T.C.
İSTANBUL
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/490
KARAR NO : 2024/412
DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 05/07/2023
KARAR TARİHİ : 31/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
(I) TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
(1) Davacı Tarafın İddialarının Özeti:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil ile davalı arasında 09.09.2022 tarihli Hizmet Sözleşmesi imzalandığını, müvekkili ile davalı taraf arasında imzalanan yazılım sözleşmesinin içeriği ... Sitesi Uygulaması , Mobil Uygulama Geliştirme , Web Yönetim Ekranı ana başlıkları adı altında karşılıklı olarak imzalandığını, müvekkili 22.09.2022 tarihinde 117.000,00 TL ,02.12.2022 tarihinde 118.000,00 TL ve 06.01.2023 tarihinde 59.000,00 TL ödeme yapığını, sözleşme gereği müvekkili tarafından ... Nolu fatura ile 300.000,00 TL hizmet bedeli VE 54.000,00-TL KDV olmak üzere toplam 354.000,00-TL ödendiğini, ancak yapılan ödemeye karşılık, sözleşme gereği talep edilen ve üzerinde anlaşma sağlanan hizmet müvekkiline sunulmadığını, müvekkili tarafından yapılan ödemelere karşı davalı taraf süresinde işi bitiremediğini, müvekkiline teslim edemediğini, sözleşme hükümlerine aykırı davrandığını, müvekkili hizmetin tamamlanıp kendisine teslim edilmesi için defalarca davalı tarafı aradıklarını,mail attıklarını, whatsapp aracılığı ile mesaj gönderilmiş ise de kendisine zamanında dönüş yapılmadığını, sözleşme tarihinden bugüne kadar 9 aylık bir süre geçtiğini, müvekkili bu süre zarfında davalı tarafın çalışanları ile de görüşme sağlamaya çalıştığını, ancak kendisine henüz hizmetin tamamlanmadığını, devam edildiği söylendiğini, sürünceme de bırakıldığını, davalı taraf haksız bir kazanç sağladığını, müvekkilini oyaladığını, zarara uğrattığını, cevaben verilen ihtarnamede yine müvekkili tarafından sunucunun sağlanamadığı bu sebeple hizmetin teslim edilmediği iddia edildiğini, müvekkili davalı ile üzerinde anlaştığı hizmet sözleşmesi gereğince süresinde hizmeti alamadığı gibi 9 ay boyunca iyi niyetle davalı tarafın süreci tamamlamasını beklendiğini, ticaretle uğraşmasına ve bu hizmete ihtiyaç duymasına rağmen sürecin davalı tarafça tamamlanmasını beklendiğini, açıklanan nedenlerle takibin 354.000,00 TL. asıl alacak, 18.301,00 TL. işlemiş faiz olmak üzere toplam 372.301,31 TL. üzerinden devamına, haksız borca itiraz nedeniyle davalılar aleyhine takibe konu alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatına, müvekkili alacağına takip tarihinden itibaren en yüksek ticari avans faizi işletilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin de davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
(2) Davalı Tarafın Savunmalarının Özeti:Davalıya usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen cevap dilekçesi sunmadığı görüldü.
(II) ÇEKİŞMELİ VAKIALAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER:
1-... Vergi Dairesinden gelen ...'nın 2021 dönemi gelir vergisi beyannamesi ve vergi levhası,
2-...Vergi Dairesinden gelen ...'nın 2022 ve 2023 yıllarına ilişkin ibraz edilen yıllık gelir vergisi beyannamesi ve tarh dosyasında bulunan tüm belgeler,
3-Tüm dosya kapsamı.
(III) DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE DEĞERLENDİRİLMESİ, SABİT GÖRÜLEN VAKIALAR, ÇIKARILAN SONUÇ VE HUKUKÎ SEBEPLER:
Davacının davası itirazın iptali davasıdır.
Dava dosyası ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında verilen gönderme kararı ile Mahkememize gönderilmiştir.
Dosyaya celp edilan takip dosyasının incelenmesinde, davacı tarafından davalı aleyhine ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasında ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı tarafından süresi içinde itiraz dilekçesi sunulduğu anlaşılmıştır.
Somut olayda uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanmıştır. Anılan bu tür uyuşmazlıklar 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinde tahdidi olarak sayılan mutlak ticari davalardan değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 22/09/2008 tarih ve 2007/7851 E., 2008/10258 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere:
TTK.nın 11. madde hükmüne göre ticarethane veya fabrika (md.12) yahut ticari şekilde işletilen diğer müesseseler (md.13) ticari işletme sayılır. Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir (md.14) (6102 sayılı TTK 12.m).
