T.C.
İSTANBUL
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/410
KARAR NO : 2024/499
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 14/06/2023
KARAR TARİHİ : 28/06/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
(I) TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
(1) Davacı Tarafın İddialarının Özeti:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkili şirkete akü vb elektronik malzemeler sipariş verdiğini, siparişlerin yerine getirilerek 14.12.2022 tarihinde 185.216,62 TL, 29.12.2022 tarihinde 4.692,55 TL, 31.12.2022 tarihinde 90.368,55 TL ve 48.019,17 TL, 15.02.2023 tarihinde 69.615,05 TL, 22.02.2023 tarihinde 20.750,41 TL, 13.03.2023 tarihinde 21.523,20 TL faturalar düzenlendiğini, fatura bedellerinin ödenmediğini, takip tarihi itibariyle 404.935,01 TL borcu bulunduğunu, bedelin ödenmemesi nedeniyle icra takibi başlatıldığını fakat davalının takibe kötü niyetli itiraz ettiğini, anılan nedenlerle itirazın iptali ile takibin devamını, davalının 9020'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
(2) Davalı Tarafın Savunmalarının Özeti:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının ürünleri teslim etmesinden sonra mevcut faturalarla birlikte ilgili dönemdeki siparişleri için toplamda 809.140,00 TL ödeme yaptığını, ödemelerin 89.140 TL'sinin 07.03.2023 tarihinde davacının pos cihazından çekildiğini, geri kalan kısmının davacının ... nolu hesabına gönderildiğini, taraflar arsında cari hesap ilişkisi bulunmadığını, faturaların delil olabilmesi için ürünlerin eksiksiz olarak teslim edildiğinin ispat edilmesi gerektiğini ileri sürerek davanın reddini, haksız ve kötü niyetli davacının takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini savunmuştur.
(II) ÇEKİŞMELİ VAKIALAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER:
1-... Vergi Dairesinden gelen ... Ticaret Limited Şirketinin BA/BS formları,
2-... Vergi Dairesinden gelen ...Limited Şirketinin BA/BS formları,
3-... 37. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası,
4-Bilirkişi raporu,
5-Tüm dosya kapsamı.
(III) DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE DEĞERLENDİRİLMESİ, SABİT GÖRÜLEN VAKIALAR, ÇIKARILAN SONUÇ VE HUKUKÎ SEBEPLER:
Davacının davası itirazın iptali davasıdır.
Davaya dayanak icra takip dosyası celp edilerek dosya arasına alınmıştır.
Celp edilen takip dosyasının incelenmesinde, davacı tarafından davalı aleyhine ... 37.İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı dosyasında davalı adına tanzim edilen faturalara dayanmıştır.
Tarafların bağlı oldukları vergi müdürlüklerinden BA BS formları celp edilmiş ve tarafların ticari defterleri incelenmek suretiyle mali müşavir bilirkişisinden uyuşmazlığa ilişkin rapor alınmıştır.
Dosyaya ibraz edilen 26.02.2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; taraflar arasındaki uyuşmazlığın borcu oluşturan ürünlerin teslim edilip edilmediği, borcun hangi para cinsinden kararlaştırıldığı ve buna göre davalının borcu oluşup oluşmadığı, oluşmakta ise miktarı noktasında toplandığı, taraflar arasında akdedilen sözleşme bulunmadığı ancak davacının 2022 yılına kadar TL para birimi, 2022 yılından itibaren ise Usd döviz cinsi üzerinden fatura düzenlediği, fatura
üzerlerinde usd para birimine yer verildiği, davalının ilgili faturaları mevcut haliyle benimseyerek ticari defterlerine kaydettiği, mevcut uygulamadaki duruma göre taraflar arasında Usd para birimi türünden satım sözleşmesi kurulduğu sonucuna gidildiği, davacının 14.12.2022 ile 13.03.2023 tarihleri arası dönemde 5 adet karşılığı toplamda 301.797,83 TL tutarlı akü satışına dair satış faturası düzenlediği, düzenlenme tarihi itibariyle faturaların Gelir İdaresi Başkanlığının e-fatura sistemi üzerinden davalıya teslim edildiği, buna ilişkin davacının takiple kısmi olarak 266.547,28 TL tutarla alacak talebinde bulunduğu, davalının 24.06.2023 tarihinde düzenlediği iade faturasına konu ürünlerin davacının 14.12.2022 ile 13.03.2023 tarihleri arası dönemde düzenlediği satış faturalarının yanısıra 2022 yılından önceki tarihlerde düzenlenen satış faturalarına istinaden düzenlediğinin tespit edildiği, iade faturasının 8 günlük süre içerisinde davacı tarafından noter aracılığıyla reddedildiği, iade faturasına konu ürünlerin davacı tarafından teslim alındığını içerir teslim tutanağının dosyada mübrez olduğu, tutanakta yer alan ismin davacı ile olaa bağının dosya kapsamından tespit edilemediği, esasen davacının davalıya gönderdiği noter ihtarnamesi ile iade faturasına konu ürünlerin kendilerine teslim edilmediği hususunun belirtildiği, davacının 2022 yılından önce düzenlediği satış faturalarında