üzerinden iskonto yapacaktır..... Ancak işbu sözleşme süresi boyunca mücbir sebepler veya sair öngörülemeyen ekonomik gelişmeler yada kamusal uygulamalar nedeniyle ...'nın kârlılık oranlarının düşmesi durumunda, iş bu sözleşme kapsamındaki ticari şartlar, azalan kârlılık oranı nispetince ... tarafından re'sen tek taraflı olarak revize edilecektir. Taraflar ...'nin bu hakkı konusunda şimdiden mutabık kalmışlardır." hükmü düzenlenmiştir.
Sözleşmenin 8.maddesinde; "bu sözleşmede yapılacak olan her türlü değişiklikler eklemeler ve çıkartmalar tarafların mutabakatı sonucunda hazırlanacak olan yazılı ve tarafların yetkili temsilcileri tarafından imzalı ek anlaşmalar ile gerçekleştirilecektir. Taraflardan birinin tek taraflı olarak sözleşmede her hangi bir değişiklik yapması veya sözleşmenin uygulamasını değiştirmesi mümkün değildir." hükmü düzenlenmiştir.
İstanbul 12.İcra Müdürlüğünün 2015/37304 E.sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı şirketin davaya borçlu aleyhine taşıt tanıma sistemi sözleşmesi ile 23.01.2012 tarihli 9.542,90 TL bedelli "diğer servis bedeli, fesih bedeli" açıklamalı fatura ve 4.996,90 TL fatura faizi (reeskont avans) alacağın tahsili talebiyle ilamsız takip başlattığı, borçlu şirketin süresinde borca ve fer'ilerine itiraz ettiği görülmüştür.
İtirazın iptali talepli davada, davacı vekilinin fatura alacağına davalı tarafça haksız yere itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptalini talep ettiği, mahkememizce davalının sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, davacı vekilinin istinaf başvurusunda bulunduğu görülmüştür.
Taraflar arasında imzalanan taşıt tanıma sistemi sözleşmesi başlıklı 01.08.2010 tarihli sözleşmenin, tarafların hak ve yükümlülükleri başlıklı 2.7 maddesinde, "... müşteriye fatura edilecek akaryakıt bedelinin KDV hariç toplamının %3,5 tutarında fatura üzerinden iskonto yapacaktır..... Ancak işbu sözleşme süresi boyunca mücbir sebepler veya sair öngörülemeyen ekonomik gelişmeler yada kamusal uygulamalar nedeniyle ...'nın kârlılık oranlarının düşmesi durumunda, iş bu sözleşme kapsamındaki ticari şartlar, azalan kârlılık oranı nispetince ... tarafından re'sen tek taraflı olarak revize edilecektir. Taraflar ...'nin bu hakkı konusunda şimdiden mutabık kalmışlardır." hükmü düzenlenmiştir.
Davacı tarafça EPDK'nın Petrol Piyasası Kanunu 10. madde çerçevesinde gerekli gördüğü taktirde taban/tavan fiyat tespiti ve gerekli tedbirlerin alınmasına yetkin olduğunu ve 19.10.2011 tarihli ve B.62. TDB.0.16-300.03- 1110 sayılı bildirim ile Kurum'un kendilerine tüm ürünlerin fiyatının gözden geçirilerek, satış kar marjlarının Kurum'un belirlediği orana indirilmesini bildirdiğini, bu bildirim gereğince de öngörülemeyen zorunluluk hali oluştuğunu, sözleşmenin 2.7 maddesinde kendilerine verilen tek taraflı revize hakkının kullanıldığını ileri sürülmüştür. Davalı vekili ise; davacının sözleşmenin 8. Maddesinde düzenlenen sözleşmede tek taraflı değişiklik yapılması yasağına aykırı fiili nedeniyle sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, takibe konu fatura bedelinin talep edilemeyeceğini savunmuştur.
