DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/784 E. , 2023/2962 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/784
Karar No : 2023/2962
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ...
2- ...
3- ...
4- ...
5- ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMLERİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılara ait Edirne ili, Merkez, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazda bulunan yapının taşkın sahasında kaldığından bahisle 15/12/2015 tarihine kadar rızaen yıktırılması gerektiği, aksi halde izinsiz olarak yapıldığından 4373 sayılı Kanun'un 3. maddesine göre yıktırılması için işlem başlatılacağına ilişkin Devlet Su İşleri 11. Bölge Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararıyla;
İşlem tarihinde yürürlükte bulunan 4373 sayılı Taşkın Sulara ve Su Baskınlarına Karşı Korunma Kanunu'nun 1 ve 3. maddelerine yer verilerek,
Uyuşmazlık konusu yapı ile ilgili olarak Edirne Belediyesinden alınan 02/01/1991 tarihli yapı kullanma izin belgesinin bulunduğu, belgede yapının tamamına ilişkin ruhsatın 14/09/1990 tarihli olduğu ve tamamının lokanta olarak belirtildiğinin görüldüğü,
26/12/1958 tarih ve 10093 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 20/11/1958 tarih ve 10992 sayılı İcra Vekilleri Heyeti kararnamesiyle Devlet Su İşleri Umum Müdürlüğü 1. Bölge Müdürlüğü mıntıkasında bulunan ve ilişik liste ile krokide gösterilen yerlerin Nafia Vekaletinin 04/11/1958 tarih ve 3991/11997 sayılı yazısı ile yapılan teklif üzerine 4373 sayılı Kanun'un 1. maddesine göre suların taşmasıyla su altında kalan veya su baskınlarına uğrayabilecek olan saha (taşkın sahası) olarak tespit ve ilanının kararlaştırıldığı, kararnamede Meriç nehri, Tunca nehri, Ergene nehri ve İpsala Deşarj Kanalı ve çevrelerinin taşkın sahası kapsamına alındığının belirtildiği,
Bu durumda, dava dosyasındaki fotoğraflar, bilgi ve belgeler ile yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, uyuşmazlık konusu yapının bulunduğu alanın 4373 sayılı Taşkın Sulara ve Su Baskınlarına Karşı Korunma Kanunu uyarınca 1958 yılında taşkın sahası kapsamına alındığı, anılan taşınmaza yapı yapılırken su işleri müdürü veya nafıa müdüründen fenni mahzur olmadığına ilişkin bir rapor alınmadığı görüldüğünden ve taşkın sahası olarak ilan edilen alanlarda yapı yapılmasına ilişkin faaliyetler için anılan kurumlardan izin alınması gerektiğinden, söz konusu yapının 15/12/2015 tarihine kadar yıkılarak/yıktırılarak taşkın sahasından kaldırılması, aksi takdirde 4373 sayılı Kanun'un 3. maddesi hükmü uyarınca valinin kararıyla yıktırılacağına veya kaldırılacağına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 08/03/2022 tarih ve E:2021/4166, K:2022/2788 sayılı kararıyla;
Dava konusu işlemin dayanağı 20/11/1958 tarih ve 10992 sayılı İcra Vekilleri Heyeti Kararnamesi'nin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan 4373 sayılı Taşkın Sulara ve Su Baskınlarına Karşı Korunma Kanunu'nun 1 ve 3. maddeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20. maddesinin 1. fıkrası, 31. maddesi ve bu maddenin yollamada bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesine yer verilerek,
