WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Temmuz 2026

İSTANBUL 1.FIKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2021/367 Esas
KARAR NO : 2024/92

DAVA : Fikir Ve Sanat Eseri (Maddi Tazminat İstemli)
DAVA TARİHİ : 22/04/2016
KARAR TARİHİ : 20/03/2024

Mahkememizde görülmekte bulunan Fikir Ve Sanat Eseri (Maddi Tazminat İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ... tarafından ...hazırlandığını ve çeşitli internet siteleri ve televizyon kanallarında yaygın şekilde gösterime sunulduğunu, Söz konusu reklam filminin ... filmlerinden alıntılardan oluşmakta olduğunu, 10-12’nci, 17.19’uncu ve 57-59. saniyelerinde, müvekkillerinin murisi rahmetli ...’nın oyuncusu olduğu filmlerdeki müvekkiline ait görüntülerin, davalı tarafından...reklam filminde kullanılmasından kaynaklanan maddi ve manevi zararların tahsili için huzurdaki davanın açıldığını, öncelikle dava konusu filmin Müvekkili Davacıların manevi dünyasında sebep olduğu geri dönülmez zararların önlenmesi amacıyla, ihtiyati tedbir talebi verilerek; ... filminin her türlü mecradaki dağıtımı, gösterimi, yayınlanmasına ve Müvekkiller murisi ...’nın filmlerinin Davalı tarafından kullanımının dava sırasında ve sonrasında durdurulmasına, dava konusu reklam filminin televizyon kanallarında ve internet sitelerinde gösterimi başta olmak üzere tüm kullanımdan dolayı, Müvekkilleri ile sözleşme yapılması halinde talep edilebilecek veya tespit edilecek rayiç bedelin 3 katma karşılık olarak, fazlaya ilişkin haklarımı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminat ile şimdilik her bir müvekkil için ayrı ayrı 25.000 TL olmak üzere toplam 50.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Davacılar vekili 31/01/2024 tarihli ıslah dilekçesi ile dava dilekçesinde belirttiği diğer taleplerimi aynı kalmak üzere 10.000 TL maddi tazminatı 140.000 TL artırarak toplam 150.000 TL yükselttiğini belirterek, tüm alacaklara bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizin işletilmesini, haksız eylemin niteliği paranın satın alınma gücündeki kayıplar, yargılamanın uzunluğu müvekkilin mağduriyeti göz önünde alınarak mevzuat gereği takdir yetkisinin kullanılarak 3 katı tazminata hükmedilerek, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili Kurumun, davacıların haklarını ihlal etmediğini, davacıların murisinin devretmiş olduğu telif haklarını silsile yoluyla devralan 3. şahıslardan bedeli mukabilinde satın aldığını ve imzalanan sözleşmeye uygun olarak kullandığını, Müvekkili Kurumun kültürel amaçlarla Türk sineması ürünü (... ürünü) filmlerdeki ... oluşan bir reklam filmi çektirmek istediğini, Bu amaçla, tabi olduğu mevzuatına göre ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... , ..., ...ve ... isimli filmlerde yer alan çay sahnelerini içeren bir reklam filmi yapmak üzere ...Ltd. Şti ile 1 yıl süreyle gösterilmek üzere sözleşme imzaladığını, İmzalanan sözleşmeye göre reklam filmlerindeki çay sahneleri ile sınırlı olmak üzere; filmlerin telif haklarının kullanımının 5846 sayılı yasa uyarınca müvekkiline geçtiğini, müvekkilinin ise bu İş karşılığında 1.052.955,00 TL bedel ödediğini, ... "ic. Ltd. Şti. ise, bahis konusu filmlerin isleme, çoğaltma, yayma, temsil ve umuma iletim ( mali haklar) dahil olmak üzere tüm haklar, eser sahipleri ve bağlantılı komşu haklarını elinde bulunduran ...Tic. Ltd. Şti.nden yine 1.052.955,00 TL bedel karşılığında devralmış bulunduğunu, 5846 sayılı yasanın gerektirdiği mali ve sair hakların bedelini ödemiş olması nedeniyle davanın reddi geretiğini, öte yandan davacıların 1995 Yılı Öncesine Ait Filmlere ilişkin İcracı Sanatçı Sıfatıyla Hak Talebinde Bulunamayacaklarını, Davacıların murislerinin dava konu filmler üzerindeki haklarını devrettiğinden bahsetmeksizin “icracı sanatçı” haklarına isnaden hak talebinde bulunduklarını, Rahmetli ...'nm bu filmlerde icracı sanatçı konumunda olup olmadığı hususundaki tartışma hakkı saklı kalmak üzere; davaya konu çay sahnesindeki görüntüde, icracı sanatçı olmanın herhangi bir önemi veya gösterime katkısı bulunmadığını, Hem filmin yapıldığı tarihte var olmayan icracı sanatçılığa dayalı bir hak türü hem de sahnede önem arz etmeyen icracı sanatçılık niteliği nedeniyle davacıların bu yöne dayalı hak talebinin dayanaksız olduğunu davanın bu yönden dahi reddi gerektiğini beyan etmişlerdir.
