DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/308 E. , 2024/799 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2024/308
Karar No : 2024/799
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Vergi Dairesi Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: … Tur. Gıda İnş. Nak. San. ve Tic. AŞ'den tahsil edilemeyen amme alacağının 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesi ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un Mükerrer 35. maddesi uyarınca, kanunî temsilci sıfatıyla davacıdan tahsiline ilişkin olarak düzenlenen … tarih ve … sayılı 49.999,99-TL tutarlı ödeme emrinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; ... Tur. Gıda İnş. Nak. San. ve Tic. AŞ'ye Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile 50.000,00-TL idari para cezası verildiği, anılan idari para cezasının ilanen tebliğ edilerek kesinleştiği, Mahkemelerinin 17/04/2015 tarihli ara kararı ile taraflardan, davaya konu ödeme emrinin dayanağı idari para cezasına karşı dava açılıp açılmadığının sorulduğu, davalı idare tarafından verilen cevapta asıl borçlu şirket tarafından ödeme emrine karşı dava açılmadığının ve amme alacağının kesinleştiğinin beyan edildiği, İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü kayıtlarına göre davacının, 20/01/2006 ile 30/12/2011 tarihleri arasında asıl borçlu ... Tur. Gıda İnş. Nak. San. ve Tic. AŞ'nin hissedarı ve yönetim kurulu başkan vekili olduğu, amme alacağının doğduğu tarih itibarıyla davacının kanuni temsilci sıfatını haiz olduğundan kesinleşen amme alacağının tahsili amacıyla asıl borçlu şirketin kanuni temsilcisi sıfatıyla davacı adına, 6183 sayılı Kanun'un, "Kanuni temsilcilerin sorumluluğu" başlıklı Mükerrer 35. maddesi uyarınca düzenlenen ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onüçüncü Dairesinin 03/03/2022 tarih ve E:2016/545, K:2022/820 sayılı kararıyla;
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un Mükerrer 35., 55 ve 58. maddesine yer verilerek;
... Tur. Gıda İnş. Nak. San. ve Tic. AŞ'ye idarî para cezası verilmesine ilişkin Kurul kararına karşı dava açılmadığı, yapılan malvarlığı araştırmasında şirketin borcu karşılayacak malvarlığının olmadığının tespit edilmesi üzerine, kamu alacağının şirketten tahsil edilememesi nedeniyle 6183 sayılı Kanun'un Mükerrer 35. maddesi uyarınca, idari para cezasının verildiği ve şirket adına ödeme emri düzenlendiği tarihte şirketin kanuni temsilcisi olan davacı adına ödeme emri düzenlendiği,
Ödeme emrinin dayanağı olan tahakkuk işlemine karşı dava açılmamasının, 6183 sayılı Kanun'un 58. maddesi uyarınca, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı yolundaki itirazlarının yargısal incelemesinin yapılmasına engel teşkil etmediği, ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davalarda, 6183 sayılı Kanun'un 58. maddesi gereğince davacının "böyle bir borcu olmadığı" şeklindeki itiraz kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, bu kapsamda, ödeme emrinin dayanağını teşkil eden kamu alacağının maddi kaynağına ilişkin hukuka uygunluk denetiminin yapılması ve borcun tahakkukundan önceki aşamaya ilişkin hukuka aykırılık iddialarının incelenmesi gerektiği,
Bu itibarla, ödeme emrine karşı açılan işbu davada ileri sürülen iddiaların "böyle bir borcun olmadığı" itirazı kapsamında değerlendirilerek esasın incelenmesi suretiyle bir karar verilmesi gerektiğinden, kesinleşen amme alacağının tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle verilen davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararında hukukî isabet bulunmadığı sonucuna varılarak ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun … tarih ve … sayılı Kararı ile 27/04/2005 tarihinde asıl borçlu ... Tur. Gıda. İnş. Nakliyat. San. ve Tic. AŞ'nin Anadolu Mah. … Beldesi … Mevkii yanyol üzeri, Tuzla/İstanbul adresinde lisansız faaliyette bulunmak eylemi nedeniyle 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 19. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinin (1) no'lu alt bendi ve aynı maddenin 4. fıkrası gereğince mezkur asıl borçlu tüzel kişi hakkında idari para cezası verildiği, anılan idari para cezasının ilanen tebliğ edilerek kesinleştiği, asıl borçlu şirket tarafından mezkur karara ve ödeme emrine karşı dava açılmadığı, amme alacağının kesinleştiği, kesinleşen amme alacağının tahsili amacıyla asıl borçlu şirketin kanuni temsilcisi sıfatıyla davacı hakkında, davaya konu ödeme emrinin düzenlenlediği,
