WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 22 Haziran 2026

DANIŞTAY IDARE DAVA DAIRELERI KURULU

A- A A+

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2024/1372 E.  ,  2025/51 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2024/1372
Karar No : 2025/51

TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACI) :... Toprak Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. ...
2- (DAVALI) : ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...

DİĞER DAVALI : ...Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri Av. ...

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Sekizinci Dairesinin 17/10/2023 tarih ve E:2020/3356, K:2023/4842 sayılı kararının aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması davacı ve davalı idarelerden Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından karşılıklı olarak istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Kastamonu ili, Tosya ilçesinde bulunan I(b) grubu tuğla-kiremit kili işletme ruhsatına sahip olan davacı şirkete 152.258,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlem ile 21/09/2017 tarih ve 30187 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Maden Yönetmeliği’nin 82. maddesinin 3. fıkrasının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 17/10/2023 tarih ve E:2020/3356, K:2023/4842 sayılı kararıyla;
3213 sayılı Maden Kanunu'nun 5. maddesi, 7. maddesinin 21. fıkrası, 10. maddesinin 7. ve 8. fıkraları, 21/09/2017 tarih ve 30187 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Maden Yönetmeliği'nin 82. maddesinin 3. fıkrası ile 93. maddesinin 2. ve 5. fıkralarında yer alan kurallar aktarılarak,
Maden Yönetmeliği’nin 82. maddesinin 3. fıkrası yönünden;
Dava konusu Yönetmelik, 11/12/2022 tarih ve 32040 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Maden Yönetmeliği'nin 137. maddesiyle yürürlükten kaldırılmış ise de, yeni Maden Yönetmeliği'nde de dava konusu Yönetmelik'te yer aldığı şekilde düzenleme yapılması nedeniyle işin esasının incelendiği,
3213 sayılı Maden Kanunu'nun 5. maddesinde, maden ruhsatlarının devredilebilmesine imkan tanındığı, devir ve intikal işlemlerine ilişkin usul ve esasların yönetmelikle belirleneceğinin düzenlendiği,
Dava konusu Yönetmelik maddesinde, ruhsatı devralacak kişinin; devralacağı ruhsata ait Kanun'dan doğan bütün hak ve vecibelerini, ruhsata uygulanmış yaptırımlar ile yükümlülükleri kabul ettiğini; ruhsat sahibinin de ruhsatını bütün hak ve vecibeleri ile devretmek isteğini belirten bir dilekçe ile Genel Müdürlüğe müracaat edeceklerinin düzenlendiği,
Normlar hiyerarşisi olarak bilinen temel hukuk ilkesine göre, normlar arasında altlık ve üstlük ilişkisinin söz konusu olduğu ve her normun geçerliliğini bir üst hukuk normundan aldığı, başka bir anlatımla normlar hiyerarşisinin, her türlü normun hiyerarşik olarak bir sıra dahilinde sıralanması ve birbirine bağlı olması anlamına geldiği; bunun doğal sonucu olarak, hiyerarşik sıralamada daha altta yer alan normun, kendisinden üstte bulunan norma aykırı hükümler içeremeyeceği, bir başka deyişle alt norm niteliğindeki düzenleyici işlemlerin, bir hakkın kullanımını üst normda öngörülmeyen bir şekilde daraltamayacağı veya kısıtlayamayacağı; dolayısıyla, düzenleyici bir işlemin kendinden önce gelen Anayasa ve kanun hükümlerine aykırı düzenlemeler getiremeyeceğinin kabul edildiği,
Dava konusu düzenlemede, Maden Kanunu'nda imkan tanınan ruhsat devrine ilişkin hükümlere yer verildiği, bu düzenlemeye göre devir işleminin, karşılıklı rızayla verilen dilekçeyle ruhsata ait bütün hak ve vecibelerin, ruhsata uygulanmış yaptırımlar ile yükümlülüklerin devir işleminin tarafları arasında yer değiştirmesi esasına dayandığının görüldüğü, bu haliyle dava konusu Yönetmelik maddesinin dayanağı üst hukuk normuna aykırı bir düzenleme içermediği sonucuna varıldığı,
Her ne kadar davacı tarafından, söz konusu maddenin Anayasa'nın ceza sorumluluğunun şahsi olduğuna ilişkin düzenlemesine aykırılık teşkil ettiği ileri sürülmüş ise de, düzenlemeyle getirilen kuralda tarafların karşılıklı anlaşması yoluna dayanan devir şartları düzenlendiğinden ve ruhsatı devreden kişinin fiili nedeniyle yaptırımların doğrudan devralana uygulanacağına ilişkin bir düzenlemeye yer verilmediğinden, kuralın mevcut haliyle bir kimsenin işlemediği bir fiilden dolayı cezalandırılması sonucunu doğurmadığı,
