WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Haziran 2026

DANIŞTAY İDARE DAVA DAIRELERI KURULU

A- A A+

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2023/2570 E.  ,  2024/810 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/2570
Karar No : 2024/810

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …

İSTEMİN KONUSU: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Manisa ili, Saruhanlı ilçesi, … Mahallesi, … pafta, … ve … parsel sayılı taşınmazların bulunduğu alanda … tarih ve … sayılı belediye encümeni kararı ile kabul edilen parselasyon işlemi ile dayanağı … tarih ve … sayılı belediye meclisi kararı ile kabul edilen 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; dosyadaki bilgi ve belgeler ile 07/11/2017 tarihinde yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporun birlikte değerlendirilmesinden,
Dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği plan açıklama raporunda dava konusu plan değişikliğinin amacı “kadastro ile imar planındaki uyumsuzlukların giderilmesi ve uygulamaya dönük problemlerin çözümlenmesi” olarak belirtilmiş olmasına karşın, dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin amacını aşacak şekilde kararlar ürettiği, plan değişikliği ile alanda konut alanlarına ayrılan alanın önemli ölçüde arttırıldığı, ancak alanda yaşaması öngörülen ek nüfus için aynı oranda donatı alanı ayrılmadığı, alanda öngörülmüş olan toplam park alanının azaltıldığı,
Dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırı olduğu, bu plana dayanılarak yapılan parselasyon işleminde de hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 28/12/2022 tarih ve E:2018/5439, K:2022/12186 sayılı kararıyla;

İdare Mahkemesince, dava konusu uygulama imar planı değişikliği ile planlama alanında konut alanının arttırılmasına karşılık öngörülen ek nüfus için aynı oranda donatı alanı ayrılmadığı ve park alanının azaltıldığı gerekçesiyle uyuşmazlık konusu plan değişikliğinin tümünün iptaline karar verilmiş ise de; davacının, bölgedeki park alanının keyfi olarak kendi taşınmazlarına kaydırıldığı, yol kararının taşınmazlar üzerindeki yapının yıkılmasına neden olacağı ve yasal orandan fazla kesilen düzenleme ortaklık payının kanunen belirlenen hizmetlere ayrılmadığı iddialarıyla davayı açtığı dikkate alındığında, bu konuda herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın, taleple bağlı kalınmayarak hüküm kurulduğunun anlaşıldığı,
Bu nedenle Mahkemece, davacının talebi ve bu davayı açmaktaki amacı göz önünde bulundurularak, dava konusu uygulama imar planı değişikliğinin davacının taşınmazları bakımından imar mevzuatı, şehircilik ilkeleri ve planlama esasları ile kamu yararı yönünden uygun olup olmadığının, gerekirse ek bilirkişi raporu alınıp değerlendirilerek uyuşmazlığa ilişkin yeniden bir karar verilmesi gerektiği,
Öte yandan, dava konusu parselasyon işlemi hakkında dayanağı dava konusu uygulama imar planına dair yukarıda açıklandığı biçimde yapılacak inceleme sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla;
Kamu hukuku ile özel hukuk arasındaki en önemli ayrımın resen araştırma ilkesi olduğu, bu ilke uyarınca adli yargı mercilerinden farklı olarak idari yargı mercilerinin, davacının iddialarıyla bağlı olmaksızın, dava konusu işlemi yetki, şekil, sebep, konu ve amaç yönlerinden incelemek suretiyle karar vermeleri gerektiği, aksi halde davacının iddialarıyla bağlı kalınarak yapılacak yargısal denetimin, adli yargıda yapıldığı gibi salt davacı menfaati ile sınırlanmasının, idari faaliyetlerin kamu düzeni ve kamu yararı yönünden de hukuka uygun olması zorunluluğuyla bağdaşmayacağı,
Uyuşmazlıkta, davacı tarafından parsellerine ilişkin parselasyon ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı birlikte dava konusu edildiğinden, her iki işleme ilişkin hüküm kurulmasının taleple bağlılık ilkesinin bir sonucu olduğu, Mahkemece talep dışında herhangi bir şeye ilişkin de hüküm kurulmadığı, öte yandan 2577 sayılı Kanun uyarınca idari yargıda resen araştırma ilkesi geçerli olduğundan, taraf iddialarının idari yargı yerlerini bağlayıcı bir yönünün bulunmadığı, bu nedenle davacı tarafından uygulama imar planının dava konusu edilmesi durumunda, davacının dava açmaktaki amacı ve iddiaları dışında dava konusu edilen idari işlemin tüm unsurları yönünden incelenmesinin kanuni zorunluluk arz ettiği,
Dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planıyla konut alanına ayrılan alanın arttırılmış olmasına karşın, alanda yaşaması öngörülen ek nüfus için aynı oranda donatı ayrılmamış olması ve alanda öngörülmüş olan toplam park alanının azaltılmış olması nedeniyle, söz konusu plan değişikliğinin şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, kamu yararına ve hukuka aykırı olduğu, bu plana dayanılarak yapılan parselasyon işleminde de hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesi eklenmek suretiyle dava konusu işlemlerin iptali yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, dava konusu uygulama imar planı değişikliği ve parselasyon ile şahısların haklarının maksimum ölçüde korunmaya çalışıldığı, planlamada hedefin bugünün gerçekleri değil, uzun yıllar sonra ortaya çıkarılacak yeni ilçe olduğu, dava konusu işlemlerin hukuka uygun şekilde tesis edildiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile ısrar kararının, Danıştay Altıncı Dairesinin 28/12/2022 tarih ve E:2018/5439, K:2022/12186 sayılı kararında yer alan gerekçe doğrultusunda bozulmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY :
Üzerinde ruhsatsız yapı bulunan … ve … sayılı parseller … tarih ve … sayılı belediye meclisi kararı ile kabul edilen 1/5000 ölçekli revizyon nazım imar planında meskun konut alanında, 1/1000 ölçekli revizyon uygulama imar planında bitişik nizam 3 ve 4 kat konut alanında kalmaktadır.
Uyuşmazlık konusu parsellerin bulunduğu alanda … tarih ve … sayılı belediye meclisi kararı ile kabul edilen 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinde … ve … sayılı parseller meskun konut alanına, … sayılı parselin küçük bir kısmı batısından geçirilen 12 metrelik yola, dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinde … ve … sayılı parseller bitişik nizam 3 ve 4 kat konut alanına, … sayılı parselin küçük bir kısmı ise batısından geçirilen 12 metrelik yola ayrılmıştır.
… tarih ve … sayılı belediye meclisi kararı ile kabul edilen dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinde, plan değişikliği onama sınırı içerisinde konut alanlarına ayrılan imar adalarının toplam büyüklüğü 47.225 m2'den 48.259 m2'ye çıkarılmış, park alanlarına ayrılan toplam alan ise 3957 m2'den 3369 m2'ye düşürülmüş, uyuşmazlık konusu … ve … sayılı parsellerin bulunduğu imar adasının formu büyütüldüğünden, önceki 1/1000 ölçekli revizyon uygulama imar planında doğusundaki 7 metrelik yola cepheli olan … sayılı kadastral parselin yola cephesi kalmamış, önceki 1/1000 ölçekli revizyon uygulama imar planında 1726 sayılı parselin doğusunda bulunan park alanı, dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinde bir miktar daha doğuya kaydırılmış, ancak dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinde, uyuşmazlık konusu … ve … sayılı parsellerin önceki 1/1000 ölçekli revizyon uygulama imar planında ayrıldığı fonksiyon ve yapılaşma şartlarında ise herhangi bir değişiklik yapılmamıştır.
… tarih ve … sayılı belediye meclisi kararı ile kabul edilen dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği uyarınca yapılan dava konusu parselasyon işlemi ile tam hisse davacının murisine ait olan 470 m2 büyüklüğündeki … sayılı parselden 117,46 m2 düzenleme ortaklık payı (DOP) kesildikten sonra kalan 352,54 m2 imara tahsis miktarı ile 163 m2 büyüklüğündeki … sayılı parselden 40,73 m2 DOP kesildikten sonra kalan 122,27 m2 imara tahsis miktarı birleştirilerek murise, kadastral parsellerinin bulunduğu alanda 12 metrelik yola cepheli şekilde konut alanında oluşturulan 474,81 m2 büyüklüğündeki … ada, … parsel sayılı taşınmaz müstakil şekilde tahsis edilmiştir.
