DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/199 E. , 2023/1902 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/199
Karar No : 2023/1902
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Birliği
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Sekizinci ve Onuncu Daireleri Müşterek Kurulunun 30/03/2022 tarih ve E:2019/7059, K:2022/1728 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 16/06/2017 tarih ve 30098 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarına Ait Kurum ve Kuruluşlar ile Devlet Üniversitelerinin İlgili Birimlerinin Birlikte Kullanımı ile İşbirliği Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) ve (d) bendinin, 5. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin, 7. maddesinin 1., 4. ve 5. fıkralarının, 9. maddesinin 1. ve 2. fıkralarının, 10. maddesinin, 11. maddesinin 7., 8. ve 11. fıkralarının, 13. maddesinin 1. fıkrasının, ayrıca 11. maddesinin tıp fakültesi adına Sosyal Güvenlik Kurumundan alınan geri ödemelerin aktarılmasına ilişkin kurallara yer verilmemesine ilişkin eksik düzenleme nedeniyle tamamının, 12. maddesinin işbirliğine ilişkin uygulama işlemlerini göstermemesi nedeniyle iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci ve Onuncu Daireleri Müşterek Kurulunun 30/03/2022 tarih ve E:2019/7059, K:2022/1728 sayılı kararıyla;
08/05/2018 tarih ve 30415 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelik ile dava konusu Yönetmeliğin bazı maddelerinde bir takım değişiklikler yapıldığı, devam eden süreçte ise 04/03/2020 tarih ve 31058 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sağlık Bakanlığına Ait Kurum ve Kuruluşlar ile Devlet Üniversitelerinin İlgili Birimlerinin Birlikte Kullanımı ile İşbirliği Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik'in 15. maddesi ile de dava konusu Yönetmeliğin yürürlükten kaldırıldığı, yeni Yönetmelikte de dava konusu düzenlemelere aynı veya benzer şekilde yer verildiği, bu nedenle uyuşmazlığın konusuz kaldığından bahsedilemeyeceği sonucuna varılarak,
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçildiği,
3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun - dava konusu Yönetmeliğin yayımlandığı tarihte yürürlükte olan haliyle - ek 9. maddesine atıfta bulunularak,
Dava konusu Yönetmeliğin, Yükseköğretim Kurulu ile Hazine ve Maliye Bakanlığının (Mülga Maliye Bakanlığının) uygun görüşü bakımından incelenmesi;
3359 sayılı Kanun'un ek 9. maddesinin 07/09/2016 tarihli ve 29824 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 6745 sayılı Kanun’un 39. maddesi ile değişik son fıkrasında; birlikte kullanım ve işbirliğine ilişkin usul ve esaslar ile ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde döner sermaye gelirlerinden personele yapılacak ek ödemelere ilişkin diğer hususlar Maliye Bakanlığının ve Yükseköğretim Kurulunun uygun görüşü alınarak Sağlık Bakanlığı tarafından çıkarılan yönetmelikle belirleneceği hükmüne yer verildiği,
Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 15/01/2018 tarih ve E:2017/2233 sayılı ara kararı üzerine dosyaya sunulan bilgi ve belgelerden, Yönetmeliğin dava konusu maddelerine ilişkin olarak Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığınca uygun görüş verildiğinin anlaşıldığı, şekil unsuru yönünden hukuka uygun olduğu görülen Yönetmeliğin, dava konusu edilen kurallarının hukuka uygunluk denetimine geçildiği,
1-Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) ve (d) bentleri yönünden;
"Birlikte Kullanım" ve "Ek ödeme yönetmeliği" terimlerinin tanımın yapıldığı dava konusu düzenlemelerde, 3359 sayılı Kanun'un dayanak ek 9. maddesine, hukuka ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı,
2-Yönetmeliğin 5. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendi yönünden;
Dava konusu kuralın, birlikte kullanılacak sağlık tesislerinde sunulacak sağlık hizmetleri ile eğitim, araştırma ve uygulama hizmetlerinin daha verimli ve etkin yürütülmesi amacıyla düzenlendiği, üst hukuk normları ile kamu yararına aykırılık bulunmadığı,
3-Yönetmeliğin 7. maddesinin 1., 4. ve 5. fıkraları yönünden;
