WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 22 Haziran 2026

DANIŞTAY IDARE DAVA DAIRELERI KURULU

A- A A+

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2024/2641 E.  ,  2025/30 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2024/2641
Karar No : 2025/30

TEMYİZ EDENLER : I-(DAVACI) : ...
II-(DAVALILAR) : 1-...
VEKİLİ : Av. ...
2- ... Dağıtım AŞ
VEKİLİ : Av. ...

DAVALI İDARELER YANINDA
MÜDAHİL : ... Dağıtım AŞ
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 16/05/2024 tarih ve E:2023/454, K:2024/3061 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Karar eki liste ve haritalarda kamulaştırma bilgileri ve güzergahları gösterilen taşınmazların enerji nakil hatlarının yapımı amacıyla, Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü tarafından, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 08/12/2022 tarih ve 32037 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 07/12/2022 tarih ve 6449 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın, davacıya ait Artvin ili, Şavşat ilçesi, ... Köyü, ... ada ... parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 16/05/2024 tarih ve E:2023/454, K:2024/3061 sayılı kararıyla;
Anayasa'nın 35.,123., 125. maddeleri ve 138. maddesinin 4. fıkrası; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin Ek 1 Nolu Protokolü'nün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesi; 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 3., 5., 6. ve 27. maddeleri ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kararların sonuçları" başlıklı 28. maddesine yer verilerek,
Yer verilen emredici hukuk kurallarına göre, idarelerin yargı kararlarını gecikmeksizin uygulaması yasal bir zorunluluk olup, idarenin yargı kararlarına uyması ve bu kararların gereklerine göre işlem tesis etmesi ya da eylemde bulunmak zorunda olmasının, aynı zamanda hukuk devleti olmanın da bir gereği olduğu, yargı kararlarının uygulanması bakımından idarenin ''bağlı yetki'' içerisinde bulunduğu; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 28. maddesinin 1. fıkrası uyarınca da, idarenin maddi ve hukuki koşullara göre uygulanabilir nitelikte olan bir yargı kararını "aynen" ve "gecikmeksizin" uygulamaktan başka bir seçeneğinin bulunmadığı,
Dosyanın ve UYAP kayıtlarının birlikte incelenmesinden; davacı tarafından, Artvin ili, Şavşat ilçesi, ... Köyü sınırları içerisinde kurulması planlanan enerji nakil hatlarına ilişkin projenin tadili istemiyle davalı idareye yapılan başvurunun, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Türkiye Elektrik Dağıtım AŞ Genel Müdürlüğü Yatırımlar İzleme Dairesi Başkanlığının 15/09/2021 tarihli işlemi ile reddedilmesi üzerine anılan işlemin iptali istemiyle ... İdare Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında dava açıldığı; İdare Mahkemesince proje alanında 10/04/2023 tarihinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda bilirkişilerce Mahkemeye sunulan 19/06/2023 havale tarihli raporda, enerji nakil hattının D18, D17, D16, D15 pilonları boyunca doğrusal olduğu, ancak davacının evinin üzerinde bulunan D15-D14 pilonları arasındaki hattın doğrusallıktan keskin bir şekilde saptığı ve bu durumun hattın güvenliği yönünden sakınca oluşturduğu, D15 pilonunun davacının evinin kuzeyine doğru kaydırılmasının mümkün olduğu ve bu şekilde bir güzergâh değişikliği yapılması halinde, hem davacının taşınmazı üzerindeki tasarruf hakkında meydana gelen kısıtlamanın ortadan kalkacağı, hem de söz konusu sapmanın azalarak enerji nakil hattının doğrusallığının ve dolayısıyla da güvenliğinin artacağı, aynı zamanda güzergah mesafesinin de kısalması sonucunu doğuracak olan bu durumun, ağaç kesimleri nedeniyle zarar verilecek olan orman alanlarını azaltarak doğanın korunmasına ve kamulaştırma maliyetlerinin azalmasına katkı sağlayacağı yönündeki tespitlere yer verildiği; İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla da, söz konusu tespitler doğrultusunda, davacının evinin üzerinden geçen D15 numaralı pilonun yerinin kamu yararına aykırı surette belirlendiği, enerji nakil hattının bütünüyle değiştirilmesi gerekmemekle birlikte, davacının evinin üzerine tekabül eden ve bilirkişi raporunda kamu yararına aykırı bulunan D15 numaralı pilon yerinin değiştirilmesinin kamu yararına uygun olacağı, dolayısıyla, davacının enerji nakil hatlarına ilişkin projede değişik yapılması istemiyle yaptığı başvurunun reddine dair işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçeleriyle anılan işlemin iptaline karar verildiği; bu karara karşı davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun ise henüz sonuçlanmadığı; bakılmakta olan davaya konu Cumhurbaşkanı Kararı'nın ise, söz konusu davanın sonucu beklenmeden tesis edildiğinin anlaşıldığı,
