WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 20 Haziran 2026

DIYARBAKIR ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
DİYARBAKIR
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :

HAKİM :
KATİP :

DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :

DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 04/08/2023
KARAR TARİHİ : 04/03/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirketin, ... T.A.Ş.'nin Diyarbakır bayiliğini yaptığı, müvekkilinin, ticari amaçla kullandığı kamyonu için davalıya ait iş yerinden iki adet lastik satın aldığı, müvekkilinin, lastikleri aldığı esnada kontrollerini sağladığı, lastiklerde açık veya kontroller neticesinde tespit edilebilecek bir ayıp göremediği için lastikleri kullanmaya başladığı, müvekkilinin, lastikleri birkaç ay kullanmasından sonra seyir halinde iken bir lastik içeriden dışarıya doğru patladığı, bir diğer lastiğin balans ayarının bozulduğu ve hiçbir şekilde balans ayarının tutmadığı, bu sebeple müvekkilinin, gizli ayıp ortaya çıkar çıkmaz durumu hemen davalı şirkete bildirdiği, davalı şirkete yapılan başvuruda müvekkilinin, lastiklerde ortaya çıkan gizli ayıp sebebiyle lastiklerin değişimini talep ettiği, davalı şirketin bahse konu iki lastiğin garanti kapsamında olmasından ötürü kontrollerin sağlanması adına üretici firmanın fabrikasına gönderdiği, üretici firmadan gelen yazı cevabına istinaden davalı şirketin, lastiklerde imalat veya işçilik kusuru bulunamadığı ve durumun kullanıcı hatası olduğunu belirterek değişim talebini reddettiği, davalı şirketten satın alınan lastiklerin müvekkili tarafından muhafaza altına alındığı, ve mahkemece yaptırılacak olan bilirkişi incelemesi sonucunda bahse konu lastiklerde gizli ayıp bulunduğunun tespit edileceği belirtilmiştir, müvekkili ortaya çıkan bu zararın davalı satıcı tarafından giderilmemesi ve lastiklerin artık kullanılamaması nedeniyle çalıştırmakta olduğu kamyonu için başka bir firmadan 2 adet yeni lastik almak zorunda kaldığı, müvekkili uğradığı zararın tazmini açısından TTK m.5/A kapsamında arabuluculuk yoluna başvurmuş ise de davalı şirketin görüşmelere katılmaması sebebiyle anlaşma sağlanamadığı, tüm bu sebepler ile müvekkilinin davalıdan aldığı lastikleri halihazırda kullanamamasından ötürü uğradığı zararın tazmini açısından fazlaya ilişkin haklarının tazmini için iş bu davayı talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, satış sözleşmesinden kaynaklı alacak davasıdır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın lastik satışından kaynaklı olarak, teslim edilen ürünlerin imalat kaynaklı ayıplı olup olmadığı davacının zararının meydana gelip gelmediği ve bu sözleşme gereğince davalının ayıba karşı tekeffül hükümleri gereğince sorumlu olup olmadığının tespiti noktasında toplandığı anlaşılmıştır.
Bu noktada uyuşmazlığın temelini oluşturan “ayıp ve ayıba karşı tekeffül” kavramları üzerinde durmakta yarar vardır: Ayıba ilişkin hukuki düzenleme, dava konusu uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken 6098 sayılı Borçlar Kanununun 219. maddesinde yer almaktadır. Düzenlemede “Satıcı alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur” denilmektedir. Öğretide ayıp satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır. Ayıba ilişkin diğer sınıflandırma, ayıbın açık ve gizli olup olmamasına göre yapılmaktadır. Açık ayıp hemen ilk bakışta ya da yüzeysel bir muayene ile tespit edilebilen ayıptır. Durumun gerekli kıldığı, muayene ile anlaşılamayan ayıplar, gizli ayıptır. Alıcı gizli ayıpları araştırmakla yükümlü değilse de ayıp meydana çıkar çıkmaz hemen ihbar etmelidir (Domaniç, H.: Türk Ticaret Kanunu Şerhi, C.I, İstanbul 1988, s.155; Yavuz, N.: Ayıplı İfa, 2.b., Ankara 2010, s. 107; Karakaş, C.F.: Ticari Satımda Ayıp İhbarının Süresi ve Şekli, XXII. Ticaret Hukuku ve Yargıtay Kararları Sempozyumu, Ankar 2006, s.172). Derhal kavramı, halin icabına uygun fazla vakit geçirmeden bildirim olarak anlamak gerekir. Ancak TTK 23’de malın muayene ve ihbar yükümlülüğü düzenlenmiştir. Eğer alıcı iğfal edilmiş ise yani maldaki ayıp ondan bilerek saklanmış ise Kanunun öngördüğü çözüm satıcı bakımından ağırlaştırılmış bir sorumluluğu gerektirmektedir. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 225. maddesine göre alıcıyı iğfal etmiş olan satıcı, ayıbın kendisine vaktinde ihbar edilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kurtulamaz.
