T.C.
İSTANBUL
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/261
KARAR NO : 2024/148
DAVA : Tespit
DAVA TARİHİ : 07/05/2019
KARAR TARİHİ : 01/03/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
(I) TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
(1) Davacı Tarafın İddialarının Özeti:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... Şirketi ile davalı ... Şirketi aynı işkolunda faaliyet göstermekte olup aynı serbest rekabet piyasası içinde yer alan şirketler olduğunu, müvekkili şirketin “....” olarak tanımladığı “...” markalı ürünleri beşeri tibbi ürün ruhsatı ile değil tıbbi cihaz satış izni kapsamında %18 nispetinde katma değer vergisine tabi tutarak satışa sunduğunu, sektörde faaliyette bulunan ve muadil ürünleri pazarda satılan diğer firmaların uygulamasına bakıldığında, “...” ve “...” markalı ürünlerin de müvekkilin değil, tıbbi cihaz kapsamında, 18 oranında KDV uygulanarak satışa sunulduğunun görüldüğünü, davalı şirket ise yukarıda anılan ürünlere muadil olan “...” markalı ürünlerinin satışında %8 oranında katma değer vergisi uygulandığını, aynı türden ürünlere farklı KDV oranları uygulanması yüzünden iki ürün arasında KDV oranına bağlı olarak fiyat farkı oluşmakta ve bundan ötürü de daha düşük nispette KDV uygulayan davalı şirketin perakende satış bedeli üzerinden %10 nispetinde bir fiyat avantajı sağladığını, Sağlık Bakanlığı'nın en son 12.04.2019 tarihinde yayınlanan ruhsatlı ürünlerin yer aldığı “Ruhsatlı Ürünler Listesine” bakıldığında, uyuşmazlık konusu “...” adlı ürünün listede yer almadığını, yani bu ürünün Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılan veya ithaline izin verilen bir beşeri tıbbi ürün olmadığı açıkça görüldüğünü, davalı şirket tarafından mevzuat gereğince %18 nispetinde genel oranda KDV'ye tabi tutularak satılması gereken ... adlı ürünün hukuka aykırı bir şekilde %8 nispetinde KDV'ye tabi tutularak satılması şeklinde ortaya çıkan iş şartlarına uymayan dürüstlüğe aykırı davranışının haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, haksız rekabetin men'ine ve haksız rekabetin men'i hükmünün haksız rekabete konu malları doğrudan veya dolaylı bir şekilde davalı şirketten ticari amaçla elde etmiş olan kişiler hakkında icra olunacağına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
(2) Davalı Tarafın Savunmalarının Özeti:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurda ikame edilen ve haksız rekabet hali iddiasına konu edilen vergisel oranının uygulanması bakımından da davalı müvekkili şirketin yetkili idare tarafından belirlenen düzenlemelere eksiksiz riayet ettiği ve davacı yanın (haksız rekabet) iddiasının aksine müvekkili şirketin Türk Ticaret Kanunu ne de Borçlar Kanunu nezdine bir haksız eylem sorumluluğu bulunmadığını, uyuşmazlık konusu edildiği üzere benzer nitelikteki bir ürünün ithal ve tesliminde (satışında) uygulanacak katma değer vergisi oranını belirleme görev ve yetkisi şüphesiz ilgili idarenin (Vergi Dairesi - Gelir İdaresi - Bakanlar Kurulu) tekelindedir ve tekrarla; müvekkili şirket ilgili idare tarafından yapılan düzenlemelere eksiksiz bir şekilde riayet ettiğini, davacı yanın iddiasının temelini oluşturan “KDV oranı” sebebiyle “haksız rekabet hali" ne Türk Ticaret Kanunu ne de Borçlar Kanunu kapsamında tahdidi olarak sayılan şartları taşımamakta, bir diğer ifadeyle böylesine bir taleple davanın açılmasında hukuki ve kanuni bir karşılık bulunmadığını, kısacası ilgili ithalat ve teslime ilişkin olarak idare tarafından belirlenen vergilendirme düzenlemelerine uyan müvekkili şirketin hukuka ve kanuna aykırı herhangi bir eylemi bulunmadığını, davacının iddialarını dayandırdığı yargıtay kararı: Yöneltilen dava dilekçesinde bahsi geçen ve iddia edilen uyuşmazlığa örnek gösterilen Yargıtay Kararı, emsal niteliği taşımadığını, söz konusu Yargıtay kararında; özetle; ticari faaliyet konusu (iştigal konusu) itibariyle “düğün salonu hizmeti verilmesi'ne ilişkin ilgili dernekten izin alması gerekmeyen bir firmanın, izin alması zorunlu tutulan diğer firmalar ile haksız rekabet halinde olduğuna ilişkin olup, herhangi bir benzerlik ve/veya emsal niteliği taşımadığını, öncelikle davanın görev bakımından sonrasında ise hukuki yarar yokluğundan ve ayrıca böylesine bir talepte taraf sıfatı taşımayan müvekkili şirket bakımından reddine, fazlaya ilişkin beyan, talep, karşı tarafın sunacağı delillere karşılık delil sunma ve sair dava hakları saklı tutulmakla, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini savunmuştur.