Bu durumda; Mahkeme kararlarına tam olarak uyulmasının idareler açısından yasal bir yükümlülük olduğu dikkate alınarak, ... İdare Mahkemesinin özetlenen yargılama süreci henüz tamamlanmadan, davacıya ait taşınmazı da kapsar şekilde tesis edilen dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nın, Kamulaştırma Kanunu'nun yer verilen maddelerindeki usule uygun olarak gerçekleştirilmiş olmakla birlikte, anılan Mahkemenin, davacıya ait taşınmazın enerji nakil hattı güzergahı kapsamına dahil edilmesinin kamu yararına ve dolayısıyla hukuka aykırı olduğu yönündeki iptal gerekçesine aykırı olarak tesis edildiği ve bu nedenle de hukuka uygun olmadığı sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle,
Dava konusu işlemin uyuşmazlığa konu taşınmaza yönelik kısmının iptaline karar verilerek, davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davacı tarafından, sadece Rize İdare Mahkemesinin iptal kararına dayanılması nedeniyle anılan davada aleyhe karar çıkması durumunda mağduriyet yaşayacağı, oysa uyuşmazlıkta acelelik halinin de bulunmadığı; dilekçe ret ile karşılaşmamak adına dava dilekçesinde talep edilmemişse de, enerji nakil hatlarının bütünlüğü gözetilerek, tamamının (Hanlı HES-1, Hanlı HES-2, Kireçli, Susuz, Zİyaret ENH), mümkün değilse taşınmazının isabet ettiği Hanlı HES-2 ENH'nin, bu da olmazsa taşınmazına ilişkin kısmının projeye yönelik hukuka aykırılıklar ve acelelik halinin değerlendirilmesi suretiyle iptali gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idareler tarafından, Daire kararının ve dayandığı Rize İdare Mahkemesi kararının gerekçesinde her ne kadar sadece D15 nolu pilonun yerinin değiştirilmesinin yeterli olacağı belirtilmiş ise de, yapılacak bu değişikliğin, projenin değişmesine sebep olacağı; D14 numaralı direkten D16 numaralı direğe geçerken doğrusal bir güzargah seçilmesi durumunda, yeni bir enerji nakil hattı koridoru oluşacak olup, bu durumda orman arazisinden direk dikimi için yol açılması gerekeceği ve bunun doğa tahribatına yol açacağı; davacının talebi ile kamulaştırma işleminin iptal edilmesi halinde 11 adet taşınmaz ve hak sahibinin de kamulaştırma bedelini alamadığı, idarenin bu 11 adet dava için yaptığı masraflar nedeniyle, kamunun zarara uğrayacağı; davacı kendini vekil ile temsil ettirmediği halde lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin yasaya aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI :
Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
Davalı idarelerden Cumhurbaşkanlığı tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmuş, Türkiye Elektrik Dağıtım AŞ ve davalılar yanında davaya katılan tarafından ise savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Davacının temyiz isteminin reddine, davalı idarelerin temyiz istemlerinin kısmen reddi ile Daire kararının esas yönünden gerekçeli olarak onanması, davalı idarelerin temyiz istemlerinin kısmen kabulü ile davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yönelik kısmının bozularak, vekil ile temsil edilmeyen davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Davacının temyiz istemi yönünden;
Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan Danıştay Altıncı Dairesi kararı, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nın dayanağı güzergaha yönelik yargı kararı dikkate alınarak değerlendirilmesi ile işlemin sadece uyuşmazlığa konu taşınmaza yönelik kısmının iptali yönüyle Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup davacı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Davalı idarelerin temyiz istemleri yönünden;
Yargı yerlerince hukuka aykırı bulunan idari işlemler hakkında verilen iptal kararları, varlıklarını hukuka uygunluk karinesinden yararlanmak suretiyle sürdüren idari işlemleri tesis edildikleri tarihe kadar geriye yürür şekilde ortadan kaldırır. Bir başka deyişle, yargı kararıyla iptal edilen idari işlemler tesis edildikleri tarihten itibaren tüm hüküm ve sonuçları ile ortadan kalkar. Dolayısıyla, yargı kararıyla iptal edilen idari işleme bağlı olarak tesis edilen diğer işlemler de hukuka aykırı hale gelir. İptal kararlarının bu özelliği, dava konusu idari tasarruftan önceki hukuki durumun sağlanması gereğinden kaynaklanmakta olup, iptal kararları, iptal edilmiş olan idari işlemi hukuk aleminde hiç doğmamış hale getirmektedir.
