DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/2758 E. , 2024/221 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/2758
Karar No : 2024/221
TEMYİZ EDENLER:
1-(DAVACI) : …
2-(DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 27/02/2023 tarih ve E:2020/754, K:2023/1806 sayılı kararının aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması taraflarca karşılıklı olarak istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapmakta iken, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatı olduğu gerekçesiyle Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen davacı tarafından, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu … Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına yaptığı itirazın reddine yönelik Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının iptali ile 50.000,00 TL manevi tazminatın davalı idarece ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 27/02/2023 tarih ve E:2020/754, K:2023/1806 kararıyla;
2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 62. maddesi ile 69. maddesinin 1. ve son fıkralarında; 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun 26. maddesinde yer alan kurallar aktarılarak,
Uyuşmazlıkta, davacı hakkında düzenlenen 15/10/2016 tarihli soruşturma raporunda, "…’nun tevzi yapması ile ilgili bizatihi verilen soruşturma izni bulunmadığı, bununla birlikte tevzi yapmaya yönelik eylemin Daire başkanı olan F.E.’ın ifadesi göz önünde bulundurulduğunda başlı başına ...’nun iradesi ile ortaya çıkmadığının görüldüğü, dosyanın kıdemli bir tetkik hâkimine verilmesine yönelik talimatın bizzat F.E. tarafından verildiği, Yargıtay Kanunu’nun 26. maddesinde de açıkça belirtildiği üzere tetkik hâkiminin görevlerinin tahdidi olarak belirtilmediği, tetkik hâkiminin daire başkanının vereceği işleri yapmakla yükümlü olduğu, tevzi konusunda da F.E.’ın, ...’nu yönlendirdiği ve tevzii hususunda kasıttan sözedilemeyeceği kanaatini bildirdiği, bu nedenle düzelterek onama ilamında kararın bozulması konusunda olması gerektiği gibi karşı oy kullanan F.E.’ın bilgisi dâhilinde gerçekleşen tevzi yapma eyleminin başlı başına ...’na izafe edilmesinin mümkün olmadığı, aynı zamanda esasa müessir olmayan tevzi yapmaktan ibaret eylemin yaptırım uygulanmasını gerektirir ağırlıkta olmadığı ve tek başına bu eylemin adı geçen diğer hakim ve Cumhuriyet savcılarıyla fikir ve eylem birliğine girildiğini göstermeye yetmeyeceği değerlendirilmekle" belirtilerek davacıya isnat edilen eylemin sübuta ermediği sonuç ve kanaatine yer verildiği,
Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, soruşturmaya konu dosyanın kıdemli bir tetkik hâkimine verilmesine yönelik talimatın davacıya Daire Başkanı F.E. tarafından verildiği, Yargıtay Kanunu’nun 26. maddesi uyarınca daire başkanının vereceği işleri yapmakla yükümlü olan davacının söz konusu dosyayı tevzi etmesine yönelik eylemini Daire Başkanı F.E.'nin talimatı ile gerçekleştirdiği ve davacının FETÖ kumpası olduğu konusunda şüphe bulunmayan soruşturmaya konu dosyada görev alan diğer hâkim ve Cumhuriyet savcıları ile birlikte fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettiğine yönelik davalı idare tarafından bir tespit de sunulmadığı dikkate alındığında davacıya isnat edilen eylemin sübuta ermediği kanaatine varıldığı,
Netice itibarıyla, davacının 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu … Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine yönelik Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında hukuka uyarlık görülmediği,
Davacının dava konusu işlem nedeniyle uğradığını iddia ettiği manevi zarara karşılık olmak üzere 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi istemi yönünden,
Manevi tazminatın, kişinin malvarlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracı olduğu; manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışının veya yetersiz kalışının manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kıldığı; manevi tazminatın olay nedeniyle duyulan ağır elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlayan bir tazmin aracı niteliğinde olması nedeniyle, yargı mercilerince takdir edilecek manevi tazminatın, ilgilinin zenginleşmesine yol açmayacak ve aynı zamanda idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak miktarda belirlenmesi gerektiği,
