T.C.
İSTANBUL
1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/283 Esas
KARAR NO : 2024/52
DAVA : Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 19/12/2022
KARAR TARİHİ : 14/02/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının, müvekkilinin marka hakkına tecavüzde bulunduğunu ileri sürerek marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına; bu amaçla, her türden mal, ambalaj, kutu, çuval, etiket, tabela, stant, broşür, katalog, kartvizit, fatura, afiş, pano ve diğer tüm iş evrakı ve her türlü tanıtım ve promosyon araçlarına el koyularak toplatılmasına ve imhasına, mahkeme karar özetinin tüm Türkiye'de yayınlanan ve en yüksek tiraja sahip ilk 3 gazeteden birinde bir kez ilanına, ilan ücretinin peşin olarak davalıdan alınmasına ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın haksız rekabet ve marka hükümsüzlüğüne ilişkin zamanaşımı yönünden reddine, tedbir talebinin reddine, haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava konusu uyuşmazlık;Dava konusu uyuşmazlığın ... tescil numaralı markasının SMK m. 6/1, 6/4, 6/5, 6/6 ve 6/9 sebepleriyle hükümsüzlüğü ile Davalının, davacının ŞEKİL markalarından doğan (i) marka hakkına tecavüz ve (ii) haksız rekabet teşkil eden fiillerinin tespiti, durdurulması ve önlenmesi, davacı tarafın marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılması; bu amaçla, her türden mal, ambalaj, kutu, çuval, etiket, tabela, stant, broşür, katalog, kartvizit, fatura, afiş, pano ve diğer tüm iş evrakı ve her türlü tanıtım ve promosyon araçlarına el koyularak toplatılması ve imhasına ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Davalı taraf, zaman aşımı ve hak düşürücü süre itirazında bulunmuş olup, mahkememizce öncelikle bu konuda inceleme yapılmıştır.
Marka ihlalinin ileri sürülmesi açısından zamanaşımı süresi veya hak düşürücü süre özel veya genel kanunlarda düzenlenmemiştir.
Markanın hükümsüzlüğü talepleri açısından SMK m. 25/6 “Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötü niyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez” demiştir.
Hükümsüzlüğü talep edilen ...tescil numaralı markası 26.12.2017 tarihinde tescil edilmiştir. SMK m. 25/6’da bahsedilen hükümsüzlük davası açılması için beş yıllık hak düşürücü süre 26.12.2022 tarihinde dolmuştur ve huzurdaki
dava ise 19.12.2022 tarihinde ikame edilmiştir. Davanın hak düşürücü süre içerisinde ikame edildiği açıktır.
Haksız rekabetin ileri sürülmesi açısından dava zamanaşımını düzenleyen TTK m. 60 aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir:
MADDE 60- 56’ncı maddede yazılı davalar, davaya hakkı olan tarafın bu hakların doğumunu öğrendiği günden itibaren bir yıl ve her hâlde bunların doğumundan itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Şu kadar ki, haksız rekabet fiili aynı zamanda... tarihli ve ... sayılı Türk Ceza Kanunu gereğince daha uzun dava zamanaşımı süresine tabi olan cezayı gerektiren bir fiil niteliğinde ise, bu süre hukuk davaları için de geçerli olur.
Haksız rekabet fiilleri TTK m. 62-63 uyarınca cezayı gerektiren fiillerdir ve iki yıla kadar hapis veya adli para cezası öngörülmüştür. Ceza davası zamanaşımını düzenleyen Türk Ceza Kanunu m. 66/1-(e), beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda kamu davasının sekiz yıl geçmesiyle düşeceğini düzenlemiştir.
Haksız rekabet fiillerinin aynı zamanda suç oluşturması sebebiyle, TTK m. 60 göndermesiyle ceza zamanaşımı hukuk davaları için de geçerli olacağından haksız rekabet fiillerine ceza davası zamanaşımı olan 8 yıl uygulanacaktır.
8 yıllık haksız rekabet zamanaşımı ise davalının kullanımlarının davacı tarafça tespiti tarihinden itibaren başlayacaktır.
Davacı yan, davalının haksız rekabet oluşturan kullanımlarından davalının art arda yapmış olduğu 2022 tarihli marka başvurularıyla haberdar olduğunu iddia etmiş olup, öncesinde haberdar olduğunu ispatlayacak mahiyette davalı tarafça delil sunulmamıştır.
Haliyle, davacının haksız rekabet iddialarını ileri sürebilmesi için zamanaşımı süresi davalıya ait ...no.lu başvurusunun bülten yayımı tarihi olan ...yılında başlamış olup, 2030 yılında sona ermektedir.
Bu durumda haksız rekabet yönünden de açılan dava süresindedir.
