DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/385 E. , 2023/1828 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/385
Karar No : 2023/1828
TEMYİZ EDEN (DAVACI): …
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI): … Bakanlığı (… Kurumu)
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU: Danıştay Onuncu Dairesinin 21/04/2022 tarih ve E:2019/9998, K:2022/2295 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan “E-Reçete uygulaması” konulu, 15/05/2018 tarih ve 2018/2 sayılı Genelge'nin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 21/04/2022 tarih ve E:2019/9998, K:2022/2295 sayılı kararıyla;
Anayasa'nın 13., 20. maddeleri; 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun "Genel ilkeler" başlıklı 4., "Özel nitelikli kişisel verilerin işlenme şartları" başlıklı 6. maddesi; 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 1., 2., 3. maddeleri; 663 sayılı -dava konusu düzenlemenin tesis edildiği tarihteki adıyla- Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşların Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin -yine dava konusu düzenlemenin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan, 703 sayılı KHK ile değişik haliyle- 2. maddesinin 2. fıkrasının (d) bendi, 27. maddesi, 40., 47. maddeleri; 1262 sayılı İspençiyari ve Tıbbi Müstahzarlar Kanunu'nun 1., 12. maddeleri; 6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun'un 26. maddesi ile Eczaneler ve Eczacılar Hakkında Yönetmelik'in "Kabul edilebilecek reçeteler" başlıklı 28. maddesine yer verilerek,
Mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; ilaç üretiminin ve kalitesinin teşvik ve teminini, her türlü ilacın, birkaç şeyin karıştırılması ile meydana getirilmiş maddelerin ve bunların üretiminde kullanılan ham ve yardımcı maddelerin ithal, ihraç, üretim, dağıtım ve tüketiminin kontrol ve denetlenmesi ile ruhsatlandırma izni ve fiyat verme işlerini yürütmeye; ispençiyari ve tıbbi müstahzarların halkın sağlığına zarar vermemesini, kaliteli, bilimsel verilerle orantılı, uygun fiyatlarla ve sürekli bir şekilde halka ulaşmasını sağlamaya; ayrıca herkesin sağlık durumunu takip edebilmek ve sağlık hizmetlerinin daha etkin ve hızlı şekilde yürütülmesi amacıyla elektronik ortam dahil olmak üzere gerekli kayıt ve bildirim sistemi kurmaya Sağlık Bakanlığının görevli ve yetkili olduğunun anlaşıldığı,
Herkesin hayatının beden ve ruh sağlığı içinde devamını sağlamak, ülkenin sağlık şartlarını düzeltmek, halka sağlık hizmetlerini ulaştırmakla görevli olan Sağlık Bakanlığının, sağlık hizmetlerinin en gerekli ve vazgeçilmez unsurlarından biri olan ilaçların, güvenilir şekilde halka ulaşmasını sağlamakla sorumlu olduğu, Sağlık Bakanlığının, bu sorumluluğunu ve dolayısıyla görevlerini yerine getirirken, mevzuat hükümleri çerçevesinde gerekli tedbirleri almak, kurallar koymak yetkisine de sahip bulunduğu,
Dava dosyasının incelenmesinden; Türkiye Cumhuriyeti Uyuşturucu ile Mücadele Yüksek Kurulu Ulusal Uyuşturucu ile Mücadele Eylem Planı (2016-2018) kapsamında uyuşturucuya ulaşılabilirliğin önlenmesi açısından her türlü doğal veya sentetik uyuşturucu maddeler ve bunların üretiminde kullanılan ara kimyasalların, ulusal ve uluslararası boyutta kaçakçılığını, üretimini, kullanımını, dağıtımını ve sokak düzeyinde satışını engellemek amacıyla, reçeteli uyuşturucu ilaçlara ulaşılabilirliğin kontrol altına alınması yönünde bir stratejiye yer verildiği, bu stratejiyi gerçekleştirmek üzere "elektronik renkli reçete sistemi" kurulmasının öngörüldüğü ve bu konuda Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunun sorumlu kılındığı; bu kapsamda davalı idare tarafından "elektronik renkli reçete sistemi"nin kurulduğu; dava konusu düzenlemeyle ise, tüm ilaçların anılan renkli reçete sistemine dahil edilerek kamu ve özel tüm sağlık hizmet sunucularında davalı idarenin kontrolünde ortak bir e-reçete uygulamasına geçilmesinin öngörüldüğünün anlaşıldığı,
1262 sayılı Kanun ile 6197 sayılı Kanun ve bu Kanun'un uygulama yönetmeliğine göre, ülkemizde satışı yapılan ilaçların reçeteli olarak satışa sunulması esas olmakla birlikte, reçeteli ilaçlar bakımından söz konusu reçetelerin barındırması gereken özellikler belirlenirken, reçetelerin normal (yazılı ve basılı) ya da elektronik olarak düzenlenmesi konusunda özel bir kurala yer verilmediği,
