T.C.
İSTANBUL
1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/386
KARAR NO : 2024/146
DAVA : Marka Hakkına Tecavüz&haksız rekabetin tespiti&markanın hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 07/12/2020
KARAR TARİHİ : 16/05/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka Hakkına Tecavüz&haksız rekabetin tespiti&markanın hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının "...", markalı ürünleri ile davacı aleyhine yarattığı marka tecavüzü ve haksız rekabet durumunun tespiti önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılması ile, davacının markalarıyla karıştırmaya neden olacak düzeyde benzer olan ... sayılı ..., markasının hükümsüzlüğüne, 6769 sayılı Sınat Mülkiyet Kanunu m. 159, HMK m.389, 390 ve 391 uyarınca davalının ... sayılı markasının dava sonucu kesinleşinceye kadar üçüncü kişilere devrinin engellenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA: Davalı yan cevap dilekçesinde; davanın yetkili ve görevli mahkemede açılmadığını, davacının yabancılık teminatı yatırması gerektiğini, esas yönünden ise davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava konusu uyuşmazlık; Davalının "...", markalı ürünleri ile davacı aleyhine yarattığı marka tecavüzü ve haksız rekabet durumunun tespiti önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılması ile, davacının markalarıyla karıştırmaya neden olacak düzeyde benzer olan ... sayılı ..., markasının hükümsüzlüğüne, 6769 sayılı Sınat Mülkiyet Kanunu m. 159, HMK m.389, 390 ve 391 uyarınca davalının ... sayılı markasının dava sonucu kesinleşinceye kadar üçüncü kişilere devrinin engellenmesine karar verilmesi taleplidir.
Davanın açılmasını müteakip davacının dava, davalının cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, duruşmada hazır olanlar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, arabuluculuk kurumundan faydalanmak istenilmediğinden tahkikat duruşmasına devam olunmuş, her ne kadar görev, yetki ve teminat itirazında bulunulmuş ise de bu itirazlar yerinde görülmemiş, tarafların beyanlarında geçen deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, HMK 184.madde kapsamında hazır olanlardan tahkikat ile ilgili beyanları sorulmuş, HMK 186. madde kapsamında ise karar duruşmasında hazır olanlardan esas ile ilgili son diyecekleri sorulmuştur.
HMK 266. Madde kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişi ... 03/02/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı tarafından belirtilen bahsi geçen ...” alan adının güncel olarak aktif olduğunu, alan adının whois (sahip) bilgileri kontrol edildiğinde bu alan adının 28.10.2017 tarihinde kayıt olunduğunu ve alan adı sahibinin açıkça belirtilmediğini, alan adının “... - ...” isimli hosting firmasından satın alındığını, Yer Sağlayıcısı ve Erişim Sağlayıcısı “...” olarak gözüktüğünü, İnternet sitesinin içerik detayları kontrol edildiğinde içerik yönetici bilgilerine ulaşılamadığını ancak dava konusu “...'” internet sitesine bağlantı linkinin sitenin altında verildiğini ve dava konusu her iki sitenin birbiriyle bağlantılı olduğunun anlaşıldığını, bahsi geçen “... "internet web sitesinin güncel olarak kullanımda ve aktif olduğunu, ilgili internet sitesi içerikleri incelendiğinde tespite konu “...” ibareleri ürünlerin tanıtımlarının yapıldığını, davacı tarafından belirtilen bahsi geçen '...” alan adının güncel olarak aktif olduğunu, alan adının... (sahip) bilgileri kontrol edildiğinde bu alan adının 11.09.2015 tarihinin kayıt olunduğunu ve alan adı sahibinin “..." olarak yazılı olduğu, alan adının “... S - ..." isimli ... firmasından satın alındığını, Yer Sağlayıcısı ve Erişim Sağlayıcısı “...” olarak gözüktüğünü, İnternet sitesinin içerik detayları kontrol edildiğinde iletişim sayfasında "...Tic. Ltd. Şti.” davalı bilgilerinin yazılı olduğunu, bahsi geçen “..." internet web sitesinin güncel olarak kullanımda ve aktif olduğunu, ilgili internet sitesi İçerikleri incelendiğinde tespite konu “...” ibareleri ürünlerin tanıtımlarının yapıldığını, bahsi geçen “Instagram - @...” ve “... - @...” isimli sosyal medya hesaplarına ait sayfaların kullanımda ve aktif olduğunu, genel profil sayfası ve paylaşımlar kontrol edildiğinde tespit konusu “...”" ibareleri ürünlerin tanıtımlarının yapıldığı yönünde görüş ve kanaatini bildirmiştir.
