DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/1945 E. , 2024/5 K.
"İçtihat Metni"T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/1945
Karar No : 2024/5
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …Gıda Maddeleri Sanayi ve Ticaret A.Ş.
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onüçüncü Dairesinin 06/12/2022 tarih ve E:2016/475, K:2022/4603 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 03/01/2014 tarih ve 28871 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan II-17.1 sayılı Kurumsal Yönetim Tebliği'nin "Yatırımcı İlişkileri Bölümü" başlıklı 11. maddesinin ikinci fıkrası ile i-SPK.17.4. sayılı İlke kararında belirtilen nitelikleri haiz yatırımcı ilişkileri bölümü yöneticisinin süresi içerisinde görevlendirilmediğinden bahisle 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 103. maddesi uyarınca 308.408,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı Sermaye Piyasası Kurulu (Kurul) kararının ve anılan kararın dayanağı II-17.1 sayılı Kurumsal Yönetim Tebliği'nin "Yatırımcı İlişkileri Bölümü" başlıklı 11. maddesinin ikinci fıkrasının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onüçüncü Dairesinin 06/12/2022 tarih ve E:2016/475, K:2022/4603 sayılı kararıyla;
Dava konusu Kurumsal Yönetim Tebliği'nin 11. maddesinin ikinci fıkrasının (Yatırımcı ilişkileri bölümü yöneticisinin “Sermaye Piyasası Faaliyetleri İleri Düzey Lisansı” ve “Kurumsal Yönetim Derecelendirme Uzmanlığı Lisansı”na sahip olması, ortaklıkta tam zamanlı yönetici olarak çalışıyor olması ve kurumsal yönetim komitesi üyesi olarak görevlendirilmesi zorunludur. Şu kadar ki, menkul kıymet yatırım ortaklıklarında söz konusu personelin ortaklıkta tam zamanlı olarak çalışması zorunlu değildir. Yatırımcı ilişkileri bölümü yöneticisinin ve bu bölümde görev alan asgari bir kişinin adı, soyadı ve iletişim bilgileri ile bu bilgilerde meydana gelen değişiklikler Kurulun özel durumlara ilişkin düzenlemeleri çerçevesinde KAP’ta yayımlanır. Bölüm yöneticisinin görevinden ayrılması durumunda 30 gün içerisinde yeni bir kişinin görevlendirilmesi zorunludur.) incelenmesinden;
Sözlük anlamı ile "düzenli hâle koymak, düzen vermek, tanzim ve tertip etmek" olarak tanımlanan "düzenleme"nin, kamu hukukunda kural koyma ile eş anlamlı olduğu; "kural"ın ise; sürekli, soyut, nesnel, genel (kişilik dışı) durumları belirleyen ve gösteren bir içeriğe sahip olduğu; yasama organının yasama tasarrufları dışında, idare, Anayasa ve kanunlardan aldığı yetki ile, kural koyma (düzenleme yapma) yetkisine sahip olduğu, "kural işlemler"in (ya da diğer adıyla "genel düzenleyici işlemler"), üst hukuk kurallarına uygun olarak hukuk düzenine yeni kural getiren ya da mevcut bir kuralı değiştiren veya kaldıran tek yanlı idarî işlemler olduğu; düzenleme yetkisini kullanarak yönetmelik, tebliğ, genelge gibi genel düzenleyici işlemleri yapan idarenin bir işleminin düzenleyici nitelik taşıdığının kabul edilebilmesi için, söz konusu işlemin sürekli, soyut, nesnel, genel durumları belirleyen ve gösteren hükümler içermesi, başka bir anlatımla, belirtilen nitelikte kurallar konulmuş olmasının zorunlu olduğu, bu genel düzenlemelerin üst hukuk kurallarına aykırı hükümler içermemesi gerektiği,
