WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 06 Haziran 2026

DANIŞTAY VERGI DAVA DAIRELERI KURULU

A- A A+

DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2023/638 E.  ,  2023/1560 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/638
Karar No : 2023/1560

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı - …
(…Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …

İSTEMİN KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Serbest muhasebeci mali müşavir olan davacı adına, muhasebe hizmeti verdiği …Demir Çelik Yapı Maden Petrol Turizm Sanayi Ticaret Anonim Şirketinin 2016 yılına ait kurumlar vergisi, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizi, aynı yılın tüm dönemlerine ilişkin geçici vergiler, vergi ziyaı cezaları, gecikme faizleri, aynı yılın Mart ila Aralık dönemlerine ilişkin katma değer vergileri, vergi ziyaı cezaları, gecikme faizleri ve 2016 yılına ait özel usulsüzlük cezalarından oluşan borçlarının tahsili amacıyla müteselsilen sorumlu sıfatıyla düzenlenen …tarih ve … ila … takip numaralı ödeme emirlerinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
… Vergi Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararı:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 227. maddesi ile anılan maddenin verdiği yetkiye dayanılarak Maliye Bakanlığınca yayımlanan (4) Sıra No'lu Vergi Beyannamelerinin Serbest Muhasebeci ve Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlerce İmzalanması Hakkında Genel Tebliğ'in "Beyannameleri İmzalayacak Meslek Mensupları ve Sorumlulukları" başlıklı (IV) numaralı bölümünde ve "Müşterek ve Müteselsil Sorumluluğun Tespiti" başlıklı (V) numaralı bölümünün (B) bendinde yer verilen düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, meslek mensuplarının sorumluluğunun, vergi ve ceza tahakkukunun kesinleşmesinden sonra başlayacağı, kesinleşmiş bir kamu alacağı için de müşterek ve müteselsil sorumlu tutulan meslek mensupları adına yeniden ihbarname düzenleme zorunluluğunun bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte, meslek mensuplarının sorumluluğunun şartlarını düzenleyen 213 sayılı Kanun'un mükerrer 227. maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen koşullar gerçekleşmeden meslek mensupları hakkında ödeme emri ile takibat yapılamayacağı da açıktır.
Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 227. maddesinde öngörülen sorumluluk, beyannameleri imzalayan muhasebecilerin, imzaladıkları beyannamelerde yer alan bilgilerin defter kayıtlarına ve bu kayıtların dayanağını oluşturan belgelere uygun olmamasından doğan, başka bir ifadeyle defter kayıtları ve belgeleri ile beyannamelerin birbirleriyle tutarsız olmasından kaynaklanan bir sorumluluktur.
Asıl amme borçlusu şirket hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunda, mükellefin düzenlediği faturaların gerçek bir emtia teslimine veya hizmet ifasına dayanmadığı, anılan mükellefe 2013 ile 2017 yılları arasında muhasebe ve defter tutma hizmeti veren davacının anılan faturaların gerçek bir emtia teslimine veya hizmet ifasına dayanmadığını bildiği ve mükellefin muhasebe kayıtlarının hileli olduğu tespit edilmiştir.
Anılan şirket hakkındaki özellikli bazı tespitler şu şekildedir:
i. Şirketin, 65535, 65536 ve 67793 numaralı çekleri birden fazla kişi veya kurumdan aldığı, aynı numaralı çekleri birden fazla kişi veya kuruma (mükerrer olarak) ciro ettiği ve bunları deftere kaydettiği tespit edilmiştir.
ii. Şirketin, 65524 numaralı çek tutarı 2.970.000 TL olmasına rağmen yasal deftere 290.000 TL olarak kaydettiği ve aynı zamanda çek tutarı ile kaydettiği tutar arasındaki farkı kapatabilmek için dönem sonunda "Alınan Çekler Hesabına" hayali kayıt yaptığı saptanmıştır.
iii. Şirketin, yevmiye defterine, bazı faturalarını mükerrer, bazı faturalarını düşük tutarlı olarak kaydettiği, bazı faturalarını ise hiç kaydetmediği tespit edilmiştir.
Anılan tespitler üzerine deftere yapılan kayıtların gerçeğe aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. Bunun üzerine mükellefin muhasebecilik hizmetlerini yürüten ve serbest muhasebeci mali müşavir olan davacının, mükellef adına tarh edilen vergi ve kesilen cezalar ile tarhiyata konu vergi üzerinden hesaplanan gecikme faizinin ödenmesinden sorumlu olduğundan bahisle dava konusu ödeme emirleri düzenlenmiştir.
