DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/398 E. , 2024/708 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/398
Karar No : 2024/708
TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- ... Başkanlığı
VEKİLİ: Av. ...
2- ... Rektörlüğü
VEKİLLERİ: Av. ... , Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU :... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Çorum Hitit Üniversitesi ... Fakültesi'nde öğretim üyesi olarak görev yapan davacının kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Yükseköğretim Yüksek Disiplin Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ile disiplin soruşturması süresince eksik ödenen maaşları ve dava konusu işlem nedeniyle ödenmeyen aylıklarının ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:.... sayılı kararıyla;
Davalı Hitit Üniversitesi Rektörlüğü'nün süreaşımı itirazı yerinde görülmeyerek, işin esasına girilmiş,
Davacının, öğrencisi olan G.K. ile öğrencilik ilişkisi dışında birliktelik yaşadığından bahisle dava konusu işlem tesis edilmiş ise de, tanık ifadeleri değerlendirildiğinde; davacı ile öğrencisi G.K. arasında bir ilişki bulunduğu yönünde herhangi bir ifadenin bulunmadığı, yalnızca bir öğretim üyesinin, G.K.'nın defaatle davacının arabasına bindiğini gördüğünü, birbirleriyle senli benli konuştuklarına şahit olduğunu beyan ettiği, davacı ile G.K. arasında bir ilişkinin bulunduğu yönünde herhangi bir beyanının bulunmadığı, öte yandan, G.K.'nın, 19/05/2017 tarihinde davacıdan şikayetçi olması nedeniyle alınan ifadesinde, Hitit Üniversitesi Beden Eğitimi Meslek Yüksekokulu Bölümü'nde öğrenci olduğunu, yaklaşık üç yıldır davacı ile arkadaşlık ettiğini, yaklaşık altı aydır da aynı evde kaldıklarını, ara sıra geçimsizliklerinin olduğunu, bir yıldır ayrılmak isteğini, ancak davacının kabul etmediğini, 19/05/2017 tarihinde bu nedenle tartışırken davacının kendisine tokat attığını, "şerefsiz, namussuz" diyerek hakaret ettiğini, öldürmekle tehdit ettiğini, telefonuna tehdit içerikli mesajlar attığını, bir hafta önce de kendisine bıçak çektiğini belirterek şikayetçi olduğu, G.K.'nın şikayeti üzerine ... Aile Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile G.K. hakkında koruma tedbiri uygulanmasına karar verildiği görülmekle birlikte, G.K.'nın şikayetinden vazgeçmesi üzerine Çorum Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... tarih ve ... soruşturma sayılı dosyasında kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve G.K.'nın dava konusu işleme dayanak soruşturma sırasında alınan ifadesinde, öğrenciliği sırasında davacıya karşı farklı bir yakınlık hissetmeye başladığını, bu hislerini söylemesi üzerine davacının, bu durumun etik olmayacağını söyleyerek şahsını terslemesinin gururunu kırdığını, 19/05/2017 tarihinde davacı ile görüşmek istediğinde, hislerini kabul etmemesi nedeniyle öfkelenerek polise şikayet ettiğini, cahillik ettiğini anlar diye düşünerek davacının ifade dahi vermediğini, bir gün sonra hatasının farkına vararak davacıdan özür dilediğini, davacının gönderdiğini belirttiği mesajları ise, bir arkadaşının numarasını davacının ismi ile kaydederek kendisinin gönderdiğini, davacının kendisine mesaj göndermediğini belirterek davacı ile herhangi bir ilişkisinin bulunmadığını ifade ettiği, davacının da, gerek ifadesinde gerekse savunmasında, G.K. ile ilişkisinin bulunduğu yönündeki iddiayı reddettiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacının üzerine atılı, "öğrencisi G.K. ile aynı evi paylaşarak gayri ahlaki davranışta bulunmak" şeklindeki suçun her türlü şüpheden uzak, somut delillerle ortaya konulamadığı sonucuna varıldığından dava konusu işlemde hukuka uyarlık olmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali ile işlem nedeniyle ödenmeyen aylıklarının ve görevden uzaklaştırma kararı uyarınca görevden uzak kalınan döneme ilişkin eksik ödenen maaşlarının hesaplanarak dava tarihi olan 10/10/2018 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; İdare Mahkemesince "davacının üzerine atılı suçun her türlü şüpheden uzak, somut delillerle ortaya konulamadığı" gerekçesine yer verilmişse de, dosyada mevcut olan bilgi, belge ve davacı ile öğrencisi G.K.'nın karakolda verdiği 19/05/2017 günlü ifade tutanakları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacı ile reşit olan öğrencisi G.K.'nın rızaları dahilinde en az 3 yıldır hoca- öğrenci ilişkisinin ötesinde birliktelik içinde oldukları ve kız öğrencinin en az 6 ay süreyle davacının evinde onunla birlikte yaşadığının sabit olduğu, ancak tanık ifadelerinden bu ilişkinin üniversite bünyesinde bilinir olmadığının anlaşıldığı, sabit olan bu eylemin, kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak maddesindeki tanıma uymadığı, dava konusu işlemde tipiklik ilkesine uygunluk bulunmadığı ve dava konusu işlemin bu gerekçeyle iptali gerekmekte ise de idare mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 03/06/2022 tarih ve E:2020/4865, K:2022/3791 sayılı kararıyla;