İhbar olunan ve feri müdahil vekilleri davanın reddi gerektiğini beyan etmişlerdir.
Bam kaldırma ilamı gereği gerekli incelemeler yapılmış, dosya kapsamına alınan;
Bilirkişiler ..., ... ve ... 23/01/2023 tarihli bilirkişi raporlarında; Dava konusu olayda, davacıların murisin tanınan, kamu oyunca tanınan popüler kişiliği, filmlerinin her zaman yüksek oranda izleniyor olması, davalının bu popülariteden dolayı davacı murisinin ilgiyle izlenen filmlerinden çay içme sahnelerini alıp kullanması ve bu popülariteyi kendisine ticari getiri sağlayacak reklamlarından kullanmasından dolayı, dava konusu reklamın kullanıldığı mecra, kullanılan süre nazara alındığında davacıların talep edebileceği tazminata esas rayiç bedelin 50.000,00-TL (ellibin Türk Lirası) olarak belirlenmesinin uygun olacağı, Davacılardan herhangi bir yazılı izin alınmaksızın kullanılması sebebiyle bu kullanımdan dolayı FSEK md. 68 uyarınca rayiç bedelin üç katı talep hakkı mevcut olduğu, Manevi tazminat yönünden yapılan değerlendirmede ise; FSEK md. 80/A-I hükmü uyarınca icracı sanatçılar “icralarının sahibi olarak tanıtılmalarını ve icralarının kendi itibarlarını zedeleyebilecek şekilde tahrif edilmesi ve bozulmasının önlenmesini talep etme hakkına sahiptirler.” Dolayısıyla bir icracı sanatçının hak sahibi olduğu eserin sanatçının itibarını zedeleyecek şekilde bozulması durumunda FSEK md. 19 hükmünde sayılan mirasçıların uygun bir manevi tazminat talep hakları bulunmaktadır. Somut olayda da davacıların murisi olan icracı sanatçının oynadığı bir sinema filmindeki görüntülerinin bir çay reklamında kullanılması icracının itibarını zedeleyecek şekilde değiştirilmesi kapsamında olduğu, Manevi tazminatın miktarı ve takdiri yönündeki değerlendirme Sayın Mahkemeye ait olduğu görüş ve kanaatine varıldığını bildirmişlerdir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava konusu uyuşmalık; Dava, davacıların murisi ...’nın İcracı sanatçı olarak yer aldığı dava konusu sinema filmlerinin davalı tarafından reklam filminde izinsiz yayınlanmasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkememizce icra edilen 24/01/2024 tarihli duruşma ile usul ve yasaya uygun olarak sözlü yargılama aşamasına geçilmesine dair karar verilmiş, taraflara esasa ve tahkikatın bütününe ilişkin beyanlarını sunmak üzere savunma hakkı tanınmış olup, 20/03/2024 tarihinde icra edilen duruşmaya ihbar olunan ve feri müdahil vekili mazeret dilekçesi sunmuş ise de, talepte bulunan vekillerin mazeretini tevsik edememesi ve yine yargılamanın yaklaşık 8 yıldır devam etmesi ve taraflara sözlü yargılama duruşması yapılacağının önceden bildirilmesi hasebiyle mazeret taleplerinin reddine karar verilmiş, davalı vekili e duruşma ile aranmasına rağmen yanıt vermediği anlaşılmış, anılı sebeplerle 20/03/2024 tarihli duruşma ile usul ve yasaya uygun olarak sözlü yargılama duruşması icra edilerek davanın kısmen kabul kısmen reddine ilişkin karar verilmiştir.
