WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 01 Temmuz 2026

DANIŞTAY İDARE DAVA DAIRELERI KURULU

A- A A+

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2023/285 E.  ,  2023/1718 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/285
Karar No : 2023/1718

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- ...
2- ...
VEKİLLERİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılardan ...'ın, 13/09/2009 tarihinde Malatya Devlet Hastanesinde gerçekleştirdiği normal doğum sonrasında fistül gelişiminde, davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranıldığı iddia edilen 12.000-TL maddi, 28.000-TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla;
Davacılardan ...'ın sancılı gebelik halinde 10/09/2009 tarihinde Malatya Beydağı Devlet Hastanesine müracaat ettiği, burada yapılan muayenesinin akabinde doğum servisine yatışının gerçekleştirildiği, yatışı sağlandıktan sonra NST takibine alındığı, NST testinde bebek hareketlerinde azalma, doğum sancılarında artma tespit edildiği, hastanın daha ileri bir merkezde doğumunun uygun olacağı gerekçesi ile ambulans ve sağlık personeli refakatinde 11/09/2009 tarihinde Malatya Devlet Hastanesine sevk edildiği, yapılan muayenesinin ardından 13/09/2009 tarihinde doğum odasına alınarak spontan vaginal yolla mediolateral epizotomi ile saat 14:30 sularında kız bebek dünyaya getirdiği, doğumu takiben anne ve bebeğin postpartum ve tedavisine başlandığı, epizyotomi tamirinin ebeler tarafından yapıldığı, medikal tedavilerinin yapıldığı ve 15/09/2009 tarihinde taburcu edildiği, davacının taburcu olduktan yaklaşık 6 ay sonra 26/02/2010 tarihinde gaz ve gaita tutamama şikayetleri ile Malatya İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Kliniğine müracat ettiği, bu merkezde "kronik anal fissür" tanısı konularak lokal anestezi uygulanarak "fissürektomi" yapıldığı, aynı gün taburcu edildiği, davacılar tarafından, 18/01/2010 tarihinde, doğumun doktor katılımı olmaksızın ebeler tarafından yapıldığı, sağlık personeli olan ebelerin meslekteki bilgisizliği ve yetersizliği nedeniyle rahim diliminin makata kadar kesildiği, yanlış kesimin ardından kalın bağırsağın yanlış dikildiği, bu yanlış kesim ve dikim üzerine küçük ve büyük tuvaletini aynı yerden yaptığı, sağlık personelinin cerrahi hatası sonucu üreme ve boşaltım sistemine ağır ve kalıcı hasar verildiği gerekçesi ile tazminat talebinde bulunulduğu, doğum sırasında hastaya epizyotomi açıldığı ve tamirinin aynı ebe tarafından yapıldığı, doğumlarda binde 3-6 oranınında fistüller görülebileceği, bu tür komplikasyonların hiç bir zaman istenmeyen fakat nadirde olsa karşılan durumlar olduğu, olayda fistül gelişimi denilen komplikasyonun oluştuğu, bu nedenle Bakanlık personeline atfedilecek bir hizmet kusuru bulunmadığı ileri sürülerek talebin reddi üzerine, ... için 10.000-TL maddi ve 20.000-TL manevi; ... için 2.000-TL maddi, 8.000-TL manevi olmak üzere toplam 40.000-TL tazminata hükmedilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı, dava devam ederken, davacının 18/01/2012 tarihinde anal inkontinans tanısı ile yatışı yapılıp ameliyat olduktan sonra 30/01/2012 tarihinde taburcu olduğuna ilişkin raporun sunulduğu,