Hukukumuzda hangi fiillerin yüz kızartıcı ve utanç verici eylem kapsamında yer aldığına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesinin (A) fıkrasının 5. bendinde; 23/01/2008 tarih ve 5728 sayılı Kanunla getirilen değişiklikten önce "Taksirli suçlar ve aşağıda sayılan suçlar dışında tecil edilmiş hükümler hariç olmak üzere, ağır hapis veyahut 6 aydan fazla hapis veyahut affa uğramış olsalar bile Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla, zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçtan veya istimal ve istihlak kaçakçılığı hariç kaçakçılık, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma suçlarından dolayı hükümlü bulunmamak." hükmü yer almaktayken, 23/01/2008 tarih ve 5728 sayılı Kanun'un 317. maddesiyle değiştirilen 5. bendinde; "Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmamak." hükmü düzenlenmiş olup "gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçtan" ibaresinin madde metninden çıkarıldığı,
Benzer bir konuya ilişkin olarak 09/05/2014 tarih ve 28995 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesi'nin 16/01/2014 tarih ve E:2013/110, K:2014/8 sayılı kararın gerekçesinde özetle; dava konusu kuralda belirsiz olduğu ileri sürülen “memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerin” tümünün önceden öngörülmesinin ve tespitinin olanaksız olduğu ve söz konusu hareketlerin tek tek ortaya konulmasının mümkün olmadığı, normun daha kesin ve açık bir düzenlemeye olanak tanımaması nedeniyle kullanıldığı anlaşıldığından anılan kavramların kullanılmasında belirlilik ilkesine aykırılık bulunmadığı, fıkrada genel bir belirleme yapılmadığı, disiplin cezası gerektiren hareketlerin, memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak derecede yüz kızartıcı ve utanç verici olması gerektiği düzenlenerek çerçevesinin çizildiği, kaldı ki, itiraz konusu kural dayanak alınarak tesis edilen idari işlemlere karşı yargı yolu açık olup belirsiz olduğu ileri sürülen kavramlar ve bu kavramların belirttiği hareketler yargı kararları yoluyla da somutlaştırıldığından, itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 2. maddesine aykırı olmadığı, idarenin faaliyetleri çok çeşitli, karmaşık ve değişken olduğundan disiplin cezasını gerektirecek fiillerin tümünün kanunda tek tek belirlenmesinin güç olduğu, kuralın incelenmesinden de görüleceği üzere memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketler denilmek suretiyle disiplin cezası gerektiren fiil ve hareketlerin çerçevesinin çizildiği anlaşıldığından, itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 38. ve 128. maddelerine de aykırı olmadığının vurgulandığı,
Yargıtay Genel Kurulu'nun 02/07/1996 tarih ve E:1996/3-144, K:1996/171 sayılı kararında ise, "Yüz kızartıcı suç"un, yasalarda tanımlanmadığı ve tek tek sayılmadığı, toplumun yapısına göre zaman zaman değişikliğe uğrayan bu suçların tek tek sayılmasının olanaksız olduğu, "...gibi yüz kızartıcı suçlar" denildiğinde maddede sayılmamış olan diğer yüz kızartıcı suçların neler olduğunun yasaları uygulamakla görevli yargı organlarınca saptanacağının belirtildiği ifade edildikten sonra,
Bakılan uyuşmazlıkta; dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile davacı ve öğrenci G.K.'nın karakolda verdiği 19/05/2017 tarihli ifade tutanaklarının birlikte değerlendirilmesinden, davacı ile öğrenci G.K.'nın en az 3 yıldır hoca-öğrenci ilişkisinin ötesinde ilişkilerinin olduğu, davacının sübuta eren eylemlerinin, kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak kapsamında kaldığının anlaşıldığı,
