WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 03 Temmuz 2026

İSTANBUL 1. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2018/84
KARAR NO :2024/210

DAVA:ALACAK (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:25/01/2018
KARAR TARİHİ:28/03/2024

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin davalının Türkiye'deki ilk resmi bayilerinden birisi olduğunu, 15 yıllık sözleşme ilişkisi içerisinde davacının yükümlülüklerini bir kez dahi ihlal etmediğini, davalının Türkiye'de tanınır bir marka olmasında davacının büyük bir katkısı bulunduğunu, davacı şirketin, davalının 01.08.1999 tarihinden 31.01.2014 tarihine kadar toplam 150.489 adet aracına servis hizmeti verdiğini ve sadece 2004-2014 yılları arasında 107.258.872,79 TL tutarında yedek parça alımı yaptığını, yetkili servis sözleşmesi ve yedek parça yetkili satıcılık sözleşmesinin davalı tarafından haksız şekilde fesih edildiğini, davacı şirketin taraflar arasında 1999 tarihinden itibaren fiilen yürürlükte olan ve 01.01.2007 tarihinde yazılı hale getirilen yetkili servis sözleşmesi ve yedek parça yetkili satıcılık sözleşmesi ile davalı şirketin ticari ve binek araçlarının yetkili servis ve yedek parça hizmetlerini kesintisiz olarak 15 yıla yakın bir süre yerine getirdiğini, davalı ile ticari ilişkilerinin 1993 yılında dava dışı tüzel kişilik grup şirketi olan ... Limited Şirketinin davalınını bayisi olması ile başladığını, 1999 yılında davalının servis ve yedek parça hizmetleri için davacı şirketin kurulduğunu, ve 1999 tarihinden itibaren fiilen olmak üzere 01.01.2007 tarihinden ise yazılı hale getirilen sözleşmeler ile yetkili servis ve yedek parça yetkili satış ilişkisinin başladığını, davacı şirketin bütün bayiler arasında açık ara Türkiye birincisi durumundayken davalı tarafından .... Noterliğinin 30.01.2012 tarihli ... ve ... yevmiye sayılı ihtarnameleri ile önceden herhangi bir ihtarda bulunmadan Yetkili servis ve yedek parça yetkili satıcılık sözleşmelerinin "muhatabın şirketimizin ticari politikaları ve uygulamalarına ilişkin uzun zamandır devam eden mesnetsiz itirazları, uyuşmazlıklar ve şirketimiz hakkındaki olumsuz beyanları ticari ilişkinin temeli olan güven unsurunu ortadan kaldırıp ilişkinin devamını olanaksız kılacak ve üstelik markaya zarar verecek nitelikte olduğu" gerekçesiyle fesih ihbarında bulunulduğu ve 10.01.2014 tarihinde .... Noterliğinin ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile sözleşmelerin 01.02.2014 tarihi itibarıyla fesih edildiğinin bildirildiğini, davacı tarafından keşide edilen .... Noterliğinin ... ve ... yevmiye sayılı 15.01.2014 tarihli ihtarnameleri ile fesih sebebiyle doğmuş ve doğacak zararların tazmini hususununu davalıya ihtar edildiğini, feshin gerçek sebebinin dava dışı grup şirketi ... ... Şirketi tarafından ... A.Ş.'ye karşı 30.12.2009 tarihinde açılmış olan ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/... Esas sayılı alacak davası olduğu, anılan davada 25.10.2015 tarihli bilirkişi raporunda grup şirketinin ... A.Ş.'den alacaklı olduğunun tespit edilmesi üzerine kök rapor tarihinden 3 ay sonra davalı şirket hem ... Limited Şirketinin hem de ... A.Ş.'nin yedek parça ve yetkili servis sözleşmelerinin fesih edildiğini, 30.01.2012 tarihli fesih ihbarlarıyla bildirdiğini, davacının fesihten önceki son yılda bütün bayiler arasında yedek parça alımı konusunda TÜrkiye birincisi olduğunu, bu durumun dava dışı grup şirketi tarafından açılan dava nedeniyle kötü niyetli fesih iradesini gösterdiğini, davalının davacı şirketi ve grup şirketi cezalandırması için sözleşmeleri tek taraflı fesih ettiğini, fesih hakkının iyi niyet kurallarına uygun kullanılmadığın, davalı şirketin haksız ve tek taraflı feshi sebebiyle fesihten önce uğradığı kar kaybını ve zararlarının ödenmesi gerektiğini, 2010 ve 2011 yıllarında yedek parça alımlarını arttıran davacı şirketin satış ve pazarlama faaliyetlerinin, 2012 yılındaki fesih ihbarının aynı sektörde faaliyet yürüten parakendeciler ve toptancılar tarafından öğrenilmesi üzerine sekteye uğratıldığını, davacının 2012 yılında daha fazla yedek parça alımı yapacakken fesih ihbarının olumsuz etkileri sebebiyle 19.619.502 TL alım yapabildiğini 2013 yılında ise ancak 11.089.935 TL yedek parça alımı yapabildiğini, davalı şirketin davacı şirketi zora sokmak ve satış ve servis faaliyetlerini kasten sekteye uğratmak için sevk ettiği yedek parçalarının irsaliyelerini, sevkiyattan çok sonra düzenleyerek peyder pey gönderdiğini, davalı şirketin 30.01.2012 tarihli fesih ihbarının ardından 01.02.2012 ve 03.02.2012 tarihli yedek parça sevkiyatlarını gerçekleştirdiğini. .... Noterliğinin 01.01.2012 tarihli ve 03.02.2012 tarihli düzenleme şeklindeki tespit tutanaklarından da anlaşıldığı üzere davalı şirketin irsaliyeleri ile fiili yedek parça sevkiyatı arasında büyük farklar bulunduğunu, irsaliye görülen yedek parçaların fiilen sevk edilmemiş ya da fiilen sevk edilen yedek parçaların irsaliyede gösterilmediğini, bu sebeple fiilen sevk edilen ancak irsaliyesi olmayan yedek parçaların stoğa girilemediği için, fiilen sevk edilmeyen ancak irsaliyede görülen yedek parçaların ise teslim edilip edilmediği belli olmadığı için satışlarının yapılamadığı, servis müşterilerine ve yedek parça müşterilerine zamanında teslimat yapılamadığı için müşteri ve kar kayıplarının artamaya başladığını, davacı şirketin 2012 ve 2013 yıllarındaki servis araç giriş sayısının önceki yıllara oranla düştüğünü, davacı şirketin yedek parça satışı yaptığı müşterileri ile yedek parça tedarik sözleşmeleri bulunan sigorta firmaları sayılarınında 2012 ve 2013 yıllarında hızla düşmeye başladığını, davalı şirketin haksız ve tek taraflı fesih sebebiyle davacı şirketin fesihten sonra uğradığı kar kaybını ve zararlarını ödemesi gerektiği, fesihten önceki yıl davacı şirketin Türkiye birincisi olduğunu, bayiliğin daha uzun yıllar devam edeceği güveniyle hareket ettiğini ve başka bir ticari faaliyette bulunmadığını, davacının fesih sebebiyle kar mahrumiyetine uğradığını, fesihten sonraki 4 yıllık kar kaybının önceki yıllar ortalama kar baz alınarak ödenmesi gerektiğini, davalı şirketin haksız feshi sebebiyle davacının bütün müşteri portföyünü kaybetmiş olduğundan , hizmet verilen ve kazandırılan müşteri çevresi sebebiyle davalıya sağlanan ve sağlanacak menfaatler dikkate alınarak 2010-2011 yılları net karı ortalaması alınarak denkleştirme tazminatı ödemesi gerektiği, ayrıca davalı şirketin davacıya 22.513,48 TL cari borcu bulunduğu, davacı şirket tarafından .... Noterliğinin 04.02.2015 tarih 03129 yevmiye sayılı ihtarnamesine rağmen cari borcun ödenmediği ticari faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğini, dava şirketin davacının manevi zararlarını ödemesi gerektiği, davacı şirketin ve şirket hissedarlarının ... markasıyla özdeşleştirildiği, hissedarlardan bahsederken ... ... şeklinde tarif edildiği, bu sebeple manevi tazminatın da ödenmesi gerektiği, 2010 ve 2011 yıllarında yedek parça alımlarını arttıran davacının satış ve pazarlama faaliyetlerinin fesih bildirimi sonrasında sekteye uğratıldığını, yetkili servis sözleşmesi ve yedek parça yetkili satış sözleşmesinin feshi sebebiyle atıl alan davacı yatırımlarının ve demirbaş bedellerinin ödenmesi gerektiği, yedek parça yetkili satıcılık sözleşmesinin feshinden sonra sözleşmeni 13.maddesi gereği iade alınması gereken yedek parçaların .... Noterliğinin 25.02.2014 ve 17.04.2014 tarihli ihtarnameleri ile bildirilmesine rağmen iade alınamaması sebebiyle oluşan zararın ödenmesi gerektiği, açıklanan sebeplerle fesih ihbarından fiili fesih tarihine kadar kazanç kaybının ve zararlar, fesihten sonraki 4 yıllık kar mahrumiyeti atıl kalan demirbaş ve yatırımlar sebebiyle uğranılan zarar, portföy denkleştirme tazminatı, cari alacak, sözleşme gereği iade alınması gereken yedek parçalar sebebiyle uğranılan zararlar olmak üzere 100.000 TL maddi ve 100.000 TL manevi zararın sözleşmenin fesih tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi dava ve talep edilmiştir.
