DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/1680 E. , 2023/1515 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/1680
Karar No : 2023/1515
TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Başkanlığı - …
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI): … Mimarlık İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi
(Önceki Ünvanı: … Yapı Turizm Tarım ve Hayvancılık Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi)
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU: Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 26/04/2023 tarih E:2022/849, K:2023/447 sayılı bozma kararı üzerine verilen … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından ihale edilen iş nedeniyle alınan ihale kararı üzerine 2010, 2011, 2012 ve 2014 yılları arasında muhtelif tarihlerde düzenlenen kağıtlardan doğan ve ödenen damga vergilerinin iadesi istemiyle yapılan düzeltme başvurusunun reddine ilişkin işlem üzerine yapılan şikayet başvurusunun reddine ilişkin … tarihli ve … sayılı işlemin iptali ile ödenen vergilerin tahsil tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte iadesi istemiyle dava açılmıştır.
... Vergi Mahkemesince verilen yetki ret kararı üzerine dosyanın gönderildiği ... Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı:
Uyuşmazlığa ilişkin iddialar hukuki tartışmaya meydan bırakmayacak şekilde açık bir vergi hatası kapsamında olmayıp hukuki bir ihtilaf niteliğinde olduğundan dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Vergi Mahkemesi bu gerekçeyle davayı reddetmiştir.
Davacının istinaf istemini inceleyen … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı:
i. Mahkeme kararının, dava konusu işlemin 2010 yılının muhtelif dönemlerine ait damga vergisinden kaynaklanan kısmı yönünden davanın reddine dair hüküm fıkrası yönünden istinaf incelemesi:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 126. maddesinde 114. maddede yazılı zamanaşımı süresi dolduktan sonra meydana çıkarılan vergi hatalarının düzeltilemeyeceği belirtilmiş ve düzeltme zamanaşımı süresinin bazı durumlarda nasıl hesaplanacağı düzenlenmiştir.
Buna göre davacı şirketin hak edişlerinden kesinti suretiyle 2010 yılında tahsil edilen damga vergilerinin 30/11/2016 tarihinde vergi dairesi müdürlüğü kaydına giren 29/11/2016 tarihli dilekçe ile düzeltilmesi istenildiğinden, mahkeme kararının, dava konusu işlemin, zamanaşımı süresi dolduktan sonra düzeltme istemine konu edilen 2010 yılına ilişkin hak edişlere yönelik kağıtlardan doğan damga vergisinden kaynaklanan kısmı yönünden davanın reddine dair hüküm fıkrasında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik görülmemiştir.
ii. Mahkeme kararının, dava konusu işlemin 2011, 2012 ve 2014 yıllarının muhtelif dönemlerine ait damga vergisinden kaynaklanan kısmı yönünden davanın reddine dair hüküm fıkrası yönünden istinaf incelemesi:
Dava konusu olayda "mevzuda hata" durumunun bulunduğu anlaşıldığından, davacı şirket tarafından 2011, 2012 ve 2014 yıllarında ödenen damga vergilerinin düzeltme ve şikayet yoluyla iadesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığından, mahkeme kararının anılan hüküm fıkrasında hukuki isabet görülmemiştir.
iii. Davacının faiz istemi yönünden yapılan inceleme:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 112. maddesinin (3) numaralı bendi uyarınca Devlet, mükellef tarafından dava konusu edilen vergilerin ödeme yapılmamış olan kısmını, tarhiyatın ilgili bulunduğu döneme ilişkin normal vade tarihinden itibaren yargı kararının tebliğ tarihine kadar geçen süre için 6183 sayılı Kanun'da düzenlenen gecikme zammı oranında hesaplanan gecikme faiziyle tahsil etmektedir. Aynı ilişkinin diğer tarafı olan mükellefin davayı kazanması durumunda uygulanacak faize ilişkin aynı Kanun'da herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır.
Bu durum, devlet ile birey arasında kurulmaya çalışılan çıkarlar dengesini birey aleyhine bozmaktadır. Bu dengenin kurulabilmesi için haksız olarak tahsil edildiği tespit edilen dava konusu verginin mükellefe, tahsil tarihinden itibaren amme alacaklarına uygulanan gecikme zammı oranında hesaplanan faizle birlikte iadesi gerekmektedir.
iv. Karar sonucu: Vergi Dava Dairesi, mahkeme kararının dava konusu işlemin 2010 yılına ait damga vergisi yönünden davanın reddine dair hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf istemini anılan gerekçeyle reddetmiş, kararın diğer hüküm fıkralarını kaldırdıktan sonra dava konusu işlemin 2011, 2012 ve 2014 yıllarına ait damga vergisinden kaynaklanan kısmını iptal etmiş ve 2011, 2012 ve 2014 yıllarına ait damga vergisinin tahsil tarihinden itibaren gecikme zammı oranında hesaplanacak faiziyle iadesine karar vermiştir.
Davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dokuzuncu Dairesinin 06/10/2021 tarih ve E:2019/1512, K:2021/4497 sayılı kararı:
i. Bölge İdare Mahkemesi kararının dava konusu işlemin 2011, 2012 ve 2014 yıllarına ilişkin damga vergisinden kaynaklanan kısmının iptali ile anılan yıllara ait vergilerin iadesine ilişkin hüküm fıkrası yönünden yapılan temyiz incelemesi:
Temyize konu kararın anılan hüküm fıkraları usul ve hukuka uygun olup ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
ii. Bölge İdare Mahkemesi kararının faize ilişkin kısmı yönünden yapılan temyiz incelemesi:
Mükelleflerden fazla veya yersiz olarak tahsil edilen vergilerin iadesi durumunda, iade edilen tutarlara hangi oranda faiz ödeneceği konusunda açık bir düzenleme bulunmadığı dönemde, hukuk yaratma yetkisi kapsamında yerleşik Danıştay içtihatları ile 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun uyarınca hesaplanacak faiz oranının uygulanması öngörülmüş bulunmaktaydı. Ancak 15/06/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6322 sayılı Kanun ile Vergi Usul Kanunu'nda yapılan değişikliklerden sonra vergi idaresince, fazla ve yersiz olarak tahsil edilen tutarların 6183 sayılı Kanun'a göre belirlenen tecil faiziyle birlikte iade edileceği açıkça hüküm altına alınmış bulunmaktadır.
Bu durumda, 15/06/2012 tarihinden sonraki dönemde tahsil edilen damga vergisinin, tahsil tarihinde yürürlükte bulunan Vergi Usul Kanunu'nun 112. maddesinin (4) numaralı fıkrası uyarınca davacıya tecil faiziyle birlikte iade edilmesi gerekmektedir.
Bu nedenle Vergi Dava Dairesi tarafından Kanun'un açık hükmüne rağmen hukuk devletinde adil dengenin korunması gerektiğinden bahisle haksız tahsil edilen vergi aslı ile birlikte 213 sayılı Kanun'un 112. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca gecikme zammı oranında hesaplanan faizin ödenmesine ilişkin olarak verilen kararda hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
iii. Karar sonucu:
Daire bu gerekçeyle istinaf incelemesi sonucunda verilen kararın faize ilişkin hüküm fıkrasını bozmuş, kararın diğer hüküm fıkralarını onamıştır.
… Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararı:
Devlet, dava konusu yapılan vergilerin ödeme yapılmamış kısmına, tarhiyatın ilgili bulunduğu döneme ilişkin normal vade tarihinden itibaren, yargı organı kararının tebliğ tarihine kadar geçen süre için daha yüksek oranda gecikme faizi hesaplamak suretiyle uğradığı ekonomik kaybı telafi etmektedir. Aynı ilişkinin diğer tarafı olan mükellefin davayı kazanması durumunda ise daha düşük bir faiz oranına rıza göstermesi beklenmektedir. Bu durum, devlet ile birey arasında adil olması gereken çıkarlar dengesini birey aleyhine bozmaktadır.
Bu dengenin, Anayasa'nın 35 ve 90. maddeleri ile AİHM içtihatları doğrultusunda, devletin kendi alacaklarına uyguladığı faiz oranının mükelleflerin alacakları bakımından da esas alınması suretiyle sağlanması gerekmektedir.
Bu nedenle, iadesine karar verilen meblağ üzerinden tahsil tarihinden iade tarihine kadar gecikme zammı oranında hesaplanacak faiz tutarı davacıya ödenmelidir.
Vergi Dava Dairesi, ilk kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçeye ek olarak bu gerekçeyle bozulan hüküm fıkrası yönünden ısrar etmiştir.
Davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 26/04/2023 tarih ve E:2022/849, 2023/447 sayılı kararı:
Israr kararına konu edilen uyuşmazlık, fazla veya yersiz tahsil edildiği yargı kararıyla tespit edilen 2011, 2012 ve 2014 yıllarına ilişkin damga vergisinin iadesinde, hükmolunacak faizin hesaplanmasında hangi tarihin başlangıç tarihi olarak esas alınacağı ve verginin iadesinde hangi faiz türünün uygulanacağına ilişkindir.
i. 2011, 2012 ve 2014 yıllarına ilişkin damga vergisinin davacıya faiziyle iadesinde hükmolunacak faizin hesaplanmasında esas alınacak başlangıç tarihi yönünden hukuki değerlendirme:
Yargı kararıyla haksız veya yersiz olarak tahsil edildiği tespit edilen verginin iadesinde, hesaplanacak faizin başlangıç tarihinin paranın idarenin tasarrufuna girdiği diğer bir deyişle davalı idarece verginin tahsil edildiği tarih olarak belirlenmesi gerekmektedir.
