DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/538 E. , 2023/1160 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/538
Karar No : 2023/1160
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ...Vergi Dairesi Başkanlığı - ...
(...Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLLERİ : Av. ..., Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ...Vergi Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, ...İletişim Araçları Yatırım Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinden tahsil edilemeyen kamu alacaklarından dolayı kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ...tarih ve ...ve ...takip numaralı ödeme emirlerinin 2012 yılına ait vergi ve gecikme zammına ilişkin kamu alacağına dair kısmının iptali istemiyle dava açılmıştır.
...Vergi Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararı:
Davacının kanuni temsilcisi olduğu ...İletişim Araçları Yatırım Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi adına düzenlenen ödeme emirleri 12/06/2012, 28/06/2012, 24/07/2012, 18/09/2012, 16/10/2012, 31/10/2012, 16/01/2013, 18/06/2013 ve 21/01/2014 tarihlerinde tebliğ edilmiş, bu tebliğ üzerine şirket herhangi bir mal beyanında bulunmamış ve ödeme yapmamıştır. Ayrıca anılan şirket ödeme emirlerine karşı dava da açmamıştır.
Davalı idarece, şirket hakkında mal varlığı araştırması yapılmış ancak herhangi bir mal varlığı tespit edilememiştir.
Bu durumda, dava konusu ödeme emri içeriği amme alacağının şirketten tahsil edilemeyeceği usulüne uygun bir biçimde ortaya konulduğundan davacı adına kanuni temsilcisi sıfatıyla düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Vergi Mahkemesi bu gerekçeyle davayı reddetmiştir.
Davacının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesinin 20/03/2018 tarih ve E:2016/4234, K:2018/2846 sayılı kararı:
Türk Ticaret Kanunu'nun ilgili hükümlerine göre, anonim şirketinin (devredilmediği sürece) yönetim hakkı, şirket yönetim kurulu üyelerine aittir. Şirket yönetim kurulu, belirli şartlar altında yönetimi, kısmen veya tamamen üyelerden bir ya da birkaçına yahut üçüncü bir kişiye devredebilir. Yönetim kurulunun görev ve yetkisini devretmesi halinde vergi ödevlerinin yerine getirilmesi yönetim kurulu üyelerine değil, kanunun verdiği yetkiye dayanılarak görevli ve yetkili kılınan kişi/kişilere ait olmaktadır.
Anılan şirkette ortaklık payı mevcut olan davacı 05/09/2012 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayımlanarak ilan edilen 28/08/2012 tarihli karar ile şirket genel müdürü olarak atanmış ve şirketi diğer temsilciler ile birlikte müştereken temsil ve ilzama yetkili kılınmıştır.
Olayda, şirketten tahsil edilemeyen kamu alacağının tahsili amacıyla davacı adına ödeme emirleri düzenlenmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Ancak ödeme emirleri içeriği muhtelif amme alacağı farklı vergilendirme dönemlerine ait olduğundan mahkemece davacının temsil ve ilzam yetkisi bakımından sorumlu olduğu dönemlerin ortaya konulması akabinde şirket hakkında gerekli mal varlığı araştırması yapılıp yapılmadığı, şirket yönünden gerekli takip yollarının tüketilip tüketilmediğinin incelenmesi gerekmektedir.
Bu durumda asıl borçlu açısından usulüne uygun olarak takip edilmiş bir kamu alacağının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi suretiyle yeniden karar verilmek üzere temyize konu kararın bozulması gerekmiştir.
Daire bu gerekçeyle kararı bozmuş, davalının karar düzeltme istemini reddetmiştir.
Bozma kararına uyarak davayı yeniden inceleyen ...Vergi Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararı:
Davacı, dava konusu ödeme emirleri içeriği amme alacağının asıl borçlu şirketten usulüne uygun bir biçimde takip edilmediğini iddia etmiştir. Bu iddianın, "borcum yoktur" kapsamında incelenmesi gerekmektedir.
...Vergi Mahkemesinin ...sayılı esasına kayıtlı davada verilen 16/03/2017 tarihli ara kararı ile davalı idareden "Asıl borçlu ...İletişim Araçları Yatırım San. ve Tic. A.Ş'nin, borçlarına karşılık olarak ...MÜHENDİSLİK VE DANIŞMANLIK HiZMETLERİ ANONİM ŞİRKETİ tarafından teminat olarak verilen Ayvacık Tapu Müdürlüğü'nün ...tarih ...yevmiye numaralı "Kamu Haczinin Tesisi" konulu Dairenize yazılan yazısında belirtilen taşınmazların satışının yapılıp yapılmadığının, yapıldı ise borcun ne kadarlık tutarının karşılandığına dair bilgi ve belgeler ..." istenilmiş, anılan ara kararına karşı davalı idarece "ilgili mükelleflerin dairemize teminat olarak verdiği Çanakkale İli Ayvacık İlçesinde bulunan gayrimenkullere kaydi haciz işlemi yapılmış bahsi geçen gayrimenkulün satış işlemlerine devam edilmektedir." şeklinde cevap verilmiştir.
