WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 03 Temmuz 2026

İSTANBUL 1.FIKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/17 Esas
KARAR NO : 2024/121

DAVA : Marka (Maddi Tazminat İstemli)
DAVA TARİHİ : 02/02/2022
KARAR TARİHİ : 24/04/2024

Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Maddi Tazminat İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının kullanmış olduğu "..." ibarelerinin davacı adına tescilli "..." markasına ve marka hakkından doğan haklarına vaki tecavüzün tespiti, durdurulması ve engellenmesini, haksız rekabetin tespiti, durdurulması ve engellenmesini, Belirsiz alacakları olan fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması ile birlikte 100,00 TL maddi tazminatın (yoksun kalınan kazanç) davalı şirkete göndermiş oldukları ihtarname tarihinden itibaren Mahkememizin aksi kanaatte olması durumunda davanın açıldığı tarihten itibaren işletilecek ticari reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesini, 15.000,00 TL manevi tazminatın davalı şirkete göndermiş oldukları ihtarname tarihinden itibaren Mahkemenin aksi kanaatte olması durumunda davanın açıldığı tarihten itibaren işletilecek ticari reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı şirkete ödenmesini, davalı tarafın marka hakkına tecavüz teşkil eden eylemleriyle davacının uğramış olduğu itibari zararı için 5.000,00 TL itibar tazminatının davalı şirkete göndermiş oldukları ihtarname tarihinden itibaren Mahkemenin aksi kanaatte olması durumunda davanın açıldığı tarihten itibaren işletilecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı şirkete ödenmesini, SMK 150/3 uyarınca davalıdan tüm ticari defter ve kayıtlarının celp edilmesini, yargılama masrafı ve avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesini, karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalının adresi ... ili ... ilçesinde olup davanın İstanbul'da açılmasının genel yetki kuralına aykırı olduğu, bu sebeple iş bu davada yetkisizlik kararı verilerek dosyanın yetkili ... Mahkemelerine gönderilmesini, davalının işletmesinde çoğunluk olarak "...", "...", "...", "...", "..." ve "..." şeklinde ... yöresine ait geleneksel yiyeceklerin bulunduğu, yine bunların yanında davalının işletmesinde balık yemekleri de bulunduğu, ayrıca ... iline has meşhur "..."nin bulunduğu davacı tarafın işletmelerinde ise kebap, lahmacun, pide çeşitlerinin bulunduğu, bu durumda iki işletme lokanta olsalar dahi içerdikleri emtialar bakımından birbirinden çok farklı olduğu, bunun dışında davalının işletmesine ait tabelasında ve kartvizitinde "... " ibaresinin dışında açıkça görüleceği üzere siyah gölge şeklinde şapkalı ve takım elbiseli bir adamın bulunduğu davacının tescil ettirdiği veya işletmelerinin tabelalarında kullandığı "..." markası ise sadece düz bir şekilde "..." yazısından ibaret olduğu, bu durumda birçok farklılıkları bulunan işletmeler arasında "..." markasının ortalama tüketici nezdinde bir iltibas tehlikesi oluşturmayacağı, davacının markasının itibarına bir zarar gelmesinin mümkün olmayacağı, bu durumda; davacı tarafın açmış olduğu davanın REDDİNE karar verilmesini talep ettiği görüldü.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava konusu uyuşmalık; davalının "..." ibareli kullanımları hasebiyle, davacı adına tescilli "..." markasına ve marka hakkından doğan haklarına vaki tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması ve engellenmesi ile husule gelen tecavüz sebebiyle maddi, manevi ve itibar tazminatının tahsili istemine ilişkindir.
Davalı yan zaman aşımı ve yetki yönünden usule ilişkin itirazda bulunmuş olup, SMK 156. Maddesi dikkate alınarak yetki itirazının reddine, dava konusu eylemin aynı zamanda cezai soruşturma kapsamında ceza zaman aşımına tabi olması gözetilerek, zamanaşımı itirazının reddine karar verilmiştir.
