WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Temmuz 2026

DANIŞTAY İDARE DAVA DAIRELERI KURULU

A- A A+

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2023/584 E.  ,  2023/3041 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/584
Karar No : 2023/3041

TEMYİZ EDEN (DAVACI): …
VASİ: …

KARŞI TARAF (DAVALI): … Kurulu
VEKİLİ: Av. …

İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 07/03/2022 tarih ve E:2021/1464, K:2022/781 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı tarafından, Adana Cumhuriyet Savcısı olarak görev yaptığı dönemde gerçekleştirdiği eylemleri nedeniyle, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu … Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yaptığı yeniden inceleme başvurusunun reddine yönelik … tarihli ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yaptığı itirazın reddine dair Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 07/03/2022 tarih ve E:2021/1464, K:2022/781 sayılı kararıyla;
2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrasında; Hâkimler ve Savcılar Kurulunun 27/06/2006 tarih ve 315 sayılı kararıyla kabul edilip benimsenen Bangalor Yargı Etiği İlkeleri'nin 2.1., 2.2., 3.2. ve 4.2. maddelerinde yer alan kurallar aktarılarak,
Hâkimler ve Savcılar Kurulu … Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılan davacı hakkında, 11/05/2013 tarihinde saat 13.22 civarında Hatay ili, Reyhanlı ilçesinde iki ayrı bombalı aracın patlatılması sonucu 55 kişinin ölümüyle sonuçlanan olayla ilgili olarak düzenlenen soruşturma raporunun incelenmesinden,
Söz konusu patlama öncesinde, MİT Adana Bölge Başkanlığı ünitesi tarafından 09/05/2013 tarihinde bizzat görüşülen davacıya "M.Ö. ve irtibatlarına yönelik olarak harekete geçilmesinde yarar görüldüğü"nün ifade edilmesi üzerine, davacının, "Mevcut veriler ile yapılacak bir operasyonda, M.Ö. ve anılana yardımcı olan şahısların serbest kalabileceklerini, uzun süredir takip edildiğini bildiği M.Ö. konusunda tatminkar bir sonuç alınabilmesi için mutlaka somut delillere ulaşmak gerektiği, zira anılanların, avukatlarının da yönlendirmesiyle kendilerini tecrim edecek teknik ve/veya canlı kaynak bilgilerini 'aramızda şakalaşıyorduk' diyerek değersizleştirebileceklerini, M.Ö.'nün muhaliflere ilişkin tespitlerini Google Earth'teki haritalar üzerinde işaretleyerek Suriye Hava İstihbaratına hava operasyonu amaçlı iletmesinin somut ve önemli bir delil olduğunu, ancak bu bilginin gönderildiğinin ve bu yerlere operasyon yapıldığının adı geçenin bilgisayarında kayıtlı ve başka kanallardan da teyitli olması gerektiğini, tabanca veya bombanın ise hiçbir ispat veya başka bir delile ihtiyaç bırakmayacağını, özetle bu aşamada acele etmeden beklemenin daha doğru olacağını" ifade etmek suretiyle, keza, MİT yetkilileri ile gerek davacı, gerekse Hatay İl Emniyet Müdürlüğü yetkilileri arasında, 09/05/2013 Perşembe günü ve gecesinde kurulan koordineler ve yapılan görüşmelerde, MİT yetkilileri tarafından, ülkemizde Suriye kaynaklı eylem/eylemler yapılacağı yönünde sunulan istihbari nitelikteki bilgilerle birlikte değerlendirildiğinde, 08/05/2013 tarihinde yapılan ihbarın son derece önem arz etmesi, bölgenin hassasiyeti ile kısa bir süre önce Cilvegözü sınır kapısında meydana gelen büyük çaplı patlama da dikkate alındığında, bölgenin coğrafi/sosyolojik şartları gereği takip ve bilgi toplamanın oldukça zor olduğu, fiziki ve teknik takiplerin yeterli personel sayısıyla yapılamadığı ve fiziki takip yapan personelin yeterli eğitimlerinin olmadığı gerçekleri karşısında, süreç bir bütün olarak ele alındığında, oldukça somut olduğu kanaatine ulaşılan anılan ihbar varken, tüm riskler de alınmak suretiyle ihbarda adı geçen şahısların derdest edilerek toparlanması yerine, ısrarla şahısların silah ve/veya patlayıcı gibi somut bir takım delillerle yakalanmasını teminen delil toplama sürecine devam edilmesi yönünde görüş bildirerek, yapılmak istenen operasyonun yapılmamasına, dolayısıyla söz konusu bombalama eylemi ile ilgili olarak isimleri geçenlerin göz altına alınamaması sonucunda anılan patlamanın ve neticelerinin engellenememesine sebep olduğu,
