WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 18 Haziran 2026

DANIŞTAY İDARE DAVA DAIRELERI KURULU

A- A A+

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2024/41 E.  ,  2024/222 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2024/41
Karar No : 2024/222

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurulu
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 14/03/2023 tarih ve E:2019/2562, K:2023/2429 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapmakta iken, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatı olduğu gerekçesiyle Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen davacının, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine yönelik Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 14/03/2023 tarih ve E:2019/2562, K:2023/2429 kararıyla;
2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 62. maddesinde, 69. maddesinin 1. ve son fıkralarında yer alan kurallar aktarılarak,
Uyuşmazlıkta, davacı hakkında düzenlenen 15/02/2016 tarihli soruşturma raporunda, soruşturmaya konu fiillerin, davacı tarafından gerçekleştirildiğinin subüt bulduğu ve sabit olan söz konusu eylemlerinin mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu sonuç ve kanaatine varıldığının belirtildiği, anılan rapor üzerine değerlendirme yapan Hâkimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesince de davacının 2802 sayılı Kanun'un 69/son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği,
Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, olayda, her ne kadar davalı Hâkimler ve Savcılar Kurulunca, suç işlemek amacıyla kurulan Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY)'nin içerisinde yer alarak kamuoyunda Albay H.K.-Silivri dosyası olarak bilinen dosyada görev alan diğer hâkim ve Cumhuriyet savcıları ile birlikte fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek söz konusu dosyada verilen mahkumiyet kararını temyiz etmeyen davacının, bu davranışını FETÖ/PDY'nin emir ve talimatları doğrultusunda gerçekleştirerek, örgütten aldığı emri uygulamaya koyduğu, planlı ve sistemli bir şekilde yürütülen organizasyonun parçası olarak özel bir saikle hareket ettiği, mesleğin şeref ve saygınlığını yitirerek görevini doğru ve tarafsız yapmadığı ve eylemlerinin mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu gerekçesiyle 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş ise de; dava dosyasında bulunan disiplin soruşturma raporu ve ekleri ile tüm bilgi ve belgeler bir arada değerlendirildiğinde, davacının, yalnızca FETÖ ile irtibatı veya iltisakı nedeniyle meslekten çıkarılması hususunun, görev aldığı davalarda FETÖ/PDY'nin amacı doğrultusunda hareket ederek karar verdiğini ortaya koymakta yeterli olamayacağı, FETÖ kumpası olduğu konusunda şüphe bulunmayan soruşturmaya konu dosyada görev alan diğer hâkim ve Cumhuriyet savcıları ile birlikte fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettiğine yönelik davalı idare tarafından somut bir tespit de sunulmadığı, bir başka ifadeyle Cumhuriyet savcısı olarak görev yapan davacının sahip olduğu yargısal takdir hakkının sınırlarını aşarak örgütsel amaçlarla hareket ettiğini ortaya koyabilecek somut bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı gibi davalı idarece de dosyaya sunulmadığı anlaşıldığından, davacıya isnat edilen eylemlerin sübuta ermediği ve bu haliyle davacının meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemlerde hukuka uygunluk bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı,
Netice itibarıyla, davacının 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Dairenin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine yönelik Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararında hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle, dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacının Genel Kurula itiraz başvuru yolunda bulunmasına rağmen bu başvuru hakkında verilecek cevabı beklemeden yani işlemin kesinleşmesini beklemeksizin davasını açtığı, davanın açıldığı sırada söz konusu işlem kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olmadığından kesinleşmeden açıldığı anlaşılan davanın incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerektiği; aynı davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan
Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve
irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına
ilişkin işleme karşı açtığı davanın reddedildiği ve bu davada verilen kararla Dairenin çelişkiye düştüğü; Silivri Cumhuriyet savcısı olarak görev yaptığı dönemde gerçekleştirdiği hukuka aykırı eylem ve işlemleri soruşturma kapsamında sabit olan davacının, FETÖ terör örgütünün amaç ve gayesi doğrultusunda planlı ve sistematik organizasyonun parçası olarak işlem yaptığının dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgeler ile ortaya konulmasına rağmen Dairece, iptal kararı verilmesinin kararın hukuki dayanaktan yoksun kaldığını gösterdiği; davacının FETÖ terör örgütü ile iltisak ve irtibatı nedeniyle görevine son verilmesine ilişkin açılan davanın reddedildiği ve onanarak kesinleştiği; disiplin cezası uygulanmasını gerektiren fiilin suç teşkil etmesi veya kişinin hüküm giymesini gerektirmediğinden, bu yönde bir değerlendirme yapmanın dosyanın çözümü açısından bir fayda sağlamayacağı; davacı hakkında tesis edilen işlemlerin davacının FETÖ terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı nedeniyle meslekten çıkarılması tarihinden çok önce başlatıldığı, buna göre Dairenin gerekçesinin yerinde olmadığı; dava konusu olayda olduğu gibi söz konusu hukuka aykırı kararların verilmesinin somut delil olması adına yeterli olmakla birlikte, aksi bir yorumla, hakim ve savcı olarak görev yaparken FETÖ ile irtibat ve iltisakı nedeniyle meslekten çıkarılan kişilerin talimatla ve kesinlikle yargısal takdire ilişkin olmayacak şekilde ve planlı bir organizasyonun parçası olarak verdikleri kararların işbu temyize konu kararlarla tartışmaya açılması durumunun, söz konusu kararların yargısal takdir kapsamında verildiği algısını oluşturarak kişileri aklamak adına bir argüman haline getirileceği; davacının FETÖ ile irtibatlı veya iltisaklı olmasına karar verilmesinin, işlemin gerekçesi değil, ancak destekleyici bir unsur olacağı; dava dosyasındaki eylemlerin, dosya bazında ve hangi kişi hakkında, ne yönde karar verildiği şeklinde tek tek ortaya konulduğu; Kurulun, Danıştayın bu gerekçesi doğrultusunda bir hareket tarzı bulunsa idi, FETÖ ile irtibatı veya iltisakı nedeniyle görevine son verilen bütün hakim ve savcıların verdikleri kararlar hakkında disiplin soruşturmaları açarak meslekten çıkarma cezası verilmesi yoluna gidilebileceği; örgütün çalışma şeklinden ve gizlilik esaslı stratejisinden haberdar olunduğu, nitekim faaliyetlerinin birçoğunda, örgüt mensuplarının deşifre olmaması ve gizlilik önem arz ettiğinin belirtilmesine rağmen, temyize konu kararda bilgi, belge, tanık beyanı gibi somut deliller ile ispatın beklenmesinin kendi içinde çelişki yaratacağı belirtilerek Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ... 'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Davacının, Silivri (İstanbul) Cumhuriyet Savcısı olarak görev yaptığı dönemdeki eylemleri nedeniyle açılan soruşturmada,
İstanbul İl Jandarma eski Komutanı Jandarma Kurmay Albay H.K.'nın da yargılandığı ve kamuoyunda "Albay H.K." davası olarak bilinen, Silivri Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayısında yürütülen soruşturma sonunda açılan ve ... Asliye Ceza Mahkemesinin E: ... sayısına kayden görülen dava sonunda, müştekinin 2 sene 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair K: ... sayılı kararın, usul yönünden adı geçenin eyleminin idari görev kapsamında kaldığının değerlendirilmesi halinde 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca izin alınması; eylemin adli görev kapsamında kaldığının değerlendirilmesi durumunda ise Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 161/5. maddesinin son cümlesindeki "en üst dereceli kolluk amirleri hakkında ise, hâkimlerin görevlerinden dolayı tâbi oldukları yargılama usulü uygulanır." amir hükmü uyarınca Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulundan izin alınması gerekmesi, esas yönünden de suçun kanuni unsurlarının oluşmaması ve sanığın suç işleme kastının bulunmaması gerekçesiyle beraat kararı verilmesi gerektiği sebepleriyle usul ve esas yönünden bozulması talebiyle temyiz kanun yoluna başvurması gerekirken, anılan kararı temyiz etmediğinden bahisle davacı hakkında 15/02/2016 tarihli soruşturma raporu düzenlenmiş ve davacının belirtilen fiillerinin sübuta erdiği sonucuna ulaşılarak 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılması teklif edilmiştir.
