DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/216 E. , 2023/1838 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/216
Karar No : 2023/1838
TEMYİZ EDEN (DAVACI): …
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI): … Kurulu
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU: Danıştay Onüçüncü Dairesinin 25/10/2022 tarih ve E:2021/249, K:2022/3839 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: … tarih ve … sayılı Sermaye Piyasası Kurulu (Kurul) Bülteni'nde yayımlanan, davacı adına 330.095,44-TL idarî para cezası uygulanmasına ilişkin ... tarih ve … sayılı Kurul kararının, … tarih ve … sayılı Kurul Bülteni'nde yayımlanan 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nda ve Kurul'un çeşitli yönetmelik ve tebliğlerinde yer alan yeniden değerlemeye tabî tutarların 2019 yılı için tespit edilmesine dair … tarih ve … sayılı Kurul kararının 6362 sayılı Kanun'un "Piyasa Bozucu Eylemler" başlıklı 104. maddesindeki idarî para cezası tutarlarının değerlenmesine ilişkin kısmının ve VI-104.1 Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği'nin 5. maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (c), (ç) ve (f) bentlerinin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onüçüncü Dairesinin 25/10/2022 tarih ve E:2021/249, K:2022/3839 sayılı kararıyla;
Dava dilekçesinde, VI-104.1 sayılı Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği'nin 5. maddesinin iptali istenilmiş ise de, dava dilekçesi içeriği ve öne sürülen hukuka aykırılık sebepleri ile uygulama işlemine konu idari para cezasının söz konusu Tebliğ'in 5. maddesinin birinci fıkrasının a, b, c, ç ve f bentleri uyarınca tesis edildiği dikkate alınarak, Tebliğ'in 5. maddesinin birinci fıkrasının a, b, c, ç ve f bentleri yönünden inceleme yapılmış,
VI-104.1 sayılı Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği'nin 5. maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (c), (ç) ve (f) bentleri yönünden;
Sözlük anlamı ile "düzenli hâle koymak, düzen vermek, tanzim ve tertip etmek" olarak tanımlanan "düzenleme"nin, kamu hukukunda kural koyma ile eş anlamlı olduğu; "kural"ın ise; sürekli, soyut, nesnel, genel (kişilik dışı) durumları belirleyen ve gösteren bir içeriğe sahip olduğu; yasama organının yasama tasarrufları dışında, idare, Anayasa ve kanunlardan aldığı yetki ile, kural koyma (düzenleme yapma) yetkisine sahip olduğu, "kural işlemler"in (ya da diğer adıyla "genel düzenleyici işlemler"), üst hukuk kurallarına uygun olarak hukuk düzenine yeni kural getiren ya da mevcut bir kuralı değiştiren veya kaldıran tek yanlı idarî işlemler olduğu; düzenleme yetkisini kullanarak yönetmelik, tebliğ, genelge gibi genel düzenleyici işlemleri yapan idarenin bir işleminin düzenleyici nitelik taşıdığının kabul edilebilmesi için, söz konusu işlemin sürekli, soyut, nesnel, genel durumları belirleyen ve gösteren hükümler içermesi, başka bir anlatımla, belirtilen nitelikte kurallar konulmuş olmasının zorunlu olduğu, bu genel düzenlemelerin üst hukuk kurallarına aykırı hükümler içermemesi gerektiği,
Düzenleyici ve denetleyici kurumların, ilgili bulundukları piyasada düzenleme ve denetleme görevi üstlenmekte olduğu, bu kurumların temel işlevinin, toplumsal ve ekonomik hayatın temel hak ve özgürlükler ile yakından ilişkili alanlarındaki kamusal ve özel kesim etkinliklerini, birtakım kurallar koyarak düzenlemek, konulan kurallara uyulup uyulmadığını izlemek ve denetlemek olduğu; sermaye piyasası ile ilgili olarak kanuna aykırı olmayan düzenlemeler yapma yetkisine sahip olan davalı Kurulun, ilgili bulunduğu piyasada, 6362 sayılı Kanun'la kendisine tanınan yetkiyi dava konusu Tebliği çıkarmak suretiyle kullandığı,