Olayda, davacı tarafından yapılan defter kaydı ve dayanılan belgeler ile verilen beyannamelerdeki bilgilerin birbirleriyle uyumsuz olduğuna dair herhangi bir araştırma yapılmamıştır. Dolayısıyla defter kaydı ve belgeler ile beyannamelerdeki bilgilerin birbirleriyle uyumsuz olduğu somut ve açık bir biçimde belirlenmeden, mükellefin muhasebeciliğini yapan davacının 213 sayılı Kanun'un mükerrer 227. maddesi uyarınca sorumlu tutulması yerinde görülmemiştir. Zira muhasebe kayıtlarının hileli tutulmuş olması, 213 sayılı Kanun'un mükerrer 227. maddesinde öngörülen sorumluluğun doğması için yeterli değildir.
Bu durumda, müştereken ve müteselsilen sorumluluğu doğmadığından böyle bir borcu bulunmayan davacı adına düzenlenen dava konusu ödeme emirlerinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Vergi Mahkemesi bu gerekçeyle dava konusu ödeme emirlerini iptal etmiştir.
Davalının istinaf istemini inceleyen …Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:… sayılı kararı:
Vergi Dava Dairesi, istinaf istemine konu edilen kararın usul ve hukuka uygun olduğu gerekçesiyle istinaf istemini reddetmiştir.
Davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dokuzuncu Dairesinin 19/04/2022 tarih ve E:2019/6479, K:2022/1521 sayılı kararı:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 227. maddesine göre, mükellefin beyannamelerini imzalayan muhasebecilerin sorumluluğu, imzaladıkları beyannamelerde yer alan bilgilerin defter kayıtlarına ve bu kayıtların dayanağını oluşturan belgelere uygun olmamasından doğan, başka bir ifadeyle defter, kayıt ve belgeler ile beyannamelerin birbirleriyle uyumsuz olmasından kaynaklanan bir sorumluluktur.
…Demir Çelik Yapı Maden Petrol Turizm Sanayi Ticaret Anonim Şirketi adına düzenlenen vergi tekniği raporunda yer alan tespitlerin davacıyla ilgili olan kısımları şu şekildedir:
i. İnceleme elemanınca, anılan şirketin 11/03/2013 ile 24/02/2017 tarihleri arasında muhasebe kayıtlarını tutan ve beyannamelerini veren davacının ifadesine başvurulmuştur. Davacı tarafından, şirket yetkilisi A. G.'nin isteği üzerine şirket adına fatura ve sevk irsaliyesi siparişinin verildiği, verilen bu siparişte matbaaya, şirketteki hisselerinin tamamını 31/07/2015 tarihinde devreden R.A.'nın kimlik fotokopisi, şirketin vergi levhası ve imza sirkülerinin sehven ibraz edildiği, (2017 yılında sipariş edilen faturaların 2016 yılının muhtelif tarihlerinde düzenlenmesine yönelik olarak) faturalar muhasebeleştirilirken faturanın düzenlenme tarihine, kime düzenlendiğine, miktarına ve tutarına dikkat edildiği, faturanın basım yılı ile ilgilenilmediği ifade edilmiştir.
ii. Mükellef tarafından 65535, 65536, 67793 numaralı çeklerin birden fazla kişi veya kuruma ciro edilmesi hakkında beyanına başvurulan şirket yetkilisi ifadesinde, "çeklerin ciro işleminin değiştirildiği ve fotokopilerinin sehven iptal edilmediği, defter kayıtlarına da yanlışlıkla işlendiği" şeklinde açıklama yapmıştır. Ayrıca şirket yetkilisi, mükellef tarafından ciro edilen 65254 numaralı çek tutarının 2.970.000,00 TL olmasına rağmen, çek tutarının 290.000,00 TL olarak deftere kaydedilmesinin takdim tehir hatası olduğunu ve deftere sehven bu şekilde kaydedildiğini, aradaki farkı kapatmak için de mükerrer kayıtlar yapıldığını beyan etmiştir.
Meslek mensuplarının sorumlulukları, mesleki görev ve yetkileri kapsamında olan işlemlerle sınırlıdır. Bu kapsamda, yukarıdaki tespitlerin değerlendirilmesinden, muhasebe ilmini kullanmak suretiyle defter kayıtlarında usulsüzlükler yaptığı tespit edilen davacının, anılan şirketin vergi borçlarının tahsili amacıyla müteselsilen sorumlu sıfatıyla takip edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından aksi yöndeki gerekçeyle verilen mahkeme kararına yöneltilen istinaf isteminin reddi yolundaki kararda hukuki isabet görülmemiştir.
