DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/109 E. , 2024/682 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2024/109
Karar No : 2024/682
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Başkanlığı
VEKİLİ : ...
İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Nevşehir İli Ürgüp İlçesinde imam hatip olarak görev yapmakta iken din görevlisi olarak yurt dışında görevlendirilen davacının, hakkında yürütülen soruşturma neticesinde Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinin 5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde belirlenen ortak nitelikleri kaybettiğinden bahisle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 98. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca görevinin sona erdirilmesine ilişkin Diyanet İşleri Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile soruşturma raporu ve eki tanık ifadelerinin birlikte değerlendirilmesinden, davacının, Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinin 5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan "itikat, ibadet, tavır ve hareketlerinin İslam törelerine uygunluğunun çevresinde bilinir olması" şeklindeki ortak niteliği kaybettiği sonucuna varıldığından, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 98.maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca görevinin sona erdirilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onikinci Dairesinin 21/03/2023 tarih ve E:2022/5296, K:2023/1319 sayılı kararıyla; davacının üzerine atılı bulunan ve soruşturma konusu olan eylemin özel hayatına ilişkin olduğu; davacı ile belediye başkanı arasında geçtiği iddia edilen konuşmaların kim tarafından ve ne şekilde elde edildiği de bilinmediği gibi, davacının özel hayatına ilişkin olan ve söz konusu kişiler arasındaki iletişimin gizliliğinin ihlal edilmiş olduğu dikkate alındığında, davacının yürütmekte olduğu kamu göreviyle, bir başka ifadeyle mesleki faaliyetiyle ilgisinin olmadığı tamamen mahrem özel hayat kapsamında olan hususlar nedeniyle davacının atanmasında itikat, ibadet, tavır ve hareketlerinde İslam törelerine uygunluğunun çevresinde bilinir olduğuna dair ortak nitelik şartını taşımadığından bahsedilemeyeceğinden imam hatiplik görevine son verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmediği sonucuna varılarak ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:.., K:... sayılı kararıyla; davanın reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, İdare Mahkemesi kararında neden ısrar edildiğine dair bir gerekçeye yer verilmediği, yargılamanın mümkün olan süratle sonuçlandırılması gerektiği, hakkındaki soruşturmanın asılsız, somut delillere dayanmayan iddialar üzerine başlatıldığı, görevine son verilirken A.İ.Ö ile aralarında geçtiği iddia olunan messenger konuşmalarına ve duyuma dayalı tanık beyanlarına itibar edildiği, sözü geçen konuşmaların gerçekliğinin şüpheli olduğu ve hukuka aykırı elde edildiği ve delil olarak kullanılamayacağı, dava konusu işlemin sebep unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu, ilk derece mahkemesi kararının hukuk devleti ilkesine aykırılık teşkil ettiği, soruşturma konusu eylemin özel hayatına ilişkin olduğu, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, isnat edilen eylemin memuriyet görevine son verilmesini gerektirecek ağırlıkta olmadığı, dava konusu işlemin niteliği itibarıyla bir disiplin cezası olduğu, disiplin cezası verme yetkisinin zaman aşımına uğramış olmasına rağmen görevine son verildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, ısrar kararının hukuka ve usule uygun bulunduğu, davacı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen sebeplerin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı, istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile ... İdare Mahkemesi ısrar kararının, gerekçeli onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacı hakkında "bir bayan ile gayri ahlaki ilişkisi olduğu ve bu olayı bir belediye başkanı ile paylaştığı" yolundaki Nevşehir Valiliğinin 25/03/2013 tarihli yazısı üzerine Diyanet İşleri Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı onayı ile disiplin soruşturması başlatılmıştır.
Soruşturma sonucunda düzenlenen ... tarih ve ... sayılı soruşturma raporunda; disiplin yönünden; davacının bir din görevlisine yakışmayacak tarzda belediye başkanı A.İ.Ö. ile Messenger üzerinden yazışarak 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 8. maddesinde yer bulan güven ilişkisini zedeleyerek hizmet dışında Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışta bulunduğu sonucuna varıldığından, 657 sayılı Kanunun 125/B-d. maddesi gereğince kınama cezasıyla tecziyesi gerekiyorsa da, söz konusu yazışmaların 2009 ve 2010 yıllarında cereyan etmiş olduğu ve disiplin cezası verme yetkisi zaman aşımına uğradığından bu konuda Başkanlıkça yapılacak bir işleme mahal kalmadığı, idari yönden ise, davacının anılan eylemi nedeniyle 657 sayılı Kanunun 48/B-2 maddesinde belirtilen Devlet memurluğuna alınma şartlarından biri olan ortak nitelik şartını görevde iken kaybettiği anlaşıldığından 657 sayılı Kanun'un 98. maddesinin (b) bendi uyarınca görevine son verilmesi teklif edilmiştir.