TK ve BK'daki düzenlemelerin birbirlerine paralel düzenlemeyi içerdiği gözetildiğinde: Ayıba ilişkin bu genel açıklamadan sonra belirtmek gerekir ki satıcının ayıptan sorumluluğuna da "ayıba karşı tekeffül" denmektedir. Ayıba karşı tekeffül şartlarının gerçekleşmesi durumunda alıcının kendisine tanınan hakları kullanabilmesi için Kanun tarafından kendisine yükletilmiş olan külfetleri yerine getirmelidir. Külfet, alıcının satın aldığı malı muayene etmesi ve bir ayıbın ortaya çıkması halinde bunu satıcıya ihbar etmesidir. Alıcı külfetleri yerine getirmediği takdirde ayıba karşı tekeffül hükümlerinden yararlanamaz. Külfet teknik anlamda bir yükümlülük veya borç değildir. Külfet, mülkiyetten farklı olarak herhangi bir borç yaratmayan, yerine getirilmediği takdirde o konuda sağlanmış olan hakların kaybedilmesi sonucunu doğuran bir davranış olarak tanımlanabilir. Burada muayene ve ihbar külfetini yerine getirilmemesi halinde alıcının satılanı kabul etmiş sayılacağına dair yasal bir karine söz konusudur. Dolayısıyla külfetlerin yerine getirilmemesi seçimlik hakların kullanılmasına engel olur, alıcı malı o haliyle kabul etmiş sayılır.
Ticari satımlarda muayene ve ihbar külfeti TTK 23/c. maddede düzenlenmiştir. Bu hükme göre “ Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmeye mecburdur. Açıkça belli değilse alıcı emtiayı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde muayene etmeye veya ettirmeye ve bu muayene neticesinde emtianın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür.” Ancak ayıp ihbarının bu süre içinde satıcıya ulaşması şart değildir. Bu süre içinde satıcıya ulaşmasa bile alıcı haklarını korumuş olur. TTK 23/c. maddede gizli ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde Borçlar Kanunun 223. maddesinin uygulanacağı belirtilmiştir. Borçlar Kanunun 223/2. maddesinde ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde bildirimin derhal yapılması aksi halde alıcı malı ayıp ile beraber kabul edilmiş sayılacaktır.
Alıcı ihbar külfetini yerine getirmiş ise zamanaşımı süresi içinde Borçlar Kanunun 227 maddesinin kendisine tanınan hakları dava yoluyla talep edebileceği düzenlenmiştir. Ayıp ihbarının yasal sürede yapılıp yapılmadığını kimin kanıtlaması gerektiğini bulabilmek için hukukumuzda “ispat yükü”nün nasıl düzenlendiğine bakmak gerekmektedir. Türk Medeni Kanunun 6. maddesinde “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” denilmiş; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “İspat yükü” başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.” denilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır.
Somut olayda davacının kendisine teslim edilen malın ayıplı olduğuna dair davalıya bildirimde bulunduğunu yani ayıp ihbarının yapıldığına dair ispat yükü davacı taraftadır. Davacı davalıya anılan sürelerde ihbarda bulunduğunu usulüne uygun bir delille ispatı gerekmektedir. Davacı vekilinin ...tarihli beyan dilekçesi ekinde davalı şirkete yapılan ihbar neticesinde inceleme neticesinde davalı şirketçe verilen cevabi yazıyı sunmuş olduğu ve süresi içinde bildirimde bulunulduğu mahkememizce kabul edilmiştir.
