DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/1766 E. , 2024/67 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/1766
Karar No : 2024/67
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı - …
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … İnşaat Turizm ve Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, 2012 hesap döneminde kasasında görünen yüksek tutarda nakit parayı ortaklarına karşılıksız kullandırarak transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımında bulunmak suretiyle kurum kazancını eksik beyan ettiğinden bahisle düzenlenen vergi inceleme raporuna istinaden 2012 yılı için re'sen tarh edilen kurumlar vergisi ile verginin bir katı tutarında kesilen ve tekerrür hükmü uygulanmak suretiyle artırılan vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemiyle dava açılmıştır.
… Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararı:
Türk vergi hukuku, maddi ve somut delillere dayalı, vergi adaletini sağlamayı amaçlayan kuralları içermektedir. Bu nedenle vergilendirmeye ilişkin kurallar, varsayım veya kanaate dayalı, vergi adaletinin tesis edilmesi yönünden gerçeğe aykırı tespitlere dayanan vergilendirme yapılmasını önlemeye yönelik olarak düzenlenmiştir. Bu doğrultuda, gerçek durumun vergilendirmeye esas alınması ve vergi incelemesinin de bu amaca yönelik olması gerektiği açıktır.
Hakkında düzenlenen … tarih ve … sayılı Vergi İnceleme Raporu ile davacı şirketin, 2012 hesap döneminde ortaklarına "100. Kasa Hesabı"ndan kullandırdığı nakit paralar için hesaplaması gereken faiz gelirini hesaplamadığı ve yasal defterlerine hasılat olarak kaydetmediği, gün sonlarında kasa hesabında bırakılan ihtiyaç fazlası tutarlar için herhangi bir kasa adatlandırması yapmadığı, bu şekilde transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımına sebebiyet verdiği tespit edilmiştir.
Bu tespitlerden hareketle şirketin 2012 hesap döneminde gün sonları itibarıyla "100. Kasa Hesabı"nda yer alan tutarlar ile bu tutarların hangi tarihlerde ve kaç gün kasada kaldığı saptanarak şirket yetkilisinin beyanı doğrultusunda günlük olarak kasada bırakılacak azami tutar olan 30.000,00 TL düşüldükten sonra faiz adatlandırması yoluyla belirlenen kayıt ve beyan dışı bırakılan tutarlar üzerinden dava konusu cezalı tarhiyat yapılmıştır.
Olayda, şirket ortaklarına aktarılan paralar için kasa ve ortaklar hesabı analizinin yapılmadığı, sadece şirket ortağının beyanlarından yola çıkıldığı, ilgili hesapların karşılaştırmasının yapılmadığı, ayrıca davacı şirketin ilgili dönemde turizm acenteliği faaliyetini yürüttüğü ... Turistik Servisleri Anonim Şirketinin hesaplarında bu faaliyet kapsamında yapılan para hareketleriyle ilgili karşıt incelemenin yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırma, tespit etme ve sağlama amacından uzak, eksik incelemeye ve varsayıma dayalı olarak düzenlenen vergi inceleme raporu uyarınca yapılan dava konusu cezalı tarhiyatta hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Vergi Mahkemesi bu gerekçeyle dava konusu vergi ve cezayı kaldırmıştır.
Davalının istinaf istemini inceleyen ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı:
Vergi Dava Dairesi istinaf istemine konu kararın usul ve hukuka uygun olduğu gerekçesiyle istinaf istemini reddetmiştir.
Davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesinin 26/04/2022 tarih ve E:2018/1859, K:2022/2882 sayılı kararı:
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 16. maddesinin (1) numaralı fıkrasında ticaret şirketlerinin tacir sayılacağı belirtilmiş ve "Ücret İsteme Hakkı" başlıklı 20. maddesinde şu hükme yer verilmiştir:
"Tacir olan veya olmayan bir kişiye, ticari işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacir, uygun bir ücret isteyebilir. Ayrıca, tacir, verdiği avanslar ve yaptığı giderler için, ödeme tarihinden itibaren faize hak kazanır."
Davacı şirket hakkında düzenlenen ... tarih ve ... sayılı Vergi İnceleme Raporu'nda şu tespitlere yer verilmiştir:
i. Mükellef kurumun "100. Kasa Hesabı" hareketleri incelenerek her bir gün itibarıyla kasada bulunan yüksek nakit tutarları belirlenmiştir.
ii. Kurum yetkilisine, yüksek tutarda nakit paranın kasada bırakılmasının güvenlik açısından sakıncaları olup olmadığı, bu paraların bankaya aktarılarak hem gelirlerinin artırılmasının hem de güvenlik sorununun aşılmasının neden tercih edilmediği ve şirket olarak günlük ortalama ne kadar nakde ihtiyaçları olduğu hususları sorulmuştur.
iii. Kurum yetkilisince, firmalarının muhasebe ve teknik sebeplerden dolayı daha çok nakit üzerinden çalıştığı ve nakit paraların kasada tutulduğu, günlük olarak 30.000,00 TL civarında nakde ihtiyaçlarının olduğu yolunda beyanda bulunulmuştur.