Tüm dosya kapsamı incelendiğinde; ...'ın Türk Patent Enstitüsü'nde kayıtlı ... başvuru numarası ile 22.06.2010 tescil tarihli "..." isimli markanın sahibi olduğu, tescil tarihinden itibaren mal ve hizmet sınıfından ticari faaliyetini sürdürdüğü, halen de kaydının devam ettiği ve faaliyetlerine devam ettiği, davacının İstanbul ilinde iki adet şubesinin bulunduğu, davalı yanın ise .../... adresinde bulunan ...Ltd. Şti. isimli firma ile "..." ismi ile faaliyette bulunduğu, konusunun ise davacının faaliyet konusu ile aynı olduğu, yani yemek üzerine faaliyette bulunduğu tespit edilmiştir.
Dosya kapsamına alınan CBS dosyası ve Ceza dosyası içeriğindeki davalı yanın yetkilisine ait beyan ve savunmasında, ... Restaurant isimli iş yerinin ortağı olduğunu, diğer ortağının Hollanda ülkesinde olduğunu, iş yerinin işletmeciliğini kendisinin yaptığını, ortağının ... ülkesinde ... isimli bir restoran gördüğünü ve iş yerinin bu isimle açılmasının istediğini, ... ilinde ve çevresinde bu isimde bir iş yeri olmadığını görünce iş yerini açarak bu ismi verdiklerini, bu ismin davacı tarafından kullanıldığını ve kayıtlı bir isim olduğunu bilmediğini, davacının İstanbul ilinde kendisinin ise ... ilinde faaliyet gösterdiğini, faaliyet konularının da farklı olduğunu, dolayısı ile atılı suçu oluşturmayacağını beyan ederek suçlamayı kabul etmediğini beyan ettiği anlaşılmıştır.
Davacıya ait "..." isimli markanın TÜRKPATENT nezdinde tescilli marka olduğu, davacının markasının Türkiye'de markaların tescili için yetkili olan Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli olduğu, tescilin 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nda belirtilen 10 yıllık -talep halinde sonsuza kadar uzatılabilen- koruma süresi kapsamında olup halen geçerli olduğu, konusunun mal ve hizmetler 43 Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri, Geçici konaklama hizmetleri (gündüz bakımı (kreş) hizmetleri, huzurevleri hizmetleri dahil). Hayvan bakım evleri hizmetleri olduğu anlaşılmaktadır. Davalı yan her he kadar davalıya ait işletmede yöresel yemeklerin bulunduğunu beyan etmiş ise de, yemek çeşitlerinin farklı olması her iki taraf işletmesinin de yiyecek ve içecek hizmetlerinde faaliyet gösterdiğini yani aynı alanda faaliyet gösterdiğini, davalının markasal kullanımlarının davacıya ait markanın koruma kapsamında olan mal ve hizmet sınıfı ile aynı olduğu gerçeğini değiştirmemektedir.
Dosya münderecatındaki deliller ve yine ceza dava dosyası ile tespiti yapılan delillere göre davalıya ait işyerinin ticaret unvanının ... .Ltd.Şti. olduğu, adresinin ... olduğu, ... Vergi Dairesinin ... vergi numarası ile mükellefi olduğu, 15.05.2015 tarihinde iş başlangıcı yapılmış olup faaliyet alanının "diğer lokanta ve restoranların (içkili ve içkisiz) faaliyetleri (garson servisi sunanlar ile self servis sunanlar dahil, imalatçıların ve al götür tesislerin faaliyetleri ile seyyar olanlar hariç)" niteliğinde olduğunun görüldüğü anlaşılmaktadır.