Bilirkişiler ..., ..., ... 24/05/2020, tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davalı ... markası ... Sınıfta “ Cerrahi, tıbbi, diş hekimliği ve veterinerlik için alet, cihaz ve mobilyalar, yapay organlar ve protezler, tıbbi ortopedik malzemeler: tıbbi korseler, ortopedik ayakkabılar, elastiki ve destekleyici bandajlar, ameliyathane giysileri ve steril örtüler, cinsel amaçlı aletler ve malzemeler, prezervatifler (kondom/ kaput), biberonlar, biberon emzikleri, emzikler, bebekler için diş kaşıyıcılar, tıbbi amaçlı bilezikler ve yüzükler, romatizma önleyici bileklikler ve yüzükler. ”alt gruplarında tescilli olup davacıya ait ... şekilli marka ile ... Sınıfta “Cerrahi, tıbbi, diş hekimliği ve veterinerlik için alet, cihaz ve mobilyalar, yapay organlar ve protezler, tıbbi ortopedik malzemeler, ameliyathane giysileri ve steril örtüler, cinsel amaçlı aletler ve malzemeler, biberonlar, biberon emzikleri, emzikler, bebekler için diş kaşıyıcılar, prezervatiflerin ( .../ ...).” alt gruplarında örtüştüğünü, ... markasının sektöründe tanınmışlığı da dikkate alındığında ... markasının ihtiyatlı tüketici nezdinde dahi karışıklığa sebebiyet verebileceğini, her iki marka da aynı sektörde kullanılmakta olduğundan, her iki tarafa ait markaların tüketici de markaların birbiriyle ilişkili olduğu ya da o markaların bağlantılı veya alt markası olduğu intibaının oluşması ihtimalinin yüksek olduğunu, davalı markasının tescilli olduğu ... Sınıf ile davacı markasının tescilli olduğu ... sınıf kıyaslandığında .... Sınıf alt gruplarından “Buhar, gaz ve sis (duman) üreteçleri (jeneratörleri): buhar jeneratörleri (kazanları), asetilen jeneratörleri, oksijen jeneratörleri, nitrojen jeneratörleri, iklimlendirme ve havalandırma cihazları, soğutucular ve dondurucular, pişirme, kurulama ve kaynatmada kullanılan elektrikle ve gazla çalışan aletler, makineler ve cihazlar: fırınlar, elektrikli tencereler, elektrikli su kaynatıcıları, mangallar, barbeküler, elektrikli çamaşır kurutucuları, saç kurutucuları ve el kurutma cihazları, su yumuşatma cihazları, su arıtma cihazları, su arıtma tesisatı, atık arıtma tesisatı, tıbbi amaçlı olmayan elektrikli alt yaygıları ve elektrikli battaniyeler, ısıtıcı yastıklar, elektrikli veya elektriksiz ayak ısıtıcıları, sıcak su torbaları (...), elektrik ısıtmalı çoraplar, pastörize ve sterilize edici makineler ”alt gruplarının benzer olduğunu, yine davacıya ait ''...'' ibareli şekilli markası .... Sınıfta davalı markasının tescilli olduğunu “ Biberonlar, biberon emzikleri, emzikler, bebekler için diş kaşıyıcılar, tıbbi amaçlı bilezikler ve yüzükler, romatizma önleyici bileklikler ve yüzükler, alt gruplarında tescilli değil ise de bu alt grupta ... Sınıf diğer alt gruplarının benzerlik gösterdiğini, davalıya ait ... tescil numaralı '' ...'' ibareli şekilli marka için davacı markası ile karıştırılma ihtimaline binaen tescilli olduğu ... Sınıfın tüm alt gruplarında, tescilli olduğu ... Sınıfın ise “Buhar, gaz ve sis (duman) üretecleri (jeneratörleri): buhar jeneratörleri (kazanları), asetilen jeneratörleri, oksijen jeneratörleri, nitrojen jeneratörleri, iklimlendirme ve havalandırma cihazları, soğutucular ve dondurucular, pişirme, kurulama ve kaynatmada kullanılan elektrikle ve gazla çalışan aletler, makineler ve cihazlar: fırınlar, elektrikli tencereler, elektrikli su kaynatıcıları, mangallar, barbeküler, elektrikli çamaşır kurutucuları, saç kurutucuları ve el kurutma cihazla, su yumuşatma cihazları, su arıtma cihazları, su arıtma tesisatı, atık arıtma tesisatı, tıbbi amaçlı olmayan elektrikli alt yaygıları ve elektrikli battaniyeler, ısıtıcı yastıklar, elektrikli veya elektriksiz ayak ısıtıcıları, sıcak su torbaları (...), elektrik ısıtmalı çoraplar, pastörize ve sterilize edici makineler, alt gruplarında hükümsüzlük şartlarının oluştuğunu, haksız rekabet konusunda takdir ve değerlendirme mahkemeye ait olmak üzere davacı fiili marka kullanımı ''...'' ile davalı tescilli marka kullanımları ''...'' kullanımının yüksek derecede benzerlik taşıdığı yönünde görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir.
Bilirkişiler ..., ..., ..., ... 24.01.2023, tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı yana ait önceki tescilli markalar ile davalı yana ait marka arasında görsel ve işitsel bir benzerlik olduğunu, davalı yana ait “...” markası, ... ve ... sınıfta yer alan malları için tescilli iken, davacı yana ait 2008 başvuru tarihli "..." markası da ... Sınıflarda tescilli olduğunu; dolayısıyla .... sınıfta yer alan mallar bakımından ... ve Türk yargısı tarafından belirlenen kriterler de göz önünde bulundurulduğunda ürünlerin aynı ve benzer ürünler olduğunu, .... Sınıfta yer alan ürünler açısından ise davacı yana ait ... tarihli ve ... no’lu “...” markasının ... Sınıfta tescilli olduğunu ve ürünlerin yüksek teknoloji ve know-how gerektiren ürünler olduğunu, markalar arasındaki benzerliğin davalı yana ait markanın davacı yana ait bir tür seri markanın lisanslanması ve bu yolla bir teknoloji transferi olduğu izlenimi oluşturabileceğini ve dolayısıyla davacı yanın bir tür kontrol sorumluluğu olduğu algısı yaratabileceğini, bu nedenle ... Sınıfta yer alan ürünler açısından, davacı yana ait ürünler ile karıştırılma ihtimaline yol açabilecek bir benzerlik olduğunu, davaya konu uyuşmazlıkta, davalı yana ait “...” markası ile 2008 başvuru tarihli "..." markası arasındaki benzerliğin “...” markasının sektörde belirli düzeyde tanınmış bir marka olması da göz önüne alındığında ortalama tüketici üzerinde doğrudan olmasa dahi dolaylı bir karıştırma ihtimali oluşturabileceğini, yapılan tespitler doğrultusunda davalı yana ait iş ürünlerinde kullanılan markanın davacı yana ait ve sektörde belirli bir tanınırlığı bulunan marka ile karıştırılmaya yol açabileceği ve bu nedenle haksız rekabet oluşturabileceği yönünde görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir.
Bilirkişiler ..., ..., ..., ...14/03/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; SMK m. 6/1 uyarınca davalı markasının tescilli olduğu 10. Sınıfta hükümsüz kılınabileceğini, davacının “...” markasının tanınmış olduğu gerekçesiyle, davalının “...” markasının SMK m. 6/4 uyarınca ... Sınıfta; 6/5 uyarınca tescilli olduğu tüm sınıflarda hükümsüz kılınabileceğini, SMK m. 6/9 uyarınca davalının kötüniyetinin ispatlanamadığını, SMK m. 7/2-b uyarınca davalının fiili kullanımlarının davacının marka hakkına tecavüze ve haksız rekabete yol açtığını beyan etmişlerdir.
