WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 24 Haziran 2026

İSTANBUL 1. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2020/100 Esas
KARAR NO : 2024/453

DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 30/12/2016
KARAR TARİHİ : 12/06/2024

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA/
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, taraflar arasında ... köyünde kain tapuda 1440 ada 13 parselde kayıtlı taşınmaz üzerinde otogaz istasyonu işleticiliği hususunda 24.02.2014 tarihli Otogaz Bayilik Sözleşmesi akdedildiği, sözleşmeye ilave olarak düzenlenen ürün alım taahhütnamesi ile anlaşmanın yürürlüğü süresince geçerli olmak üzere 2.712 ton otogaz almayı, eksik kalan ton üzerinden 20 USD tutarında kar mahrumiyeti ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği, ancak 520 ton ürün alımında bulunduğunu, eksik alınan 2.192 ton ürün için 43.847 USD kar kaybı borcununu doğduğunu belirterek fazlaya ilişkin taleplerini saklı tutarak kar mahrumiyeti alacağının şimdilik 1.000 USD'sinin temerrüt tarihinden itibaren yabancı paraya işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA/
Davalı tarafa usule uygun tebligat yapıldığı halde cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır.
DELİLLER VE GEREKÇE/
Dava, alacak davasıdır.
İhtilaf, Davacı tarafın sözleşme uyarınca kar mahrumiyeti talebinde bulunup bulunamayacağı ve bedelinin ne kadar olduğu hususunun ihtilaf konusu olduğu tespit edilmiştir.
Mahkememizin 18/04/2018 tarih 2016/1253 E. 2018/406 K. sayılı kararı ile ''her ne kadar davacı taraf Dava dilekçesi ve ıslah dilekçesi ile ; Taraflar arasında otogaz istasyonu işleticiliği hususunda 24.02.2014 tarihli Otogaz Bayilik Sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmeye ilave olarak düzenlenen ürün alım taahhütnamesi ile anlaşmanın yürürlüğü süresince geçerli olmak üzere 2.712 ton otogaz almayı, eksik kalan ton üzerinden 20 USD tutarında kar mahrumiyeti ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, ancak 520 ton ürün alımında bulunduğunu, eksik alınan 2.192 ton ürün için 43.847 USD kar kaybı borcununu doğduğunu belirterek Fazlaya ilişkin taleplerini saklı tutarak kar mahrumiyeti alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş ise de; Taraflar arasında ki ihtilafın sözleşmesel dayanağının 24/02/2014 Tarihli Otogaz Bayilik Sözleşmesi olduğu, Sözleşmenin 12.mdsinde Sözleşmenin süresinin istasyonun fiilen satışa başlamasından itibaren 5 yıl olduğunun belirtildiği, Sözleşmenin 15.md.sinde Sözleşmenin feshinin sonuçlarının düzenlendiği, 15.md/c bendinde Kar kaybının sözleşmenin fesih edilmesi halinde talep edileceği hususunun açıkça belirtildiği, dava tarihi itibari ile sözleşmenin süresinin henüz dolmadığı ve fesih edilmediği, tarafların bu yönde de bir iddiasının bulunmadığı anlaşılmakla Davacı tarafın davasının reddine'' şeklinde karar verilmiştir.
Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması sonrası İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin 18/12/2019 tarih 2018/1359 Esas 2019/1819 Karar sayılı ilamı ile ''Taraflar arasında otogaz istasyonu işleticiliği hususunda 24/02/2014 tarihli Otogaz Bayilik Sözleşmesi akdedildiği, sözleşmeye ilave olarak düzenlenen 24/04/2014 tarihli ürün alım taahhütnamesi ile; ''birinci yıldan başlamak ve anılan anlaşmanın yürürlüğü süresince geçerli olmak üzere,yıllık asgari 678 ton, anlaşma süresince toplam: 2.712 ton otogaz ürününü münhasıran ... A.Ş.'den veya ...A.Ş.'nin yazılı olarak göstereceği ikmal kaynaklarından satın almayı kabul ve taahhüt ettiği, taahhütnamenin a maddesinde; anlaşma süresinin hitamında ve/veya her bir yıllık anlaşma süresinin sonunda hesaplanacak eksik kalan miktar üzerinden ton başına 20 USD tutarının ödeme gününde uygulanmakta olan Merkez Bankası döviz satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığında kar mahrumiyeti ödenmesi taahhüt edilmiş olup davacının talebinin ürün alım taahhütnamesi uyarınca eksik alımdan kaynaklı kar mahrumiyeti alacağı olup mahkemece ürün alım taahhütnamesi uyarınca değerlendirme yapılması gerekirken sözleşmenin feshedilmesi halinde sözleşmenin feshinin sonuçlarının düzenlendiği 15. maddeye göre değerlendirme yapılarak yukarıdaki gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi yerinde olmayıp davacı vekilinin istinaf sebebi yerinde görülmüştür.