(II) ÇEKİŞMELİ VAKIALAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER:
1-Bilirkişi kökraporları ve ek raporu,
2-Tüm dosya kapsamı.
(III) DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE DEĞERLENDİRİLMESİ, SABİT GÖRÜLEN VAKIALAR, ÇIKARILAN SONUÇ VE HUKUKÎ SEBEPLER:
Davacının davası haksız rekabetin tespiti ve men'ine ilişkindir.
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle haksız rekabet kuralları hakkında açıklama yapılmasında yarar bulunmaktadır.
Serbest piyasa ekonomilerinin temel prensibi olan serbest ticaret hakkı ve rekabet özgürlüğü Anayasa’nın 48/1 maddesinde “Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir.” denilmek suretiyle vurgulanmıştır. Ancak ticaret serbestisi ve rekabet özgürlüğü, sınırsız rekabet hakkının bulunduğu anlamına da gelmemektedir. Bu nedenle haksız rekabeti düzenleyen kuralların amacı ve içeriği de rekabet özgürlüğünün sınırlarını göstermek ve bu sınırların aşılması durumunda başvurulabilecek hukukî yolları tespit etmektir.
Haksız rekabet kuralları, rekabet hakkının dürüstlük kuralları çerçevesinde kullanılmasını sağlamak ve rekabet hakkının kötüye kullanılmasını engellemek amacı ile sevk edilmiştir. Bu kurallar genel nitelikli ve her alanda uygulanabilecek hükümler içermekle birlikte rekabet hakkının, Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesi gereğince dürüstlük kurallarına uygun şekilde kullanılmasını sağlamaya çalışmaktadır (Arkan, Sabih: Ticari İşletme Hukuku, Ankara 2018, s. 350).
Olay ve dava tarihi itibariyle somut olaya uygulanması gereken 6102 sayılı TTK’da haksız rekabet kuralları, ticari nitelik taşısın taşımasın tüm haksız rekabet hâllerini kapsayacak şekilde ve son derece ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. 6102 sayılı TTK’nın 54/(1) maddesinde haksız rekabete ilişkin hükümlerin amacının “bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması” olduğu belirtildikten sonra; 6102 sayılı TTK’nın 54/(2) maddesinde ise haksız rekabete ilişkin genel ilke “Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır.” şeklinde belirtilmiştir. Buna göre genel ilke belirlenirken haksız rekabetin varlığı için taraflar arasında rekabet ilişkisinin mevcudiyeti, failin yarar sağlamış olması, failin kusurlu olması ve haksız rekabete uğrayanın zarar görmüş olması aranmamıştır. Bununla birlikte failin kusurlu olması ve haksız rekabete uğrayanın zarar görmüş olması sadece haksız rekabet nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında rol oynamaktadır.