Sektör bilirkişi ise ; davacı ....'in iddia ettiği gibi bir marka tecavüzü ya da haksız rekabet durumunun olmadığının bildirmiştir. Ancak sektör bilirkişinin görüşleri gerekçeli olmadığından mahkememizce dikkate alınmamıştır.
Toplanan deliller, taraf iddia ve savunmaları, taraflara ait marka tescil belgesi, davalının kullanımına ilişkin görseller , Davalının ...ve ... siteleri üzerinde davacı ile birebir aynı ürünleri davacı markası ile benzer ... markası ile satışa sunduğunu gösteren görseller, HMK 266 madde kapsamında dosyada sunulu deliller ile uyumlu, denetim ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişiler Bilirkişiler ..., ..., ..., ... tarafından düzenlenen 24.1.2023 tarihli ve Bilirkişiler ..., ..., ..., ... tarafından düzenlenen ve ayrık rapordaki görüş gerekçesiz olduğundan mahkemece dikkate alınmamak üzere düzenlenen 14/03/2024 tarihli bilirkişi raporları denetim ve hüküm kurmaya elverişli bulunduğundan hükme dayanak olarak alınmıştır.
SOMUT UYUŞMAZLIKTA UYGULANACAK YASAL MEVZUAT
6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun ("SMK") 6. maddesinde öngörülen marka tescilinde nisbi red sebepleri şekilde düzenlenmiştir.
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa İtiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2)Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3)Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4)Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5)Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye'de ulaştığı tanınmıştık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6)Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.”
6769 Sayılı SMK'nın 7. maddesinde öngörülen marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları şu şekilde düzenlenmiştir.
(1)Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir.
(2)Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır:
a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması.
b)Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.
c)Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye'de ulaştığı tanınmıştık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
(3)Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir:
a)İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması.
b)İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi.
c)İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi.
ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması.
d)İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması.
e)İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması.
f)İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.
(4)Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez.
6769 Sayılı SMK'nın 25. maddesinde öngörülen marka hükümsüzlük hâlleri ve hükümsüzlük talepleri şu şekilde düzenlenmiştir.
(1)5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir.
(2)Menfaati olanlar, Cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları markanın hükümsüzlüğünü mahkemeden isteyebilir.
(3)Marka hükümsüzlük davası, dava tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı açılır. Markanın hükümsüzlüğü davalarında Kurum taraf gösterilmez.
(4)Bİr marka, 5 inci maddenin birinci fıkrasının (b), (c) ve (d) bentlerine aykırı olarak tescil edilmiş olup da kullanım sonucunda tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından hükümsüzlük talebinden önce ayırt edici nitelik kazanmışsa hükümsüz kılınamaz.
6769 Sayılı SMK'nın 29. maddesinde öngörülen marka hakkına tecavüz sayılan fiiller şu şekilde düzenlenmiştir.
a)Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.
b)Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
c)Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.
HÜKÜMSÜZLÜK İSTEMİNİN İNCELENMESİ
Türk Patent ve marka kurumundan marka tescil belgeleri celp edilmiştir.
Davacı adına ... Nolu ... markasının ...sınıf için 8.10.2008 tarihinde tescil edildiği,
Davacı adına ... Nolu ... markasının ...sınıf için 26.6.2020 tarihinde tescil edildiği,
Davacı adına... Nolu ... markasının ....sınıf için 26.6.2020 tarihinde tescil edildiği,
Davalı adına ... Nolu ... markasının ...sınıf için 24.2.2018 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır.
Karıştırma ihtimalinin somut olayın tüm unsurları özelinde yapılan değerlendirmesinde, markalar arasında ve markaların kapsadığı mal veya hizmetler arasındaki benzerlik gibi, ilgili faktörler arasında birtakım ilişkiler söz konusu olmaktadır. Buna göre, mal veya hizmetler arasındaki düşük derecede benzerlik, markalar arasındaki yüksek derecede benzerlik ile dengelenebilmekte/bertaraf edilebilmekte veya bunun tersi de olabilmektedir. Bu bağlamda önceki tarihli markanın koruma kapsamını belirleyen ayırt edicilik' seviyesi ilgili faktörlerden biridir.
Önceki markanın ayırt ediciliğinin yüksek olması halinde, bu durumun karıştırma ihtimalini arttırma olasılığı yüksektir. Markanın en önemli işlevlerinden birisi ayırt edici olmasıdır. Bir işaretin ayırt edici olabilmesi için, kullanılacağı ürün veya hizmetin türüne ve mahiyetine yakın olmaması gerekir. Marka, bunlar arasındaki mesafe oranında güçlü kabul edilir. Marka olarak seçilen işaret, üzerindekullanılacağı mal/hizmete yaklaştığı sürece ayırt edici karakterini yitirir ve zayıf marka haline gelir. Markanın ayırt ediciliği ne kadar yüksekse karıştırılma ihtimali de o ölçüde artar.
Taraflara ait markalar görsel açıdan kıyaslandığında davacının ... no.lu “...” markasının beyaz zemin üzerine siyah harflerle “...” ibaresi yazılarak tescile konu edildiği; davalı markasının ise “...” ibaresini “...” ..., “...' kısmı mavi olacak şekilde tescile konu ettiği görülmektedir. Her ne kadar görsel açıdan aynı renkler kullanılmış olmasa da taraf markalarının ortak olarak “...” ibaresini içerdikleri; kelime unsurundaki ortaklığın görsel benzerliğe büyük oranda etki ettiği; davalının markasında renk kullanmış olmasının markada belirgin bir farklılaşmaya yol açmadığı anlaşılmaktadır. Yina Taraflara ait markalar işitsel açıdan incelendiğinde, davacının ... no.lu markasının“...” şeklinde; davalı markasının ise “...” olarak tescile konu edildiği görülmektedir. “...” ibaresinin her iki markanın da başında baskın işitsel unsur olarak yer aldığından markada yer alan diğer unsurların işitsel ayrışmaya yeterli katkıda bulunmadığı da sabittir.