Bu durumda; asıl borçlu ... Tur. Gıda. İnş. Nakliyat. San. ve Tic. AŞ'nin Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun 11/06/2008 tarih, 16450 sayılı ve 50.000.TL tutarlı idari para cezası ile tecziye edilmesine karar verildiği, İstanbul Ticaret Sicili Tescil kayıtlarına göre davacının, 20/01/2006 ile 30/12/2011 tarihleri arasında asıl borçlu ... Tur. Gıda. İnş. Nakliyat. San. ve Tic. AŞ'nin hissedarı ve yönetim kurulu başkan vekili olduğu, amme alacağının doğduğu tarih itibarıyla davacının kanuni temsilci sıfatını haiz olduğu anlaşılmakla; davacı hakkında, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un mükerrer 35. maddesi kapsamında, kanuni temsilci sıfatıyla ödeme emri düzenlenebileceğinin açık olduğu,
Her ne kadar Danıştay Onüçüncü Dairesi kararında, tahakkuk işlemine karşı dava açılmamasının "borcum yoktur" kapsamında idari para cezasının irdelenmesini engellemeyeceği belirtilmiş ise de; davacının iddialarının ilgili dönemde şirket yetkilisi olmadığı hususlarına münhasır olduğu ve bu bağlamda da "borcum yoktur" kapsamındaki anılan iddianın ilk kararlarında irdelendiği, bunun dışında tahakkuk işlemine yönelik bir iddianın bulunmadığı, kaldı ki; şirket adına düzenlenen idari para cezası, ödeme emri, haciz, malvarlığı araştırması gibi idari davaya konu olabilecek bir çok işlemin ilgililere tebliği sonucunda dava açılmaması neticesinde son süreçte kanuni temsilci adına tesis edilen ödeme emri aşamasında önceki işlemlerin usulüne uygun olarak kesinleşip kesinleşmediği yönünden tetkik yapılabileceği açık olup bunun dışında zincir işlemlerin ilk halkası olan idari para cezasının içeriğine girilmek suretiyle hukuki denetiminin yapılamayacağı, bu şekilde bir irdelemenin aynı zamanda hukuki güven ve istikrar ilkesine de uygun düşmeyeceği,
Bu nedenle, usulüne uygun bir şekilde kesinleştirilen ve şirketten tahsil imkanı kalmadığı ortaya çıkan amme alacağının ilgili dönemde şirket yetkilisi olan davacıdan tahsiline yönelik düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, sunulan sicil kayıtlarını gösteren belgelerden de anlaşılacağı üzere söz konusu şirkete 06/01/2006 tarihinde ... ünvanlı firmaya hissedar olunduğu, 20/01/2006 tarihinde ortaklık tescil edildiği, bu bakımdan usulsüzlüğün tespit edildiği 27/04/2005 tarihinde kendisinin bu şirkete hissedar olmadığı gibi herhangi bir görevinin de bulunmadığı, yine dosyaya sunulan belgelerden de anlaşılacağı üzere 04/05/2011 tarihinde kendisinin şirket yönetiminden de istifa ettiği, hissedar olduğu dönemde şirket tarafından hiçbir fatura düzenlemediği, hiçbir faaliyette bulunmadığı, kendi döneminde şirketin atıl bir durumda beklediği, 2011 yılında da hisselerini devrettiği, görüldüğü üzere ne usulsüzlüğün tespit edildiği 27/04/2005 tarihinde, ne de kendisi hakkında idari para cezası düzenlenen 23/03/2015 tarihinde şirkette bir görev ve hissesinin bulunmadığı, ayrıca Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen bozma kararı sonrasında hiçbir araştırma yapılmaksızın tekrardan karar verildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile İstanbul 5. İdare Mahkemesi ısrar kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile, ... Tur. Gıda İnş. Nak. San. ve Tic. AŞ'ye 27/04/2005 tarihinde lisansız faaliyette bulunduğundan bahisle 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 19. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi ile aynı maddenin dördüncü fıkrası uyarınca 50.000,00-TL idari para cezası verilmiş ve anılan Kurul kararı şirkete ilanen tebliğ edilmiştir.
