WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 03 Temmuz 2026

İSTANBUL 1.FIKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/176 Esas
KARAR NO : 2024/104

DAVA : Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 29/07/2022
KARAR TARİHİ : 02/04/2024

Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ... Şirketi'nin, 1951 yılından bu yana ilaç sektöründe kimyasal ve biyoteknolojik ilaç ve ilaç hammaddesi geliştirme ve üretimi ile kozmetik alanında faaliyet gösterdiğini; davacı ve mensubu bulunduğu ...'nun, dava konusu "..." esas unsurlu markaları uzun yıllardan beri faaliyet gösterdikleri sektörde, ticari faaliyetlerine konu ederek maruf hale getirmiş olup mezkur marka ibaresi üzerinde gerçek hak sahibi olduklarını, "..." esas unsurlu markaların ilk hak sahibi olan ... İlaçları Anonim Şirketi'nin, 2006 senesinde marka hakları başta olmak üzere külli olarak ... Şirketi'ne devredildiğini, ... Şirketi'nin, ... Anonim Şirketi'ni devraldıktan sonra ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... numaralı ve "..." esas unsurlu markaların sicile kayıtlı hak sahibi konumuna geldiğini, ... Şirketi'nin 2016 senesinde külli olarak ... Şirketi'ne devredildiğini, davacının 01.07.2021 tarihli marka devir sözleşmesi ile "..." esas unsurlu markaları ve bu markalardan doğan tüm hak ve yetkilerini ... Anonim Şirketi'nden devraldığını, davacının dava konusu markaların esas unsurlarını oluşturan "..." ibaresini içeren ve Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... başvuru numaraları ile kayıtlı markaları uzun yıllardır kesintisiz ve aktif bir şekilde ticari faaliyetlerine konu etmek sureti ile kullanmakta olması sebebiyle dava konusu markalar üzerinde öncelik hakkı sahibi olduğunu, "..." ibareli markaların temsil ettiği ilaçlar ve bunların formüllerinin de bizzat davacı şirket ve mensubu olduğu ... tarafından geliştirildiğini; davacı şirketin, ..." numaralı ve "..." ibareli tescilli markanın da sahibi olduğunu, ... Anonim Şirketi'nin, ... Şirketi'ni devralmasının akabinde "..." esas unsurlu markaların yenileme işlemlerini zamanında gerçekleştiremediğini, davalı Şirket'in ise üzerinde hiçbir hak sahibi olmadığını ancak piyasanın öncü isimlerinden biri olduğunu bildiği "..." ibareli markalar üzerinden ve davacı şirketin de aralarında yer aldığı, ... mensubu şirketlerin saygınlığı ve itibarından yararlanmak suretiyle ticari kazanç sağlamak adına, "..." numaralı ve "..." ibareli marka ile "..." numaralı ve "..." ibareli markaların tescili için Türk Patent ve Marka Kurumu'na başvurduğunu; davalı Şirket'in, .... Şirketi ismi ile 01.03.2021 tarihinde kurulmuş olup 14.04.2021 tarihinde unvan değişikliğine giderek ticari faaliyetlerini ilgili tarihten bu yana ... Şirketi olarak sürdürmekte olduğunu, davalı Şirket'in ticari hayatına başlayalı 2 yıl bile geçmemiş olup sektörde oldukça yeni bir firma olduğunu ve ne davacı Şirket ile ne de ... ve ...'na mensup diğer şirketler ile bir bağlantısı bulunmadığını, ancak davalı Şirket yetkililerinin davalı Şirket'i özellikle basında ...'nun eski bir mensubu olan ve 2006 senesinde ... Şirketi'ne devredilen, ... Şirketi'nin devamı gibi göstermekte olup davacı Şirket ve mensubu bulunduğu holdingin tanınmışlığından ve saygınlığından faydalanarak kötü niyet ile kazanç elde etmeye çalıştığını, ... Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde ... Soruşturma Numarası ile gerek davalı Şirket hakkında gerekse Şirket yetkilileri hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, davalı ... Şirketi'nin, 20.05.2016 tarihinde "..." ibareli marka için, ... nice sınıflarında Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescil başvurusunda bulunduğunu; mezkur markanın "...' tescil numarası ile 16.11.2016 tarihinde tescil edildiğini; dava konusu markanın davacının faaliyet gösterdiği sektör ile doğrudan ilişkili sınıflarda tescil edildiğini; Davalı .. Şirketi'nin, 16.06.2016 tarihinde "..." ibareli marka için, ... nice sınıfında Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescil başvurusunda bulunduğunu; mezkur markanın "..." tescil numarası ile 23.12.2016 tarihinde tescil edildiğini; dava konusu marka da davacının faaliyet gösterdiği sektör ile doğrudan ilişkili sınıflarda tescil edildiğini; davalı Şirket'in ise davacının yıllarca süren yoğun emeğini ve maddi sarfını sahiplenerek davacının saygınlığını, tanınırlığını ve güvenirliğini kullanmak sureti ile kötüniyetli olarak esas hak sahipliğinin davacıya ait olduğu markalarını tescil ettirdiğini, davacı adına gönderilen kargoların dahi davalı Şirket'e teslim edildiğini, davalı Şirket'in davacıya ait marka isimlerini kullanmasının yanı sıra davacıya ait logoları da aynen kullanmak suretiyle iltibas yarattığını, Davalı adına ... nolu ''...'', ve ... nolu ''...'' İbareli markaların tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA : Davalı vekili cevap dilekçesinden özetle; Tanınırlık açısından ... isminin ailelerinin üst soyunun cumhuriyet kurtuluş dönemine ait yapraklı nüfus hüviyet cüzdanlarında yazılı 1000 yıllık ismi olduğunu, davacının taraf sıfatı taşımadığını; ... markası ile ilgili bir ilacının piyasada satışta olmadığını, merkez ilacın amblemini davacının kendilerinin kopyaladıklarını, amblemlerinin tüm dünyada tek olduğunu ve tasarımının da kendilerine ait olduğunu, davacının ... markasına ait tescil tarihinin 2021 olduğunu, kendi firmaları olan ... A.Ş.'nin ... A.Ş.'ye tescil devir tarihinin 2021 olduğunu fakat ilk tescilin 2016 olduğunu, davacıdan önce markanın tescilinin kendilerine ait olduğunu, 2 yıldır sektörde olduklarına dair iddianın aldatmaca olduğunu, 2014-2015 tarihli ticaret sicil gazetesinin bunun aldatmaca olduğunu ortaya koyduğunu; ... ismini kanunlara uygun şekilde firma ünvanı olarak kullanmakta olduklarını ve bunun ilaç markası olmadığını, davalının ailesinin soyadı olan ...'yu 2004 yılında ... ilacın ...'e satılması ve ticari faaliyetinin de sona ermesiyle kullanmaya başladıklarını ve bu ünvanın tüm devlet kurumları tarafından kabul ve tescil edildiğini; 1959'da kurulan firmanın 2004 yılında satılmış olduğunu ve 40 yıl faaliyet yapıp bunun sona erdiğini, adreslerin karıştırılıp kargoların kendilerine geldiğinin bir aldatmaca olduğunu, davacının davasının reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava konusu uyuşmazlık; Davalı adına ... nolu ''...'', ve ... nolu ''...'' İbareli markaların tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesi istemlidir.
Davanın açılmasını müteakip davacının dava, davalının cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, duruşmada hazır olanlar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, arabuluculuk kurumundan faydalanmak istenilmediğinden tahkikat duruşmasına devam olunmuş, tarafların beyanlarında geçen deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, HMK 184.madde kapsamında hazır olanlardan tahkikat ile ilgili beyanları sorulmuş, HMK 186. madde kapsamında ise karar duruşmasında hazır olanlardan esas ile ilgili son diyecekleri sorulmuştur.