Davalının anılan cevabi yazısı dikkate alındığında, ödeme emri içeriği amme alacağına yönelik asıl borçlu şirket nezdinde yürütülen takip ve tahsil işlemlerinin tamamlanmadığı görülmektedir.
Bu durumda, kamu alacağının tahsili amacıyla kanuni temsilci olan davacının takip edilebilmesi için Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesinde "mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan" şeklinde aranan şart olayda gerçekleşmediğinden dava konusu ödeme emirlerinin iptali istenen kısmında sebep unsuru yönünden hukuki isabet görülmemiştir.
Vergi Mahkemesi bu gerekçeyle ...tarih ve ...ve ...takip numaralı ödeme emirlerini 2012 yılına ait vergi ve gecikme zammına ilişkin kamu alacağı yönünden iptal etmiştir.
Davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesinin 31/12/2020 tarih ve E:2019/8539, K:2020/6722 sayılı kararı:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 3. maddesinde yer alan "Tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı terimi"nin tanımına ilişkin kural ile 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesinin birinci fıkrası birlikte dikkate alındığında şirket borçlarından dolayı kanuni temsilcinin takip edilebilmesi için, şirket nezdinde usulüne uygun bir şekilde kesinleşmiş kamu alacağının mevcut olması ve söz konusu alacağın kısmen veya tamamen şirketin mal varlığından tahsilinin mümkün olmaması gerekir.
Ayvacık Tapu Müdürlüğünün ...tarih ve ...yevmiye numaralı kamu haczine konu taşınmazlara ilişkin 21/02/2012 tarihli gayrimenkul değerleme raporları incelendiğinde, söz konusu taşınmazların toplam değerinin 613.000,00 TL, dava konusu ödeme emirleri içeriği 2012 yılına ilişkin vergi borçlarının toplam tutarının ise 3.466.452,83 TL olduğu görülmektedir.
Olayda, 6183 sayılı Kanun'un 3. maddesinde tanımlandığı şekilde "tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı" koşulu asıl borçlu şirket açısından gerçekleştiğinden kanuni temsilci olan davacı adına ödeme emri düzenlenmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Ancak söz konusu ödeme emirleri içeriği muhtelif amme alacağı farklı vergilendirme dönemlerine ait olduğundan, mahkemece davacının temsil ve ilzam yetkisi bakımından dönemsellik ilkesine uygun değerlendirme yapılması suretiyle yeniden karar verilmesi gerekmektedir.
Daire, bu gerekçeyle kararı bozmuş; davacının karar düzeltme istemini reddetmiştir.
...Vergi Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı ısrar kararı:
Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nin 01/09/2009 tarih ve 7388 sayılı ve 05/09/2012 tarih ve 8146 sayılı nüshalarının incelenmesinden, davacının 25/08/2009 tarihinde yönetim kurulu başkanı olarak atandığı, şirketi temsile ve ilzama yetkili olduğu, 28/08/2012 tarihinde ise atanan yönetim kurulunun, davacıyı imza yetkisine sahip genel müdür olarak seçtiği görülmüştür.
Ayvacık Tapu Müdürlüğünün ...tarih ve ...yevmiye numaralı kamu haczine konu taşınmazlara ilişkin 21/02/2012 tarihli gayrimenkul değerleme raporları incelendiğinde, söz konusu taşınmazların toplam değerinin 613.000,00 TL, dava konusu ödeme emirleri içeriği 2012 yılına ilişkin vergi borçlarının toplam tutarının ise 3.466.452,83 TL olduğu görülmektedir.
Anılan taşınmazlara ilişkin gayrimenkul değerleme raporlarıyla tespit edilen kıymetler, ihtilaf konusu borcun bir kısmını karşılayacak niteliktedir. Dolayısıyla taşınmazların paraya çevrilmesi halinde, şirketten tahsil edilemeyen ve davacının sorumlu tutulacağı alacak tutarı değişecektir.
Bu durumda, ihtilaf konusu taşınmazların paraya çevrilmesine engel hukuki veya fili bir sebep bulunduğu yolunda bir iddianın da bulunmadığı dikkate alındığında 3.466.452,83 TL tutarındaki amme alacağının şirketten tahsil edilemeyeceğinin hangi suretle anlaşıldığı hususu ortaya konulamamıştır.
Vergi Mahkemesi ilk kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçeye ek olarak bu gerekçeyle ısrar etmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Dava konusu ödeme emirlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, kararın bozulmasını gerektirecek durumda görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
...Vergi Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı ısrar kararına yöneltilen temyiz isteminin REDDİNE,
2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11/10/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!