6100 sayılı HMK’nin 353/1-a-6. maddesinde, tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması hususu davanın esası incelenmeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verilen hallerden sayılmıştır. Yine davada tarafların iddia ve savunmalarının bir kısmının hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması da istinaf incelemesi yapılmaksızın kararın HMK 353/1-a6 maddesine göre kararın kaldırılması ve davanın yeniden görülmesi için mahkemeye gönderilmesi halleri arasında değerlendirilmelidir. Çünkü istinaf incelemesi için tarafların iddia ve savunmalarının mahkeme tarafından hangi gerekçe ile kabul veya reddedildiğinin belirtilmesi gerekmektedir. İstinaf incelemesi de buna göre yapılacaktır. Mahkemenin bazı talep ve savunmalar konusunda olumlu veya olumsuz bir değerlendirme yapmaması durumunda bu hususların ilk defa istinaf aşamasında değerlendirilmesi söz konusu olacaktır ki bu husus usul kanunumuzca kabul edilen dar istinaf usulüne de aykırıdır.
Sonuç itibariyle, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının HMK 353/1-a6 maddesi ile kaldırılmasına'' şeklinde karar verilmiştir.
Bozma sonrası mahkememizin işbu dosyasında tensip zaptı ile mevcut bilirkişi heyetine bir hukukuçu akademisyen bilirkişi eklenmek suretiyle dosyanın bilirkişi heyetine tevdi ile bozma ilamı ve davacının asgari alım taahüdünün ihlali nedeniyle talep ettiği tazminatın kar yoksunluğu ve ceza-i şart nitelikleri de tartışılmak suretiyle; kar yoksunluğu olarak değerlendirilmesi halinde, öncelikle sözleşme devam etmiş olsa idi davacının ton başına ve toplam olarak elde etmesi muhtemel fiili kar ile sözleşme ile kararlaştırılan miktar kıyaslanmak suretiyle aralarında farkın tespiti ile farkın fahiş olup olmadığının TBK. m.27 kapsamnda değerlendirilmesine fahiş bulunduğu takdirde TBK. m.20 vd ile TTK. m.55/f-2 kapsamında hükmün sözleşmenin niteliğine, önemli ölçüde aykırı olup olmadığının değerlendirilmesine, davacının mevcut bayi ağı nedeniyle davalının ihlaline rağmen satış miktarının düşmeyebileceği nazara alınarak kar mahrumiyetinin söz konusu olup olmadığının tespitine, olacaksa TBK. m.52 kapsamında sözleşmenin feshinden sonra zararın azaltılması yükümlüğü uyarınca davacının aynı bölgede bir bayilik oluşturmasının mümkün olup olmadığının tespitine, mümkün ise süresi ve boşta kalınan süre itibariyle davacının yoksun kaldığı kar miktarının tespitine, sözleşme hükmünün cezai şart olarak nitelendirilmesi halinde ise davacının talebi mümkün cezai şart miktarının tespitine, aynen tazmini halinde davalının ekonomik mahvına neden olup olmayacağı, olacak ise ne miktar cezai şartın davalının sermaye kaybı ve borca batıklığına neden olacağı husuları nazara alınmak suretiyle ve nihai takdiri mahkemeye ait olamak üzere indirim oranın belirlenmesi konularında rapor alınmasına karar verilmiştir.