HMK 266. Madde kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişiler ..., ..., ...'ın 20/07/2023 tarihli bilirkişi raporlarında; İlk tescili 1978 yılına dayanan davacı ... markasının geçmişte kullanıldığı, tanıtıldığı ve sektöründe belirli bir bilinirliğe ulaştırıldığı ancak ... marka tescillerinin yenilenmeme sebebiyle geçerliliğini yitirdiği, davacı ... markasının davalı markasının tescili tarihi itibariyle uzun yıllardır marka etkisi doğuracak ve marka fonksiyonlarını yerine getirecek şekilde kullanıldığına dair heyetlerince yapılan sektörel incelemeler sonucunda kanaat oluşmadığınu,bu gerekçeyle dosya kapsamında yer alan delillerin hükümsüzlüğü talep edilen ..., ... ibareli markalar üzerinde davacı şirketin üstün hak sahipliğini kanıtlamaya yeterli olmadığını, önceki kullanıma dayalı hükümsüzlük koşullarının ... ve ... sayılı markalar açısından oluşmadığını, Davalı firma tarafından davacı firma ve markasının devamı olduğu zannı yaratılmaya çalışılması eyleminin iyiniyetli olduğundan bahsedilemeyeceği ancak kötü niyete dayalı hükümsüzlük koşulları açısından davacı markasının davalı markalarının tescil tarihi itibariyle marka fonksiyonlarını yerine getirir, marka etkisi yaratacak şekilde kullanıldığı verisine yapılan sektörel inceleme ve dosyadaki deliller açısından ulaşılamamış olup, bu gerekçeyle ... ve ... sayılı markalar açısından kötü niyete dayalı hükümsüzlük koşullarının gerçekleşmediği sonuç ve kanaatine vardıklarını bildirmişlerdir.
Rapora itiraz edilmesi üzerine 2. Kez bilirkişi heyeti oluşturulmuştur.
Bilirkişiler ..., ..., ...'in 20/12/2023 tarihli bilirkişi raporlarında; Kötü niyetli tescile dayala hükümsüzlük istemi açısından ; Markanın yedekleme amacı ile tescili, Marka ticareti, Markadan haksız olarak yararlanmak, Şantaja yönelik başvuru halleri olduğunu, huzurda bulunan davada davalı yanın bu gayeler ile hareket ettiğini ortaya koyabilecek herhangi bir veri olmadığını, marka tescilinin kötüniyetli olup olmadığı incelenirken, kötüniyetli olarak tescil ettirildiği iddia edilen markanın, kötüniyet iddiasında bulunan tarafa ait marka ile birebir aynı olup olmadığı, markanın ne derece yaratıcı ve ayırt edici olduğu, diğer markadan habersiz olarak tesadüfen tescil ettirilmiş olmasının hayatın olağan akışına uygun olup olmadığı, tescilin diğer markanın tanınmışlığından” ve ayırt edicilik gücünden, reklam değerinden haksız yararlanmaya yönelik olup olmadığı gibi hususlar yanında, asıl markanın asli ve tali unsurlarının birebir tescil ettirilip ettirilmediği gibi hususlar da dikkate alınacağını Dosya münderecatında yer alan Soruşturma dosyasında davalının marka tescilinin kötüniyetli olduğuna ilişkin ... isimli programda... ile yapılan röportajdan bahsedilmiş programa ilişkin kayıtların olduğu CD soruşturma dosyasının ekin sunulduğu söylenmişse de söz konusu CD bulunmadığını, dilekçede yer alan linkte de ilgi bölüme rastlanılmamış olduğunu, yine bu noktada adına tescilli markaları yenilemeyen, ilgili markaları kullandığı anlaşılamayan firmanın ilgili markalara yaptığı yatırımlardan bahis ile dava konusu marka başvurularının kötüniyetli olarak gerçekleştirildiği iddialarına heyetlerince iştirak edilmediğini, dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelenip değerlendirildiğinde neticeten ; Dava konusu markaların gerçek hak sahipliği (SMK 6/3) ve kötüniyet iddiası ile hükümsüzlük (6/9 ) koşullarının oluşmadığını bildirmişlerdir.
Türk Patent ve Marka kurumundan marka tescil belgeleri celp edilmiştir.
Davacı ... ŞİRKETİ adına ... tescil nolu ... markasının ....sınıf için 15.3.2021 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır.