Mahkememizin 29.01.2018 tarihli tensip tutanağının 12 nolu ara kararı ile zarar kalemlerinin her biri yönünden dava değerini belirtmek üzere davacı vekiline süre verilmiş, davacı vekili 06.08.2018 tarihli dilekçesi ile fesih bildiriminden fiili fesih tarihine kadar kazanç kaybına ve zararlara karşılık 15.000 TL, fesihten sonraki kar mahrumiyeti nedeniyle 15.000 TL, atıl kalan demirbaş ve yatırımlar sebebiyle 15.000 TL, denkleştirme tazminatı nedeniyle 15.000 TL, cari alacaklara karşılık 22.513,48 TL, iade alınması gereken yedek parçalar sebebiyle uğranılan zarar 17.486,52 TL olmak üzere toplam 100.000 TL maddi zarar talep edildiğinin bildirildiği görülmüştür.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ilk uyuşmazlığın davacı tarafın grup şirketi ile hurda indirimi konusunda yaşandığını sonradan dava konusu edildiğini, o dönemde ticari uyuşmazlığın çözümü için görüşmeler yapmak yerine ... ... yetkilisi ...'ın tehditkar bir tutum takındığını, daha sonra filo ve hedefler pirim alımı miktarları konularında uyuşmazlı sebebiyle şirket merkezine silahla gelindiğini müvekkili şirket çalışanlarının korkutulmaya çalışıldığını ,bu ve benzeri sorun çözme yaklaşımlarının müvekkili şirktin davacı ite ticari ilişkiye devam edemeyeceğinin göstergesi olduğunu, ...'ın bu davranışının haklı fesih sebebiyken uzun yıllara dayanan ticari ilişkiler sebebiyle uzlaşma yolunun denendiğini, bu olaylardan sonra taraflar arasındaki ilişkinin kötüleştiği ve her türlü basit taleplerin dahi ihtarnameler yoluyla bildirilip talep edilir hale geldiğini, taraflar arasında bir süredir devam eden uyuşmazlıkların grup şirketi ... ... tarafından müvekkili aleyhine tazminat davası açması ile farklı bir boyut kazandığı davanın açılmasından sonra müvekkil şirket tarafından yerine getirilmesi talep edilen tüm uygulamalara itiraz edilmeye başlanıldığını, davacının ticari geçmişinin iddia ettiği gibi başarı ve övgülerle dolu olmadığını, davacının etik kurallarına iş prensiplerine uygun hareket etmediğini, davacı tarafın müvekkilinin markasına vermiş olduğu zararların taraflar arasındaki ticari ilişkinin bozulmasında önemli rol oynadığını, davacı tarafın sürdürmekte olduğu reklam faaliyetine konu Michel'in markasının logosunu müvekkili şirketin markasının yanında karışıklık yaratacak şekilde sergilendiğini ve bu sebeple ihtarname göndermek zorunda kaldıklarını, davacının 24.02.2012 tarih ve ... yevmiye saylı ihtarnamesi ile müvekkilinden imkansız taleplerde bulunduğu ve bu ihtarnamenin sebepsiz yapılan itirazlara örnek oluşturduğu, davacının 4.200 adet lastik siparişi vermesine rağmen 80 adet lastik tedarik edilmesinden ötürü müvekkilini sorumlu tuttuğunu ve bu durumun rekabet gücünü azalttığını iddia ettiğini, müvekkili şirket tarafından keşide edilen .... Noterliğinin 21.03.2012 tarih ve ...yevmiye sayılı ihtarnamesi ile davacıya, lastik stoklarının lastik tedarikçisi tarafından belirlendiğinin ve 1 ay için verilen siparişin geçen yıl boyunca sattığı lastik adedinini %40'ı olduğu, siparişi oluşturduktan yalnızca 2 gün sonra zarar uğradığının iddia edildiği, ticari ilişkiler yürüyemez duruma geldiğinde aldığı karar ile müvekkili şirketin 10. Maddesinin 2 nolu bendi uyarınca 2 yıllık süreye uyularak sözleşmenin feshinin gerçekleştirildiğini, davacının zarar iddialarının 2 yıllık zaman aşımına tabii olduğunu davanın zaman aşımına uğradığını, denkleştirme tazminatının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren 1 yıl içerisinde dava açılmadığından zaman aşımına uğradığını, davanın kısmı dava mı yoksa belirsiz alacak davası olarak mı açıldığının anlaşılamadığı, taraflar arasında akdedilen yetkili servis sözleşmesinin ve yetkili satıcılık sözleşmesinin her iki tarafa da tek taraflı fesih hakkı veren maddelerinin bulunduğu, müvekkili şirketin iki yıllık süreye uyarak ve Rekabet Kurumunun rekabet incelemesine fırsat verecek şekilde gerekçesinde belirterek sözleşmeyi tek taraflı olarak fesih ettiğini, davalı tarafından fesih gerekçesinde belirtilen sebeplerin haklı ya da haksız bulunmasının bir önemi bulunmadığını, karşı tarafa itiraz hakkı tanıyan bir hükme dayanarak fesih yapılması ihtimalinde müvekkilinin iki yıl beklemek zorunda kalmayacağını, tek taraflı fesih imkanı veren bu maddenin diğer tarafın zarara uğramamasını sağladığını, dava konusu fesihten dolayı müvekkili şirketin sözleşmeyi neden feshettiğinin sorgulanmasının haksız ve hukuka aykırı olacağını, müvekkili şirketin sözleşme hükümlerine istinaden iki yıl bekleme kuralına uyarak sözlemeyi feshettiğini, taraflar arasında akdedilen sözleşmelerde sözleşmenin en az iki yıl önceden gerekçeli olarak Noter kanalıyla diğer tarafa ihbar edilmek kaydıyla her zaman feshedilebileceği ve böyle bir fesih ihbarının yapılması halinde yetkili servisin herhangi bir tazminat talebinde bulunamayacağı ve ticari ilişkilerin hukuken fesih ihbarında belirtilen tarihte sona ereceği yönünde düzenleme bulunduğunu, davacının fesih bildirimindeki gerekçenin haksız ve mesnetsiz olduğunu iddia etmesinin feshin geçerliliğine etkisinin bulunmadığını, rekabet Kurumunun 2005 yılında yayınlamış olduğu tebliğ ile sözleşmelerin feshedilirken rekabete aykırı bir durum olup olmadığının tespiti amacıyla fesih gerekçesinin belirtilmesi gerektiğinin bildirildiği, rekabet Kurumunun 2005/4 nolu "Motorlu Taşıtlar Sektöründeki Dikey Anlaşmalar ve Uyumlu Eylemlere İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği"nde muafiyetin genel koşulları başlıklı 4.maddesinde "sağlayıcı ile dağıtıcı veya yetkili servis arasında yapılan anlaşmada sağlayıcının karşı tarafın bu tebliği uyarınca sınırlanmayacak davranışlarda bulunması nedeniyle anlaşmayı feshi ihbarla sona erdirmesini engellemek için bu bildirimini feshin detaylı ve objektif gerekçeleri içerecek şekilde yazılı olarak yapması yükümlülüğünün getirilmesi koşulları ile uygulanır.." hükmünün bulunduğunu, müvekkilinin buna uygun bir fesih ihbarında bulunduğunu, müvekkilinin derhal fesih maddesine göre değil 2 yıllık süre verilerek tek taraflı feshin düzenlendiği sözleşmeleri feshettiği, davacının bu duruma bir itirazının bulunmadığı, davacının Anayasal hakkını kullanarak müvekkili şirkete dava açıldığını belirtmekle birlikte anayasal hakkını kullanarak feshi gerçekleştiren müvekkiline haksız ithamlarda bulunulduğu, fesih tarihinden 4 yıl sonra dava açılmasının haksız kazanç elde etme çabası olarak yorumlanması gerektiği, ... ...'in sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davalı markasına zarar verdiğini üstelik silahla davalı şirket merkezine gelerek çalışanları tehdit ettiğini, müvekkili şirkete davalar açarak ilişkileri yürüyemez boyuta getirdiğini, davacı tarafın dosyaya sunduğu yedek parça satış miktarlarının diğer yetkili servisler ile karşılaştırılmasının dava konusu ile ilgisinin bulunmadığın, feshin sebebinin davacının etik dışı davranışları ile ticari ilişkilere vermiş olduğu zararlar olduğu, denkleştirme tazminatının tek satıcılık halinde uygulanabileceğini, dava konusu olayda uygulanamayacağını, taraflar arasındaki alacak bakiyesinin sıfır olduğunun, muavin kayıtları ve .... Noterliğinin 09.02.2015 tarihli ihtarnamesinden anlaşıldığını, sözleşmenin tek taraflı fesih maddesine istinaden davacının herhangi bir tazminat talebinde bulunamayacağını, menfi ve müspet zararların birlikte talep edilemeyeceğini, yetkili satıcılık sözleşmesinin 13.maddesinde görüleceği üzere sözleşmenin bitim tarihinden itibaren bir ay içinde geri alım talebinde bulunması ve elinde kalan yedek parçaları bildirmesi gerektiği, oysa sözleşmenin fesih tarihinin 01.02.2014, davacı tarafın geri alım talepli ihtarnamesinin müvekkili şirket tarafından tebliğ tarihi ise 04.03.2017 tarihi olduğu bir aylık sürenin geçtiği bu durumun .... Noterliğinin 20.03.2014 tarihli ihtarnamesiyle açıkça bildirildiği, haksız fesih olmadan manevi tazminat talep edemeyeceği, davacının dava ile ilgisi olmayan bilirkişi raporlarının dosyaya sunmasının anlamsız olduğunu, ilgili davanın hala derdest olduğunu, davanın öncelikle zaman aşımı nedeniyle portföy tazminatı taleplerinin hak düşürücü süre nedeniyle ve tüm taleplerin esastan reddine karar verilmesi iddia ve talep edilmiştir.
