T.C.
İSTANBUL
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/601
KARAR NO : 2024/172
DAVA : Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 25/07/2022
KARAR TARİHİ : 15/03/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
(I) TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
(1) Davacı Tarafın İddialarının Özeti:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... adresinde hizmet verecek olan diş kliniğinde kullanılması için davalı firmadan üniteler satın alındığını, kliniğin faaliyete geçmesine çok az bir zaman kala 03.07.2021 kliniği su bastığını, klinik ve klinikte bulunan bilgisayarlardan mobilyalara kadar tüm eşyaların kullanılmaz hale geldiğini, yapılan araştırmalar sonucunda, kliniğe su basmanın sebebinin davalıdan alınan ünitelerden kaynaklandığının ortaya çıktığını, müvekkilinin vakit kaybetmeden davalı firmayla iletişime geçtiğini, satın alınan mallarının ayıplı olduğuna ilişkin bildirimde bulunulduğunu, davalı firma yetkilileri, mahalle gelerek gerekli incelemeler yapıldığını mallarının ayıplı olduğu kendileri tarafından da kabul edildiğini, davalı firma tarafından müvekkiline tedarik edilen ayıplı mallardan ötürü hazır kliniğin uzunca bir süre faaliyete geçemediğinden maddi zarar uğradığını ayrıca kliniğe komple su basması nedeniyle boya ve tüm tadilat işlerine 35.000,00 TL harcandığını, devamında su basmasından kaynaklı klima problemleri için ise 18.000,00 TL harcandığını, müvekkilinin, klinikte oluşan büyük maddi hasar gidermek için uğraşırken kliniği faaliyete sokamadığından büyük maddi kayıp yaşadığını, klinik için taşınmaza ait kira tutarlarını ödemeye devam etmiş ve bu hususun müvekkile ticari kayıp yaşattığını, kliniği su basmasaydı Temmuz 2021 tarihinde faaliyete geçecek ve hastalara hizmet vermeye başlayacağını, ancak bu olayın sonucunda kliniğin açılışı beş ay ertelendiğini, Aralık 2021 tarihine kira bedellerinin ödendiğini bu nedenle de ticari kayıp yaşandığını, firmaya ait üçüncü şube olarak açılacak klinik; TC Sağlık Bakanlığında, talebi doğrultusunda, müvekkili firma ile imza yetkilisinin aynı ve çalışanlarının ortak olduğu ... A.Ş. çatısı altında faaliyete geçmek durumunda kalındığını, bu sebeple ekte yer alan kira bedellerine ilişkin faturalar ... A.Ş. Adına düzenlendiğini, (Ek-4)taraflarınca davalı firmaya gerek ... ... 44 Noterliğinin ... yevmiye numaralı ve ... ihtarnamesi ile gerekse...Şti. Adına ... 40. Noterliğinin ... yevmiye numaralı... tarihli ihtarnamesi ile bildirim yapıldığını ancak müvekkilinin zararının giderilmediğini, Aralık 2021 tarihine kadar müvekkili tarafından kira bedellerinin ödenerek ticari kayıp yaşamaya devam ettiğini, davalı firma tüm ihtarlara rağmen müvekkilinin zararının karşılanmamış olduğunu taraflarınca dava şartı olarak arabuluculuk yoluna başvurulduğunu anlaşma sağlanamadığını, tüm bu sebepler müvekkilinin onarım için harcamış olduğu 35.000,00 TL ve 5 ay boyunca ödemiş olduğu kira bedelleri sebebiyle yaşanmış olduğu toplamda 152.520,00 TL ticari kazanç kaybının müvekkiline geri ödenmesi için iş bu davanın açma zorunluğunun hasıl olduğunu, açıklanan ve mahkemece resen dikkate alınacak tüm nedenlerle; dava sonunda müvekkilinin alacağının sonuçsuz kalmaması için davalı adına kayıtlı olması halinde UYAP üzerinden sorgulama yapılarak menkul ve gayrimenkuller bulunması halinde 3. şahıslara devrinin önlenmesi için kayıtlara tedbir konulmasına, haklı davalarının kabulüne, davalı firmanın tedarik ettiği mallardan kaynaklı meydana gelen zararın giderilmesi harcanan 53.880,00 TL tutarındaki tamir masraflarının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, Kliniğin açılışın ertelenmesine sebebiyle müvekkilin yapmış olduğu toplamda 152.520,00 TL ticari kazanç kaybının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, her türlü yargılama giderleri, harç ve vekâlet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