Anılan raporun değerlendirilmesi sonucunda, davacının ve diğer ilgililerin Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile meslekten çıkarıldıkları, yeniden inceleme taleplerinin de Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile reddedilerek meslekten çıkarma kararlarının kesinleştiği, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararında, yapılan hukuksuzlukların gözönüne serildiği ve bu hukuksuzlukların FETÖ/PDY'nin emir ve talimatları doğrultusunda gerçekleştirilerek, örgütten alınan emrin uygulamaya konulduğu, ilgililerin fikir ve eylem birliği içinde hareket ederek, planlı ve sistemli bir şekilde yürütülen organizasyonun parçası olarak özel bir saikle hareket ettikleri, mesleğin şeref ve saygınlığını yitirerek görevlerini doğru ve tarafsız yapmadıkları, ilgililerin eylemlerinin, mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu anlaşıldığından, davacının Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı ile, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Davacının, söz konusu disiplin cezasına karşı yapmış olduğu yeniden inceleme talebi aynı Dairenin ... tarih ve K:... sayılı kararıyla; bu karara karşı yaptığı itiraz başvurusu ise Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve K:... sayılı kararıyla reddedilmiş, böylece davacı hakkında verilen meslekten çıkarma kararının kesinleşmesi üzerine, temyizen incelenen dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun "Meslekten Çıkarma Cezası" başlıklı 69. maddesinin 1. fıkrasında, "Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir." hükmüne, son fıkrasında da, "Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." hükmüne yer verilmiştir.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun, "Kanun yollarına başvurma hakkı" başlıklı 260. maddesinin 1. fıkrasında, "Hâkim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır." kuralı, son fıkrasında ise "Cumhuriyet savcısı, sanık lehine olarak da kanun yollarına başvurabilir." kuralı; Kanun'un "Cumhuriyet savcısının başvuru sonucunun kapsamı" başlıklı 265. maddesinde ise "Cumhuriyet savcısı tarafından aleyhine kanun yoluna gidilen karar, sanık lehine bozulabilir veya değiştirilebilir. Cumhuriyet savcısı, kanun yoluna sanık lehine başvurduğunda, yeniden verilen hüküm önceki hükümde tayin edilmiş olan cezadan daha ağır bir cezayı içeremez." kuralı yer almaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Olayda, Silivri Ceza İnfaz Kurumunda, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçundan tutuklu Ö.B.'ye, babasının ölümü nedeniyle ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve ... değişik iş sayılı kararı ile yol süresi hariç iki gün izin verilmesi üzerine, adı geçen tutuklunun sevkinde görev alan ve sevkinin idaresi konusunda emir veren ilgili kolluk personelinin, tutukluya verilen izni usulüne uygun kullandırtmadıkları ve bu şekilde hürriyetinden yoksun bıraktıkları gerekçesiyle başlatılan soruşturma neticesinde, "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçundan hakkında kamu davası açılan İstanbul İl Jandarma Komutanı H.K. hakkında, ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna azmettirme suçundan, alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle takdiren ve teşdiden 2 yıl 6 ay sonuç hapis cezası verildiği görülmektedir.
O tarihte Silivri (İstanbul) Cumhuriyet savcısı olarak görev yapan davacının, ... Asliye Ceza Mahkemesinin görüldü işlemleri ile yetkili olduğu; 10/07/2012 tarihinde karara "görüldü" yaptığı ancak kararı temyiz etmediği anlaşılmaktadır.
İstanbul İl Jandarma eski Komutanı Jandarma Kurmay Albay H.K.'nin de yargılandığı ve kamuoyunda "Albay H.K." davası olarak bilinen bu dosyada, kararın sanıklar tarafından temyizi üzerine, verilen mahkumiyet hükmünün onanması yönünde görüş içeren tebliğnamenin düzenlenmesini takiben, söz konusu kararın Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı ile anılan Daire Başkanının ayrıntılı karşı oyuna karşın oyçokluğu ile onanmasına karar verilmesi üzerine; karara Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından itiraz edildiği ve kararın sanıklar tarafından temyiz edildiği, akabinde Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı ile söz konusu kararın bozulduğu; bozma kararında, "olayda sıralı Jandarma görevlileri olan sanıkların eylemlerinin anılan mevzuat hükümleri ve Silivri Cumhuriyet Başsavcılığının talimatı çerçevesinde yerine getirildiği, bu kapsamda mağdura cenazesinin namaz ve defin işlemlerine katılması, taziyeleri iki gün içinde bir süre kabul etmesi imkânı verilerek, mağdura verilen iznin amacına uygun geçirilmesinin temin edildiği anlaşılmaktadır. Mağdurun izinde olduğu 24/11/2011 gününün gecesinde Tekirdağ Cezaevinde konaklatılması ve 25/11/2011 günü akşam 17.35 sıralarında Silivri Cezaevine teslim edilmesi işlemlerinin, nihayetinde tutuklu bulunan mağdurun korunması, kaçmasının engellenmesi ve bu anlamda gece vaktinde yaşanması muhtemel risklerin önüne geçilmesi amacına uygun olduğu gibi mağdurun iznini de makul şekilde kullanmasını temine engel olmayacak mahiyette bulunduğu görülmektedir.
5237 sayılı TCK.nın 109. maddesindeki kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun tanımında "bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan" ibarelerinden açıkça anlaşıldığı gibi suçun maddi unsurlarından biri "hukuka aykırılık" unsurudur. Kanunlar çerçevesinde işlem yapan sanıkların eylemlerinde, 5237 sayılı TCK.nın 24. maddesinin "Kanunun hükmünü yerine getiren kimseye ceza verilemez” hükmü uyarınca hukuka aykırılık unsurunun bulunmaması nedeniyle suçun yasal unsurlarının oluşmadığı anlaşılmaktadır.