Davalı tarafından davacıya keşide edilen .... Noterliğinin ... yevmiye sayılı 09.09.2011 tarihli ihtarnamesi ile Akgüvercin sokak no:3/5 Küçükyalı Maltepe İstanbul adresindeki tesisin dış cephesinde Michel'in marka lastiklerin tanıtım faaliyetinin davalı şirketin markasına ilişkin logonun hemen yanında markalar arasında karışıklık yaratacak şekilde sergilendiği ve marka imajına zarar verildiği gerekçesiyle ilgili faaliyetlerden kaçınılmasının davacı ve dava dışı grup şirkete ihtar edildiği görülmüştür.
Davalı tarafından davacıya .... Noterliğinin 30.01.2012 tarihli ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile taraflar arasında akdedilen 01.01.2007 tarihli Yetkili Satıcılık Sözleşmesi (Yedek Parça)'nin, "muhatabın, şirketimizin ticari politikaları ve uygulamalarına ilişin uzun zamandır devam eden mesnetsiz itirazları uyuşmazlıklar ve şirketimiz hakkındaki olumsuz beyanları ticari ilişkinin temeli olan güven unsurunu ortadan kaldırıp ilişkinin devamını olanaksız kılacak ve üstelik markaya zarar verecek niteliktedir" gerekçesiyle sözleşmenin 12.maddesinin 2 nolu bendine göre 2 yıllık ihbar süresi sonunda sözleşmenin sona erdirilmesinin uygun görüldüğünün davacıya ihtar edildiği, ihtarnamenin davacıya 01.02.2012 tarihinde tebliğ edildiği, .... Noterliğinin 30.01.2012 tarihli ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile taraflar arasında akdedilen 01.01.2007 tarihli Yetkili Servis Sözleşmesi (Yedek Parça)'nin, "muhatabın, şirketimizin ticari politikaları ve uygulamalarına ilişin uzun zamandır devam eden mesnetsiz itirazları uyuşmazlıklar ve şirketimiz hakkındaki olumsuz beyanları ticari ilişkinin temeli olan güven unsurunu ortadan kaldırıp ilişkinin devamını olanaksız kılacak ve üstelik markaya zarar verecek niteliktedir" gerekçesiyle sözleşmenin 10.maddesinin 2 nolu bendine göre 2 yıllık ihbar süresi sonunda sözleşmenin sona erdirilmesinin uygun görüldüğünün davacıya ihtar edildiği, ihtarnamenin davacıya 01.02.2012 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır.
Davacı şirket yetkilisinin talebi üzerine .... Noterliği tarafından düzenlenen 01.02.2012 tarihli düzenleme şeklinde tespit tutanağı ile davalı tarafından davacıya sevk edilmesi gereken ve taşıma irsaliyesiyle gönderilen araçlardan indirilecek yedek parça olduğu beyan edilen malların taşıma ve sevk irsaliye barkod çıktılarının karılaştırılarak tespitinin yapıldığı, yine davacı şirketin talebi üzerine .... Noterliği tarafından düzenlenen 03.02.2012 tarihli düzenleme şeklinde tespit tutanağı ile davalı tarafından davacıya sevk edilmesi gereken ve taşıma irsaliyesiyle gönderilen araçlardan indirilecek yedek parça olduğu beyan edilen malların taşıma ve sevk irsaliye barkod çıktılarının karılaştırılarak tespitinin yapıldığı anlaşılmıştır.
Davacı tarafından davalının da aralarında bulunduğu şirketlere .... Noterliğinin 24.02.2012 tarih ... yevmiye sayılı ihtarname ile sözleşmede kendilerine düşen edimlerin ve mal tedarik etme ediminin yerine getirilmediği veye geç getirildiği, mal siparişlerinin karşılanma oranının %10 civarında olduğu, stokların müsait olmasına rağmen oranın çok düşük olduğu ve bu durumun ticari ilişkinin niteliğine aykırılık teşkil ettiği, başka teşebbüslerin siparişlerinin daha yüksek oranda karşılandığı tespit edildiği, müvekkili şirketin bağlantılı ve ön ödemeli çalışan müşterilerinin siparişlerini karşılayamadığı, sipariş geçtiği ay geçerli olan iskonto ve primlerden yararlanamadığı, rakip teşebbüslerle rekabet etme gücünün azaltıldığı, müvekkili şirketin şubat 2012 siparişlerinin derhal karşılanması aksi halde zararların tazmini için yasal yollara başvurulacağının ihtar edildiği görülmüştür.
Davalı tarafından davacıya keşide edilen 21.03.2012 tarihli ihtarname ile davalı şirketin ihtarname konusu parçalara ilişkin fili stok bulundurmadığı ve ilgili parçaları tedarikçiden doğrudan sağladığı, alınan siparişlerin lastik tedarikçisine iletildiği ve lastik tedarikçisinin kendi stoklarının uygunluğuna göre yerine getirildiği, müvekkili şirket ya da Michel'in firması stoklarına ilişkin bilgi ve verilerin ne şekilde elde edildiğinin anlaşılamadığı, davacının ticaretin olağan akışına aykırı şekilde 20.02.2012 ile 22.02.2012 tarihleri arasında toplam 8.532 adet lastik sipariş ettiğini ve derhal karşılanmasını talep ettiği oysa 2011 yılı içerisinde toplam almış olduğu lastik adedinin 20.994 adet olduğu, davacının siparişleri oluşturduktan iki gün sonra haksız rekabet yaratıldığı şeklideki iddiasını ileri sürdüğü ve yüksek adette verdiği lastik siparişini gerekçe bildirmeksizin 01.03.2012 tarihinde iptal ettiği, davacı davranışlarının davalı şirketi zarara uğratmak amacı ile kasıtlı hareket edildiği, bu sebeple .... Noterliğinin 24.02.2012 tarihli ihtarname içeriğinin kabul edilmediğinin davacıya ihtar edildiği anlaşılmıştır.
Davalı tarafından davacıya keşide edilen .... Noterliğinin ... yevmiye sayılı 10.01.2014 tarihli ihtarnamesi ile taraflar arasında akdedilmiş yetkili servis ve yetkili satıcılık (yedek parça) sözleşmelerinin 01.02.2014 tarihi itibarıyla geçerli olmak üzere feshedildiğinin bildirildiği görülmüştür.