Uyuşmazlık konusu olayda her ne kadar davacının 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına dair dava konusu kararın yukarıda yazılı gerekçeyle hukuka aykırı olduğu saptanmış ise de, davacının, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin … tarih ve … sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin … tarih ve … sayılı kararının iptali istemiyle açılan davanın Dairelerinin 11/10/2022 tarih ve E:2017/4708, K:2022/6509 sayılı kararı ile reddine karar verildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan kararın kesinleşmediği, öte yandan FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği gerekçesiyle davacı hakkında hapis cezası verildiği ve anılan cezanın Yargıtayca onanarak kesinleştiği hususları dikkate alındığında, davacının hukuka aykırı dava konusu karar nedeniyle ağır bir elem ve üzüntü duyduğunun kabulüne olanak bulunmayıp manevi tazminata hükmedilebilmesi için gerekli olan şartların oluşmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle, dava konusu işlemin iptaline, davacının manevi tazminat isteminin ise reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davacı tarafından, dosyayı ilgili hakime kendisinin tevzi etmediği, etmiş olsa bile bunun disiplin cezası gerektirmeyeceği; disiplin sürecinin kendisini psikolojik olarak etkilediği, başka bir yargılamanın bulunmasının bu dosyadan manevi olarak etkilenmeyeceği anlamına gelmediği, talep ettiği miktarın çok olmadığı belirtilerek Daire kararının manevi tazminat isteminin reddine yönelik kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, aynı davacı hakkında, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan
Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve
irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına
ilişkin karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanın reddedildiği ve bu karar ile birlikte Dairenin çelişkiye düştüğü; davacının, FETÖ kumpası olduğu konusunda şüphe bulunmayan soruşturmaya konu dosyayı hassas davranarak, objektif bir şekilde sunum yapacağına inandığı bir tetkik hakimine vermesi gerekirken, kendisi gibi meslekten ihraç edilen bir tetkik hakimine havale ederek Daire başkanının muhalif kalmasına rağmen kararın düzeltilerek onanmasına sebep olduğu; bu durumda davacının söz konusu olayda diğer hakim ve savcılarla birlikte fikir ve eylem birliği içerisinde hareket etmediğini iddia etmenin FETÖ terör örgütünün eylem stratejisinin ve hareket tarzının anlaşılmadığını ortaya koyduğu; örgütün menfaatleri doğrultusunda kararlar çıkartabilmek adına örgütün yüksek yargıdaki elemanlarının da bu aşamada devreye girerek, kendilerine verilen talimatlar doğrultusunda eylemlere giriştikleri; Yargıtay 14. Ceza Dairesinin kıdemli tetkik hâkimi olarak görev yaptığı dönemde gerçekleştirdiği hukuka aykırı eylem ve işlemleri soruşturma kapsamında sabit olan davacının, FETÖ terör örgütünün amaç ve gayesi doğrultusunda planlı ve sistematik organizasyonun parçası olarak işlem yaptığının dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgeler ile ortaya konulduğu; disiplin cezası uygulanmasını gerektiren fiilin suç teşkil etmesi veya hüküm giymeyi gerektirmediğinden, bu yönde bir değerlendirme yapmanın dosyanın çözülmesi açısından bir fayda sağlamayacağı ve doğru yorumlama yöntemi olmadığı; davacı hakkında, soruşturma raporunda, kendisine isnat edilen eylemin sübuta ermediği yönünde görüş beyan edilmesinin karar aşamasında Kurulu bağlayıcı bir etkisinin olmadığı; Daire başkanının talimatı ile dosyanın kritik ve önemli bir dosya olduğunu ve bu dosyayı kıdemli bir tetkik hakiminin incelemesinin daha iyi olacağı saiki ile bu talimatı verdiği ve dosyayı vermesini istediği tetkik hakimini ismen belirtmediği, davacının ise kendisi gibi örgütün menfaatleri doğrultusunda hareket eden bir tetkik hakimine dosyayı tevzi ederek örgütün istediği doğrultuda karar çıkmasını sağladığı, söz konusu eylemlerin tesadüfen ve masumane bir şekilde gerçekleştirilmiş eylemler olmadığı; gizlilik üzerine kurulu bu yapı tarafından gerçekleştirilen eylemler ve saiklerinin tümünün somut delillerle ispatının beklenmesinin olağan sürece aykırı olduğu; davacının eylemlerinin niteliği, ağırlığı ve yoğunluğu dikkate alındığında, yargı yetkisini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkisi kapsamında kötüye kullandığı belirtilerek Daire kararının dava konusu işlemin iptaline yönelik kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI: Taraflarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'ÜN DÜŞÜNCESİ: Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan Daire kararında bahsedilen Danıştay Beşinci Dairesinin 11/10/2022 tarih ve E:2017/4708, K:2022/6509 sayılı kararı Kurulumuzun 22/06/2023 tarih ve E:2023/590, K:2023/1518 sayılı kararı ile kesin olarak onanmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptali, davacının manevi tazminat isteminin reddi yolundaki Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 27/02/2023 tarih ve E:2020/754, K:2023/1806 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 07/02/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!