Davacı şirkete 152.258,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve... sayılı işlem yönünden;
Dosyanın incelenmesinden, Kastamonu ili, Tosya ilçesi sınırları dahilinde bulunan I(b) grubu tuğla-kiremit kili maden sahası dava dışı 3. şahıs tarafından işletilmekte iken 12/07/2019-15/07/2019 tarihleri arasında sahada davalı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü elemanları tarafından denetim yapıldığı, denetim sonucunda, ruhsat sahasında faaliyette bulunulan alanın mülkiyetinin, tapulu arazilerden oluştuğu beyan edilmesine rağmen orman arazisi olduğu ve bu alana dair orman izninin bulunmadığının tespit edildiği, işlemler devam etmekte iken davacı tarafından dava konusu maden ruhsatının 11/11/2019 tarihinde dava dışı 3. şahıstan devralındığı, idarece yapılan denetim sonucunda tespit edilen aykırılık üzerine dava konusu bireysel işlem ile davacıya 3213 sayılı Kanun'un 7. maddesinin 21. fıkrası ve 10. maddesinin 8. fıkrasının (ı) bendi uyarınca idari para cezası verildiğinin anlaşıldığı,
Uyuşmazlıkta, dava konusu maden sahasında faaliyette bulunan alanın orman arazisi olduğu ve bu alana ilişkin izin alınmadığı hususu sabit olduğundan, 3213 sayılı Kanun'un 7/21. maddesi ve 10/8-ı bendi uygulanarak idari para cezası verilebileceği hususunda tereddüt bulunmadığı, bununla birlikte, öncelikle ruhsatı sonradan devralan davacının devreden kişinin fiili nedeniyle uygulanan idari para cezasından sorumlu tutulup tutulamayacağının tesis edilen bireysel işlem yönünden tartışılması gerektiği,
Olayda, dava konusu ruhsatın devralınmasına yönelik olarak Maden Yönetmeliği'nde yer alan düzenlemelere göre davacı ve dava dışı şirket arasında devir sözleşmesi (Yönetmelik'in ekinde yer alan dilekçe) imzalanarak 08/05/2019 tarihinde devir işlemlerinin yapılması için davalı Genel Müdürlüğe teslim edildiği, bunun haricinde 04/10/2019 tarihli noter onaylı "(...) devir işleminden önceki (en son heyetin tetkik tarihi itibariyle bu güne kadar olan faaliyetlerle ilgili) üretim faaliyetleri nedeni ile yapılması gereken tespitlerden doğabilecek yaptırımların şirketimizce kabul edildiği (...) beyan ve taahhüt ediyorum." şeklinde düzenlenen bir taahhütnamenin de davacı tarafından idareye sunulduğu,
Davacı tarafından, 08/05/2019 tarihli devir dilekçesi dışında ve söz konusu dilekçenin düzenlenmesinden sonraki bir tarihte (04/10/2019 tarihinde) dava dışı 3. şahsın fiili nedeniyle devir işleminden önceki en son heyetin tetkik tarihi itibarıyla doğabilecek yaptırımların kabul edildiği, başka bir ifadeyle, davacının dava konusu işleme dayanak olan 12/07/2019-15/07/2019 tarihleri arasında yapılan denetimden haberdar olduğunun ve bu denetimden kaynaklı olarak bir yaptırım uygulanabileceğini bildiğinin kabulü gerektiği,
Maden mevzuatı uyarınca devredilen ruhsatlara ilişkin hak ve vecibeler ile yaptırım ve yükümlülüklerin de devredilmesinin ruhsat devrinin doğal bir sonucu olduğu, nitekim İş Kanunu uyarınca işyerinin, Türk Borçlar Kanunu uyarınca malvarlığı veya işletmenin devredilmesine ilişkin düzenlemelerde de hak ve borçların devralana geçeceğine yönelik kuralların yer aldığının görüldüğü,
Sonuç olarak, dava konusu işlemde gerek cezaların şahsiliği ilkesi gerekse devirden kaynaklanan sorumluluğun yer değiştirmesi hususunda hukuka aykırılık bulunmadığının anlaşıldığı, ancak, 3213 sayılı Kanun'a aykırılık teşkil eden eylemi nedeniyle davacıya, işlenen fiilin gerçekleştiği (tespit edildiği 12/07/2019-15/07/2019) tarih olan 2019 yılına göre idari para cezası verilmesi gerekirken, dava konusu işlem tarihi olan 2020 yılı için yeniden değerleme oranında güncellenen değerler üzerinden idari para cezası verildiğinden, dava konusu işlemde bu yönüyle hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçeleriyle,
