DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/2228 E. , 2024/220 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/2228
Karar No : 2024/220
TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Kurulu
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI): …
İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 18/10/2022 tarih ve E:2020/1600, K:2022/7146 sayılı kararının, iptale ilişkin kısım bakımından esas yönünden ve karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısım bakımından lehe vekalet ücretine hükmedilmemesi yönünden temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapmakta iken, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatı olduğu gerekçesiyle Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen davacının, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu … Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ve yeniden inceleme talebinin reddine yönelik karara karşı yapılan itirazın reddine yönelik Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının iptali ile bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı mali haklarının iadesine ve 250.000,00 TL manevi tazminatın davalı idarece ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 18/10/2022 tarih ve E:2020/1600, K:2022/7146 kararıyla;
2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 62. maddesi ile 69. maddesinin 1. ve son fıkralarında yer alan kurallar aktarılarak,
Uyuşmazlıkta, davacı hakkında düzenlenen 15/10/2016 tarihli soruşturma raporunda, "kamuoyunda Albay H.K. davası olarak bilinen dosyada görev alan yüksek yargı üyeleri de dâhil tüm hâkim ve Cumhuriyet savcılarının milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen Fethullahçı Terör Örgütüne üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilmekle meslekten çıkarılmalarına karar verildiği, bu durumun tesadüfle açıklanmasının mümkün olmadığı, bir başka deyişle FETÖ bakımından bir amacı bulunan ve hedef gözeten bu dosyada sadece FETÖ ile irtibatlı hâkim ve Cumhuriyet savcılarının görev aldığı, görev alan bu hâkim ve Cumhuriyet savcıların da bu amaç ve nihai hedef doğrultusunda hareket ettiklerinin kabulü gerektiği, mevzuata ve hakkaniyete aykırı çok sayıda iş ve işlemlerin bulunduğu bir dosyada hukuksuzlukların görülmemesinin ve gösterilmemesinin ihmal veya dikkatsizlik ile açıklanmasının imkân dâhilinde bulunmadığı, hakkında soruşturma yapılan …’ın da bir tetkik hâkimi olarak FETÖ kumpası olduğu konusunda herhangi bir şüphe bulunmayan Albay H.K. olarak bilinen dosyada kararın bozulmasını gerektirecek birçok sebep bulunduğu halde bu sebepleri göstermeyerek veya bu sebeplere dikkat çekmeyerek onama kararı çıkmasını sağlayacak şekilde sunum yapmak suretiyle üzerine düşen görevi ifa ettiği" belirtilerek davacıya isnat edilen eylemin sübuta erdiği sonuç ve kanaatine yer verildiği,
Her ne kadar soruşturma raporunda, kamuoyunda Albay H.K. davası olarak bilinen dosyada görev alan yüksek yargı üyeleri de dâhil tüm hâkim ve Cumhuriyet savcılarının Fethullahçı Terör Örgütüne üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilerek meslekten çıkarılmalarına karar verildiği, bu durumun tesadüfle açıklanmasının mümkün olmadığı, FETÖ bakımından bir amacı bulunan ve hedef gözeten söz konusu dosyada sadece FETÖ ile irtibatlı hâkim ve Cumhuriyet savcılarının görev aldığı, görev alan hâkim ve Cumhuriyet savcıların da bu amaç ve nihai hedef doğrultusunda hareket ettiklerinin kabulü gerektiği belirtilmiş ise de, davacının, anılan dosyada FETÖ'nün amaç ve nihai hedefi doğrultusunda hareket ettiğine dair somut bir delil sunulmadığı, söz konusu dosyada görev alan tüm hakim savcıların FETÖ ile irtibatı ve iltisakı olduğu gerekçesiyle meslekten çıkarılmalarına karar verilmesinin tesadüfle açıklanamayacağı ve FETÖ bakımından bir amacı bulunan ve hedef gözeten söz konusu dosyada davacının da FETÖ'nün amaç ve nihai hedefi doğrultusunda hareket ettiğinin kabulü gerektiğinden bahisle davacıya isnat edilen eylemin sübuta erdiği kanaatini belirtir soruşturma raporunun yeterli olmadığı, bir başka ifadeyle soruşturma raporunda davacının FETÖ kumpası olduğu konusunda şüphe bulunmayan anılan dosyada FETÖ'nün amaç ve nihai hedefi doğrultusunda hareket ettiğine yönelik tespitlere yer verilmesi gerekirken FETÖ ile irtibatı veya iltisakı nedeniyle meslekten çıkarıldığı ve söz konusu dosyada görev aldığından bahisle FETÖ'nün amaç ve nihai hedefi doğrultusunda hareket ettiği kabulünden hareketle hazırlanan soruşturma raporunun yeterli olmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı,
Netice itibarıyla, eksik incelemeye dayalı soruşturma raporuna istinaden davacının 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ve yeniden inceleme talebinin reddine yönelik karara karşı yapılan itirazın reddine yönelik Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında hukuka uyarlık görülmediği,
Davacının, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı mali haklarının iadesi ve 250.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi istemi yönünden,