ii. 15/06/2012 tarihinden önce tahsil edilen damga vergisinin tahsil tarihinden itibaren hesaplanacak faizin türü yönünden hukuki değerlendirme:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 112. maddesinin (4) numaralı fıkrasındaki kural değişikliğinin yürürlüğe girdiği tarih ve yeni kuralın uygulanmasına ilişkin Kanun'un geçici 29. maddesinde yer alan hüküm gözetildiğinde, somut olayda 15/06/2012 tarihinden önce tahsil edilen vergiler için yeni kurala göre faiz yönünden hüküm kurulmasına hukuken olanak bulunmamaktadır.
Bu durumda, 15/06/2012 tarihinden önceki dönemde tahsil edilen vergi nedeniyle yoksun kalınan tutarın, Danıştayın yerleşik hale gelen içtihatlarıyla kabul edilen ve bu husustaki genel hükümleri içeren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'da öngörülen oranda faiz uygulanarak tahsil tarihinden itibaren hesaplanacak faiziyle birlikte iadesi gerektiğinden, ısrar kararının anılan hüküm fıkrasında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
iii. 15/06/2012 tarihinden sonra tahsil edilen damga vergisinin tahsil tarihinden itibaren hesaplanacak faizin türü yönünden hukuki değerlendirme:
Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 10/03/2021 tarih ve E:2021/1, K:2021/3 sayılı kararında, bölge idare mahkemesi dava daireleri arasındaki karar aykırılığının "dava dilekçesinde, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'na tabi olan ve 15/06/2012 tarihinden sonra tahsil edilip yargı kararı uyarınca iadesi gereken bir verginin herhangi bir yasal dayanak gösterilmeksizin yasal/kanuni faiziyle birlikte iadesine karar verilmesinin istenmesi durumunda, yasal/kanuni faiz talebinden, Vergi Usul Kanunu'nun 112. maddesinin 6322 sayılı Kanun'la değişik 4. fıkrasında belirtilen tecil faizinin anlaşılması gerektiği yönünde giderilmesine" karar verilmiştir.
Kurul, kararında 213 sayılı Kanun'un 112. maddesinin (4) numaralı fıkrasında yapılan değişikliğin yürürlüğe girdiği 15/06/2012 tarihi esas alarak değerlendirme yapmıştır.
Olayda dava dilekçesinde faiziyle birlikte iadesi istenen vergilerin 15/06/2012 tarihinden sonra ödenen kısmının Danıştay Dokuzuncu Dairesinin kararında yer alan aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle tecil faiziyle birlikte iade edilmesi gerekmektedir.
Bu nedenle ısrar kararının anılan hüküm fıkrasında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Kurul bu gerekçeyle ısrar kararını bozmuştur.
Bozma kararına uyduğunu belirten … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 112. maddesinin (4) numaralı fıkrası ile bu fıkranın yürürlüğe girdiği 15/06/2012 tarihinden sonra idarece fazla veya yersiz olarak tahsil edilen vergilerin tecil faiziyle iade edileceği açıkça hüküm altına alınmış bulunmaktadır. Anılan tarihten önce tahsil edilen vergilerin ise 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun uyarınca hesaplanacak faiziyle birlikte iadesi gerekmektedir.
Buna göre, davacı şirketten 15/06/2012 tarihinden önce tahsil edilen vergiler için tahsil tarihinden 15/06/2012 tarihine kadar 3095 sayılı Kanun uyarınca hesaplanacak yasal faiz tutarının, 15/06/2012 tarihinden sonra 6183 sayılı Kanun uyarınca hesaplanacak tecil faizi tutarının davacıya ödenmesi gerekmektedir. 15/06/2012 tarihinden sonra tahsil edilen vergilerin ise tahsil tarihinden itibaren 6183 sayılı Kanun uyarınca hesaplanacak tecil faiziyle birlikte davacıya iadesi gerekmektedir.
Vergi Dava Dairesi bu gerekçeyle istinaf başvurusunun kabulü ile Vergi Mahkemesi kararının faiz isteminin reddine dair hüküm fıkrasının kaldırılmasına ve davacı şirketten 31/01/2011 ila 23/07/2014 tarihleri arasında tahsil edilen 226.409,81 TL damga vergisinin, 15/06/2012 tarihinden önce tahsil edilen kısmı için, tahsil tarihinden 15/06/2012 tarihine kadar (bu tarih dahil) 3095 sayılı Kanun uyarınca hesaplanacak yasal faiz tutarının, 15/06/2012 tarihinden sonra 6183 sayılı Kanun uyarınca hesaplanacak tecil faizi tutarının; 15/06/2012 tarihinden sonra tahsil edilen kısmı için ise tahsil tarihinden itibaren 6183 sayılı Kanun'a göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanacak faiz tutarının davacıya ödenmesine karar vermiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Kararın hukuka aykırı olduğu belirtilerek bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Temyize konu kararın kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 6545 sayılı Kanun ile değişik 50. maddesinin (3), (4) ve (5) numaralı fıkralarında şu kurallara yer verilmiştir:
"3. Bölge idare mahkemesi, Danıştayca verilen bozma kararına uyabileceği gibi kararında ısrar da edebilir.
4. Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesi, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılır.
5. Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur."
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
I. Kararın, 15/06/2012 tarihinden sonra tahsil edilen damga vergileri için, tahsil tarihinden itibaren 6183 sayılı Kanun'a göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanacak faiz tutarının davacıya ödenmesine dair hüküm fıkrasına ilişkin inceleme:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesinin (4) numaralı fıkrası uyarınca Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun bozma kararına uyularak verilen kararlara ilişkin temyiz incelemesinin, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılması gerekmektedir.
Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun bozma kararı üzerine verilen temyize konu kararın belirtilen hüküm fıkrasının bozma kararındaki esaslara uygun olduğu anlaşıldığından dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın anılan hüküm fıkrasının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
II. Kararın, 15/06/2012 tarihinden önce tahsil edilen damga vergileri için anılan tarihe kadar (bu tarih dahil) 3095 sayılı Kanun uyarınca hesaplanacak yasal faiz tutarının, 15/06/2012 tarihinden sonra 6183 sayılı Kanun uyarınca hesaplanacak tecil faizi tutarının davacıya ödenmesine dair hüküm fıkrasına ilişkin inceleme:
Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 26/04/2023 tarih ve E:2022/849, K:2023/447 sayılı bozma kararında, 15/06/2012 tarihinden önce tahsil edilen damga vergisinin tahsil tarihinden itibaren hesaplanacak faizin türü yönünden yapılan değerlendirmede, 15/06/2012 tarihinden önceki dönemde tahsil edilen vergi nedeniyle yoksun kalınan tutarın 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'da öngörülen oranda faiz uygulanarak tahsil tarihinden itibaren hesaplanacak faiziyle birlikte iadesi gerektiğine karar verilmiştir.
Ancak Vergi Dava Dairesinin bozma kararına uyularak verildiği belirtilen kararında, 15/06/2012 tarihinden önce tahsil edilen damga vergisinin iadesinde uygulanacak faizin türü bakımından 15/06/2012 tarihinin öncesi ve sonrası için ayrı değerlendirme yapılarak, 15/06/2012 tarihine kadar (bu tarih dahil) 3095 sayılı Kanun uyarınca hesaplanacak faiz tutarının, 15/06/2012 tarihinden sonrası için 6183 sayılı Kanun uyarınca hesaplanacak tecil faizi tutarının davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Bu durumda, 15/06/2012 tarihinden önce tahsil edilen damga vergileri için, tahsil tarihinden iade tarihine kadar sadece 3095 sayılı Kanun uyarınca hesaplanacak faiz tutarının davacıya iadesine hükmedilmesi gerekirken, 15/06/2012 tarihinden sonrası için 6183 sayılı Kanun uyarınca hesaplanacak tecil faizi tutarının davacıya ödenmesine hükmedilmesinde hukuka uygunluk bulunmamıştır. 15/06/2012 tarihinden önce tahsil edilen damga vergileri için tahsil tarihinden 15/06/2012 tarihine kadar (15/06/2012 tarihi dahil) 3095 sayılı Kanun uyarınca hesaplanacak yasal faiz tutarının davacıya ödenmesine hükmedilmesinde ise hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1-Davalının temyiz isteminin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,
2-… Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:... sayılı kararının, 15/06/2012 tarihinden önce tahsil edilen damga vergileri için, tahsil tarihinden 15/06/2012 tarihine kadar (bu tarih dahil) 3095 sayılı Kanun uyarınca hesaplanacak yasal faiz tutarının davacıya ödenmesine ve 15/06/2012 tarihinden sonra tahsil edilen damga vergileri için, tahsil tarihinden itibaren 6183 sayılı Kanun'a göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanacak faiz tutarının davacıya ödenmesine dair hüküm fıkrasının ONANMASINA,
3- Anılan kararın, 15/06/2012 tarihinden önce tahsil edilen damga vergileri için, 15/06/2012 tarihinden sonra 6183 sayılı Kanun uyarınca hesaplanacak tecil faizi tutarının davacıya ödenmesine dair hüküm fıkrasının BOZULMASINA,
4- Yeniden verilecek kararda karşılanacağından, yargılama giderleri hakkında hüküm kurulmasına gerek bulunmadığına, 27/12/2023 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!