Davacı tarafından davalıya keşide edilen .... Noterliğinin 15.01.2014 tarih ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile davalıya Yetkili Satıcılık Sözleşmesi (yedek parça)'nin 13/2-3-4 maddesinde düzenlenen yükümlülüklerin davacı şirket tarafından yerine getirileceğinin ve sözleşmenin davalıya yüklediği edimlerin 01.02.2014 tarihinde yerine getirilmesinin ihtar edildiği ayrıca haksız fesih sebebiyle müspet ve maddi zararlar ile manevi zararların karşılığı 20.000.000 TL'nin 01.02.2014 tarihinden itibaren ödenmesi gerektiğinin ihtar edildiği, yine davacı tarafından keşide edilen .... Noterliğinin 15.01.2014 tarih ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile yetkili servis sözleşmesinin 11.maddesinde düzenlenen yükümlülüklerin davacı şirket tarafından yerine getirileceğinin ve sözleşmenin davalıya yüklediği edimlerin 01.02.2014 tarihinde yerine getirilmesinin ihtar edildiği ihtarnamelerin tebliğ şerhlerinin dosyaya sunulmadığı anlaşılmıştır.
Davacı tarafından davalıya keşide edilen .... Noterliğinin 25.02.2014 tarihli ihtarnamesi ile davalıya Yetkili Satıcılık Yedek Parça Sözleşmesinin 13.maddesi gereği davacı şirket stoklarında bulunan yedek parça, donanım, aksesuar ve diğer ürünlerin geri alınmasının ihtar edildiği, ihtarnamenin tebliğ şerhinin dosyaya ibraz edilmediği, davacı tarafından davalıya keşide edilen .... Noterliğinin 17.03.2014 tarih ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile Yetkili Satıcılık/Yedek Parça Sözleşmesinin 13.maddesi gereği, davacı stoklarında bulunan yedek parça donanım, aksesuar ve diğer ürünlerin geri alınmasının ihtar edildiği, ihtarnamenin davalıya 31.03.2014 tarihinde tebliğ edildiği görülmüştür.
Davalı tarafından davacıya keşide edilen .... Noterliğinin 20.03.2014 tarihli ihtarnamesi ile .... Noterliğinin 25.02.2014 tarihli ... yevmiye sayılı ihtarnamesine cevap verildiği ve Yetkili Satıcılık Yedek Parça Sözleşmesinin 13.maddesine göre sözleşmenin sona erme tarihinin 01.02.2014 olduğu, geri alım talebinde bulunma süresinin 1 ay sonra sona erdiği ve ihtarnamenin davalıya 04.03.2014 günü tebliğ edilmesi sebebiyle sözleşmede ön görülen geri alım prosedürünün başlatılmayacağının ihtar edildiği, ihtarnamenin davacıya 21.03.2014 tarihinde tebliğ edildiği görülmüştür.
Davacı tarafından davalıya keşide edilen .... Noterliğinin 04.02.2015 tarihli ... yevmiye sayılı ihtarname ile davalı şirketin davacı nezdindeki cari hesabının 31.12.2014 tarihi itibarıyla sıfır alacak ve 22.513,48 TL borç bakiyesi verdiğinin ihtar edildiği, ihtarnamenin tebliğ şerhinin dosyaya sunulmadığı görülmüştür.
Davalı tarafından davacıya keşide edilen .... Noterliğinin 09.02.2015 tarih ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile 22.513,48 TL cari hesap borç bakiyesine mutabık olunmadığının ihtar edildiği görülmüştür.
Tarafların ticari defterleri incelenerek uyuşmazlık konusu hususlarda rapor düzenlenmesi için dosya 1 mali müşavir, 1 sektör bilirkişisi, 1 bayilik sözleşmeleri konusunda uzman bilirkişiden oluşan heyete tevdi edilmiş, bilirkişiler 25.10.2018 havale tarihli raporda özetle; taraflar arasında akdedilen sözleşmelerin 01.02.2014 tarihi itibarıyla geçerli olmak üzere tek taraflı feshedildiği, fesih bildirimi öncesinde mali veriler incelendiğinde davalı bayileri arasında yetkili servis ve yedek parça satışlarında davacının ilk iki sırada olduğu, davacının sözleşmeye aykırı hareket ettiğine dair fesih tarihine kadar davalı tarafından yapılmış bildirim bulunmadığı, fesih haklı bir gerekçeye dayanmadığı, fesih bildiriminden fesih tarihine kadar davacının uğradığı kar kaybı ve zararların tazmin edilmesi gerektiği, fiili fesih tarihinden önceki kar kaybının 3.150.902,96 TL olduğu, fesih tarihinden sonraki 1 yıllık kar mahrumiyetinin tazmin edilmesi gerektiği, 1 yıllık ortalama karının 2.008.648,89 TL olduğu, atıl kalan yatırımlar ve demirbaşlar sebebiyle uğranılan zararların davalı tarafından ödenmesi gerektiği, denkleştirme tazminatının hesaplanması için 2010 ve 2011 yılları net kar ortalamasının alınması gerektiği, davacının elinde bulunan stokları iade etmesi için davalıya 1 ay içinde bildirimde bulunduğu, fakat davalının bu ürünleri almaktan imtina ettiği, davalının teslim alması gereken stok bedelinin 781.710,06 TL olduğu, davacının ticari defterlerine göre 22.513,48 TL alacaklı olduğu yönünde görüş ve kanaat belirtildiği görülmüştür.
Davalı tarafından bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ekinde dosyaya ... Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku Ana Bilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi ...ve ... Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku Ana Bilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi ... tarafından imzalı hukuki mütalaanın sunulduğu, hukuki mütalaada özetle; taraflar arasında akdedilen her iki sözleşmenin sürekli borç ilişkisi doğuran isimsiz sözleşmelerden olduğunu, Yetkili Servis Sözleşmesinin 10. ve Yedek Parça Satış Sözleşmesinin ise 12.maddesinde olağan feshin düzenlendiği, yetkili servis sözleşmesinin 10.maddesinin 2.fıkrasına göre olağan fesih için gereken şartların oluştuğu fesih beyanında gerekçe gösterildiği için olağan fesih için aranan ihbarın gerekçeli olması şartının sağlandığı, sözleşmede olağan fesih hakkının her iki tarafa tanınması sebebiyle taraflardan biri aleyhine dengesizlik olduğundan söz edilemeyeceği, davalının sözleşme ile kendisine tanınan olağan fesih hakkına dayanarak sözleşmeyi geçerli şekilde feshettiği olağan fesih nedeniyle manevi tazminat talebinin de reddi gerektiği, taraflar arasında akdedilen sözleşmelerde davacının tekel hakkına sahip olmadığı, tekel hakkı vermeyen sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi halinde denkleştirme talebinde bulunulamayacağı, davacı tarafından keşide edilen 15.01.2014 tarihli ihtarnameden denkleştirme istemine yönelik talebin anlaşılamadığı ve talebin sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra 1 yıllık süre içinde ileri sürülmediği yönünde görüş belirtildiği anlaşılmıştır.
Mahkememizce sözleşmenin olağan fesih usulüne göre feshedilip edilmediği, haklı fesih şartlarının gerekip gerekmediği, davacının cari hesaptan kaynaklı alacağının bulunup bulunmadığı, fesih nedeniyle davacı şirketin kişilik haklarının ihlal edilip edilmediği, sözleşme ilişkisi süresince temin edilen makine ve ekipmanların atıl kalıp kalmadığı, varsa zarar miktarı, fesih nedeniyle davacı şirketin nezdinde kalan yedek parçaların iade alınmaması nedeniyle davacının bir zararının bulunup bulunmadığı varsa miktarı, denkleştirme tazminatının talep koşullarının oluşup oluşmadığı, varsa miktarı ve fesih tarihine kadar davacı şirketin varsa zarar miktarı konusunda tarafların ticari defterleri üzerinde incelenmesi yapılarak rapor düzenlenmesi için dosya öncekilerden farklı 1 sektör bilirkişisi, 1 makine mühendisi bilirkişi, 1 mali müşavir bilirkişi, 1 sözleşmeler/borçlar hukuku alanında uzman bilirkişi ile 1 rekabet hukuku alanında uzman bilirkişiden oluşan heyete tevdi edilmiş, bilirkişiler 10.02.2020 tarihli raporda özetle; olağan fesih usulünde haklı fesih şartlarının gerçekleşmesinin gerekmediği, fesih ihbarının gerekçeli olarak yapılmasının olağan fesih usulüne başvurmayı ortadan kaldıran bir durum olarak değerlendirilmediği, sözleşmenin olağan feshine ilişkin hükmüne mevzuatı bakımından grup muafiyeti tebliğine uygunluk sağlanması için konulduğunun düşünüldüğü, sektörel işleyişte 2 yıl önceden yapılacak bildirimle feshin makul bir süre verilmiş olarak değerlendirilmesinin mümkün olduğu, davalının davacı nezdinde sözleşmenin devamı konusunda bir güven uyandırmadığı ve bu hususta çelişkili davranışının tespit edilmediği davalının davacıyı zarara uğratma kastıyla sözleşmeyi feshetmiş olduğu yönünde bir sonucu varılamadığı, olağan fesih hakkının kötüye kullanılmasının söz konusu olmadığı kanaatinin oluştuğu, davacının uzun yıllara yayılmış gösterdiği performansının, davalının olağan fesih hakkını ortadan kaldıran veya olağan fesih hakkının kötüye kullanıldığını gösteren bir olgu olarak değerlendirilmediği, kişilik hakkına yönelik bir eylem tespitinde bulunulmadığı, davacının atıl kalmış makine ekipmanı nedeniyle tazminat talebinde bulunamayacağı kanaatinin oluştuğu, mahkeme eksi kanaatinde ise 2014 yılı aktifinde atıl kalmış ekipmanın rapor tarihi itibarıyla rayiç değerinin tespitinin mümkün olmadığı, bu kapsamda zarar tutarının hesaplanamadığı, 25.02.2014 tarihli .... Noterliğinin ... yevmiye sayılı ihtarnamesinin davalıya tebliğ şerhinin bulunmadığı, ihtarnamenin 1 aylık süre içinde ulaştığı sonucuna varılacak olursa 2014 yılı aktifinde kayıtlı bedeli 781.710,06 TL olarak görülen şirket stoklarındaki yedek parçaların rayiç değerlerinin tespitinin mümkün olamadığı, denkleştirme tazminatı koşullarının oluştuğu ancak 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde talebin ileri sürülmediği, davacının süresi içinde talepte bulunduğunun kabul edilmesi halinde davacının 1.717.083,85 TL denkleştirme tazminatı talep edebileceği, olağan fesih ihtarnamesinin davacı şirkete tebliği ile feshin gerçekleştiği 2 yıllık süre içerisinde sözleşme ilişkisinin devam ettiği, bu 2 yıllık sür içinde davacının kazancının azalması halinde bu zararın karşılanacağına dair davalının bir taahhüdünün bulunmadığı, kazanç kaybının davalının kusurlu davranışının neticesinde gerçekleştiğinin kabulü durumunda, fesih ihbarının yapıldığı tarihten sözleşmenin sona erdiği tarihe kadar geçen 2 yıllık süre içindeki kar kaybının 2.370.407,69 TL olduğu, davacının cari hesaptan kaynaklı alacağının 22.513,48 TL olduğu yönünde görüş ve kanaat belirtildiği anlaşılmıştır.
