T.C.
İSTANBUL
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/759
KARAR NO : 2024/487
DAVA : Bayilik Sözleşmesi ve Cari Hesap Sözleşmesi Kaynaklı Alacak
DAVA TARİHİ : 05/10/2022
KARAR TARİHİ : 27/06/2024
Mahkememizde görülmekte olan Bayilik Sözleşmesi ve Cari Hesap Sözleşmesi Kaynaklı Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacı vekili dava dilekçesinde davalı ... Limited Şirketi ile müvekkili şirket arasında akdedilen 19.10.2016 tarihli "... Marka Münhasır Bayilik Sözleşmesi"ne istinaden davalı şirket müvekkile ait ... markasının yetkili bayii olarak faaliyet gösterdiğini, davalı şirket ile imzalanan bayilik sözleşmesine istinaden, davalı şirkete bayiliğini yapmış olduğu ... markasına ilişkin ürünlerin teslim edildiğini, teslim edilen ürün bedellerinin ödenmesine ilişkin hak ve yükümlülükler ise yine taraflar arasında düzenlenen 19.10.2016 tarihli "Genel Kredi-Cari Hesap ve Muacceliyet Sözleşmesi" ile düzenlendiğini, davalı şirket, aldığı ve alacağı emtia karşılığında gerek senetlerle, gerek çeklerle veya alacaklarının müvekkili şirket tarafından temlik alınması sureti ile oluşan borçlarının teminatını teşkil etmek üzere diğer davalıların maliki olduğu taşınmazlar üzerine müvekkili şirket lehine ipotek tesis ettirildiğini, davalı şirket tarafından nihai tüketicilere satıldığını, satım bedeli tahsil edildiğini, ancak buna rağmen nihai tüketicilere teslim edilmediğini, davalı şirketin talebi üzerine müvekkili şirket tarafından nihai tüketicilere teslim edildiğini, söz konusu ürünlere ilişkin bedellerin 12.02.2018 tarihli talepnameye dayanılarak davalı şirketin cari hesabına işlendiğini, ancak davalı şirket müvekkili şirketten satın almış olduğu ürün bedellerini ve bu ürün bedellerine ilişkin olarak müvekkili şirkete vermiş olduğu senetleri vadesinde ödemediğini, bu ürün bedellerine ilişkin olarak vermiş olduğu senetleri de vadesinde ödemediğini, davalı şirketin cari hesap borcu 02.04.2018 tarihi ile 2.520.603,12-TL olduğunu, müvekkili şirket banka teminat mektuplarının mahsubundan sonra kalan bakiye 2.325.603,12-TL alacağının tahsili için davalı şirkete ... 27. Noterliğinin ... tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesini gönderdiğini, konu ihtarname ile davalı şirkete cari hesap bakiyesinin 3 gün içerisinde ödenmesi aksi halde borcun teminatı olan ipoteklerin nakde çevrilmesi sureti ile alacağın tahsil edileceği ihtar edildiğini, ihtarnamenin davalı şirkete tebliğ edilemediğini, taraflar arasında imzalanan 19.10.2016 tarihli ... Marka Münhasır Bayilik Sözleşmesinin "Tebligat" başlıklı 10.7 maddesinde davalı şirket sözleşmede yazılı bulunan adreslerinin aynı zamanda tebligata elverişli adresleri olduğunu, bu adrese yönlendirilen tebligatın -bila tebliğ dönmüş olsa- kendilerine yapılmış sayılacağını kabul ve taahhüt ettiğini, dolayısı ile gönderilen ihtarnamenin davalı şirkete tebliğ edilmiş olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, davalı şirket ... 27. Noterliğinin ... tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile 24.04.2018 tarihinde mütemerrit hale geldiğini, vadesinde ödenmeyen 1.546.421,33-TL tutarındaki senet alacağının tahsili için almış olduğu ihtiyati haciz kararına istinaden ... 21. İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ile takibe başlandığını, ancak söz konusu dosyada borçlu şirkete ait herhangi bir malvarlığına rastlanamadığını, daha sonra müvekkili tarafından davalı şirketin borçlarına istinaden teminat olarak verilmiş ipoteklerin nakde çevrilmesi amacı ile ... 10. İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile icra takibine başlandığını, ancak söz konusu takip İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesinin 2019/2267 E., 2020/920 K sayılı ilamı ile iptal edildiğini, anılan karar Yargıtay incelemesi neticesinde kesinleştiğini, davalıların ... 10. İcra Müdürlüğünün... E. sayılı dosyasına itiraz etmeleri nedeni ile aleyhlerine ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. Sayılı dosyası ile itirazın iptali davası ikame edildiğini, dava sürecinde dava konusu icra takibinin iptal edilmesi nedeni ile davanın ıslah edildiğini ve alacak davasına çevrildiğini, konu dava arabuluculuk sürecine başvurulmamış olunması nedeni ile haksız ve hukuka aykırı olarak usulden reddedildiğini, daha fazla zaman ve hak kaybına neden olunmaması amacı ile ilgili karara itiraz edilmemiş ve kararın kesinleştiğini, müvekkil şirketin alacağı ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. Sayılı dosyasında yapılan bilirkişi incelemesi ile de tespit edildiğini, bilirkişi raporuna davalılar tarafından süresi içerisinde itiraz edilmediğini raporun kesinleştiğini ve müvekkili lehine usuli kazanılmış hak teşkil ettiğini, taraflar arasında akdedilen “Genel Kredi-Cari Hesap ve Muacceliyet Sözleşmesi”nin 2. Maddesi Maddesinde müvekkil şirketin alacaklının muaccel alacaklarına aylık %5 (yıllık %60) faiz uygulayabileceği hususunun açıkça düzenlendiğini, temerrüt tarihinden sonra davalı şirketten borcuna istinaden 07.02.2022 tarihinde 10.000-TL, 03.03.2022 tarihinde 10.000-TL, 08.04.2022 tarihinde 10.000-TL ve 12.05.2022 tarihinde 10.000-TL olmak üzere toplam 40.000-TL tahsil edildiğini, bu tutar TBK 100. Maddesi gereğince davalı şirketin faiz borcundan mahsup edildiğini, yapılan ödemeler de dikkate alındığında temerrüt tarihinden dava tarihine kadar 6.332.553,85-TL faiz işlediğini, yargılama sonucunda alacağın tespit edilmesi halinde diğer davalılara ait taşınmazların paraya çevrilmesi söz konusu olduğundan davalılar arasında mecburi dava arkadaşlığının bulunduğunu, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; davanın kabulü ile müvekkili şirketin davalı şirketten temerrüt tarihi itibari ile toplam 2.325.603,12-TL alacaklı olduğunun tespiti ile iş bu alacağın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yıllık %60 temerrüt faizi ile tahsiline, mecburi dava arkadaşı olan diğer davalılar, ...,..., ... ve ...'ın, davalı şirketin borçlarının teminatı olarak malik oldukları taşınmazlar üzerine müvekkili lehine tesis ettirdikleri ipotek teminatları nedeniyle ipotek limitleri ile sınırlı olmak üzere maliki oldukları taşınmazlar ile sorumlu olduklarının tespitine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, Davalılar vekili 13/12/2022 tarihli beyan dilekçesi ile dava dilekçesinde ileri sürüldüğü gibi taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi ...Tic Ltd Şti ile davacı ... tic A.ş arasında yapıldığını, dava dilekçesinde ileri sürüldüğü gibi davacı şirket tarafından kaynaklanan bazı nedenlerle bayilik sözleşmesi taraflar arasında feshedildiğini, fesih tarihi itibari ile müvekkili şirketin borcundan dolayı taraflar arasındaki Cari Hesap yapıldığını, o tarih itibari ile müvekkilinin bütün borcuna karşılık olarak 2.400.000,00 TL'lik bonoları davacı şirkete verdiğini ve taraflar arasındaki alacak/borç ilişkisi bu şekilde tanzim edildiğini, bunun üzerine müvekkili şirket ödemede güçlük çektiği için aleyhine 09.04.2018 tarihinde ... 21 İcra Dairesinin... E. sayılı takibi ile kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlatıldığını, 19.04.2018 tarihinde ... 