WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 16 Haziran 2026

İSTANBUL 1. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/370 Esas
KARAR NO : 2024/106

DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 30/05/2023
KARAR TARİHİ : 20/02/2024

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... Şirketi'nin , mali sorumluluk sigorta poliçesi ile diğer davalı ...Tic. Ltd. Şti' ni kendi bünyesinde sigorta kapsamına aldığını, ... Tic. Ltd. Şti'nin çalışanı ... isimli şahıs tarafından kullanılan ve ... AŞ. adına kayıtlı ... plaka numaralı aracın, 05/08/2022 tarihinde kusurlu şekilde müvekkiline ait araca çarpması sonucu müvekkilin ... plakalı aracında hasar ve değer kaybı meydana geldiğini, müvekkilinin aracının hasar gören kapısının değiştirildiğini ancak uğranan değer kaybının tamamen giderilmediğini, ayrıca hasar gören kapının yurtdışından getirilip montajının 1 hafta sürmesi sebebiyle müvekkilinin bir hafta araçsız kaldığından suretle bu süre zarfında yaşadığı araçsızlık sebebiyle de davalı tarafça tazminat ödenmesi gerektiğini, davalı ... tarafından diğer davalı ... Tic. Ltd. Şti lehine tanzim edilen mali sorumluluk sigorta poliçesi, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun ilgili hükümleri ile Yargıtay'ın ilgili içtihatları uyarınca; söz konusu kazadan sonra müvekkile ait araçta meydana gelen değer kaybı zararının davalılar tarafından tazmini gerektiğini, işbu hususta taraflarınca davalı ...'ya ilk başvurunun 22/09/2022 tarihinde gerçekleştirildiğini ancak "verilen plakaya ait sigorta bulunmaması gerekçesiyle hasar dosyası açılamadığını, bunun üzerine ikinci başvurunun 12/10/2022 tarihinde yapıldığını, ikinci taleplerinin de "...'da hasar tarihini kapsayan trafik poliçesi bulunmadığı" gerekçesiyle yine sonuçsuz kaldığını, üçüncü ve son olarak yine davalı ...'ya 28/10/2022 tarihinde başvuru yapıldığını, "ne müvekkilinin aracı olan ... plakalı aracın, ne de müvekkilin aracına çarpan ... plakalı aracın davalı ...'nın sigortalısı olmadığı, poliçesi bulunmadığı, müvekkilin aracına zarar veren ... Tic. Ltd. Şti'nin mali sorumluluk sigortasının ... tarafından sağlandığı, dolayısıyla oluşan araç değer kaybının sigorta şirketi tarafından karşılanması gerektiğinin bildirildiğini, davalı ...'ya yapılan yazılı başvuruların sonuçsuz kalması doyasıyla dava şartı olan arabuluculuk sürecinin taraflarınca başlatılarak davalılar ..., ... ve ...plaka no.lu araç sahibi ... ile yapılan arabuluculuk görüşmesi sonuçsuz kalarak anlaşamadıklarını, arabuluculuk sürecinin olumsuz sonuçlanmasına rağmen ... tarafından müvekkiline 9.500,00-TL ödeme yapılmış olsa da, yapılan ödemenin hangi değerlendirmeye göre tespit edildiğini anlayamadıklarını, fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak kaydıyla, müvekkiline ait araçta meydana gelen değer kaybı bedelinin (HMK. m. 107 gereği şimdilik 100-TL olarak) olay tarihinden itibaren işleyecek bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiz ile birlikte davalılardan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin hizmet nedeni ile meydana gelen sorumluluğu gereği araçta meydana gelen zararları karşılamış bulunduğunu, araçta meydana gelen değer kaybının ise doğrudan zarar veren tarafından karşılanması gerektiğini, müvekkili şirket ile davacı arasındaki hukuki ilişkinin hizmet sözleşmesinden kaynaklı olup, bu hizmet ile müvekkili şirketin çalışanı tarafından davacının aracının hasara uğradığını, bu haliyle görevli mahkemenin Tüketici Mahkemeleri olup, dosyanın görevli Mahkeme olan Tüketici Mahkemelerine gönderilmesini, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket nezdinde 18/03/2022-18/03/2023 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ... numaralı Akişyeri Paket Sigorta Poliçesi tanzim edildiğini, müvekkilinin poliçeye ilişkin sorumluluğunun, 900.000 TL ile sınırlı olduğunu, dava konusu hasarın özellikleri itibarıyla poliçede belirtilen riziko adresi ve faaliyet konusu ile bağdaşmadığını, ayrıca hasarın, değer kaybı zararı olması nedeniyle dolaylı zarar kalemi olarak teminat dışında kaldığını , poliçede dolaylı zararlar ve netice zararlarının teminat dışı kabul edildiğini, Otopark Sorumluluk ve Vale Park özel şartları dahilinde incelenmesi, poliçede belirtilen özel şartları sağlayacak belgelerin ibrazı ile mümkün olacağını, olayın, Otopark Sorumluluk ve Vale Park özel şartları dahilinde incelenmesi halinde ilgili teminat dahilindeki özel şart ve muafiyet düzenlemelerinin dikkate alınmasını belirterek davanın esastan reddine, davanın reddi talebinin kabul edilmemesi halinde; hukuka uygun şekilde yapılacak inceleme sonucunda sorumluluğun poliçe limitleri, teminatları ve özel şartları dahilinde belirlenmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı yana yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
KANAAT VE GEREKÇE
Dava konusu uyuşmazlık, davacı tarafından davalılardan ... poliçesi ile teminat altına alınan ... Tic. Ltd. Şti.'ye bağlı çalışan görevlinin, diğer davalı ...'e ait ... plaka sayılı aracı kullanırken kusuru ile sebep olduğu kaza nedeniyle... plaka sayılı araçta meydana gelen değer kaybı zararının tazmini istemine ilişkindir.