Davalı ... ŞİRKETİ adına ... tescil nolu ... markasının ....sınıf için 20.5.2016 tarihinde , ... nolu ... markasının ....sınıf için 16.6.2016 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır.
Ayrıca dava dışı ... AŞ adına müddet olan ... esas unsurlu markalarda celp edilmiştir.
Ticari sicil kaydına göre ... ŞİRKETİ’nin 1.3.2021 tarihinde , davacı ... ŞİRKETİ ‘nin ise 22.3.1951 tarihinde kurulduğu anlaşılmıştır.
Toplanan deliller, marka tescil belgeleri, ticari sicil kayıtları, taraf iddia ve savunmaları, HMK 266 madde kapsamında iki farklı heyetten alınmış içinde sektör bilirkişilerinin de bulunduğu heyet raporları sunulu deliller ile birlikte incelendiğinde;
GERÇEK HAK SAHİPLİĞİ VE KÖTÜNİYETLİ TESCİL İDDİALARININ İNCELENMESİ
Davacı vekili Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli “...” tescil numaralı “...” ibareli marka ve “...” tescil numaralı “...” ibareli markanın üzerindeki gerçek hak sahipliğinin...A.Ş.'ye ait olduğunu ileri sürmüştür.
Gerçek hak sahipliğinin kabul edilebilmesi için gerçek hak sahibi tarafından yapılan işaretin kullanımının belirli bir hizmet ile ilişkilendirilmesi ve markasal kullanım olarak nitelendirilebilmesi, en azından o işaret için belirli bir bölge ve ilgili çevrede ayırt edicilik sağlanması aranmaktadır. Bir işaret ayırt ediciliğe sahip olduğu gibi belirli bir süre zarfında kullanılarak, tanınması için yoğun ve devamlı yatırım yapılarak, ilanlar, reklamlar, tanıtıcı programlar, kampanyalar ve yerleştirici çalışmalarla bu niteliği elde edebilir.
Davacı ...'nun eski mensuplarından biri olan ve “...” esas unsurlu markaların ilk hak sahibi olan ... İlaçları Anonim Şirketi'nin 2006 yılında marka hakları başta olmak üzere külli olarak ... Şirketi'ne devredildiğini ileri sürmektedir. ... başvuru numaralı “...” markasına ait tescilin 04.09.1988 tarihi itibariyle, ... başvuru numaralı “...” markasına ait tescilin 04.09.2018 tarihi itibariyle, ... başvuru numaralı “... ” markasına ait tescilin 11.04.2009 tarihi itibariyle, ... başvuru numaralı “... ” markasına ait tescilin 26.10.2004 tarihi itibariyle, ... başvuru numaralı “... prosilin”markasına ait tescilin 26.10.2004 tarihi itibariyle, ... başvuru numaralı “klarin — ...” markasına ait tescilin 14.11.2010 tarihi itibariyle, ... başvuru numaralı “... — ...” markasına ait tescilin 20.09.2021 tarihi itibariyle, ... başvuru numaralı “...” markasına ait tescilin 25.11.2013 tarihi itibariyle, ... başvuru numaralı “... rami” markasına ait tescilin 05.05.2014 tarihi itibariyle geçerliliklerini yitirdiği bilirkişilerce ve sunulu belgeler ile kurum tarafından gönderilen marka tescil belgeleri ile tespit edilmiştir.
Buna göre ... Şirketi'ne devredilen 2006 tarihinde ... başvuru numaralı “...”, ... başvuru numaralı “... ”, ... başvuru numaralı “klarin — ...”, ... başvuru numaralı “... —onkoline”, - ... başvuru numaralı “...”, ... başvuru numaralı “... ” marka tescilleri geçerlidir ve devir işlemi bu markalar açısından gerçekleşmiştir.
4 Kasım 2016 tarihli 9191 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi verilerinden de anlaşıldığı üzere, ... Şirketi tüm aktif ve pasif hak ve yükümlülükleriyle birlikte ... A.Ş. tarafından birleşme suretiyle devralınmıştır. Devir tarihinde sadece ... başvuru numaralı “...”ve ... başvuru numaralı “... — ...” marka tescilleri geçerlidir ve devir işlemi bu markalar açısından gerçekleşmiştir.