Taraflara ait markaların her ikisinde de ortak ve baskın unsur olarak yer alan “...” ifadesi Türkçe anlamı “ısı” olan İngilizce bir kelimedir. Dolayısıyla söz konusu ifade bakımından kavramsal ayniyet söz konusudur. Markalarda yer alan diğer ek unsurların ise kavramsal ayrışmaya herhangi bir katkıda bulunmadığı dolayısıyla davacı markası ile davalı markasındaki işaretlerin kıyası bakımından görsel,işitsel ve kavramsal benzerliğin söz konusu olduğu ve bununda tüketici nezdinde karıştırmaya neden olacağı anlaşılmıştır.
Karıştırılma ihtimalinin mevcudiyeti için ayrıca markaların tescilli oldukları ya da sonraki markanın tescili istenen mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olması gerekir. Markalar aynı ya da benzer olsalar dahi sınıfsal açıdan benzerlik ya da ayniyet yoksa karıştırılma ihtimalinden bahsedilemeyecektir. Ancak bu husus her somut olayda ayrı ayrı incelenmelidir.
Zira karıştırılma ihtimali incelemesinde mal ve hizmetlerin benzerliği/ayniyeti bakımından tek kriter tescil sınıfları olarak kabul edilmemelidir. Zira aynı sınıfta tescilli markaların aynı; farklı sınıflarda tescilli markaların ise farklı olduğu düşüncesi isabetsiz olup, her somut olayda belirtilen unsurlar bakımından da inceleme yapılması gerekmektedir. Marka hukukunda malın/hizmetin aynı olması, tescil belgesinde yer alan mal veya hizmetlerin aynı olmaları anlamına gelmektedir. Karşılaştırmaya konu olan ürünler aynı olmaması ancak yakınlık derecesinin yoğunluğu nedeniyle de sadece “benzer” olarak nitelendirilmelerinin yeterli olmaması durumunda “aynı tür” üründen söz edilmektedir”. Sınıflandırma Tebliği m. 3/4 uyarınca, aynı tür mal/hizmetin tespitinde Sınıflandırma Tebliği ekinde yer alan gruplar esas alınacaktır. Yargıtay da aynı alt grupta yer alan mal ve hizmetlerin aynı tür olarak kabul edilmesi gerektiğine işaret etmektedir.
Ancak Türk Patent Sınıflandırma Tebliği m. 3/4 düzenlemesinde, aynı tür mal veya hizmetin tespitinde tebliğ ekindeki listede yer alan grupların esas alınacağı ve fakat TÜRKPATENT'in tescil başvurusu ya da başvuruya itiraz aşamalarında bu grupları, aynı tür malın/ hizmetin tespitinde daha dar veya farklı mal veya hizmet gruplarını da kapsayacak biçimde daha geniş değerlendirebileceği ifade edilmiştir. Ayrıca doktrinde Tebliğ ile yapılan sınıflandırmanın tescil amacına hizmet ettiği ve markanın koruma kapsamının belirlenmesiyle ilgili olmadığı da ifade edilmektedir.
Tarafların tescilli olduğu malların birbirine nitelik itibariyle benzeyen, birbirini ikame etme ve tamamlama olanağı olan,piyasada benzer algılanabilecek, benzer alıcı çevresine hitap eden, benzer ihtiyaçları gireren birbiriyle rekabet etme olanağı olan mallar olup olmadığı hususu da son rahorda ayrıntılı olarak incelenmiştir. Dolayısıyla her iki tarafın markaları açısından ayniyet mevcuttur.
TANINMIŞLIK İDDİASINA DAYALI HÜKÜMSÜZLÜK İSTEMİNİN İNCELENMESİ
Davacı yan tanınmış marka olduğunu iddia etmiştir. Tanınmışlık ile değerlendirme bilirkişi incelemesi kadar sunulacak delillere göre nihai olarak mahkemece takdir edilecek bir olgudur.
Taraf olduğumuz tanınmış markalarla ilgili uluslararası anlaşmalarda ve mülga 556 sayılı KHK’de ve 6769 sayılı yasada da tanınmış markanın tanımı ve kriterleri gösterilmemiş, bu husus mahkeme içtihatları ve öğreti ile uygulamaya bırakılmıştır. Yargıtay birçok kararında "bir kişi veya teşebbüse sıkı sıkıya bağlı, garanti, kalite, kuvvetli reklam ve yaygın dağıtım içeren, müşteri, akraba, dost ve düşman ayırımı yapılmaksızın, coğrafi sınır, kültür ve yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışımdır" şeklinde bir tanımlama getirmiş ve bu tanıma nazaran da markanın promosyon sonucunda kazanılan herkesçe veya ilgili kesimce bilinme, emtia söylendiğinde o markanın akla gelmesi, ait olduğu sektörde iyi bilinme ve geniş bir dağıtım ağına sahip olma gibi kıstaslara göre markanın tanınmış marka olup olmadığının tesbiti cihetine gidilebileceğini belirtmiştir. Tanınmış marka konusunda uluslararası boyuttaki çalışmalar ise Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı (wipo) bünyesinde yürütülmektedir. Bu kuruluş uzmanlar komitesince benimsenen A/34-13 nolu tavsiye kararında bir markanın tanınmış olup olmadığının tesbitinde, markanın kullanım süresi, yaygınlığı, kapsamı ve coğrafi alan genişliği, ekonomik değeri, reklam, temsil, promosyon, fuarlara katılım ve fuar düzenleme, kataloglar hazırlama gibi tanıtım faaliyetleri, bu çalışmaların kapsamı, süresi ve mali bütçesi, işletmenin büyüklüğü, cirosu,marka hakkının hangi etkinlikte ve verimlilikte korunduğu, tanınmışlığa yönelik mahkeme ve diğer yetkili makamların kararları gibi olguların göz önünde bulundurulması kararlaştırılmıştır.Yargıtay 11.HD nin 19.4.2002 tarih ve 2001/9903 esas-2002/3699 karar sayılı ilamında bir markanın birden çok ülkede tescilli olmasını tanınmış marka olarak kabul açısından yeterli görmekteyken son uygulamalarda bu hususun markanın tanınmışlığı açısından bir gösterge olabileceği ancak tek başına tanınmış marka olgusu için markanın birçok tescilinin olmasının yeterli olmayacağına işaret edilmiştir. ...’de ise açıkça tanınmışlığın ilgili sektörde tanınmışlık olarak anlaşılması gerektiği belirtilmiştir. Yine doktrinde Trips deki düzenlemeye benzer görüş Hanife Dirikkan tarafından ileri sürülmüş ve markanın tanınmışlığından söz edebilmek için bir ülkede yaşayanların tamamı tarafından söz konusu markanın bilinmesinin zorunlu olmadığı, marka sahibinin hedef kitlesinin esas alınması gerektiğine işaret edilmiştir.Markanın tacirler yada o malın alıcıları değil, bu mal