WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 19 Haziran 2026

DANIŞTAY IDARE DAVA DAIRELERI KURULU

A- A A+

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2023/708 E.  ,  2024/2669 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/708
Karar No : 2024/2669

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurulu
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ...

İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 13/06/2022 tarih ve E:2018/5053, K:2022/4601 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptaline ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 13/06/2022 tarih ve E:2018/5053, K:2022/4601 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiş,
"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacı hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üyelik suçlarından açılan adli soruşturma sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunun ... tarih ve Soruşturma No:..., Karar No:... sayılı kararıyla kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği ve kararın kesinleştiği,
Davacının kendi beyanı yönünden, davalı idarece, davacının üvey kızını üniversiteye hazırlık döneminde tavsiye üzerine FETÖ/PDY terör örgütüyle bağlantılı Fem Dershanesine gönderdiğine ilişkin beyanının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu ileri sürülmüş ise de, üvey kızının 2002 veya 2003 yılında tavsiye üzerine örgüte müzahir dershaneye gittiğini ve yatılı kalınması telkininde bulunulması üzerine anılan dershane ile ilişiğini kestiğini ifade eden davacının bu beyanlarına karşılık eğitim saikiyle hareket ettiğinin aksini ve örgütsel amaçla hareket ettiğini ortaya koyabilecek somut bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı gibi davalı idarece de dosyaya sunulmadığı görüldüğünden, davacının üvey kızını örgüte müzahir dershaneye gönderdiğine yönelik beyanının örgütle irtibat ve iltisaklı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacı hakkında verilen kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar içeriğinde yer alan deliller yönünden, davacı hakkında yürütülen adli soruşturma sonucunda kovuşturma yapılmasına yer olmadığı yolunda verilen kararda; "... Emniyet Müdürlüğü tarafından şüpheli (davacı) hakkında düzenlenen 12/02/2018 tarihli raporda, KOMNET- POLNET sorgularında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatlı olduğuna dair bilgi ve belgeye rastlanılmadığı, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı vakıf, dernek, sendikalarda kaydının bulunmadığı, şifreli haberleşme programı olan Bylock programını kullandığına dair herhangi bir tespitin bulunmadığı, Bank Asya'da hesabının olmadığı, örgütün tepe yönetiminde bulunan şahıslardan R.U. tarafından içeriği belli olmayan 30/01/2013 tarihinde şüpheliye (davacıya) atılan bir mesaj olduğunun tespit edildiği ...Yapılan soruşturma sürecinde her ne kadar şüphelinin (davacının) örgütün tepe yönetimindeki şahıslardan R.U.'dan içeriği belli olmayan bir mesaj aldığına ve şüphelinin (davacının) bilgisayarından FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile bağlantılı olduğu gerekçesiyle kapatılan/kayyum atanan veya erişimi engellenen www.zaman.com.tr, www.herkul.org, www.ozgurherkul.org, Rota Haber ve Samanyolu TV isimli sitelere erişim sağlandığına ve zaman gazetesine ait videoların bulunduğuna dair digital kalıntıların tespiti yapılmışsa da bu hususların Yargıtay 16. Ceza Dairesinin istikrar kazanan kararlarında da belirtildiği üzere tek başına şüphelinin (davacının) üzerine atılı suçun yasal unsurlarını oluşturmayacağı, bu hali ile şüpheli (davacı) hakkında soyut iddia dışında hakkında kamu davası açılmasını gerektirir yeterlikte ve nitelikte deliller elde edilemediği..." tespit ve değerlendirmelerine yer verildiğinin görüldüğü,
Davalı idarece, davacı hakkında verilen kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair kararda yer alan "örgütün tepe yönetiminde bulunan şahıslardan R.U. tarafından içeriği belli olmayan 30/01/2013 tarihinde şüpheliye (davacıya) atılan bir mesaj olduğu şeklindeki tespit"in davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğunun iddia edildiği,
Davacı tarafından; örgütün tepe yöneticilerinden olduğu belirtilen R.U. isimli şahsın kendisini telefonla araması olayının iradesi dışında vuku bulmuş bir olay olduğu, şahsı tarafından gerekli cevap verildiğinden aynı kişi tarafından tekrar aranmadığı, eğer örgüt veya adı geçen kişi ile irtibat veya iltisakı olsaydı birden fazla görüşme kaydının bulunması gerektiği, iradesi dışında vuku bulan bu olayın aleyhine değerlendirilmemesi gerektiğinin belirtildiği,