Davacı ...'ta gelişen komplikasyonun meydana gelmesinde davalı idare personelinin her hangi bir kusurunun bulunup bulunmadığı, doğum ve doğum sonrası tedavi ile takibinin tıp kurallarına uygun olarak yapılıp yapılmadığı, olayda hizmet kusurunun olup olmadığının tespiti amacıyla yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu Adli Tıp 3.İhtisas Kurulunca düzenlenerek dosyaya sunulan 28/12/2011 tarihli raporda özetle; dava konusu hadiseyi tıbbi olarak değerlendirmek gerekirse doğum yolunda bebeğin daha rahat geçebilmesi için uygulanan bir küçük cerrahi müdahale olan epizyotomi yapılmış doğumlarda gaz ve gaita inkontinansı oluşması durumu, yırtık oluşmamış olanlara oranla 4-6 kat daha fazla olarak bildirilmekte olduğu, onarım yapılan hastaların yaklaşık %10'unda yara açılması olmakta ve yara açılması olan hastaların %67'sinde de sonradan cerrahi düzeltim gerekmekte olduğu, hastaya erken dönemde veya dokuların eski kanlanma ve innervasyonlarına kavuştuğu post partum 3. ayda yapılacak cerrahi onarımın hastayı çok büyük oranda eski sağlığına kavuşturacağı, davacının Malatya Devlet Hastanesine miyadında ağrılı gebe olarak başvurduğu, epizyotomi açılarak normal doğum ile ebe tarafından bir bebek doğurtulduğu, açılan epizyotominin ebe tarafından onarıldığı, mevcut tıbbi belgelere göre normal vajinal doğum kararının doğru olduğu, ebenin normal doğum yaptırabileceği, epizyotomi açıp onarabileceği, tüm normal doğumlarda rektüm zedelenmesi ve fistülün komplikasyon olarak gelişebileceği, idare ve sağlık personeline kusur atfedilemeyeceğinin belirtildiği,
Adli Tıp Raporunda idare ve sağlık personeline kusur atfedilemeyeceği sonucuna varılmış ise de, Malatya Beydağı Devlet Hastanesine müracaat eden davacının daha ileri bir merkezde doğumunun uygun olacağı düşüncesi ile Malatya Devlet Hastanesine sevk edilmesine karar verildiği halde, buradaki doğum sırasında doktor bulundurulmaması ve doğumun tamamen ebelerin kontrolüne bırakılması nedeniyle davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu,
Olay nedeniyle davacılar tarafından 12.000-TL maddi tazminatın ödenmesi istenilmekte ise de, davacılar tarafından uğranılan maddi zarar kanıtlanamadığından maddi tazminat isteminin reddi gerektiği sonucuna varıldığı,
Fistül gelişimin her normal doğumda nadir de olsa binde 3-6 oranında görüldüğü, doğumun ebe yerine doktor tarafından gerçekleştirilmiş olması durumunda bu komplikasyonun ortaya çıkma ihtimalinin düşük olabileceği, davacının doğum olayında, belki de bu komplikosyonun oluşmayacağı ihtimali bulunduğundan, bu nedenle davacıların bu olayda aşırı acı ve elem duyduklarının açık olduğu, diğer yandan davacı ...'ta meydana gelen fistül gelişim ile davalı idarenin yaptırdığı doğum eylemi arasında illiyet bağı bulunduğundan, oluşan fistül gelişimin giderilmesi amacıyla davacı ...'ın iki defa ameliyat olmasının da manevi açıdan zarar görmesine neden olduğu gerekçesiyle,
Davanın kısmen kabulüne, ... için 20.000-TL, ... için 4.000-TL olmak üzere toplam 24.000-TL manevi tazminatın adı geçen davacılara ödenmesine, 4.000-TL manevi tazminat ile 12.000-TL maddi tazminat ödenmesi isteminin ise reddine karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 23/03/2022 tarih ve E:2019/8104, K:2022/1598 sayılı kararıyla;
Uyuşmazlıkta, idarenin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığının tespiti için bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunca düzenlenen ... tarih ve ... karar numaralı raporda özetle; davacının Malatya Devlet Hastanesi'ne miadında ağrılı gebe olarak başvurduğu, epizyotomi açılarak normal doğum ile ebe tarafından bir bebek doğurtulduğu, açılan epizyotominin ebe tarafından onarıldığı, mevcut tıbbi belgelere göre normal vajinal doğum kararının doğru olduğu, ebenin normal doğum yaptırabileceği, epizyotomi açıp onarabileceği, tüm normal doğumlarda rektum zedelenmesi ve fistülün komplikasyon olarak gelişebileceği, idare ve sağlık personeline kusur atfedilemeyeceği tespitine yer verildiği,
