WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 14 Haziran 2026

İSTANBUL 1. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/727
KARAR NO : 2024/100

DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 07/11/2023
KARAR TARİHİ : 16/02/2024

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
(I) TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
(1) Davacı Tarafın İddialarının Özeti:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... Tic. A.Ş. ... adlı internet sitesinin tüzel kişi sahibi ve işleticisi olduğunu, müvekkili şirket sahibi bulunduğu internet sitesi üzerinden gerçekleştirdiği elektronik ticaret faaliyetleri kapsamında tüketicilere satıcı sıfatıyla doğrudan ürün ve hizmet satışı yaptığı gibi aynı zamanda aracı hizmet sağlayıcı sıfatı ile diğer üçüncü kişi tacirlere de ürünlerini tüketicilere satmaları için gerekli alt yapı ve platformu sağladığını, mal ve hizmetler satıcı firmalar tarafından internet sitesinde satışa sunulmakta ve müşterilerin talepleri doğrultusunda mesafeli satım sözleşmesi ile müşterilere satış gerçekleştirildiğini, böylece üçüncü kişi tacirlere de ... adlı internet sitesi üzerinden tüketicilerle bir araya gelmeleri adına hizmet verildiğini, müvekkili şirketin ... internet sitesinden satış faaliyeti yapılmasına aracılık ettiğini, müşterilerin ... internet sitesindeki üyelik hesaplarından oluşturulan siparişler, “...” adı verilen satıcılar tarafından mesafeli satım sözleşmeleri gereği müşterilere teslim edilmek üzere kargo aracılığıyla gönderildiğini, müşterilerden gelen ödemelerde ilgili satıcı firma hesaplarına müvekkili şirket aracılığı ile ödendiğini, davalı ... ile müvekkili şirket arasında belirsiz süreli “... Satıcı Üyelik Sözleşmesi” akdedildiğini, müvekkili şirket anılı sözleşme gereği AVM’de kiralanan “...” veya “...” mantığından hareketle ... internet sitesinden satış faaliyeti yapılmasına aracılık ettiğini, davalı müvekkili şirkete ait olan ... alan adlı internet sitesi üzerinden satış gerçekleştirildiğini, davalıya ait firmaya müvekkili şirket'e borçlu olduğundan tarafına yönelik icra takibi başlatıldığını, müvekkil şirket tarafından icra takibine konu söz konusu bedellerin tahsili amacıyla davalı aleyhine ...30. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, her ne kadar davalı tarafından borca itiraz edilmişse de davalının müvekkili şirkete herhangi bir ödeme yapmadığını, davalı tarafından ... 30. İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline ve takip tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile takibin devamına, haksız ve kötü niyetli itiraz nedeniyle takip miktarının %20’sinden az olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
(2) Davalı Tarafın Savunmalarının Özeti:Davalı cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde de belirtildiği üzere "...” adresinde ikamet ettiğini, bu nedenle Mahkemenin yetkisiz olup ... Asliye Ticaret Mahkemeleri ve İcra Müdürlüklerinin yetkili olduğunu, öncelikle davanın yetki yönünden reddi gerektiğini, dava dilekçesi ve tensip zaptı tarafına tebliğe çıkartılmış ancak ilk tebligat olmasına rağmen mernis şerhi konularak muhtara bırakıldığını, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 1271 1/2020 Tarihli ve E: 2019/2, K 2020/3 Sayılı Kararı: "Muhatabın bilinen en Son adresine çıkartılan zehligatın iade edilmesi ve adres kayıt sistemindeki yerleşim yeriadresinin bu adresten farklı olması hâlinde: adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri uadresine “Mernis adresi'' şerhi verilerek Tebligat Kanumu'nun 21/2. masldesi uyarınca doğrudan tebligat çıkartılması gerekmektedir" şeklinde olup iade edilen bir tebligat olmamasına rağmen ilk tebligata mernis şerhi verildiğini, Tebligat Kanunu ve ilgili yasal mevzuat uyarınca tarafıma çıkartılan tebligat açıkça hukuka aykırı ve usulsüz olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesinde kendi şirketinin cari hesap ekstresine dayanarak borçlu olduğunu iddia ettiğini, ancak davacı tarafa yönelik hiçbir borcum bulunmamakta olup davacı tarafın soyut iddialarını destekleyen, davacı tarafa borçlu olduğuma dair kesin ve tartışmasız nitelikle delil olmadığını, davacı tarafin dayandığı cari hesap ekstresi tamamen sistemsel olduğundan hataya ve değişiklik yapmaya açık olduğunu, bu nedenle işbu cari hesap ekstresi taraflı olarak hazırlandığından peşinen işbu ekstreyi kabul etmediğini, aradan yıllar geçmesine rağmen davacı tarafından hiçbir bildirim ve ihtarat da yapılmadığını, buna rağmen davacı tarafından işlemiş faiz talep edilmesi hukuka aykırı olup işlemiş faize ve faiz oranına, borcun her türü ferilerine da açıkça itiraz ettiklerini, iade süreçlerinden haberdar olmadığın gibi iade edildiği iddia edilen hiçbir gönderi tarafına ulaşmadığını, tarafına gönderilmeyen işbu gönderilere ilişkin davacı tarafa yönelik her türlü dava açma hakkımı da saklı tuttuğunu, eğer ortada iddia edildiği gibi bir alacak mevcut olsa bile zamanaşımına uğradığını, alacağın likit olmamasi nedeniyle icra inkar tazminatının talep edilmesi mümkün olmadığını, bu nedenle davacı tarafın taleplerinin tümüyle reddi gerektiğini, davacı tarafın hiçbir alacağı bulunmamasına rağmen kötü niyetli bir şekilde aleyhine icra takibi başlatıldığını, huzurdaki davayı ikame etmesi nedeniyle davacı tarafın asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla; huzurdaki haksız ve kötü niyetli olarak ikame edilen davanın reddedilmesine davacı tarafın asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, her türlü yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini savunmuştur.