Söz konusu rapordaki teklif esas alınarak, Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile davacının Diyanet İşleri Başkanlığındaki görevine son verilmesine karar verilmiş ve bu kararın Diyanet İşleri Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı kararı ile onaylanması üzerine bu işlemin iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT :
Anayasa’nın “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 20. maddesinin birinci fıkrasında;
“Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz." hükmüne yer verilmiştir.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” başlıklı 8. maddesinde;
“(1) Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
(2) Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.” düzenlemesi yer almaktadır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48/1/(B-2) maddesinde, memurluğa alınacaklarda aranacak özel şartlar arasında, "kurumların özel kanun veya diğer mevzuatında aranan şartları taşımak" şartına yer verilmiş; 98/1/(b) maddesinde, memurların "memurluğa alınma şartlarından herhangi birini taşımadığının sonradan anlaşılması veya memurlukları sırasında bu şartlardan herhangi birini kaybetmesi" hâli Devlet memurluğunu sonra erdiren sebepler arasında sayılmıştır.
633 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'un "Personelin nitelikleri" başlıklı değişik 9. maddesinin 2. fıkrasında "Başkanlık personelinin 657 sayılı Kanunda ve bu Kanunda yer almayan diğer nitelikleri ile atanmalarında dinî öğrenim şartı arananlara ilişkin ortak nitelikler yönetmelikle düzenlenir." hükmü bulunmaktadır.
25/10/2011 tarih ve 28095 mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği'nin "Genel şartlar" başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde ise , "Atanmalarında dini öğrenim şartı esas alınan unvanlarda; itikat, ibadet, tavır ve hareketlerinin İslâm törelerine uygunluğunun çevresinde bilinir olduğu şeklinde ortak bir nitelik taşımak" Diyanet İşleri Başkanlığı kadrolarına ilk defa atanacaklarda aranacak genel şartlar arasında sayılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Fernandez Martinez/İspanya (B. No:56030/07, 12/6/2014) kararında, özel hayat haklarını diğer Sözleşme haklarıyla dengelerken, Devletten her iki hakkı da temin etmesinin ve birinin korunması diğerine bir müdahale ile sonuçlandığında, bu müdahaleyi güdülen amaçlarla orantılı hale getirmek için uygun tedbirleri seçmesinin beklendiğini belirlemiştir. Bu dava özel hayat/aile hayatı ve dini kuruluşların özerklik hakkına ilişkindir. Mahkeme Katolik dinini ve değerlerini benimseyen bir öğretmenin sözleşmesini, öğretmen duruşunu “evli bir rahip” olarak alenen ortaya koyduktan sonra yenilemeyi reddetmenin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 8. maddesini ihlal etmediğine karar vermiştir (§ 89). Kararda, görevine son verilen kişinin çıkarlarıyla toplumun veya diğer bireylerin menfaatleri arasında adil bir denge kurulması gereğine dikkat çekilmektedir. AİHM, Katolik inancını öğretmenin sadece teknik anlamda öğretme yeteneğinden ibaret olmadığını, Kilise kurallarına bağlı olmayı da gerektirdiğini vurgulamıştır (§§ 111, 138). Ayrıca başvurucunun Katolik Kilisesi doktrininin bir parçası olan bilgi ile kişisel görüşüne karşılık gelen bilgiyi birbirinden ayırmak için henüz yeterli olgunlukta olmayan öğrencileri eğittiğine dikkat çekmiştir (§ 142).
Diğer yandan, AİHM’e göre iç hukukta yeterli hukuki temeli bulunmadan veya hukuka aykırı vasıtalar kullanılarak elde edilmiş materyallerin yargılamada kanıt olarak kullanılması, kural olarak -başvurucuya gerekli usule ilişkin güvencelerin sağlanmış olması ve materyalin baskı, zorlama ve tuzak gibi yargılamayı lekeleyebilecek yöntemlerle elde edilmemiş olması şartıyla- Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrasındaki adil yargılanma standartlarına aykırılık oluşturmaz (Chalkley/Birleşik Krallık (k.k.), B. No: 63831/00, 26/9/2002).