Tüm dosya kapsamı incelendiğinde; Bam kaldırma ilamında da belirtildiği üzere; " Uyuşmazlık konusu sinema eserlerinin yapımının tamamlandığı 12/06/1995 tarihinden önce yürürlükte bulunan 5846 sayılı FSEK'in 8. maddesine göre, bir sinema eserinin sahibinin onu imal ettiren olduğu, 4110 sayılı Kanun ile değişiklikten önceki FSEK'in 8. maddesi uyarınca sinema eserlerinin eser sahibi için koruma süresi 20 yıl ile sınırlı iken, 4630 sayılı Kanun ile sinema eserleri hakkındaki uzatılmış koruma süresinin eser sahiplerine avdet etmesi neticesinde dava konusu filmlerin yapımcısı olan şirketin halen söz konusu eserler üzerinde tüm mali hakları kapsar şekilde eser sahipliğini devam ettirdiği, 4110 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önce meydana getirilen dava konusu filmlerde o tarihler itibariyle icracı sanatçı hakları mevcut olmadığından; yapımcı/eser sahibi olan şirket ile davacıların murisi olan ... arasında akdedilen sözleşmenin kural olarak belirli bir sonucun taahhüt edildiği işgörme sözleşmesi niteliği taşıdığı, dava konusu görüntülere ilişkin sinema eserlerinin meydana getirilmesi esnasında taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmamakla birlikte, yapımcı şirket ile davacıların murisi ...'nın başrol oyunculuğuna ilişkin şifahi sözleşmenin taraflarca ifa edilip söz konusu sinema filmleri 12.06.1995 tarihinden önce meydana getirildiğine göre, film yapımcısının (imalatçının) herhangi bir sınırlama olmaksızın eserden doğan bütün mali hakları iktisap ettiği, sonradan çıkarılan 4630 Sayılı kanun ile sinema eserlerini de kapsayacak şekilde icracı sanatçılara bağlantılı hak sahipliği hakkı tanınmış olmasının da eser sahibi olan film yapımcısının mali haklarına herhangi bir kısıtlama getirmediği, zira murisin FSEK m. 80 ile sahip olduğu mali hakları filmlerin yapımı öncesinde yapımcıya uygun bir bedel karşılığında sözleşme ile devrettiği, yapımcı ...'in bu kapsamda eser sahibi olup, filmlerin tüm haklarının ... 8. Noterliğinin ...tarih ve ... yevmiye numaralı devir sözleşmesi ile ihbar olunan ... Tic. Ltd+ Şti'ne devrettiği, reklam filminin çekileceği sırada adı geçen eserlerin FSEK kapsamındaki tüm haklarını elinde bulunduran şirket olan ...'un da davaya konu reklam filmini yapan ... firması ile 25.03.2016 tarihinde “Sinema Eserleri Telif Hakları Devir Sözleşmesi'' imzalayarak filmlerin işleme, çoğaltma, yayma {kiralamak, ödünç vermek, satmak, dağıtım yapmak), temsil, işaret, ses veya görüntülü araçlarla kamuya sunma hakkı ve sair her türlü haklarını 20.000 TL + KDV bedel ve bir yıl süre ile reklamı yapan Dijital şirketine devrettiği, böylelikle davacıların hak talebinde bulunmasının mümkün olmadığı gerekçelerine yer verilmiştir. Bu gerekçeler aynı zamanda yukarıda anılan Yargıtay kararlarının da gerekçesini oluşturmaktadır.
Kararda özetle; Eserin yapım yılında, muris ...ile yapımcı arasında sözlü bir sözleşme yapıldığı faraziyesinden yola çıkılarak, eserden kaynaklı mali hakların yapımcıda olduğu, daha sonra yapımcının bu hakları Horizon şirketine devrettiği, bu şirketin de bir devir sözleşmesi imzalayarak hakları, reklamı yapan şirkete devrettiğine işaret edilmiştir.
... bir icracı sanatçı olup, 07.06.1995 tarihinde kabul edilen ve 12.06.1995 tarihli resmi gazetede yayımlanan 5846 sayılı yasanın 80. maddesinde değişiklik yapan 4110 sayılı Kanunla birlikte artık bağlantılı hak sahibidir.
Değişiklikten önceki 5846 sayılı yasa hükümlerine göre bağlantılı hak kavramı henüz hayata geçirilmemişti ve sinema eserinin sahibi onu imal ettirendi. Ancak 4110 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ile sinema eseri sahipliğini düzenleyen 8. madde hükmü değişikliğe uğrayarak, ''... eserierde yönetmen, özgün müzik bestecisi ve senaryo yazan eserin birlikte sahibidirler.'' denilmek suretiyle, sinema eseri üzerindeki eser sahipliği üç kişiye yani, yönetmen, özgün müzik bestecisi ve senaryo yazarına tanımış ve bağlantılı hak kavramı getirilmiştir.