İdarenin düzenleme yapma yetkisine sahip olduğu alanları düzenleyici işlemler ile objektif bir şekilde düzenlemesi gerektiği; idarenin, işlem tesis ederken kendisine Anayasa ve kanunlarla çizilen çerçeve içinde takdir yetkisini kullanması ve bu yetkisini kullanırken kamu hizmetinin gereklerini ve kamu yararını göz önünde bulundurması gerektiği; bu itibarla, kamu hizmetinin etkin ve düzenli bir şekilde yürütülmesi açısından, davalı idare tarafından düzenleme yapılırken 6362 sayılı Kanun'un 1. maddesinde öngörülen sermaye piyasasının güvenilir, şeffaf, etkin, istikrarlı, âdil ve rekabetçi bir ortamda işleyişinin ve gelişmesinin sağlanması, yatırımcıların hak ve menfaatlerinin korunması için sermaye piyasasının düzenlenmesi ve denetlenmesine yönelik kurallara yer verilmesi gerektiği,
6362 sayılı Kanun'un "Amaç" başlıklı 1. maddesinin gerekçesinde, "Kanunun amacına ilişkin bu madde hükmünde, uluslararası piyasalardaki gelişmeler dikkate alınarak ve ülkemiz sermaye piyasasının yıllar içinde gösterdiği değişim paralelinde öne çıkan piyasa işleyiş esasları daha anlaşılır ve kapsamlı bir şekilde sayılmıştır. Diğer yandan piyasanın işleyişinin yanı sıra gelişmesinin sağlanması hususu da Kanunun amaçları arasına dâhil edilerek, ülkemiz sermaye piyasasının uluslararası anlamda rekabet gücünün artırılması amaçlanmış ve uluslararası finans merkezi olma hedefi desteklenmiştir. Yatırımcıların hak ve menfaatlerinin korunması amacıyla piyasanın düzenlenmesi ve denetlenmesi hususu ise temel vizyon olarak korunmuştur." açıklamalarına yer verildiği,
6362 sayılı Kanun'un amacının, sermaye piyasasının güvenilir, şeffaf, etkin, istikrarlı, adil ve rekabetçi bir ortamda işleyişinin ve gelişmesinin sağlanması, yatırımcıların hak ve menfaatlerinin korunması için sermaye piyasasının düzenlenmesi ve denetlenmesi olduğu, Kurul'un düzenleme alanı özellik arz ettiğinden görev alanına giren konularda Kurul'a, kanunların gösterdiği sınırlar içerisinde ve kamu yararı çerçevesinde kullanılabilecek, hukukun genel ilkelerine ve yazılı üst hukuk kurallarına uygun olarak yürürlüğe konulacak ikincil düzenlemeler ihdas edebilme yetkisini de barındıran takdir yetkisi tanındığı; anılan Kanun'un 104. maddesinde mâkûl bir ekonomik veya finansal gerekçeyle açıklanamayan, borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasaların güven, açıklık ve istikrar içinde çalışmasını bozacak nitelikteki eylem ve işlemlerin, bir suç oluşturmadığı takdirde, piyasa bozucu nitelikte eylem sayıldığı, Kurulca belirlenen piyasa bozucu eylemleri gerçekleştiren kişilere Kurul tarafından idarî para cezası verilebileceği belirtilerek Kurul'a piyasa bozucu eylemlere ilişkin usul ve esasları belirleme hususunda yetki verildiği,
Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği'nde, piyasa bozucu eylemin, mâkûl bir ekonomik veya finansal gerekçeyle açıklanamayan, borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasaların güven, açıklık ve istikrar içinde çalışmasını bozacak nitelikte olan ve bir suç oluşturmayan eylem olarak tanımlandığı; dava konusu düzenlemelerle tek başına ya da birlikte hareket eden kişiler tarafından borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasalarda gerçekleştirilen, sermaye piyasası araçlarının fiyatları, fiyat değişimleri, işlem hacimleri, işlem miktarları, işlem oranları, emir miktarları, emir oranları, emir iptal miktarları, emir iptal oranları veya emir gerçekleşme oranları gibi sermaye piyasalarının işleyişi veya sermaye piyasası araçlarının fiyatlarının belirlenmesiyle ilgili veriler dikkate alındığında önemli veya etkili kabul edilebilecek nitelikte alım veya satım yapılması, hesap hareketi gerçekleştirilmesi, emir verilmesi, emir iptali veya emir değiştirilmesi, farklı fiyat kademelerine emir iletilmesi, bir dakikadan daha az zaman dilimlerinde piyasadaki en iyi alım fiyatına eşit veya piyasadaki en iyi alım fiyatından daha düşük fiyatlı satım emri ya da piyasadaki en iyi satım fiyatına eşit veya piyasadaki en iyi satım fiyatından daha yüksek fiyatlı alım emri iletmek şeklinde yön değiştiren emirler verilmesi, kendinden kendine veya karşılıklı işlemler gerçekleştirilmesi, fiyat yükseltici, fiyat düşürücü veya fiyatı sabit tutmaya yönelik işlemler yapılmasının piyasa bozucu eylem olarak belirlendiği,