Davacı ve davalı tarafından bilirkişi raporundaki tespit ve görüşlere itiraz edilmesi üzerine raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi ve sözleşmenin olağan fesih usulüne göre feshedilip edilmediği, haklı fesih şartlarının gerekip gerekmediği, davacının cari hesaptan kaynaklı alacağının bulunup bulunmadığı, fesih nedeniyle davacı şirketin kişilik haklarının ihlal edilip edilmediği, sözleşme ilişkisi süresince temin edilen makine ve ekipmanların atıl kalıp kalmadığı, varsa zarar miktarı, fesih nedeniyle davacı şirketin nezdinde kalan yedek parçaların iade alınmaması nedeniyle davacının bir zararının bulunup bulunmadığı varsa miktarı, denkleştirme tazminatının talep koşullarının oluşup oluşmadığı, varsa miktarı ve fesih tarihine kadar davacı şirketin varsa zarar miktarı konusunda tarafların ticari defterleri üzerinde incelenmesi yapılarak rapor düzenlenmesi için dosya öncekilerden farklı 1 sektör bilirkişisi, 1 makine mühendisi bilirkişi, 1 mali müşavir bilirkişi, 1 sözleşmeler/borçlar hukuku alanında uzman bilirkişi ile 1 rekabet hukuku alanında uzman bilirkişiden oluşan heyete tevdi edilmiş, bilirkişiler 14.06.2021 tarihli raporda özetle; taraflar arasına akdedilen Yetkili Satıcılık ve Servis Sözleşmelerinin 2 yıllık fesih ihbar süresine riayat edilerek feshedildiği, olağan fesih hakkının kötüye kullanılmasının söz konusu olmadığı, davacının, sözleşmenin feshi nedeniyle kar kaybı talep edebileceğinin benimsenmesi halinde kar kaybı tazminatının 1.794.434,56 TL olacağı, 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde talep edilmemesi sebebiyle davacanın netleştirme isteminin bulunamayacağı, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde 1.333.953,42 TL denkleştirme tazminatı talep edebileceği, fesih hakkının usulüne uygun olarak kullanıldığı, manevi tazminat talep edilmesinin koşullarının oluşmadığı, davacının incelenen ticari defter kayıtlarına göre 01.02.2014 fesih tarihi itibarıyla aktifindeki yedek parçaların kaydi değerlerinin 781.710,06 TL olarak tespit edilmiş olmakla birlikte davacının yedek parça satış faaliyetine devam etmesi ve dava tarihi itibarıyla emtianın büyük oranda satılmış olduğu ve davacının bu konuda zararının bulunmadığı, davacının ticari defterleri incelendiğinde, tesis makine ve cihazları ile demirbaşlar hesabında kayıtlı varlıklarının ağırlıklı olarak 2010 yılı ve öncesinde iktisap edildiği, fesih tarihinin 01.02.2014 olduğu, 2014 yılı ticari defterlerinde tesis makine ve cihazlar ile demirbaşlar hesabına ilişkin ayrılmış amortisman tutarları toplamının 894.981,73 TL olduğu görülmekle, davacının zararının amortisman yolu ile kapatığı ve bu yönde bir zararının olmadığı, davacının dava tarihi itibarıyla 22.513,48 TL cari hesap alacağının bulunduğu, yönünde görüş ve kanaat belirtildiği anlaşılmıştır.
Davacı vekili tarafından sunulan 30.11.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile fesih ihbarından sözleşmenin feshedildiği tarihe kadar oluşan kazanç kaybına ve zararlara karşılık 2.355.407,69 TL, fesihten sonraki 2 yıllık kâr mahrumiyeti 3.419.167,70 TL, atıl kalan demirbaş ve yatırımlar sebebiyle uğranılan zarar 879.981,73 TL, denkleştirme tazminatı 1.702.083,85 TL, sözleşme gereği iade alınması gereken yedek parçalar sebebiyle uğranılan zararlara karşılık 764.223,54 TL ıslah edilerek toplam 9.220.864,51 TL maddi zararın davalıdan tahsiline karar verilmesi talep edilmiş, 30.11.2021 tarihinde 155.591 TL ıslah harcının depo edildiği görülmüştür.