Diğer yandan 4110 sayılı Kanun değişikliği öncesinde sinema eserleri açısından koruma süreleri FSEK'in 29.maddesinde düzenlenmiş olup, bu hükme göre, sinema eserlerinde koruma süresi alenileşmeden itibaren 20 yıl olarak öngörülmekteydi. 1995 yılında 4110 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik neticesinde sinema eserleri için koruma süresi aleniyet tarihinden itibaren 70 yıl olarak değiştirilmiştir. Aynı kanun ile FSEK’e ek 2. madde eklenmiş olup bu maddeye göre; " Bu kanundaki koruma süreleri komşu haklar, sinema eserleri, bilgisayar programlan ve veri tabantan bakımından, Kanunun yürüdüğe girdiği tarihten sonra alenileşen eserlere, işlenmeler ve mahsullere uygulanır. Bu Kanunun sinema eseri sahipliği ile ilgili hükümleri, 4110 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 12.06.1995 tarihinden sonra yapımına başlanan sinema eserlerine uygulanır.'' düzenlemesi getirilmiştir.
Kanun koyucu ek maddedeki değişikliği, sinema eseri sahipliğinin 4110 ve 4630 sayılı Yasada yapılan değişiklerde oluşan mevcut durumun özellikle koruma sürelerindeki değişikliğin, 1995 yılı öncesi sinema eseri sahipleri ile 1995 yılından sonraki sinema eseri sahipleri arasında oluşabilecek koruma sürelerine ilişkin eşitsizliği ortadan kaldırmak maksadıyla yapmış ve uygulamanın da geçmişe yönelik yapılmasını uygun görmüştür.
Burada esasen tartışılması gereken, söz konusu kanun değişikliği ile getirilen ''bağlantılı hak'' kavramının geçmişe uygulanabilir olup olmadığı hususudur.
5846 sayılı yasanın bazı maddelerinde değişiklik yapan 4630 sayılı yasanın 35.maddesi ile ek madde 2 de değişikliğe gidilmiştir. Ek madde 2/1.fıkraya göre "bu kanunla korunan T.C. vatandaşı eser sahipleri ve eser sahiplerinin hakları ile bağlantılı hak sahipleri tarafından üretilmiş Türkiye'de mevcut bütün eserlere, tespit edilmiş icralara ve fonogramlara uygulanır.
Ek maddenin son fıkrasında ise, önceki yasada olduğu gibi "bu kanunun sinema eserleri ile ilgili hükümlerinin 4110 sayılı yasanın yürürlüğe girdiği 12/06/1995 tarihinden sonra yapımına başlanan sinema eserlerine uygulanacağı belirtilmiştir.
Aynı maddenin 2.fıkrasında "1.fıkranın uygulanması sonucu kanun kapsamına alınan eserlerin tespit edilmiş icraların ve flogramların yasal kopyalarını elinde bulunduran kişilerin bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihi takip eden 6 aylık sürenin sonuna kadar yazılı bir izne tabi olmaksızın bu kopyaları satabileceği, bununla birlikte eserler tespit edilmiş icralar ve flogramlara ilişkin olmak üzere bu kanunla birlikte eser sahipleri ve diğer hak sahiplerine sağlanan hakların kullanılması eser veya bağlantılı (komşu) hak sahiplerinin iznine tabi olduğu belirtilmiştir. Bu hüküm bir geçiş hükmü olarak düzenlenmiştir.
Görüldüğü üzere, bağlantılı haklar geçmişe yürütülmüş, değişiklikten önce hak sahibi olanların haklarının sona erdiği de bu değişiklikle belirtilmiştir.
Aynı doğrultuda, kanununun geçici 1.maddesi ile, "bu kanun hükümleri yürürlükten önce ilk defa memleket içinde umuma arz yahut sicile kaydedilen eserlere de uygulanır. Eser veya mahsulün 08/05/1326 tarihli "Hakkı Telif Kanunu hükümlerine tabi olup olmaması bu durumu değiştirmez". denilmek suretiyle hakkın geçmişe yürütülmesine izin verilmiştir. Bu madde 5846 sayılı yasanın ilk kez yürürlüğe girdiği tarihte kabul edilen bir düzenleme olup, o tarihte icracı hakları (somut olay açısından bağlantılı hak) tanınmadığı için sadece eser sahiplerinin haklarından söz edilmiştir ve maddeden çok açık bir biçimde yeni yasayla tanınan hakların yürürlük tarihinden önce oluşturulan eserlere de uygulanacağı belirtilerek yasanın getirdiği yeni koruma geçmişe yürütülmüştür.