Anılan kararda bahsedilen ve davalı idarece davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının delillerinden olduğu ileri sürülen örgütün tepe yöneticilerinden olan R.U. isimli kişiden davacıya atılan bir mesaj bulunduğuna yönelik tespite ilişkin rapor, tutanak veya benzeri nitelikte başkaca bir belgenin davalı idarece dosyaya sunulmadığı,
Bu durumda, davacı hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığı yolunda verilen kararda yer verilen tespit ve değerlendirmeler de dikkate alındığında, davacının örgütün tepe yönetiminde bulunan şahıslardan biri tarafından içeriği bilinmeyen bir mesaj aldığı iddiasının, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Netice itibarıyla, davacı hakkında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üye olmak suçlarından yürütülen soruşturma sonucunda verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararında davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını gösteren herhangi bir delil bulunmadığı anlaşıldığından, anılan karardaki hususların davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan deliller olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,
Dijital materyallerin incelenmesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporu yönünden, davalı idare tarafından, "davacıdan ele geçirilen dijital materyallerin incelenmesi sonucunda düzenlenen 24/09/2018 tarihli bilirkişi raporunda yer alan; Zaman TV'ye ait videoların, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü lideri Fethullah Gülen'in Bamteli, Kırık testi, Nağme adı altındaki haftalık (sözde) vaazlarının, sohbetlerinin ve konuşmalarının ses ve video kayıtlarının, Bugün TV'nin yapmış olduğu haberlere ait videoların, yine Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığı tarafından koruma tedbiri uygulanan ve daha sonra tamamen kapatılan www.zaman.com.tr, www.herkul.org, www.ozgurherkul.org, Rota Haber, Aktif Haber ve Samanyolu Tv isimli sitelerin yapmış oldukları videoların bulunduğu yolundaki tespitler"in, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğunun belirtildiği,
Davacının ise; yaklaşık otuz yıl Cumhuriyet Savcısı olarak görev yaptığını, bu süre zarfında işinin de bir parçası olarak çoğu internet haber sitesine ve videoya erişim sağladığını, daha detaylı incelendiğinde söz konusu siteler dışında da birçok internet sitesine erişim sağladığı hususunun ortaya çıkacağını, bunları işinin bir parçası olarak takip ettiğini ifade ettiği,
Anılan Rapor'da; davacıya ait dijital verilerin incelenmesi sonucunda, örgüte müzahir www.rotahaber.com, aktifhaber.com, www.zaman.com, www.herkul.org ile www.ozgurherkul.org internet adreslerine giriş yapıldığının, FETÖ/PDY ile iltisaklı olduğundan bahisle kayyum atanan ve daha sonra koruma tedbiri uygulanan Zaman Gazetesine ait video kayıtlarının, kapatılan Bugün TV’nin yapmış olduğu haberlere ait videoların, yine örgüte müzahir olan ve kapatılan sitelerde yayınlanan haberlere ait videoların ve örgüt lideri Fetullah Gülen’in Bamteli, Kırık Testi, Nağme adı altındaki haftalık (sözde) vaazlarının, sohbetlerinin ve konuşmalarının yayınlandığı ses kayıtlarının yer aldığının belirtildiği,
Her ne kadar davalı idarece, davacının yukarıda aktarılan ve FETÖ ile iltisaklı olup örgütün propagandasını yapan internet sitelerine giriş yapması hususu, davacının FETÖ ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu ileri sürülmüşse de, sadece bu sitelere giriş yapılmış olmasının davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı bulunduğunun göstergesi olarak kabulüne olanak bulunmadığı,
Yine davalı idare tarafından, davacıya ait dijital materyallerin incelenmesi sonucunda örgüt elebaşına ait ses kayıtları ile örgüte müzahir televizyon ve sitelerde yer alan video kayıtlarına rastlanması
hususunun, davacının FETÖ ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu ileri sürülmüşse de, söz konusu iddianın, anılan video ve ses kayıtlarına davacı tarafından özel olarak örgütsel amaç ve saiklerle erişildiği yönünde başkaca bir delille desteklenmediği, ayrıca anılan kayıtların erişilen internet sitelerinden bilgisayar belleğine otomatik olarak kaydedilmiş veriler olabileceği hususu da göz önüne alındığında, 24/09/2018 tarihli bilirkişi raporunda yer alan ve davalı idarece ileri sürülen tespitler yukarıda ayrıntısına yer verilen açıklama ve değerlendirmeler ile birlikte incelendiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat veya iltisakını tek başına ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,