Marka hükümsüzlüğü davasında değerlendirilmesi gereken en önemli konu başlıklarından olun iltibas olgusu özellikle, bir markanın işaretin benzerini kullanmak suretiyle ortaya çıktığı, fakat burada önemli olan, işaretin bir bütün olarak uyandırdığı izlenim olduğu, uygulamada görsel benzerlik: Markalar göze hitap ettiğinde ortaya çıkan benzer görünüm bilgisi harf, sözcük, şekil veya resim gibi ögelerin konumlandırılış ve biçimlerinden dolayı ayniyet veya belirgin benzerlik değerlendirmede etkili olma hali olduğu, işitsel benzerliğin, sözcük ve geleneksel olmayan ses markaları bakımından telaffuzun kulaktaki izinin benzerliği olduğu, kavramsal benzerliğin: marka anlamları da ilgili ortalama tüketici bakımından bir bilgi olarak karıştırma riskinin doğmasında etkili olabildiği, bu gibi durumlarda iktibas veya iltibas sureti ile marka hakkına tecavüz edilebileceği, Ortalama tüketicinin markayı bütün olarak algıladığı, markanın çeşitli unsurlarını detaylara girerek analiz etmediği, ayrıca ortalama tüketicinin nadiren farklı markalar arasında doğrudan karşılaştırma yapma şansının olduğu fakat zihninde tuttuğu yetersiz görüntüleri yerleştirdiği de dikkate alınması gerektiği, ortalama tüketicinin dikkat düzeyinin mal veya hizmetlerin kategorisine göre çeşitlilik gösterdiği de akılda tutulması gerektiği, tüketicinin söz konusu markalar arasındaki belirli farkları algılamaya muktedir olsa bile, yukarıda anılanlar ışığında ve markaların kapsamındaki malların ayniyeti karşısında markalar arasında ciddi bir bağlantı kurma olasılığı bulunduğu, sonuç itibar ile tüketicinin markaların zihnindeki yetersiz anımsamalarına istinaden, malların yanı veya ekonomik olarak bağlantılı işletmelere ait olduğunu sanabileceği, üçüncü kişi tarafından başkasına ait tescilli markanın kullanılmasının hükmün kapsamına girmesi için üç koşulun varlığının arandığı, bu koşulların ise tescilli marka ile aynı veya benzer işaretin kullanılması, tescilli marka ile aynı veya benzer işaretin aynı veya benzer mallarda veya hizmetlerde kullanılması, bu kullanımın karıştırma ihtimaline neden olması gerektiğidir.
Dosya kapsamına alınan kesinleşmiş ceza mahkemesi kararında " bu maddeler ışığında incelemede, tescilli marka ile benzer aynı işaretin kullanıldığı, CD içeriğinde incelenmek üzere ibraz olunan mekan görsellerinde yer alan kullanımlar ise markaların Türk Patent ve Marka Kurumu nezdindeki tesciller ile birebir aynı olduğu gözlemlendiği, inceleme konusu mekan ve kartvizit görsellerinde ve sosyal medya hesabında müştekinin BIRBEYmarkasının TÜRKPATENT nezdinde tescilli hali ile aynısının ... olarak kırmızı zemin üzerinde aynı yazı karakteri ile kullanılmış olduğu görüldüğü, Anlamsal açıdan; inceleme konusu "..." bileşke kelimesi bir ve bey kelimelerinin birleşmesinden oluşmakta olup, Türk Dil Kurumu tanımına “bir” kelimesi “1. Sayıların ilki.2. Bu sayıyı gösteren ve rakamlarının adı.3. Aynı, benzer: 4. Beraber: 5. Bu sayı kadar olan: 6. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı): 7. sıfat Tek: 8. Eş,aynı, bir. boyda:9. sıfat Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek:10. sıfat Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer.11. zarf Bir kez:12. Zarf Sadece:13. Ancak” anlamında “bey” kelimesi ise “1. Erkek adlarından sonra kullanılan saygı sözü:2. Erkek özel adları yerine kullanılan bir söz:3. Eş, koca: 4. As 5. Erkek sıfatlarının hemen arkasına eklenir: 6. Aşığın çukur yüzünün arkasındaki yumru bölge. T. Küçük bir toplumun veya küçük bir devletin başkanı: 8. askerlik Komutan: 9. Zengin, ileri gelen kimse, bay” anlamında kullanılmak olduğu, bu manada orijinal markadaki kullanımla inceleme konusu mekânsal kullanımda yer alan ibareler bu açıdan da birebir aynı olup farklı anlam olduğunu gösteren hiçbir ibare mevcut olmadığı, fonetik açıdan; söylemin aynı olduğu, farklılık bulunmadığı, Tescilli marka ile aynı işaretin aynı ve hizmet sınıflarında kullanılması açısından incelemesinde, müştekinin markalarının tescil edilmiş olduğu sınıfların inceleme konusu "yeme içme hizmetleri ve et ve et ürünleri" sınıflarında geçerli olacak şekilde tescilli olduğunu görüldüğü, İltibaslı kullanımın karıştırmaya yol açabilecek benzerlik olarak tanımlanıyorken, iktibas markanın, izinsiz olarak aynen kullanılması ve üretime-satışa konu edilmesi olarak tanımlanmaktadır. İncelemeye konu resimlere göre yeme-içme hizmetleri üzerine faaliyet gösteren, CD içeriğinde yer alan dış cephe tabelası ve mekan tabela ve yönlendirme görselleri ve kartvizit örneğine göre tespit edilen markasal kullanımlar ile müştekinin tescilli markası karşılaştırıldığı, İltibaslı kullanım karıştırmaya yol açabilecek benzerlik olarak tanımlanıyorken, iktibas markanın, izinsiz olarak aynen kullanılması ve üretime-satışa konu edilmesi olarak tanımlanmakta olduğu, "Marka sahibi ile karşı taraftaki füli kullanıcı karşı karşıya geldiğinde, karıştırılma ihtimalinin varlığının ortaya konulması gerektiği, Çünkü, bu ihtimalde benzer mallarda kullanım ve/veya benzer işaret kullanımı da değerlendirilmekte olduğu, karıştırma tehlikesi işaretlerle mallarının benzerliğinden ileri geldiği, karıştırma tehlikesi doğuran benzerlik, görsel, işitsel, semantik veya bütüncül izlenimden ileri gelebildiği, markaya konu mal ve hizmetler arasındaki benzerliğin iltibasa (karışıklığa) neden olup olmadığının tespitinde, önceki markanın ayırt edicilik özelliği ve sahip olduğu itibar dikkate alınmadığı, yalnızca benzer markayı taşıyan mal veya hizmetlerin karşılaştırmasıyla yetinilmemesi gerektiği, ortalama dikkat ve zeka düzeyindeki tüketici ve alıcıların iki markanın farklı olduğunu anlamalarına rağmen marka sahibinin aynı olduğunu düşünmelerine yol açacak şekildeki benzer veya bağlantı kurdurucu markalar söz konusu olduğunda da (ilişkilendirme ihtimali) iltibasın varlığı kabul edilmesi gerektiği içerikli Yargıtay 11. HD 20.02.2007-2005/11912-2007/3207 sayılı kararı içeriği, yukarıda açıklanan hususlar hep birlikte değerlendirildiğinde, her ne kadar davacı yana ait bu isme ait işletmenin İstanbul ilinde bulunduğu anlaşılmakta ise de , kaydın tüm Türkiye'de geçerliliğini koruyor olması, aynı zamanda her ne kadar davalının faaliyet konusunun farklı olduğunu beyan etmiş ise de, tarafların faaliyet alanın restorant işletmesi olması nedeniyle aynı olması, hususları hep birlikte değerlendirildiğinde davalının bu haliyle davacının üzerine tescilli "..." isimli markayı haksız ve izinsiz olarak ticari faaliyetlerinde kullanmak suretiyle üzerine atılı Marka Hakkına Tecavüz eylemini gerçekleştirdiği," yönünde isabetli tespitler yapılmış olup, yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporu ışığında davalı yanın marka hakkına tecavüzde bulunduğu sabit bulunmuş ve verilen karar kesinleşmiştir.