Böylelikle, belirlenen nitelikteki alım-satım emirlerinin ve işlemlerinin engellenmesi suretiyle borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasaların güven, açıklık ve istikrar içinde çalışmasının sağlanması ve yatırımcıların menfaatlerinin korunmasının amaçlandığı,
Sermaye piyasasının hareketli yapısı ve yeni gelişmelere açık olması, kanun hükümlerinin ise esas itibarıyla durağan ve genel mahiyet taşıması, 6362 sayılı Kanun'la davalı idareye verilen görev, yetki ve sorumluluklar ile Kurulca belirlenen piyasa bozucu eylemleri gerçekleştiren kişilere Kurul tarafından yirmi bin Türk Lirasından beş yüz bin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verileceğine ilişkin Kanun hükmü göz önünde bulundurulduğunda; yazılı üst hukuk kurallarına ve hukukun genel ilkelerine aykırı olmamak kaydıyla, mâkûl bir ekonomik veya finansal bir gerekçeyle açıklanamayan ve bir suç oluşturmayan, ancak borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasaların güven, açıklık ve istikrar içinde çalışmasını bozacak nitelikteki eylem ve işlemlerin belirlenmesi konusunda idareye verilen görev ve yetki çerçevesinde ve Kanun'un amacına uygun olarak, tek başına ya da birlikte hareket eden kişiler tarafından borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasalarda gerçekleştirilen, sermaye piyasası araçlarının fiyatları, fiyat değişimleri, işlem hacimleri, işlem miktarları, işlem oranları, emir miktarları, emir oranları, emir iptal miktarları, emir iptal oranları veya emir gerçekleşme oranları gibi sermaye piyasalarının işleyişi veya sermaye piyasası araçlarının fiyatlarının belirlenmesiyle ilgili veriler dikkate alındığında önemli veya etkili kabul edilebilecek nitelikte alım veya satım yapılması, hesap hareketi gerçekleştirilmesi, emir verilmesi, emir iptali veya emir değiştirilmesi, farklı fiyat kademelerine emir iletilmesi, bir dakikadan daha az zaman dilimlerinde piyasadaki en iyi alım fiyatına eşit veya piyasadaki en iyi alım fiyatından daha düşük fiyatlı satım emri ya da piyasadaki en iyi satım fiyatına eşit veya piyasadaki en iyi satım fiyatından daha yüksek fiyatlı alım emri iletmek şeklinde yön değiştiren emirler verilmesi, kendinden kendine veya karşılıklı işlemler gerçekleştirilmesi, fiyat yükseltici, fiyat düşürücü veya fiyatı sabit tutmaya yönelik işlemler yapılması yönündeki fiil ve davranışların piyasa bozucu eylemler olarak öngörülmesine ilişkin dava konusu düzenlenmelerde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı,
… tarih ve … sayılı Kurul Bülteni'nde yayımlanan 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nda ve Kurul'un çeşitli yönetmelik ve tebliğlerinde yer alan yeniden değerlemeye tabî tutarların 2019 yılı için tespit edilmesine dair … tarih ve … sayılı Kurul kararının 6362 sayılı Kanun'un "Piyasa Bozucu Eylemler" başlıklı 104. maddesindeki idarî para cezası tutarlarının değerlenmesine ilişkin kısmı yönünden;
30/12/2012 tarih ve 28513 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6362 sayılı Kanun'un 104. maddesi uyarınca, Kurul'ca belirlenen piyasa bozucu eylemleri gerçekleştiren kişilere Kurul tarafından yirmi bin Türk Lirasından beş yüz bin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verileceği; ancak, bu suretle menfaat temin edilmiş olması hâlinde verilecek idarî para cezasının miktarının bu menfaatin iki katından az olamayacağı kuralına verildiği,