Dava dosyasının ve soruşturma raporu ile eklerinin incelenmesinden, davacının yukarıda yer verilen eylemlerinin yargısal faaliyete ilişkin olmadığı, nitekim çok fazla istihbari bilgi olmasına rağmen harekete geçmeyerek yargı yetki ve görevini planlı bir organizasyonun parçası olarak hukuk dışı amaçlarının gerçekleştirilmesine yönelik olarak kullandığı, bu eylemlerinin mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu anlaşıldığından, dava konusu kararda hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, dava dilekçesindeki iddialarına değinilmeyerek savunmaya itibar edilmesi sebebiyle kararın adil ve tarafsız olmadığı; yargısal takdir hakkını kullanması nedeniyle tesis edilen işlemin anayasal hâkimlik teminatını ihlal ettiği; adli yargılama neticesinin beklenmediği; nitekim işleme konu fiile ilişkin yapılan ceza yargılaması neticesinde beraat kararı verildiği; bu karara göre hakkındaki suçlamanın yersiz olduğunun ortaya çıktığı ve böylece masumiyet karinesinin ihlal edildiği; idarenin savunmasının maddi gerçekmiş gibi kabul edildiği; oysa bunu destekleyen delillerin mevcut olmadığı; buna göre Dairenin taraflara eşit mesafede bulunmadığı; örgüt üyeliği suçlamasına ilişkin ceza yargılamasının da sonuçlanmadığı halde suç sabitmiş gibi karar verildiği belirtilerek Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'ÜN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının gerekçeli olarak onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Adana eski, hâlen Mersin Cumhuriyet Savcısı iken meslekten çıkarılan davacı hakkında ve diğer bazı kamu görevlileri ile ilgili olarak, 11/05/2013 tarihinde Hatay ili, Reyhanlı ilçesi çarşı merkezi ve belediye binası yakınlarında, iki ayrı bomba yüklü aracın patlatılması nedeniyle 55 kişinin hayatını kaybetmesi, 249 kişinin yaralanması ve büyük ölçüde maddi zararın oluşması ile sonuçlanan olayla ilgili olarak, olay tarihinden önce yaptıkları işler veya davranışlarıyla görevini doğru ve tarafsız yapamayacağı kanısını uyandırdıkları, buna göre, ilk olarak, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) tarafından Hatay İl Emniyet Müdürlüğüne gönderilen istihbari bilgiler çerçevesinde, Suriye'nin, gerek ülkemize yönelik istihbari faaliyetlerine, gerekse güncel gelişmeler paralelinde bölgesel düzeyde yaptığı ya da yapacağı provokatif faaliyetlere vurgu yapılarak, belirli şahıslar veya gruplar üzerinden yürütülen mevcut eylem planlamalarının tamamlandığı ya da tamamlanmak üzere olduğu yönünde bildirimler yapıldığı ve 23/10/2012 tarihli yazı ekinde, yazıda geçen kişilerin fotoğrafları ile birbirleriyle irtibat sağlamak ve operasyonel konuları görüşmek için kullandıkları Türk ve Suriye GSM numaraları paylaşıldığı hâlde, MİT-Emniyet koordinasyon toplantısında karar da alınmasına rağmen, tecrim edici (suçlayıcı) yeterli bilgi ve belge bulunmadığı yönünde görüş bildirerek, eylem planlamalarının merkezinde olan A.A. ve iltisaklarına yönelik olarak, A.A.'nın 07-08/12/2012 tarihlerinde Antakya ve Samandağ'a gerçekleştirdiği seyahat sırasında düzenlenmesi gündemde olan operasyonun ertelenmesi suretiyle gerçekleştirilememesine sebep oldukları; ikinci olarak, söz konusu eylem planlamalarının akamete uğratılmasına yönelik çalışmalar kapsamında, MİT tarafından yürütülen istihbari çalışmalar neticesinde elde edilen ve Hatay İl Emniyet Müdürlüğüne gönderilen istihbari bilgilerde anılan şahıslara yönelik operasyonun başlatılabilmesi amacıyla konunun kendisine arz edilmesi üzerine, aynı yöndeki tüm hususların ilgili Emniyet yetkilileri tarafından da kendisine bildirilmesine rağmen, "M.