Uyuşmazlıkta, davacı tarafından, Artvin ili, Şavşat ilçesi, ... Köyü sınırları içerisinde kurulması planlanan enerji nakil hatlarına ilişkin projenin tadili istemiyle davalı idareye yapılan başvurunun, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Türkiye Elektrik Dağıtım AŞ Genel Müdürlüğü Yatırımlar İzleme Dairesi Başkanlığının 15/09/2021 tarihli işlemi ile reddedilmesi üzerine anılan işlemin iptali istemiyle açılan davada, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, davacının evinin üzerinden geçen D15 numaralı pilonun yerinin kamu yararına aykırı surette belirlendiği, enerji nakil hattının bütünüyle değiştirilmesi gerekmemekle birlikte, davacının evinin üzerine tekabül eden ve bilirkişi raporunda kamu yararına aykırı bulunan D15 numaralı pilon yerinin değiştirilmesinin kamu yararına uygun olacağı, dolayısıyla, davacının enerji nakil hatlarına ilişkin projede değişik yapılması istemiyle yaptığı başvurunun reddine dair işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle anılan işlemin iptaline karar verilmiştir.
Acele kamulaştırma kararının tesis edildiği 07/12/2022 tarihinde ... İdare Mahkemesinin enerji nakil hattı güzergahına yönelik iptal kararı mevcut olmadığından, dava konusu işlemin, iptal kararının gerekçesine aykırı olarak tesis edildiğinden bahsetmeye olanak bulunmamaktaysa da, anılan yargı kararı nedeniyle dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nın davacıya ait taşınmaz yönünden bir dayanağının kalmadığı sonucuna varılmaktadır.
Bu haliyle, Cumhurbaşkanı Kararı'nın dayanağı güzergahın davacının taşınmazına ilişkin kısmının yargı kararıyla iptal edilmiş olması karşısında, acele kamulaştırma kararının davacının taşınmazına yönelik kısmının dayanağının ortadan kalkmış olması nedeniyle, işlemin uyuşmazlık konusu parsele ilişkin kısmında bu yönüyle hukuka uyarlık görülmemiştir.
Bu durumda, dava konusu işlemin uyuşmazlığa konu parsele ilişkin kısmının iptali yolundaki Daire kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Öte yandan, temyiz istemine konu karara ilişkin dosya incelendiğinde, davacının huzurdaki davada vekil ile temsil edilmediği halde davacı lehine vekalet ücreti takdir edilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmektedir.
2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesi uyarınca ivedi yargılama usulüne tabi olan davada bozma kararı üzerine bozulan kısım yönünden Kurulumuzca yeniden bir karar verilmesi gerektiğinden, vekil ile temsil edilmeyen davacı lehine vekalet ücreti takdir edilmesinin olanaklı olmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 16/05/2024 tarih ve E:2023/454, K:2024/3061 sayılı kararının, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nın dayanağı güzergaha yönelik yargı kararı dikkate alınarak değerlendirilmesi ile işlemin sadece uyuşmazlığa konu taşınmaza yönelik kısmının iptaline karar verilmesi yönünden ONANMASINA,
3.Davalı idarelerin temyiz istemlerinin kısmen reddine,
4.Daire kararının acele kamulaştırma kararının uyuşmazlık konusu taşınmaza yönelik kısmının iptaline ilişkin kısmının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
5.Davalı idarelerin temyiz istemlerinin kısmen kabulü ile Daire kararının davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin kısmının BOZULMASINA,
6.Davacı, vekil ile temsil edilmediğinden davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
7.Kesin olarak, 15/01/2025 tarihinde esas yönünden oyçokluğu, vekalet ücreti yönünden oybirliği ile karar verildi.

KARŞI OY
X- 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun "Acele kamulaştırma" başlıklı 27. maddesinde, “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına” veya “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde” veya “özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda” gerekli olan taşınmaz malların acele kamulaştırma işlemine konu edilebileceği belirtilmiştir.
Anılan maddede, acele kamulaştırma işleminin dayandırılacağı üç sebep unsurundan, "aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilen haller" bakımından Kanun'da açık bir düzenleme bulunmadığından, sebep unsuru bakımından idareye takdir yetkisi tanındığı açıktır.
İdarenin takdir hakkının kullanıldığı işlemlerin hukuka uygunluk denetimlerinde, idarenin takdir hakkını ortadan kaldıracak şekilde yargı kararı verilmesinden kaçınılması hukuk devleti ilkesinin bir gereği olduğu gibi, aynı zamanda Anayasanın 125. maddesinin 4. fıkrasında öngörülen; yargı yetkisinin, idarî eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olup, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamayacağı; yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idarî eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği yolundaki hükmün de zorunlu bir sonucudur.