ile ilgili olmayanlar tarafından da bilinmesi halinde tanınmış markadan bahsedileceği, tanımış markanın maruf marka karşısında daha kapsamlı,ekonomik yönden daha önemli bir kavram olarak karşımıza çıkacağı, bir markanın tanınmış olduğunu söyleyebilmek için markanın konulduğu mamülün birden bire düşünülmeden ve bir hatıranın yardımı ile hatırlanmadan,refleks halinde düşünülmesi gerektiği, genellikle tüketicinin zihninde bir fikir uyandıran markanın tanınmışlık derecesine ulaştığı da doktrinde Hamdi Yasaman tarafından ifade edilmiştir. Gürzumar ise, tanınmış markanın en önemli özelliğinin, tescilli bulundukları mal kategorisinden bağımsızlaşarak ve başlı başına birer kalite sembolü olarak, reklam aracı haline gelen ve geniş kitleler karşısında sahip oldukları etkilerini, tamamen farklı mal kategorileri üzerinde de gösterebileceği markalar olarak tanımlamıştır. Arkan ise tanınmış markadan bahsedebilmek için, reklam gücü yüksek, kalite sembolü haline gelmiş bir markanın, sadece o markayı taşıyan mal ya da hizmetlerle ilgili çevre içinde değil bu çevre dışında, o mal ya da hizmetle ilgisi olmayan kişilerce de bilinmesi gerektiğini belirtmiştir.
Bilindiği üzere Tanınmış marka korunmasında en önemli konunun tanınmışlığın belirlenmesinde izlenilecek yöntem olduğu, her ne kadar hukuki bağlayıcılığı olmasa da WIPO Kriterlerinin baz alınarak tanınmışlık araştırılması yapılması gerektiği bir markanın koruma istenen ülke dışında yabancı ülkelerde tanınmış olmasının, koruma istenen ülkede de tanınmış olduğuna hükmedilmesi için yeterli olmayacağının açık olduğu, her davada tanınmışlık olgusunun o davanın somut özelliklerine göre değerlendirilmesi gerektiği bilinmektedir. Dolayısıyla her somut olayda tarafların dosyaya sunduğu belgeler, beyanlar ve ihtilafın niteliği,ürünün sunulduğu sektör ve çevre gözetilerek bahsi geçen kriterlerin Mahkemece yada atanan bilirkişice o dosyaya özgü sunulan deliller ile tartışılması gereklidir. Somut olayda da davacı bu kriterlere ve denetime uygun delil sunmuşolup, bu delillerin farklı ülkelerde tescilli markaları içerdiği, Davacının ... markasını Arjantin, Çin, Avustralya, Brezilya, Kanada, Şile, Avrupa Birliği, Gürcistan, Hindistan,İsrail, Japonya, Malezya, Meksika, Yeni Zelanda, Norveç, Güney Kore, Rusya, Singapur,İsviçre, Tayvan, Tayland, Türkiye, Ukrayna, Birleşik Krallık, A.B.D., Venezuela ülkelerinde tescil ettirdiği ,. Davacının ... ve ...markalarının WIPO nezdinde de tescilli olduğunu gösteren EUIPO internet sitesi çıktılarının dosyaya sunulduğu, Davacının Türkiye'deki yetkili satıcılarını gösteren listede 29 tane satıcının yer aldığı ,... sitesinde yer alan 2012 yılına ait “...,Klinisyenlerin Hasta Bakımını İyileştirmesine Yardımcı Olmak İçin Yeni Özel TeşhisTeknolojilerini Tanıtıyor” başlıklı yazıda davacının faaliyetlerinden bahsedildiği; 2017 yılına ait bir diğer ... sitesinde yer alan haberde davacının yeni bir test geliştirerek çeşitli AB ülkelerinde tescil ettirdiğinden bahsedildiği; 2020 tarihli ... sitesinde ... tarafından test kiti çalışmaları için davacı ...'e izin verildiğinden bahsedildiği; 2020 Mart tarihli bir başka yazıda davacının covid 19 teşhis kiti üretim ve satışı izni aldığına ilişkin haberin yer aldığı , sunulan katalog görsellerinden: 18-20 Eylül 2018 tarihlerinde ..., ... ve ...'da gerçekleşecek olan etkinliği davacının düzenlediği ve etkinliğe Türk ve yabancı bilim insanlarının katıldığı , Wikipedia internet sitesinde ... başlığı altında yer alan bilgilerden davacı şirketin büyümekteyken satın aldığı milyon/milyar dolar değerindeki çeşitli şirketlerden, sahip olduğu çok sayıda markadan bahsedildiği,( 1. kök raporda tanınmışlık açısından özetle: “Davacının Amerika’da yerleşik bilimsel teknik araç tedarik hizmeti veren, 2017 yılı itibariyle 21 milyar dolar hasılatla ... şirketi haline gelen, 2018 yılında 70.000 çalışan istihdam eden bir şirket olduğu; ... tarafından bu beyanların doğrulandığı; davacının Türkiye’de kurduğu distribütör ağı, dünyada yaratmış olduğu tanınmışlığın etkisi, kalite, satış rakamları, reklam gücü ile “kuvvetli reklam ağı, garanti, bir gerçek ya da tüzel kişiye sıkı şekilde bağlılık,sadece o markayı taşıyan mal ve hizmetlerle ilgili çevre için değil, bu çevre dışında da o mal ve hizmetle ilgisi olmayan kişilerce bilinme ve iyi bir pazarlama sistemi” özelliklerini taşıdığı,laboratuvar ekipmanı, biyoteknoloji, ilaç ve sağlık sektöründe tanınmış olduğu” tespitlerine yer verilmiştir.) keza ikinci raporda da “... dünyaca ünlü (yurt dışında çalışmış araştırmacıların araştırma merkezlerinde karşılaştıkları bir markadır) sektörde tercih edilen, güvenilir ve bilinen bir markadır. (..) Türkiye'de geniş distribütör ağı ile geniş yelpazeli ürün seçenekleri araştırmacılara ulaşmakta ve ihtiyaç doğrultusunda servis desteği de distribütörler aracılığı ile sağlanmaktadır.”şeklindeki tespitlere yer verildiği, dolayısıyla Davacının pek çok ülkede çok sayıda marka tescilinin olduğu; şirketin değerinin satın alınan diğer şirketlerle birlikte büyümekte olduğu; ülkemizde yerli ve yabancı bilim insanlarının katıldığı 3 gün süren bir fuar düzenlendiği, dünyayı saran bir salgın hastalık için test kiti üretim ve satışı konusunda AB sınırlarında izninin bulunduğu, Türkiye'de çok sayıda distribütörünün bulunduğu, dolayasıyla alınan 3 farklı bilirkişi heyet raporlarında da davacı markasının tanınmış marka olduğu hususu tespit edildiği gibi mahkememizce de sunulu deliller ve WİPO kriterlerine göre davacı markasının tanınmış marka olduğu ve SMK 6/4 e dayalı hükümsüzlük isteminin yerinde olduğu anlaşılmıştır.