Davacı tarafından, bölgedeki park alanının keyfi olarak kendi taşınmazlarına kaydırıldığı, bazı kişilerin parsellerine haksız şekilde değer kazandırıldığı, kendi parsellerinden fazla DOP kesildiği, yol kararının taşınmazlar üzerindeki yapının yıkılmasına neden olacağı ve yasal orandan fazla kesilen düzenleme ortaklık payının kanunen belirlenen hizmetlere ayrılmadığı iddialarıyla temyizen incelenen dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT :
3194 sayılı İmar Kanunu'nun "Tanımlar" başlıklı 5. maddesinin işlem tarihinde yürürlükte olan halinde; "Nazım imar planı; varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, detaylı bir raporla açıklanan ve raporuyla beraber bütün olan plandır. Uygulama İmar Planı; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plandır." hükmüne yer verilmiştir.
3194 sayılı Kanun'un 6. maddesinin işlem tarihinde yürürlükte olan halinde, planlar kapsadıkları alan ve amaçları açısından bölge planları ve imar planları olarak iki ana kategoriye ayrılmış, imar planları da uygulamaya esas olan uygulama imar planları ve bu planın hazırlanmasındaki temel hedefleri, ilkeleri ve arazi kullanım kararlarını belirleyen nazım imar planları olarak sınıflandırılmış, 8. maddesinde ise alt ölçekli planların üst ölçekli planlarda belirlenen planlama ana ilkelerine, stratejilerine ve kararlarına uyumlu olması zorunluluğu getirilmiştir.
Anılan hüküm uyarınca, planlar arasındaki hiyerarşi kapsamında nazım imar planından sonra yapılacak olan uygulama imar planının nazım imar planına uygun yapılması gerekmektedir.
3194 sayılı İmar Kanunu'nun "Arsa ve Arazi düzenlemesi" başlıklı 18. maddesinde; imar sınırı içindeki binalı ve binasız arazi ve arsaların plan ve mevzuata uygun, inşaata veya tespit edilmiş olan diğer kullanma şekillerine elverişli duruma getirilmesi amacıyla düzenlenmesi için, sahiplerinin muvafakatı aranmaksızın bunları birbirleriyle, yol fazlalarıyla ve belediyeye, kamu kurumlarına ait yerlerle birleştirerek plan ve mevzuat gereklerine göre hisseli ve hissesiz olarak yeniden parsellere ayırmaya ve bu parselleri kişilere dağıtmaya belediyelerin yetkili olduğu hükme bağlanmıştır. Bu çerçevede 3194 sayılı Kanun'un 18. maddesinde tanımlanan parselasyon işlemi, bir düzenleyici işlem olan uygulama imar planının uygulanmasının (hayata geçirilmesinin) araçlarından birini oluşturmaktadır.
İmar Kanununun 18. maddesi Uyarınca Yapılacak Arazi ve Arsa Düzenlemesi ile İlgili Esaslar Hakkında Yönetmeliğin "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinin (a) bendinde; düzenleme sahasının, sınırı tespit edilerek düzenlenmesine karar verilen saha olduğu, aynı maddenin (b) bendinde; düzenleme sınırının, düzenlenecek imar adalarının imar planına göre yol, meydan, park, genel otopark, yeşil saha gibi umumi hizmetlere ayrılan ve tescile tabi olmayan alanlar ile cami ve karakol yerlerini çevreleyen sınır olduğu, 5. maddesinde ise; belediye ve mücavir alan sınırları içinde belediyelerin, belediye encümen kararı ile; dışında valiliklerin, il idare kurulu kararı ile; 5 yıllık imar programlarında öncelik tanımak ve beldenin inkişaf ve ihtiyaç durumuna göre, yeterli miktarda arsayı, konut yapımına hazır bulunduracak şekilde düzenleme sahalarını tesbit etmek ve uygulamasını yapmak mecburiyetinde oldukları, konut yapımına hazır arsa sayısının, bir önceki yıl verilen inşaat ruhsatından az olmamasına dikkat edileceği, belirlenen düzenleme sahasının bir müstakil imar adasından daha küçük olamayacağı, ancak, imar adasının büyük bir kısmının imar mevzuatına uygun bir şekilde teşekkül etmiş olması nedeniyle, yeniden düzenlemesine ihtiyaç bulunmaması ve diğer kısmında bir kaç taşınmaz malın tevhid ve ifraz yoluyla imar planı ve imar mevzuatına uygun imar parsellerinin elde edilmesinin mümkün