Sosyal çevre bilgisi yönünden, davalı idarece dava konusu işlemlerin dayanaklarından birisi olarak davacı hakkındaki sosyal çevre bilgilerinin gösterildiği anlaşıldığından, Dairelerinin 07/12/2021 tarihli ara kararı ile davalı idareye davacı hakkında sosyal çevre araştırmaları sonucunda elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğunun sorulduğu, davalı idarece söz konusu ara kararına verilen 21/02/2022 tarihli cevapta, davacı hakkında sosyal çevre araştırmaları sonucunda elde edilen bilgi ve belgelerin, gerek davacının görev yaptığı mahalden gerekse diğer kurumlardan intikal eden ve işlem tesisinde Kurul kanaatinin oluşmasına destek olan her türlü veri ve bilgiler olduğunun belirtildiği görülmekle birlikte, anılan veri ve bilgilerin dava dosyasına somut bir şekilde sunulmadığı,
Netice itibarıyla, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı,
Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, Dairelerinin 07/12/2021 tarihli ara kararına davalı idarece verilen 21/02/2022 tarihli cevapta, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... sayılı dosyası kapsamında verilen soruşturma iznine istinaden Teftiş Kurulu Başkanlığınca tamamlanan soruşturma evrakının ikmalen Hâkimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesine gönderildiği, ... Daire tarafından da Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesine gönderilerek burada ... sayılı esasa kaydedildiği ve derdest olduğu, bunun dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından, söz konusu soruşturmanın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı,
Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca Dairelerinin 07/12/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakını ve/veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı,
Bu nedenle, davacının FETÖ ile iltisakının ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu kararlarda hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı,
Dava konusu kararlarda hukuka uyarlık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiği,
Öte yandan, davalı idarece, davacının FETÖ ile iltisak ve/veya irtibatını ortaya koyacak nitelikte delillerin tespit edilmesi halinde yeniden işlem tesis edilebileceğinin de açık olduğu gerekçesiyle,
Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının ve bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin … tarih ve … sayılı kararının davacıya ilişkin kısmının iptaline, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, usule ilişkin itirazlarının yerinde görülmeme gerekçesinin kararda yer almadığı, dava konusu işlemin bir disiplin işlemi olmadığı, bu nedenle hukuki denetimin disiplin işlemi kapsamında yapılamayacağı, meslekten çıkarılan ilgililer hakkında işlem tesis edildiği tarihte idarelerince yapılan değerlendirmeyi destekleyen ve idari/adli süreçte taraflarına gönderilen bilgi ve belgelerin yargı yeri ile paylaşılmasının işlemin dayanağı delillerin sonradan tespit edildiği anlamına gelmeyeceği, bu şekildeki bir ifadenin hukuki dayanaktan yoksun olduğu; davacıdan ele geçirilen dijital materyallerin incelenmesi sonucunda düzenlenen 24/09/2018 tarihli bilirkişi raporunda yer alan, Zaman TV'ye ait videoların, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü lideri Fethullah Gülen'in Bamteli, Kırık Testi, Nağme adı altındaki haftalık (sözde) vaazlarının, sohbetlerinin ve konuşmalarının ses ve video kayıtlarının, Bugün TV'nin yapmış olduğu haberlere ait videolar; Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığı tarafından koruma tedbiri uygulanan ve daha sonra tamamen kapatılan www.zaman.com.tr, www.herkul.org, www. Ozgurherkul.org, Rota Haber, Aktif Haber ve Samanyolu TV isimli sitelere giriş yapılmasına ilişkin tespitler ile davacı hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda yer alan "örgütün tepe yönetiminde bulunan şahıslardan R.U. tarafından içeriği belli olmayan 30/01/2013 tarihinde şüpheliye atılan bir mesaj olduğu" şeklindeki tespit birlikte değerlendirildiğinde Kurul kanaatinin davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle iltisaklı ve/veya irtibatlı olduğu yönünde oluştuğu, ayrıca davacının aile birliği içinde aynı ikamette yaşadığını belirttiği üvey kızını