6102 sayılı TTK’nın 54. maddesinde haksız rekabetin amacı ve genel ilkesi belirtildikten sonra, aynı Kanun’un 55. maddesinde uygulamada sık karşılaşılan ve dürüstlük kurallarına aykırı olan bazı davranış ve fiil örnekleri sayılmıştır (Arkan, s. 350). Bu çerçevede bir davranış veya uygulamanın haksız rekabet teşkil edip etmediği belirlenirken öncelikle özel hüküm niteliğindeki 6102 sayılı TTK’nın 55. maddesinde sayılan hâllerden birinin var olup olmadığına bakılması gerekmektedir. Bu maddede sayılan hâllerden birisi söz konusu ise haksız rekabetin varlığı kabul edilecek, somut davranış veya uygulama bu maddede sayılan haksız rekabet hâllerine tam olarak uymuyorsa veya bu hâllerin kapsamına örnekseme yoluyla dolaylı olarak da dahil edilemiyorsa, ancak bu takdirde genel hüküm niteliğindeki 6102 sayılı TTK’nın 54/2 maddesinin uygulanması mümkün olacaktır.
Bu aşamada uyuşmazlığın kapsamı itibariyle 6102 sayılı TTK’nın 55/(1)-a-2 ve 55/(1)-a-5 maddelerinin incelenmesinde yarar bulunmaktadır.
6102 sayılı TTK’nın 55/(1)-a-2 maddesi gereğince; “Kendisi, ticari işletmesi, işletme işaretleri, malları, iş ürünleri, faaliyetleri, fiyatları, stokları, satış kampanyalarının biçimi ve iş ilişkileri hakkında gerçek dışı veya yanıltıcı açıklamalarda bulunmak veya aynı yollarla üçüncü kişiyi rekabette öne geçirmek” haksız rekabet olarak düzenlenmiştir. Buna göre gerçek dışı (yanlış) veya yanıltıcı açıklamalarda bulunmak suretiyle kendisini veya üçüncü kişiyi rekabette öne geçirmek haksız rekabettir. Burada haksız rekabet teşkil eden husus; müşterilerin satın alıp almama konusundaki kararlarını etkileyebilecek şekilde “kendisi, ticari işletmesi, işletme işaretleri, malları, iş ürünleri, faaliyetleri, fiyatları, stokları, satış kampanyalarının biçimi ve iş ilişkileri” gibi hususlarda yanlış veya yanıltıcı açıklamalardır.
Yanlış açıklama, içeriği gerçekle bağdaşmayan, belirli bir vakıa veya olay veyahut durum hakkında içeriği objektif olarak yanlış olan açıklamalardır. Açıklamanın “yanlış” olup olmadığını tespit bakımından yegâne ölçüt gerçekle bağdaşıp bağdaşmadığıdır. Gerçeğe uygun olmayan açıklamalar objektif olarak doğruluğu ve yanlışlığı tespit edilebilen açıklamalardır. Olaylar/olgular hakkındaki her türlü yanlış açıklamalar haksız rekabet olarak değerlendirilecek; açıklama gerçek ise bu durumda haksız rekabetten bahsedilemeyecektir. Yanıltıcı açıklama ise mahiyeti, tarzı ve içeriği birlikte değerlendirildiğinde açıklamanın muhatabının hataya düşmesine sebep olabilecek, yanlış izlenim bırakabilecek açıklamalardır. Başka bir deyişle yanıltıcı açıklamadan; açıklamanın takdim ediliş tarzının, seçilen sözcüklerin, resimlerin veya yapılan karşılaştırmanın hedef kitlede veya kişilerde bıraktığı genel izlenim neticesinde açıklama konusunun olduğundan değişik ve olumsuz algılanması kastedilmektedir.
Hemen belirtilmelidir ki, bir açıklamanın “yanlış” olup olmadığı tespit edilirken yegâne ölçüt gerçekle bağdaşıp bağdaşmadığı iken, “yanıltıcı” olup olmadığı tespit edilirken kullanılacak ölçüt açıklamanın orta yetenekteki olağan muhatabıdır. Başka bir deyişle açıklama hangi kişi grubuna yapılıyor ise o kişi grubuna mensup orta yetenekteki bir kişinin açıklamayı algılama biçimi esas alınacaktır. Dolayısıyla bir açıklamanın belirli kişi veya kişiler tarafından ne şekilde algılandığı değil, açıklamanın orta yetenekteki olağan muhatabının algılama şekli önemlidir (Ülgen, Hüseyin/Helvacı, Mehmet/Kendigelen, Abuzer/Kaya, Aslan/Nomer Ertan, Füsun: Ticari İşletme Hukuku, İstanbul, 2015, s. 540).