olduğu hallerde, adanın geri kalan kadastro parsellerinin müstakil bir imar düzenlemesine konu teşkil edebileceği, düzenlemeye tabi tutulması gerektiği halde İmar Kanunu'nun 18. maddesi hükmünün tatbiki mümkün olmayan hallerde, müstakil inşaata elverişli olan kadastro parsellerine plana göre inşaat ruhsatı verileceği, aynı Yönetmeliğin 6. maddesinde; düzenleme Sınırının, iskân sahasının bittiği yerlerde iskân sınırlarından, iskân sahası içindeki yollarda yol ekseninden, cami ve karakol yerlerinin dış sınırından, yeşil alan ve genel otopark alanlarının düzenleme ortaklık payı oranı ve uygulamaya alınan parsel sınırına göre uygun görülecek yerinden geçirileceği, imar plânlarında gösterilmiş düzenleme sınırları varsa bu durumun dikkate alınacağı, son olarak düzenleme sınırının herhangi bir parseli iki veya daha fazla parçaya bölmesi halinde; sınırın, bu parçalardan düzenleme sahası dışında kalan başka bir imar adasına girmeyenleri varsa bunları da içine alacak şekilde geçirileceği, parsel büyük ise, ifraz yapılarak ifraz sınırından geçirileceği, yine Yönetmeliğin 10/a maddesinde; düzenleme ile oluşacak imar parsellerinin mümkün mertebe aynı yerdeki veya yakınındaki eski parsellere tahsisinin sağlanacağı kuralı, aynı maddenin (b) bendinde de; plan ve mevzuata göre korunması mümkün olan yapıların tam ve hissesiz bir imar parseline intibak ettirilmesinin sağlanacağı kuralı yer almaktadır.
Anılan mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, parselasyon işlemiyle amaçlananın; imar planı, plan raporu ve imar yönetmeliği hükümlerine göre imar adasının tüm biçim ve boyutu, yapı düzeni, inşaat yaklaşma sınırı ve bahçe mesafeleri, yapı yüksekliği ve derinliği, yerleşme yoğunluğu, taban alanı ve kat alanı katsayısı, arazinin kullanma şekli, mülk sınırları, mevcut yapıların durumu göz önüne alınmak suretiyle üzerinde yapı yapmaya elverişli imar parseli oluşturmak olduğu, bununla birlikte, düzenleme sınırı belirlenirken Yönetmelik hükümlerindeki esaslara dikkat edileceği de açıktır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Uyuşmazlığın 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğine ilişkin kısmı yönünden;
Uyuşmazlıkta, İdare Mahkemesince, dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği ile planlama alanında konut alanının arttırılmasına karşılık öngörülen ek nüfus için aynı oranda donatı alanı ayrılmadığı ve park alanının azaltıldığı gerekçesiyle uyuşmazlık konusu plan değişikliğinin tümünün iptaline karar verilmiş ise de; davacı tarafından, bölgedeki park alanının keyfi olarak kendi taşınmazlarına kaydırıldığı, bazı kişilerin parsellerine haksız şekilde değer kazandırıldığı, kendi parsellerinden fazla DOP kesildiği, yol kararının taşınmazlar üzerindeki yapının yıkılmasına neden olacağı ve yasal orandan fazla kesilen düzenleme ortaklık payının kanunen belirlenen hizmetlere ayrılmadığı iddialarıyla temyizen incelenen davanın açıldığı göz önünde bulundurulduğunda, bu iptal kararının gereğini yerine getirmek amacıyla, alanda ayrılan park alanlarının artırılmasına yönelik yapılacak yeni imar planında, konut alanında kalan davacıya ait parsellerin de kısmen ya da tamamen park alanı olarak ayrılabileceği, dolayısıyla bu gerekçeyle verilecek bir iptal kararının davacının aleyhine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, … tarih ve … sayılı belediye meclisi kararı ile kabul edilen 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinde … ve … sayılı parsellerin meskun konut alanına, … sayılı parselin küçük bir kısmı batısından geçirilen 12 metrelik yola, dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinde … ve … sayılı parseller bitişik nizam 3 ve 4 kat konut alanına, … sayılı parselin küçük bir kısmı ise batısından geçirilen 12 metrelik yola ayrıldığı anlaşılmıştır.