Bilirkişiler 12/01/2023 tarihli bilirkişi raporlarında; ... alan adlı web sitesinde yapılan incelemede; site içeriğinde ¸... şeklinde logonun kullanıldığını, sitede ... firmasının 2013 yılında kurulduğunu, aylık ... kapasite ve tecrübeli kadrosuyla çalışmaya başladığı, atık pet şişelerden pet flake üretimi yaptığı, ürünlerinin ...-levha ve polyester çember olduğunun belirtildiği, firma iletişim bilgilerinde; firma adresinin “...”, firma iletişim numarasının ..., firma email adresinin...com.tr olduğu, site tescil bilgilerinde; alan adının ....A.Ş. firması tarafından “...Tic.A.Ş.” firması adına kayıt edildiği, alan adının 28.06.2013 tarihinde kayıt edildiği ve kayıt süresinin 27.06.2025 tarihinde son bulacağı, sitenin erişim ve yer sağlayıcısının ...A.Ş. firması olduğu, ....A.Ş. firma bilgilerinde, adresinin “...”, iletişim numarasının ... olduğu tespit edildiğini, davalı kullanımının SMK 29/1 MADDESİ GEREĞİNCE “MARKA HAKKINA TECAVÜZ” oluşturduğunu, marka hakkına tecavüz oluşturan bu durumun ayrıca tüketici gözünde davacı ile davalı arasında ticari ilişki var olduğu algısını yaratabileceği karşısında tüketicide oluşacak bu karıştırılmanın TTK 55/1-A-4 MADDESİ anlamında haksız rekabet oluşturacağını, bu tespitler karşısında davacı tarafça SMK 149/1 maddesi gereğince anılan tedbirlerin talep edilebileceğini, davacı markasının daha önce tescil edilmesi ve davalı adına tescilli marka arasındaki tespit edilen karıştırılma ihtimali dikkate alınarak Davalı adına...tescil numarası ile tescil edilen markanın 6769 sayılı SMK 6/1, 25/1 maddeleri gereğince hükümsüzlüğüne ve karar kesinleşmesini müteakip sicilden terkinine karar verilebileceğini bildirmişlerdir.
Alınan bilirkişi raporu, dosya kapsamına ve denetime elverişli bulunmuş, hüküm için esas alınmıştır.
SMK 71-2 maddesi “Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir.
Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır:
a) Tecilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması.
b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.”
SMK 29/1 maddesi “Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:
a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.
b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak,
dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.”
SMK 149/1 maddesi “Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir:
a) Fiilin tecavü olup olmadığının tespiti.
b) Muhtemel tecavüzün önlenmesi.
c) Tecavüz fiillerinin durdurulması.
ç) Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini. …”
Marka hakkının ihlalinden söz edebilmek için, iltibas tehlikesi gerekli ve yeterlidir (HGK’nın 09.03.2016 gün, 2014/11-842 E.-2016/288 K. sayılı kararı). Bu ihtimalin değerlendirilmesinde kıstas; bu işin ilgilisi veya uzmanı kimselerin değil, tüketicilerin algısı ve bakış açısıdır. Eğer tüketici konumundaki halk bu iki işaret arasında şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım gibi herhangi bir şekilde ve herhangi bir sebeple bağlantı kurabilecekse karıştırılma ihtimalinin varlığından söz edilebilir. Öğretide markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmektedir (Tekinalp, Ü.: Fikri Mülkiyet Hukuku, 5.b., İstanbul 2012, s.443) Bu tespitler ışığında dava konusu olay değerlendirildiğinde davacıya ait 2006 24039, 2006 18966, 2004 39616 ve 2004 39615 tescil nolu “ ¸d¸ ibareli markanın ve bu ibareyi içeren türevlerinin
davacı adına tescilli olduğu ve halen geçerli olduğu, davalı tarafın söz konusu ibareyi İnternet sitesinde t adı ile kullandığı, tarafların faaliyet konusunun geri dönüşüm hizmeti olarak aynı olduğu, davacı adına tescilli şekil markasının davalı tarafından marka isminde “o” harfi yerine kullanıldığı, bu nedenle markalar arasında benzerlik bulunduğu, aradaki mal ve hizmet benzerliği ile kullanılan ibarenin yüksek oranda benzer olması nedeniyle son tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, tüketici gözünde davacı ile davalı arasında ticari ilişki var olduğu, davalının aldığı bir lisansla veya izinle bu hizmeti verdiği algısını yaratabileceği karşısında tüketicide oluşacak bu karıştırılmanın davacı markasına zarar vereceği ve “marka hakkına tecavüz” oluşturacağı kanaati hasıl olmuştur.