Bilirkişi heyetinden alınan 16.12.2020 tarihli bilirkişi raporu ile ilk ürün tarihinin 14.05.2014 tarihi olduğu, dolayısıyla dava konusu olan Otogaz Bayilik Sözleşmesinin imzalandığı 24.02.2014 tarihinden sonra ürün alımına başlanıldığı, işbu bayilik sözleşme süresinin 5 yıl olması gerektiği, dava konusu karar mahrumiyeti tutarının da bu süreye göre belirlenmesinin uygun olabileceği, davalının 14.05.2014 -14.05.2015 döneminde 93,98 ton eksik alım yapılmış olmasına rağmen, davacının herhangi bir çekince ileri sürmeden fesih tarihine kadar ödemeleri kabul ederek davalıya ürün teslimine devam ettiği, herhangi bir çekince ileri sürülmeden ve uzun süre istenmemiş olan bu döneme ait kar mahrumiyetinin sözleşme feshedildikten sonra dava tarihi itibariyle istenebilmesinin mümkün olmadığı, bayilik sözleşmesinin süresinden önce fesih edilmesi konusunda ise, davalının fesih ihtarnamesinde gösterdiği sebeplerin afaki kaldığı ve fesih işleminin sözleşme kapsamında uygun olmadığı, devam eden bayilik ilişkisinin erken feshinde söz edilebileceği, bu kapsamda davacının taraflar arasında münakit sözleşme ve ek protokolü erken feshi nedeniyle davacının davalıdan cezai şart talebinde bulunabileceği, şartları oluştuğu takdirde hakimin cezai şart miktarında indirime gidebileceği, davalının afaki gerekçelerle sözleşmeyi 08.10.2015 tarihinde feshettiği, akabinde davacı tarafından huzurdaki davanın açıldığı ve kar mahrumiyeti talebinde bulunulduğu düşünüldüğünde, davacının 14.05.2015 - 14.05.2019 dönemi için cezai şart niteliğinde toplam 41.967,40 USD kar mahrumiyeti talebinde bulunulabileceği, davalı şirkete ait yasal defterler ibraz edilmediğinden hesaplanan cezai şartın davalının ekonomik mahvına sebep olup olmadığının tespitinin mümkün olmadığı, sayın mahkemece davacı şirketin kar mahrumiyeti alacağı olduğuna hükmedilmesi halinde tutarın 41.967,40 USD olarak hesaplandığı, alacağa karşılık davacı tarafından ıslah dilekçesi ile 43.840 USD talep edildiği, TBK.m.52 kapsamında sözleşmenin feshinden sonra zararın azaltılması yükümlülüğü uyarınca davacının aynı bölgede 6 ay içerisinde bir bayilik oluşturmasının mümkün olduğu, bu şartlar değerlendirildiğinde sayın mahkemenin takdirinde hükmedilecek tazminattan 36.543,53 USD indirim yapılabileceği, alacağa dava tarihinden itibaren faiz işletilebileceği tespit edilmiştir.
Mahkememizin 02/06/2021 tarihli duruşma ara kararı ile dosyanın mevcut bilirkişi heyetine tevdi ile sözleşme kapsamında tarafların fiilen elde etmeleri mümkün kar ile davaya dayanak sözleşme ile öngörülmüş olan kar mahrumiyeti karşılaştırılmak suretiyle bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasına karar verilmiştir.
Bilirkişi heyetinden alınan 12/08/2021 tarihli bilirkişi ek raporu ile taraflar arasındaki Bayilik Sözleşmesi'nin süresinin 5 yıl olduğunu ve sözleşmenin kendiliğinden sona erdiği iddiasının kanıtlanamadığı, sözleşmenin kendiliğinden sona erdiğinin kanıtlanamaması sebebiyle davalı şirket tarafından gönderilen fesih ihtarnamesinin sözleşmenin haksız feshi anlamına geleceği, taraflar arasındaki sözleşmede cezai şartın kar mahrumiyetine referansla belirlendiği, kar mahrumiyeti miktarının 14.05.2014 - 13.05.2015 tarihleri arasındaki süreçte 4.591,60 USD olarak hesaplanacağı, bu dönemin sonunda davacı şirketin davalı şirketten ödeme talebinde bulunmayıp bu talebi huzurdaki davada ileri sürmüş olduğu, her ne kadar taraflar arasındaki sözleşmede bu talebin sonradan da ileri sürülebileceğine dair hükümler olsa da nihai takdir sayın mahkemeye ait olmakla beraber bu durumun hakkın kötüye kullanılması kapsamında ele alınabileceği, kar mahrumiyeti miktarının 14.05.2015 - 08.10.2015 tarihleri arasındaki süreçte 4.225,40 USD olarak hesaplanacağı, sözleşmenin haksız feshedildiği kabul edilmekle birlikte davacı şirketin haksız fesih sebebiyle uğrayacağı zararı azaltma külfetinin olduğu kabul edilecek olursa, davacının sözleşmenin sona ermesinden sonraki 6 aylık süreç de dahil olmak üzere cezai şart talebinde bulunabileceği, davalı şirketin son alım yaptığı tarihten Mayıs 2016 tarihine kadar 7 aylık süreçte davacı şirketin uğrayacağı kar mahrumiyetinin 7.910,00 USD olarak hesaplanacağı, sözleşmenin haksız feshedildiği kabul edilmekle birlikte sözleşme süresinin tamamı için cezai şart talebinde bulunulabileceği kabul edilirse, kar mahrumiyeti tutarı 43.847 USD olarak hesaplanacağı tespit edilmiştir.