Bir başka deyişle, 5846 sayılı yasada değişiklik yapan 4110 sayılı yasa ile sağlanan korumanın sadece yasanın yürürlüğe girdiği 1995 tarihinden sonraki icralara değil, yasanın yürürlüğe girdiği tarihte Türkiye'de mevcut tespit edilmiş icralara da uygulanacağı, dolayısıyla komşu haklar bakımından geriye yürüyeceği kabul edilmiştir.
Sanatçı, sermayesi emek olan bir kişidir. 5846 sayılı Kanunun 1.maddesinde, ''Bu Kanunun amacı, fikir ve sanat eserlerini meydana getiren eser sahipleri ile bu eserleri icra eden veya yorumlayan icracı sanatçıların, seslerin ilk tespitini yapan fonogram yapımcıları ile filmlerin ilk tespitini gerçekleştiren yapımcıların ve radyo-televizyon kuruluşlarının ürünleri üzerindeki manevi ve mali haklarını belirlemek, korumak, bu ürünlerden yararlanma şartlarını düzenlemek, öngörülen esas ve usullere aykırı yararlanma halinde yaptırımları tespit etmektir.
'' denilmek suretiyle kanunun amacının sanatçıyı korumak olduğu açıkça vurgulanmıştır. Aksine yorumların, yasanın amacıyla bağdaşmayacağı su götürmez bir gerçektir.
Her ne kadar 4110 sayılı yasa ile yapılan değişiklikten önce, sinema eserinin sahibi onu imal ettiren olsa da, bağlantılı hak sahipliğinin korunmasının bu kapsamda değerlendirilemeyeceği ortadadır. Zira eser sahipliğinin verdiği hak, bağlantılı hak sahipliğine üstün tutulmamalıdır. Her ikisi de kendi bağımsızlığı içerisinde korunması gereken haklardır. Gerek Yargıtay'ın ve gerekse İlk Derece Mahkemesinin kararına konu olan gerekçeye göre, her ne kadar somut olayda, icracı sanatçı ile yapımcı arasında sözlü bir sözleşme yapıldığı ve bu sözleşmeyle mali hakların yapımcıya devredildiği belirtilmiş ise de, icracı sanatçının henüz bağlantılı hak sahibi olmadığı bir dönemde, sonradan yasa değişikliyle tanınan hakkın geçmişe dönük bir şekilde eserin yapıldığı tarihte devredildiğini kabul etmek hukuken olanaklı görünmemektedir."
Somut olayda, davalı yapımcı olmayıp sinema eseri üzerindeki hakları yapımcıdan devralan Horizon şirketinden bu hakları devralandır. Yukarıda açıklanan nedenlerle yapımcı yeni yasa gereği hak sahibi olmayıp, davalı da FSEK'in 54/1 maddesi gereğince hak sahibi değildir. Dolayısıyla icracı sanatçının yasal mirasçılarının izni olmaksızın işleme, çoğaltma, yayma, temsil, işaret, ses veya görüntülü araçlarla kamuya sunma gibi yasayla tanınan haklar, davalı da dahil olmak üzere başkaları tarafından izinsiz olarak kullanılamayacaktır.