Somut olaya gelince;
Taraflar arasında davalının ticaretini yaptığı ... markalı burun damlası ürünü %8 KDV oranı ile satışa sunduğu hususunda herhangi bir uyuşmazlık yoktur.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalının ürününü %8 oranında KDV oranı uygulanmak suretiyle satışa sunmasının muadil ürünlerin % 18 oranında KDV uygulanmak suretiyle satışa sunulmasının davalı lehine ve davacı lehine haksız rekabet teşkil edip etmediği hususundadır.
Somut olayda 1262 Sayılı İspençiyari Ve Tıbbi Müstahzarlar Kanunu ve bu kanuna dayanılarak çıkarılan Beşeri Tıbbi Ürünler Ruhsatlandırma Yönetmeliği ile Tıbbi Cihaz Yönetmeliği ve KDV Kanunu'na bakmak gerekmektedir.
1262 Sayılı İspençiyari Ve Tıbbi Müstahzarlar Kanunu'nun 1.maddesinde; “... muharrer şekil ve formül haricinde ve fenni kaidelere muvafık muayyen ve sabit bir şekilde yapılacak amilinin ismiyle veya hususi bir nam altında ticarete çıkarılan tababette müstamel her nevi basit ve mürekkep devai tertiplere ispençiyari ve tıbbi müstahzarlar ismi verilir.”
3.Maddesinde ise “Dahilde imal olunan ispençiyari ve tıbbi müstahzarların ticarete çıkarılmasından ve hariçte yapılanların memlekete ithalinden evvel Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaletinden müsaade alınması meşruttur.” Hükmü yer almıştır.
Başka bir anlatımla yurtiçinde üretilen eczacılık ürünleri ve tıbbi ürünlerin ticari satışa sunulmasından ve yurtdışında imal edilenlerin ithalinden önce Sağlık Bakanlığından Ruhsat alınması şarttır.
Bu Kanuna dayanılarak çıkarılan Beşeri Tıbbi Ürünler Ruhsatlandırma Yönetmeliği'nin 4. maddesinde Beşeri tıbbi ürün:
1) İnsanlardaki hastalığı tedavi edici veya önleyici özelliklere sahip olarak sunulan veya,
2) Farmakolojik, immünolojik veya metabolik etki göstererek fizyolojik fonksiyonları düzeltmek, iyileştirmek, değiştirmek veya tıbbi teşhis amacıyla insanlarda kullanılan veya insana uygulanan, madde veya maddeler kombinasyonunu,
Ruhsat: Bir beşeri tıbbi ürünün belirli bir formül ile belirli bir farmasâtik şekil ve yitilikte, kabul edilen ürün bilgilerine uygun olarak üretilip piyasaya sunulabileceğini gösteren, Kurum tarafından düzenlenen belgeyi,
Ruhsatlı beşeri tıbbi ürün: Kullanıma hazır şekilde, belirli bir ambalajda ve belirli bir isim ile piyasaya sunulmak üzere Kurum tarafından ruhsatlardırılan beşeri tıbbi ürünü” olarak tanımlanmıştır.
07.06.2011 tarih ve 27957 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Tıbbi Cihaz Yönetmeliğinin 3/o bendinde Tıbbi Çihaz: “İnsanda kullanıldıklarında asli fonksiyonunu farmakolojik, immünolojik veya metabolik etkiler ile sağlamayan fakat fonksiyonunu yerine getirirken bu etkiler tarafından desteklenebiler ve insan üzerinde;
1) Hastalığın tanısı, Önlenmesi, izlenmesi, tedayısı veya hatitlelilmesi ya da
2) Yaralanma veya sakatlığın tanısı, izlenmesi, tedavisi, hafifletilmesi veya mağduriyetin giderilmesi ya da
3) Anatomik veya fizyolojik bir işlevin araştırılması, değiştirilmesi veya yerine başka bir şey konulması veyahut
4) Doğum kontrolü amacıyla kullanılmak üzere imal edilmiş, tek başına veya birlikte kullamlabilen, imalatçısı tarafından özellikle tanı ve'yeya tedavi amaçlı kullanılmak Üzere imal edilmiş ve tıbbi cihazın amaçlanan işlevini yerine getirebilmesi için gerekli olan yazılımlar da dahil, her türlü araç, alet, teçhizat, yazılım, aksesuar veya diğer malzemeleri,” şeklinde tanımlanmıştır.