Dosyaya sunulan 01 Temmuz 2021 tarihli Marka Devir Sözleşmesi'na göre markalar ve bu markalara ait bütün hakların, mülkiyet haklarının ve markalar üzerindeki bütün menfaatlerin,devir tarihinden önce veya sonra markaların herhangi bir mülkiyetinden kaynaklanan her türlü ihlal, ya da her türlü diğer hukuki hususlara istinaden dava açma, düzenleme, itiraz etme, savunma işlemleri, talepleri ya da davaları temyize götürme ve tedbir alma (ve karşılanan her türlü zararı alma) hakkının devreden ... A.Ş. tarafından devralan davacı ... A.Ş.'ye devredilmiş olduğu görülmekte birlikte, devir tarihinde sadece ... başvuru numaralı “... ” markasına ait tescilin geçerli olduğu, işbu tescilin de yenilenmemesi sebebiyle 19.09.2021 tarihinde geçerliliğini yitirdiği anlaşılmıştır.
Eskiye dayalı kullanım nedeniyle, üstün ve öncelikli hak, hangi mal ve hizmetler için elde edildiği hususlarının incelenmesi gereklidir. somut olayda, davacının hükümsüzlüğü talep edilen davalı adına tescilli markaların başvuru tarihinden önce söz konusu ibare üzerinde bir hak elde edip etmediği, tescilsiz kullandığı işaretin marka fonksiyonlarını yerine getirip getirmediği ve hitap ettiği alıcı kitlesi nezdinde ayırt edici nitelik kazanıp kazanmadığı hususları bilirkişi heyitlerince incelenmiştir.
Davalının ... sayılı ... ibareli markası ... sınıftaki mal ve hizmetler için 20.05.2016 tarihinde, ... sayılı ... ibareli markası ise ... Sınıftaki mallar için 16.06.2016 tarihinde başvurulmuştur. Davacı şirketin davalı karşısında gerçek hak sahipliği ile ilgili inceleme yapılırken ve 20.05.2016 ve 16.06.2016 marka başvuru tarihleri esas alınacaktır.
Davacı 20.05.2016 ve 16.06.2016 tarihlerinden önce ... markası üzerindeki gerçek hak sahipliğini yenilenmemiş marka tescillerine dayandırmaktadır. Tescilli ... markası üzerindeki hak sahipliğinin markaların ilk sahibi olan “... A.Ş”.'nin “... A.Ş.” ile ve bu şirketin de “... Şirketi” ile birleşmesi ile ve daha sonra ... Şirketi'nin markaları davacıya devretmesi suretiyle geçtiğini ileri sürmektedir.
Hükümsüzlüğü talep edilen ... ve ... sayılı marka başvurularının yapıldığı tarihte, ... ibaresinin davacı adına 1988 ve 2001 yıllarından beri ... ve ... sayılar ile tescilli olduğu ancak markaların dava tarihi itibariyle yenilememe nedeniyle müddet (hükümsüz) durumunda bulunduğu görülmektedir.
Dosya kapsamında davacının gerçek hak sahipliğini (tescilsiz marka haklarını) kanıtlamak amacıyla yenilenmemiş marka tescillerine dayandığı görülmekle bunun dışında başkaca bir delil bulunmaması nedeniyle, gerçek hak sahipliği iddiası söz konusu yenilenmemiş tesciller açısından incelecektir.
6769 Sayılı SMK'nın 23. Maddesi;
"(1)Tescilli markanın koruma süresi başvuru tarihinden itibaren on yıldır. Bu süre, onar yıllık dönemler hâlinde yenilenir.
(2) Yenileme talebinin marka sahibi tarafından koruma süresinin sona erdiği tarihten önceki altı ay içinde yapılması ve aynı süre içinde yenileme ücretinin ödendiğine ilişkin bilginin Kuruma sunulması gerekir. Bu süre içinde talebin yapılmaması veya yenileme ücretinin ödendiğine ilişkin bilginin Kuruma sunulmaması hâlinde, yenileme talebi, koruma süresinin sona erdiği tarihten itibaren altı aylık süre içinde ek ücretin ödenmesi şartıyla da yapılabilir.