Dava değerinin ıslah edilmesi sonrası dosya heyet halinde görülmesi için mahkememiz heyetine tevdi edilmiş, mahkememizce sözleşmedeki fesih hakkının kötüye kullanıldığı varsayıldığı takdirde davacının talep edebileceği zarar miktarının denetime elverişli şekilde hesaplanmamış olduğu gözetilerek dosya öncekilerden farklı 1 yeminli mali müşavir, 1 makine mühendisi, 1 inşaat mühendisi, 1 sektör bilirkişisi, 1 borçlar hukuku konusunda uzman bilirkişiden oluşan heyete tevdi edilerek davacının TBK 126 maddesi kapsamında sözleşmenin feshi nedeniyle uğranılan zararların neler olduğu ve miktarı konusunda rapor düzenlenmesi istenilmiş bilirkişiler 15.09.2023 tarihli raporda özetle; taraflar arasında akdedilen sözleşmelerin ihbar sürelerine uyularak feshedilmesinin hakkın kötüye kullanımı teşkil etmediği ve sözleşme özgürlüğü kapsamında olağan fesih halini oluşturduğunun düşünüldüğü, taraflar arasında imzalanan sözleşmelerde ihbar süresi tanınarak sözleşmenin feshedilmesi halinde tazminat talebinde bulunamayacağının açıkça düzenleme altına alındığı sözleşmenin feshinden sonda davacının elinde kalan yedek parçalara ilişkin talep bakımında yetkili satıcılık sözleşmesinin 13.maddesi gereği süresinde talepte bulunulduğunu kabul etmesi halinde yerinde yapılan inceleme sonucuna göre tazminat talep edilebileceği sözleşmenin feshedilmesinin haklı nedene dayanmadığının kabul edilmesi halinde makine ve demirbaşların tamamına yakın bölümünün amortisman karşılıklarının ayrıldığı ve önemli bir bölümünün de sözleşme ilişkisi bittikten sonra satılmış olduğu bu hususta bir zararın olmadığı, davacının 15.01.2014 tarihli ihtarnamelerinde denkleştirme istemi açıkça yer almadığından 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, sözleşmenin haksız olarak feshedilmesinin kabulü halinde hesaplanacak kar kaybının mahkum kalınan kar tutarının 174.369,35 TL olduğu, davacının talep edebileceği denkleştirme tazminatının üst sınırının 1.351.420 TL olarak hesaplandığı, davacının cari hesap alacağının 22.513,48 TL olduğu, davacı şirketin dava tarihi itibarıyla malik olduğu makine ve cihazlar, demirbaşlardan oluşan maddi duran varlıkların incelenmesi için davacı şirketin ofis deposunda ve Koceli'deki deposunda yapılan incelemede şirket tarafından ilgili süreçte elden çıkarılan varlıkların tespit edilemediği, tespit edelin varlıkların toplam değerinin 1.011.822 TL olduğu, tespit edilen duran varlık kalemlerinin maliyet değerleri toplamını önemli düzeyde aştığı, değerlemeye konu olup fotoğraflarına yer verilen makine, cihaz ve demirbaşların hurdaya ayrıldığına ve satılamaz durumda bulunduğuna dair bir tespitte bulunmadığından davacının bu konuda zararından söz edilemeyeceği, bina ve özel maliyetler yatırım kalemleriyle ilgili olarak davacı tarafından yapılan ve boşa gittiği ifade edilen imalatlar ile ilgili davacı defterlerinde özel maliyetler defteri kebir hesabı içerisinde izlenen harcamaların dava tarihi itibarıyla itfa edilmiş oldukları dolayısıyla ileri sürülen zarara ilişkin finansal veriye rastlanmadığı, davacının iade alınmayan yedek parçalarla ilgili zararının tespiti için davacıdan sözleşmenin feshinin öncesi son 1 yılda stoklara giren malzemenin giriş ve çıkış tarihlerinin hazırlanmasının istenildiği, sözleşmenin feshinden dava tarihine kadar stoklara malzeme girişinin ve çıkışının devam ettiği, yedek parça stoklarıyla ilgili yapılan incelemede satış hacimlerine konu işlem sayılarının yüz binlerce satırdan ve çok sayıda stok kaleminden oluştuğu, stok veri tabanı çerçevesinde giriş ve çıkış dengeleri itibarıyla gözlemlenen çelişkilerin objektif tespit ve karşılaştırmalı analizi olanaksız kıldığı, sözleşmenin 13.maddesine göre toplam maliyet tutarının 781.710.06 TL olduğu ileri sürülen stok kalemlerinin son 1 yıllık dönemde alınanlardan kalıp kalmadığının tespitinin ayrı ayrı açıklanmasına ihtiyaç duyulduğu bu sebeple zarar hesabının yapılamadığı, yedek parçalar ile ilgili yapılan incelemeler sırasında bilirkişilere verilen listeler ve stok kayıtlarına göre stokta kalan malzemelerin sözleşmenin feshinden önceki bir yıla ait olduğuna dair kanaat oluşmadığı yönünde görüş ve tespitlerde bulunulduğu anlaşılmıştır.
.... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... sayılı kararının Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2018/... Esas 2020/... Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği, anılan kararın incelenmesi neticesinde dava dışı ... Limited Şirketi tarafından 30.12.2009 tarihinde davalı aleyhine bayiler arasında eşitsizlik yarattığı ve davacının zarara uğradığı gerekçesiyle tazminat davası ikame edildiği, davalının bayiler arasında eşit davranma yükümlülüğünü ihlal ettiği gerekçesiyle dava dışı ... Limited Şirketi'nin zararının tazminine karar verildiği anlaşılmıştır.
Taraflar arasında akdedilen her iki sözleşme kapsamında davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin 10 yıllık genel zaman aşımı süresine tabi olduğu, dava tarihi itibarıyla 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmakla davalının zamanaşımı itirazının reddine karar vermek gerekmiştir.
Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde
Dava, taraflar arasında akdedilen belirsiz süreli sözleşmelerin haksız şekilde feshedildiği iddiasına dayalı olarak fesih nedeniyle uğranılan maddi zararların tazmini ve kişilik haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle manevi tazminat istemine ilişkindir.
"Yetkili Servis Sözleşmesi" başlıklı sözleşmenin davalı (Distribütör veya Popaş olarak anılacak) ve davacı (Yetkili Servis olarak anılacak) arasında 01.01.2007 tarihinde imzalandığı, sözleşmenin GİRİŞ kısmında " Distribütör, Türkiye'de ... marka yeni araçlar ve bu araçlarla ilgili yedek parçalar, ekipmanlar, aksesuarlar ve hizmetler pazarlama yetkisine sahip olup Rekabet Kurulunun 12 Kasım 2005 tarih ve ... sayılı Motorlu Taşıtlar Sektöründeki Dikey Anlaşmalar ve Uyumlu Eylemlere İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği çerçevesine bu ürün ve hizmetlerin dağıtımını, kendisinin bu amaçla uyguladığı seçme kıstaslarına göre belirlenecek dağıtıcılara yaptırmaya karar vermiştir. Bu amaçla Distribütör, ... markalı araçların satış sonrası servis hizmetlerinin sunumu için ekte (ek 1) yazılı seçim kıstaslarını belirlemiştir. Bahse konu kıstaslar özellikle dağıtıcıların yetkili servisliği faaliyetini yürütebilmek için sahip olması gereken mesleki ve mali yeterlilik, taşınmaz, maddi ve insan kaynaklarına ilişkin olanaklar ile söz konusu faaliyeti yürütmek için tahsis etmiş oldukları mekanların düzenlenişi ile ilgilidir. "şeklinde olup sözleşmenin "sona erme" başlıklı 10.maddesinin 2.bendinde... İş bu sözleşme en az 2 yıl önceden taraflardan herhangi biri tarafından gerekçeli olarak Noter kanalıyla diğer tarafa ihbar edilmek kaydıyla her zaman feshedilebilecektir. Böyle bir feshi ihbarın yapılması halinde yetkili servis herhangi bir tazminat talebinde bulunamayacaktır. Taraflar arasındaki ticari ilişkiler hukuken feshi ihbarda belirtilen tarihte sona erecektir" hususlarının kararlaştırıldığı görülmüştür.
Yine davalı (Distribütör veya Popaş olarak anılacak) ve davacı (Yetkili Servis olarak anılacak) arasında "YETKİLİ SATIŞ SÖZLEŞMESİ (YEDEK PARÇA)" başlıklı sözleşmenin 01.01.2007 tarihinde imzalandığı, sözleşmenin GİRİŞ başlıklı kısmında " Distribütör, Türkiye'de ... marka yeni araçlar ve bu araçlarla ilgili yedek parçalar, ekipmanlar, aksesuarlar ve hizmetler pazarlama yetkisine sahip olup Rekabet Kurulunun 12 Kasım 2005 tarih ve ... sayılı Motorlu Taşıtlar Sektöründeki Dikey Anlaşmalar ve Uyumlu Eylemlere İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği çerçevesinde bu ürün ve hizmetlerin dağıtımını, kendisinin bu amaçla uyguladığı seçme kıstaslarına göre belirlenecek yedek parça dağıtıcılarıyla yaptırmaya karar vermiştir. Bu amaçla Distribütör yedek parça, ekipman, aksesuar ve diğer ürünlerin pazarlama ve satışı için ekte (ek 1) yazılı seçim kıstaslarını belirlemiştir. Bahse konu kıstaslar özellikle dağıtıcıların ... Yedek Parça Dağıtıcılığı faaliyetini yürütebilmek için sahip olması gereken mesleki ve mali yeterlilik, taşınmaz, maddi ve insan kaynaklarına ilişkin olanaklar ile söz konusu faaliyeti yürütmek için tahsis etmiş oldukları mekanların düzenlenişi ile ilgilidir... "hususlarının kararlaştırıldığı görülmüştür.