Kendilerine tebliğ edilen mesaj emriyle hareket eden ve bu emrin gereklerini yerine getirdikleri anlaşılan sanıklar Ö. ve M.'nın mağdura izin imkânı veren mahkeme kararından ya da içeriğinden haberdar olduklarına ve bu kararın kendilerine mesaj emriyle birlikte tebliğ edildiğine dair ve İl Jandarma Alay Komutanı olan sanık H.'nın somut olaya özgü diğer sanıklara emir ve talimat verdiğine ilişkin mahkemece yeterli araştırma yapılmamış olması bir yana, kendilerine, mahkeme kararına istinaden Cumhuriyet Başsavcılığınca tevdi edilen bir görevi, yukarıda gösterilen mevzuat hükümlerine ve yerleşmiş uygulamaya uygun olarak yerine getirdikleri anlaşılan ve mağdurun şikâyetçi olmadığı tüm sanıkların ne şekilde suç işleme kastı ile hareket ettikleri hususunun yerel mahkemece tam olarak ortaya konulamadığı gibi daha önce izin kullanan tutuklu Ş. D. Y.’un geceleyin kendi evinde konaklatılmış olması, tekil bir olay olup yüzlerce sevk ve nakil hizmetinin söz konusu olduğu Silivri Cezaevi gibi büyük bir cezaevinden sorumlu bulunan sanıkların suç işleme kasıtlarını göstermeye yeterli olmayacağı bu itibarla sanıklar hakkında yukarıda izah edildiği şekilde suçun yasal unsurlarının oluşmaması ve suç işleme kastlarının da bulunmaması nedenlerine dayalı olarak beraatlerine karar verilmesi yerine mahkûmiyetleri cihetine gidilmesi," gerekçelerine yer verildiği görülmektedir.
Buna göre, sanıkların temyizi üzerine sanıkların mahkumiyetine yönelik karar bozulmuş ise de, İstanbul İl Jandarma Komutanı olan H.K.'nın 2012 yılında görüşülecek Yüksek Askeri Şura toplantılarında general rütbesine terfi edecek olanlara ilişkin listede isminin üst sıralarda olmasına rağmen kamuoyunda “Albay H.K.” davası olarak bilinen soruşturma dolayısıyla terfi edemediği; H.K. hakkındaki dosyanın ve yargılamanın, süreç olarak, silsile içerisinde FETÖ/PDY tarafından planlı ve sistemli bir şekilde, fikir ve eylem birliği doğrultusunda özel bir saikle hareket edilen bir dosya niteliğinde olduğu, öte yandan H.K. hakkındaki söz konusu suçlamanın vasfı ve olayların gelişimi göz önünde bulundurulduğunda, bozma kararında da değinildiği üzere dosyada suçun kanuni unsurlarının oluşmaması ve suç işleme kastının bulunmaması gibi usul ve esasa ilişkin pek çok temyiz sebebi bulunduğu halde bunları gözetmeyerek kararı temyiz etmeyen davacının, görevini doğru ve tarafsız bir biçimde yapmayarak mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikteki sübut bulan fiili nedeniyle 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Bu nedenle, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen temyize konu Daire kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Öte yandan, davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı kararının iptali, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının hak ediş tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada, Danıştay Beşinci Dairesinin 27/10/2022 tarih ve E:2017/3427, K:2022/7776 sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş, anılan karar, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 22/06/2023 tarih ve E:2023/492, K:2023/1532 sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiştir.
Diğer taraftan, davacının, ceza yargılaması sonucunda, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararıyla reddedildiği, anılan karara karşı yapılan temyiz başvurusunun ise Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararıyla düzeltilerek onanmasına karar verildiği ve söz konusu mahkûmiyet hükmünün 03/11/2021 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Dava konusu fiil ile ilgili olarak yapılan ceza yargılaması neticesinde, Yargıtay ... Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı ile davacının görevi kötüye kullanma suçunun kanuni unsurlarının oluşmaması nedeniyle Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-a maddesi uyarınca beraatine karar verilmiş ve bu karar kesinleşmiş ise de, ceza muhakemesinde delillerin takdiri ve suçun niteliği yönünden yapılan değerlendirmede uyulacak ilke ve kurallar, disiplin hukuku açısından farklı olduğundan, beraat kararı, disiplin cezası uygulanmasına engel oluşturmayacaktır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin 14/03/2023 tarih ve E:2019/2562, K:2023/2429 sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine,
4. Kesin olarak, 07/02/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY
X- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka aykırı bulunmadığı, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.