Bam ilamı incelendiğinde kararda özetle ; Davacıların murisi ... bir icracı sanatçı olup, kendisinin 4110 sayılı Kanunla değiştirilen 5846 sayılı yasanın 80. maddesine göre bağlantılı hak sahibi olduğu, bu hakkın ilk defa 4110 sayılı yasa ile yapılan değişiklikle tanındığı, yine FSEK'in ek 2.maddesi ve geçici 1.maddeleri ile bu hakkın, yürürlük tarihinden önceki icraları da kapsayacak şekilde geri yürütüldüğü, FSEK'in 27/son maddesi ile koruma süresinin 70 yıla çıkarıldığı, yine FSEK'in 80. maddesi uyarınca icracı sanatçılara tanınan komşu hakların, izinsiz kullanımının yasaklandığı, somut olayda FSEK'in 52.maddesi kapsamında kullanıma ilişkin yazılı bir izin veya mali hak devrinin bulunmadığı, eserin yapıldığı tarihte varolmayan bir hakkın devrinin de hukuken mümkün olmadığı, farazi olarak kabul edilen devir sözleşmesinin yasa değişikliği ile tanınan bağlantılı hakkı içerdiğinin kabul edilemeyeceği, 5846 sayılı kanunun amacının sanatçıyı korumak olduğu, davacılar icracı sanatçının yasal mirasçıları olduğundan bu minvalde dava açma hakkına ve tazminat isteme hakkına sahip oldukları, tespiti yapılmış ayrıca Emsal sunulan Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.12.2022 tarih, 2020/11-350 E. ve 2022/1638 K.sayılı ilâmı " davacılar murisi ile eser sahibi yapımcı arasında akdedildiği belirtilen sözleşmeler, eserlerin sinema salonlarındaki gösterim hakkından ibaret olup davacılar murisinin icra etmiş olduğu oyunculuk ücretinin de bu kapsamda belirlendiği, günümüzde ise dava konusu sinema eserlerinin umuma iletimi ve diğer kullanım alanlarındaki gelişmeler ile eser sahipliğiyle bağlantılı haklar bakımından sağlanan yetmiş yıllık koruma süresi göz önüne alındığında, eserlerin yapım tarihlerinde beklentileri orantısız ölçüde aşan ekonomik fayda sağlanmasına dair olanaklar öngörülemediğinden anılan dönemdeki oyunculuk bedelinin tayininde de yeni ve öngörülemeyen kullanım alanlarının dikkate alınmadığı, bu nedenle davacılar murisine ödenen bedel karşılığında dava konusu sinema eserlerinin yapım tarihlerinde mevcut olmayan komşu hakların eser sahibi yapımcıya devredildiğine dair bir kabulün mevcut yasal düzenlemeler yanında somut durum itibariyle hakkaniyete de uygun olmayacağı, bu nedenle murisleri Ali Kemal Sunal’ın başrol oyuncusu olarak icralarının bulunduğu dava konusu sinema eserlerinde tespit olunan icralarının davalı tarafından kullanımının5846 sayılı Kanun'un 80 inci maddesi ile aynı Kanun’un ek 2 nci maddenin (II) hükmü uyarınca davacıların iznine tabi olup, davacıların 5846 sayılı Kanun'un 80 inci maddesi kapsamında tazminat talep haklarının mevcut olduğu" tespit edilmiş olup ve yine davacı tarafça emsal olarak sunulan Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2020/11-350 E. ve 2022/1638 K.sayılı ilâmında " davacılar murisi ile eser sahibi yapımcı arasında akdedildiği belirtilen sözleşmeler, eserlerin sinema salonlarındaki gösterim hakkından ibaret olup davacılar murisinin icra etmiş olduğu oyunculuk ücretinin de bu kapsamda belirlendiği, günümüzde ise dava konusu sinema eserlerinin umuma iletimi ve diğer kullanım alanlarındaki gelişmeler ile eser sahipliğiyle bağlantılı haklar bakımından sağlanan yetmiş yıllık koruma süresi göz önüne alındığında, eserlerin yapım tarihlerinde beklentileri orantısız ölçüde aşan ekonomik fayda sağlanmasına dair olanaklar öngörülemediğinden anılan dönemdeki oyunculuk bedelinin tayininde de yeni ve öngörülemeyen kullanım alanlarının dikkate alınmadığı, bu nedenle davacılar murisine ödenen bedel karşılığında dava konusu sinema eserlerinin yapım tarihlerinde mevcut olmayan komşu hakların eser sahibi yapımcıya devredildiğine dair bir kabulün mevcut yasal düzenlemeler yanında somut durum itibariyle hakkaniyete de uygun olmayacağı, bu nedenle murisleri ...’ın başrol oyuncusu olarak icralarının bulunduğu dava konusu sinema eserlerinde tespit olunan icralarının davalı tarafından kullanımının5846 sayılı Kanun'un 80 inci maddesi ile aynı Kanun’un ek 2 nci maddenin (II) hükmü uyarınca davacıların iznine tabi olup, davacıların 5846 sayılı Kanun'un 80 inci maddesi kapsamında tazminat talep haklarının mevcut olduğu" yönünde tespit yapılmış olup, anılı kararlar nazara alındığında davacıların davasında haklı olduğu değerlendirilmiştir.
Bu bağlamda dosyada mevcut reklam CD’si incelendiğinde dava konusu reklamın toplam 1 dakika olduğu, bu reklamda alıntı yapılan Türk filmlerinin..., ..., ..., ... ve ...filmleri olduğu, bu reklamda davacılar murisi ...’nın görüntüsünün reklam filminin 11-13, 17-19, 57-59 aralığında olmak üzere toplam 6 saniyelik bölümde kullanıldığı tespit edilmiştir.