Bakılan davada, İdare Mahkemesince Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan alınan raporda yapılan tıbbi işlemlerde davalı idareye atfedilebilecek hizmet kusuru bulunmadığı, belirtilmekte ise de, Malatya Beydağı Devlet Hastanesine müracaat eden davacının daha ileri bir merkezde doğumunun uygun olacağı düşüncesi ile Devlet Hastanesine sevk edilmesine karar verildiği halde, buradaki doğum sırasında doktor bulundurulmaması ve doğumun tamamen ebelerin kontrolüne bırakılması nedeniyle davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğuna kanaat getirilerek takdiren 24.000-TL manevi tazminatın ödenmesine karar verildiği, ancak Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda, mevcut tablonun komplikasyon olduğu belirtildiği, davacılardan ...'ta meydana gelen fistül gelişimine ait istenmeyen sonuç nedeniyle davalı idarenin tazmin sorumluluğundan bahsedebilmek için hizmet kusurunun varlığının tespiti gerektiği, oysa mevcut tablonun komplikasyon olduğu, bu haliyle davalı idarenin hizmet kusurundan söz etmenin olanaklı olmadığı, davanın reddine karar verilmesi gerekirken İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılarak,
Davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyize konu manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne ilişkin kısmının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla;
Olayda, Malatya Beydağı Devlet Hastanesince düzenlenen epikriz formuna göre, davacılardan ...'ın 10/09/2009 tarihinde Beydağı Devlet Hastanesi kadın doğum servisine bebek hareketlerinde azalma şikayeti ile başvurması üzerine kadın hastalıkları ve doğum uzman hekimi Dr. ... tarafından doğumun daha ileri imkanlara sahip bir merkezde gerçekleştirilmesi gerektiği kanaati ile Malatya Devlet Hastanesi ile iletişime geçilerek doğumun Malatya Devlet Hastanesi'nde gerçekleştirilmesine karar verilerek davacının ambulans ile söz konusu hastaneye sevkinin sağlandığı, Malatya Devlet Hastanesinde davacının ilk kontrolünün uzman hekim tarafından yapıldıktan sonra doğum sürecinin ve doğum eyleminin ebe tarafından tamamlandığının anlaşıldığı,
Dosya kapsamından ve dosyada yer alan Adli Tıp Kurumu bilirkişi raporundan, idarenin doğum eyleminin sağlık personelince gerçekleştirilişinde hizmeti kusurlu işlettiğine ilişkin hukuken kabul edilebilir bir kanıt bulunmadığı, epizyotomi kesisi açmak hususunda yetkili bulunan ebeler tarafından epizyotomi kesisi uygulanması ve tamir edilmesi sonrasında ortaya çıkabilecek durumların komplikasyon değerlendirmesi içinde kaldığı anlaşılmaktaysa da; idarenin tazmin sorumluluğunun değerlendirilmesi sırasında sadece personelin değil hizmetin kuruluşunda, kurumlar arası organizasyon yönetimindeki kararların da değerlendirilmesi gerekmekte olup epikriz raporuna göre davacıların bebek hareketlerinde azalma yakınması ile Beydağı Devlet Hastanesi'ne başvurdukları, ayrıca dava dilekçesine göre ilk başvurunun yapıldığı Devlet Hastanesi'nde elektrik kesintisi de yaşandığı, mevcut tabloda uzman hekim tarafından kendisince doğumun Beydağı Devlet Hastanesinde gerçekleştirilemeyeceği kanaatiyle davacıların sevk işleminin gerçekleştirildiği gözetildiğinde, davacıların sevk edildikleri daha ileri bir tıp merkezinde doğumun uzman doktor tarafından gerçekleştirileceği yönünde bir beklenti içine girdikleri, kaldı ki sevk edilen sağlık merkezinde ilk kontrolün de uzman hekim tarafından gerçekleştirildiği ancak doğum eyleminin sevk ve idaresinin ebelere devredildiği, buna yönelik davacılara somut bir açıklama yapılmaksızın doğumun ebeler