DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/694 E. , 2024/28 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/694
Karar No : 2024/28
TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Vergi Dairesi Başkanlığı (… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI): …
İSTEMİN KONUSU: ... Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı adına, kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca edinilen bağımsız bölümlerden bir kısmının 2008 yılında satışından değer artış kazancı elde edildiği ve bu kazancın beyan dışı bırakıldığından bahisle sevk edildiği takdir komisyonunca takdir edilen matrah üzerinden anılan yıl için re'sen tarh edilen gelir vergisi ve verginin bir katı tutarında kesilen vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemiyle dava açılmıştır.
... Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı:
28/09/2001 tarihinde satın alınan arsa üzerine kat karşılığı inşaat sözleşmesine istinaden inşa edilen ve davacının uhdesinde kalan bağımsız bölümün satılması, kat karşılığı inşaat sözleşmesinin gereği olduğundan, davacının arsası karşılığında edindiği bağımsız bölümün satışı sonucunda servetin değişimi suretiyle elde ettiği kazancın, ticari kazanç olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.
Öte yandan, gayrimenkul alım satımı nedeniyle ticari kazanç elde edildiğinden bahsedebilmesi için sadece satışta değil alışta da devamlılık olması gerekmektedir.
Olayda davacının, kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca edindiği bağımsız bölüm haricinde başka gayrimenkuller alıp sattığı yönünde somut tespit bulunmadığından, gayrimenkul alım satımı işiyle devamlı uğraştığının kabulü mümkün değildir.
Bu durumda, davacı adına arsa payı karşılığı elde ettiği bağımsız bölümün satışı nedeniyle yapılan cezalı tarhiyatta hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Vergi Mahkemesi bu gerekçeyle dava konusu vergi ve cezaları kaldırmıştır.
Davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesinin 14/01/2021 tarih ve E:2016/19760, K:2021/247 sayılı kararı:
Arsa üzerinde birden çok bağımsız bölümden oluşan bir bina inşa edilmesi, arsanın vasfını değiştirmekte ve üzerindeki mülkiyet hakkının paylara bölünerek birbirinden bağımsız hale gelen bu payların ayrı ayrı elden çıkarılmasına olanak sağlamaktadır. Tapuda ayrı bağımsız bölümler olarak tescil edilmiş her taşınmaz satışı ayrı ve bağımsız bir işlem olup aynı takvim yılında birden fazla bağımsız bölümün satılması da sürekliliğin göstergesidir.
Ayrıca gayrimenkulün, kişisel gereksinim amaçlı ediniminde sayının sınırlı olacağı ve servetin korunması amaçlı ediniminin de tekrar satış gerektirmeyeceği dikkate alındığında, bu iki amaçtan birine dayanılarak edinilen gayrimenkullerin gereksinimin ortadan kalkması nedeniyle veya servetin nakde dönüştürülmesini haklı ve gerekli kılan nedenlerle satıldığı kanıtlanamadığı takdirde, işlem sayısındaki çokluk, kazanç sağlama amacının göstergesi olarak kabul edilmelidir.
Davacı, 2001 yılında aldığı arsayı 2006 yılında kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile müteahhide vermiş ve payına düşen 14 adet gayrimenkulden 7 adedini 2008 yılında, geri kalan 7 adedini ise 2009 ila 2012 yıllarında satmıştır.
Bu durumda, davacının süreklilik arz edecek şekilde faaliyette bulunduğu ve söz konusu satışların ticari faaliyet kapsamında olduğu sonucuna varıldığından, aksi yöndeki Vergi Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
Daire bu gerekçeyle kararı bozmuştur.
... Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararı:
Vergi Mahkemesi aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle ısrar etmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Dava konusu işlemin yerinde ve hukuka uygun olduğu belirtilerek aksi yöndeki ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NIN DÜŞÜNCESİ: 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun ticari kazanç hükümleri dikkate alınarak yapılan yargılama sonucunda verilen ısrar kararının, idarece dava konusu cezalı tarhiyatın hukuki sebebi olarak gösterilen aynı Kanun'un değer artış kazancı hükümleri çerçevesinde inceleme ve değerlendirme yapılarak karar verilmek üzere bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY:
Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı (Veraset ve Harçlar Vergi Dairesi Müdürlüğü) tarafından tapu harcı dolayısıyla yapılan incelemeler kapsamında davacının 2008 yılında gayrimenkul satışında bulunduğu tespit edilmiş ve davacı nezdinde … tarih ve … sayılı tutanak düzenlenmiştir.