Maddi tazminat yönünden yapılan değerlendirmede; dava konusu olayda, davacıların murisin tanınan, kamu oyunca tanınan popüler kişiliği, filmlerinin her zaman yüksek oranda izleniyor olması, davalının bu popülariteden dolayı davacı murisinin ilgiyle izlenen filmlerinden çay içe sahnelerini alıp kullanması ve bu popülariteyi kendisine ticari getiri sağlayacak reklamlarından kullanmasından dolayı, dava konusu reklamın kullanıldığı mecra, kullanılan süre nazara alındığında davacıların talep edebileceği tazminata esas rayiç bedelin 50.000,00-TL (ellibin Türk lirası) olarak belirlenmesinin uygun olacağı yönündeki sektörel teamüllere uygun olarak hazırlanan 23/01/2023 tarihli bilirkişi heyet raporunun yerinde olduğu, bilirkişi raporundaki rayiç değer tespitine ilişkin davalı tarafın bilirkişi raporuna ilişkin itiraz dilekçesinde rayiç tespiti konusunda itirazının olmadığı, ihbar olunan ve davacı tarafın bilirkişi raporuna ilişkin itiraz dilekçesinde rayiç konusunda itirazı mevcut ise de, itirazların soyut içerikte kaldığı, kaldı ki alınan bilirkişi raporunda yapılan rayiç tespiti ve tespite esas kriterlerin somut olay yönünden usul ve yasaya uygun belirlendiği, esas rayiç bedelin 50.000,00-TL (ellibin Türk lirası) olarak belirlenmesinin uygun olacağı kanaatine varılmıştır. Davacılardan herhangi bir yazılı izin alınmaksızın kullanılması sebebiyle bu kullanımdan dolayı FSEK md. 68 uyarınca rayiç bedelin üç katı talep hakkının da yerinde olduğu anlaşılmakla Davacıların maddi tazminat isteminin kabulü ile; 50.000 TL'nin FSEK 68. Madde kapsamında 3 katı olan 150.000 TL maddi tazminatın 10.000 TL'sine dava tarihi olan 22/04/2016, bakiye kalan kısmına ise ıslah tarihi olan 31/01/2024 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine dair aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
Manevi tazminat yönünden yapılan değerlendirmede ise; FSEK md. 80/A-1 hükmü uyarınca icracı sanatçılar “icralarının sahibi olarak tanıtılmalarını ve icralarının kendi itibarlarını zedeleyebilecek şekilde tahrif edilmesi ve bozulmasının önlenmesini talep etme hakkına sahiptirler.” Dolayısıyla bir icracı sanatçının hak sahibi olduğu eserin sanatçının itibarını zedeleyecek şekilde bozulması durumunda FSEK md. 19 hükmünde sayılan mirasçıların uygun bir manevi tazminat talep hakları bulunmaktadır. Nitekim Yargıtay kabulü de bu yöndedir.
Somut olayda da davacıların murisi olan icracı sanatçının oynadığı bir sinema filmindeki görüntülerinin bir çay reklamında kullanılması icracının itibarını zedeleyecek şekilde değiştirilmesi kapsamındadır. Bu kapsamda davacıların manevi tazminat istemi yerinde olup, somut olay dosya kapsamı, sosyal ve ekonomik kriterler, eylemin gerçekleşme şekli, içeriği, olayın vuku bulduğu tarih nazara alınarak Her bir davacı için manevi tazminat isteminin ayrı ayrı kısmen kabul kısmen reddi ile; her bir davacı için 10.000'er TL manevi tazminatın dava tarihi olan 22/04/2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine dair aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
Davalı taraf her ne kadar yetki ve zaman ayımı yönünde itirazda bulunmuş ise de; davacıların yerleşim yeri nazara alındığında mahkememizin yetkili olduğu mahkememizce değerlendirilmiş, yetki itirazı talebinin reddine karar verilmiştir.
Davalı yan her ne kadar ıslaha karşı zaman aşımı itirazında bulunmuş ise de; yapılan tetkik ve incelemede işbu davadaki taleplerin esasını teşkil eden FSEK madde 68 hakkındaki Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre, hak sahibinin bedel talebinin mahkemece kabulü halinde, taraflar arasında farazi sözleşme kurulmuş sayılacağından, hükmedilen bedelin ödenmesi sonucu farazi sözleşme gerçek sözleşmeye dönüşecek olup FSEK m. 68 kapsamında eser sahibi TBK’nın 147. maddesindeki sözleşmeye ilişkin 10 yıllık zamanaşımı süresini ileri sürebilecektir:
Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2017/3941 E., 2019/3310 K. sayılı ve 30.04.2019 tarihli kararında; talebin FSEK 68. maddesine dayalı olmasına bağlı olarak 10 yıllık sözleşme zamanaşımı süresinin dolmadığı belirtilmiştir.