Bu durumda; tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık, aksi yöndeki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunu gerekçeli reddeden temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusunun reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idareler tarafından, dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile davacı ve öğrenci G.K.'nın karakolda verdiği 19/05/2017 tarihli ifade tutanaklarının birlikte değerlendirilmesinden, davacı ile öğrenci G.K.'nın en az 3 yıldır hoca-öğrenci ilişkisinin ötesinde ilişkilerinin olduğu, davacının sübuta eren eylemlerinin, kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak kapsamında kaldığı, bir öğretim elemanının öğrencisiyle hoca-öğrenci ilişkisi dışında aynı evde yaşamak suretiyle gayri-resmi birliktelik yaşamasının öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı fiil olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, Danıştay Sekizinci Dairesinin 03/06/2022 tarih ve E:2020/4865, K:2022/3791 sayılı bozma kararında; öğrencisi olan G.K. ile öğrencilik ilişkisi dışında birliktelik yaşadığından bahisle dava konusu işlemin tesis edildiği belirtilmiş ise de; bunu doğrulayan bir tanık ifadesinin bulunmadığı, G.K.'nın dava konusu işleme dayanak soruşturma sırasında alınan ifadesinde davacıyla herhangi bir ilişkisi olmadığını beyan ettiği, öğrenci G.K.’nın şikayetini geri almış olmasının, neden şikayetçi olduğuna ve şikayetini geri aldığına ilişkin açıklamalarının, Hitit Üniversitesi tarafından yapılan soruşturma kapsamında alınan ifadelerin, Yükseköğretim Kurulu Yüksek Disiplin Kurulunda verilen yeminli ifadelerin ve dosyaya sunulan belgelerin göz önünde bulundurulmadığı, hakkında yapılan soruşturma ve soruşturma sonucu yapılan işlemin açıkça hukuka aykırı olduğu hususlarının dikkate alınmadığı belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kabulü ile ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
29/09/2017 tarihinde davalı Üniversitenin resmi e-postasına gönderilen isimsiz elektonik iletide, Çorum Hitit Üniversitesi ... Fakültesi'nde öğretim üyesi olarak görev yapan davacının öğrencisi G.K. ile birkaç yıldır cinsel ilişki yaşadığı, öğrencinin yaklaşık bir yıl önce kaldığı yurttan atıldıktan sonra sık sık ve uzun süreli davacının evinde kaldığı, G.K.'nın eylül ayının ortasında Çorum iline geldiği, bu sırada davacının üç gün izin aldığı ve alem yaptıkları, davacının gencecik bir kızı yoldan çıkardığı, birlikte içip her türlü ahlaksızlığı yaptıkları, davacının öğrenciye çeşitli hediyeler aldığı, bu durumdan okuldaki hocaların ve öğrencilerin de haberinin olduğu belirtilerek şikayetçi olunması üzerine davacı hakkında, Hitit Üniversitesi Rektörlüğünün ... tarih ve ... sayılı onayı ile disiplin soruşturmasına başlanılmıştır.
Soruşturma Komisyonu tarafından hazırlanan 21/02/2018 tarihli soruşturma raporu ve eklerinde;
G.K.'nın 19/05/2017 tarihinde Çorum Çarşı Merkez Karakoluna yaptığı şikayet üzerine alınan ifadesinde öğrenciliği devam ederken Hitit Üniversitesi BESYO Bölümü hocalarından davacıyla ile 3 yıldır arkadaşlık ettiği, yaklaşık altı aydır aynı evde kaldığı, kendisiyle yaşadığı tartışmalardan dolayı iki yıldır kendisinden ayrılmak istediği fakat davacının bunu kabul etmediği, bu sebepten dolayı da kendisine tokat atarak darp ettiği ve hatta öldürmekle tehdit ettiği, sözlü ve mesajlarla hakaretlerde bulunduğu yönünde beyanda bulunduğu; davacının G.K.nın bu iddialarını "dört yıldır arkadaşım, son bir yıldır da benimle kalmaktadır, söz ettiği mesajları ben attım...” diyerek kabul ettiğinin anlaşıldığı,
Olayın yargıya intikal etmesi üzerine ... Aile Mahkemesinin ... D.iş sayılı kararıyla 6284 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca davacıya, aynı Kanun'un 5/1. maddesinin (a), (c), (d) bentleri gereğince 10 gün süre ile G.K.'ya yaklaşmama konusunda tedbir uygulanmasına karar verildiği,
Tanık ve şüpheli ifadeleri ile birlikte eldeki diğer delillerin değerlendirilmesinden, davacının öğrencisiyle nikahsız birlikte yaşadığı, kendisine şiddet uyguladığı ve sözlü ve mesaj yoluyla hakaret ettiği, uzun süreli hoca öğrenci ilişkisinden öte bir birliktelik olduğunun anlaşıldığı, bir akademisyenin derslerine girdiği, hatta uzun süre danışmalığını yaptığı bir öğrencisiyle öğrencilik hayatı devam ederken böyle birliktelik yaşamasının kamu görevi icra eden bir öğretim üyesi açısından kabul edilebilecek bir durum olmadığı belirtilerek, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 53. maddesinin 6. fıkrasının (c) bendi uyarınca “Kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızarlıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak” fiiline uyan eylemi dolayısıyla “kamu görevinden çıkarma” cezası ile cezalandırılması teklif edilmiştir.
Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla 2547 sayılı Kanunun anılan maddesi uyarınca davacının kamu görevinden çıkarılmasına karar verilmesi üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT :
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun "Amaç" başlıklı 4. maddesinde, yükseköğretimin amacı aşağıdaki şekilde belirtilmiştir:
"a) Öğrencilerini;
(1) ATATÜRK İnkılapları ve ilkeleri doğrultusunda ATATÜRK milliyetçiliğine bağlı,
(2) Türk milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini taşıyan, Türk olmanın şeref ve mutluluğunu duyan,
(3) Toplum yararını kişisel çıkarının üstünde tutan, aile, ülke ve millet sevgisi ile dolu, (4) Türkiye Cumhuriyeti Devletine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getiren,
(5) Hür ve bilimsel düşünce gücüne, geniş bir dünya görüşüne sahip, insan haklarına saygılı,
(6) Beden, zihin, ruh, ahlak ve duygu bakımından dengeli ve sağlıklı şekilde gelişmiş,
(7) İlgi ve yetenekleri yönünde yurt kalkınmasına ve ihtiyaçlarına cevap verecek, aynı zamanda kendi geçim ve mutluluğunu sağlayacak bir mesleğin bilgi, beceri, davranış ve genel kültürüne sahip, vatandaşlar olarak yetiştirmek,
b) Türk Devletinin ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütün olarak, refah ve mutluluğunu artırmak amacıyla; ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmasına katkıda bulunacak ve hızlandıracak programlar uygulayarak, çağdaş uygarlığın yapıcı, yaratıcı ve seçkin bir ortağı haline gelmesini sağlamak,
c) Yükseköğretim kurumları olarak yüksek düzeyde bilimsel çalışma ve araştırma yapmak, bilgi ve teknoloji üretmek, bilim verilerini yaymak, ulusal alanda gelişme ve kalkınmaya destek olmak, yurt içi ve yurt dışı kurumlarla işbirliği yapmak suretiyle bilim dünyasının seçkin bir üyesi haline gelmek, evrensel ve çağdaş gelişmeye katkıda bulunmaktır."
Aynı Kanun'un "Disiplin ve Ceza İşleri" üst başlıklı 'Genel esaslar' başlıklı 53. maddesinin (b) fıkrasının 6. bendinin (c) alt bendinde; "Kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiili kamu görevinden çıkarma cezasını gerektirir fiiller arasında sayılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Uyuşmazlığın çözümü, davacının fiilinin, kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketler kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
09/05/2014 tarih ve 28995 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 16/01/2014 tarih ve E:2013/110, K:2014/8 sayılı kararında; dava konusu 2547 sayılı Kanunun 53/b maddesinin 6-(c) bendi ile paralellik taşıyan 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-(g) maddesinin, Anayasa'ya aykırı olmadığına hükmedilmiş olup, kararın gerekçesinde özetle; dava konusu kuralda belirsiz olduğu ileri sürülen “memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerin” tümünün önceden öngörülmesinin ve tespitinin olanaksız olduğu ve söz konusu hareketlerin tek tek ortaya konulmasının mümkün olmadığı, normun daha kesin ve açık bir düzenlemeye olanak tanımaması nedeniyle kullanıldığı anlaşıldığından, anılan kavramların kullanılmasında belirlilik ilkesine aykırılık bulunmadığı, fıkrada genel bir belirleme yapılmadığı, disiplin cezası gerektiren hareketlerin, memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak derecede yüz kızartıcı ve utanç verici olması gerektiği düzenlenerek çerçevesinin çizildiği, kaldı ki, itiraz konusu kural dayanak alınarak tesis edilen idari işlemlere karşı yargı yolu açık olup belirsiz olduğu ileri sürülen kavramlar ve bu kavramların belirttiği hareketler yargı kararları yoluyla da somutlaştırıldığından, itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 2.,38. ve 128. maddelerine aykırı olmadığı vurgulanmıştır.