Bu itibarla, üst ölçekli 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğine uygun olan dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Uyuşmazlığın parselasyon işlemine ilişkin kısmı yönünden;
07/11/2017 tarihinde yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda; düzenleme sahasının 5 adet imar adasından oluştuğu, düzenleme sınırı yol eksenlerinden geçirilerek belirlendiğinden İmar Kanununun 18. maddesi Uyarınca Yapılacak Arazi ve Arsa Düzenlemesi ile İlgili Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 5. ve 6. maddelerine uygun olduğu, DOP oranının yasal sınırlar içerisinde belirlendiği, parselasyon sonucu davacının murisine kadastral parselleriyle aynı yer ve konumda olan, Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği'nde belirtilen cephe ve derinliğe sahip 291 ada, 7 parsel sayılı taşınmazın tam hisse verildiği, parselasyonun 1/1000 ölçekli uygulama imar planı hükümlerine uygun olduğu tespitleri yer almıştır.
Uyuşmazlığın incelenmesinden, 07/11/2017 tarihinde yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda yer alan tespitler doğrultusunda, dava konusu parselasyon işleminde; düzenleme sahasının yol ekseninden geçirildiği, belirlenen düzenleme sınırının mevzuata uygun olduğu, DOP oranının yasal sınırlar içerisinde belirlendiği, tam hisse davacının murisine ait olan 470 m2 büyüklüğündeki … sayılı parselden 117,46 m2 düzenleme ortaklık payı (DOP) kesildikten sonra kalan 352,54 m2 imara tahsis miktarı ile 163 m2 büyüklüğündeki 8270 sayılı parselden 40,73 m2 DOP kesildikten sonra kalan 122,27 m2 imara tahsis miktarı birleştirilerek murise, kadastral parsellerinin bulunduğu alanda 12 metrelik yola cepheli şekilde konut alanında oluşturulan ve imar mevzuatı ve uygulama imar planı uyarınca konut yapmaya elverişli derinlik ve genişliğe sahip 474,81 m2 büyüklüğündeki … ada, … parsel sayılı taşınmazın müstakil şekilde tahsis edildiği, bu haliyle parselasyonda dağıtım ilkelerine aykırılık bulunmadığı, parselasyonun, dayanağı 1/1000 ölçekli uygulama imar planına uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Bu itibarla, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, dava konusu işlemlerin iptali yolundaki İdare Mahkemesi ısrar kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne;
2. Dava konusu işlemlerin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine,
4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17/04/2024 tarihinde esasta ve gerekçede oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY
X- Dava, Manisa ili, Saruhanlı ilçesi, … Mahallesi, … pafta, … ve … parsel sayılı taşınmazların bulunduğu alanda … tarih ve … sayılı belediye encümeni kararı ile kabul edilen parselasyon işlemi ile dayanağı … tarih ve … sayılı belediye meclisi kararı ile kabul edilen 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin iptali istemiyle açılmıştır.
Yargıtayın 04/02/1959 tarih ve E:1957/13, K:1959/5 sayılı ve 09/05/1960 tarih ve E:1960/21, K:1960/9 sayılı içtihadı birleştirme kararlarıyla, hukukta uygulamaya giren usuli kazanılmış hak, bir davada, mahkemenin veya tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine (diğeri aleyhine) doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hak olarak tanımlanmaktadır. İlk derece Mahkemesinin doğru bularak uyduğu bozma kararı üzerine temyiz yerinin bozma kararı ile benimsediği esaslara aykırı şekilde bozma kararı verememesi anlamına gelen bu ilke, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide de kabul görmüştür.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12/07/2006 tarih ve E:2006/4519, K:2006/527 sayılı kararında da belirtildiği üzere, bu ilkenin kimi istisnaları da bulunmaktadır. Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı ya da geçmişe etkili bir kanun çıkması; uygulanması gereken bir kanun hükmünün, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilmesi hallerinde, usuli kazanılmış hakka göre değil, ortaya çıkan yeni hukuki durumlara göre karar verilmesi gerekmektedir. Bunların dışında, görev konusu, hak düşürücü süre, kesin hüküm itirazı, harç ve maddi hataya dayanan bozma kararına uyulmasında olduğu gibi kamu düzeni ile ilgili konularda usuli kazanılmış hakkın uygulanması mümkün değildir.