28/11/2013 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan ve 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun (TKHK) 2. maddesinde kanunun kapsamı “Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Kanun'un “tanımlar” başlıklı 3. maddesinin (ı) bendinde sağlayıcı "kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan ya da hizmet sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişi", (k) bendinde tüketici "ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi", (l) bendinde ise tüketici işlemi “mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder” biçiminde tanımlanmıştır.
6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanun'un 83. maddesinde de taraflardan birinin tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanun'un görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir.
Bir hukuki işlemin sadece 6502 sayılı kanunda düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Uyuşmazlığın 6502 sayılı Kanun kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin "tüketici" diğer tarafın "satıcı/sağlayıcı/hizmet sunan" olması gerekir.
Öte yandan, 6102 sayılı TTK m. 4 hükmünde, bir davanın ticarî dava niteliğinde olup olmadığının tespiti bakımından üç ayrı kıstas kabul edilmiştir:
(i) Bunlardan ilki, tarafların sıfatına ve işin ticarî işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ve başka hiçbir şart aranmaksızın TTK veya diğer kanunlarda ticarî sayılan davalardır (mutlak ticarî davalar). Mutlak ticarî davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya sebebin davanın ticarî niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalardan olup; TTK m. 4(1) hükmünde (a) ilâ (f) bentlerinde sayılmıştır.
(ii) İkincisi ise, yalnızca bir ticarî işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalardır. TTK m. 4(1)-son cümle hükmü uyarınca ikinci grup ticarî davalar, yalnızca bir tarafın ticarî işletmesini ilgilendiren havale, vedia (saklama) sözleşmesi ile fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalardır. Bu nevi davaların ticarî nitelikte sayılması için yalnızca bir tarafın ticarî işletmesiyle ilgili olması TTK’da gerekli ve yeterli görülmüştür.
(iii) Üçüncü grup ise, nispî ticarî davalar olup, TTK m. 4(1) hükmü uyarınca her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticarî dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticarî iş niteliğinde olması veya ticarî iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticarî sayılması davanın ticarî dava olması için yeterli değildir. TTK m. 19/2 hükmü uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş niteliğindeki bir sözleşmenin diğer taraf için de ticarî sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira TTK, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı “ticarî iş” esasına göre değil, “ticarî işletme” esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticarî nitelikte olması tek başına davayı ticarî dava haline getirmez.
Somut olaya dönüldüğünde, davacı ile davalılar arasındaki hukuki ilişkinin hizmet sözleşmesinden kaynaklı olup, dava konusu hasar gören aracın hususi araç niteliğinde bulunduğu, taraflar arasında akdi bir ilişki olup, davalının sorumluluğunun kaynağının bu sözleşme olduğu ve yargılamada bu sözleşme esas alınarak davalının sorumluluğunun belirleneceği, dikkate alınarak, uyuşmazlığın 6502 sayılı yasa hükümleri uyarınca Tüketici Mahkemesinde sonuçlandırılması gerekir.
Yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamın göre, davaya konu aracın hususi olduğu ve ticari araç kapsamında olmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu mutlak ya da nisbi ticari dava niteliğinde olmadığından HMK 114/1-c ve HMK 115/2 madde hükümleri uyarınca mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine, karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Gerekçesi ekli kararda açıklanacağı üzere;
1-HMK 114/1-c ve HMK 115/2 madde hükümleri uyarınca mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın USULDEN REDDİNE, görevli mahkemenin İSTANBUL TÜKETİCİ HUKUK MAHKEMESİ olduğunun tespitine,
2-Kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içinde talep halinde dosyanın görevli İSTANBUL TÜKETİCİ HUKUK MAHKEMESİ'NE GÖNDERİLMESİNE,
3-Kararın kesinleşmesinden itibaren iki haftalık süre içinde görevli mahkemeye gönderme talebinde bulunulmaması durumunda HMK. 20. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine,
4-6100 sayılı HMK. 331/2. maddesi uyarınca harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK'nun 341/1 vd. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine istinaf dilekçesi sunulmak ve istinaf başvurma ve karar harcı ile istinaf gider avansı yatırılmak suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenmesi için tarafların istinaf kanun yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 20/02/2024

Katip

Hakim