üniversite hazırlık döneminde tavsiye üzerine FEM dershanesine gönderdiğine yönelik beyanının da değerlendirilmesi gerektiği, Dairenin idari yargılama usulünde geçerli olan "resen araştırma ilkesi"ni kullanarak tüm verilere ulaşması mümkün iken idarece bilgi-belge sunulmadığı gerekçesiyle delillerin dikkate alınmamasının hukuka aykırı olduğu; 685 sayılı KHK, Anayasa'nın 159. maddesinin 10. fıkrası ve 7075 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 1. fıkrası uyarınca tam yargı davalarına karşı yargı yolunun kapalı olduğu, 685 sayılı KHK'nın yürürlüğe girdiği 23/01/2017 tarihi öncesi için hiçbir şekilde parasal ve özlük hak, maddi ve manevi tazminat ve faize hükmedilemeyeceği, söz konusu taleplerin dava tarihinden itibaren dikkate alınabileceği ve faiz konusunda da yasal faizin dikkate alınabileceğine dair yerleşik Danıştay içtihatlarına aykırı taleplerin de kabulünün mümkün olmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, dava konusu kararların hiçbir somut delile dayanmaksızın salt fişleme sonucunda alındığı, 667 sayılı KHK'nın Anayasa'ya aykırı olduğu, savunma hakkı tanınmaksızın, adli soruşturma sonucu beklenmeksizin, suç tarihinden sonra ihdas edilen disiplin suçunun geriye yürütülerek meslekten çıkarma cezası verilmesinin hukuka aykırı olduğu, bilirkişilerce el konulan bilgisayar üzerinde inceleme yapılırken kod kelimeler kullanıldığı için sadece arama yapılan konuların rapora yansıdığı, örgüt aleyhinde içeriğe sahip başkaca videolara ve haber sitelerine erişimden bahsedilmediği, örgütün tepe yöneticilerinden olduğunu takipsizlik kararı ile öğrendiği R.U.'nun telefonla araması olayının iradesi dışında gerçekleştiği, iddia edildiği gibi irtibat ve iltisaktan bahsedilebilmesi için birden fazla telefon görüşmesinin olması gerektiği, 2002 yılında kızını Fem dershanesine gönderdiğine yönelik ifadesini FETÖ ile hiçbir ilgisi olmadığının kanıtı olarak beyan ettiği, zira bu dershanenin cemaat yapılanması içinde olduğunu anlayınca kızının kaydını sildirdiği, meslekteki atamalarının da FETÖ ile irtibat ve iltisakı olmadığının kanıtı olduğu, yurt içi veya yurt dışı herhangi bir etkinlikte görevlendirilmediği gibi ünvanlı bir görevde de bulunmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Kurulumuzun 21/02/2024 tarihli ara kararına davalı idarece verilen cevaba ilişkin bilgi ve belgelerin dosyaya sunulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması", sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan Danıştay Beşinci Dairesi kararının davacı lehine hükmedilen parasal haklara yürütülecek yasal faizin başlangıcına ilişkin hükmü dışındaki kısımları, aynı gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup davalı idare tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, kararın esastan bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, parasal hakların ödenmesinde, davacının meslekten çıkarıldığı tarihten, iptal kararı uyarınca mesleğe iade edildiği tarih arasında geçen dönemde varsa tespit edilecek çalışmaları karşılığında edindiği gelirin düşülmesi gerektiği tabiidir.
Daire kararının davacı lehine hükmedilen parasal haklara yürütülecek yasal faizin başlangıcına ilişkin kısmına gelince;
Faiz, en genel anlamıyla, konusu bir miktar paranının ödenmesinden ibaret olan borçlarda, alacaklının bu paradan yoksun kaldığı süre içinde oluşan zararına karşılık olarak ödenen ve alacağın türüne göre oranı değişen bir bedeldir.
Hukuka aykırı işlem veya eylem nedeniyle uğranılan zararların ya da yoksun kalınan maddi ve manevi hakların karşılanması zaman içinde gecikebildiğinden, ilgililerin bu gecikmeden doğan zararının giderilmesi için 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun uyarınca faiz uygulanması gerekli bulunmaktadır.
Yerleşik yargısal içtihatlara göre, yasal faizin başlangıç tarihinin dava dilekçesinde belirtilmemesi hâlinde, iptal davasının açıldığı tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, davacının dava dilekçesinde parasal haklarına yasal faiz yürütülmesini istediği, ancak bunun başlangıç tarihini göstermediği, bu durumda dava açma tarihi olan 14/12/2016 tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerekirken, Daire kararında meslekten çıkarıldığı tarihin yasal faizin başlangıcı olarak alındığı görülmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde; temyiz incelemesi sonunda Danıştayın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükmüne yer verilmiştir.
