WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Temmuz 2026

DANIŞTAY İDARE DAVA DAIRELERI KURULU

A- A A+

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2023/536 E.  ,  2023/1892 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/536
Karar No : 2023/1892

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 30/11/2022 tarih ve E:2020/5848, K:2022/10490 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 21/12/2019 tarih ve 30985 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Atık Yağların Yönetimi Yönetmeliği'nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (s) bendinin, 5. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin ve 10. maddesinin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 30/11/2022 tarih ve E:2020/5848, K:2022/10490 sayılı kararıyla;
2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 11. maddesinin 13. fıkrasında; üretici, ithalatçı ve piyasaya sürenlerin sorumluluğu kapsamında yükümlülük getirilen üreticilerin, ithalatçıların ve piyasaya sürenlerin, ürünlerinin faydalı kullanım ömrü sonucunda oluşan atıklarının toplanması, taşınması, geri kazanımı, geri dönüşümü ve bertaraf edilmelerine dair yükümlülüklerinin yerine getirilmesi ve bunlara yönelik gerekli harcamalarının karşılanması, eğitim faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi amacıyla Bakanlığın koordinasyonunda bir araya gelerek tüzel kişiliği haiz birlikler oluşturacakları, bu kapsamda yükümlülük getirilen kurum ve kuruluşların sorumluluklarının bu birliklere devrine ilişkin usûl ve esasların Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirleneceği kuralına yer verildiği,
Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (s) bendi yönünden;
Atık oluşumunun azaltılması, atıkların yeniden kullanımı, geri dönüşümü, geri kazanımı gibi yollar ile doğal kaynak kullanımının azaltılması ve atık yönetiminin sağlanmasına ilişkin genel usul ve esasların belirlenmesi amacıyla 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 8.,11.,12. ve 13. maddelerine dayanılarak hazırlanan 02/04/2015 tarih ve 29314 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Atık Yönetimi Yönetmeliği'nin "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinin 1.fıkrasının (rr) bendinde; yetkilendirilmiş kuruluşun, üretici, ithalatçı ve piyasaya sürenlerin sorumluluğu kapsamında yükümlülük getirilen üreticiler, ithalatçılar ve piyasaya sürenlerin, ürünlerinin faydalı kullanım ömrü sonucunda oluşan atıklarının toplanması, taşınması, geri kazanımı, geri dönüşümü ve bertaraf edilmelerine dair yükümlülüklerinin yerine getirilmesi ve bunlara yönelik gerekli harcamalarının karşılanması, eğitim faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi amacıyla Bakanlığın koordinasyonunda bir araya gelerek oluşturdukları tüzel kişiliği haiz birlikleri ifade ettiği, 01/01/2020 tarihinde yürürlüğe giren dava konusu Atık Yağların Yönetimi Yönetmeliği ile yürürlükten kaldırılan 30/07/2008 tarih ve 26952 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Atık Yağların Kontrolü Yönetmeliği'nin "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (ş) bendinde; yetkilendirilmiş kuruluşun, atık motor yağlarının toplanması amacıyla Bakanlıkça belirlenen esaslar dahilinde piyasa payları toplamı en az %30 olan motor yağı üreticileri tarafından kurulan atık motor yağı toplama organizasyonu olarak tanımlandığı, dava konusu Yönetmeliğin iptali istenilen "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (s) bendinde ise; yetkilendirilmiş kuruluşun, Atık Yönetimi Yönetmeliğinde tanımlanan ve piyasa payları toplamı en az %10 olan yağ üreticileri tarafından kurulan organizasyon olarak tanımlandığı,