Esnafın tanımı 17. maddede yapılmış ve bunların tacir olmadıkları vurgulanmıştır.
Esnafın yaptığı işin hacim ve ehemmiyeti, ticari muhasebeyi gerektirdiği ve ona ticari veya sınai bir müessese şekil ve mahiyeti verdiği taktirde bu müessesenin de ticari işletme sayılacağı 13. maddede hüküm altına alınmıştır. Bir kimsenin Vergi Usul Kanunu’na göre esnaf sayılması, TTK yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez. Ticari işletmenin, ticaret siciline kayıtlı olmaması diğer anlatımla esnaf odasına kayıtlı olması bu işletme sahibinin tacir sayılmamasını gerektirmez ve tacir olmamanın kesin bir kanıtı da değildir. Vergi mükellefi olup olmamak da tacir-esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak değerlendirilmez.
TTK.nun 17. maddesi (6102 sayılı TTK 15. madde) uyarınca, iktisadi faaliyeti, nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri esnaftır. 11/06/2002 tarih ve 24782 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulu’nun 11 numaralı Kararı’nın 2. maddesinde, imalatla iştigal etmekle beraber 5590 sayılı Ticaret ve Sanayi Odaları, Ticaret Odaları, Sanayi Odaları, Deniz Ticaret Odaları, Ticaret Borsaları ve Türkiye Ticaret, Sanayi Deniz Ticaret Odaları ve Ticaret Borsaları Birliği Kanunu'nun 3. maddesindeki “Sanayici” tanımının kapsamına girenler ile TTK'nın 17. maddesi (6102 sayılı TTK 15. madde) dışında kalanların esnaf ve sanatkar sayılmayacağı belirtilmiştir.
Diğer yandan, TTK'nın 1463. maddesinde de (6102 sayılı TTK 11/2. madde) önce 17. maddeye gönderme yapılarak 507 Sayılı Kanun hükümlerinin saklı tutulduğu belirtildikten sonra "Bakanlar Kurulu'nun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz" denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. Gerçekten, 19/02/1986 tarih ve 19024 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 25/01/1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK.nun 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. (21/07/2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 18/06/2007 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK.nun 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir.) Buna göre;
a-Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesinin 1. fıkrasının 1 ve 3 no'lu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar,
b-Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci maddede belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. ( İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 2021/82 Esas 2022/1152 Karar)
TTK' nun 4. Maddesi;
"(1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;
a) Bu Kanunda,
b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde,
c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde,
d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta,
e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde,
f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır.
(2) (Değişik: 28/2/2018-7101/61 md.) Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir; miktar veya değeri beş yüz bin Türk lirasını geçmeyen ticari davalarda basit yargılama usulü uygulanır" şeklinde düzenlenmiştir.
01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 5/1. maddesi uyarınca, ticari davalara bakmak görevi, asliye ticaret mahkemesine aittir. Ticari davalar, mutlak ve nispi ticari davalar olarak ikiye ayrılmaktadır. Nispi ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinin ilk cümlesinde tarif edilmiş olup, her iki tarafın da "ticari işletmesiyle ilgili hususlardan kaynaklanan" hukuk davalarıdır. Mutlak ticari davalar ise, tarafların tacir olup olmadıklarına ve uyuşmazlığın tarafların ticari işletmeleri ile ilgili bulunup bulunmadığına bakılmaksızın yasa gereği ticari dava sayılan uyuşmazlıklardır. TTK'nın 4/1-a ve devamı bentlerinde yazılan uyuşmazlıklar ile diğer yasalarda ticari dava olduğu belirtilen uyuşmazlıklar, mutlak ticari davalardır. (Yargıtay 20.HD 2016/3005 Esas 2016/5831 Karar)
Davacının bağlı olduğu vergi müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabında, davacının işletme hesabına göre defter tuttuğu, en son verdiği 2021 dönemi gelir vergisi beyannamesine göre 22.155,97 TL zarar beyan ettiği anlaşılmıştır.
Yapılan yargılama, toplanan deliller, ve tüm dosya kapsamına göre, davacının tacir sıfatını haiz olmadığı, taraflar arasındaki davanın mutlak ticari davalar arasında da bulunmadığı anlaşılmakla davacının davasının Mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM/ Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacının davasının Mahkememizin görevsizliği nedeniyle REDDİNE,
2-Kararın kesinleşmesi tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın yetkili ve görevli ... ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
3-HMK 20. maddesi gereği süresi içinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,
4-HMK 331/2 maddesi gereğince yargılama gideri, harç ve vekalet ücretlerinin görevli mahkeme tarafından değerlendirilmesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 31/05/2024
KATİP
¸e-imzalıdır
HAKİM
¸e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!