Sağlık tesislerinin birlikte kullanımına ilişkin protokollerin hazırlanması, imzalanması ve sürelerine ilişkin kuralların yer aldığı dava konusu kuralların; 3359 sayılı Kanun'un dayanak ek 9. maddesinde yer alan hükümlere uygun olarak, birlikte kullanılan sağlık tesislerinde sunulacak sağlık hizmetleri ile eğitim ve araştırma hizmetlerinin nitelikleri dikkate alınarak düzenlendiği, düzenlemelerde üst hukuk normları ile hukuka aykırılık bulunmadığı,
4- Yönetmeliğin 9. maddesinin 1. ve 2. fıkrası yönünden;
9. maddenin 1. fıkrasının, 3359 sayılı Kanun'un ek 9. maddesinde yer alan düzenlemelerin tekrarı niteliğinde olduğu,
9. maddenin 2. fıkrasının ise, mülga Yönetmeliğin aynı konuyu düzenleyen kuralının iptali, istemiyle açılan davada verilen yürütmenin durdurulması yolundaki kararın gerekçesi ile hukuka ve üst normlara uygun olduğu,
5- Yönetmeliğin 10. maddesi yönünden;
Birlikte kullanılan sağlık tesislerinde, Dekan tarafından program yöneticisi ve idari sorumlu görevlendirilmesi yolundaki dava konusu kuralların, birlikte kullanılan sağlık tesislerinde sunulan sağlık hizmetinin yirmi dört saat esasına göre kesintisiz olarak yürütülmesi ve verimlilik ölçütlerinin gerektirdiği yönetsel önlemlerin alınması, mevcut kaynakların müşterek ve verimli bir şekilde kullanılması amacıyla düzenlendiği, program yöneticisi ile idari sorumlunun görev alanları yönünden belirsizlik ve kesişme bulunmadığı, düzenlemelerde üst hukuk normlarına ve hukuka aykırılık bulunmadığı,
6- Yönetmeliğin 11. maddesinin 7., 8. ve 11. fıkraları ile maddenin tıp fakültesi adına Sosyal Güvenlik Kurumundan alınan geri ödemelerin aktarılmasına ilişkin kurallara yer verilmemesine ilişkin eksik düzenleme nedeniyle tamamı yönünden incelenmesi;
Birlikte kullanılan sağlık tesislerinin, 5510 sayılı Kanunun uygulaması bakımından statüsünün belirlendiği, bu tesislerin döner sermaye hesaplarının birleştirilmesi ve işletilmesi ile bu tesislerde çalışan personele yapılacak başta ek ödeme olmak üzere diğer mali haklara ilişkin kuralların düzenlendiği dava konusu kuralların üst hukuk normlarına, hukuka ve kamu yararına uygun olduğu,
7- Yönetmeliğin 12. maddesinin işbirliğine ilişkin uygulama işlemlerini göstermemesi nedeniyle tamamı yönünden;
Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşları ile Üniversiteler arasında, birlikte kullanım dışında eğitim, araştırma, sağlık hizmeti üretimi ve kamu sağlığını geliştirme alanlarında yapılabilecek işbirliğine ilişkin usul ve esasların belirlendiği dava konusu düzenlemelerin, 3359 sayılı Kanun'un ek 9. maddesinde yer alan kurallara uygun olduğu, işbirliğine ilişkin getirilen kurallarda üst hukuk normlarına ve hukuka aykırılık bulunmadığı,
8- Yönetmeliğin 13. maddesinin 1. fıkrası yönünden;
Dava konusu düzenlemenin, 3359 sayılı Kanun'un ek 9. maddesinde yer alan hükümlerin tekrarı niteliğinde olduğu, üst hukuk normlarına ve hukuka aykırılık bulunmadığı, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi yönünden, Yönetmelikte yer alan birlikte kullanıma ilişkin tanımın Kanun maddesinde yer alan tanım ile çeliştiği, tanımın tartışmaya yer vermeyecek şekilde açık ve belirli olması gerektiği, aksinin hukuk devleti ilkesine aykırı olacağı; 5. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendi yönünden, Yönetmelik maddesi ile Bakanlıkça belirlenmiş olan sağlık planlamalarının üniversitelerin standartlarını belirleyecek olmasının 2547 sayılı Kanun'a aykırı olduğu, düzenlemenin üniversitelerin özerkliğine aykırı olduğu, Sağlık Bakanlığı tarafından sağlık insan gücü, tıbbi hizmet birimleri ve cihaz dağılımı alanında bugüne kadar yapılmış herhangi bir planlamanın olmadığı, hal böyle iken dava konusu düzenleme ile üniversite sağlık uygulama ve araştırma merkezi yatırım taleplerinin henüz yapılmamış bir planlamaya bağlı kılınmasının hukuki güvenlik ilkesine aykırı olduğu; 7. maddesinin 1., 4. ve 5. fıkraları ile 13. maddenin 1. fıkrası yönünden, Kanunda protokol için herhangi bir süre öngörülmediği, Yönetmelik ile birlikte kullanım protokolleri için bazı süreler öngörülmesinin tıp ve tıpta uzmanlık eğitimi ile yükseköğretimin gerekleri ve idare hukuku ilkeleri ile bağdaşmadığı, tıp eğitimi, tıpta uzmanlık eğitimi, bilimsel araştırma ve uygulamaların süreklilik arz ettiği, bunların belli bir süre ile sınırlandırılmasının hizmet gereklerine aykırı olduğu, sürenin bitmesi halinde eğitim ve araştırma - uygulama faaliyetlerinin kesintiye uğrayacağı, ayrıca Yönetmeliğin 7. maddesinin 1. ve 4. fıkraları ile 13. maddesinin 1. fıkrasının birbiri