Akabinde, gelir vergisi yönünden vergi ziyaına sebebiyet verilmemesi bakımından konunun davacının mükellefi olduğu Ostim Vergi Dairesi Müdürlüğüne intikal ettirilmesi üzerine, inceleme konusu "gelir vergisi (değer artış kazancı)" olarak belirtilen … tarih ve … sayılı değerlendirme formu düzenlenmiştir. Anılan formda, "2008 yılına ait gelir vergisi (değer artış kazancı) matrahının takdir komisyonu marifetiyle tespit edilmesi" gerektiği belirtilmiştir.
Bunun üzerine, takdir komisyonunca 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 80., mükerrer 80. ve mükerrer 81. maddeleri dikkate alınarak davacının 2008 yılı değer artış kazancı matrahı takdir edilmiş ve bu matrah üzerinden dava konusu cezalı tarhiyat yapılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) işaretli bendinde iptal davası, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlanmış; aynı maddenin (2) numaralı fıkrasında idari yargı yetkisinin, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğu belirtilmiştir.
2577 sayılı Kanun'un kararlarda bulunacak hususları düzenleyen 24. maddesinin (e) işaretli bendinde kararın dayandığı hukuki sebepler ile gerekçesinin ve hükmün kararda gösterilmesinin zorunlu olduğu kurala bağlanmış; 49. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (c) işaretli bendinde ise usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması bozma sebebi olarak sayılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca bir idari işlem, dava konusu edilmesi halinde maddede sayılan diğer unsurların yanında sebep unsuru yönünden de yargı merciince hukuka uygunluk denetimine tabi tutulacaktır.
Bu anlamda, yargı mercii tarafından idari işlemin hukuki denetiminin, idarece, tesis edilen işleme dayanak alınan maddi ve hukuki sebepler dikkate alınarak gerçekleştirilmesi gerektiği açıktır.
Vergi hukukunda, vergilendirme işlemi olan tarh işleminin maddi sebebi vergiyi doğuran bir faaliyette bulunulmuş olması, hukuki sebebi ise bu faaliyetin vergilendirileceğini öngören bir hukuk kuralının bulunmasıdır.
Uyuşmazlıkta idarece, davacının 2008 yılında gerçekleştirdiği gayrimenkul satışından elde ettiği kazancın vergilendirilmesinin hukuki sebebi olarak Gelir Vergisi Kanunu'nun değer artış kazancına ilişkin hükümleri gösterilmiştir.
Ancak Mahkemece, dava konusu cezalı tarhiyatın hukuka uygunluk denetiminde Gelir Vergisi Kanunu'nun ticari kazanca ilişkin hükümleri dikkate alınmak suretiyle değerlendirme yapılarak karar verilmiştir.
Dolayısıyla, dava konusu cezalı tarhiyatın hukuki sebebi olarak gösterilen değer artış kazancı hükümleri çerçevesinde inceleme ve hukuki değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekirken, ticari kazanç hükümleri dikkate alınarak yapılan yargılama sonucunda verilen ısrar kararı, 2577 sayılı Kanun'un 24. maddesinde yer alan usul kuralına uygun düşmemiştir.
Bu durumda, 2577 sayılı Kanun'un 24. maddesindeki usul kuralına aykırı olarak verilen temyize konu ısrar kararının aynı Kanun'un 49. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (c) işaretli bendi uyarınca bozulması gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1- Davalının temyiz isteminin KABULÜNE,
2- ... Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının BOZULMASINA,
3- Yeniden verilecek kararda karşılanacağından, yargılama giderleri hakkında hüküm kurulmasına gerek bulunmadığına,
2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren on beş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24/01/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!