Düzenleyici ve denetleyici kurumların, ilgili bulundukları piyasada düzenleme ve denetleme görevi üstlenmekte olduğu, bu kurumların temel işlevinin, toplumsal ve ekonomik hayatın temel hak ve özgürlükler ile yakından ilişkili alanlarındaki kamusal ve özel kesim etkinliklerini, birtakım kurallar koyarak düzenlemek, konulan kurallara uyulup uyulmadığını izlemek ve denetlemek olduğu; sermaye piyasası ile ilgili olarak kanuna aykırı olmayan düzenlemeler yapma yetkisine sahip olan davalı Kurulun, ilgili bulunduğu piyasada, 6362 sayılı Kanun'la kendisine tanınan yetkiyi dava konusu Tebliği çıkarmak suretiyle kullandığı,
İdarenin düzenleme yapma yetkisine sahip olduğu alanları düzenleyici işlemler ile objektif bir şekilde düzenlemesi gerektiği; idarenin, işlem tesis ederken kendisine Anayasa ve kanunlarla çizilen çerçeve içinde takdir yetkisini kullanması ve bu yetkisini kullanırken kamu hizmetinin gereklerini ve kamu yararını göz önünde bulundurması gerektiği,
6362 sayılı Kanun'un amacının, sermaye piyasasının güvenilir, şeffaf, etkin, istikrarlı, adil ve rekabetçi bir ortamda işleyişinin ve gelişmesinin sağlanması, yatırımcıların hak ve menfaatlerinin korunması için sermaye piyasasının düzenlenmesi ve denetlenmesi olduğu, Kurul'un düzenleme alanı özellik arz ettiğinden görev alanına giren konularda Kurul'a, kanunların gösterdiği sınırlar içerisinde ve kamu yararı çerçevesinde kullanılabilecek, hukukun genel ilkelerine ve yazılı üst hukuk kurallarına uygun olarak yürürlüğe konulacak ikincil düzenlemeler ihdas edebilme yetkisini de barındıran takdir yetkisi tanındığı; anılan Kanun'un 17. maddesinde halka açık ortaklıklarda kurumsal yönetim ilkeleri ile kurumsal yönetim uyum raporlarının içeriğine, yayımlanmasına, ortaklıkların kurumsal yönetim ilkelerine uyumlarının derecelendirilmesine ve bağımsız yönetim kurulu üyeliklerine ilişkin usul ve esasların Kurulca belirleneceği, Kurul'un bu yetkilerini halka açık şirketler arasında haksız rekabet ile sonuçlanmayacak şekilde ve eşit koşullardaki şirketlere eşit kuralların uygulanması prensibini göz önünde bulundurarak kullanacağı, Kurul'un payları borsada işlem gören halka açık ortaklıkların niteliklerine göre, kurumsal yönetim ilkelerine kısmen veya tamamen uymalarını zorunlu tutmaya, buna ilişkin usul ve esasları belirlemeye, verilen süre içinde uyum zorunluluğunun yerine getirilmemesi hâlinde uyum zorunluluğunun yerine getirilmesini sağlayacak kararları almaya ve buna ilişkin işlemleri resen yapmaya, herhangi bir süre vermemiş olsa dahi uyum zorunluluğuna aykırı işlemlerin hukuka aykırılığının tespiti veya iptali için her türlü teminattan muaf olarak ihtiyati tedbir istemeye, dava açmaya, açılan davada uyum zorunluluğunun yerine getirilmesi sonucunu doğuracak şekilde karar alınmasını istemeye, bu işlemlerin yerine getirilmesine ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkili olduğunun belirtildiği,