(3) Marka, tescil kapsamında bulunan mal veya hizmetlerin bir kısmı için de yenilenebilir.
(4) Ortak markanın yenilenmesi için gruba dâhil işletmelerden birinin talebi yeterlidir.
(5) Yenileme, önceki koruma süresinin sona erdiği tarihi izleyen günden itibaren hüküm ifade eder. Yenileme , sicile kaydedilir ve Bültende yayımlanır. " şeklindedir.
Uygulamada eğer marka bu süre içerisinde yenilenmez ise “hükümsüz” hale gelmiş olur ve marka hakkı sona erer.Kurum tabiri ile müddet hale gelir. Ancak markanın hükümsüz hale gelmesi, marka sahibinin tescilsiz olarak o markayı kullanmasına engel değildir.
Somut olayda, ... ibareli markalar 2006-2021 tarihleri arasında ilk sahibinden davacıya kadar dört farklı tüzel kişi adına birleşme ve devir almalar yoluyla geçmiştir. Dava tarihi olan 29.07.2022'de tümü yenilememe nedeniyle geçerliliğini yitirmiştir. Ancak belirtildiği üzere bu durum davacının markalarını tescilsiz olarak kullanmasına engel değildir. İşbu gerçek hak sahipliğine dayalı hükümsüzlük davasında tescilli değil, tescilsiz marka haklarına dayanılmaktadır. ... markasının ilk tescilinin eski tarihlere dayanması ve bu tescillerin bir süre yenilenerek korunması, markanın geçmişi, ilk oluşturulduğu tarih ve tescil korumasının süresi hakkında önemli bilgiler verse de, tek başına davacının gerçek hak sahipliğini kanıtlamaya yeterli olmamıştır.
Markanın fonksiyonlarını yerine getirecek şekilde kullanılması; tescilli olduğu mal ve hizmetlerde, tescil belgesinde gösterildiği şekilde kullanılmasıdır. Markanın kullanımı amaç olarak markanın tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından pazar oluşturmaya yahut var olan pazarı korumaya yönelmeli ve bu kullanım müşteriler veya son kullanıcılar nezdinde markanın ayırt edicilik fonksiyonuna uygun olmalıdır.
Nitekim markasını yenilemeyen marka sahibinin aynı ya da benzer marka başvurularına itiraz hakkını düzenleyen SMK'nun 6/8. Maddesi “tescilli markanın yenilenmemesi sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal ve hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.” hükmü ile yenilenmemiş marka hakkına dayalı itiraz hakkının ancak markanın kullanımına devam edilmesi şartıyla mümkün olduğunu göstermektedir. “markanın yenilenmemesi, olayların büyük çoğunluğunda ayırt edici niteliğini kaybettiğine ve gerekli tanınmışlığa erişmediğine karinedir. Sahibinin dahi ilgilenmediği ve bıraktığı bir markanın itibarından ve çekim gücünden bahsetmek mümkün değildir...
Dava dilekçesinde davacının 1951 yılında kurulduğu ve ...'nun eski mensuplarından biri ve aynı zamanda markanın ilk sahibi olan ... Şirketi'nin 2006 yılında ... A.Ş. ile birleştiği belirtilmektedir. İlk ... marka tescili 03.09.1978 tarihine dayanmaktadır. Davalı ise cevap dilekçesinde yer alan ... markası ile ilgili bir ilacının piyasada satışta olmadığı, ... ibaresini 2004 yılında ... 'e satılması ve ticari faaliyetinin de sona ermesiyle kullanmaya başladıkları, 1959'da kurulan firmanın 2004 yılında satılmış olduğu ve 40 yıl faaliyet yapıp bunun sona erdiği şeklindeki beyanlarından, ... markasının ilk sahibi olan ... Şirketi'nin uzun yıllar önce kurulduğu ve 2000'li yıllara kadar 40 yıl faaliyet gösterdiği, bu faaliyetlerin davalı tarafından da bilindiği ve sona ermesi ile markanın davalı tarafından kullanılmaya başlanıldığı hususlarının davalının da kabulünde olduğu anlaşılmaktadır.