5326 sayılı Kanun'un 17. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca, idarî para cezalarının, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere o yıl için 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında arttırılarak uygulandığı,
213 sayılı Kanun'un mükerrer 298. maddesinin (B) fıkrası uyarınca, yeniden değerleme oranının, yeniden değerleme yapılacak yılın ekim ayında (ekim ayı dahil) bir önceki yılın aynı dönemine göre Türkiye İstatistik Kurumu'nun Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi'nde meydana gelen ortalama fiyat artış oranı olup, bu oran, Hazine ve Maliye Bakanlığınca Resmî Gazete'de ilan edildiği,
30/12/2018 tarih ve 30611 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 503 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile yeniden değerleme oranının 2018 yılı için %23,73 olarak tespit edildiği,
… tarih ve … sayılı Kurul kararıyla, 6362 sayılı Kanun'da ve Kurul'un çeşitli yönetmelik ve tebliğlerinde yer alan yeniden değerlemeye tabî tutarların, 503 sıra numaralı Vergi Usul Tebliği ile tespit edilen %23,73 oranı dikkate alınmak suretiyle belirlendiği ve 6362 sayılı Kanun'un 104. maddesi uyarınca, 2019 yılı için uygulanacak idarî para cezası tutarlarının 38.308,00 - 958.581,00-TL olarak tespit edilerek … tarih ve … sayılı Kurul Bülteni'nde yayımlandığının anlaşıldığı,
Bu itibarla, dava konusu … tarih ve … sayılı Kurul kararının, 6362 sayılı Kanun'un "Piyasa Bozucu Eylemler" başlıklı 104. maddesindeki idarî para cezası tutarlarının değerlenmesine ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı,
Davacı hakkında, ... pay piyasasında 30/09/2019-17/10/2019 döneminde gerçekleştirilen işlemlerin VI-104.1 sayılı Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği'nin 5. maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (c), (ç) ve (f) bentlerine aykırılık teşkil etmesi sebebiyle 330.095,44-TL idarî para cezası uygulanmasına ilişkin … tarih ve … sayılı Kurul kararı yönünden;
VI-104.1 sayılı Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği'nin hukuka uygun olduğu sonucuna ulaşılan düzenlemelerine göre, tek başına ya da birlikte hareket eden kişiler tarafından borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasalarda gerçekleştirilen, sermaye piyasası araçlarının fiyatları, fiyat değişimleri, işlem hacimleri, işlem miktarları, işlem oranları, emir miktarları, emir oranları, emir iptal miktarları, emir iptal oranları veya emir gerçekleşme oranları gibi sermaye piyasalarının işleyişi veya sermaye piyasası araçlarının fiyatlarının belirlenmesiyle ilgili veriler dikkate alındığında önemli veya etkili kabul edilebilecek nitelikte alım veya satım yapılması, hesap hareketi gerçekleştirilmesi, emir verilmesi, emir iptali veya emir değiştirilmesi, farklı fiyat kademelerine emir iletilmesi, bir dakikadan daha az zaman dilimlerinde piyasadaki en iyi alım fiyatına eşit veya piyasadaki en iyi alım fiyatından daha düşük fiyatlı satım emri ya da piyasadaki en iyi satım fiyatına eşit veya piyasadaki en iyi satım fiyatından daha yüksek fiyatlı alım emri iletmek şeklinde yön değiştiren emirler verilmesi, kendinden kendine veya karşılıklı işlemler gerçekleştirilmesi, fiyat yükseltici, fiyat düşürücü veya fiyatı sabit tutmaya yönelik işlemler yapılmasının piyasa bozucu eylem niteliğinde olduğu,
Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından, inceleme döneminde ... pay piyasasında, 1.746.651 adet alış işlemi (toplam alış işlemlerinin %19,77'si), 1.759.713 adet satış (toplam satış işlemlerinin %19,92'si) işlemi; 421 defa fiyat yükseltici işlem; 267.838 adet üst fiyat seviyesinden işlem; 171.419 adet kendinden kendine/karşılıklı işlem gerçekleştirildiği; 4.027.885 adet alış emri ile 2.004.985 adet satış emrinin iletildiği; 1.705.587 adet alış emri ile 38.355 adet satış emrinin iptal edildiğinin anlaşıldığı,