Davacı tarafından, "yetkilendirilmiş kuruluş" tanımının muğlak olduğu iddia edilmekte ise de; yetkilendirilmiş kuruluş kavramının ilk defa dava konusu Yönetmelikle düzenlenmediği, 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 11. maddesinin 13. fıkrasında kurulması öngörülen tüzel kişiliği haiz birlikler kapsamında, gerek Atık Yönetimi Yönetmeliği'nde gerek mülga Atık Yağların Kontrolü Yönetmeliği'nde yetkilendirilmiş kuruluşun düzenlenmiş olduğu, dava konusu Yönetmelik ile mülga Atık Yağların Kontrolü Yönetmeliğinde yer alan motor yağı/sanayi yağı ayrımının kaldırılarak atık madeni yağların bir bütün olarak ele alındığı ve yetkilendirilmiş kuruluşun sağlaması gereken piyasa payının %30'dan %10'a düşürülerek birden fazla yetkilendirilmiş kuruluşun faaliyet göstermesine imkan tanındığı anlaşıldığından, 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun yukarıda bahsedilen ilkelerine uygun olarak ve Kanun hükmünün uygulanması amacıyla yapılan dava konusu düzenlemede üst hukuk normuna ve hukuka aykırılık görülmediği,
Yönetmeliğin 5. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi ile 10. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendi yönünden;
Dava konusu edilen Yönetmeliğin yukarıda anılan ve iptali istenilen maddelerinin, 23/12/2022 tarih ve 31343 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Atık Yağların Yönetimi Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin muhtelif maddeleri ile değiştirildiği gerekçesiyle, konusu kalmayan Yönetmelik hükümleri hakkında karar verilmesine yer olmadığı,
Yönetmeliğin 10. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendi dışındaki bentleri yönünden;
Dava konusu edilen Yönetmeliğin 5. maddesinin 4. fıkrasında; yetkilendirilmiş kuruluşun piyasa payı hesabında; yetkilendirilmiş kuruluşun toplama organizasyonuna dâhil olan yağ üreticilerinin, bir önceki yıl piyasaya sürdükleri madeni yağ miktarının tüm yağ üreticilerinin yurt içinde piyasaya sürdükleri madeni yağ miktarına oranının esas alınacağı kuralına yer verilmek suretiyle, yağ üreticileri tarafından piyasaya sürülen madeni yağ miktarları dikkate alınarak, yetkilendirilmiş kuruluş için öngörülen %10 piyasa payı oranının hesaplanmasının belirlendiği, ayrıca söz konusu oranın tek bir yağ üreticisi firmanın piyasaya sürdüğü madeni yağ miktarı üzerinden değil, yetkilendirilmiş kuruluş bünyesine dahil firmaların toplam yağ üretimleri dikkate alınarak hesaplanacağının anlaşıldığı,
Diğer taraftan, dava konusu Yönetmelik ile, motor yağı/sanayi yağı ayrımı kaldırılarak, atık madeni yağların bir bütün olarak ele alınıp, yetkilendirilmiş kuruluşun sağlaması gereken piyasa payının %30'dan %10'a indirilerek, birden fazla yetkilendirilmiş kuruluşun faaliyet göstermesine, atık yağ toplama faaliyetini daha etkin hale getirilerek atık yağ rafinasyon tesislerince daha yüksek miktarlarda atık yağ işlenmesine imkan tanındığı,

Öte yandan, ilgili mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, yetkilendirilmiş kuruluşların yalnızca atık yağların toplanmasını gerçekleştireceği, atık yağların işlenmesi ile ilgili faaliyetleri söz konusu olmayacağından, 2872 sayılı Çevre Kanunu'na ve hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle,
Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (s) bendi ve 10. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendi dışındaki bentleri yönünden davanın reddine; 5. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi ve 10. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendi yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Yönetmeliğin 5. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi ile 10. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin, 23/12/2022 tarih ve 31343 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile değiştirilmiş olması nedeniyle, davanın açılmasına taraflarınca sebebiyet verilmediğinden, temyize konu kararda aleyhlerine hükmedilen vekalet ücretinin hukuka aykırılık teşkil ettiği, belirtilen nedenle, Daire kararına ilişkin temyiz taleplerinin kabulü ile temyize konu kararın ortadan kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen reddine, kısmen karar verilmesine yer olmadığına ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 30/11/2022 tarih ve E:2020/5848, K:2022/10490 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 11/10/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.