Diyanet İşleri Başkanlığı, İslam dininin inançları, ibadet ve ahlak esasları ile ilgili işleri yürütmek, din konusunda toplumu aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmek üzere kurulmuştur. Diyanet İşleri Başkanlığının yürüttüğü kamu hizmetini, toplumla temas hâlinde yerine getirmekle yükümlü bulunan memurları olan din görevlilerinin, icra ettikleri görevlerin bir gereği olarak, ahlakları ve yaşayış tarzları ile topluma örnek olmalarının gerektiği açıktır.
Bu hususun, Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği'nin 5/1/(b) maddesinde, dini öğrenim gerektiren unvanlardaki kadrolara ilk defa atanacaklarda aranacak genel şartlardan biri olan ve uyuşmazlıkta uygulanan "itikat, ibadet, tavır ve hareketlerinin İslâm törelerine uygunluğunun çevresinde bilinir olduğu şeklinde ortak bir nitelik taşımak" şartında ifadesini bulduğu görülmektedir.
Din hizmetleri sınıfında görev yapan din görevlilerinden, topluma örnek davranışlarda bulunmaları beklenildiğinden, örnek kişilik özellikleri sergilemeleri gerekir. Toplumda kabul gören değerlere ters düşmek yerine inanç, ibadet ve davranış bütünlüğü içinde örnek olma görevi; Anayasa'nın 20. maddesi ile güvenceye alınan özel ve aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı ile birlikte değerlendirildiğinde, bu görevin gereklerine aykırı davranıldığının tespiti halinde uygulanan tedbirin, Anayasa'nın 20. maddesine aykırılığından bahsedilemez.
Bu açıklamalar ışığında davacıya isnat olunan fiiller incelendiğinde; davacı ile belediye başkanı arasında geçtiği belirtilen konuşmaların davacının özel hayatına ilişkin olduğunun kabulü gerekmekle birlikte, söz konusu yazışmaların yerel basında yer aldığı, bu suretle topluma yansıdığı, yapılan soruşturma kapsamında davacının görev yaptığı yer halkından tanıkların ifadesinin alındığı, dosyada yer alan soruşturma raporunda tanık beyanlarından "davacının bir din görevlisine yakışmayacak hareket ve tavırlar sergilediği, arkadaşlarına ve cemaate karşı konuşma tarzının hoş olmadığı, kadınlara karşı çok rahat tavırlar sergilediği, turizm bölgesi olduğu için Göreme'ye gelen bayan turistlere rahatsız edecek şekilde baktığı, evine internet bağlantısı yapmadan önce mezkur beldede internet bağlantısı olan yerlere sürekli giderek internet üzerinden okey oynadığı, bütün bunlardan dolayı cemaatin kendisini yadırgadığı ve adı geçen imam-hatibin arkasında namaz kılmamaya başladıklarının belirlendiği"nin belirtildiği anlaşıldığından din görevlisi olarak ifa edilen görevin önemi ve özelliği gözetildiğinde, söz konusu sübuta eren fiillerin kurum disiplini ve itibarını zedeleyerek kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesini olumsuz etkileyeceği açıktır.
Davacının mesleki, sosyal ve kurumu bünyesindeki çevresinde bilinir olan söz konusu eylemleri nedeniyle, imam hatiplerin görevleri gereği yaşantı, tavır, hâl ve hareketleri ile topluma örnek teşkil etmesi gerekir iken, İslam dininin ahlak esasları ve toplumun örf ve gelenekleri ile bağdaşmayan bir şekilde, bir din görevlisine yakışmayacak şekilde yazıştığının belirtilerek, Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği'nin 5/1-(b) maddesinde yer alan, atanmalarında dini öğrenim esas alınan unvanlarda itikat, ibadet, tavır ve hareketlerinin İslam törelerine uygunluğunun çevresinde bilinir olduğu şeklinde ortak bir nitelik taşıma şartını kaybettiği sonucuna ulaşılarak verilen Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Kurulu kararı ile davacının Diyanet İşleri Başkanlığındaki görevine son verilmesine ilişkin -kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacıyla tesis edildiği anlaşılan- dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Bu itibarla, davanın reddi yolundaki ... İdare Mahkemesinin temyize konu ısrar kararında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
3. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25/03/2024 tarihinde esasta oybirliği gerekçede oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının, usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davacının temyiz isteminin reddi ile ısrar kararının aynen onanması gerektiği oyuyla, karara gerekçe yönünden katılmıyoruz.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!