aynı sözleşmenin 12.maddesinin 2.bendinde "İşbu sözleşme en az 3 ay önceden taraflardan herhangi biri tarafından gerekçeli olarak Noter kanalıyla diğer tarafa ihbar edilmek kaydıyla her zaman feshedilebilecektir. Böyle bir feshi ihbarın yapılması halinde yedek parça dağıtıcısı herhangi bir tazminat talebinde bulunamayacaktır. Taraflar arasındaki ticari ilişkiler hukuken feshi ihbarda belirtilen tarihte sona erecektir." hususunun kararlaştırıldığı ve
aynı sözleşmenin 13.maddesinin 1.bendinde "İşbu sözleşmenin herhangi bir sebeple ve herhangi bir anda sona ermesi halinde yedek parça dağıtıcısına teslim edilmemiş olan yedek parça, donanım, aksesuar ve başka ürünler için yedek parça dağıtıcısı tarafından verilmiş olan siparişler kendiliklerinden ve tamamıyla iptal olacaklardır. Dİstribütör yedek parça dağıtıcısına teslim ettiği ve sözleşmenin ona erdiği gün yedek parça dağıtıcısının stokunda bulunan yedek parça, donanım, aksesuar ve diğer ürünlerin aşağıdaki şartlara tabi olarak geri alacaktır: -Yedek Parça Dağıtıcısı sözleşmenin sona ermesinden itibaren 1 ay içinde geri alım için talepte bulunmalıdır, u yedek parça donanım , aksesuar ve ürünler yedek parça dağıtıcısı tarafından Distribütörden son 12 ay içinde alınmış olmalıdır.- söz konusu ürünler, yeni, mükemmel durumda ve orijinal ambalajları içinde normal şekilde ambalajlı olmalı, Distribütör'ün Türkiye'de hala tedarik etmekte olduğu ürünler olmalı ve geri alım tarihinde yürürlükte olan tarihlerde yer alan araç modelleriyle ilgili olmalıdırlar.- geri alım gününde yedek parça dağıtıcısı tarafından henüz yeniden satışları yapılamamış, bedellerinin tamamı ödenmiş olmalıdır.- yedek parça dağıtıcısı Distribütöre, Distribütör tarafından kullanılabilecek bir bilgisayar ortamında sözleşmenin sona erdiği tarihte stokta bulunan söz konusu yedek parça, donanım, aksesuar ve ürünlerin listesini vermelidir. Bu yedek parça ekipman ve aksesuarlar ve diğer ürünlerin tespiti yedek parça dağıtıcısının deposunda yedek parça dağıtıcısının bir temsilcisinin eşliğinde yapılıp Distribütör tarafından satışa uygunlukları belirlendikten sonra her tür indirim ve iskonto düşülerek geri alım sırasında yürürlükte olan yedek parça dağıtıcısı tarifeleri esas alınarak geri alınacaktır. Bu şekilde belirlenen bedel, Distribütörün defterlerinde yedek parça dağıtıcısı için açılmış olan alacak hesabına yazılacaktır. Nakliyeyi Distribütör sağlayacak ve masraflarını karşılayacaktır." hususlarının kararlaştırıldığı anlaşılmıştır.
Taraflar arasında akdedilen her iki sözleşmenin eki olarak kabul edilen Motorlu Taşıtlar Sektöründeki Dikey Anlaşmalar ve Uyumlu Eylere ilişkin Grup Muafiyeti Tebliğinin 4/b maddesine göre ise belirsiz süreli sözleşmenin feshi ihbar bildiriminin, feshin detaylı ve objektif gerekçelerini içerecek şekilde yazılı olarak yapılması ve anlaşmanın sona ermesinden en az 2 yıl önce olması gerektiğinin düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Taraflar arasında akdedilen 01.01.2007 tarihli her iki sözleşmenin, davalı tarafından keşide edilen .... Noterliğinin 30.01.2012 tarihli fesih bildirimine ilişkin " davacının, davalının ticari politikaları ve uygulamalarına ilişin uzun zamandır devam eden mesnetsiz itirazları uyuşmazlıklar ve davalı şirket hakkındaki olumsuz beyanları ticari ilişkinin temeli olan güven unsurunu ortadan kaldırıp ilişkinin devamını olanaksız kılacak ve üstelik markaya zarar verecek niteliktedir" şeklindeki gerekçeyi içeren ihtarnamelerle 2 yıllık süre sonunda 01/02/2014 tarihinde feshedilmiş olduğu hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 123. maddesinde ''Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, taraflardan biri temerrüde düştüğü takdirde diğeri, borcun ifa edilmesi için uygun bir süre verebilir veya uygun bir süre verilmesini hâkimden isteyebilir.'' hükmü ile karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde taraflardan biri temerrüde düştüğü takdirde, diğer tarafın borcun ifa edilmesi için süre verebileceğini açıkça düzenlemiş olup, diğer taraf, temerrüde düşen tarafa verdiği uygun süre içinde ifa yerine getirilmediği takdirde, 125. maddedeki seçimlik hakları kullanabilir. 123. maddede öngörülen uygun süreyi temerrüde düşen borçluya vermeyen taraf, TBK 125. maddede öngörülen seçimlik hakları kullanamayacaktır. TBK 124. maddede ise, süre verilmesini gerektirmeyen durumlar tadadi olarak sayılmış olup, temerrüde düşmüş borçlunun içinde bulunduğu durumdan veya tutumundan süre verilmesinin etkisiz olacağı anlaşılıyorsa veya borçlunun temerrüdü sonucunda borcun ifası alacaklı için yararsız kalmışsa veya borcun ifasının, belirli bir zamanda veya belirli bir süre içinde gerçekleşmemesi üzerine, ifanın artık kabul edilmeyeceği sözleşmeden anlaşılıyorsa, diğer taraf temerrüde düşen tarafa süre vermesine gerek olmaksızın, doğrudan, TBK 125. ve devamı maddelerdeki seçimlik hakları kullanabilir.
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunun 126.maddesi "ifasına başlanmış sürekli edimli sözleşmelerde, borçlunun temerrütü halinde alacaklı, ifa ve gecikme tazminatı isteyebileceği gibi sözleşmeyi feshederek sözleşmenin süresinden önce sona ermesi yönünden uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir." hükmünü ihtiva etmekte olup 818 sayılı Borçlar Kanununda yer alamayan bu yeni düzenlemeyle, ifasına başlanmış sürekli edimli sözleşmelerde, borçlunun temerrütü halinde alacaklının ifa ve gecikme tazminatı isteyebileceği gibi sözleşmeyi feshederek sözleşmenin süresinden önce sona ermesi yüzünden uğradığı zararın giderilmesini isteyebileceği kabul edilmiştir. İfasına başlanmış sürekli edimli sözleşmelerde borçlunun temerrütü halinde onun sahip olduğu seçimlilik hakları kapsamında ani edimli sözleşmelere göre herhangi bir sınırlama söz konusu değildir.
Bir hakkın dürüstlük kuralına aykırı olarak kullanılması suretiyle başkasına bir zarar verilmesi açıkça hakkın kötüye kullanımını oluşturur. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 2 inci maddesi herkesin haklarını, toplumda geçerli doğruluk, dürüstlük ve iş ilişkilerinin gerektirdiği karşılıklı güven anlayışına uygun olarak kullanmasını emreder. Hakkın kullanımı ölçütünün de dürüstlük kurallarına göre belirlenmesi gerekir. Bunun yanında ayrıca hak sahibinin başkasına zarar verme kastıyla hareket etmiş olup olmadığını araştırmaya gerek yoktur. Önemli olan başkasına zarar vermek kastı değil, hakkın dürüstlük kurallarına aykırı olarak kullanılması sonucunda başkasının zarar görmüş olmasıdır.
Bütün hakların kullanılmasında ve borçların ifasında uyulması gereken dürüstlük kuralı ve hakların genel sınırlarını oluşturan hakkın kötüye kullanılması yasağı, kamu düzeni ihtiyaç ve gerekleri nedeniyle konulmuş kurallardır. Bu nedenle 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi emredici niteliktedir. Tarafların aralarındaki ilişkide dürüstlük kuralının ve hakkın kötüye kullanılması yasağının uygulanmayacağını kararlaştırmaları mümkün değildir. Dürüstlük kuralına veya hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırı bir davranış, doğrudan hakkın mevcudiyetini ortadan kaldırdığından bir itiraz teşkil eder. Bu nedenle dava dosyasındaki bilgi ve belgelerden hâkim, dürüstlük kuralına aykırı, hakkın kötüye kullanılması oluşturan davranışı tespit ediyorsa, ilgili tarafından ileri sürülmemiş olsa bile, kendiliğinden bunu dikkate almalıdır.
Haklı sebep, fesih hakkını kullanan taraf bakımından acentelik sözleşmesini devam ettirmesini dürüstlük kuralı çerçevesinde beklenemeyecek duruma sokan ve çekilmez bir hâle getiren olgu ve olayları ifade etmektedir.
Somut olayda, her iki sözleşme ile iki tarafa olağan fesih hakkı tanınmış ise de davalının bu hakkını dürüstlük kuralı çerçevesinde kullanması gerekir. Fesih hakkının açıkça kötüye kullanılması durumunda hukuk düzeninin bunu koruması mümkün değildir. Taraflar arasındaki her iki sözleşmenin süresiz olduğu gözetilerek, davalının fesih hakkını hiçbir sebep olmadan kullanamayacağı ve sözleşme ilişkisinin devam edeceği yönünde davacıda güven oluşturup oluşturmadığının, dolayısıyla davalının sözleşmeyle kendisine tanınan fesih hakkını dürüstlük kurallarına uygun kullanıp kullanmadığının değerlendirilmesi gerekir.