Bu durumda, temyize konu Daire kararının "Sonuç olarak" bölümünün üçüncü paragrafında yer alan "yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığını ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten" ifadesi ile hüküm fıkrasının üçüncü sırasındaki "yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten" ifadesinin, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca, "meslekten çıkarıldığı tarihten itibaren yoksun kaldığı parasal haklarının, dava tarihinden" şeklinde düzeltilerek onanması gerektiği sonucuna varılmıştır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,
2. Dava konusu kararların yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 13/06/2022 tarih ve E:2018/5053, K:2022/4601 sayılı kararının davacı lehine hükmedilen parasal haklara yürütülecek yasal faizin başlangıcına ilişkin hükmü dışındaki kısımlar yönünden ONANMASINA,
3. Anılan Daire kararının, "Sonuç olarak" bölümünün üçüncü paragrafında yer alan "yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığını ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten" ifadesi ile hüküm fıkrasının üçüncü sırasındaki "yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten" ifadesinin, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca, "meslekten çıkarıldığı tarihten itibaren yoksun kaldığı parasal haklarının, dava tarihinden" şeklinde düzeltilerek ONANMASINA,
4. Kesin olarak, 05/11/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY
X- Dava; yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptaline ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarih ve E:2017/16.MD-956, K:2017/370 sayılı kararında; FETÖ’nün, paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma hâline getiren; siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden; bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyip güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen; bir istihbarat örgütü gibi kod isimler, özel haberleşme kanalları, kaynağı bilinmeyen paralar kullanıp böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da kendi mensubu olmayanları düşman olarak görüp mensuplarını motive eden; “Altın Nesil” adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle Devlete tabandan tavana sızan; bu kadroların sağladığı avantajlarla Devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden; böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan; casusluk faaliyetlerini de bünyesinde barındıran atipik/suigeneris bir terör örgütü olduğu belirtilmiştir.
1970’li yıllardan itibaren özellikle, mülkiye, adliye, emniyet, millî eğitim ve TSK içerisinde kadrolaşmaya giden FETÖ liderinin vaaz, röportaj ve kitaplarında bulunan ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun anılan kararında da yer alan “Esnek olun, sivrilmeden can damarları içinde dolanın!”, "Bütün güç merkezlerine ulaşıncaya kadar hiç kimse varlığınızı fark etmeden sistemin ana damarlarında ilerleyin!", “Türkiye’deki devlet yapısı ölçüsüne göre bütün anayasal müesseselerdeki güç ve kuvveti cephemize çekeceğimiz ana kadar her adım erken sayılır. …bunca kalabalık içinde ben bu dünyayı ve düşüncemi sözde mahremiyet içinde anlattım. …sırrınız sizin sırrınızdır. Söylerseniz siz esir olursunuz.”, “Bir gün bana Ankara’da bin evimiz olduğunu söyleyin, devletin paçasından şöyle bir tutacağım, devlet uyandığında yapacağı hiçbir şey kalmayacak” şeklindeki sözleri bu suigeneris örgütün, Devleti ele geçirme gayretlerinin somut talimatları olarak ortaya çıkmıştır.
Davalı idare tarafından dava dosyasına sunulan ve davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle irtibat ve iltisaklı olduğunu gösteren deliller olarak; örgütün tepe yönetiminde bulunan şahıslardan R.U. tarafından içeriği belli olmayan 30/01/2013 tarihinde davacıya atılan bir mesaj olduğuna ilişkin tespitin, üvey kızını üniversite hazırlık döneminde FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir Fem dershanesine gönderdiğine yönelik kendi beyanının ve davacıya ait dijital materyaller üzerinde yapılan inceleme neticesinde düzenlenen 24/09/2018 tarihli bilirkişi raporunda yer alan Zaman TV'ye ait videoların, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü lideri Fetullah Gülen'in Bamteli, Kırık testi, Nağme adı altındaki haftalık (sözde) vaazlarının, sohbetlerinin ve konuşmalarının ses ve video kayıtlarının, Bugün TV'nin yapmış olduğu haberlere ait videoların, yine Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığı tarafından koruma tedbiri uygulanan ve daha sonra tamamen kapatılan www.zaman.com.tr, www.herkul.org, www.ozgurherkul.org, Rota Haber, Aktif Haber ve Samanyolu Tv isimli sitelerin yapmış oldukları videoların bulunduğu yolundaki tespitlerin sunulduğu görülmüştür.