Dosya kapsamına alınan CBS dosyasındaki arama el koyma kararı ile davalı yanın davacı markasını kartvizit ve tabelada kullandığı gibi, sunulu fatura içeriklerinde de söz konusu markayı kullandığı, nitekim cevap dilekçesi ve soruşturma faslındaki beyanlarla da mevcut markanın, davalı yana ait işletmede markasal olarak kullanıldığının sabit hale geldiği, davalı yanın ifade ettiği gibi tabelada ve kartvizitte ... ibaresinin yanında siyah gölge şeklinde şapkalı ve takım elbiseli adam resminin bulunması, davacı yana ait olan "..." markasının bütün halinde davalı yana ait işletmede ticaret unvanı, tabela, kartvizit ve fatura içeriğinde kullanmasından kaynaklı husule gelen marka hakkına tecavüz sonucuna tesir etmeyeceği, zira davalı yanın kartvizit ve tabela üzerinde belirttiği şekildeki kullanımda asli unsur ... ibaresi olup, asli unsur davalı yanca herhangi bir kelime ilave edilmeksizin ve değişim sağlanmaksızın bire bir aynı olacak şekilde davalı yanca kullanılmıştır.Her iki taraf markalarında sözcük unsurunun ... ibarelerinden oluştuğu, bu ibarelerin yanına davalı yanca yukarıda bahsi geçen resmin yer almasının davalı markasına ayırt edicilik katmadığı, Davalı kullanımında bahsi geçen resim bulunuyorsa da, tüketicilerin dikkatinin genellikle, markadaki sözcük unsuruna yöneldiği, markadaki baskın unsurun ... sözcük unsuru olduğu, tüketicinin markaları gördüğünde mal ve/veya hizmetin aynı işletmeden gelmiş olduğu izlenimine kapılabileceği, doğrudan ve dolaylı iltibas tehlikesinin mevcut olduğu ve markaların ortak olan emtialar ile, bu emtiaların/benzerlerinin görülmesi hasebiyle marka hakkına tecavüz eyleminin sabit olduğu bu husus kesinleşmiş ceza mahkemesi kararı ile de sabit hale gelmiştir. Marka hakkına tecavüz eyleminin dosya kapsamına alınan ... 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar numaralı kararı ve gerekçesi ile de sübut bulduğu, marka hakkına tecavüzün mevcut durumda sabit hale geldiği, marka hakkına tecavüz eyleminin hak sahibi markanın bulunduğu yerde olmasına gerek bulunmadığı, markanın ülke çapında etki ettiği anlaşılmakla, marka hakkına tecavüz yönünden açılan davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacı yanın bir diğer iddiası haksız rekabete ilişkin olup,
TTK ‘nun 56.maddesinde "Haksız rekabet, aldatıcı hareket veya hüsnüniyet kaidelerine aykırı sair suretlerle iktisadi rekabetin her türlü suistimalidir." şeklinde tanımlanmıştır.
Toplanan deliller , marka tescil belgesi , ceza dosyası ve bütün deliller bir arada incelendiğinde; TTK 56 Maddesi düzenlemesine göre; Kanun koyucunun amacı, ekonomik alanda dürüstlük ilkesini hakim kılarak, bunun ihlal edilmemesini sağlamaktır.
Ekonomik ve ticari hayatta herkes, ahlak ve objektif iyiniyet kurallarına uygun bir şekilde hareket ederek, ancak kendi emek ve gayreti ölçüsünde bir kazançla yetinmelidir. Bir tacirin, kendi emek ve gayretine dayanan kazancı, gerek ahlaki gerekse kanuni yönden meşrudur. Fakat, bir kimsenin en ufak bir yorgunluğa ve zahmete girmeden bir başkasının yıllar yılı didinip alın teri ve göz nuru dökmek suretiyle ancak meydana getirdiği ve tamamen kişisel emek ve gayretinin ürünü olan çalışmasına ortak olması hali, hem ahlak kurallarına bir aykırılık oluşturur ve hem de haksız rekabeti meydana getirir. Bu şekildeki bir haksız rekabet, "parazit-tufeyli" rekabet olarak nitelendirilir. Bir başkasının yıllarca çalışmak suretiyle ancak elde edebildiği emek ve şöhretine elatmak suretiyle -deyim yerindeyse- onun sırtından para kazanmak isteyen kimsenin hareketi, kendi emeğine dayanmadığı için, ahlak kurallarına ve kanun hükümlerine göre, haksız rekabettir .