Ö. ve organizasyonu hakkında tecrim edici telefon-ortam dinlemeleri olmasına rağmen, ellerinde somut silah, patlayıcı vb. malzeme bulunmaması nedeniyle beklenen neticenin alınamayacağı endişesini taşıdığını" ifade ederek, söz konusu operasyon yapılması hususunda talimat vermekten kaçındığı; üçüncü olarak, MİT tarafından Hatay İl Emniyet Müdürlüğüne gönderilen istihbarat notları çerçevesinde, MİT Adana Bölge Başkanlığı ünitesince 09/05/2013 tarihinde bizzat görüşülen davacıya, "M.Ö. ve irtibatlarına yönelik olarak harekete geçilmesinde yarar görüldüğü"nün ifade edilmesi üzerine, davacının, "Mevcut veriler ile yapılacak bir operasyonda, M.Ö. ve anılana yardımcı olan şahısların serbest kalabileceklerini, uzun süredir takip edildiğini bildiği M.Ö. konusunda tatminkar bir sonuç alınabilmesi için mutlaka somut delillere ulaşmak gerektiği, zira anılanların, avukatlarının da yönlendirmesiyle kendilerini tecrim edecek teknik ve/veya canlı kaynak bilgilerini 'aramızda şakalaşıyorduk' diyerek değersizleştirebileceklerini, M.Ö.'nün muhaliflere ilişkin tespitlerini Google Earth'teki haritalar üzerinde işaretleyerek Suriye hava istihbaratına hava operasyonu amaçlı iletmesinin somut ve önemli bir delil olduğunu, ancak bu bilginin gönderildiğinin ve bu yerlere operasyon yapıldığının adı geçenin bilgisayarında kayıtlı ve başka kanallardan da teyitli olması gerektiğini, tabanca veya bombanın ise hiçbir ispat veya başka bir delile ihtiyaç bırakmayacağını, özetle bu aşamada acele etmeden beklemenin daha doğru olacağını" ifade etmek suretiyle, keza, MİT Adana Bölge Başkanı tarafından 09/05/2013 gecesi telefonla bizzat aranan Hatay İl Emniyet Müdürü R. K.'ya da, şahısların göz altına alınması ve sorgulanması hususlarının görüşülmesi karşısında, MİT yetkilileri ile gerek davacı, gerekse Hatay İl Emniyet Müdürlüğü yetkilileri arasında, 09/05/2013 Perşembe günü ve gecesinde kurulan koordineler ve yapılan görüşmelerde, MİT yetkilileri tarafından, ülkemizde Suriye kaynaklı eylem veya eylemler yapılacağı yönünde sunulan istihbari nitelikteki bilgilerle birlikte değerlendirildiğinde, 08/05/2013 tarihinde yapılan ihbarın son derece önem arz etmesi, bölgenin hassasiyeti ile kısa bir süre önce Cilvegözü Sınır Kapısında meydana gelen büyük çaplı patlama da dikkate alındığında, bölgenin coğrafi ve sosyolojik şartları gereği takip ve bilgi toplamanın oldukça zor olduğu, fiziki ve teknik takiplerin yeterli personel sayısıyla yapılamadığı ve fiziki takip yapan personelin yeterli eğitimlerinin olmadığı gerçekleri karşısında, süreç bir bütün olarak ele alındığında, oldukça somut olduğu kanaatine ulaşılan anılan ihbar varken, tüm riskler de alınmak suretiyle ihbarda adı geçen şahısların derdest edilerek toparlanması yerine, ısrarla şahısların silah ve/veya patlayıcı gibi somut bir takım delillerle yakalanmasını teminen delil toplama sürecine devam edilmesi yönünde görüş bildirerek, yapılmak istenen operasyonun yapılmamasına, dolayısıyla söz konusu bombalama eylemi ile ilgili olarak isimleri geçenlerin göz altına alınamaması sonucunda anılan patlamanın ve neticelerinin engellenememesine sebep oldukları iddialarıyla disiplin soruşturması başlatılmıştır.