6769 sayılı SMK m.6/4 uyarınca "Paris Sözleşmesinin 1'inci mükerrer 6'ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine” reddedilecektir.
SMK m.6/4 kapsamında niteliği gereği nispi bir hak içeren Paris Sözleşmesinin 1. mükerrer 6. maddesi bağlamındaki tanınmış markaların aynısı veya benzeri niteliğindeki marka başvurularının itiraz üzerine reddedileceği hüküm altına alınmıştır. Buna göre, Türkiye'de Paris Sözleşmesinden yararlanacağı kabul olunan bir şahsa ait olduğu ve aynı veya benzer ürünlerde kullanıldığı herkesçe bilindiği mütalaa edilen tanınmış bir markanın, karışıklığa meydan verebilecek surette örneğini, taklidini veya tercümesini yapan bir marka tescil başvurusu itiraz üzerine reddedilecektir. Bu düzenleme aynı zamanda SMK m.25/1'in atfi gereği SMK m.6/4'e aykırı olarak Türkiye'de tescil edilmiş olan markanın hükümsüz kılınmasını da talep etme hakkı bulunduğu anlaşılmıştır.
Öte yandan 6769 sayılı SMK m.6/5'e göre ise, "Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği,markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde,aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir".hükmününde gözetilmesi gereklidir.
Somut olayda davalı markasının, davacının “...” ibaresini işaretsel ayrışma yaratmayacak biçimde birebir aynı sektöre yönelik olarak tescil ettirmesinin, tüketicilerin markalar/işletme arasında bağlantı kurmasına, tarafları birbiri ile ilişkilendirmesine yol açacağının kaçınılmaz olduğu, bu durumun ise tanınmış marka sahibinin markasından haksız yararlanmaya neden olacağı anlaşıldığından SMK 6/4 ve 5. Maddeleri gözetilerek davalı markasının ... ve .... Sınıf ile alt sınıflarda hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
KÖTÜNİYETLİ TESCİL İDDİASINA DAYALI HÜKÜMSÜZLÜK İSTEMİNİN İNCELENMESİ
HGK’nın 29.06.2022 tarih, 2020/11-699 E., 2022/1093 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, gerek 556 sayılı KHK’da gerekse de 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nda hangi hâllerde kötü niyetli marka başvurusunun söz konusu olduğu belirtilmemiştir. Ancak genel olarak kötü niyetli marka başvurusu; hak sahibi olmadığını bilmesine rağmen dürüstlük kuralına aykırı şekilde tescil için başvuruda bulunulması veya başvurunun tescil ettirilmesi olarak tanımlanabilir. Bu kapsamda başvuru sahibinin markanın aynısının veya benzerinin bir başkası tarafından kullanıldığını bilmesi veya bilmesi gerekmesi hâli, kötü niyetin varlığında önem kazanmaktadır. Örneğin, gerçek hak sahibi olmamakla birlikte başkasının ticaretinde kullandığı tescilsiz bir işareti, kendisinin hak sahibi olmadığını bile bile tescili için başvuruda bulunan kimse kötü niyetli sayılacaktır. Yine başkası tarafından kullanılan bir markanın aynısını veya benzerini bilerek ve haklı bir neden olmaksızın sırf rakibini engellemek amacı taşıyan engelleme markaları kötü niyetli marka başvurusu olarak değerlendirmelidir. Ayrıca başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme ve marka ticareti yapmak ya da şantaja yönelik başvuruda bulunmak ve tescil ettirmek de kötü niyetli olarak kabul edilmelidir. Görüldüğü üzere kötü niyetli marka başvurusu hâli her somut olay kapsamında ayrıca değerlendirilmesi gereken bir husustur. Bu kapsamda marka hükümsüzlüğü davalarında kötü niyet iddiası ileri sürülmüş ise 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi gereğince kötü niyetin korunması söz konusu olamayacağından her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak açıkça kötü niyetle gerçekleştirildiği belirlenen marka tescilinin hükümsüzlüğüne karar verilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta ise davalının kötüniyetli olduğu iddiası basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğüne ve davacı markalarının tanınmışlığından haksız biçimde yararlanmak nedenlerine dayandırılmaktadır. Davalının kötüniyetini açıkça gösteren delil bulunmadığı gözetilerek kötüniyetli tescil iddiasına dayalı hükümsüzlük isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
MARKA HAKKINA TECAVÜZ VE HAKSIZ REKABET İDDİASI KAPSAMINDA İNCELEME:
6769 Sayılı SMK'nın 29. maddesinde öngörülen marka hakkına tecavüz sayılan fiiller şu şekilde düzenlenmiştir.
a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.
b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
c)Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.