Buna göre 30.000,00 TL olduğu kabul edilen günlük nakit ihtiyacı dışında kasa hesabında kalan tutarların ortaklara faizsiz şekilde örtülü kazanç olarak dağıtıldığı sonucuna varılmış ve söz konusu tutarların TCMB reeskont faiz oranı dikkate alınarak adatlandırılması neticesinde hesaplanan faiz gelirinin davacının kazancına eklenmesi suretiyle bulunan matrah farkı üzerinden dava konusu cezalı tarhiyat yapılmıştır.
Ticaret şirketleri tüzel kişiliği haizdir. Bu durumun doğal sonucu olarak bir ticaret şirketinin ortakları ve ortaklarının ilgili bulunduğu diğer gerçek ve tüzel kişiler, şirketin tüzel kişiliği karşısında "üçüncü kişi" konumundadır. Temel amacı kâr elde etmek olan bir ticaret şirketinin herhangi bir bedel karşılığı olmaksızın şirket kaynaklarını karşılıksız olarak başkalarına kullandırması, şirketin varlık amacına aykırı olduğu gibi, iktisadi ve ticari icaplara uymayan, normal ve mutad olmayan bir durumdur. Çünkü şirketin, işletme kaynaklarını kendisi kullanarak değişik yollarla kâr elde etmesi mümkün olduğu halde, bu kaynaklarını karşılıksız olarak veya düşük bir karşılık ile başkasına kullandırması, şirketin mâli çıkarlarına aykırı bir durum olacaktır. Nitekim 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 13. maddesinde yer alan düzenlemeler de 6102 sayılı Kanun'un yukarıda aktarılan hükümlerine paralel olarak düzenlenmiş ve kurum kazancının aşındırılmasının engellenmesi amaçlanmıştır.
Bir kısım vergi yükümlüsünün olabildiğince az vergi verme çabası içinde olmaları, bu amaçla vergiye tabi gelir ve işlemlerini yasal boşluklardan veya yasaların müsamahalı düzenlemelerinden faydalanarak ya da yasaları görmezden gelerek gizlemeleri ve vergiye tabi olmayacak şekilde göstermeleri nedeniyle, gizlenen gelir ve işlemleri ortaya çıkarmak amacıyla yürürlüğe konulduğu gerekçesinde yazılı 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 3. maddesinin (B) işaretli fıkrası ile açık olmayan veya vergiyi doğuran olayla ilişkisi kurulamayan tanık anlatımlarının kanıt olamayacağı öngörülmüştür. Kanıt yükü, ileri sürdüğü iddia ekonomik, ticari ve teknik icaplara aykırı düşen yahut olayın özelliğine göre olağan dışı veya alışılmamış durumları iddia eden tarafa bırakılmıştır. Vergi incelemelerinde vergiye tabi olayların gerçek durumunun tespitinde, bu olaya dair her türlü delilin serbestçe kullanılmasına ve ekonomik açıdan değerlendirilmesine imkan sağlanmış ve vergisel sonuçlar bakımından yapılan bir işlemin biçimsel kalıbı değil gerçek ekonomik içeriğinin esas alınması gerektiği vurgulanmıştır.
Bu durumda, davacının kasa hesabında günlük ihtiyacı olan tutarın bir hayli üzerinde nakit bulundurmasının ticari teamüllere uygun olmaması, vergi inceleme tutanağında yer alan beyanın delil niteliğini haiz olması, 213 sayılı Kanun'un 3. maddesinin (B) işaretli fıkrası göz önünde bulundurulduğunda bu aşamada ispat yükü üzerine düşen davacı şirket tarafından aktarılan durumun aksini ortaya koyacak herhangi bir bilgi ve belge de sunulamaması karşısında, şirket kaynağının ortaklara bedelsiz kullandırıldığı sonucuna varıldığından, aksi yönde verilen kararın bozulması gerekmiştir.
Daire bu gerekçeyle kararı bozmuştur.
... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı ısrar kararı:
Vergi Dava Dairesi aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle ısrar etmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Dava konusu cezalı tarhiyatın hukuka uygun olduğu belirtilerek aksi yöndeki ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ... 'NIN DÜŞÜNCESİ: Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, ısrar kararının dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında, yerinde ve kararın bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından, kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan ısrar kararı, aynı hukuksal nedenler ve gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, kararın bozulmasını gerektirecek durumda görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1- Davalının temyiz isteminin REDDİNE,
2- ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı ısrar kararının ONANMASINA,
3- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine,
14/02/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
X - KARŞI OY :
Temyiz isteminin kabulü ile ısrar kararının Danıştay Dördüncü Dairesinin kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçe uyarınca bozulması gerektiği oyu ile karara katılmıyoruz.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!