ile çeliştiği, birbiri ile çelişen bu iki düzenlemenin belirsizlik yaratacağı, yetki karmaşasına sebebiyet vereceği, 9. maddesinin 1. ve 2. fıkraları yönünden, Yönetmeliğin tanımlar bölümünde Kurumun “Birlikte kullanım ve/veya işbirliği protokolü imzalanan kurum ya da kuruluşu” şeklinde tanımlandığı, bu tanımdan kurumun Bakanlık mı yoksa üniversite tıp fakültesi mi olduğunun anlaşılamadığı, düzenlemenin belirsizliğe yol açması sebebiyle hukuka aykırı olduğu, Kanunda birlikte kullanıma geçilen sağlık tesisinin başhekim tarafından yönetileceği düzenlenmişken, Yönetmeliğin 9. maddesinin 1. fıkrasında bu görevin hastane yöneticisine verildiği, 25/08/2017 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 694 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile hastane yöneticiliği kurumunun kaldırıldığı, Yönetmelik hükmünün uygulanabilirliğinin kalmadığı, 9. maddenin 2. fıkrasında sağlık tesisindeki her türlü sağlık ve destek hizmetinin, üniversite personelinin sağlık hizmeti sunumu da dâhil olmak üzere hastane yöneticisinin sorumluluğunda olduğunun düzenlendiği, Kanun maddesinde buna izin veren bir düzenleme bulunmadığı, söz konusu uygulama ile sağlık hizmeti sunumunun tıp fakültesinin işlevinin önüne geçilmesine neden olunacağı, getirilen düzenlemenin öğretim görevlilerini eğitim dışında sağlık hizmeti sunmaya yönlendirdiği, tıp fakültesinde önceliğin hizmet sunumuna kaydırıldığı, bunun da öğrencilerin önceliğini eğitim dışına yöneltmelerine neden olacağı, düzenlemenin hizmet gereklerine aykırı olduğu, çalışma barışını olumsuz etkileyeceği; 10. maddesi yönünden, eğitim ve sağlık hizmetinin birbirinden ayrı düzenlenmesinin tıp fakültesi uygulama araştırma merkezlerinin yükseköğretime yönelik işlevi ile örtüşmediği, 10. maddedeki düzenlemenin 2547 sayılı Kanun’daki yapılanmaya, Akademik Teşkilat Yönetmeliği ile belirlenen işleyişe aykırı olduğu, eğitim ve hizmetin birbirinden ayrılmasının mezuniyet öncesi ve sonrası tıp eğitimini olumsuz yönde etkileyeceği, eğitim programının uygulanması için dekan olurunun aranmasının bilimsel özerklik ile örtüşmediği, 3359 sayılı Kanun’un ek 9. maddesindeki eğitimin dekanın yetki ve sorumluluğunda yürütüleceği yönündeki düzenlemenin amacı aşacak şekilde geniş yorumlanmasının üst hukuk normuna aykırı olduğu; 11. maddesinin 7., 8. ve 11. fıkraları yönünden, 11. maddenin 7. fıkrasında yer alan düzenleme ile, tıp fakültesinin sağlık hizmet sunumu nedeniyle Sosyal Güvenlik Kurumundan alacağı hizmet bedelinin Sağlık Bakanlığınca alınacağı ve döner sermayeye aktarılacağı, Sağlık Bakanlığının döner sermaye gelirlerini nereye ve hangi ölçütlere göre dağıttığının belirsiz olduğu, Bakanlığın aldığı döner sermaye gelirini tıp fakültesine ne zaman ve nasıl aktaracağının da belirsiz olduğu, bu uygulamanın üniversitelerin mali özerkliğini ortadan kaldıracağı; 8. fıkrada, doğrudan gelir getirici faaliyeti olmayan öğretim üyelerinin kadro unvan katsayılarının puan üretme imkânı bulunanlarla neredeyse yarı yarıya düşük belirlendiği, temel bilimlerde görev yapan öğretim üyelerine ödenecek ek ödemenin azaltılması ile birlikte eğitimde temel bilimlerin yeri daraltılırken uygulamanın yerinin genişletilmesi sürecinin hızlanacağı, 11. fıkrada yer alan “Bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hallerde Ek Ödeme Yönetmeliği hükümleri esas alınır.” ifadesinin Anayasa’nın 130. maddesi ile 2547 sayılı Kanun’un 58. maddesini uygulanamaz hale getirdiği, düzenlemenin dayanağı kanun maddesi ile örtüşmediği; 12. maddesi yönünden, farklı kurumların eğitim anlayışlarında paralellik sağlamak, bilgi ve deneyim alışverişi yaparak bilginin paylaşılmasını ve hasta yararına en iyi şekilde kullanılmasını mümkün kılmak, eğitim amaçlı insan gücü değişimi yapmak, teknoloji ve araç-gerecin eğitim ve sağlık hizmeti alanında kullanılmasını sağlamak gibi amaçlarla yapılacak işbirliğine ilişkin kuralların Yönetmelikle gösterilmediği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Sekizinci ve Onuncu Daireleri Müşterek Kurulunca verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Sekizinci ve Onuncu Daireleri Müşterek Kurulunun temyize konu 30/03/2022 tarih ve E:2019/7059, K:2022/1728 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 11/10/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!