Diğer taraftan, TTK.'nun 57.maddesinde ise, yukarıda belirtilen objektif iyiniyet kurallarına aykırı davranışların neler olduğu on bent halinde sayılmış; anılan hükmün "Hüsnüniyet kaidelerine aykırı hareketler hususiyle şunlardır:" ibaresinden sonra gelen 5.bendinde ise; "Başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticaret işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalariyle iltibasa meydan verebilecek surette, ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları kullanmak veyahut iltibasa meydan veren malları, durumu bilerek veya bilmiyerek, satışa arz etmek veya şahsi ihtiyaçtan başka her ne sebeple olursa olsun elinde bulundurmak" şeklinde beliren eylemlerin objektif iyiniyet kurallarına aykırı hareketlerden olduğu belirtilmiştir.
Belirtilen bu eylemler sınırlı olmayıp, kanunda sadece başlıca haksız rekabet hallerine yer verilmiş olmakla birlikte, kanunun ifade şeklinden başkaca haksız rekabet hallerinin de bulunabileceği sonucu ortaya çıkmaktadır.
Uygulamada, haksız rekabetin en çok rastlanan şekli iltibasa meydan vermek suretiyle başkalarının emek ve masrafıyla elde ettiği haklı şöhrete ortak olmaktır. İltibasın varlığı için, genel olarak normal ve orta seviyedeki bir alıcının piyasaya sürülmüş malı alırken aldanıp aldanmayacağının tespiti gerekir.
Türk Patent ve marka kurumundan davacıya ait tescilli marka olan ... marka ibaresinin davacı adına tescilli olduğu ve markanın davalı tarafça marka hakkına tecavüz teşkil edecek şekilde aynı faaliyet alanında kullanıldığı, söz konusu kullanımların davacı ait markaların tescilli olduğu mal ve hizmetleri de kapsadığı dolayısıyla marka hakkını ihlal ve haksız rekabetin oluştuğu, davalı yanın cevap dilekçesinde ifade etiği gibi davalı işletmesinde yöresel yemeklerin bulunması, faaliyet alanlarını farklı kılmayacağı, her halükarda davalı yan kullanımlarının davacı tarafa ait markanın yiyecek içecek sağlanmasına ilişkin mal ve hizmet sınıfına ilişkin kullanım olduğu, dolayısı ile davalı yanın yöresel yemekler yapması marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet gerçeğini değiştirmeyeceği, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin gerçekleşmesi için taraflara ait işletmeler arasında büyüklük, küçüklük ve şehirlerin farklı olması gibi kriterlerin bulunmadığı, dolayısı ile davalı yanın davalıya ait işletmenin küçük bir ilçede bulunması yönündeki itirazların da yerinde olmadığı mahkememizce değerlendirilmiştir.