(2) Davalı Tarafın Savunmalarının Özeti:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ... merkezli olan ve 2013 yılından beri Türkiye'de de faaliyet gösteren ve diş sağlığı alanında “...” olarak bilinen diş sağlığı eşyasını iç piyasaya hazırlayan neredeyse bu sahada en çok satış yapan firmalardan biri olduğu mal ve malzemelerle ilgili şimdiye kadar hiçbir müşterisi ile sıkıntı yaşanmadığını, mevcut olayda ise davacı taraf davalı müvekkillerinin kendilerine sattığı diş üniteleri yüzünden kliniğini su bastığını ve kliniğin açılışının 5 ay ertelendiğini ek olarak da bu zararın taraflarınca telafi edilmediği iddia edildiğini, davalı müvekkili firma tarafından davacıya diş ünitesi ve başka ek malzemelerin satıldığını, ardından bu malzemelerin düzgün çalışıp çalışmadığı ve kurumu ile ilgili birden fazla kez klinik ziyaret edildiğini ve malzemelerin kullanımı ile ilgili klinik yetkililerine eğitim verildiği gibi malzemelerde birden fazla kez kullanılır durumda olup olmadığı ile ilgili tespit yapıldığını, bu kontrollere dair taraflarca tutanak tutulduğunu ve tutanaklar bizzat klinik yetkilisi tarafından onaylanıp imzalandığını, davacı tarafın bahsettiği tutanakların bunlar olduğunu düşünmekle birlikte bu tutanaklar davacı tarafın aksi iddiasını ispatlar nitelikte olup delil olarak işbu dilekçe ile sunulduğunu, davacının taraflarına aylar sonra gelen her iki ihtarlarına da noter kanalıyla cevap vermiş olduğunu iş bu ihtar cevapları mahkemeye sunulmakta olduğunu, karşı taraf, boya badana ve klima ile ilgili revize yaptırdığını iddia ett olaydan sonra da ancak 5 ay sonra aça bildiğini belirtiğini, bu noktada ise akıllara şu soru gelmekte olduğunu: ortalama bir kliniğin boya badana işlemleri ve klima tadilatının 5 ay mı sürdüğünü, davacının aslında yapmaya çalıştığı kendisinden kaynaklı ortaya çıktığını düşündüğü bir zararın davalı firmaya fatura etmek olduğunu, zira haricen öğrendiklerine göre: davacının orada klinik açması için hukuki şartların oluşmadığından ve kaçak bir asma kat olduğundan davacı tamda tam da bahsedilen zamanlarda kliniğini açamadığını ve kira ödemek durumunda kaldığını, bu hususla ilgili söz konusu klinik yerinin böyle bir sıkıntısı olup olmadığına dair ilgili belediyeye müzekkere yazılarak sorulmasını aynı zamanda kliniğin kira kontratının da dosyaya sunulmasını delil olarak talep ettiklerini, davacı dosyaya bir takım faturalar sunmuş olsa da bu faturalar daha önce kendilerine iletilmediğini, kaldı ki faturaların naylon fatura olabileceği gibi herhangi bir yere göstermelik kesilip kesilmediği de beli olmadığını, bu sebeple daha önce taraflarına sunulmayan bu faturaların kabul etmelerinin mümkün olmadığını, ayrıca belirtmekte fayda var ki davalı şirketlerinin sözleşme yaptığı tek taraf ... olduğunu bu noktada her ne sebeple olursa olsun dava dışı üçüncü kişilerin davalı şirkete çektiği ihtarnameyi ve ödemiş olduğu kira bedellerini kabul etmelerinin mümkün olmadığını, ... adlı şirketin davalı müvekkili tarafından tanınmadığı gibi işbu şirketle, davalı müvekkillerinin hiçbir ticari inin bulunmadığını, bu noktada davada taraf olmayan üçüncü şahıs a ait faturaların bedelinin bu dosyada istemesi usulen de mümkün olmadığını, Tüm bu nedenler ışığında söz konusu davanın reddini talep etmelerinin hasıl olduğunu, arz ile izah edilen ve re 'sen de dikkate alınacak tüm nedenler ışığında haksız mesnetsiz davanın reddine, yargılama giderleri ve ücret-i vekâletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini savunmuştur.
(II) ÇEKİŞMELİ VAKIALAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER:
1-... 44. Noterliğinin ... tarih ... yevmiye sayılı ihtarname işlemi ile ihtarnamenin muhatabına ilişkin tebliğini ihtiva eden tebligat mazbatasının tasdikli örneği,
2-... Vergi Dairesi Müdürlüğünden gelen ...ne ait BA/BS formları,
3-... 44. İş Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası,
4-... 9. Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası,
5-Bilirkişi raporu,
6-Tüm dosya kapsamı.
(III) DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE DEĞERLENDİRİLMESİ, SABİT GÖRÜLEN VAKIALAR, ÇIKARILAN SONUÇ VE HUKUKÎ SEBEPLER:
Davacının davası taraflar arasında aktedilen eser sözleşmesinden doğan edimin ayıplı ifası iddiasına dayanan maddi tazminat davasıdır.