tarafından yaptırılması durumunun davacılarda sağlık hizmetinin gereği gibi işletilmediği şeklinde şüphe, endişe ve üzüntüye yol açtığı görüldüğünden davacıların uğradığı manevi zararın, manevi tazminatın nitelikleri de gözetilerek manevi tatmin sağlayacak, idarenin kusurunu ortaya koyacak makul bir tutarın ödenmesine karar verilmesi gerektiği gerekçesi eklenmek suretiyle, davanın kısmen kabulü ile 24.000-TL manevi tazminatın davacılara ödenmesi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından; olayda, idarelerinin kusuru ve tazmin sorumluluğunun bulunmadığı, bu hususun Adli Tıp Raporu ile de tespit edildiği, mevzuat uyarınca ebelerin normal doğum yaptırma, epizyotomi açma ve onarma yetkilerinin bulunduğu, gelişen komplikasyon hakkında davacının bilgilendirildiği ve buna ilişkin yazılı onayının da alındığı, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacılar tarafından, doğumu yaptıran ebenin mesleki bilgisizliği ve deneyimsizliği nedeniyle hatalı cerrahi onarım yapıldığı, doğumdan sonra 3 kez ameliyat olmak zorunda kaldığı ve halen tam olarak sağlığına kavuşamadığı, temyize konu kararın onanması gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi ısrar kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacı ... bebek hareketlerinde azalma şikayeti ile 10/09/2009 tarihinde Malatya Beydağı Devlet Hastanesine müracaat etmiş, kadın doğum servisine yatırılmış, NST takibine alınmıştır. Doğum sancılarında artma tespit edilen davacı ambulans ile 13/09/2009 tarihinde saat: 12.40'ta Malatya Devlet Hastanesine sevk edilmiştir.
Malatya Devlet Hastanesinde, saat:12.45'te uzman doktor tarafından yapılan muayenesinin ardından aynı gün saat:14.30'da, ebe eşliğinde normal yolla epizotomi ile sağlıklı bir kız bebek dünyaya getirmiştir. Epizyotomi tamiri ebeler tarafından yapılmış ve davacı 15/09/2009 tarihinde taburcu edilmiştir.
Davacı, doğumdan on gün sonra 23/09/2009 tarihinde İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezine müracaat etmiş, burada Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı tarafından yapılan muayenede "sağ medyolateralden rektuma kadar uzanan, vajen sağ yan duvarda yer yer açık olan epizyotomi hattı, rektumda birkaç tane submukozada sütür palpasyonla görüldü" notu ile "duphalac+oturma banyosu+genel cerrahi konsültasyonu+10 gün sonra jinekoloji polikliniği kontrolü" önerilmiştir.
Davacı doğumdan yaklaşık altı ay sonra 26/02/2010 tarihinde gaz ve gaita tutamama şikayetleri ile Malatya İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Kliniğine müracat etmiş, bu merkezde "kronik anal fissür (derin makat çatlağı)" tanısı konularak "fissürektomi (çatlak olan bölümü çıkarma)" işlemi yapılmış, aynı gün taburcu edilmiştir.
Davacılar tarafından, 18/01/2010 tarihinde davalı idareye başvurularak tazminat isteminde bulunulmuş, davalı idarenin 10/03/2010 tarihli ön kararı ile istemin reddi üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.
Dava devam ederken, 18/01/2012 tarihinde, Malatya İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Kliniğine anal inkontinans (anal sifinkter kontrolünde azalma) tanısı ile davacının yatışı ve ameliyatının (onarım) yapıldığı ve 30/01/2012 tarihinde taburcu edildiği anlaşılmaktadır.

İLGİLİ MEVZUAT :
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetimi yapılacağından, mahkemece, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır.
Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.
Öte yandan, manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminatın hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır.
Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli ve idari faaliyetin niteliği gözetilerek hakkaniyetli ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Uyuşmazlıkta idarenin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığının tespiti için bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunca düzenlenen ... tarih ve ... karar numaralı raporda özetle; "davacının Malatya Devlet Hastanesi'e miadında ağrılı gebe olarak başvurduğu, epizyotomi açılarak normal doğum ile ebe tarafından bir bebek doğurtulduğu, açılan epizyotominin ebe tarafından onarıldığı, mevcut tıbbi belgelere göre normal vajinal doğum kararının doğru olduğu, ebenin normal doğum yaptırabileceği, epizyotomi açıp onarabileceği, tüm normal doğumlarda rektum zedelenmesi ve fistülün komplikasyon olarak gelişebileceği, idare ve sağlık personeline kusur atfedilemeyeceği" tespitine yer verilmiştir.
Bakılan davada, İdare Mahkemesince, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan alınan raporda yapılan tıbbi işlemlerde davalı idareye atfedilebilecek hizmet kusuru bulunmadığı belirtilmekte ise de, Malatya Beydağı Devlet Hastanesine müracaat eden davacının daha ileri bir merkezde doğumunun uygun olacağı düşüncesi ile Malatya Devlet Hastanesine sevk edilmesine karar verildiği halde, buradaki doğum sırasında doktor bulundurulmaması ve doğumun tamamen ebelerin kontrolüne bırakılması nedeniyle davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu sonucuna varılarak, takdiren 24.000-TL manevi tazminatın davacılara ödenmesine karar verilmiştir. Ancak meydana gelişi yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan tazminat istemine konu olayda, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda, mevcut tablonun komplikasyon olduğu anlaşıldığından, davalı idarenin hizmet kusurundan söz edilmesi mümkün değildir.
Bu durumda, davacılardan ...'ta meydana gelen fistül gelişimine ait istenmeyen sonuç nedeniyle davalı idarenin tazmin sorumluluğundan bahsedebilmek için hizmet kusurunun varlığının tespiti gerektiği, oysa mevcut tablonun komplikasyon olduğu, bu haliyle davalı idarenin hizmet kusurundan söz etmenin olanaklı olmadığı ve davalı idarenin tazmin sorumluluğunun bulunmadığı açık olup, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü yolunda verilen İdare Mahkemesi ısrar kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne;
2. Dava konusu tazminat isteminin kısmen kabulüne ilişkin ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı ısrar kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın, ... İdare Mahkemesine gönderilmesine,
4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25/09/2023 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

GEREKÇEDE KARŞI OY
X- Dosya kapsamından ve dosyada yer alan Adli Tıp Kurumu bilirkişi raporundan, her ne kadar davalı idarenin hizmeti kusurlu işlettiğine ilişkin hukuken kabul edilebilir bir kanıt bulunmadığı belirtilmekte ise de;
Olayda, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen raporda, gelişen tablonun komplikasyon olduğu belirtilmiş ise de, davacı doğum için sevk edildikleri daha ileri bir tıp merkezi olan Malatya Devlet Hastanesinde, doğumun uzman doktor tarafından gerçekleştirileceği yönünde bir beklenti içine girdikleri, doğumun ebeler tarafından yaptırılmasının davacılarda sağlık hizmetinin gereği gibi işletilmediği hususunda şüphe, endişe ve üzüntüye yol açtığı, davacı ...'ın doğumda meydana gelen komplikasyon nedeniyle daha sonraki süreçte üç kez daha ameliyat olmak zorunda kaldığı hususu gözönüne alındığında, davacılar lehine manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Bununla birlikte, manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar.
Buna göre, manevi tazminatın belirtilen niteliği ile dava konusu olayın somut koşulları birlikte göz önüne alındığında, davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat tutarı fazla olduğundan, temyize konu ısrar kararının, İdare Mahkemesince davacılar lehine uygun bir miktar manevi tazminata hükmedilmesini teminen bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.

KARŞI OY
XX- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı verilen kararının usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile temyize konu ısrar kararının onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.