6769 sayılı SMK m.155 gereğince “marka, patent veya tasarım hakkı sahibi, kendi hakkından daha önceki rüçhan veya başvuru tarihine sahip hak sahiplerinin açmış olduğu tecavüz davasında, sahip olduğu sınai mülkiyet hakkını savunma gerekçesi olarak ileri süremeyecektir.”
Geçmiş dönem uygulamasında kötüniyetli kişiler, başkalarına ait markaların itibarından yararlanmak için marka tescil belgesi alarak tescil belgesi hükümsüz kılınana kadar eylemlerini meşru hale getirmeye ve kendisine karşı açılan tecavüz davasında ise, tescil belgesine dayanarak kendisine dava açılamayacağı savunmasını ileri sürmekteydi,ancak SMK m.155 madde düzenlemesiyle bu savunmaların artık dinlenme olanağı kalmadığı bilinmektedir.
Dosyaya sunulan beyanlar ve bilirkişi raporları uyarınca tarafların söz konusu ibarelere yönelik kullanımının laboratuvar ekipmanları üzerinde örtüştüğü anlaşılmaktadır. Dolayısıyla davalının, davacı ile aynı mal ve hizmete yönelik olarak, benzer bir işaretle fiili kullanımda bulunduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Dosyaya sunulan raporlarda markanın tanınmışlığı ve işaretler ve tescil sınıfları/kullanımlar arasındaki benzerlik hususları gözetilerek karıştırılma ihtimalinin söz konusu olduğu yönünde görüş bildirildiği anlaşılmaktadır.
Buna karşılık davalı tarafından her bir satıcının tek bir markanın satışını yaptığını; kendi malları ile davacının mallarının aynı rafta yan yana gelmesinin mümkün olmadığını, satış kanallarının farklı olduğunu savunduğu, çeşitli internet sitesi görselleri sunulduğu,ancak belgeler incelendiğinde davalıya ait olduğu anlaşılan ... sitesinde ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...., ... markalarının yer aldığı; ... sitesinde..., ...,..., ..., ... markalarının; ... sitesinde ..., ...,..., ..., ..., ..., ... markalarının; ... tek internetsitesinde ..., ..., ... ve ...markalı ürünlerin yer aldığı görülmektedir. Dolayısıyla internet sitesinde pek çok markanın satışı yer almakta olup, satıcıların satışlarını tek bir markaya hasredeceği; taraf markalarının hiçbir şekilde aynı piyasa içindeki farklı satıcıların raflarında/internet sitesinde ve sair satış kanallarında yan yana gelmeyeceğinin düşünülmesi günümüzde e ticaretin bu kadar yoğun olduğu dönemde ticari akışaya uygun bir savunma olarak değerlendirilmemiştir. Öte yandan firmalar arasındaki idari ve ekonomik birliktelik kanaatinde olan tüketicinin aldanması kaçınılmaz olduğundan, ticari hayat içinde davacı markasına yönelik olarak marka hakkına tecavüzün gerçekleştiği hususu da mahkememizce sabittir.
Bilirkişi raporlarında da ifade edildiği üzere markalardaki işaretlerde ve kullanımın yöneldiği mal ve hizmetlerde ortaya çıkan benzerlik dolayısıyla doğrudan olmasa dahi “dolaylı karıştırılma” ihtimalinin söz konusu olabileceği de incelenmiştir. Zira marka hukuku bağlamında markalar arasında doğrudan karıştırılma ihtimali mevcut olmasa dahi markaların sunduğu malın/hizmetin kökeni bakımından karıştırılma ihtimali söz konusu olabilecektir. Dolaylı karıştırılma ihtimali olarak anılan bu durumda, tüketiciler markaları ayırt edebilmekle birlikte “bunların aynı işletmeden geldiğini ya da bunların üreticileri arasında bir ekonomik, organik bağ bulunduğunu”düşünebilmektedir. Bu durumda da karıştırılma ihtimali söz konusu davalının markasal kullanımların SMK m. 7/2-b bendi uyarınca marka hakkına tecavüz eder mahiyette olduğu gözetilerek davalının ” ... , markalı ürünleri ile davacı aleyhine yarattığı marka tecavüzü ve haksız rekabet durumunun tespitine önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.
HAKSIZ REKABET İDDİASI YÖNÜNDEN İNCELEME:
Huzurdaki uyuşmazlıkta, davalının davacı ile aynı ürünler üzerinde (laboratuvar ekipmanları ve kimyasal ölçüm cihazları) karıştırılma ihtimali yaratacak biçimde gerçekleştirdiği markasal kullanımlarının davacının markası ve kullanımları ile karıştırılmaya yol açtığı ve bu eylemin haksız rekabet teşkil ettiği ileri sürülmektedir.
TTK MADDE 54- (1) Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır.
(2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır.
TTKMm. 55/1, a-4 uyarınca bir haksız rekabet eyleminden bahsedilebilmesi için aranan şartlar şu
şekilde sıralanabilir: İki mal, iş ürünü veya faaliyet olmalı,
- Bunların birbirinin aynı olması veya aralarında karıştırılmaya müsait bir benzerlik
bulunması,
- Bunlardan birinin, sahibi tarafından haklı olarak kullanılıyor olması,
- Diğer kimsenin benzer mal, iş ürünü veya tanıtma vasıtasını ticari amaçlarla kullanması gerekmektedir.