Tebliğ'de yatırımcı ilişkileri bölümünün başlıca görevlerinin, yatırımcılar ile ortaklık arasında yapılan yazışmalar ile diğer bilgi ve belgelere ilişkin kayıtların sağlıklı, güvenli ve güncel olarak tutulmasını sağlamak, ortaklık pay sahiplerinin ortaklık ile ilgili yazılı bilgi taleplerini yanıtlamak, genel kurul toplantısı ile ilgili olarak pay sahiplerinin bilgi ve incelemesine sunulması gereken dokümanları hazırlamak ve genel kurul toplantısının ilgili mevzuata, esas sözleşmeye ve diğer ortaklık içi düzenlemelere uygun olarak yapılmasını sağlayacak tedbirleri almak, kurumsal yönetim ve kamuyu aydınlatma ile ilgili her türlü husus da dahil olmak üzere sermaye piyasası mevzuatından kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilmesini gözetmek ve izlemek olarak sayıldığı,
Kurulca kurumsal yönetimin, anonim ortaklıkların idaresinde ve faaliyetlerinde söz konusu topluluğun haklarını gözeten, kâr elde etme ve ortaklarına dağıtma ana unsuru ve amacını taşıyan geleneksel yapılarının yanında pay sahipleri dahil tüm menfaat sahiplerinin haklarının korunmasını ve bu çerçevede söz konusu menfaat grupları arasındaki ilişkilere dair kuralların düzenlenmesini hedefleyen bir anlayış olduğu, kurumsal yönetim ilkelerini dikkate alan, kendini buna göre yapılandıran ülkelerin uluslararası rekabette ayakta kalabileceği, kurumsal yönetim ilkelerini uygulayan şirketlerin daha düşük sermaye maliyetiyle performanslarının arttığı, krizlere daha hızlı cevap verebildikleri, kaynaklarını daha etkin kullandıklarının gözlemlendiği, ilkelere uyum sağlayan şirketlerin uluslararası piyasalardan yabancı sermaye temininde daha geniş imkânlara sahip olacağı, bunun ise bir yandan Türk sermaye piyasasının rekabet gücünü ve yabancı yatırımcıların piyasalarımıza olan güvenini artıracak, diğer yandan da kaynakların etkin kullanımı ile ülke refahının artmasına katkı sağlayacağı, özellikle küresel piyasaları etkisi altına alan son finansal krizin kurumsal yönetimin her düzeydeki önemini bir kere daha ortaya çıkardığı, kurumsal yönetimin her şeyden önce bir kurumun faaliyetleri esnasında bir değer yaratması, bu değer yaratma süreci içinde yer alan tarafların sürece en etkin ve verimli şekilde iştirak etmeleri ve bunun sonucunda ortaya çıkan değerin hakkaniyete uygun bir şekilde paylaşılmasını teminat altına alacak mekanizmaların oluşturulması, kontrolü ve muhafazasıyla ilgili olduğu, bu nedenle gerek ulusal gerek uluslararası organizasyonların bu konudaki çalışmalarını hızlandırdığı, ilkelerin yürürlüğe konulduğu ilk yıllarda bazılarının yasal düzenlemeye kavuşturulduğu, bazılarının ise borsalara kote olma şartları arasında düzenlendiği, dünya ekonomisinde yaşanan gelişmelerin dinamik bir süreç olan kurumsal yönetim ilkeleri ile ilgili değişikliklere mümkün olan en kısa sürede intibak etme gereğini her zamankinden daha fazla hissettirdiği, özellikle Borsada işlem gören şirketlerin belirli niteliği haiz olanlarının belirli ölçülerde uyma zorunluluğu getirilmesinin hatta bunlara uymaya zorlayıcı bazı tedbirlerin alınmasının ülkemiz şirketlerini finansal kriz ortamında uluslararası boyutta rekabet edebilecek düzeye getirmek bakımından önemli bir adım olduğu, bu kapsamda 6362 sayılı Kanun'un 17. maddesi ve davaya konu Kurumsal Yönetim Tebliği ile, özellikle payları Borsada işlem gören şirketlerden, belirlenen nitelikleri açısından diğerlerinden ayrılan gruplarda yer alanların, Kurul tarafından yayımlanan Kurumsal Yönetim İlkelerine uyumunun zorunlu hâle getirilmesinin amaçlandığının belirtildiği,