Davalı tarafından fesih ihbarının davacıya bildirildiği tarihten önce davalı tarafından .... Noterliğinin ... yevmiye sayılı 09.09.2011 tarihli ihtarnamesi ile Michelin marka lastiklerin tanıtım faaliyetinin davalı şirketin markasına ilişkin logonun hemen yanında markalar arasında karışıklık yaratacak şekilde sergilendiği ve marka imajına zarar verildiği gerekçesiyle ilgili faaliyetlerden kaçınılmasının davacı ve dava dışı grup şirkete ihtar edildiği ancak davacının Michelin marka lastikleri davalıdan tedarik ettiği ve davalının anılan marka lastik satışları ile ilgili davacıyı teşvik ettiğinin davalı ticari politikalar kitapçığında yer aldığı, aksinin davalı tarafından iddia ve ispat edilemediği anlaşılmakla 09.09.2011 tarihli ihtarname içeriğinin fesih ihbarına ve feshe gerekçe oluşturamayacağı kanaatine varılmıştır.
Davalı tarafından fesih ihbarının davacıya bildirildiği tarihten önce davacı şirketin grup şirketi olan dava dışı ... Limited Şirketi tarafından 30.12.2009 tarihinde davalı aleyhine, bayiler arasında eşitsizlik yarattığı gerekçesiyle tazminat davası ikame edildiği ve .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... sayılı kesinleşmiş kararı ile davalının bayiler arasında eşit davranma yükümlülüğünü ihlal ettiği ve aleyhine tazminata hükmedildiği anlaşılmakla davalının fesih ihbarında gerekçe olarak belirttiği itiraz ve uyuşmazlıkların davalının eylemleri sonucu ortaya çıktığı, davalının eylemleri sonucu ortaya çıkan uyuşmazlık ve itirazların davalı tarafından fesih gerekçesi olarak ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu ve feshin haksız fesih olduğu, davacının kural olarak TBK 125 ve 126.maddeleri uyarınca haksız fesih nedeniyle uğramış olduğu maddi zararları ve taraflar arasında akdedilen Yetkili Satış Sözleşmesi (yedek parça)nin 13.maddesi kapsamında sözleşmenin fesih tarihinden önceki 12 ay içerisinde davalıdan satın alınması ve sözleşmenin sona erdiği tarihten itibaren 1 aylık süre içerisinde talepte bulunulması koşuluyla davacı nezdinde kalan stokların iade alınması ve bedellerin ödenmesi talebinde bulunabileceği anlaşılmıştır.
Davacı tarafından sözleşmenin 13.maddesi kapsamında davacı nezdinde bulunan stokların iade alınması ve bedellerin ödenmesi için keşide edilen ihtarnamenin sözleşmenin sona erdiği 01.02.2014 tarihinden itibaren 1 aylık sürenin sona erdiği 03.04.2014 tarihinden bir gün sonra davalıya tebliğ edildiği, davacının 1 aylık süre geçtiktin sonra iade talebinde bulunduğu gibi dosyaya sunulan bilgi ve belgelerden davacının iadesini istediği stokların, davalıdan sözleşmenin sona erdiği tarihten önceki 12 ay içinde alındığı hususu davacı tarafından somutlaştırılıp ispat edilemediğinden davacının sözleşme gereği iade alınması gereken yedek parçalar sebebiyle maddi zarar talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Denetime elverişli 15/09/2023 tarihli bilirkişi raporuyla davacının atıl kalan demirbaş ve yatırımlar sebebiyle uğradığı bir zararının bulunmadığı tespit edilmekle davacının bu yöndeki zarar talebinin de reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı tarafından fesih bildiriminden sonra davacı faaliyetinin sekteye uğratıldığı ve daha az yedek parça alımı yapıldığı gerekçesiyle davalı tarafından fesih bildiriminde bulunulduğu tarihten sözleşmenin sona erdiği tarihe kadar oluşan kâr kaybı talep edilmiş ise de TBK 125.maddesi uyarınca sözleşmenin devam ettiği bu süre içerisinde davacı aynen ifa ve gecikme tazminatını talep edebilecek olup dava dilekçesinde, teslim edilmeyen hangi ürünler nedeniyle zarara uğrandığı, teslim edilmeyen ürünler sebebiyle hangi sipariş ve fırsatların kaçırıldığı iddiası somutlaştırılmadığından gecikme nedeniyle oluşan zarar ispat edilemediğinden davacının gecikme tazminatı kapsamında kalan kâr kaybı talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Taraflar arasında akdedilen her iki sözleşmenin davalı tarafça haksız olarak feshedildiği sabittir ancak taraflar arasında acentelik sözleşmesi veya tek satıcılık benzeri tekel hakkı veren sözleşme ilişkisi bulunmadığı bu sebeple davacının TTK 122.maddesi kapsamında denkleştirme tazminatı talep edemeyeceği kanaatine varılmakla emsal Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 2020/1204 Esasa 2023/1091 Karar sayılı ilamında belirtildiği şekilde denkleştirme tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
TBK 'nın 114/2 maddesi uyarınca haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler , kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hallerinde de uygulanır. Ancak her sözleşmeye aykırılık tek başına manevi tazminat gerektirmez. Manevi tazminata hükmedilebilmesi için aynı zamanda TBK 'nın 58.maddesinde belirtilen şartlar dahilinde kişilik haklarına yönelik bir saldırının mevcudiyeti gerekir. Somut olayda taraflar arasında akdedilen sözleşmelerin davalı tarafından haksız şekilde feshedildiği sabit ise de davacının kişilik haklarına yönelik bir saldırının varlığı ispat edilemediğinden davacının manevi tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Tarafların ticari defterleri incelenerek düzenlenen dört ayrı bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere davacının cari hesap alacağının 22.513,48 TL olduğu, taraf defterlerindeki mutabakatsızlığın davalı defterlerinde kayıtlı olup davacı defterlerinde kayıtlı olmayan ve dayanakları davalı tarafından sunulamayan faturalardan kaynaklandığı anlaşılmakla davacının 22.513,48 TL cari hesap alacağının; cari hesaplarda mutabık olunmadığına dair davalı tarafından keşide edilen ihtarname tarihi olan 09/02/2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar vermek gerekmiştir.
Davalı tarafından sözleşmenin haksız feshedilmesi sebebiyle davacının sözleşmenin sona erdiği tarihten itibaren benzer koşullarda yeni bir sözleşme kurulması için gereken makul süre için yoksun kaldığı kazanç kaybını talep edebileceği, sözleşmenin feshi nedeniyle davacının yoksun kaldığı kazanç kaybının aylık 174.369,35 TL olduğunun son bilirkişi raporu ile tespit edildiği, taraflar arasında akdedilen Yetkili Servis Sözleşmesinin 10.maddesinde kararlaştırılan 2 yıllık fesih ihbar süresinin ve yine sözleşmenin çerçevesini belirleyen Rekabet Kurulunun 12 Kasım 2005 tarih ve ... sayılı Motorlu Taşıtlar Sektöründeki Dikey Anlaşmalar ve Uyumlu Eylemlere İlişkin Grup Muafiyeti Tebliğinin 4.maddesinde belirtilen 2 yıllık fesih ihbar süresinin sektör yönünden benzer koşullarda yeni bir sözleşme kurulması için gereken makul süre olarak kabul edilmesi gerektiği, davacının 174.369,35 x 24 ay olmak üzere toplam 4.184.864,40 TL kâr kaybı talep edebileceği kanaatine varılmakla denetime elverişli şekilde düzenlenen 15/09/2023 tarihli bilirkişi raporundaki aylık kâr kaybına ilişkin hesaplamaya itibar edilerek ve taleple bağlı kalınarak 3.434.167,70 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜNE,
A) 3.434.167,70 TL 'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
B) 22.513,48 TL'nin 09.02.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
C) Davacının manevi tazminat istemi ile fazlaya ilişkin zarar taleplerinin reddine,
2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre reddedilen manevi tazminat talebi nedeniyle tahsili gereken 427,60 TL karar harcının davacı tarafından yatırılan 1.878,53 TL peşin harçtan mahsubuna ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre kabul edilen miktar üzerinden tahsil edilmesi gereken karar harcı 236.125,89 TL olduğundan peşin yatırılan 1.878,53 TL harçtan kalan 1.450,93 TL harç ile ıslah harcı olarak yatırılan 155.591,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 79.083,96 TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine,
3-Davacı tarafından yatırılıp mahsubuna karar verilen harçlar toplamı 157.041,93 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 81.800,00 TL bilirkişi ücreti, 228,00 TL posta ve tebligat masrafı olmak üzere 82.028,00 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranına göre 30.750,33 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, kalan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap ve takdir edilen 305.700,44 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap ve takdir edilen 361.283,67 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap ve takdir edilen 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-Gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran taraflara iadesine,
Dair, davacı vekili Av. ..., davacı şirket yetkilisi ... ve davalı vekili Av. ...'nin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 28/03/2024

BAŞKAN ...

ÜYE ...

ÜYE ...

KATİP ...