Bununla birlikte, Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 227. maddesi uyarınca serbest muhasebeci mali müşavirlerin sadece imzaladıkları beyannamelerden dolayı mesleki sorumlulukları ortaya çıkabileceğinden, davacının, anılan şirketin 11/03/2013 ile 24/02/2017 tarihleri arasındaki muhasebe kayıtlarını tuttuğu ve beyannamelerini verdiği hususunun dikkate alınması ve bu tarih aralığında verilmesi gereken beyannamelere ilişkin vergiler ile dava konusu ödeme emirleri içeriği borcun karşılaştırılması suretiyle yeniden karar verileceği açıktır.
Daire bu gerekçeyle kararı bozmuştur.
Yargısal yetki alanının yeniden belirlenmesi nedeniyle dosyanın gönderildiği …Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı ısrar kararı:
Davacının muhasebe kayıtlarını tuttuğu şirketin defter kayıtlarında bazı olumsuzluklar bulunmakta ise de dava konusu ödeme emri içeriği kamu alacakları, bu olumsuzluklardan değil şirketin düzenlediği faturaların gerçek bir emtia teslimine veya hizmet ifasına dayanmaması nedeniyle elde ettiği komisyon gelirinin beyan dışı bırakılmasından kaynaklanmaktadır.
Vergi Dava Dairesi, ilk kararında yer alan hukuksal neden ve gerekçeye ek olarak bu gerekçeyle ısrar etmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 227. maddesinde ve bu maddenin verdiği yetkiye dayanılarak çıkarılan (4) Sıra No'lu Vergi Beyannamelerinin Serbest Muhasebeci ve Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlerce İmzalanması Hakkında Genel Tebliğ'de yer alan hükümler uyarınca meslek mensuplarının, beyannamelerini imzaladıkları mükelleflerce ibraz edilen belgelerde yer alan bilgilerin kanuni defterlere ve defterlerdeki bilgilerin mali tablolara uygunluğundan sorumlu olduğu, davacı tarafından muhasebe hizmeti verilen asıl borçlu mükellef hakkındaki vergi tekniği raporunda yer alan saptamaların, anılan firmanın düzenlediği faturaların gerçek bir emtia teslimine veya hizmet ifasına dayanmadığını kanıtlayıcı mahiyette olduğu, anılan vergi tekniği raporundaki tespitler ile davacının mesleki özen ve sorumluluğunu yerine getirmediği ortaya konulduğundan dava konusu ödeme emirlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ: Meslek mensubu tarafından verilen beyannamelerdeki bilgiler ile tutulan defter kayıtları ve bunların dayanağını teşkil eden belgeler arasındaki uyumsuzluğun vergi kaybına neden olması, serbest muhasebeci mali müşavirlerin, mali sorumluluğuna gidilebilmesi için aranan şartlardan biridir. Bu şartlarla birlikte vergi incelemesinde tespit edilen hususlar ile meslek mensubunun eylemi arasındaki illiyet bağının deliller ile birlikte tespit edilmesi de gerekmektedir.
Şirket hakkında cezalı tarhiyatın (özel usulsüzlük cezası hariç) hukuki sebebi 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 30. maddesinin ikinci fıkrasının (4) ve (6) numaralı bentleridir. Maddi sebebi ise şirket tarafından düzenlenen faturaların gerçek bir emtia teslimine veya hizmet ifasına dayanmamasıdır.
Davacının, şirketin yasal defterine yaptığı birtakım kayıtların mahiyeti ve kapsamı dikkate alındığında davacının bu eylemi, vergi matrahının doğru ve kesin olarak tespitine imkan vermediğinin ve tutulan defterlerin gerçek durumu yansıtmadığının kabulünü gerektirecek niteliktedir. Dolayısıyla cezalı tarhiyatın sebebi ile davacının eylemi arasında illiyet bağının mevcut olduğu değerlendirilmektedir.