10. İcra Dairesinin ... E. sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla aynı alacak için mükerrer icra takibi başlatıldığını, mükerrer takip için yaptığı itiraz üzerine ... 4. İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas... Karar İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesinin 2019/2267E. 2020/920K. Sayılı ilamı ile iptal edildiğini, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2020/6109 E.2021/1963K. sayılı ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takibin iptali kararının onandığını ve kesinleştiğini, taraflar arasındaki alacak borç ilişkisi kambiyo senedine çevrilmek yolu ile yenilendiğini, ipoteğe bağlı alacak/borç ilişkisi ortadan kalktığını, ortada kesinleşmiş bir mahkeme kararı olmasına rağmen ipoteğe bağlı alacak ile ilgili olarak alacak/borç ilişkisi ortadan kalmış olmasına rağmen "alacağın tespiti ve tahsili" ile ilgili hukuki nedenle bağlı olarak açılan hiçbir dava kesinleşmiş bir mahkeme kararı karşısında hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, bayilik sözleşmesi ve buna dayalı olarak cari hesap alacak/borç ilişkisi davacı şirket ile ...Şti ile yapılmış olduğunu, diğer davalıların aleyhine açılan davadan dolayı husumet itirazında bulunduklarını, bu borçtan dolayı sorumluluklarının olmadığını, dava dilekçesinde ... 27. Noterliği'nin ... tarih ve ... Yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalı şirketin sözleşmede yazılı adresine ihtarname gönderildiği, ihtarnamenin bila tebliğ ile iade edildiği belirtilerek 6.332.553,85TL faiz işlediğinin belirtildiğini, müvekkili şirket ticaret sicilinde kayıtlı bir şirket olduğunu, sözleşmede belirtilen adresten tahliye edildiğinin sabit olduğunu, tebligatın iade edildiğini, bu duruma göre ticaret sicilinden şirket adresi tespit edilip Tebligat Kanunu 35. Maddesine göre tebligat yapılarak mütemerrüd duruma düşürülmesinin söz konusu olacağını, bu yasal gerekliliğin yerine getirilmediğini, müvekkili şirketin temerrüde düşmediğini, bu nedenle, faiz talebine de itiraz ettiklerini, geçersiz bir davada verilen bilirkişi raporu için davacı lehine usuli kazanılmış hak teşkil etmesi iddiasının da hukuki dayanağı olmadığını, taraflar arasındaki borç alacak ilişkisi konusunda ... Mahkemesinin...E. Sayılı dosyasının bilirkişi ek raporunda da şirketin borcu 696.764,66TL olarak hesaplandığını, bu nedenlerle gerek davanın esası gerekse husumet açısından davanın reddine, mahkeme masrafları ve ücreti vekaletin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde
Dava, bayilik sözleşmesi çerçevesinde davalıya teslim edilen ürün bedellerinin tahsili istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık, davacı ile davalı ... Limited Şirketi arasında akdedilen bayilik sözleşmesi kapsamında davacının davalı şirkete teslim edilen ürünler nedeniyle cari hesaptan kaynaklı alacağının bulunup bulunmadığı, varsa dava tarihi itibari ile davacının davalı şirketten cari hesaptan kaynaklı alacak miktarı, davalı şirketin temerrüt tarihinin hangi tarih olduğu konularında toplanmıştır.
Mahkememizin 27/04/2023 tarihli duruşmasında alınan 3 nolu ara karar ile davalı gerçek kişiler ..., ..., ...ve ... yönünden yalnız tespit davası ikame edildiği, davalıların ipotek limiti ile sınırlı sorumlu olduklarının tespitinin talep edildiği anlaşılmakla davalı gerçek kişiler yönünden davanın tefrikine,mahkememizin başka bir esasına kaydedilmesine karar verilmiş, tefrik edilen davalılar yönünden davacının tespit talebinde hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle ...Esas ... K. sayılı kararla davanın reddine karar verilmiş ve kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.