İdarî para cezasının şirket tarafından vadesinde ödenmemesi ve şirketten tahsil edilememesi üzerine, 6183 sayılı Kanun'un Mükerrer 35. maddesi uyarınca, kanunî temsilci sıfatıyla davacıdan tahsiline ilişkin olarak … tarih ve … sayılı 49.999,99-TL tutarlı ödeme emri düzenlenmiş ve anılan ödeme emrinin iptali istemiyle temyizen bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT :
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un Mükerrer 35. maddesinde, "Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir.
", 8. maddesinde ise, "Hilafına bir hüküm bulunmadıkça bu kanunda yazılı müddetlerin hesaplanmasında ve tebliğlerin yapılmasında Vergi Usul Kanunu hükümleri tatbik olunur.
" düzenlemesi yer almaktadır.
Aynı Kanun'un işlem tarihinde yürürlükte bulunan hâliyle 55. maddesinde, kamu alacağını vadesinde ödemeyenlere 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı; 58. maddesinde ise, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı iddiasıyla tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde dava açabileceği kurala bağlanmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun "Yönetim ve Temsil" başlıklı 365. maddesinde "Anonim şirket, yönetim kurulu tarafından yönetilir ve temsil olunur. Kanundaki istisnai hükümler saklıdır.", "Yönetimin Devri" başlıklı 367. maddesinde "Yönetim kurulu esas sözleşmeye konulacak bir hükümle, düzenleyeceği bir iç yönergeye göre, yönetimi, kısmen veya tamamen bir veya birkaç yönetim kurulu üyesine veya üçüncü kişiye devretmeye yetkili kılınabilir. Bu iç yönerge şirketin yönetimini düzenler; bunun için gerekli olan görevleri, tanımlar, yerlerini gösterir, özellikle kimin kime bağlı ve bilgi sunmakla yükümlü olduğunu belirler. Yönetim kurulu, istem üzerine pay sahiplerini ve korunmaya değer menfaatlerini ikna edici bir biçimde ortaya koyan alacaklıları, bu iç yönerge hakkında, yazılı olarak bilgilendirir. (2) Yönetim, devredilmediği takdirde, yönetim kurulunun tüm üyelerine aittir."; "Özen ve Bağlılık Yükümlülüğü" başlıklı 369. maddesinde ise "Yönetim kurulu üyeleri ve yönetimle görevli üçüncü kişiler, görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmek yükümlülüğü altındadırlar." kuralına yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Hukuk düzenince tüzel kişilik vasfı tanınan ticarî şirketlerin hukukî iş ve işlemleri, bunlar adına bunların idaresinden sorumlu gerçek kişiler tarafından yerine getirilmektedir.
Bu kapsamda, şirketin kanunî temsilcisi olan gerçek kişiler; temsil ettikleri tüzel kişiliğin hukukî işlemlerini yürütmek, personelini ve mal varlığını idare etmek, yatırım ve faaliyetlerinin yönünü tayin etmek, iktisadî ve mâlî durumunun gerektirdiği tedbirleri almak gibi birtakım görev ve yetkilere sahiptirler. Bununla bağlantılı olarak, şirketin kamusal ödevlerini ifa etmek ve kamuya olan borçlarını kanunî süreleri içinde ödemek de kanunî temsilcinin temel ödevleri arasında yer almaktadır.