Öğretide, istisnaların bunlarla sınırlı olmadığı, bugüne kadar artarak geldiği gibi bundan sonra da yeni istisnaların olabileceği savunulmaktadır.
Usuli kazanılmış hak ilkesinin idari yargıda uygulanabilirliğine gelince;
Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunun 03/03/2000 tarih ve E:1999/1126, K:2000/394 sayılı ve 23/10/2003 tarih ve E:2001/864, K:2003/744 sayılı kararlarında, usuli kazanılmış hak ilkesi incelenmek suretiyle bir sonuca varılmıştır. Özellikle E:1999/1126 sayılı kararda, "Temyiz incelemesi sonucunda bir mahkeme kararının işin esasına ilişkin olarak bozulması halinde mahkemenin, bozma kararına uymak veya ilk kararında ısrar etmek olanağı bulunmaktadır. Mahkemenin ilk kararında ısrar etmeyerek, bozma kararına uymak suretiyle verdiği kararın temyizi halinde, temyiz mercii, bu kez bozma kararına uygun karar verilip verilmediğini incelemek durumundadır. Temyiz incelemesi sırasında, temyiz merciinin, aynı yasal mevzuatla farklı bir sonuca ulaşması, ilk bozma ve buna uyularak verilmiş olan yargı kararının aynı mevzuat karşısında yeniden değerlendirilmesi, taraflar ve uygulama açısından istikrar ve kazanılmış haklar yönünden, aykırı sonuçlar yaratabilir.
İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda, usuli kazanılmış hak ile ilgili açık bir hüküm olmamakla beraber; İdare Mahkemesince, Danıştay'ın ilgili Dairesinin temyiz incelemesi sonucunda vermiş olduğu bozma kararına uyulmak suretiyle verilen kararın, Dairesince yeniden temyizen incelenmesi aşamasında yapılacak inceleme, Mahkeme kararının bozma kararına uygun olup olmadığı, bir başka anlatımla, bozma kararının gereklerinin yerine getirilip getirilmediği, kararın bozma kararı doğrultusunda olup olmadığı konusuyla sınırlı olmak durumundadır." gerekçesine yer verilmiş; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 24/12/2009 tarih ve E:2006/149, K:2009/3386 sayılı kararında da yine "usuli kazanılmış hak ilkesi" ayrıntılı olarak incelenmiştir.
Diğer yandan, Danıştay Vergi Dava Daireleri Genel Kurulunun 21/02/1997 tarih ve E:1995/207, K:1997/125 sayılı kararında, "İlk derece mahkemesi kararlarının temyiz mercii olan Danıştay daireleri tarafından bozulmasından sonra davayı yeniden inceleyen ilk derece mahkemelerinin bozma hükmüne uyarak verdikleri kararlara karşı yapılan temyiz başvuruları ancak, bozma esaslarına uygunluk yönünden temyizen incelenebilirler. Aksi halde, karar düzeltme yoluna başvurulmaksızın ya da bu yola başvurulmakla birlikte istemin reddi nedeniyle kesinleşen bozma hükmü ile davanın kesin suretle çözümlendiği ve tarafların bununla bağlı oldukları, davanın bir kez daha incelenmesini isteyemeyecekleri biçiminde açıklanan kesin hükmün sonuçları bertaraf edilmiş olacaktır." gerekçesine yer verilmiştir.
Dolayısıyla, Danıştay kararlarında, usuli kazanılmış hak ilkesinin uygulandığı ve temyiz incelemesi sonucunda verilmiş olan bozma kararına uyulmak suretiyle verilen kararın, Dairesince yeniden temyizen incelenmesinin, bozma kararına uygunluk yönünden yapılacağı belirtilmektedir.
Nitekim, içtihatla varılan bu sonuca uygun olarak, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 18/06/2014 tarih ve 6545 sayılı Kanun’un 23. maddesiyle değiştirilen 50. maddesinin (4) numaralı fıkrasında da, "Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesi, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılır." düzenlemesine yer verilmek suretiyle, idari yargıda da usuli kazanılmış hak ilkesi yasal dayanağa kavuşmuştur.
Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; ... İdare Mahkemesince 20/05/2011 tarihinde yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor hükme esas alınarak, önceki planda her iki parselin yola cephesi olmasına karşın dava konusu konusu plan değişikliği ile bu parsellerden birinin mahreçsiz hale getirildiği ve diğer parselin dava konusu işlemle bir kısmının yola isabet ettiği, bu haliyle üzerindeki yapının yıkılmasına yol açılacağı, plan sürekliliğinin bozulduğu, plan değişikliğinde hukuka uyarlık bulunmadığı, parselasyonun da dayanağı kalmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemlerin iptali yolunda verilen 30/12/2011 tarih ve E:2011/369, K:2011/2536 sayılı kararın, Danıştay Altıncı Dairesinin 12/05/2016 tarih ve E:2012/2692, K:2016/2574 sayılı kararı ile İdare Mahkemesi kararında anılan gerekçelerin söz konusu plan değişikliğinin iptalini gerektirmeyeceği, dava konusu işlemlerin şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararına uygun mevzuata uygun olup olmadığı hususunda yeniden yapılacak inceleme neticesinde bir karar verilmesi gerektiği, parselasyon işlemine ilişkin dava hakkında da plana ilişkin davada verilen karara göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulması üzerine, İdare Mahkemesince, bozma kararına uyularak 07/11/2017 tarihinde yerinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırıldığı ve bu inceleme sonucu düzenlenen rapor hükme esas alınarak dava konusu işlemlerin iptaline karar verildiği, bu kararın Danıştay Altıncı Dairesinin 28/12/2022 tarih ve E:2018/5439, K:2022/12186 sayılı kararı ile bu defa, davacının, bölgedeki park alanının keyfi olarak kendi taşınmazlarına kaydırıldığı, yol kararının taşınmazlar üzerindeki yapının yıkılmasına neden olacağı ve yasal orandan fazla kesilen düzenleme ortaklık payının kanunen belirlenen hizmetlere ayrılmadığı iddialarıyla davayı açtığı dikkate alındığında, bu konuda herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın, taleple bağlı kalınmayarak hüküm kurulduğunun anlaşıldığı, bu nedenle Mahkemece, davacının talebi ve bu davayı açmaktaki amacı göz önünde bulundurularak, dava konusu uygulama imar planı değişikliğinin davacının taşınmazları bakımından imar mevzuatı, şehircilik ilkeleri ve planlama esasları ile kamu yararı yönünden uygun olup olmadığının, gerekirse ek bilirkişi raporu alınıp değerlendirilerek uyuşmazlığa ilişkin yeniden bir karar verilmesi gerektiği, dava konusu parselasyon işlemi hakkında dayanağı dava konusu uygulama imar planına dair yukarıda açıklandığı biçimde yapılacak inceleme sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulduğu, İdare Mahkemesince, bozma kararına uyulmayarak dava konusu işlemin iptali yolundaki kararında ısrar edildiği görülmektedir.
Yukarıda değinilen süreç dikkate alındığında, temyiz incelemesi sonucunda verilmiş olan bozma kararına uyularak İdare Mahkemesince yeniden yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor esas alınarak verilen kararın, Dairesince yeniden temyizen incelenmesinin, bozma kararına uygunluk yönünden yapılması gerektiği, bu itibarla, davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu açık olup, bozma kararına uyularak yaptırılan yeni bir keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor esas alınarak verilen dava konusu işlemlerin iptali yolundaki kararın, yeniden bozulmasının usuli kazanılmış hak ilkesine aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, dava konusu işlemin iptali yolundaki ısrar kararında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmadığından, Daire kararının belirtilen gerekçe ile onanması gerektiği oyuyla çoğunluk kararına katılmıyorum.

KARŞI OY
XX- … İdare Mahkemesinin temyize konu … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, temyiz isteminin reddi ile temyize konu ısrar kararının onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.

KARŞI OY
XXX- ... İdare Mahkemesinin temyize konu … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının, Danıştay Altıncı Dairesinin 28/12/2022 tarih ve E:2018/5439, K:2022/12186 sayılı kararında yer alan gerekçe doğrultusunda bozulması gerektiği oyuyla, karara gerekçe yönünden katılmıyoruz.