Reçetenin, hekim tarafından muayene edilen kişiye verilen ve kişinin tedavisini sağlayacak ilaç ve diğer tıbbi malzemelerin yer aldığı belge niteliğinde olduğu, elektronik reçetenin ise elektronik ortamda düzenlenen ve e-imza ile imzalanan reçeteler olarak tanımlandığı, bununla birlikte, e-reçete uygulamasında, ilgiliye sadece reçete kodu verilerek elektronik ortamda teşhis ve tedavi bilgilerinin eczanelere aktarılmakta olup, esasen normal reçete ile elektronik reçete muhteviyatının birbirinden farklı olmadığı,
Bu bağlamda, aktarılan görev ve yetkileri kapsamında davalı idarece sağlık hizmetlerinin elektronik ortamda güvenilir altyapılar üzerinden sağlanmasının amaçlandığı, bu amaçları gerçekleştirilebilmek için getirilen dava konusu düzenleme ile ilaçlara erişim imkânı sağlanırken, suiistimallerin önlenmesi maksadıyla renkli reçete sisteminin kapsamının genişletildiği, tüm ilaçların bu sisteme dahil edilerek uygulamada birliğin ve kontrolün sağlanmak istendiğinin anlaşıldığı,
Öte yandan, dava konusu Genelge'de, Elektronik Reçete Sistemine kırmızı ve yeşil reçetelerin dahil edilmesine ilişkin 2017/1; mor ve turuncu reçetelerin dahil edilmesine ilişkin 2017/4 ve izlemeye tabi ilaçları içeren normal reçetelerin dahil edilmesine ilişkin 2018/1 sayılı Genelgelerin teknik açıklamalarına dair hükümlerin geçerliliğini koruduğu belirtildiğinden, e-reçete sisteminin çalışmaması halinde basılı (kağıt) reçete uygulamasına devam edilebileceği anlaşılmakta olup, bu haliyle dava konusu Genelge'yle kapsamı genişletilen Elektronik Reçete Sisteminin sağlık hizmetlerinin aksamadan sunulmasına da engel olmadığı görüldüğünden, dava konusu düzenlemenin kamu yararına, hizmet gereklerine ve hukuka uygun olduğu sonucuna varıldığı,
Davacı tarafından, merkezi bir program üzerinden reçete yazılmasının, son derece hassas bir konu olan "kişisel verilerin işlenmesi" niteliğinde olduğu, hastanın muvafakatı alınmaksızın e-reçete ile yazılan hastalığın tanısı ve ilaca ilişkin bilgilerin kaydedilmesinin ve böylesi bir uygulamanın Kanun yerine Genelge ile düzenlenmesinin hukuka aykırı olduğu iddia edilmekte ise de; dava konusu düzenleme ile sağlık verilerinin, 6698 sayılı Kanun’un 6. maddesi uyarınca idareye verilen yetki kapsamında, kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbî teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi amacıyla sınırlı olarak, orantılı ve ölçülü bir biçimde işlenmesinin öngörüldüğü, ayrıca düzenlemeye konu elektronik reçetenin normal reçete içeriğini haiz verileri barındırdığı, bu uygulamanın gelişen teknoloji karşısında hizmetin devamı ve birliği için zorunlu olduğu dikkate alındığında, davacının bu yöndeki iddialarına itibar edilmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, mevzuatta, muayenehaneler de dahil olmak üzere bütün özel ve kamu sağlık kuruluşlarında her türlü reçetenin her yerde elektronik olarak yazılması zorunluluğu getirilmesine yönelik bir kuralın bulunmadığı; merkezi bir program üzerinden reçete yazılmasının istenmesi, "kişisel verilerin işlenmesi" niteliğinde olduğundan, hastanın muvafakatı alınmaksızın e-reçete ile yazılan hastalığın tanısı ve ilaca ilişkin bilgilerin kaydedilmesinin usul ve hukuka aykırı olduğu; Genelge ile uygulanması zorunlu kılınan işlemlerin, hastanın tedaviden kaçınmasına sebep olabileceği gibi sistemin arıza vermesi halinde sorumluluk altına girmek istemeyecek olan hekimin de tedavi etme ödevinde çekincelere ve aksamalara sebebiyet vereceği; e-reçete sistemi zorunluluğu ile doktorun şifresini öğrenen herkesin kolayca istediği reçeteyi yazabileceği ve tüm sorumluluğun hiç birşeyden haberdar olmasa dahi doktorda bulunacağı, bu açıdan imza ve gerçek el yazısının çok daha güvenilir olduğu; e-reçete sisteminin zorunlu değil ihtiyari olması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'UN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 21/04/2022 tarih ve E:2019/9998, K:2022/2295 sayılı kararının ONANMASINA,
3.Kesin olarak, 05/10/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!