Bilindiği üzere Haksız rekabet, TTK 54. maddesi vd. maddelerinde düzenlenmiş olup, dürüstlük kuralına aykırı olarak ekonomik düzeni bozan, ekonomik düzenin aktörleri aleyhine sonuçlar doğuran hareket ve fiillerin tümünü ifade eder. Diğer bir deyişle haksız rekabet, rakipleri ezmek ve onları iktisadi faaliyet alanından uzaklaştırmak amacıyla ve hüsnüniyet kurallarına aykırı suretlerle başvurulan, kanuna, nizama, adaba ve teamüle göre teviz edilemeyecek hareketlerin tamamıdır. Bu bağlamda başkasının serbestçe ifaya hakkı olduğu rekabet hareketini mene veya onu rekabet sahasından çıkarmaya ve kendi edalarını daha avantajlı göstermeye yarayan yasal olmayan vasıtaları kullanan kişi haksız rekabet fiilini işlemiş olur. TTK 55/1-a-4 bendine göre “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak” haksız rekabet sayılır. Karıştırılma(iltibas), ticari alandaki faaliyetlerde, şeyler arasında bir benzerliği veya karışımı ifade etmekte olup, satın alınan iki mal arasında veya kullanılan iki unvan arasında veya iş mahsullerinde birbirinden ayrılmayacak derecede benzerliğe istinat ettirilmesidir. Dava konusu olayda davacıya ait yukarıda aktarımı yapılan markasının davalı tarafından markasının içinde kullanıldığı bu durumun davacı ile davalı arasında ticari ilişki var olduğu algısını yaratabileceği karşısında tüketicide oluşacak bu karıştırılmanın TTK 55/1-a-4 maddesi anlamında haksız rekabet oluşturacağı kanaati hâsıl olmuştur.
SMK 6/1 maddesi “Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.” hükmünü içermekte olup karıştırılma ihtimalinin bulunması halinde hükümsüzlük sebebi olabileceği belirlenmiştir. Karıştırılma ihtimali, klasik ve geniş anlamda olmak üzere iki şekilde tanımlanmaktadır. Klasik anlamda karıştırılma ihtimali, bir mal veya hizmetin alıcısı durumunda bulunan kimselerin almayı düşündüğü, bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı düşüncesiyle, başka bir işletmenin aynı veya benzer malını veya hizmetini alma ihtimali (tehlikesi) ile karşı karşıya olması anlamına gelmektedir. Geniş anlamda karıştırılma ihtimali ise, markalar arasında herhangi bir şekilde bağlantı kurulması tehlikesini de içerir. Karıştırılma ihtimali kavramı zaman içerisinde, mahkeme kararları doğrultusunda, markalar arasında bağlantı olduğu ihtimalini de içerecek şekilde yorumlanarak genişletilmiştir.
Başka bir anlatımla karıştırılma (iltibas) iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle, sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Bozbel, S.: Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). Bu husus araştırılırken önce markalar arasında, daha sonra mal veya hizmetler arasında ayniyet veya benzerlik olup olmadığına bakılmalı ve benzerliğin saptanmasında markaların bütün olarak bıraktıkları genel izlenim dikkate alınmalıdır (Teoman, Ö.: Yaşayan Ticaret Hukuku, C.1, Hukuki Mütalaalar, İstanbul 1992, s.34, 120 vd. - naklen: Cengiz, D.: Türk Hukukunda İktibas veya İltibas Suretiyle Marka Hakkına Tecavüz, İstanbul 1995, s.7,) SMK 6/1 maddesinde de anlaşılacağı üzere markalar arasında bağlantı veya ilişki bulunması halinde de karıştırılma ihtimali ortaya çıkacaktır.
Davacıya ait..., ..., ... ve ... tescil nolu şekil markası ile davalı adına tescilli markası arasında açık bir benzerlik bulunduğu, davacı adına tescilli bulunan d ibaresinin her iki markada da kullanılmasının tüketici nezdinde markalar arasında ilişkilendirme suretiyle karıştırılma ihtimalini doğurduğu, her iki markanın hitap ettiği nihai tüketici nezdinde yanlış anlamaya sebebiyet verebileceği, davalının, davacının verdiği lisansla veya izinle faaliyet gösterdiği veya aralarında iş ilişkisi olduğu kanısının oluşabileceği, bu karıştırılma ihtimali nedeniyle SMK 6/1 maddesi gereğince davacı tarafın, davalıya ait ... tescil nolu markanın hükümsüzlüğünü talep edilebileceği mahkememizce değerlendirilmiştir.