İş ürünü kavramı, haksız rekabet hukukuna ilişkin TTK m. 55'in farklı bentlerinde kullanılmakla birlikte, kavrama ilişkin bir tanıma yer verilmemiştir. Bununla birlikte bir iş ürününün her şeyden önce fikri bir çaba harcanarak ve/veya çeşitli masraflar yapılarak meydana getirilen bir çalışma olduğu ifade edilmelidir. Ancak bu, emek gerektiren her türlü bilginin de bir iş ürünü olarak nitelendirilmesi için yeterli değildir. Kavram, bir “üründen” bahsettiği için her şeyden önce bu çalışmanın fikir düzeyinde kalmamış ve algılanabilir hale gelmiş olması gerekmektedir. Ayrıca söz konusu ürünün herkes tarafından bilinen veya herkes tarafından ulaşılabilecek bir ürün olmaması da haksız rekabet hükümleri uyarınca korunabilmesi için gereken bir diğer şart olarak karşımıza çıkmaktadır.Haksız rekabet kurallarının dayandığı temel ilkelerden biri, özellikle ticari hayatta herkesin ahlakkurallarına uygun olarak kendi emeği nispetinde netice almasıdır”. Bir diğer ifadeyle, sosyal yaşamın her alanında olduğu gibi ticari hayatta da başarı kazanmak, iktisadi faaliyetlerini geliştirmek, kendi mal ve hizmetlerinin tanıtımını yapmak, talebini arttırmak veya benzer faaliyetlerde bulunmak isteyen kişi, bu faaliyetlerini kendi haklı emeğine dayandırmak zorundadır. EMEK İLKESİ olarak ifade edilen bu ilke, meşru rekabetin tespitinde en temel kıstaslardan biridir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 07.07.2010 tarihli, 2010/11-396 Esas ve 2010/371 Karar Sayılı kararında emek ilkesine işaret etmektedir.
Dosyaya sunulan 24.01.2023 tarihli ikinci raporun 19. sayfasında belirtildiği üzere: “cihaz üzerindeki marka konumlanmasının taraf markalarındaki yazıların ögeleri, form, çizgi, şekil, biçim, kompozisyon, konum marka büyüklüğü gibi kriterler üzerindeki grafiksel detaylı inceleme sonucu benzerlik yarattığı tespit edilmiştir. Davacı markası ile davalının fiili kullanımları arasında SMK m. 7/2(b) uyarınca karıştırılma ihtimali bulunduğu ,TTK m. 55/1, a-4 hükmü uyarınca davalı eyleminin haksız rekabete yol açtığı HMK 266 madde kapsamında denetim ve hüküm kurmaya elverişli raporlar kapsamı ile sübut bulduğundan ; tüm dosya kapsamına göre Davalının ” ... , markalı ürünleri ile davacı aleyhine yarattığı marka tecavüzü ve haksız rekabet durumunun tespitine önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, Davalı adına tescilli olan ... sayılı ... markasının ... Sınıfta ve ... Sınıf ve alt sınıflarında tanınmış marka olması gözetilerek SMK 6/1,4,5,maddeler gözetilerek hükümsüzlüğüne, Karar kesinleştiğinde; davalının davacının markası ile karıştırmaya neden olacak derecede benzer olan “...” ibareli ürünlere ilişkin olarak kullanımlarının engellenmesine, Davaya konu “...” ibareli ürün ve ürün ambalajlarının üretiminin, satış ve dağıtımının, ithal ve ihracının, yurt içinde ve yurtdışında satışa sunulmasının önlenmesine, Davaya konu “...” ibareli ürün ve ürün ambalajlarının davalıya ait...ve ... internet siteleri ve ... şeklindeki sosyal medya hesapları ile internet üzerindeki tüm kullanımlarının önlenmesine,davacı markası ile iltibas teşkil edecek ve haksız rekabete neden olacak markasal kullanımların gerek tek başına gerekse ayırt edicilik sağlamayan sair ibarelerle birlikte, her türlü ürün, çevrimiçi kaynak, basılı yayın, ambalaj; ilan, reklam, broşür, afiş ve sair her türlü tanıtım Malzemesi üzerinde kullanımının önlenmesine,El konulan ürün bulunmadığından imha talebi ile ilgili olarak karar verilmesine yer olmadığına, davacı açılan davada haklı çıktığından ve hükmün ilanında hukuki yararı bulunduğundan, hükmün kesinleşmesini mütakip masrafları davalıya ait olmak üzere hüküm özetinin Türkiye çapında yayınlanan tirajı en yüksek üç gazeteden birinde bir kez ilanına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM;
1-Davalının ” ... , markalı ürünleri ile davacı aleyhine yarattığı marka tecavüzü ve haksız rekabet durumunun tespitine önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına,
2- Davalı adına tescilli olan ... sayılı ... markasının ... Sınıfta ve ... Sınıf ve alt sınıflarında hükümsüzlüğüne,
3- Karar kesinleştiğinde; davalının davacının markası ile karıştırmaya neden olacak derecede benzer olan “...” ibareli ürünlere ilişkin olarak kullanımlarının engellenmesine, Davaya konu “...” ibareli ürün ve ürün ambalajlarının üretiminin, satış ve dağıtımının, ithal ve ihracının, yurt içinde ve yurtdışında satışa sunulmasının önlenmesine, Davaya konu “...” ibareli ürün ve ürün ambalajlarının davalıya ait ... siteleri ve ... şeklindeki sosyal medya hesapları ile internet üzerindeki tüm kullanımlarının önlenmesine,davacı markası ile iltibas teşkil edecek ve haksız rekabete neden olacak markasal kullanımların gerek tek başına gerekse ayırt edicilik sağlamayan sair ibarelerle birlikte, her türlü ürün, çevrimiçi kaynak, basılı yayın, ambalaj; ilan, reklam, broşür, afiş ve sair her türlü tanıtım Malzemesi üzerinde kullanımının önlenmesine,
4 -El konulan ürün bulunmadığından imha talebi ile ilgili olarak karar verilmesine yer olmadığına,
5- Hükmün kesinleşmesini mütakip masrafları davalıya ait olmak üzere hüküm özetinin Türkiye çapında yayınlanan tirajı en yüksek üç gazeteden birinde bir kez ilanına,
6- 427,60 TL ilam harcının peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 373,20 TL harcın davalıdan tahsiline,
7-tecavüzün tespit ve önlemesi talebinin kabulü nedeniyle Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 25.500 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-hükümsüzlük talebinin kabulü nedeniyle Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 25.500 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Davacı tarafın yargılama giderlerinden olan 54,40 TL başvuru harcı 54,40 TL peşin harç, 932,5 TL tebligat ve müzekkere masrafı, 9000 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 10.041,3 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
10- Davalı tarafın yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
11-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine,
Dair karar taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 16/05/2024
Katip ... Hakim ...
¸
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!