Davacının davalı şirketten dava tarihi itibari ile cari hesaptan ve bayilik sözleşmesinden kaynaklı alacağının bulunup bulunmadığı, davacı alacağının davalı defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, varsa taraf defterlerindeki mutabakatsızlık sebepleri, dayanaklarının neler olduğu konusunda davacı ve davalının 2016, 2017, 2018, 2019, 2020, 2021, 2022 ve 2023 yıllarına ait ticari defterlerinin incelenmesi için dosya mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmiş, taraf ticari defter ve belgeleri üzerinde şirket merkezlerinde yerinde inceleme yetkisi verilmiş, davalı şirketin ticari defterlerini ibraz etmemesi üzerine davacı defterlerinde inceleme yapılarak düzenlenen 10.11.2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; taraflar arasında, 19.10.2016 tarihli Marka Münhasır Bayilik Sözleşmesi kapsamında devam eden cari hesap ilişkisinin mevcut olduğu, sözleşmenin eki mahiyetindeki Genel Kredi - Cari Hesap Ve Muacceliyet Sözleşmesi ile temerrüt halinde aylık %5 faiz işletileceğinin belirlendiği, ..., ..., ... ve ... tarafından sözleşmenin teminatı olmak üzere taşınmazlarınıda ipotek tesis edildiği, davacı şirketin incelemeye ibraz edilen 2017, 2018, 2019, 2020, 2021 ve 2022 yılları ticari defterlerinin 1 numaralı elektronik defter tebliği kapsamında e-defter olarak tutulduğu, defterlerin TTK ve VUK hükümlerine göre açılış ve kapanış tasdikleri yerine geçen Ocak ve Aralık ayı beratlarının süresi içinde ve usulüne göre oluşturulduğu, ayrıca diğer dönemlere ait elektronik defter beratlarının da süresi içinde ve usulüne göre oluşturulmuş olduğu, basılı olarak tutulması geren Envanter Defterlerinin de açılış tasdiklerinin süresi içinde ve usulüne göre yapılmış olduğunun tespit edildiği, davalı şirket yetkilisi tarafından 2018 yılına ait basılı defterlerin renkli fotokopi suretlerinin ibraz edildiği, ibraz edilen ticari defterlerin asıllarının mevcut olmadığı, sunulan fotokopi defterlere göre kapanış tasdiki yapılması gereken Yevmiye Defterinin kapanış tasdik bilgilerinin mevcut olmadığı, 200 sayfa olarak onayı yapılan defterin sadece 5 sayfalık kısmının fotokopisinin ibraz edilmiş olduğu, bu hali ile bütünlük arz eden ticari defterlerin tamamının usulüne göre ibraz edilmemiş olduğu, davacı şirket ticari defterlerine göre, cari hesaba konu edilen fatura ve senetler ile ödeme belgelerinin davacı şirket ticari defterlerinde süresi içinde ve usulüne göre kaydedilmiş olduğu, sunulan ticari defter bilgilerine göre 07.04.2018 (İhtarname tebliğ tarihi) temerrüt tarihi itibari ile cari hesap kayıtlarına göre 1.662.637,83 TL alacaklı olunduğu, dava tarihi olan 05.10.2022 itibari ile, davacı şirket alacağının 2.304.471,72 TL cari hesap alacağı ve sözleşmeye göre hesaplanan 4.487.755,59 TL temerrüt faizi ile birlikte 6.792.227,31 TL olarak hesaplandığı, taraflar arasındaki cari hesap mutabakatı olmamasının nedeninin davalı şirket defterlerinde (sadece 2018 yılı fotokopi defterleri ibraz edilmiştir.) verilen senetlerin ve ödemesi yapılan senetlerin kaydedilmemiş ve cari hesaba ilişkilendirilmemiş olmasından kaynaklandığı yönünde görüş ve kanaat belirtildiği anlaşılmıştır.
Taraflar arasında akdedilen bayilik sözleşmesinin eki sayılan "Genel Kredi-Cari Hesap ve Muacceliyet Sözleşmesi" başlıklı sözleşmenin 2. maddesinde ''Alacaklı, işbu Sözleşme'ye, dayanarak Borçlu'ya sevk, irsaliye, teslim veya fatura etmiş olduğu siparişlere ilişkin, Taraflar arasındaki herhangi bir sözleşme veya yasal düzenlemelerden meydana gelebilecek KDV, fiyat veya kur farklarını, veya Alacaklı ile Borçlu arasındaki herhangi sözleşme veya ticari ilişkiden kaynaklanan herhangi bir borcunun bir adedini dahi gününde ödemediği takdirde Borçlu'ya hiçbir ihbar, ihtar ve adem-i tediye protestosu keşidesine mahal kalmaksızın diğer tüm çek, senet, borç ve son alacaklarının muacceliyet kesbedeceğini, bu durumda Alacaklı'nın tahsilde tekerrüre yol açmamak koşulu ile her türlü yasal yollara başvurulabileceğini, bu meydanda gerekçe Borçlu'nun Banka Teminat Mektuplarını nakde çevirebileceğini ve gerekse teminat ipoteklerinin çözümü yoluna başvurabileceğini, bu durumda Alacaklı'nın senetli veya cari hesap muaccel alacaklarına aylık %5 faiz uygulayabileceğini, Alacaklı'nın bu yolda yapacağı masraf ve avukatlık ücreti dahil masraflarını Borçludan talep edebileceğini, Taraflar peşinen ve koşulsuz olarak gayri kabili rücu kabul, beyan ve taahhüt etmişlerdir.'' hususlarının kararlaştırıldığı anlaşılmıştır.
Davalı 02/04/2018 tarihli ihtarnamenin tebliğinden sonra verilen 3 gün süre sonunda 11/07/2018 tarihinde temerrüde düşmüştür.