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden; yüksek seviye gösteren umumi ve hususi, kapalı veya akarsuların taşmasıyla su altında kalan veya su baskınlarına uğrayabilecek olan sahaların Bakanlar Kurulu Kararı ile tespit ve ilan edileceği, bu doğrultuda Bakanlar Kurulu kararı ile tespit ve ilan edilen sınırlar içerisinde bulunan tesisat, inşaat veya tadilat, fidan veya ağaç dikiminin ancak su işleri müdürü, su işleri müdürünün olmadığı yerlerde ise nafia müdürü tarafından fenni mahzur olmadığına ilişkin rapor verilmiş olması durumunda izin verilmiş kabul edileceği; belirtilen biçimde izin alınmadan yapılan ve suyun akmasına veya su seviyesinin yükselmesine tesiri olan tesisat, inşaat veya tadilat, dikilen fidan veya ağaçların mahalli su işleri müdürününün, su işleri müdürünün olmadığı yerlerde ise nafia müdürünün teklifi üzerine valinin kararıyla yıktırılacağı veya kaldırılacağı ve yıkım ve kaldırmaya ilişkin masrafların söz konusu yapı, fidan veya ağaç sahiplerinden tahsil edileceğinin anlaşıldığı,
Dosyanın ve Dairelerinin E:2021/7727 sayılı dosyasının birlikte incelenmesinden; Dairelerinin E:2021/7727 sayılı dosyasında 21/10/2021 tarihli ara kararıyla davalı idareden, 20/11/1958 tarih ve 10992 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi'yle 4373 sayılı Kanun'un 1. maddesi uyarınca tespit ve ilan edilen taşkın sahası içerisinde kaldığı belirlenen yapıları gösteren bilgi ve belgeler ile "Edirne Belediyesi hudutları dahilinde bulunan Meriç ve Tunca Nehirleri ile kenarlarında bulunan seddeler arasında kalan yaklaşık 9311 dönümlük alan üzerinde yetkili kurum ve kuruluşların mevzuatla belirlenen görev, yetki ve sorumlulukları bağlamında yapılması gereken iş ve işlemler"in tespit edilmesi amacıyla mülkiye müfettişlerince düzenlenen ... tarih ve ... sayılı inceleme raporunun istendiği, davalı idarece sunulan raporda, Edirne Belediyesi hudutları dahilindeki Meriç ve Tunca nehirleri kenarında bulunan seddeler arasında kalan alanlarda toplam 141 adet parsel üzerinde bulunan toplam 198 adet yapıya ilişkin ada, parsel, yüz ölçümü, ruhsat, mülkiyet ve kullanım bilgilerinin tablo halinde detaylı olarak tespit edildiği, uyuşmazlık konusu yapının anılan tabloda yer aldığı ve dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler arasında bu yapının Şubat 2015'te gerçekleşen taşkında su altında kaldığını gösteren fotoğraflara ve taşkın sahasını gösteren haritaya yer verildiği görülmekte ise de; anılan yapının 20/11/1958 tarih ve 10992 sayılı İcra Vekilleri Heyeti Kararnamesi'yle 4373 sayılı Kanun'un 1. maddesi uyarınca tespit ve ilan edilen taşkın sahası içerisinde kaldığını açık ve tereddüte mahal bırakmayacak biçimde gösteren bir bilgi ve belgenin bulunmadığının görüldüğü,
Öte yandan davacıların, 02/01/1991 tarihli yapı kullanma izin belgeli yapının bulunduğu alanın, 1958 tarihli Bakanlar Kurulu Kararnamesi'yle belirlenen taşkın sahası içerisinde kaldığının teknik bir veri ya da rapora dayandırılmadığını ileri sürdükleri,
Bu durumda; 26/12/1958 tarih ve 10093 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 20/11/1958 tarih ve 10992 sayılı İcra Vekilleri Heyeti kararnamesiyle tespit ve ilan edilen taşkın sahasında kalan yapıları (toplam 141 adet parsel üzerindeki toplam 198 adet yapı) tespit eden ve mülkiye müfettişlerince düzenlenen ... tarih ve ... sayılı inceleme raporunda, uyuşmazlık konusu yapının bulunduğu taşınmazın ada ve parsel bilgileri yer almakla birlikte davacılar tarafından anılan yapının 1958 tarihli Bakanlar Kurulu Kararnamesi'yle tespit ve ilan edilen taşkın sahası içerisinde kalıp kalmadığının idare tarafından teknik bir veri ya da rapora dayandırılmadığına yönelik iddia ve itirazda bulunulduğu ve yapının 20/11/1958 tarih ve 10992 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi'yle 4373 sayılı Kanun'un 1. maddesi tespit ve ilan edilen uyarınca taşkın sahası içerisinde kaldığını açık ve tereddüte mahal bırakmayacak biçimde gösteren bir bilgi ve belgenin bulunmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde; tespite