WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 30 Haziran 2026

İSTANBUL 1. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/179
KARAR NO : 2024/413

DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 22/02/2022
KARAR TARİHİ : 31/05/2024

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
(I) TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
(1) Davacı Tarafın İddialarının Özeti:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında 08.12.2020 tarihinde Web Tasarım ve Yazılım Sözleşmesi imzalandığını, söz konusu sözleşme uyarınca davalı, müvekkili şirketin web sitesinin kurulumunu yaparak hazır hale getirmeyi, müvekkili şirkette söz konusu hizmet kapsamında davalıya ödeme yapmayı taahhüt ettiğini, sözleşmenin Ücretlendirme ve Ödeme başlıklı 8. maddesinin 2. fıkrası gereği taraflar, sözleşme bedelinin 1/2'sini işin başlangıcında peşin olarak, kalan 1/2'sinin iş bitiminde fatura karşılığı ödeneceği hususunda anlaştıklarını, ancak müvekkili şirket davalı tarafa iyi niyetle sözleşme tutarının tamamı olan 108.056,25 TL'yi sözleşmenin imza tarihinde, kredi kartından peşin olarak davalıya ödediğini, böylece müvekkili şirketini kendi edimini tamamen ifa ettiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin "...'ın Yükümlülükleri” başlıklı 3. maddenin 1. fıkrasına göre; davalı tarafından taahhüt edilen iş, web sitesi oluşturmak ve Sözleşme ile 25.12.2020 tarihli faturada belirtilen sair iş ve hizmetleri yerine getirmek olduğunu, davalı tarafından başlangıçta web sitesi ile ilgili bir taslak sunulduğunu, ancak sunulan bu taslak, taraflarca kararlaştırılan nitelikleri haiz, fonksiyonel ve kullanılabilir bir taslak olmadığından müvekkili şirketçe onaylanmadığını, davalı tarafından başka bir çalışma yapılmadığını, verilen süreler içerisinde web sitesi ve micro siteler oluşturulmadığını, davalının almış olduğu ödemeye rağmen taahhütlerini yerine getirmemesi üzerine, müvekkili şirket tarafından davalıya ihtarname gönderildiğini, gönderilen söz konusu ihtarname ile davalıya sözleşmede yer alan hizmetlerin, sözleşmede belirtilen kalite ve nitelikleri haiz olacak şekilde yerine getirilmesi, aksi halde sözleşmeden dönüleceğini, sözleşme kapsamında ödenen bedelin faiziyle birlikte iadesinin isteneceği ihtar edildiğini, ihtara rağmen davalı sözleşmesel yükümlülüklerini hiçbir şekilde ifa etmediği ve ücret iadesi de yapmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin "İşin Tamamlanması ve İptali” başlıklı 9. maddesinin 1. fıkrası uyarınca; davalı, sözleşme kapsamında kendisine ödenen ücretin tamamını müvekkili şirkete iade etmekle yükümlü olduğunu, müvekkili şirket bu süreçte internet üzerinden tanıtım, reklam ve satış faaliyetlerini yürütemediğini, bu durumun müvekkili şirketi zarar uğramasına ve kar kaybı yaşamasına olduğunu, müvekkili şirketin davalıya ödediği sözleşme bedelinin şimdilik 10.000TL'sinin ödeme tarihi olan 08.02.2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte iadesine, sözleşmenin ifa edilmemesi sebebiyle müvekkili şirketin uğradığı zararlara ve kar şimdilik 100TL belirsiz alacağın ticari faiziyle birlikte davalı şirketten tahsiline, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına;, karar verilmesinin talep ve dava etmiştir.
(2) Davalı Tarafın Savunmalarının Özeti:Davalı cevap dilekçesinde özetle, davacı taraf söz konusu protokolde sözleşme bedelinin imza anında yalnızca 1/2'sinin peşin olarak ödeneceğinin taraflarca kabul edildiğini açık bir şekilde ikrar ettiğini, konuya ilişkin düzenleme 6100 Sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunumuzun 188. Maddesinde yer aldığı üzere; söz konusu hususun sözleşmeye ve hayatın olağan akışına tamamen aykırı olduğunu, taraflarca söz konusu işler bakımından anlaşılan bedelin 400.000,00TL olduğunu, davacının imza tarihinde sözleşme bedelinin yarısından da az bir bedel ödemesi gerçekleştirdiğini, davacı edimini yerine getirmediğini, müvekkili ise sözleşmede belirtilen bütün edimlerini eksiksiz olarak yerine getirdiğini, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini savunmuştur.