Mahkememizce davacının EPDK yazısının ve bu yazı nedeniyle kâr marjının düştüğüne ilişkin belgeleri ibraz etmediği gerekçesi açıklanarak davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekilinin 11/04/2017 tarihli rapora itirazında "ilgili belgelerin ve faturaların temini için EPDK ve ...&...Petrol'e müzekkere yazılması" talebinde bulunduğu, duruşmada talebini tekrarlayarak bilirkişiden ek rapor alınmasını talep ettiği, mahkememizce talep hakkında olumlu olumsuz karar verilmeden davanın reddine karar verilmesinin yerinde görülmeyerek davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
İstinaf ilamı uyarınca davacının talebi doğrultusunda EPDK yazısının Kurum'dan celp edilmiş, davacının delilleri arasında ticari defterlerinin yerinde incelenme talebinin de bulunduğu da gözetilerek, gelen kayıtlar ve defterler üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak sözleşmenin 2.7 maddesinde düzenlenen "kamusal uygulamalar nedeniyle ...'ın karlılık oranlarının" düşüp düşmediğinin tespiti yaptırılmıştır.
Kaldırma ilamı sonrası aynı bilirkişiden alınan ek rapor özetle; "Kök Raporda, Davacı taraf 01.08.2010 tarihli sözleşme ile EPDK 19/10/2011 tarihli ve B.62.TDB.0.16-300.03-1110 sayılı yazısını binaen davalı tarafa verdiği iskonto oranında zorunlu olarak indirim yaptığını bildirmiştir. Ancak indirime gerekçe gösterdiği EPDK yazısını ve bu yazı nedeni ile kar marjının düştüğüne ilişkin belgeleri ibraz etmemiştir. Davacı taraf iddiasını doğrulayan belgeleri ibraz etmemiş olduğundan iskonto oranında indirme gitmesinin zorunlu sebebe dayandığı kanaatine ulaşılamamış, davalının sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği, davacının bu fesih nedeni ile icra takibine konu ettiği fesih bedelini talep edemeyeceğinin bildirildiği, Sayın Mahkeme tarafından davacı taraftan ibraz edilmesi istenen 19/10/2011 tarihli ve B.62.TDB.0.16-300.03-1110 sayılı bildirimin ve ilgili bildirim nedeni ile kar marjında indirime gittiğini gösteren alış ve satış faturalarının dosya içerisine sunulmadığı, T.C. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Tarifeler Dairesi Başkanlığı’nın 04.12.2020 tarihli yazısı ile, Kurum evrak kayıtlarının tetkiki neticesinde konuya ilişkin bilgi/belge bulunamadığının bildirildiği" şeklindedir.
Davacı vekili 04/10/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile EPDK Tarifeler Dairesi Başkanlığına,"Fiyatlandırma Sistemi HK. Ki 19/10/2011tarihli 61611 numaralı yazının EPDK Tarifeler Dairesi Başkanlığı ve davacının ıslah dilekçesi ekinde bulunan delilin müzekkereye eklenerek sorulması halinde, huzurdaki davanın aydınlanacağını ve davadaki çelişkilerin giderileceğini beyan etmiştir.
Davacı vekilinin beyanı üzerine EPDK'ya yazılan müzekkere ile Tarifeler Dairesi Başkanlığının 05/04/2023 tarih ve 663726 sayılı yazısı celp edilmiştir.
Daha sonra dosya mali müşavir, akaryakıt uzmanı ve nitelikli ticari hesaplamalar uzmanı bilirkişiden oluşan heyete tevdi edilmiş olup 15/12/2023 tarihli düzenlenen rapor özetle; "Sektörel Değerlendirme Sonucunda; taraflar arasında akdedilen 01.08.2010 tarihli TTS sözleşmesinin, davalı tarafca sektörel kabul edilir nedenle feshedildiği, davacı tarafından cezai şart tazminatının talep edilip edilemeyeceğinin takdirinin münhasıran mahkemeye ait olduğu, Hukuki Tespitler Sonucunda; taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından haklı nedenle feshedilmediği, bu bakımdan davacının taraflar arasındaki sözleşmenin 6. Maddesi uyarınca cezai şart tazminatı talep edebileceği" şeklindedir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Davacının iddiası, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshedilmiş olduğu bu nedenle sözleşmede kararlaştırılan cezai şart tazminatının ödenmesi gerektiği yönündedir. Davalının iddiası ise sözleşmede kararlaştırılan iskonto miktarının davacı tarafından tek taraflı olarak değiştirilmek istendiği bu nedenle sözleşmenin haklı olarak feshedildiği yönündedir.