Kurul uzmanlarınca yapılan inceleme neticesinde, davacı tarafından, inceleme döneminde ... pay piyasasında gerçekleştirdiği işlemler neticesinde, dönem başı ve dönem sonu pay stok miktarları dikkate alınmak suretiyle, 9.101.111-TL tutarında 1.746.651 adet alış, 8.990.688,00-TL tutarında 1.759.713 adet satış işlemi yapıldığı; dönem içi alışlara ilişkin ağırlıklı ortalama fiyatın (AOF) 5,210606-TL, dönem içi satışlara ilişkin AOF'un 5,109179-TL olduğu; dönem başında 300.062 adet, dönem sonunda ise 287.000 adet pay stoğunun bulunduğu; dönem içi alışlara dayalı zararın 177.159,03-TL, dönem başında bulunan payların satışına dayalı kârın 12.218,73-TL, dönem sonunda mevcut olan payların değer artışının 333.787,31-TL olduğu; dönem içinde alınan payların değer artışına dayalı kâr veya zararın bulunmadığı; kesinti miktarının ise 3.799,29-TL olduğu ve davacının inceleme döneminde ... pay piyasasında gerçekleştirdiği işlemler neticesinde 165.047,72-TL tutarında menfaat elde ettiğinin tespit edildiği,
Davacı tarafından, Kurul'ca inceleme döneminde ... pay piyasasında gerçekleştirilen işlemler neticesinde temin edildiği iddia edilen menfaat tutarının yanlış hesaplandığı ileri sürülmüşse de, Kurul uzmanlarınca yapılan inceleme neticesinde davacının, inceleme döneminde anılan pay piyasasında gerçekleştirdiği işlemler neticesinde temin ettiği menfaatin hesaplamasında inceleme döneminde yapılan alım ve satım işlemlerinin karşılığı olan tutarların ağırlıklı ortalama fiyatları, dönem başı ve dönem sonu ağırlıklı ortalama fiyatları ile dönem başı ve dönem sonu pay stokları göz önünde bulundurularak dönem içi alışlara dayalı kâr/zarar, dönem başında bulunan payların satışına dayalı kâr/zarar, dönem sonunda mevcut payların değer artışı/azalışı, virmana konu paylara ilişkin kâr/zarar hesaplaması yapılması neticesinde bulunan tutardan yapılan kesintilerin düşülmesi suretiyle temin edilen menfaatin tespit edildiği; diğer tarafından, davacı tarafından, bu hesaplama yönteminin hukuka aykırı olduğu yönünde somut delillerin ortaya konulamadığı anlaşıldığından davacının aksi yöndeki iddiasının yerinde görülmediği,
Davacı tarafından, inceleme döneminde ... pay piyasasında gerçekleştirilen işlemlerin hacmi, miktarı ve oranı dikkate alındığında, önemli veya etkili kabul edilebilecek nitelikte alım ve satım yapıldığı, farklı fiyat kademelerinde emir iletildiği, bir dakikadan daha az zaman dilimlerinde aynı fiyattan sisteme yön değiştiren emirler verildiği, kendinden kendine ve karşılıklı işlemler gerçekleştirildiği, fiyat yükseltici işlemler yapıldığı, davacı tarafından gerçekleştiren bu işlemler sonucunda maddi menfaat temin edildiği, Kurul'ca tespit edilen borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasaların güven, açıklık ve istikrar içinde çalışmasını bozucu nitelikteki söz konusu işlemlerin, VI-104.1 sayılı Tebliğ'in 5. maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (c), (ç) ve (f) bentlerine aykırı olduğu ve 6362 sayılı Kanun'un 104. maddesi uyarınca mâkûl ekonomik ve finansal gerekçelerle açıklanamadığı,
Bu itibarla, Kurul'ca tespit edilen söz konusu fiil ve davranışların, aktarılan Tebliğ düzenlemelerine aykırı olduğu anlaşıldığından, davacı hakkında temin edilen menfaatin iki katı tutarında idarî para cezası uygulanmasına ilişkin dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı,