(II) ÇEKİŞMELİ VAKIALAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER:
1-... Vergi Dairesinden gelen ...'ın 2020 yılına ait Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi, gelir geçici vergi, muhtasar ve kdv beyannameleri,
2-... Vergi Dairesinden gelen ...'ın 2020 yılı ve sonrası BA/BS formları,
3-... Vergi Dairesinden gelen ... Şirketi'nin 2020-2021 yıllarına ait BA/BS formları,
4-Bilirkişi kök raporları ve ek raporu,
5-Tüm dosya kapsamı.
(III) DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE DEĞERLENDİRİLMESİ, SABİT GÖRÜLEN VAKIALAR, ÇIKARILAN SONUÇ VE HUKUKÎ SEBEPLER:
Davacının davalı ile imzalanan eser sözleşmesinin gereği gibi ifa edilmemesi iddiasına dayanan alacak ve kar mahrumiyetine ilişkin tazminat davasıdır.
6102 sayılı TTK'nın 4.maddesine göre bir davanın ticari dava sayılması için ya tarafların her ikisinin de tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın TTK veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünden düzenleme olması gerekmektedir. Anılan kanunun 5.maddesinde ise aksine hüküm bulunmadıkça dava olunun şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın Asliye Ticaret Mahkemesi, tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olup Asliye Ticaret Mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu düzenlenmiştir.
Somut olayda uyuşmazlık,eser sözleşmesinden kaynaklanmıştır. Anılan bu tür uyuşmazlıklar 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinde tahdidi olarak sayılan mutlak ticari davalardan değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 22/09/2008 tarih ve 2007/7851 E., 2008/10258 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere:
TTK.nın 11. madde hükmüne göre ticarethane veya fabrika (md.12) yahut ticari şekilde işletilen diğer müesseseler (md.13) ticari işletme sayılır. Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir (md.14) (6102 sayılı TTK 12.m).
Esnafın tanımı 17. maddede yapılmış ve bunların tacir olmadıkları vurgulanmıştır.
Esnafın yaptığı işin hacim ve ehemmiyeti, ticari muhasebeyi gerektirdiği ve ona ticari veya sınai bir müessese şekil ve mahiyeti verdiği taktirde bu müessesenin de ticari işletme sayılacağı 13. maddede hüküm altına alınmıştır. Bir kimsenin Vergi Usul Kanunu’na göre esnaf sayılması, TTK yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez. Ticari işletmenin, ticaret siciline kayıtlı olmaması diğer anlatımla esnaf odasına kayıtlı olması bu işletme sahibinin tacir sayılmamasını gerektirmez ve tacir olmamanın kesin bir kanıtı da değildir. Vergi mükellefi olup olmamak da tacir-esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak değerlendirilmez.
TTK.nun 17. maddesi (6102 sayılı TTK 15. madde) uyarınca, iktisadi faaliyeti, nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri esnaftır. 11/06/2002 tarih ve 24782 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulu’nun 11 numaralı Kararı’nın 2. maddesinde, imalatla iştigal etmekle beraber 5590 sayılı Ticaret ve Sanayi Odaları, Ticaret Odaları, Sanayi Odaları, Deniz Ticaret Odaları, Ticaret Borsaları ve Türkiye Ticaret, Sanayi Deniz Ticaret Odaları ve Ticaret Borsaları Birliği Kanunu'nun 3. maddesindeki “Sanayici” tanımının kapsamına girenler ile TTK'nın 17. maddesi (6102 sayılı TTK 15. madde) dışında kalanların esnaf ve sanatkar sayılmayacağı belirtilmiştir.