Taraflar arasındaki taşıt tanıma sözleşmesi incelendiğinde sözleşmenin 2.7 hükmü “..., Müşteriye fatura edilecek akaryakıt bedelinin KDV hariç toplamının % 3,5 'i tutarında fatura üzerinden iskonto yapacaktır. ... iş bu sözleşme süresi boyunca, mücbir sebepler veya öngörülemeyen olumsuz ekonomik gelişmeler ya da kamusal uygulamalar nedeniyle ...'ın karlılık oranlarının düşmesi durumunda iş bu sözleşme kapsamındaki ticari şartlar azalan karlılık oranları nispetinde, ... tarafından resen tek taraflı olarak revize edilecektir. Taraflar ...’ın bu hakkı konusunda şimdiden mutabık kalmışlardır.” şeklindedir.
İstinaf kaldırma ilamı kararında “EPDK yazısının Kurum'dan celp edilerek, davacının delilleri arasında ticari defterlerinin yerinde incelenme talebinin de bulunduğu gözetilerek, gelen kayıtlar ve defterler üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak, sözleşmenin 2.7 maddesinde düzenlenen "kamusal uygulamalar nedeniyle ...'ın karlılık oranlarının düşüp düşmediği" değerlendirildikten sonra hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun (EDPK) akaryakıt piyasasında satılmakta olan ürünler ile kar marjları üzerinde yapmış olduğu 19.10.2011 tarihli ve B.62.TDB.0.16.300.03-1110 sayılı bildirimi incelendiğinde; EPDK’nın Petrol Piyasası Kanunun 10. maddesine dayanan taban ve tavan fiyatları belirleme yetkisinin olduğu, bu yetki çerçevesinde satış kar marjlarının kurumun belirtildiği oranda indirilmesinin talep edildiği görülmüştür.
Son alınan heyet raporundaki mali bilirkişi teknik incelemesinde, davacı ticari kayıtlarının lehe delil vasfının bulunduğu, davacı tarafından davalı şirkete 23.01.2012 tarihinde 9542,90 TL fesih bedeli açıklamalı faturanın düzenlenerek davalı borcu olarak kayıt altına alındığı, bu miktar davalı borcu olduğu, düzenlenen bu faturanın davalı tarafça noterden ihtar yoluyla iade edildiği, Aralık 2011 döneminde karşılıklı mail yazışmalarının gerçekleştiği, davacının %2 oranında iskonto revize onayı aldığını bildirildiği, davalı tarafça teklifin olumsuz değerlendirildiği, davalı tarafça 03.01.2012 tarihli ihtarname ile EPDK nın aldığı önlemlerin mücbir sebep teşkil etmeyeceği belirtilerek sözleşme şartlarına uyulmaması nedeniyle sözleşmenin feshedildiği, davacı şirketin gelir tablosu verileri incelendiğinde, davacının 01.10.2011-31.12.2011 tarihli net satış gelirlerinin bir önceki 3. dönem olan 01.07.2011-30.09.2011 tarihleri arasındaki gelirlerine göre % 7 oranında düşüş olduğu, şirketin brüt karlılığında 1. Dönem %7,43, 2. Dönem % 4,76 ve 3 dönem %
4,53 olduğu, 4. Dönemde ise brüt satış karlılığı oranının bir önceki 3. döneme
göre % 16 oranında azalarak brüt karlılığının % 3,83 olarak gerçekleştiği, diğer bir ifade ile EPDK’nın bildirim tarihi olan 19.10.2011 tarihinden sonraki
dönemde hem satış gelirlerinin hem de brüt karlılığının bir önceki döneme göre
düştüğü belirlenmiştir.
Teknik mali bilirkişinin “EPDK’nın bildirim tarihi olan 19.10.2011 tarihinden sonraki dönemde hem satış gelirlerinin hem de brüt karlılığının bir önceki döneme göre düştüğü” yönündeki yukarıdaki tespit dikkate alındığında "kamusal uygulamalar nedeniyle ...'ın karlılık oranlarının" düştüğü anlaşılmıştır. Bu bakımdan taraflar arasındaki sözleşmenin 2.7 hükmü uyarınca “sözleşme kapsamındaki ticari şartlar azalan karlılık oranları nispetinde, ... tarafından resen tek taraflı olarak revize edilebilecektir." hükmü gereğince revize talebinin davalı tarafından kabul edilmeyerek sözleşmenin haksız olarak feshedildiği kanaatine varılmıştır.