Kanunî temsilci, kamu alacağının doğmasına yol açan işlem veya fiilin nihaî sorumluluğunu taşıyan kişi olup sahip olduğu imkân ve gücü kullanarak, alacağı doğuran işlem veya fiilin ortaya çıkmasını önleyebilecek veya doğan kamu alacağının ödenmesini temin edebilecek en etkin konumdaki kişidir.
Bu nedenle, ticarî şirketleri yöneten, şirketi temsilen iş ve işlemler yapan ve zararı doğuran olayın gerçekleştiği veya ödenmesi gerektiği tarihte görev yapan kanunî temsilci, kamu alacağının doğmasına yol açan işlem veya fiilin sorumluluğunu taşıyan ya da fiil nedeniyle ortaya çıkan kamu alacağının şirketin mal varlığından ödenmesini sağlayacak kişi olduğundan ve sahip olduğu imkân ve gücü kullanarak, alacağı doğuran işlem veya fiilin ortaya çıkmasını ya da aykırılığın günün koşulları dikkate alınarak derhal giderilmesini önleyebilecek en etkin kişi konumunda bulunduğundan, şirketten tahsil imkânı bulunmayan kamu alacaklarından sorumlu tutulması gerekmektedir.
6183 sayılı Kanun'un Mükerrer 35. maddesinde, amme alacaklarının tahsili bakımından kanunî temsilcilerin sorumluluğu düzenlenmiş olup, bu madde gereğince bir tüzel kişiden tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tamamen veya kısmen tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından tüzel kişinin kanunî temsilcisi sorumlu tutulabilecektir. Ancak bunun için söz konusu amme alacağının kesinleşmesi sonrasında öncelikle şirketten tahsile çalışılması, tahsil edilememesi veya edilemeyeceğinin anlaşılması hâlinde ikinci derecede sorumlu olan kanunî temsilciye yönelinmesi gerekmektedir.
Dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, dava konusu ödeme emrinin dayanağı olan ... Tur. Gıda İnş. Nak. San. ve Tic. AŞ'nin lisansız faaliyette bulunduğundan bahisle 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 19. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi ile aynı maddenin dördüncü fıkrası uyarınca 50.000,00-TL idari para cezası ile cezalandırılmasına Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun 29/05/2008 tarih ve 1628/34 sayılı kararı ile karar verildiği, idari para cezasının yasal süre içerisinde şirket tarafından ödenmemesi üzerine şirket hakkında düzenlenen ödeme emrine ilişkin 07/05/2009 tarihli tebliğ zarfının 30/07/2009 tarihli "Adı geçen firma 1 yıl önce kapanarak personeli ile beraber adresten taşınmıştır." ibareli açıklama dikkate alınarak iadesi üzerine İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından, " ... mükellefler adına salınan vergi ve cezalar nedeniyle tanzim olunan ödeme emirleri bilinen adreslerinde bulunamamaları nedeniyle tebliğ edilemediğinden 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 103-106 maddelerine istinaden ilgililerin ilan tarihinden başlayarak bir ay içinde vergi dairesine bizzat veya bilvekale müracaatta bulunmaları veya taahhütlü mektup veya telgrafla açık adreslerini bildirmeleri halinde kendilerine süre kayıtlı resmi tebliğ yapılacağı, bir ayın sonunda müracaatta bulunmayan veya açık adreslerini bildirmeyenler hakkında iş bu ilanın neşri tarihinden itibaren bir ayın sonunda tebliğ yapılmış sayılacağı ilan olunur." açıklaması ile 20/07/2010 tarihinde ilanen tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 100. maddesinde, bilinen adreslere yapılacak tebliğin, 101. maddesinde ise bu Kanuna göre bilinen adreslerin; mükellef tarafından işe başlamada veya adres değişikliğinde bildirilen işyeri adresleri, yoklama fişinde veya ilgilinin imzası bulunmak şartıyla yetkili memurlar tarafından bir tutanakla tespit edilen iş yeri adresleri ve 25/04/2006 tarih ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'na göre oluşturulan adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi olduğu ifade edilmiş, maddenin devamında ise iş yeri adresinde tebliğ yapılacak olanların bu adresinde bulunamaması, işin bırakılması veya işin bırakılmış addolunması hallerinde tebliğin, gerçek kişilerde kendisinin, tüzel kişilerde bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerinden birinin, tüzel kişiliği olmayan teşekküllerde ise bunları idare edenler veya varsa temsilcilerinden herhangi birinin adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinde yapılacağının düzenlendiği görülmektedir.