Dava konusu lastiklerde imalat kaynaklı bir ayıp olup olmadığı hususunda yerinde inceleme yetkisi verilerek alınan bilirkişi raporunda;
"Dava konusu lastiklerin ...marka ve ...özelliğinde olduğu,
Davacının, dava konusu lastikleri davalı ...Nak. Ltd. Şti'nden ...tarihinde kdv dahil ...tl bedel ile satın almış olduğu,
Dava konusu patlayan lastik incelenmek üzere, davalı şirket tarafından üretici firmaya gönderildiği ve üretici firma tarafından hazırlanan ...tarihli rapora göre; dava konusu lastiğin teknik uzmanlarca incelendiği ve lastikte bir imalat veya işçilik kusurunun bulunmadığı,
Dava konusu lastiklerin davacı tarafından, davalı şirketten satın alınmış olduğu ...tarihi ile üretici firma tarafından raporun yazıldığı ...tarihi ve patlak olan lastiğin incelenmek üzere üretici firmaya gönderilmesi ve incelenme süresi de göz önünde bulundurulduğunda; davacının bahse konu lastikleri yaklaşık 2-2.5 ay kullanmış olduğu,
Davacının, dava konusu latiklerin yerine ...tarihinde 2 adet yeni lastiği kdv dahil ...TL bedel ile satın almıi olduğu ...tarih ...nolu e-Arşiv fatura ile tespit edildiği,
...Şubesi Kayapınar/Diyarbakır adresinde bulunan patlamış lastiğin üretim tarihinin 2022 yılının 34.haftası olduğu tespit edildiği,
...Şubesi Kayapınar Diyarbakır adresinde bulunan patlayan lastik üzerinde yapmış olunan incelemeler neticesinde; aracın yüklü olarak seyir halinde iken lastiğin darbe alması sonucunda lastikte tel kırmasının meydana gelmesi akabinde içten dışa doğru balon oluştuğu ve sürücünün lastikleri lastiği bu şekilde devam etmiş olması nedeniyle, lastiğin yan tarafından içten dışa doğru patlamış olduğu, lastiğin bu şekilde patlamış olmasının üretim, işçilik ve malzeme kaynaklı olmayıp lastikte herhangi bir ayıbın olmadığı ve lastiğin içten dışa doğru patlamış olmasının kullanıcı kaynaklı olduğunu,
Dava konusu olan diğer lastiğin fotoğrafları tarafımca detaylı bir şekilde incelenmiş olup bu incelemeler neticesinde; aracın ön düzen ayarının bozuk olmasına rağmen lastiğin kullanılmasına devam edilmesi durumunda, lastiğin üst kenar kısımlarından dengesiz aşınmanın meydana geleceğinin kaçınılmaz olduğu, lastiğin üst kenar kısımlarından aşınması sonrasında lastiğin balans ayarının standartlar ölçüsünde yapılmamasının mümkün olmayacağını, dava konusu balans tutmayan lastiğin, üst kenar kısımlarının aşınması sonucunda balans ayarının bozulmasının üretim, işçilik ve malzeme kaynaklı olmayıp lastikte herhangi bir ayıbın olmadığı ve lastiğin balans ayarının bozulmasının kullanıcı kaynaklı olduğunu,
Dava konusu olan içten dışa doğru patlayan ve balans ayarı bozulan her iki lastikte de üretim, malzeme ve işçilik kaynaklı herhangi bir ayıbın olmadığı ve lastiklerden birinin patlamış olması ve diğerinin de balans ayarının bozulmasının kullanıcı kaynaklı olduğu" mütalaa edilmiştir. Anılan rapor denetime el verişle ve dosya kapsamına uygun kabul edilerek hükme esas alınmıştır.
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; dava konusu ticari satıma konu lastiklerde meydana gelen hasarın imalat kaynaklı gizli ayıp niteliğinde olduğu hususunun davacı tarafından ispat edilemediği ve ilgili hasarın kullanıcı kaynaklı olduğu anlaşılmakla, davacının ilgili hasar nedeniyle davalı şirkete yönelik talepte bulunduğu maddi tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklanan sebeplerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 427,60 TL peşin alınan harçtan peşin yatan 269,85 TL harçtan peşin alınan harç mahsup edildiğinde kalan 157,7‬5 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
5-6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereği Adalet Bakanlığı tarafından karşılanan ve yargılama giderinden sayılan Arabuluculuk Ücret Tarifesinde belirtilen iki taraf için iki saatlik ücret tutarı karşılığı olan 3.120,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
6- HMK.'nın 333. maddesi ve HMKY'nin 47. maddesi gereğince gider avansının kullanılmayan kısmının yazı işleri müdürü tarafından ilgilisi hesap numarası bildirilmiş ise hesabına aktarılmasına, aksi halde masrafın gider avansından karşılanmak suretiyle PTT vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderilerek iadesinin sağlanmasına,
Dair, Davacı vekilinin yüzüne karşı kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Katip Hakim