Taraflar arasında, davacının işlettiği diş polikliniğinde kullanılmak üzere davalı tarafından satışı kurulumu yapılan diş ünitelerin satış ve montajı ile sözleşmeye konu ünitelere ilişkin gerekli eğitimin verilmesine ilişkin eser sözleşmesi aktedildiği, sözleşme konusu diş ünitelerinin montajından sonra davacının iş yerinde su baskını meydana geldiği hususunda herhangi bir uyuşmazlık yoktur.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı tarafından montajı yapılan ürünlerde ayıp olup olmadığı, varsa davacının iş yerinde meydana gelen su baskınının davalının ayıplı edimi nedeniyle meydana gelip gelmediği ve meydana gelen zarardan davalının sorumlu olup olmadığı hususundadır.
Dava konusu zararın meydana geldiği iş yerinde bir makine mühendisi ve bir inşaat mühendisi eşliğinde keşif yapılmış, taraf tanıkları dinlenmiş ve bilirkişi heyeti raporu dosyaya sunmuştur.
Dinlenen davalı tanıklarından ...'in davalı şirket arasında husumet olduğu dosyaya celp edilen ... 9. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ...Esas sayılı kovuşturma dosyası ile ... 14. İş Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyasında mevcut dava dosyasından anlaşıldığından, adı geçen tanığın beyanlarına Mahkememizce itibar edilmemiştir.
Dosyaya sunulan bilirkişi raporunda özetle, davacının iş yerinde meydana gelen su baskınının bina su tesisatından kaynaklanmadığı, diş ünitelerinden kaynaklı su basması ihtimalinin olduğunu, eğitim eksikliği nedeniyle ayarsız kalan cihazlardan kaynaklı su basmasının söz konusu olabileceği ve diş Ünitelerine tesisattan su hattı çekilmesi ve bağlantılarının yapılması sırasında uygun olmayan bir bağlantının bağlantıdan ayrılması ile su basması bir ihtimalinin söz konusu olabileceğini veya klinik odasında yapılan temizlik veya eşya taşıma yerleştirme sırasında, çekilen su hattının bir cisme takılıp zorlanması, zedelenmesi, bağlantı yerinden ayrılması ile su basması olabileceği bildirilmiştir.
Bilindiği üzere eser sözleşmeleri iki tarafa karşılıklı borç yükleyen bir tür iş görme sözleşmesi olup, “eser” ve “bedel” olmak üzere iki temel unsuru vardır. Bu sözleşmelerde yüklenici, iş sahibine karşı yüklendiği özen borcu nedeniyle eseri yasa ve sözleşme hükümlerine, fen, teknik ve sanat kurallarına uygun olarak yaparak ve zamanında tamamlayarak iş sahibine teslim etmekle; iş sahibi de bu çalışma karşılığında ivaz ödemekle yükümlüdür.
Bu noktada eser sözleşmesinde “ayıp” ile ilgili genel açıklamaların yapılmasında fayda vardır.
Eser sözleşmesi ilişkisinde ayıp, yüklenicinin meydana getirip iş sahibine teslim ettiği eserde bulunan sözleşme ve fenne aykırılıklardır. Başka bir ifadeyle ayıp, sözleşme ve eklerinde kararlaştırılan ve iş sahibinin beklediği amaca göre eserde bulunması gereken bazı vasıfların bulunmaması ya da olmaması gereken bazı bozuklukların bulunması şeklinde tanımlanmaktadır.
Eldeki davada uygulanması gereken ve uyuşmazlığın ortaya çıktığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK’nın 474- 478 (mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 359-363. maddeleri) ayıplı işler hakkında uygulanır. Bu maddelerde yer alan düzenlemelere göre yüklenicinin ayıp nedeniyle sorumlu tutulabilmesi için eserin teslim edilmiş olması ve teslim edilen eserin ayıplı olması, ayıbın iş sahibinden kaynaklanmamış olması, iş sahibinin eseri muayene ve ayıbı ihbar yükümlülüğünü yerine getirerek eseri açık ya da zımnen kabul etmemiş olması gerekir.
Eserin ayıplı yapılması sözleşmeye aykırılık teşkil etmekte olup; ayıp, açık ve gizli olabileceği gibi maddî ve hukukî ayıp şeklinde de olabilir.
Açık ayıp, eserin teslimini müteakip makul süre içinde yapılan kontrol ve muayene sonucu görülüp tespit edilecek ayıptır.
Gizli ayıp ise, basit bir kontrol ve muayene ile tespit edilemeyen, eserin kullanılmaya başlanmasından sonra ortaya çıkan ayıptır.