Ödeme emrine karşı açılan davada, 6183 sayılı Kanun'un "Ödeme emrine itiraz" başlıklı 58. maddesinin, "Kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahıs, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında... itirazda bulunabilir..." hükmü uyarınca sınırlı bir inceleme yapılabileceğinden; maddede belirtilen "böyle bir borcu olmadığı" itirazı kapsamında ise, dava açılmayarak hukuk aleminde idari yönden kesinleşmiş işlemin yeniden dava edilmesi sonucunu doğuracak şekilde hukukilik denetimi yapılması mümkün olmayıp, yalnızca dayanak işlemin tesisinden sonraki aşamalara ilişkin olarak ileri sürülen iddialar (borcum yoktur kapsamında; adına düzenlenen ödeme emrine dayanak işlemin kendi hakkında tesisi edilmediği, asıl borçlu şirketin kanuni temsilcisi olmadığı, başkası adına tahakkuk edip ondan tahsil edilmeyen/edilemeyen/edilemeyeceği anlaşılan kamu alacağından kendisinin sorumlu tutulamayacağı, dayanak işlemin kendisine veya kanuni temsilcisi olduğu şirkete usulüne uygun tebliğ edilmediği, ödeme emrine konu alacağın 6183 sayılı Kanun kapsamında tahsili mümkün bir kamu alacağı olmadığı, ödeme emrinin alacağın vadesinden önce düzenlendiği, ödeme emri ile tahsil edilmek istenilen miktarın alacağı oluşturan dayanak işleme konu miktarla uyuşmadığı, dayanak işlemin idarece geri alındığı veya açılan dava sonucu iptal edildiği gibi örneklenebilecek) incelenebilir.
Bu kapsamda, şirket hakkında ödeme emrinin düzenlendiği tarihte kanuni temsilci sıfatını haiz olan davacının sorumluluğuna gidilebilmesi için, şirket hakkında düzenlenen ödeme emrinin Vergi Usul Kanunu'nun 99-106 maddelerinde yer alan düzenlemeler kapsamında usulüne uygun bir şekilde tebliğinin sağlanarak amme alacağının şirketten tahsil edilemediğinin, başka bir ifade ile kanuni temsilci olan davacı adına tesis edilen ödeme emrinden önce şirket adına düzenlenen ödeme emrinin tebliğine ilişkin işlemlerin usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığının ortaya konulması gerekmektedir.
Bu itibarla, davacının kanuni temsilcisi olduğu şirketten tahsil edilemeyen amme alacağının davacıdan tahsili için öncelikle şirket adına düzenlenen ödeme emrinin şirkete usulüne uygun bir şekilde (ilanen tebligat şartlarının bulunup bulunmadığı vs.) tebliğ edilip edilmediğinin araştırılarak bir karar verilmesi gerektiğinden, eksik incelemeye dayalı olarak verilen davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi ısrar kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kabulüne;
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin ... İdare Mahkemesinin temyize konu … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının BOZULMASINA,
3. Kullanılmayan … TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine,
4.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16/04/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
GEREKÇEDE KARŞI OY
X- … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının Danıştay Onüçüncü Dairesinin 03/03/2022 tarih ve E:2016/545, K:2022/820 sayılı kararında yer alan gerekçe doğrultusunda bozulması gerektiği oyuyla karara gerekçe yönünden katılmıyorum.
KARŞI OY
XX- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının, usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davacının temyiz isteminin reddi ile ısrar kararının onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!