Tescilli ... markası üzerindeki hak sahipliğinin markaların ilk sahibi olan “... A.Ş”. nin “... A.Ş.” ile ve bu şirketin de “... Şirketi” ile birleşmesi ile ve daha sonra ... Şirketi'nin markaları davacıya devretmesi suretiyle geçtiği ve hükümsüzlüğü talep edilen davalı markalarının başvuru tarihi 2016 yılından önce davacı ... markası sektöründe bilinen bir marka olmakla birlikte 2004 yılından günümüze aktif ve marka fonksiyonlarını yerine getirir şekilde kullanılmadığı ve satıştan kaynaklı Dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgeler ve yapılan değerlendirme sonucunda, İlk tescili 1978 yılına dayanan ... markasının geçmişte kullanıldığı, tanıtıldığı ve sektöründe belirli bir bilinirliğe ulaştırıldığı ancak ... marka tescillerinin yenilenmeme ve satışı nedenleri ile geçerliliğini yitirdiği, davacı ... markasının uzun yıllardır marka etkisi doğuracak vem arka fonksiyonlarını yerine getirecek şekilde kullanıldığına dair bilirkişi heyetince yeterli kanaat oluşmadığı bildirilmiştir.
Şayet davacı marka üzerinde gerçek hak sahibi ise bu durumda markanın bir tescilsiz hak sahibi birde tescile dayalı olma üzere iki hak sahibi olacaktır. Gerçek hak sahibi tescilsiz kullanım ile marka üzerinde hak sahibi olduğunu ispat etmiş ise davalının tescili belli şartlar gerçekleşmiş ise hükümsüz kılınabilecektir. Ancak husus her somu olayda sunulu delillere göre tartışılacaktır. (benzer yönde Yargıtay 11.HD’nin 24.11.2008 tarih ve 2007/10000 esas- 2008-13251 karar sayılı ilamı)
Geçmişte tanınmış olup da sahipleri tarafından yenilenmeyen ve kullanılmayan ve bu şekilde atıl halde bırakılan bir markanın daha sonra üçüncü bir kişi tarafından tescil edilerek kullanılmasında hukuki bir engel bulunmadığı yönünde ilk heyet görüş bildirmiştir. Sunulu delillere göre davalı ... markasının tescil tarihi itibariyle, davacının gerçek hak sahipliği iddiasında bulunduğu markanın marka fonksiyonunu yerine getirecek şekilde kullanılmadığı, atıl halde bırakıldığı hususu bilirkişilerce tespit edilmiş olup, ... ve ...sayılı markalar açısından kötü niyete dayalı hükümsüzlük koşullarının markanın ilgili tarihlerde marka fonksiyonlarını yerine getirir şekilde kullanılmadığından ötürü oluşmadığı hususu da sunulu deliller kapsamı ile anlaşılmıştır.
Zira toplanan deliller ve HMK 266 madde kapsamında hükmü dayanak olarak alınan her iki bilirkişi raporunda da işaret edildiği üzere tescilli markaları yenilemeyen, ilgili markaları kullandığı yönünde delil sunmayan, birleşmeler devir almalar yoluyla markayı yenilemeyen (yani basiretli tacirden beklenen davranışları sergilemeyen davacının) dava konusu marka başvurularını davalının kötüniyetli olarak gerçekleştirildiği iddialarına yönelik iddiasını ispat edemediği hususu da gözetilerek gerek SMK 6/3 gerekse MSK 6/9 maddelerine dayalı olarak talep ettiği hükümsüzlük koşulları oluşmadığından şartları oluşmayan hükümsüzlük isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:
1-Davanın reddine,
2-427,60 TL ilam harcının peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 346,90 TL harcın davacıdan tahsiline,
3-Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 25.500 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafın yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine,
Dair karar davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 02/04/2024

Katip
¸

Hakim
¸