Dairelerinin kararı üzerine davacıya isnat edilen eylemlerle ilgili olarak yeniden yapılacak soruşturma sonucunda verilecek kararın sonucuna bağlı olarak değerlendirilebilecek söz konusu istem hakkında bu aşamada karar verilmesine yer olmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle, dava konusu işlemlerin iptaline, davacının, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı mali haklarının iadesi ve 250.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi istemleri yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, bu kişilerin 15/07/2016 tarihinde meydana gelen ve olağanüstü halin ilanına sebep olan darbe teşebbüsünden önce adı geçen terör örgütü ile birlikte yıllara sari bir şekilde devam eden ilişkileri, bağlantıları, örgütle dayanışma saiki ile verdikleri hukuka açıkça aykırı kararları, 2014 yılı HSK seçiminde örgüt tarafından desteklenen adaylar yanında takındıkları tavırlar vs. gibi çok çeşitli ve geçmişe uzanan eylem ve işlemleri değerlendirilerek meslekten çıkarıldıkları; söz konusu silahlı terör örgütünün, kendisine engel olacağını düşündüğü hâkim-savcı, asker, emniyet personeli, mülki amirler ve diğer kamu personelleri hakkında uydurma tahkikatlar, tutuklamalar yaparak saf dışı bıraktığı, bu yolla aynı zamanda diğer kişilere de gözdağı verdiği, silahlı kuvvetler mensupları ile ilgili uydurma soruşturmalar, toplu tutuklama ve davalarla TSK’nın etkisiz hale getirildiği, böylece kendi örgüt mensuplarının terfi etmesinin yolunun açıldığı, neticeten örgütün ceza ve hukuk davalarında en büyük belirleyici güç olduğunu gösterdiğinin yaşanan süreçle sabit olduğunun anlaşıldığı; Danıştay Beşinci Dairesinin E:2016/56808 sayılı dosyasında, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile geçmişe yönelik iltisak ve irtibatının bulunduğunun değerlendirildiği, bu hususun Daire tarafından da ortaya konulduğu ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada dikkate alınarak davanın reddine karar verildiği; bu davaya konu kararda yer verilen hususlara … sayılı kararda da yer verilmiş olması nedeniyle, disiplin cezasına konu olayın davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakının değerlendirilmesinde de dikkate alındığı, ayrıca davacının örgütle süregelen ilişkisinin olduğu hususunda da tespit yapıldığı; davacının bu dosyadaki eylemleri tek tek açıklanarak, ne bakımdan FETÖ'nün amaç ve nihai hedefine hizmet ettiği ortaya konulduğundan, davacının görevine son verilmesine dair kararın iptali istemiyle açılan dava reddedilmiş iken, görülen bu dosyada disiplin cezasında hukuka uyarlık bulunmadığının belirtilmesinin iki ayrı Daire kararında çelişki olduğunu gösterdiği; diğer yandan davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin mahkûmiyet kararının kesinleştiği; davacının kamuoyunda Albay H.K. davası olarak bilinen dosyanın Yargıtay incelemesi aşamasında görev yaptığı, dosyada kararın bozulmasını gerektirecek birçok sebep bulunmasına rağmen bu sebepleri heyet üyelerine aktarmayarak, detaylı bir sunum yapmayarak ve bozma sebeplerine dikkat çekmeyerek kararın onanmasına sebep olması hususlarının özellikle belirtildiği; tüm bu hususlar ortada iken, davacının belirtilen eylemlerinin soruşturma raporunda başka şekilde açıklanamayacağı; soruşturma dosyasında davacının eylemlerine ilişkin hususlara açıkça değinildiği gibi, görevine son verilen diğer dava dosyası ile bağlantısından dolayı diğer dosyadaki bazı verilerin de soruşturma raporunda yer alması hususundan, soruşturma raporunun eksik incelemeye dayalı düzenlendiği veya diğer dosyasındaki verilerden hareketle bu soruşturma raporunun düzenlendiği anlamının çıkarılamayacağı; soruşturmaya konu söz konusu dosya kamuoyunda herkes tarafından bilinen ve FETÖ terör örgütüne mensup hâkim ve savcıların görev aldığı bir dosya olup, davacının da ByLock yazışmaları incelenmesinden de görüleceği üzere örgüt mensubu kişilere ait soruşturma dosyalarını örgüt faaliyeti kapsamında takip ettiği ortada olan bir kişi olduğu; her şey bu kadar ortada iken, davacının bu eylemlerini doyurucu bir soruşturma raporu ile nasıl izah edileceğinin ise kararda bile belirtilemediği; işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı; hükmün karar verilmesine yer olmadığı kısmı açısından lehlerine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, bu hususun gözden kaçırıldığı; bu açıdan lehlerine vekalet ücretine hükmedilmemesi yönünden de kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'ÜN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının temyize konu kısmının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın temyize konu kısmı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline, davacının, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı mali haklarının iadesi ve … TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi istemleri yönünden karar verilmesine yer olmadığına ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin 18/10/2022 tarih ve E:2020/1600, K:2022/7146 sayılı kararının temyize konu kısmının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 07/02/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!