Her ne kadar davacı tarafından, dava konusu işleme karşı başvuruda bulunulabilecek yer ve başvuru süresinin gösterilmediği; savunma alınmaksızın dava konusu işlemin tesis edildiği; idarî para cezası üst sınırdan verilmesine rağmen alt sınırdan uzaklaşılmasının nedeninin ortaya konulamadığı; idarî para cezasının ölçülü olmadığı; grup üyelerine farklı idarî para cezası verilmesinin eşitlik ilkesine aykırı olduğu; ... pay piyasasının arz ve talebi ile fiyatı hakkında yanıltıcı izlenim uyandırma kastının olmadığı; konu hakkında bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği ileri sürülmüşse de, davacıya tebliğ edilen dava konusu Kurul kararında, bu işleme karşı başvuruda bulunulabilecek yerlerin ve başvuru sürelerinin gösterildiği; dava konusu işlem tesis edilmeden önce Kurul'ca, davacıdan savunma sunulmasının istenildiği, davacı tarafından süresinde Kurul'a savunma sunulmadığı; inceleme döneminde gerçekleştirilen işlemler neticesinde 165.047,72-TL menfaat temin edildiğinin tespit edilmesi üzerine, 6362 sayılı Kanun'un 104. maddesi uyarınca, temin edilen menfaatin iki katı tutarında idarî para cezası uygulanmasına karar verildiği, bu kapsamda, grup üyelerinin elde etmiş olduğu menfaat dikkate alınarak her bir grup üyesi hakkında farklı miktarda idarî para cezası uygulanmasının eşitlik ve ölçülülük ilkesine aykırı olmadığı; öte yandan, anılan Tebliğ kapsamında idarî para cezasına konu fiillerin işlendiği sübut bulduğundan davacının yatırım amacıyla hareket edildiği iddiasının mesnetsiz olduğu; ayrıca, dosyada yer alan bilgi ve belgelerden uyuşmazlık konusu olay açıklığa kavuştuğundan bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek olmadığından davacının bu konudaki iddialarına itibar edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, dava konusu Tebliğ'in 5. maddesinin tamamının iptali istenilmiş olmasına karşın sınırlı inceleme yapılmasının talep ile bağlılık ilkesine aykırılık teşkil etmesi sebebiyle temyize konu kararın eksik incelemeye dayandığı, dava konusu Tebliğ kuralının, kanunîlik, hukukî güvenilirlik, öngörülebilirlik ve istikrar ilkelerine aykırı olduğu, 6362 sayılı Kanun'un 104. maddesinde yer alan düzenlemenin, dava konusu Tebliğ ile oldukça genişletildiği, muğlak ve ucu açık bir hâle getirildiği, bu durumun Anayasa'nın 2. ve 7. maddelerine aykırı olduğu, … tarih ve ... sayılı Kurul Bülteni'nde yayımlanan 6362 sayılı Kanun'da ve Kurul'un yönetmelik ve tebliğlerinde yer alan yeniden değerlemeye tabî tutarların 2019 yılı için tespit edilmesine dair … tarih ve … sayılı Kurul kararının kurallar hiyerarşisine aykırı olduğu, 6362 sayılı Kanun'da idarî para cezaları için öngörülen alt ve üst sınırların hukukî ve somut bir gerekçeye dayanmaksızın arttırıldığı, bu kararın keyfî olduğu, idarî işlemlerin öngörülebilirliğini ortadan kaldırdığı, dava konusu idari para cezası yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın karar verilmesinin ve kararın davalı idarece sunulan inceleme raporuna dayandırılmasının haksız olduğu, söz konusu raporda benzer işlemleri gerçekleştiren başka yatırımcıların varlığının tespit edilmiş olmasına rağmen bu yatırımcılar hakkında işlem tesis edilmediği, davacının grup olarak hareket ettiğinin somut bir biçimde ortaya konulamadığı, işleme dayanak olan raporun içeriği ve sonuç bölümleri dikkate alındığında taraflı olduğunun anlaşılacağı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Üyeler … ve …'nun; dava dilekçesinde, VI-104.1 sayılı Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği'nin 5. maddesinin iptaline karar verilmesi isteminde bulunulmuş olmasına rağmen, Dairece Tebliğ'in 5. maddesinin birinci fıkrasının a, b, c, ç ve f bentlerine hasren inceleme yapılmasında yargılama usulü bakımından hukuki isabet bulunmadığı ve Dairece eksik inceleme yapıldığı yönündeki usule yönelik oylarına karşılık, dava dilekçesindeki davacı iddiaları dikkate alındığında, Dairece hasren inceleme yapılarak karar verilmesinde, yargılama usulü bakımından hukuka aykırılık görülmeyerek, uyuşmazlığın esasının incelenmesine geçildi:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Onüçüncü Dairesinin temyize konu 25/10/2022 tarih ve E:2021/249, K:2022/3839 sayılı kararının ONANMASINA,
3.09/10/2023 tarihinde usulde oyçokluğu, esasta oybirliği ile kesin olarak karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!