İstinaf ilamı doğrultusunda EPDK yazısı EPDK'dan celp edildikten sonra davacının ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup sözleşmenin 2.7 maddesinde düzenlenen "kamusal uygulamalar nedeniyle ...'ın karlılık oranlarının" düştüğü teknik mali inceleme ile tespit edilmiştir.
Her ne kadar sektörel bilirkişi raporunda; EPDK yazısının piyasaya müdahale olarak kabul edilemeyeceği, mevzuata aykırı düzenlenmiş olan Benzin ve Motorin fiyatlarının olması gereken rakamlara getirilmesi için genel uyarı mahiyetinde olduğu, bu uyarı gereksinimin ise davacı ...’in, mevzuata rağmen hatalı kar marjı uygulamasından kaynaklandığı, bunun sektörel olarak mücbir sebep olarak değerlendirilemeyeceği, taraflar arasında akdedilen 01.08.2010 tarihli TTS sözleşmesinin davalı tarafça sektörel olarak kabul edilir nedenle feshedildiği ileri sürülmüş ise de öncelikle istinaf ilamı gereklerine uygun inceleme yapıldığında karlılık oranının düştüğü tespit edilmiştir. Yani sözleşmenin haksız olarak feshedildiği ortaya konulmuştur. Bu tespitten sonra da sözleşmeye bağlılık ilkesi (ahde vefa ilkesi) gereğince taraflar arasındaki sözleşmenin 2.7 ve 6. maddesi gereğince davalının tespit edilen borcu ödemesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
Davacı tarafça davalıya borcun ödenmesi için gönderilen maile davalı tarafça Bakırköy ...Noterliğinin 03.01.2012 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname ile cevap verilerek faturaya ve içeriğine davalı tarafça itiraz edildiğinden davalı tarafın 03.01.2012 tarihinde temerrüte düştüğü tespit edilmiştir. 03.01.2012 temerrüt tarihinden takip tarihi olan 21/12/2015 tarihine kadar takip talebindeki talep gibi reeskont avans faizi oranı üzerinden hesaplama yapılması gerekeceğinden MB tarafından yıllara sari belirlenen oranlara göre ...sitesinden mahkememizce yapılan hesaplama neticesinde işlemiş faiz miktarının 5.336,87 TL olduğu mahkememizce tespit edilmiştir. Ancak takip talebinde 4.996,90 TL talep edildiği görülmekle taleple bağlılık gereğince talep gibi karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki sözleşmenin 6. maddesi “Taraflardan herhangi birinin bu sözleşme ile yüklenmiş olduğu edimlere uymaması durumunda diğer taraf sözleşmeyi 3 ay önceden bildirmek şartı ile tek taraflı olarak fesh etme hakkına sahiptir. Müşterinin bu sözleşmedeki edimlere uymaması veya sözleşmenin zamanından önce feshi durumunda müşteri taşıt başına 200 USD + KDV'yi ...'a öder.” şeklinde olup taraflar arasındaki sözleşmeyi davalı taraf haklı nedenle feshetmediğinden anılan hüküm uyarınca davacının cezai şart bedelini talep etme hakkının bulunduğu kanaatine varılmakla
davanın kabulü ile takibin 14.539,80 TL üzerinden devamına, asıl alacak 9.542,90 TL ye takip tarihinden itibaren değişen oranlarda reeskont avans faizi uygulanmasına, feshin haklılığı ile alacağın varlığı ve miktarı yargılama neticesinde tespit edildiğinden icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile takibin 14.539,80 TL üzerinden devamına, asıl alacak 9.542,90 TL ye takip tarihinden itibaren değişen oranlarda reeskont avans faizi uygulanmasına, icra inkar tazminatı talebinin reddine,
2-Harçlar Kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 993,21-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 598,31-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 394,90-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 14.539,80-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan; 248,31-TL peşin harç, 350,00-TL ıslah harcı, 8.100,00-TL bilirkişi ücreti, 308,00-TL tebligat, posta ve diğer masraflar olmak üzere toplam 9.006,31 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341 maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.30/01/2024
Katip Hakim
e-imzalıdır. e-imzalıdır.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!