Konuya ilişkin olarak Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02/07/1996 tarih ve E:1996/3-144, K:1996/171 sayılı kararında, "yüz kızartıcı suç"un, yasalarda tanımlanmadığı ve tek tek sayılmadığı, toplumun yapısına göre zaman zaman değişikliğe uğrayan bu suçların tek tek sayılmasının olanaksız olduğu, "...gibi yüz kızartıcı suçlar" denildiğinde maddede sayılmamış olan diğer yüz kızartıcı suçların neler olduğunun yasaları uygulamakla görevli yargı organlarınca saptanacağı belirtilmiştir.
Buna göre yukarıda aktarılan yüksek yargı organları kararlarında da belirtildiği üzere, yüz kızartıcı suçların neler olduğu, yasaları uygulamakla görevli yargı organlarınca belirlenecektir. Bu değerlendirme yapılırken de verilen disiplin cezasının sebebi, niteliği ve kapsamı göz önüne alınacaktır. Bu doğrultuda, dava konusu olayda her ne kadar davacı, disiplin cezasına konu aynı olaya ilişkin olarak adli yargıda yargılanmış ve delil yetersizliğinden beraat etmiş ise de, Kurulumuzca adli ve idari soruşturma ve kovuşturma aşamalarında elde edilen deliller doğrultusunda eylemlerinin, kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici olup olmadığı yönünden değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bunun dışında, 2547 sayılı Kanunun 53. maddesinin (b) fıkrasının 6-(c) alt bendi uyarınca ceza verilebilmesi için, eylemin mutlaka ceza hukuku anlamında yüz kızartıcı suç olması gerekmemektedir. 2547 sayılı Kanun'un anılan maddesi ile kamu görevinden çıkarma için aranan ölçüt; kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartı
cı hareketlerde bulunmaktadır. Bu bentte belirtilen yüz kızartıcı hareketlerin sınırı kamu hizmeti ve öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede olmasıdır.
Öğretim elemanı sıfatı taşıyan ve yüksek öğretimin asli personel unsurunu oluşturan kişilere toplumun güven duyması, bireylerin yüksek eğitim ve öğretime olan
güven ve inancını sağlayacak, bu hizmetin gerekli saygınlığı yitirmiş personel eliyle yürütülmesi ise bireylerin güven duygularının sarsılmasına neden olabilecektir.
Öte yandan, 2547 sayılı Kanun'un 4. maddesinde sayılan pek çok amacın yanında yükseköğretimin bir amacının da öğrencilerini Türk milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini taşıyan, beden, zihin, ruh, ahlak ve duygu bakımından dengeli ve sağlıklı şekilde gelişmiş vatandaşlar olarak yetiştirmek olduğu belirtilmiştir.
Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler, disiplin soruşturması ve eklerinin incelenmesinden; davacının G.K.'nın derslerine giren öğretim elemanı olmasının yanı sıra G.K.'nın danışmanlığı görevini de yürütmüş olduğu, bu bağlamda davacıyla G.K. arasında birebir hoca-öğrenci ilişkisi bulunduğu, her ne kadar daha sonra G.K. tarafından geri çekilmiş olsa da G.K.'nın karakolda davacıyla ilişkisinin olduğu ve beraber yaşadıklarına dair beyanların, davacının yine karakolda verdiği ifadesinde kabul edildiği ve aralarında yaşanan ilişkiden kaynaklı sorunların savcılığa intikal ettiği, G.K.nın davacının kendisine yaklaşmaması yönünde aile mahkemesinden tedbir kararı aldığı, dolayısıyla aralarındaki hoca-öğrenci ilişkisini zedeleyen durumun alenileştiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacının yürüttüğü öğretim elemanı görevinin önem ve özelliği de dikkate alındığında kendisine yöneltilen fiilin yüz kızartıcı ve utanç verici nitelikte olduğu, 2547 sayılı Kanun'un 53. maddesinin (b) fıkrasının 6-(c) maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarma cezası ile cezalandırılmasına dair dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Bu itibarla, temyize konu ısrar kararının bozulması gerektiği sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
Davalı idarelerin temyiz isteminin kabulüne;
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline, yoksun kılınan parasal hak ve taleplerinin kabulüne ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin temyize konu ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 28/03/2024 tarihinde kesin olarak oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin temyize konu ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davalı idarelerin temyiz isteminin reddi ile temyize konu ısrar kararının onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!