Davacı taraf her ne kadar davalı markasının tescilinin aynı zamanda kötüniyet ile tescil edildiğini iddia etmiş ise de; davalı tarafın tescilinin kötü niyet ile yapıldığını göstermeye muktedir delil bulanmadığı, davacı yanca sunulu ihtarname ve verilen cevap içeriği, tescilin kötüniyet ile yapıldığını göstermeye yeterli olmadığı zira bahsi geçen ihtarnamenin tescil tarihinden yaklaşık 5 yıl sonrasına ilişkin olduğu, verilen ihtarname cevabının tescilin kötüniyet ile yapıldığını göstermeye yeterli olmayacağı iş bu sebeple SMK 6/9 maddesi kapsamındaki iddia mahkememizce yerinde görülmemiş, yukarıda yapılan tespit ve değerlendirmeler ışığında davalıya ait ... tescil nolu markanın SMK 6/1 Vve 25/1 maddeleri kapsamında hükümsüzlüğüne ve yine marka hakkına tecavüz teşkil eden ve haksız rekabet kapsamında olan yukarıda aktarımı yapılan eylemler sebebi açılan davanın ve tedbir isteminin kabulüne ilişkin ayrıntısı aşağıda belirtildiği gibi hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM
1-Açılan davanın ve ihtiyati tedbir isteminin ayrı ayrı KABULÜ ile;
İHTİYATİ TEDBİR İSTEMLERİ YÖNÜNDEN
-Davalının, davacıya ait ..., ..., ... ve ... numaralı ¸¸ŞEKİL markalarını içeren marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturan davaya konu fiil ve işlemlerinin HMK madde 389/1 dava sonuçlanana kadar taktiren 1.500.000,00 TL nakit veya kesin ve süresiz banka teminat mektubu sunulduğu takdirde; ihtiyaten DURDURULMASINA,
a.Bu kapsamda ¸ ŞEKİL markasını taşıyan her türden mal, ambalaj, kutu, çuval, etiket, tabela, stant, broşür, katalog, kartvizit, , afiş, pano ve her türlü tanıtım ve promosyon araçlarına el koyularak yediemine teslimine, ara kararın infazı için İstanbul Nöbetçi İcra Müdürlüğünün görevlendirilmesine,
b- Davalının ¸ ismi altında verdiği hizmetin, yaptığı üretimin, pazarlamanın ve bu ibareyi taşıyan ürünlerin piyasaya sunulmasının ihtiyaten durdurulmasına,
c.Davalı şirketin ... alan adlı internet sitesinin içeriğinde davacının markasına tecavüz teşkil eden ¸¸ ŞEKİL ibaresinin kullanılması nedeniyle söz konusu şekil ibaresinin 60 günlük süre içiresinde çıkartılması için davalı tarafa mehil verilmesine, aksi takdirde bu sayfaya erişimin dava sonuçlanıncaya kadar Erişim Sağlayıcıları Birliği (ESB) aracılığıyla ihtiyaten ENGELLENMESİNE,
d-... tescil numaralı ¸ markasının davalı tarafından 3. kişilere devrinin önlenmesi için Türkpatent’e müzekkere yazılmasına,
DAVANIN ESASINA İLİŞKİN TALEPLER YÖNÜNDEN
-Davalıya ait ... tescil numaralı ¸markasının SMK 25/1 ve 6/1 maddeleri uyarınca hükümsüzlüğüne, hükümsüzlük kararının sicilden terkini için mahkeme kararının kesinleşmesi ile birlikte Türkpatent’e müzekkere yazılmasına,
-Davalının, davacının ¸¸ ŞEKİL markalarından doğan marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden fiillerinin tespiti, durdurulması ve önlenmesine,
-Davacının marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına; bu amaçla mahkememizce verilen ihtiyati tedbir kararının hüküm kesinleştikten sonra da devamına, hükmün kesinleşmesi ile birlikte el konulan ¸ ŞEKİL markasını taşıyan her türden mal, ambalaj, kutu, çuval, etiket, tabela, stant, broşür, katalog, kartvizit, , afiş, pano ve her türlü tanıtım ve promosyon araçlarına ilişkin ürünlerin imhasına,
-Mahkeme karar özetinin hükmün kesinleşmesi ile birlikte tüm Türkiye'de yayınlanan ve en yüksek tiraja sahip ilk 3 gazeteden birinde bir kez ilanına, ilan ücretinin peşin olarak davalıdan alınmasına,
-Davalı tarafın zaman aşımı ve hak düşürücü süre itirazının REDDİNE,
2-Alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye kalan 346,90 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki tarife gereğince hesaplanan; marka hakkına tecavüz ve haksız rekabeti konu alan dava yönünden 25.500 TL, marka hükümsüzlüğünü konu alan dava yönünden 25.500 TL olmak üzere toplam 51.000 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
4-Davacı tarafça iş bu dava dosyasında yapılan başvurma harcı, peşin harç, posta masrafı ve bilirkişi ücretinden oluşan 4.711,40 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
5-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
6-Arta kalan gider ve deli avansının hükmün kesinleşmesi ile birlikte yatıran tarafa iadesine,
Dair karar taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 14/02/2024
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!