konu Edirne ili, Merkez, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın, 20/11/1958 tarih ve 10992 sayılı İcra Vekiller Heyeti Kararnamesi eki ilişik liste ve krokide gösterilen ve taşkın sahası ilan edilen alan içerisinde kalıp kalmadığı hususunun, keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle açıklığa kavuşturulması ve bunun sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak davanın reddi yolunda verilen kararda hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılarak ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararıyla; davanın reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davacılar tarafından, uyuşmazlık konusu yapının 20/11/1958 tarih ve 10992 sayılı İcra Vekilleri Heyeti Kararnamesi'yle belirlenen taşkın sahası sınırları içerisinde kalmadığı, dolayısıyla yapının taşkın sahasında kaldığından bahisle tesis edilen davalı idare işleminin hukuka aykırı olduğu, Danıştayın bozma kararında da işaret edildiği üzere mahkemece öncelikle keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak yapının taşkın sahası sınırları içerisinde kalıp kalmadığının belirlenmesi gerektiği, Edirne Belediyesi tarafından bu yapıya verilen 1991 tarihli yapı kullanma izninin halen geçerli olduğu, anılan izin iptal edilmeden idare tarafından yapının yıkımına dair bir işlem tesis edilemeyeceği, böylesi bir uygulamanın Anayasa'nın 123. maddesinde ifadesini bulan "idarenin bütünlüğü" ilkesine aykırı olacağı, işlemin davacılardan sadece birine bildirildiği ve yetkisiz idari makam tarafından tesis edildiği, 4373 sayılı Taşkın Sulara ve Su Baskınlarına Karşı Korunma Kanunu hükümleri uyarınca yıkım kararı alma yetkisinin valiliğe ait olduğu, davalı idarenin böyle bir yetkisinin bulunmadığı, yıkımı istenen yapı 4373 sayılı Kanun'dan önce inşa edildiğinden bu Kanun'un kapsamı dışında olduğu, işlemin dayanağı olan taşkın sahası belirlenmesi işleminin kanunlara, teknik icaplara ve güncel verilere uygun olarak yapılmadığı ve bu nedenle geçerli olmadığı, bu kararın herhangi bir teknik veri ya da rapora dayanıp dayanmadığının belli olmadığı, 4373 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 2. fıkrası uyarınca yıkım kararı alınabilmesi için tesisat, inşaat veya tadilatın suyun akmasına veya su seviyesinin yükselmesine tesiri olması gerektiği, uyuşmazlık konusu yapının nehir taşkınına sebebiyet verecek şekilde suyun akmasına veya su seviyesinin yükselmesine tesirinin olmadığı, bulunduğu bölgenin imar planı dahilinde turistik ve ticari alan olarak göründüğü ve imara açık olduğu, çevresinde lokanta ve benzeri yapılar, karşısında turistik yapılar, benzin istasyonu, eski elektrik trafosu, özel kurumlara ait dinlenme tesislerinin bulunduğu, bu yapıların emsal teşkil ettiği, uyuşmazlık konusu yapının yıkımının bu bakımdan da hukuka aykırı olacağı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ... 'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile temyize konu İdare Mahkemesi ısrar kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davacıların yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
26/12/1958 tarih ve 10093 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 20/11/1958 tarih ve 10992 sayılı İcra Vekilleri Heyeti kararnamesiyle Devlet Su İşleri Umum Müdürlüğü 1. Bölge Müdürlüğü mıntıkasında bulunan ve ilişik liste ile krokide gösterilen yerlerin 4373 sayılı Taşkın Sulara ve Su Baskınlarına Karşı Korunma Kanunu'nun 1. maddesine göre suların taşmasıyla su altında kalan veya su baskınlarına uğrayabilecek olan saha (taşkın sahası) olarak tespit ve ilanına karar verilmiştir.