Bu itibarla, Kurumsal Yönetim İlkelerinin amacı ile birlikte değerlendirildiğinde dava konusu düzenlemenin, Kurulca, kanunla verilen görev ve yetki çerçevesinde kurumsal yönetim ilkelerinin sağlanması amacına uygun olarak getirildiği anlaşıldığından, dava konusu düzenlenmede hukuka aykırılık bulunmadığı,
308.408,00-TL idari para cezası uygulanmasına ilişkin … tarih ve … sayılı Kurul kararının incelenmesine gelince:
Tebliğ'in 03/01/2014 tarihinde yürürlüğe girdiği, Geçici 1. maddesi ile 11. maddeye uyum sağlanması için 30/06/2014 tarihine kadar yaklaşık 6 aylık gibi bir süre verildiği, Kurulca Yatırımcı İlişkileri Bölümünün oluşturulmasına ilişkin borsa şirketlerinin durumunun değerlendirildiği toplantının 27/02/2015 tarihinde yapıldığı ve 30/06/2014 tarihinin üzerinden bu tarihe kadar yaklaşık 8 aylık bir süre geçtiği, söz konusu toplantıda şirketlerin mevzuata uyumu konusunda 30/06/2015 tarihine kadar ilave 4 ay kadar süre verildiği, 30/06/2015 tarihinde şirketlerden savunma istenildiği ve savunmaların değerlendirildiği 11/08/2015 tarihli toplantıya kadar da yaklaşık 40 günlük bir sürenin geçtiği, dolayısıyla davacı şirketten savunma talep edilen tarihe kadar yaklaşık 19 aylık bir süre geçtiği, ancak davacı şirket tarafından yatırımcı ilişkileri bölümü yöneticisinin görevlendirilmediğinin anlaşıldığı, davacı tarafından 06/11/2015 tarihli dilekçeyle, Tebliğ'in aradığı nitelikleri haiz adaylar ile görüşmelerinin devam ettiği, Kurul ve insan kaynakları hizmeti sunan özel kuruluşlar nezdinde, bu nitelikleri haiz adaylara ilişkin bir referans kaynak olmaması sebebiyle bu göreve uygun bir adayın henüz bulunamadığı, en kısa sürede istihdamı için gerekli tüm özen ve gayretin gösterilmekte olduğu, Kurul'un bilgisi dahilinde bu konu ile ilgili olarak başvurabileceği bir referans kaynak varsa bildirilmesi ve istihdam için süre verilmesinin talep edildiği iddia edilmiş ise de, Kurumsal Yönetim Tebliği uyarınca üçüncü grupta yer alan davacı şirketin yatırım ilişkileri bölümü yöneticisinin Sermaye Piyasası Faaliyetleri Düzey 2 Lisansı veya Kurumsal Yönetim Derecelendirme Lisansına sahip olmasının yeterli olduğu, 27/02/2015 tarihli Kurul İlke kararıyla Tebliğ çerçevesinde gerekli lisans şartını sağlayan bir kişinin, şirkette tam zamanlı çalışıyor olması zorunluluğunun ortadan kaldırıldığı ve davacının bu husustaki beyanlarını ilk olarak Tebliğ'e uyum zorunluluğu 30/06/2014 tarihine kadar iken bu tarihin üzerinden yaklaşık 17 ay sonra Kurul'a bildirdiği dikkate alındığında iddialarının yerinde olmadığı, dolayısıyla üst sınırdan idari para cezası uygulanmasına ilişkin dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, kanunla davalı idareye verilen yetkinin dava konusu düzenleme ile genişletildiği, davalı idarenin belirlediği kriterlere uygun nitelikte istihdam sağlanmasının fiili durumlar itibarıyla kolay olmadığı, tebliğ hükümleri ile şirketlere personel çalıştırma zorunluluğu getirilemeyeceği, idari para cezasının üst sınırdan uygulanmasının da geçerli hiç bir nedeni olmadığı, yatırımcı ilişkileri bölümü yöneticisinin görevlendirilmesinin gecikmesi nedeniyle herhangi bir yatırımcının zarara uğramadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Onüçüncü Dairesinin temyize konu 06/12/2022 tarih ve E:2016/475, K:2022/4603 sayılı kararının ONANMASINA,
3.Kesin olarak, 15/01/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!