Bu durumda, davacıya ait dijital materyaller üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda yer alan tespitler de göz önüne alındığında, davalı idare tarafından, dava dosyasına sunulan ve davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle irtibat ya da iltisak boyutunda bağlantısını ortaya koyduğu iddia edilen yukarıda bahsedilen delillerin dışında yeterince araştırma yapılmadığı, başka somut bilgi ve belgelerle ve görev yaptığı yer hakim ve cumhuriyet savcılarının ifadesine başvurulmak suretiyle bu hususun desteklenmediği görüldüğünden, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun dava konusu kararlarının eksik inceleme nedeniyle iptaline karar verilmesi gerektiği görüşüyle çoğunluk kararının "iptal" hükmünün onanmasına ilişkin kısmına gerekçe yönünden, dava konusu kararlar nedeniyle yoksun kalınan parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesi isteminin kabulüne ilişkin kısım yönünden ise bu aşamada bu kısım hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiğinden anılan kısmın da bozulması gerektiği oyuyla karara katılmıyoruz.

KARŞI OY
XX- Anayasa'nın 138. maddesinde, hâkimlerin bağımsızlığı vurgulanmış ve vicdani kanaatlerine göre hüküm vermeleri gerektiği belirtilmiş, hiçbir organ veya kişinin mahkemelere veya hâkimlere emir veya talimat veremeyeceği, genelge gönderemeyeceği veya tavsiye ve telkinde bulunamayacağı vurgulanmıştır. 139. maddesinde ise hâkim ve savcıların görevlerinin sona ermesi sonucunu doğuran işlemler, disiplin cezaları ve meslekte kalmalarının uygun olmadığı yönünde verilen kararlar olarak ikiye ayrılmıştır. 24/02/1983 tarih ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Hâkimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" kenar başlıklı 53. maddesinde de disiplin cezası niteliğindeki meslekten çıkarma işlemi ile hâkimlik ve savcılık görevinin sona ermesi sonucunu doğuran diğer işlemler ayrı ayrı belirtilmiştir.
Dolayısıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca hâkim ve savcıların meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararların, bu kişilere disiplin cezası verilmesine ilişkin kararlardan ayrı nitelikte olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır.
667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi ile "terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen" üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bu kişiler hakkında uygulanmak üzere olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte yeni bir tedbir getirilmiştir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Nitekim davalı idare, yargı mensupları hakkında aldığı meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararları, anılan yargı mensuplarının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklarının sabit olduğu gerekçesiyle tesis etmiştir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını "kavuşan, bitişen, birleşen", irtibatlı kavramını ise "bağlantılı" olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Bu bağlamda, üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunu söylemek mümkün olacaktır.
Davalı idare tarafından dava dosyasına davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle irtibat ve iltisaklı olduğunu gösteren deliller olarak; örgütün tepe yönetiminde bulunan şahıslardan R.U. tarafından içeriği belli olmayan 30/01/2013 tarihinde davacıya atılan bir mesaj olduğuna ilişkin tespitin, üvey kızını üniversite hazırlık döneminde FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir Fem dershanesine gönderdiğine yönelik kendi beyanının ve davacıya ait dijital materyaller üzerinde yapılan inceleme neticesinde düzenlenen 24/09/2018 tarihli raporunda davacı tarafından FETÖ/PDY yapılanmasına müzahir ve anılan örgütün propagandasını yapan başlıca sitelere giriş yapıldığı, doğrudan FETÖ elebaşına ait Bamteli, Kırık testi, Nağme adı altındaki haftalık (sözde) vaazların, sohbetlerin ve konuşmaların ses ve video kayıtlarının çok sayıda olduğu tespitlerinin sunulduğu görülmüştür.
Bu itibarla, davacının erişim sağladığı siteler ile ses ve video kayıtlarının niteliği ve yoğunluğu gözetildiğinde salt haber takibi esnasında tesadüfi olarak ortaya çıkan bir durum olarak kabul edilmesinin mümkün olmaması, Daire kararının gerekçesinde yer alan "anılan kayıtların erişilen internet sitelerinden bilgisayar belleğine otomatik olarak kaydedilmiş olabileceğine" dair varsayımın teknik bilgiye dayanmaması ve diğer hususlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
Bu durumda, üstün bir kamu gücü niteliğindeki yargı yetkisini kullanan davacı hakkında bu örgütle iltisak ve irtibatlı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ilişkin olarak tesis edilen işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığından, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ve Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.