Diğer yandan, TTK'nın 1463. maddesinde de (6102 sayılı TTK 11/2. madde) önce 17. maddeye gönderme yapılarak 507 Sayılı Kanun hükümlerinin saklı tutulduğu belirtildikten sonra "Bakanlar Kurulu'nun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz" denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. Gerçekten, 19/02/1986 tarih ve 19024 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 25/01/1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK.nun 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. (21/07/2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 18/06/2007 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK.nun 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir.) Buna göre;
a-Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesinin 1. fıkrasının 1 ve 3 no'lu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar,
b-Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci maddede belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. (... Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 2021/82 Esas 2022/1152 Karar)
TTK' nun 4. Maddesi;
"(1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;
a) Bu Kanunda,
b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde,
c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde,
d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta,
e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde,
f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır.
(2) (Değişik: 28/2/2018-7101/61 md.) Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir; miktar veya değeri beş yüz bin Türk lirasını geçmeyen ticari davalarda basit yargılama usulü uygulanır" şeklinde düzenlenmiştir.
01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 5/1. maddesi uyarınca, ticari davalara bakmak görevi, asliye ticaret mahkemesine aittir. Ticari davalar, mutlak ve nispi ticari davalar olarak ikiye ayrılmaktadır. Nispi ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinin ilk cümlesinde tarif edilmiş olup, her iki tarafın da "ticari işletmesiyle ilgili hususlardan kaynaklanan" hukuk davalarıdır. Mutlak ticari davalar ise, tarafların tacir olup olmadıklarına ve uyuşmazlığın tarafların ticari işletmeleri ile ilgili bulunup bulunmadığına bakılmaksızın yasa gereği ticari dava sayılan uyuşmazlıklardır. TTK'nın 4/1-a ve devamı bentlerinde yazılan uyuşmazlıklar ile diğer yasalarda ticari dava olduğu belirtilen uyuşmazlıklar, mutlak ticari davalardır. (Yargıtay 20.HD 2016/3005 Esas 2016/5831 Karar)
Mahkememizce uyuşmazlığa ilişkin bir bilgisayar mühendisi ve bir mali müşavir bilirkişisinden rapor alınmıştır.
Mahkememizce her ne kadar tahkikat aşamasına geçilerek tarafların delilleri toplanmış ise de, davalının bağlı olduğu Zeytinburnu Vergi Müdürlüğüne yazılan müzekkereye verilen 18.04.2024 ve 25.04.2024 tarihli yazı cevaplarında, davalının 31.12.2020 tarihinde faaliyetini sonlandırarak terk beyanında bulunduğu, 2020 yılı itibariyle işletme hesabına göre defter tuttuğu ve 2020 döneminde bildirdiği kazanç miktarının 16.830,39 TL olduğu bildirilmiştir.
Yapılan yargılama, toplanan deliller, ve tüm dosya kapsamına göre, davalının dava tarihi itibariyle herhangi bir ticari faaliyetinin bulunmadığı, faaliyette bulunduğu dönem içerisinde işletme hesabına göre defter tuttuğu, bu haliyle tacir sıfatını haiz olmadığı anlaşılmakla davacının davasının Mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki, şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM/ Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
Davacının davasının Mahkememizin görevsizliği nedeniyle REDDİNE,
Kararın kesinleşmesi tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın yetkili ve görevli İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
3-HMK 20. maddesi gereği süresi içinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,
4-HMK 331/2 maddesi gereğince yargılama gideri, harç ve vekalet ücretlerinin görevli mahkeme tarafından değerlendirilmesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 31/05/2024

KATİP
¸e-imzalıdır

HAKİM
¸e-imzalıdır