Davacı şirkete 152.258,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline, Maden Yönetmeliği’nin 82. maddesinin 3. fıkrası yönünden davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davacı tarafından, dava konusu Yönetmelik'te, devralan ruhsat sahibine 3213 sayılı Kanun'da yer almayan bir yükümlülüğü yerine getirmesi için düzenleme yapıldığı, Kanun'da yer almayan, devralacak kişilerin haklarını sınırlayan ve yaptırım uygulayan söz konusu düzenlemenin hukuka aykırı olduğu, Yönetmelik hükmünün ruhsatların devrine ilişkin usul ve esasları belirlemekle kalmayıp devre konu ruhsata ait idari para cezalarının da ruhsatı devralan kişiye uygulanmasına ilişkin kural öngördüğü, bu durumun Anayasa'da 38. maddesinde düzenlenen suç ve cezaların şahsiliği ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
Davalı idarelerden Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından, dava konusu idari para cezası 2020 yılında uygulandığından, 2020 yılı güncel miktarı üzerinden uygulanmasında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI :
Davacı tarafından, Danıştay Sekizinci Dairesince verilen kararın iptale ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek davalı idarelerden Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Davalı idareler tarafından, Danıştay Sekizinci Dairesince verilen kararın davanın reddine ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Davalı idarelerden Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi, davacının temyiz isteminin reddi ile Daire kararının davanın reddine ilişkin kısmının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Davalı idarelerden Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının temyiz istemi yönünden;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinde, Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının, başka kanunlarda aksine hüküm olsa dahi Danıştayda temyiz edilebileceği ve bu kararlara karşı tebliğ tarihini izleyen otuz gün içinde Danıştayda temyiz yoluna başvurulabileceği; 48. maddesinin 3. fıkrasında, temyiz dilekçelerinin, ilgisine göre kararı veren bölge idare mahkemesine, Danıştaya veya 4. maddede belirtilen mercilere verileceği ve kararı veren bölge idare mahkemesi veya Danıştayca karşı tarafa tebliğ edileceği, karşı tarafın tebliğ tarihini izleyen otuz gün içinde cevap verebileceği, cevap verenin, kararı süresinde temyiz etmemiş olsa bile düzenleyeceği dilekçesinde, temyiz isteminde bulunabileceği, bu takdirde bu dilekçelerin temyiz dilekçesi yerine geçeceği; 7. fıkrasında ise, temyizin kanuni süre içinde yapılmadığının anlaşılması halinde, dosyanın gönderildiği Danıştayın ilgili dairesince ve kurulunca, temyiz isteminin reddine kesin olarak karar verileceği kurala bağlanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, temyiz istemine konu Danıştay Sekizinci Dairesi kararının, 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine uygun olarak davalı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına 03/03/2024 tarihinde tebliğ edildiği; ancak, Kanun'un öngördüğü otuz günlük temyiz süresinin son günü olan 02/04/2024 Salı günü mesai bitimine kadar temyiz isteminde bulunulabilecek iken, bu tarihten sonra 03/04/2024 tarihinde kayda giren dilekçe ile temyiz isteminde bulunulduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca, 2577 sayılı Kanun'un 48. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, davalı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından davacının temyiz dilekçesine cevap verme süresi içinde temyiz isteminde bulunulması mümkün ise de; davacının temyiz dilekçesine karşı davalı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından otuz günlük yasal süre içinde verilen temyize cevap dilekçesinde de temyiz isteminde bulunulmadığı görülmektedir.
Bu durumda, davalı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının süresinde olmayan temyiz isteminin incelenmesine hukuki olanak bulunmamaktadır.
Davacının temyiz istemi yönünden;
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın davanın reddine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle REDDİNE,
2. Davacının temyiz isteminin reddine,
3. Yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen davanın reddine, kısmen iptale ilişkin Danıştay Sekizinci Dairesinin 17/10/2023 tarih ve E:2020/3356, K:2023/4842 sayılı kararının temyize konu davanın reddine ilişkin kısmının ONANMASINA,
4. Kesin olarak, 16/01/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.