Bu bakımdan "açık takdir hatası" ve/veya "ölçülülük ilkesine aykırılık" halleri hariç, idareye tanınan takdir yetkisi üzerinde yargısal tasarrufta bulunulmamalıdır.
İdareye tanınan takdir hakkının, kişilerin mülkiyet hakkı üzerinde etki doğurduğu tartışmasızdır. Mülkiyet hakkı gerek Anayasa'nın 35. maddesinde, gerekse taraf olduğumuz Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde güvence altına alınmıştır.
Anayasa'nın bahse konu 35. maddesinde, mülkiyet (ve miras) hakkının, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabileceği, ifade edilmiştir. Bu durumda, acele kamulaştırma işleminin Cumhurbaşkanı Kararına dayandığı hallerde, Cumhurbaşkanınca kullanılan takdir hakkı (yasal dayanağı bulunduğundan), kamu yararı amacına ve hukuka uygun olup olmadığı noktasında denetime tabi tutulmalıdır.
Sonuç olarak, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde Cumhurbaşkanına tanınan takdir yetkisinin hukuka uygunluk denetiminin; acele kamulaştırma işleminin kamu yararı amacına hizmet edip etmediği ve kamu yararı ile davacıların kişisel çıkarları arasında adil bir dengenin bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak yapılması gerekmektedir.
Kanunun açık lafzında yer almayan "özel ve istisnai koşulların" gerçekleşip gerçekleşmediğinin aranılması, sosyal ve ekonomik politikalar üzerinde yargısal denetim yapma anlamı taşıyacağından, kabulü olanaklı değildir.
Buna göre, hangi kamu hizmetleri için acele kamulaştırma yönteminin kullanılacağı hususu, hizmetin niteliği, özelliği, mahalli ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerektiği hususlarının hizmeti yürüten idarece belirlenip takdir edileceği gerçeği karşısında, belirtilen hususların somut bir şekilde hukuken geçerli bilgi ve belgeler ile ortaya konulması halinde Kanun'da öngörülen acele kamulaştırma koşullarının gerçekleşmiş olduğunun kabulü gereklidir.
Dolayısıyla, aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilen işlerde, "kamu yararı" ölçütü ve kamu yararının ve acelelik halinin belirlenmesi hususunda Cumhurbaşkanına tanınan "takdir yetkisi" çerçevesinde yargılamanın yapılması gerekmektedir.
Çünkü, Cumhurbaşkanınca alınan acele kamulaştırma kararlarının asıl sebebini, karara konu taşınmazların bulunduğu alanlarda gerçekleştirilmesi planlanan projelerin biran evvel hayata geçirilmesi gerekliliğinin bizzat Cumhurbaşkanı makamınca takdir edilmesi oluşturmaktadır.
Uyuşmazlıkta her ne kadar Daire tarafından, davacının kurulması planlanan enerji nakil hatlarına ilişkin projenin tadili istemiyle davalı idareye yapılan başvurunun, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Türkiye Elektrik Dağıtım AŞ Genel Müdürlüğü Yatırımlar İzleme Dairesi Başkanlığının 15/09/2021 tarihli işlemi ile reddedilmesi üzerine anılan işlemin iptali istemiyle açılan davada, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş olduğu, davaya konu Cumhurbaşkanı Kararı söz konusu davanın sonucu beklenmeden ve anılan Mahkemenin, davacıya ait taşınmazın enerji nakil hattı güzergahı kapsamına dahil edilmesinin kamu yararına ve dolayısıyla hukuka aykırı olduğu yönündeki iptal gerekçesine aykırı olarak tesis edildiğinden bahisle acele kamulaştırma kararının iptaline karar verilmişse de, 03/04/2024 tarihli yargı kararının, dava konusu acele kamulaştırma kararının tesis edildiği 07/12/2022 tarihinde mevcut olmadığı açık olup anılan değerlendirmede hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
Enerji nakil hattı güzergahının dava konusu taşınmaza ilişkin kısmına yönelik kısmının yargı kararıyla iptaline karar verilmişse de, dava konusu taşınmazın, enerji nakil hattı güzergah sınırları içerisinde kalmasının, acele kamulaştırmaya ilişkin dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının tek sebebi olmadığı, söz konusu alanda tamamlanamayan bir sürecin yaşandığı ve bu süreçte ilgili idareler ile uzlaşan ve haklı beklentileri bulunan hak sahiplerinin, gerçekleştirilmesine başlanılan projelerin daha da gecikmesi halinde mağduriyet yaşamalarının kaçınılmaz olduğu hususlarının da göz önünde bulundurulması gerekmektedir.
Bu durumda, temyiz istemine konu Daire kararı hakkında, dava konusu alanda acele kamulaştırma yapılmasını gerekli kılacak nedenlerin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi/irdelenmesi suretiyle bir karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.