Devlet Su İşleri 11. Bölge Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemi ile davacıya ait Edirne ili, Merkez, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazda bulunan yapının, yukarıda zikredilen İcra Vekilleri Heyeti kararnamesiyle tespit ve ilan edilen taşkın sahasında kaldığı ve izinsiz olarak yapıldığından bahisle 15/12/2015 tarihine kadar rızaen kaldırılması gerektiği, aksi halde 4373 sayılı Kanun'un 3. maddesine göre yıktırılması için işlem başlatılacağı davacıya bildirilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
Dava konusu işlemin dayanağı 20/11/1958 tarih ve 10992 sayılı İcra Vekilleri Heyeti Kararnamesi'nin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan haliyle 4373 sayılı Taşkın Sulara ve Su Baskınlarına Karşı Korunma Kanunu'nun 1. maddesinde, "Yüksek seviye gösteren umumi ve hususi, kapalı veya akarsuların taşmasiyle su altında kalan veya su baskınlarına uğrayabilecek olan sahaların sınırları Nafia Vekaletinin teklifi üzerine İcra Vekilleri Heyetinin kararı ile tesbit ve ilan edilir."; 3. maddesinde ise, "Birinci madde hükümleri dairesinde tesbit ve ilan edilmiş olan sınırlar içerisinde tesisat, inşaat veya tadilat yapmak, fidan veya ağaç dikmek yasaktır. Müsaade verilmesi, Su İşleri Müdürünün, bulunmıyan yerlerde Nafıa Müdürünün fenni mahzur olmadığı hakkında rapor vermiş olmasına bağlıdır. Birinci fıkra hükmüne muhalif olarak izin istihsal edilmeden yapılan ve suyun akmasına veya su seviyesinin yükselmesine tesiri olan tesisat, inşaat veya tadilat, dikilen fidan veya ağaçlar mahalli Su İşleri Müdürünün, yoksa Nafıa Müdürünün teklifi üzerine valinin karariyle yıktırılır veya kaldırılır ve bu hususta yapılan masraflar sahiplerinden alınır." hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dosyada bulunan, mülkiye müfettişlerince düzenlenen "Edirne Belediyesi hudutları dahilinde bulunan Meriç ve Tunca Nehirleri ile kenarlarında bulunan seddeler arasında kalan yaklaşık 9311 dönümlük alan üzerinde yetkili kurum ve kuruluşların mevzuatla belirlenen görev, yetki ve sorumlulukları bağlamında yapılması gereken iş ve işlemler" konulu, ... tarih ve ... sayılı inceleme raporunda; Edirne Belediyesi hudutları dahilindeki Meriç ve Tunca nehirleri kenarında bulunan seddeler arasında kalan alanlarda toplam 141 adet parsel üzerinde bulunan toplam 198 adet yapıya ilişkin ada, parsel, yüz ölçümü, ruhsat, mülkiyet ve kullanım bilgilerinin tablo halinde detaylı olarak verildiği, uyuşmazlık konusu yapının da anılan tabloda yer aldığı ve bu yapının Şubat 2015'te gerçekleşen taşkında su altında kaldığını gösteren fotoğraflar ile taşkın sahasını gösteren haritanın dosyaya sunulduğu görülmekte ise de; dosyada, söz konusu yapının 20/11/1958 tarih ve 10992 sayılı İcra Vekilleri Heyeti Kararnamesi'yle 4373 sayılı Kanun'un 1. maddesi uyarınca tespit ve ilan edilen taşkın sahası içerisinde kaldığını açık ve tereddüte mahal bırakmayacak biçimde gösteren bir bilgi ve belgenin bulunmadığı görülmüştür.
Bu durumda; İdare Mahkemesince, mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle uyuşmazlık konusu yapının İcra Vekilleri Heyeti Kararnamesi'yle tespit ve ilan edilen (Kararname'nin eki ilişik liste ve krokide gösterilen) taşkın sahası içerisinde kalıp kalmadığı hususunun açıklığa kavuşturulması ve bunun sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi ısrar kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Öte yandan, İdare Mahkemesince yaptırılacak keşif ve bilirkişi incelemesi sırasında yapının 4373 sayılı Kanun'un 3. maddesi uyarınca yıktırılması veya kaldırılması için anılan maddede öngörülen koşulların bulunup bulunmadığının da incelenmesi ve Mahkemece karar verilirken bu hususun da göz önünde bulundurulması gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin kabulüne;
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin ... İdare Mahkemesinin temyize konu ... tarih ve E:... , K:... sayılı ısrar kararının BOZULMASINA,
3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
4.Bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04/12/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!