6100 sayılı HMK’nın “Tarafın belgeyi ibraz etmemesi” başlıklı 220. Maddesi; (1) İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir. (2) Mahkemece, ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin yemin teklif edilir. (3) Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir.” hükmünü içermektedir.
“Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi ise; “ (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. şeklinde düzenlenmiştir. 7251 sayılı Kanun’un 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile HMK’nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir: “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 64/1. maddesinde, her tacirin, ticari defterleri tutmak ve defterlerinde, ticari işlemleriyle ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri, bu Kanun’a göre açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorunda olduğu düzenlenmiş, aynı Kanun’un 64/3. maddesinde de, tacirlerin tuttuğu yevmiye defteri, defteri kebir ve envanter defterinin açılış onaylarının, kuruluş sırasında ve kullanılmaya başlanmadan önce yapılacağı, yevmiye defterinin kapanış onayının ise, izleyen faaliyet döneminin altıncı ayının sonuna kadar yaptırılması gerektiği belirtilmiştir.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince; her iki tarafın kendi ellerindeki vesikaları Mahkemeye ibraz etmek zorunda olduğu, bir davada ispat yükü kendisine ait olan tarafın başka delillerle birlikte karşı tarafın ticari defterlerine de dayandığı durumlarda karşı tarafın kendi defterlerini mahkemeye ibraz etmesi gerektiği , bundan kaçınması hâlinde bağlanması gereken hukuksal sonuçların 6100 sayılı Kanun'un 220 ve devamı maddelerindeki konuya ilişkin düzenlemelere tabi olduğu, aynı Kanun'un 220 nci maddesinin üçüncü fıkrasının bir tarafın Mahkemece kendisine verilen süre içerisinde ilgili belgeyi ibraz etmemesi hâlinde, Mahkemenin o tarafın maksadını gözeterek diğer tarafın o belgeye ilişkin açıklamasını kabul edebileceğini öngördüğü, bu hükmün taraflardan birinin delillerini salt karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği hâllerde ticari defterlerin mahkemeye sunulmaması bakımından da uygulandığı, taraflar arasındaki hukukî uyuşmazlığın doğduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan ve ticari defterlerin ispat kuvvetini düzenleyen Türk Ticaret Kanunu’nun 64. maddesindeki hüküm birlikte değerlendirildiğinde, her iki tarafın ticari işletmesininden dolayı tacirler arasında çıkan uyuşmazlıklarda ticari defterlerin maddede gösterilen koşulların mevcut olması kaydı ile kesin delil niteliğinde bulunduğu, davacı ticari defterlerinde davalıdan 2.304.471,72 TL-TL alacaklı olduğunun kaydedildiği, bu bedelin davalı ticari defterlerinde cari hesap -mal tesliminden kaynaklı borç olarak kayıtlı olup olmadığının tespiti için davalı ticari defterlerinin incelenmesi gerektiği, davalının ihtara rağmen ticari defterlerini ibraz etmediği, davalının ibrazdan kaçınması sebebi ile davacı ticari defterlerinin kesin delil olarak kabul edilmesi gerektiği , davacı defterlerinde cari hesap alacağı olarak kaydedilen 2.304.471,72 TL-TL yönünden davacının ispat külfetini yerine getirdiği, fazlaya ilişkin alacağın ispat edilemediği, davacının 2.304.471,72 TL-TL alacaklı olduğu 10/11/2023 tarihli bilirkişi raporu ve dosya kapsamından anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne, 2.304.471,72 TL'nin 11.07.2019 tarihinden itibaren işleyecek aylık %5 faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile,
2.304.471,72 TL'nin 11.07.2019 tarihinden itibaren işleyecek aylık %5 faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan ve alınması gereken harç 157.418,46 TL olduğundan peşin alınan 39.715,49 TL'nin mahsubu ile bakiye 117.702,97 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine,
3-Davacı tarafından yatırılıp mahsup edilen 39.715,49 TL'nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan bilirkişi masrafı 4.500,00- TL, posta ve tebligat masrafı 1.143,00 TL olmak üzere toplam 5.643,00 TL yargılama giderinden kabul oranına göre 5.591,72 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, kalan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Arabuluculuk faaliyeti nedeniyle sarf edilen 1.360,00 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 253.223,59 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
8-Taraflarca yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı vekili ... ve davalı vekili ...'nin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 27/06/2024
BAŞKAN
ÜYE
ÜYE
KATİP
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!