Bu durumda, davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinin diğer yönlerden hukuka uygunluğu incelenmek ve özel usulsüzlük cezası ile geçici vergi aslı yönünden davacının sorumluluğuna gidilip gidilemeyeceği, ödeme emirleri içeriği alacakların birbiriyle mukayese edilerek mükerrer olacak bir biçimde tahsile çalışılıp çalışılmadığı ayrıca değerlendirilmek üzere ısrar kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY:
Asıl amme borçlusu şirket hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunda yer alan özellikli bazı tespitler şu şekildedir:
i. 2016 yılının Haziran-Aralık dönemine ilişkin yevmiye defteri ve defter-i kebire ait elektronik defter beratı yasal süresi içinde alınmamıştır.
ii. Bir adet alış faturası ile birtakım satış faturaları yasal deftere kaydedilmemiştir.
iii. Birtakım alış ve satış faturaları yasal deftere mükerrer olarak kaydedilmiştir.
iv. Birtakım alış faturalarında yer alan bilgiler ile bu faturalara ait defter kayıtlarında yer alan bilgiler arasında uyumsuzluk bulunduğu görülmüştür.
v. Birtakım ödemeler için kullanılan çekler birden fazla kişi veya kuruma (mükerrer olarak) ciro edilmiş, tahsilatlar için alınan birtakım çekler mükerrer olarak yasal deftere kaydedilmiştir.
vi. 65524 numaralı çek tutarı 2.970.000 TL olmasına rağmen yasal deftere 290.000 TL olarak kaydedilmiş ve aynı zamanda çek tutarı ile kaydedilen tutar arasındaki fark için dönem sonunda "Alınan Çekler Hesabına" hayali kayıt yapılmıştır.
vii. İlgili matbaa tarafından 2017 yılında basılan faturanın ve sevk irsaliyesinin bir kısmı 2016 yılında muhtelif tarihlerde düzenlenmiş, ilgili vesikalar 2016 yılında muhtelif tarihlerde yasal deftere kaydedilmiştir. Ayrıca anılan vesikalar davacı tarafından ilgili matbaaya sipariş edilmiş ve bu siparişte matbaaya şirketteki hisselerinin tamamını 31/07/2015 tarihinde devreden R.A.'nın kimlik fotokopisi, şirketin vergi levhası ve imza sirküleri ibraz edilmiştir.
Asıl amme borçlusu şirket hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunda, mükellefin düzenlediği faturaların gerçek bir emtia teslimine veya hizmet ifasına dayanmadığı, anılan mükellefe muhasebe ve defter tutma hizmeti veren davacının şirketin defterine yaptığı kayıtların gerçeğe aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
Şirket adına 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 30. maddesinin ikinci fıkrasının (4) ve (6) numaralı bentlerine istinaden tarh edilen vergi ve kesilen cezalar ile tarhiyata konu vergi üzerinden hesaplanan gecikme faizinin ödenmesinden davacının sorumlu olduğundan bahisle dava konusu ödeme emirleri düzenlenmiştir.
İLGİLİ HUKUK
A- İlgili Mevzuat:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 227. maddesinde, vergi beyannamelerinin 3568 sayılı Kanun'a göre yetki almış serbest muhasebeci, serbest muhasebeci mali müşavir veya yeminli mali müşavirler tarafından da imzalanması mecburiyetini getirme, bu mecburiyeti beyanname çeşitleri, mükellef grupları ve faaliyet konuları itibarıyla ayrı ayrı uygulatma ve söz konusu uygulamalara ilişkin usul ve esasları belirleme hususlarında Maliye Bakanlığına yetki verilmiş, bu suretle beyannameyi imzalayan meslek mensuplarının, imzaladıkları beyannamelerde yer alan bilgilerin defter kayıtlarına ve bu kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygun olmamasından dolayı ortaya çıkan vergi ziyaına bağlı olarak salınacak vergi, ceza, gecikme faizlerinden mükellefle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulacağı hükme bağlanmıştır.
Aynı Kanun'un 30. maddesinin birinci fıkrasında, re'sen vergi tarhı, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkan bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunması olarak tanımlanmıştır. Maddenin ikinci fıkrasının (4) ve (6) numaralı bentlerinde, defter kayıtları ve bunlarla ilgili vesikaların, vergi matrahının doğru ve kesin olarak tespitine imkan vermeyecek derecede noksan, usulsüz ve karışık olması dolayısıyla ihticaca salih bulunmaması hali ile tutulması zorunlu olan defterlerin veya verilen beyannamelerin gerçek durumu yansıtmadığına dair delil bulunması hali re'sen tarh nedeni olarak kabul edilmiştir.
B- Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun (VDDK) ilgili kararları:
i. Muhasebe hizmeti verdiği mükellef hakkında gerçek bir emtia teslimi veya hizmet ifasına dayalı olmaksızın komisyon geliri karşılığında fatura düzenlediği/gerçek bir emtia teslimi veya hizmet ifasına dayanmayan alış faturalarını kayıtlarına intikal ettirdiği yolundaki saptamaların, tek başına, serbest muhasebeci mali müşavirlerin, imzaladıkları beyannamelerde yer alan bilgilerin defter kayıtlarına ve bu kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygun olmadığına dayanak teşkil etmeyeceği dolayısıyla bu nedenlerle sorumlu tutulamayacağı; zira mali müşavirlerin, üçüncü kişilerden defter ve belge istemek suretiyle karşıt inceleme yapma yetkilerinin bulunmadığı, sorumluluklarının ancak vergilendirmeye esas alınan belge, kayıt düzeni ve matrah tespitinde dikkate alınması gerekli işlemlerin, muhasebe usul ve esasları ile kanunlarda belirtilen düzenlemelere uygunluğu konusunda biçimsel inceleme yapmaktan ibaret olduğuna yönelik kararlar (VDDK, 18/11/2020, E:2020/1315, K:2020/1271; VDDK, 18/05/2022, E:2021/1512, K:2022/636; VDDK, 14/09/2022, E:2021/1605, K:2022/976, VDDK, 14/09/2022, E:2021/1400, K:2022/971; VDDK, 20/09/2023, E:2023/330, K:2023/1016)
ii. Sorumluluğu öngörülen kamu alacağının ait olduğu vergi türüne ilişkin beyannamenin serbest muhasebeci mali müşavir olan davacı tarafından imzalanmaması durumunda davacının ilgili kamu alacağından sorumlu tutulamayacağına yönelik kararlar (VDDK, 14/09/2022, E:2021/1346, K:2022/990; VDDK, 22/11/2023, E:2022/1298, K:2023/1390)
iii. Muhasebecilik hizmetleri yürütülen şirket adına bir kısım hasılatını kayıt ve beyan dışı bıraktığından bahisle tarh edilen vergi ve kesilen cezalar ile tarhiyata konu vergi üzerinden hesaplanan gecikme faizinin ödenmesinden serbest muhasebeci mali müşavirin, imzaladığı beyannamelerde yer alan bilgilerin defter kayıtları ve bu kayıtların dayanağını oluşturan belgelere uygun olmadığı yolunda bir tespitin bulunmaması nedeniyle sorumlu tutulamayacağına yönelik karar (VDDK, 20/09/2023, E:2023/484, K:2023/879)
iv. Yasal defterlere kaydedilmesi gereken muamelelerin dayanağı belgelerin muhasebe usul ve esaslarına aykırı olarak defter ve kayıtlara mükerrer biçimde intikal ettirilmesi, yasal belgenin nüshasının bulunmamasına karşın bu belgenin yasal defterlere kayıt edilmesi ve beyannameye dahil edilmesinin, meslek mensuplarının mali sorumluluğunun kapsamı içinde olduğuna yönelik kararlar (VDDK, 18/11/2020, E:2019/1848, K:2020/1272; VDDK, 14/09/2022, E:2021/1347, K:2022/989)
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Serbest muhasebeci mali müşavirlerin mali sorumluluğuna gidilebilmesinin şartları Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 227. maddesinde açıkça düzenlenmiştir. Serbest muhasebeci mali müşavir ünvanına sahip meslek mensuplarının mali sorumluluğuna gidilebilmesi için birlikte aranan şartlar şu şekildedir:
i. Mükellef adına verilen beyannamenin sorumluluğu öngörülen meslek mensubu tarafından imzalanmış olması
ii. Meslek mensubunun imzaladığı beyannamede yer alan bilgilerin, defter kayıtlarına ve bu kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygun olmaması
iii. Meslek mensubu tarafından verilen beyannameler ile tutulan defter kayıtları ve bunların dayanağını teşkil eden belgeler arasındaki uyumsuzluğun vergi kaybına neden olması
Serbest muhasebeci mali müşavirlerin görevleri, mükelleflerin muhasebe prensipleri ve ilgili mevzuat hükümleri gereğince, defterlerini tutmak, bilanço, kâr, zarar tablosu ve beyannameleri ile ilgili diğer belgelerini düzenlemek ve benzeri işleri yapmaktır.