(II) ÇEKİŞMELİ VAKIALAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER:
1-.. 30. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası,
2-... Vergi Dairesinden gelen ...'ya ait tarh dosyası ve mevcut bilgiler,
3-Tüm dosya kapsamı.
(III) DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE DEĞERLENDİRİLMESİ, SABİT GÖRÜLEN VAKIALAR, ÇIKARILAN SONUÇ VE HUKUKÎ SEBEPLER:
Davacının davası itirazın iptali davasıdır.
6102 sayılı TTK'nın 4.maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya tarafların her ikisinin de tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması, ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın TTK veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünden düzenleme olması gerekmektedir. Anılan kanunun 5.maddesinde ise, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunun şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın Asliye Ticaret Mahkemesi, tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olup, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu düzenlenmiştir.
Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce ve istinaf incelemesi aşamasında Bölge Adliye Mahkemesince re'sen incelenir. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/4. maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre, yargı çevresinde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmeyecektir.
Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir (6102 sayılı TTK m. 11/1). Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir (6102 sayılı TTK m. 11/2).
Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir (6102 sayılı TTK m. 12/1). Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır (6102 sayılı TTK m. 12/2). Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur (6102 sayılı TTK m. 12/3).
İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11 . maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır. Ancak, tacirlere özgü 20 ve 53 üncü maddeler ile Türk Medenî Kanununun 950 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü bunlara da uygulanır (6102 sayılı TTK m. 15).
5362 nolu Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu’nun 3. maddesinde Esnaf ve Sanatkâr: İster gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler, olarak tanımlanmıştır.
TTK 24 ve devamı maddelerde düzenlenen ticaret siciline ilişkin hükümler tacir sıfatını taşımanın tescile bağlı olmadığı üstelik bu sıfatı taşımanın sonucu ve gereği olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle esnaf boyutunu aşan ticari işletme işleten kimsenin ticaret siciline kaydını yaptırmamış olması, tacir olmadığını göstermediğinden esnaf sayılmasını gerektirmez (Yargıtay (kapatılan) 15. Hukuk Dairesi, 2016/5851 Esas, 2018/552 Karar)
Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1463. maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 18.06.2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21.07.2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf - tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiştir. Buna göre;
a) Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesinin 1. fıkrasının 1 ve 3 no'lu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar;
b) Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci maddede belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11/2 maddesinde öngörülen Bakanlar Kurulu (Cumhurbaşkanı) kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtildiğinden ilgili Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekecektir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4614 Esas, 2017/6953 Karar).
Davalının bağlı olduğu vergi müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabında davalının işletme hesabına göre defter tuttuğu bildirilmiş, yazı ekinde gönderilen vergi beyannamelerinde göre davalının kar ve zarar beyanının 0 ( sıfır) olduğu anlaşılmıştır.
Somut olayda; Dava, aracılık sözleşmesinden kaynaklanan alacağa ilişkin itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar TTK. Nun 16/2 maddesi uyarınca tacir olmadığı gibi uyuşmazlık mutlak ticari dava niteliğinde de değildir. Uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülüp sonuçlandırılması gerekir. (Yargıtay 20.HD 2016/3005 Esas 2016/5831 Karar)
Yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davalının tacir değil esnaf olduğu, anlaşılmakla davacının davasının Mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM/ Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
Davacının davasının Mahkememizin görevsizliği yönünden dava şartı yokluğundan REDDİNE,
Kararın kesinleşmesinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
Süresi içerisinde dosyanın gönderilmesi için mahkememize başvurulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,
HMK 331/2 maddesi gereğince yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin görevli mahkeme tarafından değrlendirilmesine,
Görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içerisinde görevli mahkemeye başvurulmadığı takdirde harç, yargılama gideri ve vekalet ücreti konusunda ek karar yazılmasına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.16/02/2024

KATİP ...
¸e-imzalıdır

HAKİM ...
¸e-imzalıdır