Yönetmeliğin Kayıt Sisteml başlıklı 14 maddesinde; “(1) Bakanlık, bu maddede belirtilen esaslara göre piyasaya arz edilmiş olan tıbbi cihazları ve bu cihazların piyasaya arzından sorumlu kişilerin kayıtlarını tutar.
(6) Bu Yönetmelik ile ilgili düzenleyici veriler, yetkili kuruluşların bu Yönetmelik çerçevesindeki görevlerini yerine getirmelerini temin etmek için tıbbi cihaz veri bankasında saklanır. Veri bankası, aşağıda belirtilen unsurlardan oluşur.” hükmü yer almaktadır.
Dosyaya celp edilen belgelerin incelenmesinde, davalının satışa sunduğu ... için T.C. Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğünce ... tarih ve ... Sayılı (Kozmesötikler, tedaviye yönelik olmayan bitkisel ürünler, beslenmeyi destekleyici ürünler, nutrasötikler ve topik uygulanan ilaç dışı ürünler) izin belgesi verildiği, verilen izin belgesinin beşeri tıbbi ürüne ilişkin olmadığı, ayrıca Sağlık Bakanlığı'na ait internet portalından sorgulandığında, dava konusu ürünün tıbbi cihaz olarak isteme kaydedildiği anlaşılmıştır.
Davalı tarafından Gelir İdaresi Başkanlığı ... Vergi Dairesi Başkanlığı'na, dava konusu ürünün beşeri tıbbi ürün olarak ruhsatlandırılmışken 07.06.2011 tarih ve 27957 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Tıbbi Cihaz Yönetmeliğinde tıbbi cihaz kapsamına alındığından bahisle uygulanacak KDV oranına ilişkin görüş istendiği, ilgili Vergi Müdürlüğü tarafından, Sağlık Bakanlığınca ruhsatlandırılan beşeri tıbbi ürünlerin % 8 oranında KDV'ye tabi olduğu bildirildiği anlaşılmıştır.
Uyuşmazlığa ilişkin ilgili kurum ve kuruluşlardan deliller toplanmış, bilirkişi heyetlerinden rapor ve ek rapor alınmış, davalı vekili uyuşmazlığa ilişkin uzman görüşünü dosyaya sunmuştur.
Yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporları, ve tüm dosya kapsamına göre, davalının ticaretini yaptığı ... markalı ürün için Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü tarafından 26.04.2006 tarihinde ithalat izni verildiği, verilen izinde beşeri tıbbi ürün olarak ruhsatlandırılmadığı, ... markalı ürünün 07.06.2011 tarihinde yayımlanan Tıbbi Cihaz Yönetmeliğinin 3/o bendinde tıbbi cihaz statüsünde olduğu, beşeri tibbi ürünlerin aksine ruhsatlandırma işlemi yapılmadığı, tıbbi cihazlar olarak Sağlık akanlığı'na ait internet portalına tıbbi cihaz olarak ...GTİP numarasında kayıt edildiği, ... markalı ürünün Sağlık Bakanlığı web adresi ...'da sorgulandığında burun spreyi tıbbi cihaz olarak sisteme kayıt edilmiş olduğu, ... tarih ve ... Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile KDV oranları Kararnameye ekli (11/B) bölümünde; tıbbi beşeri ürünler ile tıbbi cihazlar için % 8 KDV olarak uygulanması kararlaştırıldığı, KDV oranlarının tespitinde ...tarihinde ve...Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı 20.07.2008 olan ... Sayılı Kararname ile değiştirildiği ve ... tarih ve ...Sayılı Karamame ile İstatistik Pozisyonlarına bölündüğü, Türk Gümrük Tarife Cetvellerinde tadadi olarak sayılanların (Gümrük Tarife Cetvellerinde 3307.90.00.90.19 GTİP numarasında kayıtlı ... isimli burun spreyi) içerisinde yer almadığından 20.07.2008 tarihinden itibaren % 18 KDV oranının uygulanması gerektiği, davalının Gelir İdaresi Başkanlığı ... Vergi Dairesi Başkanlığı