Yapılan soruşturma neticesine göre, dava konusu işlemle davacının Anayasa ve kanunların kendisine vermiş olduğu yargılama yetkisini, açık kanun hükümlerine aykırı işlemler yaparak keyfi kullandığı, Bangalor Yargı Etiği İlkeleri'nde belirtilen ve bir hâkim-savcının haiz olması gereken, bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk ve tutarlılık, dürüstlük, eşitlik, ehliyet ve liyakat olarak sayılan özellikleri yitirdiği gerekçesiyle davacının 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş ve bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinde, "Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir. 68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir. Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir. Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir. Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." kuralı yer almaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1. fıkrasında, "Temyiz incelemesi sonunda Danıştay; a) Kararı hukuka uygun bulursa onar. Kararın sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa, kararı, gerekçesini değiştirerek onar. b) Kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onar." hükmü bulunmaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dosyadaki bilgi ve belgeler ile soruşturma raporunun değerlendirilmesinden, davacının Adana Cumhuriyet Savcısı olarak görev yaptığı; 11/05/2013 tarihinde Hatay ili, Reyhanlı ilçesinde iki ayrı bomba yüklü aracın patlatılması sonucunda 55 kişinin hayatını kaybetmesi, 249 kişinin yaralanması ve büyük ölçüde maddi zararın oluşması ile sonuçlanan olayla ilgili olarak, MİT tarafından Hatay İl Emniyet Müdürlüğüne gönderilen istihbari bilgide, Suriye Cumhurbaşkanlığı Sarayı Cumhuriyet Muhafızları yetkilisi olduğu ve Suriye istihbarat mensupları ile bağlantısının bulunduğu anlaşılan Suriye vatandaşı A.F. kod adlı A.A.'nın, Hatay'da bulunan bir çadır kente yönelik eylem planlamaları içinde bulunduğu bilgisinin verildiği, bu kişinin 07-08/12/2012 tarihlerinde Antakya ve Samandağ'a gelerek illegal eylemlerde bulunacağı hususunun yapılan toplantılarda kendisine bildirilmesine rağmen davacı ile birlikte bir kısım emniyet personelinin, suçlayıcı nitelikte yeterli bilgi ve belge olmadığı gerekçesi ile operasyonun ertelenmesine neden oldukları; 01/03/2013 tarihinde bu kişinin ülkemize gireceği bilgisinin istihbar edilmesine ve kuvvetli deliller bulunmasına rağmen, "somut silah, patlayıcı madde, bulunmaması nedeniyle ve beklenen netice alınamayabilir endişesi" gerekçesiyle davacının operasyon talimatı vermediği ve patlamanın gerçekleştiği, davacının basına yaptığı açıklamalarda kendisi operasyon emrini vermediği halde, MİT'in patlamayı bildiğini ancak gereğini yapmadığını iddia etmek suretiyle patlama ile MİT'i irtibatlandırarak eylemi sözde Kudüs Ordusu terör örgütünün şiddet eylemi olarak sunmaya çalıştığı; davacının söz konusu fiillerinin yargısal takdir ve faaliyete ilişkin olmadığı, nitekim çok fazla istihbari bilgi olmasına rağmen harekete geçmeyerek yargı yetki ve görevini planlı bir organizasyonun parçası olarak hukuk dışı amaçlarının gerçekleştirilmesine yönelik olarak kullandığı, bu eylemlerinin mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, … tarih ve … sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla, davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş; bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi … tarih ve … sayılı kararla reddedilmiş; davacı tarafından bu işlemlerin iptaline karar verilmesi talebiyle açılan dava, Danıştay Beşinci Dairesinin 14/02/2022 tarih ve E:2017/2151, K:2022/448 sayılı kararı ile reddedilmiş; anılan karar Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 11/12/2023 tarih ve E:2022/2883, K:2023/3036 sayılı kararı ile kesin olarak onanmıştır.
UYAP kayıtlarının incelenmesinden, davacının, ceza yargılaması sonucunda Yargıtay ... Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile "devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri temin etmek" suçundan 5 yıl 3 ay ve "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın Yargıtay Ceza Genel Kurulunun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır.
Dava konusu fiil ile ilgili olarak yapılan ceza yargılaması neticesinde, Yargıtay ... Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile davacının görevi kötüye kullanma suçunu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiş ise de, karar delil yetersizliği gerekçesine dayanmakta olup ceza muhakemesinde delillerin takdiri ve suçun niteliği yönünden yapılan değerlendirmede uyulacak ilke ve kurallar, disiplin hukuku açısından farklı olduğundan, beraat kararı, disiplin cezası uygulanmasına engel oluşturmayacaktır.
Bu durumda, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından, davanın reddine ilişkin Daire kararında da sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik görülmemiş olup, kararın bu gerekçeyle onanması gerekmektedir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 07/03/2022 tarih ve E:2021/1464, K:2022/781 sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA,
3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 11/12/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.