TL birim fiyatın yer aldığı ancak davalının düzenlediği iade faturalarında Usd birim fiyatların bulunduğu, davalı iade faturasının tarihinin 8 günlük süreyi aşar şekilde tanzim edilmesi ve fatura içeriğinde yer alan birim fiyatların davacının düzenlediği satış faturalarında yer alan birim fiyatlardan farklı olması nedeniyle üçüncü maddede yer alan davalı tarafından düzenlenen iade faturasının geçerlilik şartını taşımadığı sonucuna gidildiği ancak hususla ilgili nihai değerlendirmenin Mahkememizin takdirinde olduğu, davacının 31.12.2022 tarihinde faturasını düzenleyerek takibe konu ettiği 31.12.2022 tarih ... sıra numaralı fiyat farkını oluşturan 48.019,17 TL tutarlı alacak istemine iştirak edildiği, tarafların birbirleri adına düzenledikleri faturalarda döviz tutarı ile ilgili gündeki döviz satış kurunun belirtilmesi, tarafların faturaları mevcut halleriyle benimseyerek ticari defterlerine kaydetmesi nedenleriyle ticarete konu satım sözleşmesinin döviz cinsinden kurulduğu sonucuna gidildiği, buna göre satış fatura tarihi ile fatura tarihine en yakın ödeme gününde gerçekleşen kur değerlerinin karşılaştırılması neticesinde, davacının takibe konu ettiği kur farkı talebinin 87.343,14 TL hesaplandığı 14.04.2023 takip tarihi itibariyle davalıdan istenebilir toplam tutarın 401.909,59 TL olacağı, takip tarihinden önce davalının temerrüde düşürüldüğüne dair dosyaya herhangi bir belge sunulmadığı bildirilmiştir.
Usulüne uygun tebliğ edilen bilirkişi raporuna karşı davalı tarafından itiraz edilmemiştir.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 08/02/2016 tarihli 2015/4521 E. 2016/549 K. sayılı ilamı; "...Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir.." şeklindedir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 10/02/2016 tarihli 2015/4576 E. 2016/621 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 08/02/2016 tarihli 2015/5485 E. 2016/550 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 09/12/2015 tarihli 2015/2467 E. 2015/7975 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 11/01/2016 tarihli 2015/4473 E. 2016/19 K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir.(İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi 2020/625 Esas 2022/262 Karar)
Ayrıca HMK’nın 281. maddesi ile yargılamanın taraflarına rapora itiraz etme hakkı tanınmış olup, bu hakkın kullanılmaması durumunda, usuli kazanılmış hak oluşup oluşmayacağının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bir davada, mahkemenin veya tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan birinin lehine, diğeri aleyhine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakka, usule ilişkin kazanılmış hak denir. Usuli kazanılmış hak kavramı, usul hukukunun temel prensiplerinden olup, HUMK ve HMK'da bu yönde bir düzenleme bulunmamakla birlikte gerek doktrinde gerek uygulamada kabul edilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2018/10(21)-94 esas, 2021/111 karar sayılı ilamında usuli kazanılmış hakkın, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirildiği, öğretide kabul gördüğü ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline geldiği belirtilmiş ve bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hak olarak tanımlanmıştır. Ancak usuli kazanılmış hak ilkesinin de istisnaları bulunmaktadır. Geriye etkili kanun değişikliği, görev kuralına aykırılık, sonradan ortaya çıkan içtihadı birleştirme kararı, hak düşürücü süre, kamu düzeni gibi hususlar kazanılmış hak kuralının istisnalarındandır. Diğer bir istisna da açık maddi hatadır. Açık maddi hayata düşülmesi halinde de usuli kazanılmış haktan söz edilemez.
Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; taraflar, mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine, diğeri aleyhine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir.
Bu kapsamda HMK’nın 281. maddesi hükmü değerlendirildiğinde; bir tarafın bilirkişi raporuna itiraz etmemesi ile bilirkişi raporuna itiraz eden taraf lehine usulî kazanılmış hak doğacaktır. Başka bir anlatımla; bir taraf bilirkişi raporuna itiraz etmez, diğerinin itirazı veya mahkemenin kendiliğinden gerekli görmesi üzerine yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılır veya aynı bilirkişiden ek rapor alınır ve ikinci bilirkişi raporu veya ek rapor, birinci rapora itiraz edenin daha da aleyhine olursa, ilk rapora itiraz etmeyen taraf bakımından ilk bilirkişi raporu kesinleştiğinden ve bununla itiraz eden taraf lehine usulî kazanılmış hak doğduğundan, mahkemenin ilk bilirkişi raporuna göre karar vermesi gerekir. (KURU, Baki, Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s. 2753).