Yukarıda açıklanan anlatımlar ışığında: Davalının "..." ibareli kullanımları hasebiyle, davacı adına tescilli "..." markasına ve marka hakkından doğan haklarına vaki tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması ve engellenmesine dair aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
Davacı yan, maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuş olup, maddi tazminat isteminin dayanağını ise; SMK m.151/2-b uyarınca elde ettiği kazancın tespitine dayandırmış, mahkememizce bu minvalde inceleme yapılması amacı ile davalı yanın ticari defter kayıtlarının incelemesi amacı ile bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş, dosya kapsamına alınan Kök raporda yapılan hesaplamada, davalının 2015, 2016, 2017, 2018, 2021 ve 2022 yıllarında toplam 83.061,52 TL kar ettiği; 2019 ve 2020 yılında toplam 70.045,67 TL zarar ettiği, neticede davalının marka hakkına tecavüz fiilini işlediği sürece toplamda 13.015,85 TL kar elde ettiği belirtilmiştir. Yapılan hesaplama içeriğinde hata bulunmasa da, "556 sayılı KHK’nın 66/2-b maddesinde belirtilen, markayı kullanmak yoluyla elde edilen kazanç, mütecavizin tecavüz fiiliyle ortaya çıkan brüt kazancını değil, maliyetlerin elde edilen gelirden düşürülmesiyle kalan net kazancını ifade etmektedir. Ancak mütecavizin tecavüz fiilinin dışında başka hiçbir ürünü satmamış olması halinde dahi genel masraflar bir bütün olarak elde edilen gelirden mahsup edilmeyecek, sadece hammadde ve satış maliyetleri gibi işin doğası gereği oluşan giderler tecavüz yoluyla elde edilen gelirden mahsup edilecektir." (Yargıtay HGK, 2017/11-66 E., 2019/480 K., 18.04.2019 T.)" kararına uygun hesaplama yapılmadığından yeniden ek rapor için bilirkişiye gönderilmiş ancak davalı yan gerekli bilgi ve belgeleri sunmadığından, ticari defter kayıtları sunulmaması sebebiyle 151/2-B maddesini göre hesaplama yapmak mümkün olmadığından, dosyadaki mevcut veriler ışığında TBK 50 ve 51. Madde kapsamında hakimin takdir yetkisi kullanılmak suretiyle tazminatı tespit etmek haricinde bir seçeneğin kalmadığı, bilirkişi kök raporunda yapılan hesaplama davalının tüm giderlerinin satış toplamından düşülmesi suretiyle yapılmış olup buna rağmen 13.015,85 TL kar elde ettiği belirtilen davalının, TMK m.151/2-b uyarınca elde ettiği kazancın bu bedelden fazla olacağı, bu durumda davalının dosya kapsamına yansıyan sosyal ve ekonomik durumu, işletmenin bulunduğu yer ve kapasitesi nazara alındığında 15.000 TL maddi tazminatın makul ve yerinde olduğu, davacı vekilinin de bu miktar üzerinden dava değerini yükselttiği anlaşıldığından, maddi tazminat istemli davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacı yan, manevi tazminat isteminde bulunmuş olup, yukarıda açıklanan davalı yanın marka hakkına tecavüz eylemleri sebebiyle davalı yanın kusurlu olduğu ve manevi zararın tazmini anlamında sorumlu olduğu, dosya kapsamına yansıyan sosyal ve ekonomik durum, tecavüz eylemlerinin süre geldiği, tarih aralığı, davalı işletmenin bulunduğu yer birlikte değerlendirildiğinde talep edilen 5.000 TL uygun bulunmuş, manevi tazminat isteminin kabulü yönünde karar verilmiştir.
Yukarıda ifade edildiği gibi taraf işletmelerinin farklı yerde olması, davalı yanın işletmesinin küçük bir işletmede bulunması, marka hakkına tecavüzü engelleyen bir unsur olmayıp, davalı yanın davacıya ait tescilli markayı yukarıda gerekçeleri ile anlatıldığı üzere tecavüz teşkil edecek şekilde kullanmak suretiyle ticari hayatını sürdürüp, kar elde etmesi sebebiyle maddi ve manevi tazminat yönünden sorumlu olacağı tartışmasız olup, tazminat sorumluluğu olmayacağı yönünde davalı yanın itirazları yerinde bulunmamıştır.
Davacı vekili dava dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarında davacı markasının tanınmış marka olduğunu beyan etmiş ise de, söz konusu markaya ilişkin işletmenin 2 ayrı şubesinin bulunması, kullanılan etlerinin kaliteli olması tek başına tanınmış marka olarak markanın kabul edilmesi için yeterli olmayıp, davacı yanın dosya kapsamına davacı markasının tanınmış olduğunu gösterecek mahiyette hiçbir delil sunmadığı, ceza ve hazırlık dosyasında da bu yönde mahkememizce kanaat getirmeye elverişli bir delilin bulunmadığı anlaşılmakla davacı yanın bu yöndeki iddiası yerinde görülmemiştir.