Bu görevlerinden dolayı meslek mensuplarının sorumluluğu, imzaladıkları beyannamelerde yer alan bilgilerin defter kayıtlarına ve bu kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygunluğuyla sınırlı olup meslek mensupları, mükellef tarafından kendilerine ibraz edilen belgelerin, genel muhasebe kurallarına uygun ve doğru olarak kanuni defterlere kaydedilmesinden ve mali tablolara aktarılmasından sorumludurlar.
Meslek mensuplarının mali sorumluluğuna gidilebilmesi ancak Kanun'da aranan şartların birlikte gerçekleşmesi ve vergi incelemesinde tespit edilen hususlar ile meslek mensubunun eylemi arasındaki illiyet bağının deliller ile birlikte tespit edilmesi halinde olanaklıdır.
Uyuşmazlığın çözümünde şu hususların birlikte dikkate alınması gerekmektedir.
i. Yasal deftere kaydedilmesi gereken işlemlerin dayanağı belgelerin muhasebe usul ve esaslarına aykırı olarak deftere mükerrer biçimde intikal ettirilmesi
ii. Tahsilatta alınan/ödemelerde ciro edilen çeklerin mükerrer biçimde defterlere intikal ettirilmesi
iii. Vesikalar ile defterler arasındaki birtakım uyumsuzluklar
iv. Yasal defterin süresi içinde tasdik ettirilmemesine rağmen kullanılması
v. "Alınan Çekler hesabına" muhasebe usul ve esaslarına aykırı bir biçimde kayıt yapılması
vi. Matbaa tarafından henüz basılmayan faturaların yasal deftere kaydedilmesi
Bu hususlar birlikte dikkate alındığında anılan tespitlerin, defterlerin gerçek durumu yansıtmadığına dair delil niteliğinde olduğunun ve defter kayıtları ve bunlarla ilgili vesikaların, vergi matrahının doğru ve kesin olarak tespitine imkan vermeyecek derecede noksan, usulsüz ve karışık olduğunun kabulünü gerektirecek nitelikte olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
Olayda, asıl mükellef hakkında tarh edilen vergi ve kesilen cezaların (özel usulsüzlük cezaları hariç) hukuki sebebi 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 30. maddesinin ikinci fıkrasının (4) ve (6) numaralı bentleridir. Maddi sebebi ise asıl mükellef tarafından düzenlenen faturaların gerçek bir emtia teslimine veya hizmet ifasına dayanmamasıdır.
Meslek mensubu olan davacı tarafından verilen beyannamelerdeki bilgiler ile tutulan defter kayıtları ve bunların dayanağını teşkil eden belgeler arasında yukarıda sayılan uyumsuzluklar, davacının eyleminden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle davacı, anılan eylemleriyle asıl borçlu mükellef adına cezalı olarak vergi tarh edilmesine sebebiyet vermiştir.
Davalı idarenin anılan delillerle davacıyı salt asıl mükellefin sahte belge düzenleme eyleminden sorumlu tutmadığını ortaya koymuş olması nedeniyle bu durum Kurulun süregelen içtihadından (yukarıdaki ilgili VDDK kararları "i" numaralı not) farklı değerlendirme yapılması gerekli kılmaktadır. Asıl borçlu mükellefin sahte belge düzenleme eylemi ile davacının eylemi arasında illiyet bağı anılan deliller uyarınca tespit edildiğinden ve olayda davacının müteselsilen sorumlu tutulması için gerekli yasal şartların oluştuğu anlaşıldığından, aksi yönde gerekçeyle verilen ısrar kararının bozulması gerekmektedir.
Diğer taraftan, yeniden verilecek kararda
i. Anılan şirket adına tarh edilen vergi ve kesilen cezaların dava konusu ödeme emirlerinin düzenlendiği tarihte kesinleşip kesinleşmediği,
ii. Dava konusu ödeme emirleri içeriği alacaklar mukayese edilerek aynı alacağın mükerrer olarak dava konusu diğer ödeme emrine konu edilip edilmediği,
iii. Geçici vergi asılları ve özel usulsüzlük cezaları yönünden davacının sorumluluğuna gidilerek düzenlenen ödeme emirlerinin bu yönden hukuka uygun olup olmadığı
yönünden inceleme ve değerlendirme yapılacağı tabiidir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1- Davalının temyiz isteminin KABULÜNE,
2- … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı ısrar kararının BOZULMASINA,
3- Yeniden verilecek kararda karşılanacağından, yargılama giderleri hakkında hüküm kurulmasına gerek bulunmadığına,
27/12/2023 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.

X - KARŞI OY:
Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında ısrar kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığından, istemin reddi gerektiği oyu ile karara katılmıyoruz.