Doktrinde, bilirkişi raporuna itiraz edilmemesinin usuli kazanılmış hak oluşturmayacağını savunan görüşler de mevcuttur. Alihocagil (2018)’de; Umar (2014) ve Toraman vd. (2017) na dayandırdığı açıklamasında; “Doktrinde, bilirkişi raporunun herhalükarda serbestçe değerlendirilmesi gerektiği ve bu sebeple rapora karşı itiraz edilmemesi veya başka bir fiil sonucu usuli kazanılmış hakkın doğumundan bahsedilmesinin doğru olmayacağının savunulduğu da görülmektedir” demektedir. (ALİHOCALIGİL, Ö., B., Medeni Usul Hukukunda Bilirkişi Raporunun Hazırlanması ve Bilirkişi Raporuna İtiraz, Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, XXII, 2018, s.547-588) Bu görüş temelini, HMK’nın 282. maddesindeki; “ Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir” düzenlemesine dayandırmaktadır. Bu düzenleme gereği, hakim raporu diğer deliller ile birlikte serbestçe değerlendireceğinden rapora itiraz edilmese bile usuli kazanılmış hak doğmayacağı savunulmaktadır. Hakim, raporu değerlendirerek yeni rapor ya da ek rapor alınmasına karar verebilecek ve yeni alınan rapora göre karar verebilecektir.
Fakat Yargıtayın yerleşik içtihatlarında; HMK’nın 281. maddesi ve 282. maddesi ayrı ayrı değerlendirilmektedir. Bu durumda; hakimin HMK’nın 282. maddesi uyarınca, raporu diğer deliller ile birlikte serbestçe değerlendireceği ama bilirkişi raporuna itiraz edilmemesi halinde ikinci bilirkişi raporu veya ek rapor, birinci rapora itiraz edenin daha da aleyhine olursa, ilk rapora itiraz etmeyen taraf bakımından HMK’nın 281. maddesi gereği ilk bilirkişi raporu kesinleştiğinden itiraz eden taraf lehine usulî kazanılmış hak doğduğu kabul edilmektedir. Ayrıca aleyhe olan hususların kabul edilmediği beyan edilse bile itiraz nedenleri gösterilerek ek ya da yeni rapor alınmasının talep edilmediği ve rapora göre karar verilmesinin talep edildiği durumlarda da usuli kazanılmış hakkın ortaya çıktığı benimsenmiştir. (Emsal, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 18.02.2021 tarih, 2018/10(21)-94 esas, 2021/111 karar sayılı ilamı, kapatılan Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 13.09.2017 tarih, 2016/14455 esas , 2017/7655 karar sayılı ilamı)
Yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından davalı adına tanzim edilen faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı tarafından bir kısım fatura alacağı için tanzim edilen iade faturasının 8 günlük yasal süresinden sonra düzenlendiği, ayrıca iade faturalarının davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı gibi davacı tarafından iade faturasına süresi içinde itiraz edildiği, davalının iade faturasına konu malları davacıya iade ettiğini usulüne uygun ispatlayamadığı, Mahkememizce uyuşmazlığa ilişkin alınan bilirkişi raporunun davalı vekiline usulüne uygun tebliğ edilmesine rağmen bilirkişi raporuna davalı tarafça da itiraz edilmediği, bu nedenle bilirkişi raporunda tespit edilen hususlar yönünden davacı lehine usulü kazanılmış hak doğduğu, takip tarihinden önce icra takibine konu faturalar yönünden davalının temerrüde düşürüldüğüne dair dosyaya herhangi bir belge ibraz edilmediği anlaşılmakla davacının davasının kısmen kabulüne, kabul edilen asıl alacağa yönelik itiraz haksız ve alacak likit olduğundan asıl alacağın % 20'sine karşılık gelen icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM/ Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
Davacının davasının KISMEN KABULÜNE,
1-Davalının ... 37. İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyasına vaki itirazının 401.909,59 TL yönünden iptaline,
2-Fazlaya ilişkin talebin reddine,
3-Alacak likit ve itiraz haksız olduğundan asıl alacağın %20'sine karşılık gelen 80.381,90 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 27.454,44 TL nispi karar harcından, peşin yatırılan 5.032,93 TL harcın mahsubu ile noksan kalan 22.421,51 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
Davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 62.267,34 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 14.809,31 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
Davacı tarafından yapılan toplam 3.110,00 TL yargılama giderinden davanın kabul red miktar ve oranı göz önüne alınarak hesaplanan 2.999,47 TL yargılama gideri ile 5.032,93 TL peşin harç ve 179,90 TL başvuru harcı toplamı 8.212,30 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ret miktar ve oranı göz önüne alınarak kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 1.273,08 TL'nin davalıdan, ret edilen miktar üzerinden hesaplanan 46,92 TL'nin ise davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, tahsilat ve gereği için Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünce ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına,
Davacı tarafından yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde davacıya iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 28/06/2024
KATİP
¸e-imzalıdır
HAKİM
¸e-imzalıdır
Harç/ Masraf Dökümü
Peşin Harç : 5.032,93 TL
Karar Harcı : 27.454,44 TL
Noksan Harç : 22.421,51 TL
Davacı Gider Avansı
Yatırılan Avans : 3.420,00 TL
Davalı Gider Avansı
Yatırılan Avans : 00,00 TL
Yargılama Gideri Detayları
Bilirkişi Ücreti : 3.000,00 TL
Posta Giderleri : 110,00 TL
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!