Mahkememizin 13/11/2023 tarihli ara kararı ile davacı ve davalı tarafların ve özellikle borçlunun cezai şartın kabul edildiği tarihteki iktisadi durumunun nazara alınması gerektiği, mali tabloların ve davalı şirket bilançolarıyla ilgili evrakların vergi dairesinden mahkememiz dosyasına gönderildiği görülmekle, dosyanın önceki heyette görev yapmakta olan mali müşavir bilirkişi ...'e tevdii ile tarafların itirazları doğrultusunda ek rapor alınmasına karar verilmiştir.
Bilirkişiden alınan 22/04/2023 tarihli rapor ile davalı şirketin 31.12.2014 tarihi itibariyle ödenmiş sermayesinin 2.500.000, TL olduğu, 572.567,29 TL zarar ettiği, geçmiş yıl zararı 21.205,58 TL ile birlikte toplam 593.772,87 TL zarar ettiği, öz sermayesinin 1.906.227,13 TL olduğu, davalı şirketin 31.12.2014 tarihi itibariyle özsermayesinin 1.906.227,13 TL olduğu, Kök, Ek, Ek2, Ek3 raporlarda bütün detayları belirtildiği üzere, işbu ek raporda başkaca hesaplama ve değerlendirme yapılamayacağı tespit edilmiştir.
Tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirmede taraflar arasında ... köyünde kain tapuda 1440 ada 13 parselde kayıtlı taşınmaz üzerinde otogaz istasyonu işleticiliği hususunda 24.02.2014 tarihli Otogaz Bayilik Sözleşmesi akdedildiği, 24/04/2014 tarihli ürün alım taahhütnamesi ile "1. Yılından başlamak ve anılan anlaşmaların yürürlüğü süresince geçerli olmak üzere yıllık asgari 678 ton anlaşma süresince toplam 2.712 ton otogaz ürünü satın almayı kabul ve taahhüt ettiği anlaşılmıştır.
... 54. Noterliği'nin ... tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinde bayilik sözleşmesinin 16/10/2015 tarihinde sözleşmenin yenilenmediği ve yenilenmeyeceği olduğu ihtar edilmiştir.
Dava, otogaz bayilik sözleşmesindeki asgari alım taahhüdünün davalı bayi tarafından yerine getirilmediği gerekçesiyle ceza koşulu alacağının tahsili talebine ilişkindir.
Bozma ilamı öncesi alınan 21/11/2017 tarihli bilirkişi raporunda özetle, davacı tarafın defterlerinde yapılan incelemede 14.05.2014- 23.02.2015 döneminde 365 ton 1.419.474,00 TL; 24.02.2015- 08.10.2015 döneminde 155 ton 547.308,00 TL davalı şirkete LPG teslim edildiği tespit edilmiştir. Davalının sözleşme süresince alımını taahhüt ettiği miktarın 2.712 ton olup ticari ilişki kapsamında 520 ton alım yaptığı; eksik yaptığı alımın 2.192 ton olduğu davacı şirketin kar mahrumiyet tutarını anlaşma süresi sonunda toplam olarak talep etmesine davalı bayice muvafakat edildiği; davacının kar mahrumiyeti alacağının 43.840 USD olarak hesaplandığı tespit edilmiştir.
Bozma ilamı sonrası alınan 16/12/2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle, davacı tarafın defterlerinde yapılan incelemede 14.05.2014- 13.05.2015 döneminde 448,42 ton; 14.05.2015- 08.10.2015 döneminde 71,23 ton davalı şirkete LPG teslim edildiği tespit edilmiştir. 1. Yıl için 93,98 ton 2.yıl sözleşmenin feshine kadar 471,17 ton eksik alım yaptığı tespit edilmiştir.