Anılan nedenler ve kararlar kapsamında eylemin vuku bulduğu 2016 yılı olduğu nazara alındığında, davalı tarafın zaman aşımı itirazı yerinde olmayıp, davalının iddia ettiği gibi haksız fiile ilişkin zamanaşımı hükümleri uygulanacak olsa idi dahi: TBK madde 72/1, 2. cümlesinde sevk edilen “Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır” hükmü uyarınca TCK madde 66'da öngörülen 8 yıllık, uzamış hali ile 12 yıllık zamanaşımı süresinin geçerli olduğunun kabulü gerekecekti, yani bu varsayımda dahi işbu dava açısından gerek dava gerekse de ıslah tarihi itibari ile zamanaşımının dolmadığı, davalının zamanaşımı def'inin yerinde olmadığı sabittir.
Davacı yan dava dilekçesi ile ihtiyati tedbir talep etmiş ise de; Davada FSEK.68.maddesi kapsamında tazminat talep edilmiş olmakla koşulları oluşmayan ihtiyati tedbir talebinin reddine dair mahkememizce 28/06/2016 tarihinde karar verilmiş olup, farazi sözleşme ilişkisinin kurulması hasebiyle tedbir isteminin reddi yönündeki kararın aynen devamı ile aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:
1-Açılan davanın kısmen kabul kısmen reddi ile;
-İhtiyati tedbir isteminin reddi yönünde verilen ara kararın aynen devamına,
-Davacıların maddi tazminat isteminin kabulü ile; 50.000 TL'nin FSEK 68. Madde kapsamında 3 katı olan 150.000 TL maddi tazminatın 10.000 TL'sine dava tarihi olan 22/04/2016, bakiye kalan kısmına ise ıslah tarihi olan 31/01/2024 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine,
-Her bir davacı için manevi tazminat isteminin ayrı ayrı kısmen kabul kısmen reddi ile; her bir davacı için 10.000'er TL manevi tazminatın dava tarihi olan 22/04/2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine,
-Yetki ve zaman aşımı yönündeki itirazların REDDİNE,
-Fazla istemin REDDİNE
-İhbar olunan ve feri müdahilin davalı taraf sıfatı olmaması sebebiyle hakkında olumlu yahut olumsuz karar verilmesine yer olmadığına
2-Davanın kabulüne konu değer üzerinden davalı yandan alınması gereken 11.612,70 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 939,27 TL peşin harç ile 2.391,00 TL ıslah harcının toplamı olan 3.330,27 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 8.282,43 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, davacı tarafça yatırılan davalı yandan alınması gereken karar ve ilam harcı tutarından mahsup edilen 939,27 TL peşin harç ile 2.391,00 TL ıslah harcının toplamı olan 3.330,27 TL'nin davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine,
3-Davacı tarafça yapılan başvurma harcı, posta, tebligat, müzekkere ve bilirkişi masraflarından oluşan toplam 6.948,80 TL yargılama giderinden kabul ve ret oranları nazara alınarak 5.906,48 TL olan kısmının davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine, bakiye kısmın davacılar üzerinde bırakılmasına,
4-Maddi tazminat istemi yönünden davacılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki tarife gereğince hesaplanan 25.500 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine
5-Manevi tazminat istemli dava yönünden davacılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, her bir davacı için davanın kabul değeri nazara alınarak, 10.000'er TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak her bir davacı için ayrı ayrı olacak şekilde davacılara verilmesine,
6-Manevi tazminat istemli dava yönünden davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, her bir davacı için davanın ret değeri nazara alınarak, 10.000'er TL(tarife gereğince manevi tazminat istemli davalarda davacılara verilen vekalet ücretinden fazla olacak şekilde davalı tarafa vekalet ücreti takdir edilemeyecek olması hasebiyle ) vekalet ücretinin her bir davacıdan ayrı ayrı alınarak davalıya verilmesine,
7-Arta kalan gider ve delil avansının kararın kesinleşmesi ile yatıran tarafa iadesine,
Dair karar davacı vekilinin yüzüne karşı diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 20/03/2024

Katip
¸e-imzalıdır

Hakim
¸e-imzalıdır