Davacı yan tazminat istemleri yönünden faiz başlangıç tarihi olarak haksız fiil yerine ihtarnamenin tebliğ edildiği tarihin esas alınmasını talep etmiş olup, taleple bağlılık esas alınarak; TBK 50 ve 51. Maddeler nazara alınarak takdiren 15.000,00 TL maddi tazminatın , ihtarnamenin davalıya tebliğ edildiği 07.07.2021 tarihinden itibaren işletilecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 5.000,00 TL manevi tazminatın, ihtarnamenin davalıya tebliğ edildiği 07.07.2021 tarihinden itibaren işletilecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine dair aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
Davacı vekili itibar tazminatı talebinde bulunmuş olup; marka hakkına tecavüz eylemi tek başına itibar tazminatı için yeterli olmayıp, aynı zamanda marka hakkına tecavüz eyleminin tezahür şeklinin davalı yanın markayı kötü kullanması şeklinde göstermesi gerekeceği, davacı yanın, davalının markaya kötü kullandığı noktasında bir beyanı olmadığı gibi bu yönde sunduğu bir delil de mevcut olmayıp, dosya kapsamında da davalı yanın markayı kötü kullandığını gösterir bir delil de bulunmamaktadır. Davacı yan itibar tazminatı gerekçesi olarak kendi işletmelerinin kalitesinden ve eti kendi besihanesinden kesmesi, davalı yanın ise eti başka bir yerden temin etmesine bağlamış, nitekim dava dilekçesinin 5. Sayfasında altını çizmek suretiyle bu hususu açıkça belirtmiş olup, davalı yanın eti başka bir yerden temin etmesi tek başına markayı kötü kullandığı anlamına gelmeyeceği, anılı sebeplerle itibar tazminatı için gereken koşulların dosya kapsamı itibari ile oluşmadığı mahkememizce değerlendirilmiş, anılı sebeplerle itibar tazminatı talebinin reddi ile, davanın kısmen kabul kısmen reddine dair aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:
1-Davanın KISMEN KABULÜNE,
-Davalının "..." ibareli kullanımları hasebiyle, davacı adına tescilli "..." markasına ve marka hakkından doğan haklarına vaki tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması ve engellenmesine,
-TBK 50 ve 51. Maddeler nazara alınarak takdiren 15.000,00 TL maddi tazminatın , ihtarnamenin davalıya tebliğ edildiği 07.07.2021 tarihinden itibaren işletilecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
-5.000,00 TL manevi tazminatın, ihtarnamenin davalıya tebliğ edildiği 07.07.2021 tarihinden itibaren işletilecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
-İtibar tazminatı talebinin REDDİNE,
2-Davanın kabulüne konu değer üzerinden hesaplanan ve davalı yandan alınması gereken 1.366,20 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 343,26 TL peşin harç ile 255,00 TL tamamlama harcının toplamı olan 598,26 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 767,94 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, davalı yandan alınması gereken karar ve ilam harcı tutarının 598,26 TL(343,26 TL peşin harç ile 255,00 TL tamamlama harcının toplamı olan) olan kısmı davacıdan karşılandığından, 598,26 TL'nin davalı yandan alınarak davacıya verilmesine,
3-Davacı tarafça yapılan başvurma harcı, posta, müzekkere, tebligat ve bilirkişi ücretlerinden oluşan 1.486,45 TL'nin kabul ve ret oranları nazara alınarak takdiren 1.115,00 TL olan kısmının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki tarife gereğince hesaplanan;
-Marka hakkından doğan haklarına vaki tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması ve engellenmesi istemli dava yönünden 25.500 TL, maddi tazminat istemli dava yönünden 15.000 TL, manevi tazminat istemli dava yönünden 5.000 TL olmak üzere toplam 45.500 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden redde konu olan dava değeri nazara alınarak 5.000 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
6-Arta kalan gider ve delil avansının hükmün kesinleşmesi ile yatıran tarafa iadesine,
Dair karar taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 24/04/2024

Katip ...
¸e-imzalıdır

Hakim ...
¸e-imzalıdır