Türk Borçlar Kanunu’nun 474/1. (BK, m. 359/1) maddesi gereğince iş sahibinin eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre mümkün olduğunca en kısa sürede eseri gözden geçirip muayene ederek varsa açık ayıpları tespit etmek ve bu ayıpların neler olduğunu tek tek açıklamak suretiyle gecikmeksizin sözlü veya yazılı olarak yükleniciye bildirmesi gerekir. Gerek TBK’da gerekse mülga BK’da iş sahibinin muayene ve ihbar süreleri açıkça belirlenmemiş olup, işin niteliği ve olayın özelliğine, imâl edilen eserin büyüklüğü ve genişliğine göre süreler farklı olacak ve işin uzmanı bilirkişiler tarafından belirlenecektir. Muayene ve gözden geçirmeyi veya ayıbın belirlenmesini iş sahibi bizzat yapabileceği gibi, TBK’nın 474/2. ve mülga BK’nın 359/2. maddesine göre mahkeme aracılığıyla bilirkişi raporu ile de tespit ettirmesi mümkündür. Açık ayıpta iş sahibi muayene ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmezse, eseri kabul etmiş sayılır ve yüklenici açık ayıplarla ilgili sorumluluktan kurtulur.
Gizli ayıplarla ilgili mülga BK’nın 359/1. maddesindeki makul sürede muayene ve ihbar yükümlülüğüne ilişkin düzenleme mevcut değildir. Ancak TBK’nın 477/3. maddesi ile mülga BK’nın 362/3. maddesinde, eserdeki ayıbın sonradan ortaya çıkması hâlinde, iş sahibinin gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorunda olduğu, aksi takdirde eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılacağı belirtilerek gizli ayıplar yönünden de iş sahibine ortaya çıkar çıkmaz gecikmeksizin yükleniciye ayıbı ihbar etmek yükümlülüğü getirilmiştir.
Ayıp hâlinde iş sahibinin hakları TBK’nın 475. (BK, m. 360) maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre iş sahibinin seçimlik hakları; eserin iş sahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule icbar edilemeyecek derecede ayıplı olması hâlinde sözleşmeden dönme, eseri alıkoyup ayıp oranında bedelden indirim yapılmasını isteme veya aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları yükleniciye ait olmak üzere eserin ücretsiz onarılmasını isteme haklarıdır. İş sahibi bu seçimlik haklarının yanında ayıplı meydana getirilmiş olan eserin neden olduğu zararın tazminini de isteyebilir. Başka bir anlatımla iş sahibi tazminat hakkı ile seçimlik haklarını birlikte kullanabilir. Tazminatın istenebilmesi için de, ayıpta yüklenicinin kusurunun bulunması ve ayıp ihbarının süresinde yapılmış olması gerekir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.09.2021 tarihli ve 2017/(15)6-3030 E., 2021/1077 K. sayılı kararında da değinilmiştir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2018/(19)11-1011 Esas 2021/1642 Karar)
İspat, bir olayın veya hukuksal durumun varlığı veya yokluğu hakkında hâkimde kanaat uyandırmak için girişilen, ispat yükü üzerinde olan tarafın deliller vasıtasıyla yürüttüğü inandırma faaliyetidir.
İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususu ispat yükü kavramıyla ilgilidir. İspat yükünün ne şekilde dağılacağına ilişkin genel kural 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.”
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesinin 1. fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmış; 2. fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Buna göre
“(1)İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.”
İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir.
İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir.
Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır. ( İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi 2019/859 Esas 2022/1199 Karar)
Yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu, dinlenen tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre, davacının iş yerinde meydana gelen su baskınının davalı tarafından satışı ve montajı gerçekleştirilen diş ünitelerinden kaynaklandığı hususu davacı tarafından usulüne uygun deliller ile ispatlanamadığından davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM/ Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
Davacının davasının REDDİNE,
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu karar harcının peşin yatırılan 3.524,80 TL harçtan mahsubu ile bakiye 3.097,20 TL harcın kararın kesinleşmesi ve talep halinde davacıya iadesine,
Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 32.960,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, tahsilat ve gereği için Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünce ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına,
Taraflarca yatırılan bakiye gider ve delil avanslarının kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 15/03/2024
KATİP ...
¸e-imzalıdır
HAKİM ...
¸e-imzalıdır
Harç/ Masraf Dökümü
Peşin Harç : 3.524,80 TL
Karar Harcı : 427,60 TL
Bakiye Harç : 3.097,20 TL
Keşif Harcı : 1.274,90
Davacı Gider Avansı
Yatırılan Avans : 3.140,00 TL
Davalı Gider Avansı
Yatırılan Avans : 00,00 TL
Yargılama Gideri Detayları
Bilirkişi Ücreti :2.400,00 TL
Posta Giderleri : 740,00 TL
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!