Mükellef Hizmetleri KDV Grup Müdürlüğü'nden ... tarih ve ... Sayılı dilekçesiyle ... isimli ürünün beşeri tıbbi ürün olarak ruhsatlandırıldığı,... tarih ve ... Sayılı Resmi Gazete tıbbi cihaz kapsamına alındığı şeklindeki açıklamaları gerçeğe aykırı beyan olduğu, ... markalı ürüne hiçbir zaman beşeri tıbbi ürün ruhsatı verilmediği, 2011 tarihinden tıbbi cihaz statüsüne alınmadığı, ithal edildiği tarihten beri tıbbi cihaz statüsünde olduğu, davalı şirkete idari makam tarafından verilen ... tarih ve ...-... Sayılı Özelgede 31.12.2007 tarihi itibariyle Karamameye ekli (10) sayılı listenin (B/18) sırasında kayıtlı beşeri tıbbi ürün kapsamında olması halinde ithal ve teslimi 31.12.2017 tarihinden itibaren %8 oranında KDV 'ye tabi olduğu şeklinde verildiği, hiçbir zaman beşeri tıbbi ürln statüsüne girmeyen ... markalı ürün BKK eki 11) sayılı listenin (B/18) kapsamında olmadığı, İdari Makamın davalı şirketin gerçeğe aykırı beyanı doğru kabul ederek Kararnameye ekli (11) sayılı listenin (B/18) sırasında kayıtlı beşeri tıbbi ürün kapsamında olması halinde ithal ve teslimi 31.12.2017 tarihinden itibaren % 8 oranında uygulanacağı yönünde Özelge verildiği, Davalının 09.09.2016 tarih ve ... Sayılı Özelgeyi esas alarak teslimlerinde % 8 KDV uygulamasına devam ederek % 10 fiyat avantajı sağladığı, eş deyişle davalının hiçbir zaman beşeri tıbbi ürün olarak ruhsatlandırılmayan ürünü için ürünün beşeri tıbbi ürün olarak ruhsatlandırıldığına dair beyanda bulunmak suretiyle yanlış beyanda bulunarak ilgili idareyi yanılttığı, bu şekilde ticaretini yaptığı ürünün muadili ürünlere göre daha düşük vergi oranı ile satışını gerçekleştirdiği, tüm bu hal ve davranışların haksız rekabet teşkil ettiği, bu durumdan davalının kusur ve sorumluluğunun bulunduğu anlaşılmakla, davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM/ Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
Davacının Davasının KABULÜNE,
1-Davalı tarafından satılan ... adlı ürünün %18 yerine %8 oranında KDV uygulanmak sureti ile satılmasının haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine,
2-Haksız rekabetin önlenmesine,
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 427,60 TL maktu karar harcının, 44,40 TL peşin harçtan mahsubu ile noksan kalan 383,20 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
Davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
Davacı tarafından yapılan toplam 5.120,00 TL yargılama gideri ile 44,40 TL peşin harç, 44,40 TL başvuru harcı ve 539,70 TL yenileme harcı toplamı 5.748,50 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
Davalı tarafından yapılan 3.276,60 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
Davacı tarafından yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi üzerine davacıya iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 01/03/2024
KATİP
¸e-imzalıdır
HAKİM
¸e-imzalıdır
Harç / Masraf Dökümü
Peşin Harç : 44,40 TL
Karar Harcı : 427,60 TL
Noksan Harç : 383,20 TL
Yenileme
Harcı : 539,70 TL
Davacı Gider Avansı
Yatırılan Avans : 5.215,00 TL
Davalı Gider Avansı
Yatırılan Avans : 4.000,00 TL
Yargılama gideri detayları
Bilirkişi Ücreti : 7.900,00 TL
Posta Giderleri : 496,60 TL
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!