24/04/2014 tarihli ürün alım taahhütnamesinde yer alan söz konusu hüküm ifaya ekli cezai şart niteliğinde olup davacının bu taahhütnameye dayalı olarak cezai şart talep hakkı bulunmaktadır. Ancak taraflarca eksik alım halinde ödeneceği kararlaştırılan söz konusu cezai şart ifaya ekli cezai şart mahiyetinde bulunduğundan, sözleşmenin yürürlükte olmadığı 2016-2017-2018-2019 yıllarına ait ifası talep edilemeyecek bir edimin ifa edilmemesine bağlı, diğer ifade ile eksik ürün alımına bağlı ceza talep edilemeyecektir. Sözleşmedeki alım taahhüdü yıllık olarak kararlaştırıldığından 2014 ve 2015 yıllarına ait eksik alımdan kaynaklı iş bu dönemler için cezai şart talep edilebilecektir.
Dosya kapsamında alınan bozma sonrası bilirkişi raporu da dikkate alınarak (bozma ilamı öncesi alınan bilirkişi raporunda eksik alınan ürünlere ilişkin farklı tarih aralığı yazıldığı neticeten toplamda 520 ton ürün alımı yapıldığı raporlar arasında iş bu hususta çelişki bulunmadığı anlaşılmıştır.) 14.05.2014- 13.05.2015 döneminde 448,42 ton; 14.05.2015- 08.10.2015 döneminde 71,23 ton toplamda 520 ton alım yapıldığı bu nedenle sözleşmenin ve ürün alım taahütnamesinde öngörülen 1. yıl için 93,98 ton; 2.yıl için 471,17 ton eksik alım yapıldığı bu durumda toplam 1. Ve 2. Yıl için 93,98 ton ve 471,17 ton için toplam 565,15 ton * 20 USD= 11.303 USD davacının cezai şart talep edebileceği anlaşılmıştır.
Davalının sözleşmenin imzalandığı tarihte cezai şartın davalının mahvına neden olup olmayacağı hususunda alınan 22/04/2023 tarihli rapor ile davalı şirketin 31.12.2014 tarihi itibariyle ödenmiş sermayesinin 2.500.000, TL olduğu, 572.567,29 TL zarar ettiği, geçmiş yıl zararı 21.205,58 TL ile birlikte toplam 593.772,87 TL zarar ettiği, öz sermayesinin 1.906.227,13 TL olduğu tespit edilmekle hesaplanan cezai şartın davalının ekonomik mahvına sebebiyet vermeyeceği için cezai şart alacağından indirim yapılmamıştır.
Davacının sözleşmenin yürürlükte olduğu 2014 ve 2015 yıllarına ait eksik alım nedeniyle 11.303 USD talep edebileceği anlaşılmakla eksik alım nedeniyle 11.303-USD cezai şartın 1.000-USD'sine dava tarihinden itibaren, 10.303-USD'sine ıslah tarihi olan 10/04/2018 itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi gereğince USD döviz faizi işletilerek davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Eksik alım nedeniyle 11.303-USD cezai şartın 1.000-USD'sine dava tarihinden itibaren, 10.303-USD'sine ıslah tarihi olan 10/04/2018 itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi gereğince USD döviz faizi işletilerek davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine,
Fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 2.726,16 TL karar harcının, peşin yatırılan 60,54 TL harç ve 3.020,00 TL ıslah harcından mahsubu ile bakiye 354,38 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktarın üzerinden hesaplanan 56.847,09 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen miktarın üzerinden hesaplanan 145.838,38 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan toplam 4.282,00 TL yargılama giderinden davanın kabul ret miktar ve oranı göz önüne alınarak hesaplanan 1.104,00 TL yargılama gideri, 60,54 TL peşin harç, 3.020,00 TL ıslah harcı ve 29,20 TL başvuru harcı toplamı 4.213,74 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine,
Dair taraf vekilinin yüzüne karşı HMK'nun 341/1 vd. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine istinaf dilekçesi sunulmak ve istinaf başvurma ve karar harcı ile istinaf gider avansı yatırılmak suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenmesi için tarafların istinaf kanun yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 12/06/2024

KATİP ...
¸e-imzalıdır

HAKİM ...
¸e-imzalıdır